Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/576
2024/1418
11 Eylül 2024
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 11/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 12/12/2023
NUMARASI : Esas Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 11/09/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/09/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mülkiyeti ......'ya ait ..... plaka numaralı KIA markalı araç davalı şirketçe .... poliçe numarası ile Zorunlu Mali Trafik Sigortası kapsamında sigortalandığını, 20.11.2022 tarihinde Niğde İli Merkez İlçesinde meydana gelen ve sürücüsü tespit edilemeyen ..... plakalı araç sürücüsü, Bucak Çayır Sokak istikametinden Elmacı Sokak istikametine dönmek istediği esnada aracının sol ön tampon kısmı ile salı pazarı önünde nizami park halinde olan davacıya ait .... plakalı aracın sol arka kapı, cam ve tampon kısımlarına çarptığını, olay sonrasında düzenlenen Trafik Kazası Tespit Tutanağına ve .... dosya numaralı kesin ekspertiz raporuna göre ..... plakalı aracın sürücüsünün meydana gelen kazada tam kusurlu, ..... plakalı aracın sürücüsü ......’ın herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtildiğini, meydana gelen kaza sonrasında, davacı ......’ın ...... plaka sayılı aracında maddi hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, meydana gelen maddi hasar ve değer kaybının tazmini için, davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının aracında meydana gelen değer kaybının tahsili için Konya .. İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyası ile davalı sigorta şirketi aleyhine takip başlatıldığını, davalı şirketin itirazı sebebiyle takibin durduğunu belirterek, Konya .. İcra Dairesi'nin.... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından sunulan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket'in kazaya karışan aracın ZMMS Poliçesini düzenleyen şirket olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe limitleri dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kaza tespit tutanağında her ne kadar uyuşmazlık konusu kazanın oluşumunda davalı şirket nezdinde sigortalı olan araç sürücünün tam kusurlu olduğu iddia edilse de, bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, kusurun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından belirlenmesinin zorunlu olduğunu, davacı yana ait aracın daha önce herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı, karışmış ise nerelerden hasar aldığı, hangi parçalarda değişim yapıldığı, aracın kaza anındaki kilometresi, modeli, yaşı vb. hususlar baz alınarak; kabul anlamına gelmemekle birlikte gerçek zararı bulunması gerektiğini belirterek, açıklanan nedenlerle davacının davasının esastan reddine, alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Konya... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ....Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda; davacı ile davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait araçların karıştığı trafik kazasında, davacının sahibi bulunduğu araçta kazaya bağlı değer kaybı oluştuğundan bahisle Konya ..İcra Müdürlüğünün .... esas nolu dosyasında takip yapıldığı, yapılan takibe itiraz üzerine mahkememizde itirazın iptali davası açıldığı, mahkememizce alacağın oluşup oluşmadığına ilişkin uzman bilirkişilerden alınan raporlara göre; gerçekleşen kazada davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ....plakalı araçta meydana gelen değer kaybının 75.000,00 TL olduğu yönünde tespitte bulunulmuştur. Bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu kanaati ile, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve;
Davanın kısmen kabulü ile; davalının Konya .icra müdürlüğünün ... esas nolu dosyasında yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 75.000 TL Asıl Alacak, 147,95 TL Temerrüt Faizi olmak üzere Toplam 75.147,95 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
Alacağın tespitinin yargılamayı gerektiriyor olması nedeniyle davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporuna taraflarınca itiraz edildiğini ancak itirazlarının değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda ve ilk derece mahkemesi kararında araç değer kaybı kaza sonucu araçta meydana gelen toplam hasar tutarından bile çok fazla tespit edildiğini, araç hasarı ile araç değer kaybı arasında orantısızlık bulunduğunu, Müvekkil şirket tarafından hazırlatılan araç değer kaybı raporunda yapılan araştırma değerlendirme ve tetkikler sonucunda aracın piyasa şartlarında ortalama geçmiş hasarları, araç üzerinde meydana gelen hasarın şiddeti ve hasar bedeli de göz önünde bulundurularak yapılan hesaplamada Reel olarak 22.000.00 ₺ değer kaybetmiş olduğu şeklinde rapor hazırlandığını, ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda bu kriterlerin hiçbiri dikkate alınmadan kaza tarihi ve sonrası aracın piyasa değeri arasındaki fark bulunmuş ve 75.000 TL değer kaybı olduğu değerlendirmesinde bulunulduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. , 2....K. sayılı ve 12.12.2023 tarihli usul ve yasaya aykırı olan kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Mahkemece verilen karar, davalı yanca istinaf edilmiştir.
Dava, değer kaybına ilişkin itirazın iptali talebine ilişkindir.
-Kusura yönelik itirazında;
Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.
Olaya ilişkin kaza tespit tutanağı ile mahkemece alınan, olaya ilişkin mobese görüntülerinin de incelenip değerlendirildiği kusur raporunun birbirini teyit edip, tüm dosya kapsamındaki delillere ve oluşa uygun kusur raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından buna yönelik itirazın reddi gerekmiştir.
-Değer kaybına ilişkin itirazlarda;
İDM ce meydana gelen kazanın ve ödemeye esas olan poliçe başlangıç tarihinin 01/06/2015 tarihinden sonra olması nedeniyle 01/06/2015 tarihli genel şartlarda belirtilen usule göre hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ne varki AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”
şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.
Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmüktedir.
Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir
Bu kapsamda Davalı vekilinin mahkemece aldırılan hasar raporundaki değer kaybına yönelik itirazlarının incelenmesinde; 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden YUKARIDA İZAH EDİLDİĞİ ÜZERE TARAFI OLMADIĞI ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.
YİNE 2918 sy nın 90, maddesine eklenen 1. Fıkradan sonra gelen hüküm Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022tarihli ve E.: 2021/82, K.: 2022/167 sayılı Kararı ile.)
Karayolları Trafik Kanunu’nun 90’ıncı maddesinde yer alan trafik sigortası kapsamında ödenen değer kaybı tazminatı, destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatlarına ilişkin hesaplamada dikkate alınacak kriterler ile maddenin uygulanmasına ilişkin SEDDK’ya düzenleme yapma yetkisi verilen hüküm Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir
İptal kararı sonrası yine TBK nın haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam edilmesi gerekecektir.2. İptal kararı ile yine 1. İptal kararı öncesi mevcut düzenlemeler dikkate alınarak karar verilecektir.
Bu durumda Yargıtay 17.HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15/03/2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilecektir.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda değer kaybının bu ilkeye uygun olarak belirlenmesine, bu kapsamda yerleşik Yargıtay uygulamasına göre aracın kazadan önceki değeri ile kazadan sonraki değerinin ayrıntılı olarak, somut emsalleri de gösterilip önceki kazalarının da gözetildiği rapora göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, davacının mahkeme kararından sonra kendisinin aldırdığı, dava sırasında ileri sürüp sunmadığı rapora göre yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı anlaşılmakla, buna yönelik itirazların reddi gerekmiştir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf eden davalıdan alınması gereken 5.133,35 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.283,60 TL nin mahsubu ile bakiye 3.849,75 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.11/09/2024
Başkan
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Katip
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32