SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/705

Karar No

2024/1612

Karar Tarihi

30 Eylül 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 30/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 28/11/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI : ... - (T.C. No: ...)

VEKİLİ :Av. ....

DAVALI : ...

VEKİLİ : Av. ...

DAVA :Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/09/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/09/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 28.09.2017 tarihinde dava dışı sigortalı araç sürücüsü ........ idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile Hatip Caddesini takiben seyredip Akasya Sokak Kavşağından sola dönüş yaparak yolun karşı tarafına geçmek istediği sırada, aracının sağ yan kısımları ile karşı istikametten gelen ve doğru seyreden sürücü ... yönetimindeki tescilsiz motorlu bisikletin ön kısmı ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, motorlu bisiklette yolcu olarak bulunan müvekkili ...'ın ağır şekilde yaralanmasına ve çalışma gücünü kaybederek sürekli sakat hale gelmesine neden olduğunu, sürücü ........ hakkında, taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılması talebi ile Konya .. Asliye Ceza Mahkemesinin ...Esas ve ....Karar sayılı dosyasında açılan kamu davasının, mahkumiyeti ile sonuçlandığını ve kesinleştiğini, kazaya karışan ve Hacer Bozoğlu adına kayıtlı ...plakalı otomobilin, ... Sigorta A.Ş. tarafından 2018-2019 vadeli ve ... nolu Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığından, sigortacı sıfatı ile davalının sorumluluğuna gidildiğini, müvekkilinin kaza sonrasında Meram Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi gördüğünü ve ameliyat olduğunu, müvekkili davacının 15.11.2003 doğumlu olup kaza tarihinde işçi olarak çalışıp gelir elde ettiğini, mevcut yaralanması nedeni ile uzunca bir süre tedavi gördüğünü, yaralanmasına bağlı olarak sağ ayağını kullanamaz hale geldiğini ve vücudunun muhtelif yerlerinde derin yara izleri oluştuğunu, ayrıca efor kaybına uğrar şekilde çalışma gücü azalarak sürekli sakat hale geldiğini, tedavi ve iyileşme süresinde yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya muhtaç kalması sonucu bakıcı gideri zararının olduğunu, tedavisi için SGK tarafından karşılanmayan ve fatura edilemeyen kaçınılmaz tedavi giderleri de yapıldığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97 ve 99/1 maddeleri gereğince davalı ... şirketine yazılı başvuru yapıldığını, ancak herhangi bir tazminatın ödenmeyeceğinin bildirildiği, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını belirterek; geçici iş göremezlik süresinde uğradığı maddi zararı, sürekli sakatlığı nedeni ile uğradığı maddi zararı, tedavi ve iyileşme süresinde bakıcı giderinden doğan maddi zararı, SGK'nın sorumluluğu kapsamında olmayan kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararı olmak üzere şimdilik 20,00 TL maddi tazminatın, kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak talebimizin reddedildiği 07.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, dava şartı arabuluculuk faaliyeti ile açılan eldeki dava yönünden; arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması nedeni ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 16/2-c maddesi gereğince 750,00TL maktu arabuluculuk faaliyeti vekâlet ücreti ile yargılama giderleri ve ilam vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Davacı tarafça tam ve eksiksiz şekilde müvekkili sigortaya başvuru yapılmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının kaza nedeniyle maluliyetinin husule gelmemiş olması nedeniyle müvekkilinin tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, davaya konu kazaya karışan .......... plaka sayılı aracın müvekkili .... Sigorta A.Ş. nezdinde .... numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 11/03/2017-11/03/2018 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince dava konusu zarara ilişkin olarak sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber söz konusu kazada öncelikle kusur durumunun net ve kesin olarak tespitinin gerektiğini, davacının sigortalıları araç sürücüsüne raci kusur ve zararının kanıtlamasının gerektiğini, davacının Konya Beyhekim Devlet Hastanesi'nden alınan 25.09.2018 tarihli sağlık kurulu raporunda davacının maluliyeti bulunmadığı tespit edilmiş olup, davanın bu sebeple reddi gerektiğini, davacının maluliyetine ilişkin yeniden rapor alınması halinde poliçe genel şartları gereği özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmeliğe uygun olarak düzenlenen bir rapor alınmasının gerektiğini, trafik sigortası genel şartlar hükümlerinde açıkça görüldüğü üzere, kazazedenin sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi sürecinde ortaya çıkan bakıcı giderlerinin tedavi gideri kapsamında olup , bu hususta sorumlu kurumun SGK olduğunu, davacının olay tarihinde 18 yaşından küçük olup geçici işgöremezlik tazminatı hesabı yapılmamasının gerektiğini, davacının kask takmadan yolculuk yapmış ise tehlikenin farkında olmasına rağmen binerek kendi can güvenliğini tehlikeye attığından, müterafik kusuru bulunmakta olup , bu nedenle tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini, davacı vekilinin arabuluculuk faaliyet ücretini müvekkili şirketten talebinin hatalı ve haksız bir talep olup reddinin gerektiğini, bu ücretin davacı ile vekili arasındaki sözleşmesel ilişkiye bağlı ödenecek bir ücret olup, müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, bu nedenle mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olmasının gerektiğini belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; " Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 28.09.2017 tarihinde dava dışı sigortalı araç sürücüsü ........ idaresindeki ......... plaka sayılı otomobili ile Hatip Caddesini takiben seyredip Akasya Sokak Kavşağından sola dönüş yaparak yolun karşı tarafına geçmek istediği sırada, aracının sağ yan kısımları ile karşı istikametten gelen ve doğru seyreden sürücü ... yönetimindeki tescilsiz motorlu bisikletin ön kısmı ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında, motorlu bisiklette yolcu olarak bulunan davacı ...'ın yaralandığı, dava konusu trafik kazasının sigortalı araç sürücüsü ........... ile tescilsiz motosiklet sürücüsü ...'in kusurlu hareketleri sonucu meydana geldiği, tescilsiz motosiklette yolcu olarak bulunan davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, kazaya karışan ....... plaka sayılı aracın davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde ....... numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 11/03/2017-11/03/2018 tarihleri arasında sigortalı olduğu, davacı tarafın kaza nedeniyle oluşan maddi zararlarının tazmini bakımından davalı ... şirketine müracaatta bulunduğu, ancak davacıya herhangi bir ödemenin yapılmadığı, davacı tarafın trafik kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık) oranının %10,3 olduğu, mevcut arızasının iyileşme süresinin 4 ayı bulacağı, bu süre zarfında geçici iş göremez olduğu, SGK tarafından karşılanmayan ve fatura edilemeyen kaçınılmaz tedavi giderlerinin 2.000,00 TL olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 2 ayında bir başkasına bakımına ihtiyaç duyacağı, Adli Tıp Kurumundan alınan rapora göre; ...kask ve diğer koruyucu donanımları kullanımın zararın oluşumu, azalması veya artmasına olan etkisinin kesin olarak bilinemeyeceği yönünde tespitte bulunulduğu, ceza dosyası içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, kaskın takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlendiğinden, davacının kaskının takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatının davalı taraf üzerinde bulunması nedeniyle müterafik kusur indiriminin yapılmadığı (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesinin .... Esas .... Karar Sayılı ilamı), kaza esnasında davacının bindiği motosiklet sürücüsünün ehliyetinin bulunmaması nedeniyle ve davacının bunu bilebilecek durumda olduğu kanaatine varılmakla %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmış, hesaplanan maddi zararın davalı ... tarafından temin edilen Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesinin teminat limiti dâhilinde olduğundan, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı ... şirketinin ZMMS poliçesi kapsamında sorumluluğunun bulunduğu kabul edilerek davacının davasının kısmen kabulü ile; 28/09/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 140.505,77 TL sürekli iş göremezlik zararı, 5.801,36 TL geçici iş göremezlik zararı, 2.808,12 TL bakıcı gideri zararı, 2.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan ve belgelenemeyen kaçınılmaz tedavi gideri zararı olmak üzere toplam 150.559,03 TL’den, davacının bindiği aracın sürücüsünün, sürücü ehliyetinin olmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılması ile 120.447,22 TL maddi tazminatın, davalı ... şirketinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına geçerli teminat limitleri ile sınırlı olarak, 07/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiş olup;

Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; 28/09/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 140.505,77 TL sürekli iş göremezlik zararı, 5.801,36 TL geçici iş göremezlik zararı, 2.808,12 TL bakıcı gideri zararı, 2.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan ve belgelenemeyen kaçınılmaz tedavi gideri zararı olmak üzere toplam 150.559,03 TL’den, davacının bindiği aracın sürücüsünün, sürücü ehliyetinin olmaması nedeniyle %20 müterafik kusur indirimi yapılması ile 120.447,22 TL maddi tazminatın, davalı ... şirketinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına geçerli teminat limitleri ile sınırlı olarak, 07/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,

FAZLAYA İLİŞKİN İSTEMİN REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı lehine kazanılmış hak oluştuğundan bahisle istinaf kaldırma kararı öncesi hükme esas alınan aktüerya raporunun düzenlendiği 24/08/2020 tarihindeki verilerek göre yapılan tazminat hesabına itibar edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkilin, tescilsiz motorlu bisiklet sürücüsü ...’in, sürücü belgesi bulunmadığını bilmeden araca bindiği ve yolculuk ettiği dikkate alınarak bu nedene dayalı müterafik kusur indirimi yapılmaması gerekirken, müvekkilin, sürücü İsmail'in, sürücü belgesini bilebilecek durumda olduğundan bahisle müterafik kusur indirimi yapılmasının hatalı olup, kararın kaldırılması gerektiğini, toplam tazminat miktarı 151.115,25TL olduğu halde 150.559,03TL olarak kabul edilmesi, 44,40TL başvuru harcının tamamının tahsili yerine yargılama giderine ilave edilerek eksik tahsiline karar verilmesi, müterafik kusur indirimi yapıldığında, davalı lehine vekalet ücreti verilmeyeceği ve yargılama gideri ile arabulucu ücretinin orantılanamayacağının gözetilmemesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında verilen 28/11/2023 tarihli kararın, hukuka ve kanuna, usul ve esasa, hakkaniyete ve hukukun temel ilkelerine aykırı olması nedeni ile kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; konu dosyada istinaf itirazlarının kabul edilerek BAM tarafından verilen kaldırma kararına istinaden tekrar hesap raporu alınmış olmakla, bilirkişi tarafından usuli kazanılmış haklar gözetilerek 2020 yılı verileri ve 2023 verileri ile ikili hesap yapılmasının kabul edilemeyeceğini, davacının kaza tarihinde 18 yaşından küçük olup, geçici iş göremezlik zararının oluşmasının mümkün olmadığını, olay tarihinde 18 yaşından küçük olan davacınını ekonomik kazanç elde edeceği düşünülerek geçici iş göremezlik tazminatının talep edilemeyeceğini, raporda belirtilen bakıcı gideri ve tedavi gideri için talep edilen tazminattan da müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu hususta sorumluluğun tamamen Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu, davacı yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün ehliyeti bulunmamakla birlikte kasksız v dizlik olmaksızın motosiklette bulunmak suretiyle tehlikenin farkında olmasına rağmen bilerek kendi can güvenliğini tehlikeye attığından müterafik kusuru bulunmakta olup bu nedenle indirim yapılmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte sayın mahkemece tazminata hükmedilmesi durumunda müvekkil şirketin sorumluluğunun Karayolları Trafik Kanunun 85/1 ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. Maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı 28/11/2023 tarihli usule ve yasaya aykırı ilamının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dairemizin ilamı ile verilen kaldırma ve gönderme kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine yapılan inceleme sonunda;

Aşağıda belirtilen hususlar dışında, kaldırma kararında belirtilen biçimde maluliyet konusunda ATK İhtisas Dairesinden kararda belirtilen uygun yönetmelik hükümlerine göre usul ve yasaya uygun, ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamındaki delillere uygun alınan raporun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına; sair itirazların Dairemizin önceki kaldırma kararında değerlendirilerek reddedilmiş olup yeniden incelenmesinin ve yeni sebeplere dayanılmasının mümkün olmamasına; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, bu konulara ilişkin davacı ve davalı vekilinin, yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurularının reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak;

-Davacının sürekli iş göremezlik maddi tazminatına ilişkin itirazında;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.

Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.

Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Bunun yanında;

Yeniden aktüer raporu alınması gerekir ise, ancak bu durumda güncel veriler varken faraziyeye dayalı veriler esas alınamayacağından, AYM kararı nedeniyle, yeniden rapor alınması gerekli ise mahkemece güncel asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerekmektedir. (Bkz. Aynı yönde Yargıtay Genel Kurulu 2021/(21)10-188 Esas, 2022/87 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/(21)10-595 ESAS, 2022/639 Karar sayılı ilamları)

Bu nedenle yukarıdaki ilkeler ve açıklamalar kapsamında, Dairemizce Anayasa Mahkemesi iptal kararı nedeniyle aktüer raporu alınması istenilmiş olmakla, 2023 güncel verilere göre alınan 23/10/2023 tarihli rapordaki miktarlara itibar edilerek karar verilmesi yerine, AYM kararı ve bu çerçevede hüküm tarihindeki güncel asgari ücretlerin uygulanması gerektiği gözetilmek, bu sebeple usuli müktesep hakların uygulanmayacağı düşünülmeksizin, 2020 tarihli asgari ücret üzerinden hesaplama yapan aktüer raporundaki miktarların nazara alınması usul ve yasaya uygun olmamakla, maddi tazminata ilişkin itirazlarını sunan davacı vekilinin istinafı talebinin kabulü ile kararın bu sebeple kaldırılıp aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesisi gerekmiştir.

  • Kask takılmama ve ehliyetsiz araca binilmesi iddiasıyla müterafik kusura yönelik;

Dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, davacı yolcunun kask ve koruyucu ekipmanının takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlenmiştir. Davacının kask ve koruyucu ekipmanının takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, bunların takılı olmadığının ispatı davalı taraf üzerindedir. Davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve bunların takılı olmadığının tespiti yapılamadığından, davalı tarafın bu yöndeki itirazının reddi gerekmektedir.

Bunun dışında, motosiklet sürücünün ehliyetsiz olduğu, motosikletin ehliyete tabi araçlardan olduğu belirlenmiş ise de, davacının sürücünün ehliyetinin olmadığını bilerek bindiği ispatlanmış olmadığından herhangi bir müterafik kusur indirimi yapılmadan, davacının ilk karar öncesi sunmuş olduğu bedel artırım dilekçesindeki miktarlar gözetilerek davanın kabulü gerektiğinden, davacının buna yönelik istinafının kabulü gerekmiştir.

Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davalının istinaf başvurusunun REDDİNE,

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)

  1. Davacının davasının KABULÜ ile; 28/09/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 273.365,15 TL sürekli iş göremezlik zararı, 5.801,36 TL geçici iş göremezlik zararı, 2.808,12 TL bakıcı gideri zararı, 2.000,00 TL SGK tarafından karşılanmayan ve belgelenemeyen kaçınılmaz tedavi gideri zararı olmak üzere toplam 283.974,63 TL maddi tazminatın, davalı ... şirketinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına geçerli teminat limitleri ile sınırlı olarak, 07/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,

İlk Derece Yargılaması Yönünden;

  1. Alınması gereken 19.398,30 TL harçtan peşin ve ıslah ile alınan 1.014,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.383,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,

  2. Davacı tarafından yapılan peşin harç ve ıslah harcı dahil 1.014,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  3. Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvuru harcı gideri, 4.100 TL bilirkişi ücreti gideri, 479,06 TL tebligat ve posta gideri, 1.027 TL maluliyet raporu gideri, 1.360 TL adli tıp fatura gideri, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Adli Tıp İhtisas Kuruluna muayene için yapılan 1.160 TL masraf olmak üzere toplam 8.170,46 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili için 44.596,19 TL. nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  5. Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 750 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

  6. Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacıya iadesine,

İstinaf Yargılaması Yönünden;

  1. İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,

  2. Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

10-Davalıdan alınması gereken 8.227,74 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 2.057,00 TL nin mahsubu ile bakiye 6.170,74 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

11-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

13-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.30/09/2024

...

Başkan

...

e-imzalı

...

Üye

...

e-imzalı

...

Üye

...

e-imzalı

...

Katip

...

e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yenidenTazminatdavacıyailişkin(ÖlümAçılandavacıreddinedereceVedüzeltilerekZararisteminkonyavekiliverilmesinehakkındareddine"CismanikısmenkesinkaldırılmasıkabulüfazlayaSebebiylenumarasımahkemesikurulmakTazminat)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim