SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1313

Karar No

2024/1554

Karar Tarihi

25 Eylül 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 25/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 26/12/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACILAR : 1-

2-

3-

VEKİLİ : Av.

4-

5-

6-

VEKİLİ : AV.

DAVALILAR : 1-

VEKİLİ : AV.

2-

VEKİL : AV.

DAVALI : 3-

VEKİLİ : AV.

DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 25/09/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 26/09/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ....'ın kullandığı, davalı .... İletişim Rent A Car San. ve Tic. Ltd Şti'in maliki olduğu ve diğer davalı ....Sigorta A.Ş.'nin sigortaladığı .... plakalı aracın 24.02.2018 tarihinde ... ....'ın kullanmakta olduğu .... plakalı araca çarpması sonucu ... ....'ın vefat ettiğini, müteveffanın müvekkilleri ... ....'ın eşi, .... .... ve ... ....'ın babası, diğer müvekkiller ... ve ...'ın oğlu olduğunu, kaza neticesinde ölenin oğlu .... ve bir diğer müvekkili ölenin kız kardeşi .... basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, ....'ın gözünden ameliyat olduğunu ve neticesinde kendisine 45 gün istirahat verildiğini, kaza nedeniyle davalı araç sürücüsü .... hakkında Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile taksirle ölüme neden olma suçundan dava açıldığını, Davalı ....'ın tam ve asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiğini, davalı sürücünün çok süratli bir şekitde hızını dahi düşürmeksizin ve “DUR” işaret levhasına uymaksızın tali yoldan ana yola girdiğini ve seyir halinde olan müvekkillerin yolculuk ettiği araca çarptığını, kaza neticesinde bir takım müvekkillerinin desteği ... ....'ın vefat ettiğini, ölenin eşi müvekkili ... ....'ın BTM ile giderilebilir, ölenin oğlu .... .... ve ölenin kız kardeşi bir diğer müvekkil .... ise BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, kaza sonrası alınan adli muayene raporuna göre de kazaya tam kusurla şebebiyet veren ....'ın 0,59 promil alkollü olduğunu, soruşturma aşamasında incelenen güvenlik kamerası kayıtları ve aldırılan bilirkişi raporu neticesinde davalı ....'ın taksirle bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediğini, müteveffa ile birlikte yolculuk eden diğer müvekkillinin de alınan ifadelerinde kendilerinin normal bir hız ile seyir ettikleri sırada bir anda tali yoldan ana yola giren davalı ....'ın kullandığı aracın araçlarına sürücü kapısı tarafından çarptığını beyan ettiklerini, kaza nedeniyle müvekkillerinde büyük manevi ve maddi kayıplar olduğunu, olayın yaşanması ile tüm aile fertleri açısından telafisi imkânsız bir acı yaşanmasına sebep olunduğunu, davalılar tarafından bu zamana kadar aileye yardımcı olunmadığını, taziye de dahi bulunulmadığını, müvekkili ... .... hayat arkadaşı, eşi, dostu, arkadaşı ... ....'ı kaybettiğini ve yapayalnız kaldığını, bu elim kazada hayatını kaybeden ... ....'ın yokluğu daha çok küçük yaşta olan çocukları bakımından da büyük elem ve ıstıraba neden olduğunu, ölenin anne ve babası diğer müvekkillerimiz ... ve ...'ın ise tek erkek evlatlarının kaybına uğradıklarını, ölenin kız kardeşi ....'ın ise abisini kaybetmekle birlikte kazada göz bölgesinden ağır yaralandığını ve ameliyat olmak zorunda kaldığını, yaşının da genç olduğunu ve ameliyat neticesinde göz çevresinde kalıcı iz kalmasından oldukça endişe ettiğini, görme kaybı olduğunu, kendisine 45 gün yatakta istirahat rapor verildiğini, bu süreçte eğitimine de ara vermek zorunda kaldığını, müvekkillerinin çektiği ıstırabın hiçbir şekilde telafisi ve tazmininin imkânı olmadığını, ölenin eşi müvekkil ... .... için 30.000 TL, ölenin oğlu müvekkil .... .... için 20.000 TL, ölenin diğer oğlu .....için 20,000 TL, ölenin babası ... .... için 10.000 TL ve ölenin annesi ... için 10.000 TL ve kazada yaralanarak gözünden ameliyat olan ölenin kız kardeşi .... için 10.000 TL manevi olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi hariç diğer iki davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettikleri, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden müteveffa hayatta iken her işini kendisi yapabilen, evin pazar ve market ihtiyaçlarını tek başına yapan, eczaneye gidip ilaç alan kısacası evin tüm ihtiyaçlarını gideren ve eşi olan müvekkili ... ....'a hiçbir iş bırakmadan ona maddi ve manevi olarak en büyük destek olan kişi olduğunu, ... ....'ın kendisine her anlamda destek olan hayat arkadaşının büyük acısının yanı sıra maddi anlamda da ciddi bir kayıp yaşadığını, ... ....'ın maddi hiçbir gelirinin bulunmadığını, ölenin çocukları ... ... ve ...'nin de bu elim kaza neticesinde babalarmın desteğinden bir ömür boyu yararlanamayacaklarını, ölenin anne babasının da tek oğullarının kaybı ile hayatlarındaki en büyük destekçilerini, tek erkek evlatlarını kaybettiklerini, müteveffanın ölümünden önce BOTAŞ Boru Hatları İle Petrol Taşıma AŞ'de çalıştığını, net maaşının 3480 TL olduğunu, bu kaza ile ölenin eşinin, çocukları ve anne babası olan müvekkillerinin maddi kayıplarının fazla olduğunu, bu nedenle şimdilik, ölenin eşi müvekkil ... .... için 10.000 TL, ölenin oğlu .... .... için 10.000 TL, ölenin diğer oğlu .....için 10.000 TL, ölenin babası ... .... için 5.000 TL, ölenin annesi ... için 5.000 TL toplam 40.000 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte her üç davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettikleri, müvekkillerinden ....'ın söz konusu trafik kazasında basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını, kaza neticesinde orbita tabanında kırık meydana geldiğini ve hemen ameliyata alındığını, düzenli olarak özel araçla kontrol için hastaneye götürüldüğünü, kaza nedeniyle, ölenin eşi olan müvekkilimizin maddi kayıplarının, tedavi, bakım ve yol giderleri olduğunu, ölenin kız kardeşi müvekkil .... için 1.000 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte her üç davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettikleri, davalı sigorta şirketine 09.04.2018 tarihli dilekçemiz başvurduklarını, başvurunun 13.04.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, kendilerine herhangi bir ödemede bulunulmadığını, ... ....'ı kaybeden Ölenin eşi, müvekkilimiz ... .... için 10.000 TL, ölenin oğlu .... .... için 10.000 TL, ölenin diğer oğlu .....için 10.000 TL, ölenin babası ... .... için 5.000 TL, ölenin annesi ... için 5.000 TL ve ölenin kız kardeşi olmakla birlikte aynı kazada yaralanan ve gözünden ameliyat olmak zonunda kalan diğer müvekkilleri .... için 1000 TL olmak üzere toplam 41.000 TL maddi tazminatın her üç davalıdan Müşterek ve müteselsilen tahsiline, ölenin eşi ... .... için 30.000 TL, ölenin oğlu müvekkilimiz .... .... için 20.000 TL, ölenin diğer oğlu .....için 20.000 TL, ölenin babası ... .... için 10.000 TL ve ölenin annesi ... için 10.000 TL ve kazada yaralanarak gözünden ameliyat olan ölenin kız kardeşi .... için 10.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi hariç diğer iki davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

Davalı .... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dilekçesinde müvekkilinin kusurundan dolayı kazanın meydana geldiğini ve müvekkilinin kaza esnasında alkollü olduğunun bildirildiğini fakat ne ceza davasında ne de şuan bu davanın görüldüğü asliye ticaret mahkemesinde müvekkilin tam ve asli kusurlu olduğu hususunda herhangi bir rapor veya delil bulunmadığını, soruşturma aşamasında alınan kusur raporu hatalı ve eksik olduğunu ve taraflarınca kabul edilmediğini, kovuşturma aşamasında kaza mahallinde keşif yapılacak olup kusur oranları yeniden belirleneceğini, müteveffanın ve araçta bulunanların kemerlerini takıp takmadıklarının tespiti, müteveffanın oğlu davacı .... ....'ın ön koltukta annesinin kucağında olup olmadığının tespiti, müvekkilin ve davacıların araçlarının hızlarının tespiti, müvekkilin alkol oranının kazaya sebebiyet verecek kadar yüksek olup olmadığının tespiti gibi hususların henüz yerine getirilmediğini, Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasında ceza yargılaması devam ettiğini, müteveffanın otopsi raporundan müteveffa kemer takmayarak kazanın neticelerinin ağırlaşmasına sebebiyet verdiğini, yine müteveffanın oğlu davacı .... ....'ın kaza anında ön koltukta annesinin kucağında oturup oturmadığının da tespitini talep ettiklerini, müvekkilinin bir tane bira içmesine karşın alkol promil oranının 0,59 çıkması hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, müvekkilinin belirtilen miktarda tazminatı ödemesinin mümkün olmayacağını, herhangi bir gelirinin olmadığını, açılan davanın reddini talep etmişlerdir.

Davalı .... İletişim Rent A Car San. Tic. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın müvekkili firma yönünden mesnetsiz olup reddine karar verilmesi gerektiğini, davalılardan ....' in dava konusu trafik kazası esnasında sürücüsü olduğu ..... plakalı aracın müvekkili firma adına kayıtlı olduğunu, müvekkili firmanın faaliyetleri yürüten ve bu alanda ticari faaliyet gösteren bir firma olduğunu, uzun süreli kiralama veya rehni gibi hallerde kiracının, ariyet veya rehin alan kişi olduğunu, 2918 Sayılı Kanunun 3. Maddesi gereğince Uzun süreli kira sözleşmelerinde kiracı işleten sıfatını kazandığını, davalılardan ....'ın kazaya karışan ... plakalı aracı 26.09.2017 tarihinde müvekkil firmadan kiralamış olup, o günden bu tarihe kadar kiralık olduğunu, mevcut durum sebebiyle müvekkil firma ile davalı .... arasında uzun süreli kiralama ilişkisi mevcut olup, işleten sıfatı kiracı-davalı ....' a ait olduğunu, açılan davanın reddini talep ettikleri görülmüştür.

Davalı .... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belirtmiş olduğu aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olmadığını, açılan davanın reddinin gerektiğini, aracı kiraladıkları için sorumluluklarının bulunmadığını, davacı yanın şirkete tazminat talebiyle yaptığı başvuru üzerine şirketleri nezdinde 460600 numaralı hasar dosyası açıldığını, dosyaya sunulan belgeler incelendiğinde araç sürücüsünün .... ve sigortalı araç işletenin .... İletişim Rent A Car Sanayi Ve Tic.ltd.şti. olduğunun tespit edildiğini, ceza dosyasında ....'ın aracının uzun süreli olarak kiraladığının tespit edildiğini, sigortalının kusuru ve sorumlu olmadığından trafik sigorta poliçesi olarak taraflarınca da sorumlu olmayacağını aracın uzun süreli kiralık olarak kuallanılması durumunda işletenin değişikliği olacağı hususunun da açık olduğunu, sürekli maluliyet tespiti yapılana kadar geçici iş göremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumluluklarının bulunmadığını, kendilerinden talep edilecek faiz türünün yasal faiz olacağını, açılan davanın reddini talep ettikleri görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Davacılardan ....'ın maddi tazminat talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacılardan ... .... için 297.412,55 TL, ... için 337.086,32 TL, .... .... için 244.352,78 TL, .....için 293.085,38 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı bakiye maddi zararının bulunduğu, davacılardan ..... (....) için davalılardan .... ve .... İletişim Rent A Car San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yönelik olarak her ne kadar 227.389,17 TL Sigorta şirketi hariç diğer davalılardan talep edilmiş ise de 02/07/2021 tarihinde davacının evlendiği, 18/10/2021 tarihli aktüerya raporuna göre davacının sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin mahsubundan sonra bakiye zararının kalmadığı bildirildiğinden diğer davalılar yönünden ıslah edilen miktar üzerinden davanın reddine karar verilmesi gerekmekte ise de mahkememizce verilen ilk hükmün istinafı üzerine istinaf mahkemesinde bu husus değerlendirildiğinden ve kaldırma kapsamı dışında kaldığından sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden de talep edilen destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminatın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacılar tarafından davalı... Sigorta A.Ş'ye yönelik talep edilen destekten yoksun kalma zararlarına bağlı maddi tazminatın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacıların davalılardan .... ve .... İletişim Rent A Car San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye yönelik talep ettikleri manevi tazminat talepleri hakkında mahkememizin 17/12/2021 tarih ve... Es.... Kar. Sayılı ilamı ile verilen karar Konya Bölge Adliye Mahkemesi ..Hukuk Dairesi'nin 31/05/2022 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı ile kesinleşmiş olmakla karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " şeklinde davacılardan ....'ın maddi tazminat talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacılardan ... .... için 297.412,55 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminatın olay tarihi olan 24/02/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan .... ve .... İletişim Rent A Car San. Ve Tic. Ltd. Şti.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacılardan ... için 337.086,32 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminatın olay tarihi olan 24/02/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan .... ve .... İletişim Rent A Car San. Ve Tic. Ltd. Şti.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacılardan .... .... için 244.352,78 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminatın olay tarihi olan 24/02/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan .... ve .... İletişim Rent A Car San. Ve Tic. Ltd. Şti.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacılardan .....için 293.085,38 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminatın olay tarihi olan 24/02/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan .... ve .... İletişim Rent A Car San. Ve Tic. Ltd. Şti.den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacılardan ..... (....) için davalılardan .... ve .... İletişim Rent A Car San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye yönelik talep edilen destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminatın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacılar tarafından davalı... Sigorta A.Ş'ye yönelik talep edilen destekten yoksun kalma zararlarına bağlı maddi tazminatın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacıların davalılardan .... ve .... İletişim Rent A Car San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye yönelik talep ettikleri manevi tazminat talepleri hakkında Mahkememizin 17/12/2021 tarih ve .... Es... Kar. Sayılı ilamı ile verilen karar Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 31/05/2022 tarih ve ... Es. .... Kar. Sayılı ilamı ile kesinleşmiş olmakla karar verilmesine yer olmadığına dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı .... İletişim Rent A Car San Tic Ltd Şti vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut davaya konu kazada müvekkilinin hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, ilk derece mahkemesine sunulan 18/01/2023 tarihli rapora itirazlarının bulunduğunu, itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor alınmaksızın esas hakkındaki hükmün tesis edildiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına uygun olmadığını, davacılar yönünden zenginleşmesine sebep olacak miktarda olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, maddi tazminat talepleri ile ilgili eksik ve hatalı karar verildiğini, müvekkilleri adına hüküm tarihine en yakın güncel tarihteki verilere göre hesap raporu aldırılması ve sonucuna göre zarar miktarının tespit edilmesi gerekirken hatalı şekilde karar verildiğini beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

İDM CE DAİREMİZCE VERİLEN KALDIRMA KARARI DOĞRULTUSUNDA İŞLEM YAPILMASINA

BU BAĞLAMDA

Kamu düzeni ve davacı vekili ile davalı vekilinin iddiaları yönünden yapılan incelemede;

AYM'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.

Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.

Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.

Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.

Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GEREKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE Aynı kaza ile ilgili olmak üzere İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.

Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir

AYM 'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak 01/06/2015 tarihli genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması, davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından, vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.

Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre inceleme ve araştırma yapılarak, daha önce rapor tanzim eden ve hükme esas alınan aktüerya bilirkişisinden KALDIRMA KARARI SONRASI yukarıdaki esaslara uygun ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm KURULMASI DOĞRUDUR. İTİRAZ YERSİZDİR

Davalı vekilinin husumetin kendine yönetilemeyeceği işleten sıfatına haiz olmadığı, faiz başlangıcının yanlış hesaplandığı istinafı açısından ;

İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde "Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır" şeklinde yapılmıştır.

2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.

2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmünü içermektedir.

Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.

Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.

Somut olayımızda ise üç gün süreli ve 1 yıl süreli adi yazılı iki tane araç kiralama sözleşmesi olduğu ve ibraz ettiği, başlangıç tarihlerinin aynı olduğu, bitiş tarihlerinin farklı olduğu (26/09/2017 başlangıç 29/09/2017 ve 26/09/2017-26/09/2018) adi yazılı araç kiralama sözleşmesinin uzun süreli olduğu hususu Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere (vergi beyanı, ödeme belgeleri, KABİS'e yazılan müzekkere cevabında diğer davalı .... kendisinde kira sözleşmesinin olmadığını beyan etmiştir, diğer taraftan davalı .... İletişim ... LTD ŞTİ diğer yan delillerle de fatura vergi beyannamesi, KABİS kayıtları vs) iddiasını ispat edememiştir.

Davalı .... ... LTD, ŞTİ nin uzun süreli kiralayan sıfatının bulunmadığı, bir başka ifade ile işleten sıfatının devam ettiği, sonuç ve kanaati ile diğer davalı ile müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla, itiraz yersizdir.

Davalı vekilinin feragat beyanının kendilerine de sirayet etmesi gerektiği istinafı

6098 Sayılı TBK'nun "Borcun Sona Ermesi" başlıklı 166. maddesinin 3.bendinde "alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır" hükmü ve 168. maddesinin 2. bendinde "alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır" hükmü düzenlenmiştir.

Davacı taraf tam teselsülde olduğu gibi, zararının tümünün tazminini müteselsil borçluların hepsinden isteyebileceği gibi, birisinden de isteyebilir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. Maddesi (T.B.K. 166. md.) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147. Maddesinde (T.B.K. 166.), rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği düzenlenmiştir.

Somut olayda; davacılar vekili tarafından, zarardan müteselsilen sorumlu olan araç maliki, sürücü ve araç sigortacısına karşı dava açılmış; dava devam ederken davacılar vekili tarafından davalı sigorta şirketi borçtan tamamen ibra edilmiştir.

Davalı sigorta şirketi 2918 sayılı KTK'nun 85. maddesinde düzenlenen işletenin hukuki sorumluluğunu poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere üstlenmiştir. Davalı sigorta şirketi nezdinde kaza tarihini kapsayacak şekilde ZMSS poliçesi düzenlenmiş olup, poliçede kişi başına ölüm ve sakatlık teminatının 360.000,00 TL olarak gösterilmiştir.

Yukarıda da belirtildiği üzere Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK’nun 166. maddesi (BK’nun 145. maddesi) “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır” hükmünü içerir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/15947 Esas, 2018/6756 Karar)

Davacıya ZMMS sigorta şirketi tarafından tazminat ödenmiş, davacıların bu ödemeyi kabul ederek davalı sigorta şirketi hakkındaki davadan feragat etmiş olmasına göre, yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin feragat beyanı poliçe limitiyle sınırlı olarak diğer davalılara da sirayet edecektir. NE VARKİ ZARARIN TEMİNAT LİMİTİNDEN FAZLA OLMASI HALİNDE İŞLETEN VE SÜRÜCÜNÜN SORUMLULUĞU DEVAM ETMEKTEDİR İTİRAZ YERSİZDİR.

Davalı vekilinin davacılara fazla ödenen miktarın mahsup edilmesi gerektiği istinafı

Keza 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 139. maddesi uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Takas borcu sona erdiren nedenlerden biridir.

Kanun takas için bir irade açıklaması aramaktadır. Takası gerçekleştirmek için irade açıklamasına takas beyanı denir. Bu beyan bir taraflı bir hukuksal işlemdir. Bu işlem bir yenilik doğuran hakka dayanır. Tarafların biri, borcu ile alacağını takas ettiğini karşı tarafa bildirerek, bu hakkını kullanmış olacaktır. Takas hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir haktır. Borçlunun takas hakkını kullanma isteğini, alacaklıya bildirmesi gerekir. Takas bir sözleşme olmadığı içi karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Takas aynı zamanda borcu sona erdirdiği için bir tasarruf işlemidir. Bu nedenle, borçlu takas edilecek alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmalıdır.

Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir.

Davalı sigortaca fazla ödenen bu miktarın takas veya mahsup edilmesine dair hiçbir talep ve savunmasının bulunmadığı, bu durumun ancak davalı tarafça açılacak ayrı bir davanın konusunu oluşturabileceği anlaşılmakta olup itiraz yersizdir.

Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,

Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacılar vekili ile davalı .... İletişim Rent A Car San Tic Ltd Şti vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

  1. Davacılar tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

  2. Davalı .... İletişim Rent A Car San Tic Ltd Şti.den alınması gereken 80.055,01 TL harçtan peşin alınan 21.550,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 58.504,27 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

  3. Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 26/09/2024

Başkan Üye Üye Katip

E imza E imza E imza E imza

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

dairesigerekçesindebotaşTazminatvarkiesastanzararınhukukkişiyeMaddidevamsürücününaçılanreddineManevilimitindenvurgulandığıişletendurumundavekaldırmauygulanacakkabisüzeredavalıetmektedirkonyasonrasıvekili“dur”kararıdoğrudurfiiliolmasıyapanhalindekesinfazlayersizdiriptalnumarasıitirazyöneliksorumluluğukurulmasısigortanınteminat

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim