SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/917

Karar No

2024/1475

Karar Tarihi

18 Eylül 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 18/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 27/12/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACILAR : 1-

2-

3-

4-

5-

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 1-

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 2-

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 3-

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 4-

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 5-

DAVA İHBAR OLUNAN :

VEKİLİ : Av.

DAVA : Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 18/09/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 19/09/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 08/07/2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; 20/02/2015 günü davalı sürücü ... yönetimindeki davalı.... Bayburt şirketine ait.... plakalı aracın tek taraflı olarak karışmış olduğu kazada müvekkillerinden...'nin yaralandığını, kazada direksiyon hakimiyetini kaybeden sürücü ...'nın tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin araçta yolcu olduğunu ve her hangi bir kusurunun olmadığını, müvekkilinin beden gücünü kaza nedeniyle % 70 oranında kayıp ettiğini, bu durumun mahkemenizce aldırılacak raporlarla ortaya konulacağını, müvekkilinin 21 yaşında olup, eğitim fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi olduğunu, müvekkilinin iki yıl sonra göreve başlayacak durumda olduğunu, ancak yaşanan kaza nedeniyle eğitiminin yarım kaldığını, tedavi ve bakıma muhtaç hale geldiğini, mahkemenizce alınacak hesap raporunda bu durumun dikkate alınarak asgari ücret üzerinden değil öğretmen maaşı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin tedavi süreci boyunca kazanç ve gelir kaybı, güç ve efor kaybı yaşadığını, en basit günlük işlerini yaparken dahi yardıma muhtaç olduğunu, davalı.... Sigorta şirketinin ZMMS poliçesi kapsamında sorumluluğunun olduğunu, bu sigorta şirketine gerekli başvuruların yapıldığını ancak başvuruların sonuçsuz kaldığını, davalı .....Sigorta şirketinin ferdi kaza sigortası kapsamında sorumlu olduğunu, yine bu sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, diğer davalı ...sigorta şirketinin kasko poliçesi kapsamında sorumlu olduğunu, yine bu sigorta şirketine yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını, ülkenin ekonomik şartları paranın alım gücü, tarafların mali durumları, eylemdeki kusur durumu ve müvekkillerinin kaza nedeniyle ızdırap ağırlıkları dikkate alındığında manevi tazminat talepleri tespit edilirken bu durumun dikkate alınmasını beyanla öncelikle işleten ve sürücünün taşınır ve taşınmaz mallarına tedbir kararı verilerek ihtiyati tedbir konulmasına, yaşanan kaza nedeniyle fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL kazanç ve iş gücü kaybı, 1.000,00 TL güç ve efor kaybı, 1.000,00 TL tedavi gideri, 1.000,00 TL ilerde yapılacak tedavi gideri, 1.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın işleten ve sürücü yönünden olay tarihinden, sigortacı yönünden sigorta limitlerini aşmamak üzere temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, müvekkilinin yaşadığı kaza sonucu ruhsal ve yaşamsal olumsuzluklar yaşadığını, bu nedenle müvekkili... için 200.000,00 TL, babası müvekkili ... için 20.000,00 TL, annesi müvekkili ... için 20.000,00 TL, kardeşi müvekkili .... için 10.000,00 TL, kardeşi müvekkili ....... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 260.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 16/03/2023 tarihli dilekçesinde; dava dilekçesindeki taleplerini ayrıştırarak 5.000,00TL'lik maddi tazminat davasının, 1.000,00TL'sinin sürekli iş göremezlik zararı, 1.000,00TL'sinin geçici iş göremezlik zararı, 1.000,00TL'sinin bakıcı gideri zararı, 1.000,00TL'sinin tedavi gideri zararı ve 1.000,00TL'sinin ilerideki olası tedavi gideri zararına ilişkin olduğunu bildirmiştir.

Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 20/12/2019 havale tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesi talep ettikleri maddi tazminat taleplerini bakıcı gideri yönünden 25.474,50 TL'ye sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 772.680,65 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminat yönünden 20.090,12 TL'ye yükselttiklerini toplamda maddi tazminat taleplerinin 818.245,07 TL olduğunu ve bu bedel üzerinden talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 21/11/2023 havale tarihli ıslah dilekçesinde özetle; önceki ıslah dilekçesi ile talep etmiş oldukları sürekli iş göremezlik tazminat taleplerini alınan hesap raporu doğrultusunda 5.301.141,31 TL daha artırarak 6.073.821,96 TL'ye yükselttiklerini bu bedel üzerinden karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş. dava dışı ... Sigorta A.Ş. ile birleşmek suretiyle tek bir çatı altında ... Sigorta A.Ş. unvanını almış ise de, dava konusu poliçeler birleşme öncesinde düzenlenip her bir poliçe yönünden ayrı ayrı sorumluluk tayini gerektiğinden hükmün infazında tereddüte ve karışıklığa sebebiyet verilmemesi açısından birleşme öncesi unvanlar hükümde ve karar başlığında aynen ifade edilmiş parantez içinde yeni sigorta şirketinin unvanı belirtilmiştir.

Davalı .... Sigorta vekili mahkememize vermiş olduğu 05/08/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ZMMS poliçesi kapsamında sorumluluğunun olduğunu, ancak teminatın tamamen ve otomatik ödeneceği anlamına gelmeyeceğini, işletenin sorumluluğunun bulunmadığı hallerde müvekkili şirketin sorumluluğundan bahis edilemeyeceğini, bu nedenle kazadaki kusur durumunun uzman heyetçe usulünce tespit edilmesini, davacının maddi tazminat taleplerine ilişkin gelir durumunun mahkemenizce tespit edilmesi gerektiğini, kazadan önce ne kadar geliri olduğu ve kazanç kaybına uğradığını somut delillerle ispatlanması gerektiğini, malüliyet durumunu ATK tarafından düzenlenecek rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin tespit edilmesiyle taleplerden düşülmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe dışında olduğunu, tedavi masrafına ilişkin giderlerin SGK tarafından karşılanması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı .... Sigorta vekili mahkememize vermiş olduğu 06/08/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun kasko poliçe kapsamında limitlerle sınırlı olduğunu, davacı taleplerinin öncelikle ZMMS poliçesi kapsamında karşılanması gerektiğini, davacının manevi taleplerinin tamamının poliçe teminatına dahil olmadığını, öncelikle ZMMS poliçesi kapsamında ödeme yapılmasını, arda kalan kısmı yönünden sorumluluklarının olabileceğini, müvekkili şirketi oluşan kazada kusurunun olmadığını, davacının sakatlılık durumunun ATK'dan aldırılacak rapor ile tespit edilmesini, aktüerya hesap bilirkişisince usulüne uygun hesap raporu aldırılmasını, SGK tarafından yapılan ödemelerin tespit edilmesiyle taleplerden düşülmesi gerektiğini, müterafik kusur durumunun dikkate alınması gerektiğini, tedavi masrafları ve bakıcı giderleri yönünden müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını, davacının bakıcı gideri talebinin haksız olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi itibariyle başlaması gerektiğini, beyanla davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı ... Anonim Şirketi vekili mahkememize vermiş olduğu 10/08/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşımacılık poliçesi kapsamında sorumluluğunun olduğunu, sigorta poliçesi kapsamında seyahat eden yolcuların duraklamaları da dahil olmak üzere kalkış noktasından varış noktasına kadar geçen sürede meydana gelecek kaza sonucu bedeni zarara uğraması sonucunda ilgili kanun ve yönetmelik çerçevesinde sorumluluklarının olduğunu, yolcu bileti olmayan kişilerin bu sigorta poliçesi kapsamı dışında kalacağı, davacı yanın öğretmen maaşı talebinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yapılacak hesaplarda asgari ücret bedelinin dikkate alınması gerektiğini, hatır taşınması durumunun değerlendirilmesi gerektiğini, kaza ile ilgili açılan soruşturma ve kovuşturma dosyalarının celp edilerek dikkate alınmasının gerektiğini, malüliyet ve kusur durumunun adli tıp kurumu raporları ile mahkemenizce tespit edilmesini, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespitini, davacıların sosyal ve ekonomik durumlarının tespit edilmesini, davacının tedavi gideri taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, davacı tarafın ticari faiz talebinin haksız olduğunu beyanla açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı ... Bayburt Şirketi vekili mahkememize vermiş olduğu 27/08/2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın kötü hava koşulları nedeniyle otobüs şoförünün direksiyon hakimiyetini kayıp etmesi sonucu meydana geldiğini, davacı...'nin kaza nedeniyle hastaneden taburcu olmasına kadar geçen zamanda müvekkilinin üzerine düşen edimini yerine getirdiğini, gerekli hassasiyeti gösterdiğini, davacının kaza nedeniyle sıkıştığı yerden çıkarılmasını sağlayan vinç masraflarının müvekkilince karşılandığını, hastane masraflarını sigorta ve müvekkili şirket tarafından karşılandığını, davacı tarafın hava ve yol şartlarına aldırış etmeden sefere çıkıldığı veya yola devam edildiği iddialarının mesnetsiz olduğunu, tüm seferlerde hava ve yol durumu kontrolleri yapılıp onay alınarak seferlerin düzenlendiğini, sefer iptallerinin terminal kontrol merkezi tarafından belirlendiğini, tüm alınan önlemlere rağmen aniden gelişen olağan üstü hava şartları karşısında aciz kalınabileceğini ve bu durumun kazaya sebebiyet vereceğini, davacının ilgili kanun ve yönetmelik uyarınca takması zorunlu olan emniyet kemerini bağlamamış olduğunu, bu durumun davacının ağır yaralanmasına sebebiyet verdiğini, davacının bu nedenle kusurlu olduğunu, davanın karayolları genel müdürlüğüne ihbar edilmesi gerektiğini, hava şartlarına bağlı olarak kara yolundaki gerekli uyarı levhaları ve tuzlama çalışmaları gibi gerekli tedbirlerin karayolları genel müdürlüğünce yapılması gerektiğini, karayollarının bu kapsamda hizmet kusurunun olduğunu, müvekkilinin davacının gerekli ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını, davacının manevi tazminat istemine ilişkin kararların hakkaniyete uygun olması gerektiğini ve davacıyı zenginleştirmeye yönelik olmaması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

İhbar olunan Karayolları Genel Müdürlüğü vekili mahkememize vermiş olduğu 17/03/2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle;zaman aşamı itirazlarının olduğunu, davanın hak düşürücü süresi içerisinde açılmadığını, davaya bakmaya görevli mahkemelerin idari yargı olduğunu, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, idarelerinin ihbar edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihbar şartlarının oluşmadığını, idarelerine kusur yüklenemeyeceğini, meydana gelen kazada yoldan kaynaklanan bir kusur durumunun olmadığını, araç sürücüsü ...'nın kazaya sebebiyet verdiğini, kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağı ile bu durumun tespit edildiğini, sürücünün ifade beyanında araç hakimiyetini kaybettiğini beyan ettiğini, ekiplerin kar ve buz mücadelesi kapsamında gerekli tedbirleri aldığını, hizmet kusurlarının olmadığını, araç işleteninin sorumluluğunun olduğunu beyanla ihbar dilekçelerini kabul etmediklerini, kurumları yönünden davanın reddini yargılama ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda, davacının bizzat kendisi soruşturma dosyası kapsamında karakola verdiği 26/02/2015 tarihindeki ifadesinde emniyet kemerini takmadığını açıkça beyan ettiğinden, dosya kapsamındaki raporlar, davacının vücudundaki mevcut yaralanma bölgesi ve yaralanmanın şiddeti dikkate alındığında emniyet kemeri takmamasının zararı arttırdığı sonucuna varılarak yerleşik Yargıtay uygulamasına göre belirlenen tazminat tutarından %20 oranında indirim yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Müterafik kusur hakkaniyet indirimi niteliğinde olduğundan ve bu indirim mahkememizce resen yapıldığından yine yerleşik Yargıtay uygulamasına göre hakkaniyet indirimi nazarında davalılara vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemiştir.

Davalı tarafça her ne kadar hatır taşıması indirimi talebinde bulunmuş ise de, somut olayda hatır taşıması indirimi yapılmasını gerektirir bir olgunun bulunduğunun davalı tarafından ispatlanamadığı, davacı...'nin şehirler arası sefer yapan otobüste yolcu olarak bulunduğu anlaşılmıştır.

Öte yandan yine davalı tarafça zamanışımı defiinde bulunulmuş ise de, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre belirsiz alacak davasının davanın açıldığı tarih itibariyle sonradan değer arttırımı yapılsa bile tüm talep edilen alacak için zamanaşımını kestiği kaldı ki davanın kazanın üzerinden henüz iki yıl geçmeden açılması sebebiyle bu itirazlarda yerinde bulunmamıştır.

Davacı vekili dosyaya sunduğu 16/03/2016 tarihli talep ayrıştırma dilekçesinde 1.000,00TL'lik ileride yapılacak olası estetik vs.ameliyatlar için gerekli tedavi giderine yönelik olarak taleplerinin olduğunu belirtmiş ise de, dava tarihinde doğmamış bir alacak talep edilemeyeceğinden ve sonradan ortaya çıkan bir zarar var ise bunu dava etme hakkı baki olduğundan bu zarar talebine yönelik davacı taleplerinin reddi gerekmiştir.

Davacıların manevi tazminat talebi açısından yapılan değerlendirme;

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. (Konya BAM 3. Hukuk Dairesi 19/06/2020 tarih 2020/380 Esas 2020/503 Karar)

Bu itibarla yukarıda açıklanan ilkeler, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, ceza dosyasındaki deliller, hükme esas alınan kusur raporu, davacılar ve müteveffa arasındaki yakınlık durumu, davacıların çekmiş olduğu ıstırap ve olay tarihinde paranın satın alma gücü birlikte değerlendirilerek davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerekmiştir.

Manevi tazminat miktarı belirlenirken de davacı...'nin zararı arttıran müterafik kusur indirimi dikkate alınarak %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak suretiyle;

Davacı ...'nin maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE;

4.002.439,27TL sürekli iş göremezlik tazminatı,

16.073,05TL geçici iş göremezlik tazminatı,

1.922,40TL bakıcı gideri,

800,00TL tedavi gideri olmak üzere toplam 4.021.234,72TL maddi tazminatın;

Davalı ... Bayburt ... A.Ş'nin sorumluluğu 3.981.234,72TL ile sınırlı olmak,

Davalı .... (......) Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 150.000,00TL ile sınırlı olmak,

Davalı.... (.......) Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu 308.795,45TL ile sınırlı olmak,

Davalı ...... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğu 18.795,45TL sınırlı olmak,

Davalı ... zararın tamamından sorumlu olmak kayıt ve şartıyla,

Davalı sigorta şirketleri yönünden dava tarihi olan 08/07/2015 tarihinden, davalı ... ve davalı... Bayburt ... A.Ş. yönünden kaza tarihi olan 20/02/2015 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı...'ye verilmesine,

Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

Davacıların manevi tazminat davalarının KISMEN KABULÜ İLE;

Davacı... için 160.00,00TL,

Davacı ... için 16.000,00TL,

Davacı ... için 16.000,00TL,

Davacı ......... için 8.000,00TL,

Davacı .... için 8.000,00TL olmak üzere toplam 208.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/02/2015 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Bayburt ... A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı ...... Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan maddi tazminatın kabul tutarları bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına ve 20/12/2019 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda hüküm tesis edildiği, ıslaha göre reddedilen tutar yönünden lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde tarafları lehine vekalet ücreti hükmedilmediğini, bu nedenle istinaf ettiklerini, mahkeme kararının kaldırılmasını ve tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... ... Turizm Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan raporların hükme elverişli olmadığını, kazanın üzerinden 9 yıl geçtiğini ancak davacının Eğitim Fakültesini bitiremediğini, düzenlenecek raporların yönetmeliğe uygun olması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının hesaplanmasının abesle iştigal olduğunu, tazminatın zenginleşme aracı olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketten önce sigorta şirketlerinin sorumluluğunun söz konusu olduğunu, sigorta şirketlerinden tahsil edilemeyen bir tazminat kalması durumunda müvekkili şirketin sorumluluğuna hükmedileceğini, rapordaki tazminattan öncelikle sigorta şirketlerinin sorumlu olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını, müvekkili şirket yararına kararın bozulmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava; yaralanmalı trafik kazası sebebiyle geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerine ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

  1. İbraya ilişkin itirazın incelenmesinde:

Müteselsil borçlulardan birinin zarar görenin zararını ödemesi oranında diğer borçlular borcundan aynı oranda kurtulurlar. TBK’nun 166. maddesi (BK’nun 145. maddesi) “Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır” hükmünü içerir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/15947 Esas, 2018/6756 Karar)

Somut olayda ..... Sigorta Şirketi tarafından davacıya, 22.09.2015 tarihinde olmak üzere 250.000,000 sürekli iş göremezlik tazminatı ödendiği, ancak Zorunlu KarayoluTaşımacılık Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Sakatlanma Klozu Kişi Başı teminatı olan 290.000,00tiçin sigortacı ibra edildiği ve bu ibradan sirayet nedeni ile diğer davalıların da yararlanacağı, eldeki davanın 08.07.2015 tarihinde ödeme tarihinden önce açıldığı ve ödemenin, yargılama aşamasında yapıldığı anlaşıldığından, yapılan bu ödeme, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin10.04.2014 tarihli 2014/6410 Esas ve 2014/5482 Karar sayılı ilamı ile aynı Dairenin 12.01.2015tarihli 2013/11493 Esas ve 2015/21 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, 290.000,00 Tl indirilmesi gerektiğinden itirazın kabulü gerekmiştir

  1. Davacının gelirine ilişkin itirazının incelenmesinde :

Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir. Gerçek gelirin tespiti için, yapılan araştırma sonucu gerçek gelirin saptanamadığı takdir ise kamu düzenine ilişkin olan asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekir. 6098 sayılı TBK m. 75. maddesi gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Asgari ücret kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece re’sen gözönünde tutulması zorunludur. (Yargıtay 17. HD'nin 28.03.2019 tarih ve 2016/8879 E. - 2019/3815 K. ).Davacının üniversite mezunu olması halinde, asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceğinin kabulü gerekir.( Yargıtay 4. HD'nin 17.02.2022 tarih ve 2021/9193 E. - 2022/2748 K.)

İlke olarak zarara dayalı yapılan hesaplamalar farazi olup gerçek durumun varlığı halinde bilinen gerçek duruma göre hesaplama yapılması gerekir. Dolayısıyla, bilinen gerçeklik varken varsayıma gidilemez. Davacının eğtim hayatının sonunda mezun olduktan sonra da belli bir süre sonra iş bularak çalışmaya başlayabileceği göz önüne alınarak bu tarihten itibaren gelirinin asgari ücret üzerinden tazminatın hesaplanması gerekir.

Davacının öğrenimini sürdürdüğü bölümünden mezun olacağı muhtemel tarihin ilgili öğrenim kurumundan sorulması; mezun olduğunda mesleğine göre elde edebileceği gelirin saptanması için ilgili yerlerden emsal gelir araştırması yapılması, ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede iş bulabileceği, emsal gelirinin ne kadar olacağı gibi hususların sorulması; bu tespitlerden sonra, davacının okulundan mezun olacağı tarih ve sonrasındaki iş bulma süresinin sonuna kadar geçecek süre için gelirinin net asgari ücret olarak ve çalışmaya başlamasından sonraki dönem yönünden ise tespit edilen gelirine göre tazminat hesabının yapılması için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle karar verilmesi kaldırmayı gerektirmiştir.

  1. Geçici iş göremezlik itirazının incelenmesinde:

Haksız fiilin bir çeşidi olan trafik kazalarında yaralanmalar nedeniyle meydana gelen zararlar 6098 sayılı TBK.nın 54. Maddesinde açıklanmış, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpların bedensel zararlardan olduğu belirtilmiştir.

Davacı olay tarihinde 21 yaşında olup 9 ay geçici işgöremezlik süresi belirlenmiştir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacı her ne kadar 7 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmelidir. (Aynı yönde) Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/9064 E- 2014/8672 K. Sayılı 29.5.2014 tarihli ilamı.) Bu nedenle aktuerya raporunda bu yönden bir eksiklik bulunmadığı itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

  1. Manevi tazminat miktarına ilişkin itirazın incelenmesinde:

Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup, yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı kusur durumu ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının Yerinde OLDUĞU anlaşılmıştır.

  1. Vekalet ücreti itirazının incelenmesinde :

Davacı lehine hesaplanan tazminatlardan, müterafik kusur nedeniyle mahkeme tarafından yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği ve yargılama giderleri yönünden taraflar arasında paylaştırmaya gidilemeyeceğinin göz önüne alınması da gerekmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2018/1094 ESAS, 2018/6778 KARARI ile bu konuda süreklilik kazanan diğer kararları) .Bu nedenle itirazın reddi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin HMK.nın 353/1.a.6. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1. Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi  kararının HMK.nın 353/1. a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 

				2. Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

3. İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran davalılara iadesine,  

4. Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle  avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

5. İstinaf yasa yoluna başvuran davalı taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6. Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

7.  Mersin İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasına davalı ....Turizm Şirketi  tarafından sunulan.... Bankası / Gölcük/Kocaeli Şubesine ait 12/03/2024 tarih ... numaralı 11.500.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,

HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.18/09/2024

Başkan

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Katip

e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kesinreddinekonyakabulüvekiliTazminatnumarasıdairesikararıkısmenhukukolduğu

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim