SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 3. HD 2024/577 E. 2024/791 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/577

Karar No

2024/791

Karar Tarihi

30 Nisan 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 30/04/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 14/12/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI : 1-

: 2- Kendisine Asaleten, 'ye Veraseten

VASİ :

VEKİLİ : Av.

DAVALI :

VEKİLİ : Av.

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/04/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davalı sigorta şirketi nezdinde ... numaralı zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ....'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı araç 15.09.2021 tarihinde Akseki istikametinden Manavgat istikametine doğru seyir halinde iken karşı yönden gelmekte olan ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile karşılıklı çarpışması sonucu ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, oluşan bu kazada davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan ....'in, aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiğinden kazaya sebebiyet verdiğini, oluşan bu kazada araç sürücüsü .... ve eşi ...'nin hayatını kaybettiğini, yine aynı araçta birlikte seyreden çocuklar ... ve ...'nin yaralandığını, meydana gelen bu trafik kazasında araç sürücüsü .... aleyhine asli kusur verildiğini, ....'nin, KTK 52/1-B uyarınca aracının hızını, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uymadığından direksiyon hakimiyetini kaybederek kazaya sebebiyet verdiğini, aynı araçta seyir halinde bulunan eşi ... vefat etmiş olup, çocukları ... ve ...'nin yaralandığını, araç sürücüsü dışında ..., ... ve ...' nin kusurlarının bulunmadığını, annelerini de kazada kaybeden küçükler anne desteğinden mahrum kaldığını, ... ve ..., kaza sonrası dönemde hem malül hem de anne babasız büyümek zorunda kaldıklarını, bu sebeple çalışan anne ...' nin desteğinden mahrum kaldıkları için destekten yoksun kalma tazminatı; yine kaza sebebiyle malül kaldıkları için kalıcı sakatlık, geçici iş görememezlik, tedavi ve bakıcı giderleri ve cenaze giderleri yönünden 11.01.2022 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, buna istinaden davalı şirketi nezdinde... numaralı dosya açıldığını, ancak yapılan idari başvuru ve arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek ; davanın kabulü ile ; küçük ...' nin malüliyet oranlarınının belirlenerek kalıcı iş göremezlik gelirinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçük ...' nin malüliyet oranlarınının belirlenerek geçici iş göremezlik gelirinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçük ... için şimdilik 100 TL sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe teminat limitleriyle sınırlı kalmak üzere faturalandırılmış ve faturalandırılamamış (...' nin görme kaybı yaşaması, ağızdan beslenememesi gibi nedenlerle tedavisi ve hayatını idame ettirebilmesi için birtakım ilaçlar ve cihazlar tedarik edildiğinden) tedavi giderlerinin ( sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçük ... için şimdilik 50 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe teminat limitleriyle sınırlı kalmak üzere (...' nin görme kaybı, ağızdan beslenememesi sebebiyle bakıcaya ihtiyaç duyduğundan) bakıcı giderlerinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçükler ... için, müteveffa anne ...' nin desteğinden yoksun kaldığından fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçük ...' nin maluliyet oranlarının belirlenerek kalıcı iş göremezlik gelirinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçük ...' nin malüliyet oranlarının belirlenerek geçici iş göremezlik gelirinin tespiti ile fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçük ... için şimdilik 100 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe teminat limitleriyle sınırlı kalmak üzere faturalandırılmış ve faturalandırılamamış (Bacağında oluşan sakatlık nedeniyle) tedavi giderlerinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçük ... için şimdilik 50 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe teminat limitleriyle sınırlı kalmak üzere bakıcı giderlerinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, küçükler ... için, müteveffa anne ...'nin desteğinden yoksun kaldığından fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, cenaze ve defin giderleri için fazlaya dair haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 50 TL olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere davalı sigorta şirketinden alınarak davacılara verilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davada zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının tespit edilip, davanın zamanaşımı itirazlarının dikkate alınarak reddinin gerektiğini, davacı yanın, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapmadığını, bundan ötürü işbu davanın dava şartı yokluğundan dolayı reddedilmesi gerekirken, davanın kabulü usul yönünden hukuka aykırılık teşkil edeceğini, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep haklarının bulunmadığını, müteveffanın ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespitinin gerektiğini, müteveffanın hatır taşıması ile seyahat eden 3. kişi olup, bundan ötürü tazminata hükmedilecek olsa dahi yüksek mahkemenin istikrar kazanmış içtihatları çerçevesinde tazminat hesaplamasında hakkaniyet indiriminin yapılmasının gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, destekten yoksunluk tazminatı hesaplaması için mahkeme tarafından gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması gerektiğini, davacılar tarafından destekten yoksun kaldıkları makul ve muteber delillerle ispatlanmasının gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 13.03.2021-13.03.2022 tarihleri arasında ... Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik Sigortası) Sigorta Poliçesi ile .... adına sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluğumuz sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin, sigortalısının kusuru oranında tazminat ödemesi yapmakla yükümlü olduğundan davacılar tarafından öncelikle ... plakalı araç sürücüsünün başvuru konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispat edilmesinin gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken; bilinen ücret, belirlenebilir bir ücret bulunmaması halinde asgari ücret olarak hesaplamaya esas alınmasının gerektiğini, davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini, dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatı hesabının, sigorta aktüerleri yönetmeliği uyarınca hazine müsteşarlığınca yetkilendirilen aktüerler listesine kayıtlı, lisanslı aktüerler tarafından ve TRH 2010 ulusal mortalite tablosunda yer alan verilere göre %1,8 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, kaza oranlarının tespiti yönüyle adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi'nden rapor alınmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere, davacının sürekli sakatlık durumu Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden alınacak rapor ile ispatlanmasının gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları'na göre; maluliyet oranının kesin olarak saptandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde geçici iş göremezliğe ilişkin talepler poliçe kapsamında olmayıp, müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, buna ilişkin talepler bakımından Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunun bulunduğunu, yaralanan ve/veya maluliyetinin olduğunu iddia eden davacıların ortaya çıkan sonuçta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarının mahkemece tespitinin gerektiğini, davacı yanını hatır taşıması ile seyahat eden 3. Kişi olduğunu, bu hususta tarafların, yargılama sürecinde herhangi bir itiraz ileri sürmediklerini, ... ve ... ile müvekkili şirketin işbu kaza kapsamında sorumluluğunun, KTK m.87 uyarınca genel hükümlere tabi olduğunu, davacının ancak yasal faiz talep edebileceğini belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yan üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında ... plakalı otomobilin sürücüsü ....' nin %100 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'nin yaralanmasının %100 oranında kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, ömür boyu bakıcıya muhtaç olduğu, ...'nin yargılama devam ederken vefat ettiği ve geriye mirasçı olarak diğer davacıyı bıraktığı, ...'nin (mirasçılarının) destekten yoksun kalma zararının 9.905,70 TL, sürekli iş göremezlik zararının 125.356,26 TL, bakıcı gideri zararının 149.467,95 TL, tedavi gideri zararının ise 50.000,00 TL olduğu, davacı ...'nin yaralanmasının kalıcı sakatlık niteliğinde olmadığı, geçici iş göremezlik süresinin ise 4 ayı bulacağı, bu zaman zarfında bakıcıya muhtaç olduğu, tedavi giderlerinin ise 4.000 TL olacağı, davacı ...'nin talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminat tutarının 152.683,72 TL, geçici iş göremezlik tazminatının 11.078,27 TL, bakıcı gideri tazminatının 15.023,25 TL ve tedavi gideri tazminatının ise 4.000,00 TL olduğu sonucuna varılarak TALEPLE BAĞLILIK İLKESİ DE GÖZETİLEREK kendisine asaleten müteveffa ...'ye veraseten davacı ...'nin davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve;

...'NİN DAVA DEVAM EDERKEN ÖLMESİ NEDENİYLE DAVACI ...'YE VERASETEN İNTİKAL EDEN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, ...'nin vefatı nedeniyle müteveffa ...'nin uğradığı destek zararından dolayı 9.905,70 TL destekten yoksun kalma tazminatı, müteveffa ...'nin yaralanmasından kaynaklı zararından dolayı 45.255,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 63.053,30 TL bakıcı gideri tazminatı ve 100,00TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 118.314,76 TL tazminatın 300,00 TL'lik kısmının 26/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 118.014,76 TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 22/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak veraseten davacı ...'ye verilmesine, geçici iş göremezlik tazminatı, defin ve cenaze masrafı istemlerinin ayrı ayrı reddine,

DAVACI ...'NİN MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, ...'nin vefatı nedeniyle uğradığı destek zararından dolayı 152.683,72 TL destekten yoksun kalma tazminatı, ...'nin yaralanmasından kaynaklı zararından dolayı 11.078,27 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 15.023,25 TL bakıcı gideri tazminatı ve 100,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 178.885,24 TL tazminatın 300,00 TL'lik kısmının 26/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 178.585,24 TL'lik kısmının ise ıslah tarihi olan 22/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı, defin ve cenaze masrafı istemlerinin ayrı ayrı reddine," şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı ... Sigorta A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; çocuk ... için geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının kaza tarihi itibariyle 11 yaşında olup geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğini,... için yapılan maluliyet tespitinin çocuklar için özel gereksinim değerlendirilmesi hakkında yönetmelik esaslarına göre yapılması gerektiğini, yaralananın çocuk olması sebebiyle 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerinin dikkate alınarak yapılması gerektiğini, davacılar tarafından dosyada iddia edilen bakıcı giderine dair herhangi bir ödeme dekontu, fatura vb bir somut belge sunulmadığını, davacıların bakıcı gideri tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken ZMMS Genel Şartlara göre belirlenmesi gerektiğini, davacılara ödenen veya ödenmesi gereken tazminatlar ile SGK tarafından yapılan ödemelerin hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, müvekkili şirket tarafından dava konusu kazaya ilişkin 133.000,00 TL tutarlı ödeme yapıldığını ancak bu ödemenin mahsup edilmediğini, mahkeme kararının kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava; ölümlü, yaralanmalı trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma, geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin maddi tazminat istemine ilişkindir.

  1. Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede :

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.

Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.

Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”

Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.

Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.

Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.

Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.

Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından;

Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmemktedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları.

Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.

Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre daha önce rapor tanzim eden maluliyet ve tazminat bilirkişilerinden yukarıdaki esaslara uygun ek rapor tanziminin istenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.

2. Kusur itirazının incelenmesinde:

Olaya ilişin tutulan kaza tespit tutanağı ceza yargılamasında alınan kusur raporu ve mahkemece alınan raporun birbiri ile ve olayla uyumlu olduğu müteveffa sürücü .... %100 kusurlu olduğu anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.

3.  18 yaşından küçüklük nedeni ile Geçici iş göremezlik tazminatı verilip verilmeyeceği hususunda istinaf itirazının değerlendirilmesinde :

Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar 6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir.

Davacı olay tarihinde 11 yaşında olup 4 ay geçici işgöremezlik süresi belirlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacı her ne kadar 7 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmelidir. (Aynı yönde) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/9064 E- 2014/8672 K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamı.) Bu nedenle aktuerya raporunda bu yönden bir eksiklik bulunmadığı itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

4. Sgk ödemesi itirazının incelenmesinde :

Mahkemece SGK' ye müzekkere yazıldığı, davacılara yapılan ödeme olmadığı anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1. a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

  2. Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

    1. İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatırana iadesine,

    2. Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

    3. İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

    4. Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

  3. Konya .. İcra Dairesinin.... Esas sayılı dosyasına davalı ... Sigorta A.Ş tarafından sunulan; Tc Zıraat Bankası / Nalcacı Şubesine ait 10/01/2024 tarih, ... numaralı, 438.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,

HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.30/04/2024

Başkan

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Katip

e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Tazminathukukkişiyetazminatintikal(ÖlümmaddidevamreddiaçılandavacıAçılanbağlılıkVeolmakvurgulandığıişletenverasetendurumundauygulanacakederkennedeniyleZarartalepleüzeredavalıilkesikonyaölmesigerkçesindevekiligözetilerekCismanikısmenfiiliolmasıdavasınınkabulilgiliyapankesinSebebiyleiptalnumarasıdairesiyönelikTazminat)sigortanın

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim