SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/564

Karar No

2024/1416

Karar Tarihi

11 Eylül 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 11/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 29/11/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI - KISITLI :

VEKİLİ : Av.

VASİ :

VEKİLİ : Av.

DAVALI :

VEKİLLERİ : Av.

Av.

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 11/09/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/09/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü ...'ın, .... plakalı araçla 25.09.2011 günü Sedirler Caddesini takiben Fetih Caddesi istikametine seyrederken olay tarihinde henüz 8 yaşında olan yaya müvekkil ...'a çarparak müvekkilin yaralanmasına sebep olduğunu, .... plakalı aracını olay tarihindeki Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasını yapan sigorta şirketi davalı.... Sigorta şirketi olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle Konya ( Kapatılan) 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ile yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporları neticesinde sürücü ... kusurlu bulunarak ceza aldığını, fakat hemen belirtelim ki ceza dosyasındaki raporlarda müvekkile de kusur atfedilmişse de işbu kusuru kabul etmediklerini, meydana gelen işbu kaza nedeniyle müvekkilinin, BTM ile giderilemez ve hayati tehlikesi olacak şekilde yaralandığını, beyninde ödem oluştuğunu, vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar meydana geldiğini, kaza sebebiyle kalıcı olarak sakatlık geçiren müvekkilinin beyninde, kafasında, elinde, kolunda, bacağında ve konuşmasında kalıcı hasar meydana geldiğini, kaza sonrası müvekkilde zeka geriliği, konuşma zorluğu ve yürüme bozukluğu, elini kullanmada zorluk, elinde ince beceri eksikliği ve titreme olduğunu, müvekkilinin bir dizi ameliyat geçirdiğini ve müvekkilinin tedavisi halen de devam ettiğini, kaza nedeniyle müvekkil, bir daha okula gidemediğini, okuma yazmayı da neredeyse tamamen unuttuğunu, bu zorlu süreçte özel bakım ve ilgi isteyen müvekkilli ile anne babasının da ilgilenemediğini, müvekkilinin annesinin müvekkille ilgilenmediği gibi müvekkilin velayetini babasına bırakarak boşandığını, müvekkilinin babası da müvekkilin özel bakım, tedavi ve ilgi istemesi nedeniyle bunlarla uğraşmak istemediği için müvekkilini terk ettiğini, müvekkilinin babasının şu an nerede olduğu dahi belli olmadığını, bu şekilde ortada kalan müvekkiline dedesi .... ın sahip çıkmış ve elinden geldiğince bakım ve tedavisi ile dedesinin ilgilendiğini, ilgilenmeye de devam ettiğini fakat dedenin de ekonomik durumunun oldukça kötü olduğunu, müvekkilinin hem ailesini, hem bedeni sağlığını kaybettiğini, ömrü boyunca da sağılığı kayıp bir şekilde yaşayacağını, bu doğrultuda müvekkilinin geçici göremezlik ve sürekli iş göremezlik giderlerinden oluşan maddi tazminatın tahsili için kaza yapan aracın ZMMS kapsamında davalı sigorta şirketine talepte Bulunulduğunu ve arabuluculuğa başvurulmuşsa da davalı sigorta şirketi başvuruyu sonuçsuz bıraktığını ve uzlaşmaya da yanaşmadığını, bu nedenlerle 100 TL bakıcı gideri, 100 TL tedavi gideri, 250 TL geçici iş göremezlik gideri, ve 250 TL sürekli iş göremezlik gideri olan müvekkilin uğradığı maddi zararın karşılanmasını talep etme zaruretinin doğduğunu, açılan davanın kabulünü talep ettikleri görülmüştür.

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, aynı zamanda davacının bakıcı talebinde de bulunamayacağını, bakıcıya ihtiyaç duyulması çalışamamazlık durumundan daha ağır ve ileri derecede yaralanmaların sonucu olduğunu, açılan haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle davaya konu talebin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle reddini, daha sonra ise sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil bir kusur bulunmaması nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Yüksek Yargıtay 17. HD'nin 2011/7758 Esas, 2012/6081 Karar sayılı ilamı, aynı dairenin 2014/9573, 2017/519 sayılı ilamları, Konya BAM 3. HD'nin 2018/60 E, 2019/3 K, ve aynı dairenin 2020/964 Esas, 2021/63 K, sayılı 28/01/2021 tarihli ilamları dikkate alınarak davacının 1.676,49 TL Geçici iş göremezlik, 157.946,63 TL Sürekli iş göremezlik, 2.346,48 TL Bakıcı gideri, 1.500,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere toplam 163.469,60TL maddi tazminatın 30/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre;

Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;

Davacının 1.676,49 TL Geçici iş göremezlik, 157.946,63 TL Sürekli iş göremezlik, 2.346,48 TL Bakıcı gideri, 1.500,00 TL Kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı olmak üzere TOPLAM 163.469,60TL maddi tazminatın 30/11/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; uzamış ceza zamanaşımının başlangıç tarihi olay tarihi olmakla, dava konusu taleplerin zaman aşımına uğradığını, davacı çocuğun 18 yaş altında olup gelir getirici bir işte fiilen çalışmadığından geçici iş göremezlik tazmini kararına itiraz ettiklerini, 18 yaşından önce çalışma gücü kaybının hesaplanabilmesi için, küçüğün bu yaştan itibaren fiilen çalıştığının ve gelir elde ettiğinin ispatının gerektiğini, ancak dosyada bu yönde bir delil veya iddia bulunmadığını, 25.02.2011 Tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih 6111 sayılı yasanın 59. Maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun değişen 98. Maddesindeki Trafik kazalarındaki acil sağlık ve tedavi hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan karşılanacağı hükmü nedeni ile tedavi masraflarından SGK 'nın sorumlu olduğunu, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasında bakıcı gideri açıkça faturalandırılmadığı sürece ve aile birliği içerisinde bakım yapılması durumunda hesaplanan bakıcı giderinden uygun oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt başlangıç tarihi ispat yükü davacı tarafta olup ödemeye esas tüm bilgi ve belgelerin müvekkil şirkete tebliğ tarihi tam olarak ispatlanamamasına rağmen dava tarihinden önce 30/11/2018 tarihinde temerrüdün gerçekleştiğinin kabulünün hatalı olduğunu, hesaplanan vekalet ücreti, harç, yargılama giderlerinin hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihi ve faiz türüne itiraz ettiklerini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas ... Karar sayılı dosyasında verilen 29/11/2023 tarihli kararının kaldırılarak itirazları gibi davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Son alınan 03/02/2023 tarihi itibariyle bile gelişen durumun devam ettiği belli olup yerel mahkemenin en son alınan aktüerya bilirkişi raporunda belirtilen ve davacı olarak ilk kararın taraflarınca istinaf edilmemesi nedeni ile kazanılmış haklara zarar gelmemesi adına 08/06/2021 tarihindeki hesaplamaya esas alınan askeri ücret üzerinden hesaplama yaparak çıkardığı rakamın kabul edilmesi taraflarınca kabul dilebilir bir durum olmadığını, bu kararın hatalı olduğunu bu nedenle 04/10/2023 rapor tarihindeki askeri ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle aleyhe hususları ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile; davalı tarafın istinaf isteminin reddine ve istinaf taleplerinin kabulü ile son 04/10/2023 tarihli raporun düzenlendiği andaki askeri ücret baz alınarak tazminatların belirlenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dairemizin ilamı ile verilen kaldırma ve gönderme kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar, davacı ve davalı Sigorta vekilinin istinafı üzerine yapılan inceleme sonunda;

Daire kaldırma kararı gereğinin yerine getirilerek alınan kusur konusunda uzman bilirkişi raporuna göre kusur oranlarının belirlenmiş olmasına; yapılan diğer istinaf itirazlarının önceki Daire kararında değerlendirilip yeniden incelenmesine yer olmadığı gibi itiraz edilmeyip kesinleşen hususlarda yeni sebeplere dayanılamayacağına; kamu düzeni ile istinaf sebepleri kapsamında, oluşa ve dosya kapsamına, kaldırma kararına uygun biçimde düzenlenen raporun benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, istinaf eden tarafların buna yönelen, yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

-Zamanaşımı itirazları ve gelişen durum bakımından;

Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davada zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı noktasında toplanmaktadır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanunun 109/2 maddesi gereğince tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabilecektir.

Kaza 25.09.2011 tarihinde gerçekleşmiş olup, olayda 5237 sayılı TCK uyarınca 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uygulanacak olması, ceza zamanaşımının olay tarihinden itibaren işleyecek olması karşısında 8 yıllık ceza zamanaşımının dava ve arabuluculuk tarihi itibariyle dolduğu anlaşılmıştır. Ancak davada "gelişen durum"un bulunması söz konusudur. Dava, belirsiz alacak müessesinin ortaya çıktığı 6100 Sayılı HMK'nın, yürürlük tarihi olan 2011 yılından sonra açılan belirsiz alacak davalarında, dava tarihine (söz konusu olması halinde artırım veya ıslaha göre değil) bakılacağından, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti önem arz etmektedir.

Zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için, zarar gören tarafından failin yanında zararın da öğrenilmesi gerekir. Bedensel zararlarda, uğranılan zararın tespit edilebilmesi için, meydana gelen yaralanmanın niteliği de nazara alınarak, öncelikle zarar nedeniyle gerekli tedavi sürecinin bitmiş olması gerekir. Zira, tedavi devam ederken zarar gören kişinin sürekli ve geçici işgöremezlik durumu tam olarak tespit edilemez. Daha açık bir ifade ile, tedavi devam ederken kişinin yaralanma nedeniyle maluliyeti olup olmadığı ve varsa oranının ne olduğu tam olarak tespit edilemez.

Somut olayda da, kaza 25.09.2011 tarihinde gerçekleşmiş olması, dava tarihinin on yıllık süre içinde yani 17/02/2020 tarihinde olması, her ne kadar ceza zamanaşımı süresi dolmuş olsa da zamanaşımı süresinde nazara alınmayacak olan arabuluculukta geçen süre ve kaldırma kararına göre alınan heyet raporunda gelişen durumun halen de varlığının tespiti nedeniyle, buna göre zararın öğrenilmesinden (zararın kesinleşmesinden) itibaren işleyecek iki yıllık ve genel olarak olaydan itibaren işleyecek on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının belirlenmesiyle zamanaşımına ilişkin itirazın itirazların reddi gerekmiştir.

-Davacının istinafına ilişkin olarak;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir.

Ayrıca, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/(21)10-595 ESAS, 2022/639 KARAR sayılı ilamında da vurgulandığı üzere;

Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulî kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı kararı).

Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.

Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması durumunda Yargıtay bozma kararı ile oluşan usulî kazanılmış hak değer taşımayacaktır. 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 E., 1960/9 K. sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında (YİBK) "...Sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararının Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak, henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan bütün işlere tatbikinin gerekli olduğuna..." karar verilmiştir.

Bunun gibi bozmaya uyulmasından sonra o konuda yürürlüğe giren yeni bir kanun karşısında bozma ilamına uyulmakla oluşan usulî kazanılmış hakkın bir değeri kalmayacaktır.

Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hâlinde usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (HGK 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. ile 30.01.2013 tarihli ve 2012/1-683 E.,2013/165 K. sayılı kararları).

Görev konusu da usulî kazanılmış hakkın istisnasıdır. Bu husus 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/5 K. sayılı YİBK'da "...Kaide olarak usuli müktesep hak hükmünün vazife konusunda tatbik yeri olmayacağına ve duruşmanın bittiği bildirilinceye kadar vazifesizlik kararı verebileceğine,..." şeklinde ifade edilmiştir.

Bu sayılanların dışında ayrıca hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı ve harç gibi kamu düzenine ilişkin konularda da usulî kazanılmış haktan söz edilemez.

Ayrıca maddi hataya dayanan bozma kararına uyulması ile de usulî kazanılmış hak doğmaz.

Usulî kazanılmış hakkın hukukî sonuç doğurabilmesi için bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.

Bu aşamada asgari ücret ile ilgili olarak gerçek zarar hesabına etkisi nedeniyle açıklamalar yapılması gerekmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 39.maddesine göre; “İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir belirlenir”.

01.08.2004 tarihli ve 25540 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Asgari Ücret Yönetmeliğinin (Yönetmelik) "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, “Asgari ücret; işçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 102. maddesinde de 39. maddede belirtilen komisyonun belirlediği asgari ücreti ödemeyen veya eksik ödemede bulunan iş verenlerin cezai sorumluluğu düzenlenmiştir.

Asgari ücret, tüm çalışanlar için uygulanması zorunlu “taban ücret”tir. Asgari ücretin, işçilerin yaptıkları işe uygun ve insanlık onuruna yaraşır bir yaşam seviyesini sağlaması için gerekli olan en az ücreti ifade ettiği ve adil bir ücret elde edilmesi, böylece çalışanların ekonomik ve sosyal durumlarının düzeltilmesi amacına yönelik olduğu gözetildiğinde asgari ücretin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve bunun altında bir ücretten söz edilemeyeceği, asgari ücretin altında kararlaştırılan ücretlerin ve buna ilişkin sözleşmelerin geçerli olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

Bu noktada “kamu düzeni” kavramına açıklık getirilmesinde yarar bulunmaktadır. Kamu düzeni; toplumun temel yapısını ve bireylerin güvenlik, huzur ve sağlık içinde yaşamaları için kamusal yararları koruyan; devletin güvenliğini, düzenini ve bireyler arasındaki ilişkilerde hukuku sağlamaya yarayan kurallar bütününün oluşturduğu hukuk düzenidir (Türk Hukuk Lügatı, Ankara, 2021 Baskı, Cilt-I, s.636).

Kamu düzeniyle ilgili durumlarda, kazanılmış usulî haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücretteki değişiklikler de usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.01.2004 tarihli, 2004/10-24 E., 2004/47 K. sayılı kararında da aynı yaklaşım benimsenmiştir.

Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarihli ve 1991/9-102 E., 1991/267 K. sayılı kararında da belirtilmiştir.

Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumlarında gözetilmesi gerekmektedir.

Buna göre somut olayda; yeniden kaldırılması ve dolayısıyla aktüer raporu alınması gereken bir durum olmayıp, istinaf itirazları reddolunduğundan ve esastan ret nedeniyle karar verileceğinden ve ayrıca ilk karara davacının da istinafının bulunmaması sebebiyle karşı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak da gözetilerek davacının buna ilişkin itirazlarının reddi gerekmiştir.

Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı vekilllerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1. b. 1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

  2. Davacı tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

  3. Davalı tarafından alınması gereken 11.166,60 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 2.792 TL nin mahsubu ile bakiye 8.374,60 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

  4. İstinaf aşamasında davacı ve davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

  5. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.11/09/2024

Başkan

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Katip

e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararkesinkabulreddireddinekonyavekiliverilmesineTazminat(HaksızvekilleriKaynaklanan)numarasıdairesikısmenFiildenhukuktoplam

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim