Konya BAM 6. HD 2021/1719 E. 2023/1624 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2021/1719
2023/1624
13 Eylül 2023
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/04/2021
NUMARASI : Esas Karar
İSTİNAF EDEN
DAVACI :
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 13/09/2023
YAZIM TARİHİ : 14/09/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 27/04/2021 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maddi durumunun ve eğitim seviyesinin hayat standartlarına uygun kırsal kesim vatandaşlarından olduğunu, davalı bankanın davacı müvekkili aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve müvekkiline ödeme emri gönderdiğini, ödeme emrine dayanak senedin 10/06/2019 vade tarihli 400.000,00-TL bedelli bono olarak tarif edildiğini, ekli senet fotokopisi incelendiğinde belgenin maktu banka evrakı olduğunu, dava dışı ...'e kefil statüsünde evrak olduğunu, miktarın önceden yazılan form evrak niteliğinde olduğunu, vade tarihinin diğer elle yazılı kısımlar ile uygunluk göstermediğinin görüldüğünü, Konya .. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasında yine dava dışı ... ve ... aleyhine İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takip başlatıldığını ve takip borçluları aleyhine örnek no:6 icra emrinin gönderildiğini, icra emrinde aynen Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresinin yazıldığını, davalı bankanın ipotekle teminat altına aldığı bir alacaktan dolayı ipotek tarafı olmayan bir kişiyi kambiyo senedi ile kefil yaptığını, kambiyo senedini teminat olarak aldığını, rehinle teminat altına alınmış bir alacaktan dolayı teminat olarak alınan senet kullanılarak önce kambiyo senedine mahsus icra takibi yaptığını, Konya ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasında ipotek senedi, kredi sözleşmesi, faiz gibi kambiyo ilişkisine girmeyen hususların kambiyo senedine yansıtıldığını, işbu dosyaya konu belgenin bir teminat senedi olduğunu, teminata ilişkin hükümler gereği davacı müvekkiline icra takibi yapılmasının kanuna aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle haklı, süresinde ve usulüne uygun olarak açtıkları davanın kabulü ile davacı müvekkili ....'ün Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ipotek ile teminat altına alınan alacaktan dolayı kendisinin kambiyo senedi ile kefil olduğunu, ipotekle teminatlandırılmış olan alacaklının öncelikle ipotek takibi yapması gerektiğini, bu nedenle Konya .. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, davacı borçlunun dava dilekçesinde müvekkili bankaya borcunun bulunmadığını ileri sürmediğini, aksine müvekkili ile arasında borçlandırıcı işlemin varlığını ikrar ettiğini, öncelikli olarak kambiyo takibi yoluna başvurulmuş olması yönünde iddialarda bulunduğunu, bu durumda davacının borçlu olmadığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının takibe konu edilmiş olan bononun teminat olarak alındığını iddia ettiğini, kural olarak bononun illetten mücerret kayıtsız ve şartsız borç ikrarı içeren bir belge olduğunu, bononun teminat olarak verildiğinin kabul edilebilmesi için yazılı bir sözleşme ve delil ibraz edilmesi gerektiğini, davacı iddiasının ise soyut bir iddiadan öteye geçmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının iddia ettiği gibi takip konusu bononun kredi sözleşmesi kapsamında düzenlenmiş olduğu düşünülecek olsa bile, bu hususun bononun kayıtsız şartsız bir borç ikrarı içermesi niteliğine halel getirmeyeceğini, davaya konu bono rehinli alacağa ilişkin düzenlenmiş olsa dahi borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılmasında herhangi bir engelin bulunmadığını, davacının bir diğer iddiasının da Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine konu alacak kalemlerine ilişkin olduğunu, ancak huzurdaki davanın Konya .. İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasına yönelik ikame edilmiş olan bir menfi tespit davası olduğunu, bu durumda dava konusu olmayan icra takip dosyasına ilişkin iddiaların işbu dava kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının iddia ettiği gibi bononun ipoteğin teminatı olarak verildiği düşünülecek olsa dahi alacaklının öncelikli olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine geçmesi gibi bir zorunluluğunun bulunmadığını, tüm bunların yanında davacı taraf icra takibine konu bonoda avalist sıfatına sahip olup, avalist sıfatıyla borç sorumluluğunun mevcut olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, kötü niyetli davacının İcra İflas Kanunu gereğince tazminata mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince "... Dosya kül halinde değerlendirildiğinde her ne kadar davacı vekili tarafından Konya .. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yapılan takipten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddia edilmiş ise de yapılan yargılama tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporuna göre kullanılan kredide dava dışı ... ve müteselsil kefil davacı ...'ün imzasının bulunduğu, kefalet yükümlülüklerinin sözleşmenin 33. maddesinde düzenlendiği, kefil sorumluluğunun müşteri için açılan bütün krediler için geçerli olduğu, sözleşmenin 17. maddesine göre kredinin teminat karşılığı kullandırılacağının ifade edildiği, teminatın banka tarafından uygun görülecek ipotek, rehin, senet, emtia vb. olarak sayıldığı, dolayısı ile bu madde mucibince de kredi için hem ipotek alınmasının hem de senet alınmasının mümkün görüldüğü, bankaya olan borçların da ödenmemiş olduğu anlaşılmış olmakla ispatlanamayan davanın reddine ..." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu yapılan ve sebepleri kanuni dayanakları ile gösterilen hususlardan mahkemenin aksini bir değerlendirme ya da dayanak göstermeden davanın reddine karar verdiğini, dava dilekçesinde davalı bankanın ipotekle teminat altına aldığı bir alacaktan dolayı ipotek tarafı olmayan bir kişiyi bu kerre kefil yaptığının, kambiyo senedini davalı tarafın da açıkladığı üzere ve kabulü ile teminat senedi olarak aldığının, rehinle teminat altına alınmış bir alacaktan dolayı teminat olarak alınan senet kullanılarak önce kambiyo senedine mahsus icra takibi yapıldığı, dahası ipotek senedi, kredi sözleşmesi, faiz gibi kambiyo ilişkisine girmeyen hususların, kambiyo senedine yansıtılmak suretiyle kambiyo güvencesi adı altında icra takibine sokulduğunun anlaşıldığını, İİK 45/1 ve TTK kambiyo senetlerine özgü nitelik ve özelliklerine aykırı davranıldığını, BK ilgili teminat, kefalet gibi hükümlerine aykırı davranıldığını, davalının kambiyo güvencesi adı altında kambiyo güvencesi kapsamına girmeyen konuları ve miktarı devlet eliyle ya da kamu eliyle tahsil ettiğini, yeterli hukuksal donanımı olmayan bilirkişi raporunda da kısmen kambiyo senetleri kapsamında güvence dışı bırakılan miktarın kambiyo senedine yansıtıldığının görüldüğünü, davanın reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığını belirterek istinaf talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; Menfi Tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Davalı banka ile dava dışı ....arasında 21.02.2017 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığı, kredi limitinin 400.000,00-TL olduğu, sözleşmede davacının müteselsil kefil olarak yer aldığı, banka tarafından dava dışı asıl borçlu ....'ün hesaplarının 10/06/2019 tarihi itibarı ile kat edildiği ve borçlu ...., ipotek borçlusu dava dışı .... ve davacı kefil ....'e hitaben kat ihtarı gönderildiği, ihtarnamede gösterilen borçların tamamı için dava dışı asıl borçlu ... ile ...aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile Konya .. İcra müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile 21/02/2017 tanzim, 10/06/2019 vadeli 400.000,00-TL'lik bonoya istinaden 19/07/2019 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla 273.917,18-TL alacak için takip başlatıldığı, daha sonra aynı borçlar için dışı asıl borçlu ...ile dava dışı ipotek borçlusu... aleyhine Konya .. İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyası ile 26/07/2019 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı, görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK):
MADDE 702- (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
(2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.
(3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder.
HGK'nun 2022/11-221 E. - 2023/134 K.sayılı kararında da ifade edildiği üzere aval;
TTK’nın 700 üncü maddesine göre poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir nevi kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Ali Bozer, Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2017, s. 161).
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 700 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir. Bu şekilde poliçe borçlularından biri lehine aval verilmek suretiyle poliçenin ödenmesi güvence altına alınacağından o poliçenin tedavülü kolaylaştırılmış olur (Bozer, Göle, s. 161 ).
Türk Ticaret Kanunu’nun avalin şekline ilişkin 701 inci maddesinde; aval şerhinin poliçe veya alonj üzerine yazılacağı; avalin “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edileceği ve aval veren kişi tarafından imzalanacağı; muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı; kimin için verildiği belirtilmemişse avalin düzenleyici için verilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Aval veren ile aval verilen arasındaki teminat bağı avali özellikli bir taahhüt hâline getirmektedir. Bu nedenle avale ilişkin şekil koşulları TTK'nın 701 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Poliçenin ön yüzüne atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtilmez ise aval düzenleyici için verilmiş sayılır.
Avale ilişkin hükümler TTK’nın 778 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bonolar hakkında da uygulanır. TTK’nın 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ile aynı Kanun'un 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken TTK’nın 701 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, poliçenin ön yüzüne düzenleyen tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK’nın 700 üncü maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır.
Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile fer'î nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. TTK’nın 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 2017/(19)11-3091 Esas, 2021/965 Karar; 06.10.2020 tarihli ve 2017/12-268 Esas, 2020/729 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup; takip, davacının avalist olduğu bonoya dayanılarak yapılmıştır. Davacı, davalıdan kredi kullanan dava dışı borçlunun kredi borcuna müteselsil kefil olduğu, borçlu hakkında ipotek takibi de bulunduğunu, bononun belirtilen kredi borcuna teminat olarak alındığını, bononun bedelsiz olduğunu, iddia etmiş, bonoda bulunan imzasına itiraz ileri sürmemiş, bononun bedelsizliğini de yazılı delille ispat edememiştir. Davalı ise dava konusu icra takibinin bonoya dayalı olarak yapıldığını savunmuştur. Davacı takibe konu bonoyu avalist sıfatıyla imzalamış olup, mülga 6762 sayılı TTK’nun 614 maddesi ve yürürlükteki 6102 sayılı TTK’nun 702. maddesi uyarınca avalist asıl borçlu gibi sorumlu olduğundan (benzer nitelikte Y.11 HD'nin 2020/6069 E. - 2021/3215 K. Sayılı kararı), ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereği esas yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL karar ve ilam harcının davcıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücret. i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
-
İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
-
Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 13/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
e-imzalıdır
e-imzalıdır
e-imzalıdır
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:05:42