Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/1069
2024/1491
18 Eylül 2024
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 18/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 01/03/2024
NUMARASI : Esas Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/09/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 20/09/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 24/11/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle;)Müteveffa .... ile müvekkili banka arasında iki adet Tüketici Kredisi Sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeler kapsamında dava tarihi itibariyle işlemiş faizler ve BSMV dahil toplam borcun 37.840,96-TL’yi aştığını, müteveffa ....'ün, davalı sigorta şirketi tarafından... poliçe numarası ile hayat sigortası ile sigortalandığını, davacı müvekkili banka ile imzalanan Tüketici Kredi Sözleşmesi için Dain-i Müterhin şerhi konulduğunu, 24/07/2020 tarihinde akdedilen poliçe ve kredi sözleşmesi incelendiğinde poliçe ile davalı yanın; davacı müvekkilin alacaklarını 5 senelik bir koruma altına aldığını, bu koruma sürecinde teminat limitlerini düşürerek üst limit belirlemesine gittiğini, buna göre ölüm rizikosunun ilk sene gerçekleşmesi halinde 60.839,04-TL'lik limitle bir koruma, ikinci sene gerçekleşmesi halinde 49.439,35-TL'lik limitle bir koruma, üçüncü sene gerçekleşmesi halinde 35.546,70-TL'lik limitle bir koruma, dördüncü sene gerçekleşmesi halinde 19.697,56-TL'lik limitle bir koruma, beşinci sene gerçekleşmesi halinde ise 1.617,04-TL'lik bir koruma öngörüldüğünü, poliçe tanzim tarihinin 24/07/2020 iken, kredi çeken ....'ün 17/05/2022 tarihinde vefat ettiğini, koruma limitinin 49.439,35-TL olduğunu, mirasçılar aleyhine ihtarname akdedildiğini, sonrasında icra takip işlemleri yürütüldüğünü fakat mirasçıların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, sigorta şirketinin müteveffa tarafından hastalığının gizlendiği ve rizikonun müteveffanın bu rahatsızlığını gizlemesinden kaynaklandığından bahisle başvuruyu reddettiğini, başvuru sonrasında sigorta şirketine karşı zorunlu arabuluculuk yoluna başvuru yapılarak toplantı yürütüldüğünü ancak toplantı sonunda da anlaşma sağlanamadığını, davalı şirketten poliçe limitleri kapsamındaki 37.840,96-TL'nin sigortaya başvuru tarihi olan 06/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte alınarak davacı müvekkilini tüketici kredisinden kaynaklanan alacağının tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize vermiş olduğu tarihli cevap dilekçesinde özetle; murisin davaya konu edilen 24.07.2020 başlangıç tarihli 01.08.2024 bitiş tarihli 49.439,35 TL vefat teminatlı Hayat Sigortası Sözleşmesi ile sigorta kapsamına alındığını, işbu sigorta, müteveffa sigortalıyı vefat riskine karşı güvence altına alan hayat sigortası olup, teminatın kapsamı grup kredi hayat sözleşmesi, özel şartları ve hayat sigortası genel şartlarına tabi olduğunu, söz konusu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişiler isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alındığını ve bu kişilerin herhangi bir nedenle vefatları halinde sözleşmede belirlenen sigorta bedeli sözleşmede belirtilen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, sigorta süresi içinde sigortalının vefatı halinde -teminat tutarı ile sınırlı olmak üzere- kredi borcu dain-i mürtehin bankaya, varsa teminatın kalan kısmı sözleşmede belirtilmişse 2. Sıradaki lehtarlara, lehtar belirtilmemişse kanuni mirasçılara ödendiğini, sigortalı murisin vefatından sonra mirasçıların şirkete başvurduğunu ve rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle sigorta tazminatı için talepte bulunduğunu, mirasçılardan riziko değerlendirme için gerekli evraklar talep edilmiş olup, evrakların incelenmesi akabinde müteveffa sigortalının sözleşmesinin başlangıç tarihinden önce mevcut bulunan SVO (Serebrovasküler Hastalığı) hastalığını poliçesinin başlangıç tarihinden önce beyan etmemesi nedeniyle tazminat talebinin reddedildiğini, sigortalıya ait sağlık kuruluşlarından alınan sağlık raporları dosya kapsamında incelendiğini sigorta başlangıcından evvel sigortalının SVO hastalığının mevcut olduğunu, Sigorta Sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen svo hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalı, sigorta öncesinden gelen svo hastalığını, kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen şirkete bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, müteveffa sigortalının sigortanın başlangıcından önce mevcut olan ve uzunca bir süre de tedavi gördüğü SVO hastalığını beyan etmeyerek gizlemek suretiyle şirketi yanılttığı, bu nedenle davacılara herhangi bir ödeme yapılması hukuken de mümkün olmadığından davacıların dava dilekçesinde ileri sürdüğü haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Dava konusu uyuşmazlığın temeli Tüketici Sözleşmesine dayanmaktadır. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması hakkında kanunun 73/1 maddesinde yer alan "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." hükmü nazara alındığında davaya bakma hususunda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş;
Dava dilekçesinin GÖREV YÖNÜNDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Davaya bakmaya Konya Nöbetçi Tüketici Mahkemesinin görevli olduğuna,
Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulduğu takdirde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmek üzere tevzii bürosuna tevdiine, H.M.K.'nun 331/2. maddesi gereğince yargılama, harç, masraf ve giderlerinin görevsizlik kararından sonra dosyanın gönderildiği mahkemede davaya devam edilmesi halinde gönderildiği mahkemece karar verilmesine,
Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına alınmasına," kararı verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; huzurdaki dava konusu uyuşmazlığın temelinin sigorta şirketi ile banka arasındaki ticari maksatlı işlem olduğunu, davanın taraflarının tacir olduğunu, banka işi gereği kredi veren finans kuruluşu olduğunu, davacı banka ile davalı sigorta şirketi arasındaki mutlak ticari işten kaynaklanan bir davanın söz konusu olduğunu, işlemin temelinde tüketiciye ilişkin bir kredinin mevcudiyetinin banka ile sigorta firması arasındaki husumeti tüketici işi haline getiremeyeceğini, eldeki davada tüketicilerin davalı sıfatı ile olmayıp ihbar olunan sıfatı ile davada bulunduğunu, davanın tüketicilere ihbarının da eldeki davayı Tüketici Mahkemeleri görev alanına sokamayacağını, yerel mahkemece işin esasına girilip inceleme yapması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını ve istinaf taleplerinin kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Mahkemece verilen görevsizlik kararı davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Dava, krediye dayalı olarak yaptırılan hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan dain mürtehin davacı bankanın kredi alacağına istinaden davalı sigorta şirketinden poliçe alacağı istemine ilişkindir.
TTK nun 4. maddesinde ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumu düzenlenmiştir. TTK nun 4. maddesine göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Yine tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; TTK ndan, TMK nun 962–969. maddelerinden, TBK nun 202, 203, 444, 447, 487–501, 515–519, 532–545, 547–554, 555–560 ve 561–580. maddelerinden, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuattan, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerden ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır.
TTK nun 5. maddesinde de ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi kurumundan hareket ederek asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu dava ve işler düzenlenmiştir. TTK nun 5. maddesine göre; Asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Yine özel kanunlardan doğanözel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere asliye ticaret mahkemesinde bakmakla görevlidir.
Bir davaya asliye ticaret mahkemesinin bakmakla görevli olabilmesi için görülecek dava veya işin; 1-Ya her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davası olması, 2-Ya da TTK nda düzenlenen bir konudan doğan hukuk davası olması, 3-Veyahut TTK 4/1. maddenin (b), (c), (d), (e), (f) bentlerinde sayılan konulardan doğan hukuk davası olması, 4-Yahut da diğer özel kanunlardan doğan hukuk davası olması gerekmektedir.
28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Tekrar etmek gerekirse, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun geçici 73. maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılmıştır. Aynı yasanın 3/l maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda; Dain mürtehin hak sahibi davacı bankanın krediye bağlı olarak hayat sigortası kapsamından ödenmeyen kredi borcuna mahsup edilmek üzere hayat sigorta poliçe teminat bedeli için talepte bulunulduğu anlaşılmaktadır. Dava dışı müteveffa miras bırakan tüketici olup, davacı ve davalının ticaret şirketi ve dolayısıyla tacir olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin nispi ticari dava sayılması nedeniyle, davanın ticari dava olması nedeniyle ticaret mahkemesince bakılması gerekip, taraflardan herhangi birisinin tüketici olmadığının açık olmasına göre, 6502 sayılı yasa kapsamında uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi kapsamına girmediğinden, mahkemece davaya bakılması gerekirken, hatalı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesinde isabet bulunmadığından, davacının istinafının kabulü ile kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir. (Bkz. Aynı nitelikteki davaya Ticaret Mahkemesince bakılması üzerine Yargıtay'ca görev yönünden bozma yapılmadığına ve dolayısıyla Ticaret Mahkemesinin görevli sayıldığına dair YARGITAY 4. Hukuk Dairesi 2021/10408 Esas, 2022/4357 Karar sayılı ilamı)
Bu itibarla davacı vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerden ötürü kabulü ile sair yönleri incelenmeyen ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1. a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1. a. 3 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde davacıya iadesine,
-
Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
-
İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.18/09/2024
Başkan
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Katip
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32