SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1296

Karar No

2024/1430

Karar Tarihi

11 Eylül 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 11/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 18/12/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI :

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 1-

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 2- ...... -

VEKİLİ : Av

DAVALI : 3-

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 11/09/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/09/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; 1.000,00 TL Karşılanmayan tedavi giderleri, 1.000,00 TL Kalıcı uzuv kaybı, 1.000,00 TL Bakıcı masrafı, 100.000,00 TL Manevi tazminata, ..... plakalı araç üzerine karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir şerhi konulmasını, Fazlaya dair bütün haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik kaza tarihinden başlayarak işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ..... Sigorta cevap dilekçesinden özetle; Öncelikle gerekçeli itirazlarımız dikkate alınarak mahkemeniz nezdinde görülen olan haksız ve hukuka aykırı davanın usulden reddine, bu talebimizin kabul görmemesi halinde yapılan yargılama sonucu esastan reddini, kazaya karışan araç sürücüsünün kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden kusur raporu alınmasına; varsa derdest ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasını, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” göre rapor alınmasına, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Siciline kayıtlı aktüer bilirkişiden TRH 2010 Mortalite Tablosunda yer alan verilere göre rapor düzenlenerek gerçek zararın tespit ettirilmesine, Aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkilimiz şirketin sorumluluğundan tenziline, Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi .... Esas .... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "... Dosyada manevi tazminatlar bakımından yapılan incelemede ise; davacı Sultan Durgut'un meydana gelen kaza nedeniyle manen zarar gördüğünü, meydana gelen kazada manevi zarara uğradığını, kusur durumu ve diğer hususlar dikkate alınarak aynı zamanda "hükmedilcek bu para, zarara uğrayandan manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır, bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir, takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır" (Yüksek Yargıtay 4. HD'nin 06/06/1999 Tarih, 3872/5240; 4. HD'nin 18/06/1998 tarih, 16/89/4951 ), "hükmedilcek bu para, zarara uğrayandan manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır, bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amcına göre belirlenmelidir, takdir edilecek miktarı mevcut halde elde edilecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır" (Yüksek Yargıtay 4. HD'nin 06/06/1999 Tarih, 3872/5240; 4. HD'nin 18/06/1998 tarih, 16/89/4951 ), Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebi ile duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde bulundurularak hak ve nesafet çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır, zira TMK'nın 4. Maddesinde kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre takdir edeceği öngörülmüştür.( Yüksek Yargıtay 17. HD'nin 23/02/2015 Tarih 2013/16396 Esas 2015/3179 Karar) anılan emsal kararların da dikkate alınması ve Yüksek Yargıtay 17. HD'nin 23/02/2015 Tarih 2013/16396 Esas 2015/3179 Karar yine HGK'nın 23/06/2004 tarihli, 13/291-370 sayılı kararında "22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır" şeklinde hüküm geçtiği görülmekle manevi tazminat yönünden; davacının, davalılar ........ Ve ...... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat talebinin kısmen kabul, kısmen reddi ile; 20.000,00TL'nin 03/07/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre ;

MADDİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;

Davacının, davalılar aleyhine açmış olduğu maddi tazminat davasının feragat nedeniyle REDDİNE,

MANEVİ TAZMİNAT YÖNÜNDEN;

Davacının, davalılar ........ ve ...... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat talebinin KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ İLE; 20.000,00TL'nin 03/07/2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; iş bu davada zaman aşımı süresi dikkate alınmadığını, huzurdaki dava iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan çok sonra açıldığını, meydana gelen kazada müvekkil ......'nın hiçbir şekilde dahli ve kusuru bulunmadığını, meydana gelen kazada müvekkilin aleyhine olan ve davacının ağır yaralanmasına sebebiyet verdiğine ilişkin iddiaları ve bu yöndeki ceza dosyasından yapılan tespit ve değerlendirmelerini de kabul etmediklerini, davacı tarafça, müvekkile ait olan aracın sigorta şirketinden tazminat ödemesine ilişkin tahsilat yapılmış olup, manevi tazminata ilişkin bir tahsilatın da yapılıp yapılmadığına ilişkin ilgili sigorta şirketinden bilgi alınmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının davasının müvekkil yönünden tümden reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı üzerine tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Mahkemece verilen karar, sadece davalı ...... tarafından istinaf edilmiştir.

Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.

  • Zamanaşımı itirazında;

Zamanaşımı, bir talep veya dava hakkının kanunda tayin edilen süre içinde kullanılmaması halinde, usul hukukunca öngörülen şekilde ileri sürülmek koşuluyla, borçluya borcunu ödememe imkanı veren bir hukuki müessesedir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip, sadece onu eksik bir borç haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme niteliğini ortadan kaldırır. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 140. (TBK 161) maddesinde düzenlenen; "Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hakim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz" kuralında da vurgulandığı üzere, zamanaşımı kişisel bir savunma nedeni (def'i) olup, bütün öteki savunmalarda olduğu gibi ve özellikle itiraz nedenlerinden farklı olarak, savunulmadığı takdirde mahkemece re'sen gözetilemez ve uygulanamaz. Diğer bir deyişle; zamanaşımının davayı etkisiz bırakması, kendiliğinden gerçekleşmemekte ve ancak borçlunun iradesine bağlı bulunmaktadır.

6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunun 117. Maddesinde, "İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez.

(2) İlk itirazlar, dava şartlarından sonra incelenir.

(3) İlk itirazlar, ön sorunlar gibi incelenir ve karara bağlanır" emredici hükmüne göre ilk itirazların cevap dilekçesi ile birlikte ileri sürülmesi gerekir. Dava konusu olaydaki "zamanışımı itirazı", ilk itiraz niteliğinde olup re'sen incelenemeyeceğinden davalının süresinde cevap dilekçesi sunmadığından ve dolayısıyla zamanaşımı defi'nde bulunmadığından, istinaf dilekçesindeki zamanaşımı itirazının incelenmesi ve bu konuda bir karar verilmesi mümkün bulunmamaktadır.

Kaldı ki, yaralanmaya göre sekiz yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde de eldeki dava açıldığından, davalının bu itirazı bu yönden de yersizdir.

  • Kusura ve sorumluluğa yönelik itirazda;

Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.

Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.

Karayolları Trafik Kanunun 85 maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.

Yine TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.

Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/11886 Esas, 2017/6732 Sayılı Kararı)

Buna göre, ortaya çıkan zarardan davalı araç maliki de müteselsil sorumlu bulunmaktadır. Bu nedenle, husumete yönelik davalı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür.

Öte yandan; birbirini teyit eden nitelikteki kaza tespit tutanağı ile gerek ceza soruşturmasında gerekse mahkemece alınan rapora göre, davalı sürücünün tamamen tali nitelikteki belirlenen kusurunun dosya kapsamındaki delillere ve oluşa uygun olduğu da görüldüğünden, bu sebeple kabul edilen kusur oranının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı tarafın buna yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.

-Maluliyet istinafı yönünden yapılan incelemede;

Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları)

Bu halde mahkemece, belirlenen esaslara göre 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin baz alındığı uzman heyetinden alınan maluliyet raporuna itibar edilmesi yerinde olduğundan buna yönelik itiraz yersizdir.

Ayrıca itiraz sebeplerinden olarak, dosya kapsamında manevi tazminat olarak mahsubu gerektirir herhangi bir ödeme bulunduğu da iddia ve ispat edilmediğinden buna yönelik itiraz da yerinde bulunmamaktadır.

-Manevi tazminata yönelik itirazda;

Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminata karar verilebilmesi için BK 49 (TBK’nun 58) maddesindeki koşulların oluşması gerekir.

Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (TMK 24), isme saldırı (TMK 26), nişan bozulması (TMK 121), evlenmenin feshi (TMK158), bedensel zarar ve ölüme neden olma (BK 47) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir (BK 49). Bunlardan TMK’nın 24. maddesi ile BK’nın 49. maddesi daha kapsamlıdır. TMK’nın 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; TMK 26, 174, 287); bunların dışında BK’nın 49. maddesi uygulanır.

TMK’nın 24. ve BK.49 (TBK’nın 58) maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır.

Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.

Manevi tazminatın miktarına yönelik değerlendirmede ise; hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.

O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Yukarıdaki düzenleme ve ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davaya konu maluliyete neden olan yaralama eyleminin sabit bulunduğu, davacı yayanın tespit edilen kusuru, olayın gerçekleşme biçimi, yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumlarına ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, hükmedilen tazminat miktarının fazla olmadığı da göz önünde bulundurularak, oluşa ve hakkaniyete göre mahkemece belirlenen manevi tazminata hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından buna dair itirazının reddi gerekmiştir.

Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı ...... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı ...... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

  2. İstinaf eden davalı ......'dan alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 427,60 TL nin mahsubu ile bakiye 938,60 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

  3. Davalı ...... tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların bu davalı üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.11/09/2024

Başkan

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Katip

e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

Tazminat(ÖlümreddiAçılanreddineVeZararkonyavekiliverilmesinereddine"CismanikısmenkabulkesinSebebiylenumarasıdairesiTazminat)hukuk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim