Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/234
2024/1282
2 Eylül 2024
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 02/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA .ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 02/11/2023
NUMARASI : Esas Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
Av.
DAVA İHBAR OLUNAN : 1-
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNANLAR :2-
3-
4-
DAVA : Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/09/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 02/09/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; davalı tarafından .....poliçe numarası ile sigortalı olan müteveffa .....’in, müvekkili bankadan kullanmış olduğu Tüketici Kredisine istinaden lehine Dain-i Müterhin şerhi bulunmasına ve rizikonun gerçekleşmesine rağmen, müvekkili bankaya söz konusu riziko kapsamında ödemenin yapılmadığını, öncelikle davanın mirasçılara İHBARINI, fazlaya dair talep ve dava hakları hem mirasçılardan hem davalıdan saklı olmak kaydı ile davanın kabulü ile davalı şirketten poliçe limitleri kapsamındaki 21.616,79-TL'nin sigortaya başvuru tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte alınarak davacı müvekkilinin tüketici kredisinden kaynaklanan alacağının tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine açılan davada müteveffa sigortalı .....'in davacı bankadan kredi çektiğini, sigortalıya ait şirket nezdinde krediyle bağlantılı hayat sigortası bulunduğunu, sigortalının vefatı sonrasında banka tarafından şirketimize başvuru yapıldığını ve sigorta bedelinin ödenmediği, mirasçılar aleyhine takip başlatıldığı ancak takibe itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmesi sonrasında Yargıtay kararı kapsamında da öncelikle sigorta şirketine başvuru yapılması gerektiği sonucuna varıldığını, sigortalının Covid nedeni ile vefat etmiş olduğunu, bu kapsamda beyan edilmeyen hastalık ile vefat arasında illiyet bağının mevcut olmadığı iddialarıyla tazminat tutarının başvuru tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesi talep edildiğini, söz konusu davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açıldığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İhbar olunanlar vekili 14/12/2022 tarihli dilekçesi ile, davada görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu belirterek; davanın usulden reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; müteveffanın ölümüyle sağlık beyanında bildirmediği rahatsızlığı arasında doğrudan bağlantı bulunmadığı, müteveffanın 2012 yılından sonraki süreçte kalp rahatsızlığı ile herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurmadığı, aradan geçen süre zarfı dikkate alındığında poliçe tanzim tarihi itibariyle bu rahatsızlığın bildirilmemesinin hayatın olağan akışına da uygun olduğu, zira süregelen bir rahatsızlığın bulunmadığı, bildirilmeyen rahatsızlık ile ölüm arasında bağlantı ve etkinin bulunmaması karşısında davalı sigorta şirketinin sigorta tazminatını ödemekle yükümlü olduğu, davacının dain mürtehin sıfatıyla sigorta tazminatının kendisine ödenmesini talep edebileceği, müteveffanın krediden kaynaklı borcunun dava tarihi itibariyle 24.049,47 TL olduğu, sigorta teminat tutarının 21.616,79 TL olduğu, borç tutarının teminat tutarından daha fazla olması karşısında teminat limiti tutarı olan 21.616,79 TL'nin tamamının tahsilinin gerektiği sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve;
DAVANIN KABULÜ ile, 21.616,79 TL'nin 29/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ...... Emeklilik A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını arz ettiklerini ancak itirazlarını karşılar ek bir rapor ya da yeni bir tıbbi rapor aldırılmadan karar verildiğini, davacı murisinin sigorta öncesinden gelen kalp hastalığına ilişkin kayıtlara adli tıp bilirkişi heyeti raporunda da yer verildiğini, sigortalının söz konusu hastalığını müvekkili şirkete bildirmeyip beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, dava konusu olayda sigortalının sigorta öncesinden gelen kalp hastalığını şirkete bildirmediğini, kendisine yönlendirilen bu soruya "hayır" cevabı verdiğini, sigortalının söz konusu eyleminin kasten beyan yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini, sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olması halinde sigortacının tazminat borcunun ortadan kalktığını, müvekkili şirketin tazminat borcunun bulunmadığını, sigortalının sigorta öncesinden gelen kalp hastalığının bulunduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dairemizin ilamı ile görev yönünden verilen kaldırma ve gönderme kararı üzerine görevli mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen karar, davalı Sigorta vekilinin istinafı üzerine yapılan inceleme sonunda;
Mahkemece verilen karar, davalı sigorta tarafından istinaf edilmiştir.
Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.
6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde "Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir.
Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkemece alınan uzman doktor heyeti raporlarında, davacıların murisinin ölüm sebebinin sigorta poliçesinin düzenlendiği tarihten önce gizlendiği iddia edilen kalp hastalığı ile ölüm sebebi olan poliçe tarihinden sonra tanısı konulan covid-19 kaynaklı viral pnömoni nedeneyle solunum yetmezliği arasında doğrudan illiyet bağının tespit edilemediğinin belirtilmesi karşısında, illiyet bağını ispat yükü altındaki davalı tarafın söz konusu kalp hastalığı ile ölüm arasındaki illiyeti ispat edemediğinden, davalının buna yönelik istinafının reddi gerekmiştir. (Bkz. Emsal aynı yönde Yargıtay 17. HD 2017/622 Esas, 2019/9837 Karar sayılı ilamı) Bunun dışında, Murisin poliçe tanzimi/yenilenmesi sırasındaki beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği sabit olmadığından 6102 sayılı T.T.K'nın 1435 ve devamı maddelerinde de düzenlendiği üzere; sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında teminatın indirilmesi gerektiğinden, murisin sigorta poliçesinin düzenlenme tarihinden önce tanısı konulan kalp hastalığının belirtilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon ile tazminat hesabının yapılması gerektiğinden, buna göre sigorta tazminat bedelinden yüzde elli oranında indirim yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek tam sigorta bedeline hükmedilmesinde isabetsizlik bulunduğundan, davalı tarafın buna yönelik itirazı kabul edilerek buna dair yeniden hüküm tesisi gerekmiştir. (Bkz. Yargıtay 17. HD 2019/5125 Esas, 2019/12583 Karar sayılı ilamı)
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)
- DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 10.808,40 TL'nin 29/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;
-
Alınması gereken 738,32 TL harçtan, peşin alınan 369,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 369,15 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davacı tarafından yapılan 369,17 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 449,87 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından yapılan 5.391,25 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 2.695,62 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacının üzerinde bırakılmasına,
-
Arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 1.560,00 TL'sinin davalıdan, 1.560,00' sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-
Davalı tarafından yapılan 40 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 20 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
-
Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 10.808,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 10.808,40 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
-
Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
İstinaf Yargılaması Yönünden;
10-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
11-Davalı tarafından yapılan 738 TL istinaf başvuru gideri ile 50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 788 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
12-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
14-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.02/09/2024
Başkan
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Katip
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52