SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 3. HD 2023/2324 E. 2024/128 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2324

Karar No

2024/128

Karar Tarihi

6 Şubat 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 06/02/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 23/05/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI :

VEKİLİ :Av.

DAVALILAR : 1-

VEKİLİ :Av.

2-

VEKİLİ :Av.

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/02/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:06/02/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 21.06.2019 günü davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalanan .... plaka sayılı otomobilin sürücü .... idaresinde iken, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalanan ... plaka sayılı otomobilin sürücü ... yönetiminde iken karşılıklı çarpışmaları sonucu meydana gelen trafik kazasında, ... plaka sayılı otomobilde yolcu olarak bulunan ...'in vefat ettiğini, sürücü .... hakkında, taksirle ölümüne neden olma suçundan Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinin ....Esas sayılı dosyasında kamu davasının açıldığını, kazaya karışan ve ... adına kayıtlı olan ... plaka sayılı otomobilin, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 18.06.2020 bitiş tarihli ve .... nolu, kazaya karışan ve ... ... adına kayıtlı olan ... plaka sayılı otomobilin ise davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 05.02.2020 bitiş tarihli ve ... nolu Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalandığından, sigortacı sıfatı ile davalıların sorumluluğuna gidildiğini, müvekkile... ...'in, oğlu ...'ın vefatı nedeni ile destekten yoksun kaldığı tartışmasız olduğundan, uğradığı maddi zararının tazmini için eldeki davanın açılması gerektiğini, müteveffa desteğin annesi... ...'in 02.04.1981 doğumlu olup ev hanımı olduğunu ve bağımsız bir işi ve gelirinin bulunmadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97 ve 99/1 maddeleri gereğince yazılı başvurunun yapıldığını, 04.09.2019 tarihinde başvuru dilekçesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamındaki belgelerin tebliğine rağmen, 15 gün içerisinde yazılı olarak cevap verilmediğini ve 8 iş günü içerisinde tazminat ödemesi yapılmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi gereğince Arabulucu'ya başvurulduğunu, ancak taraflar arasında anlaşmaya varılamadığını belirterek; müvekkilesinin, oğlu ...'ın vefatı nedeni ile destekten yoksun kaldığı tartışmasız olduğundan, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere; 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinde geçerli kişi başı poliçe teminat limitleri ile sınırlı olarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkilesine verilmesine, dava şartı arabuluculuk faaliyeti ile açılan eldeki dava yönünden; zorunlu olması nedeni ile Arabuluculuk faaliyeti için yapılan giderler, arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması nedeni ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 16/2-c maddesi gereğince 750,00 TL maktu arabuluculuk faaliyeti vekâlet ücreti, Sarfına mecbur kalınacak yargılama giderleri ile dava vekâlet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Davacı tarafından müvekkili şirkete yapılan başvuruda müteveffanın ücretini gösterir gelir belgesi sunulmamakla başvuru usulüne uygun olmadığından davanın başvuru şartı eksikliği nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, öncelikli olarak kusur oranlarının belirlenmesin gerektiğini, desteğin veraset ilamı ve vukuatlı aile nüfus tablosunun dosyaya kazandırılması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmeyerek, müteveffanın kaza tarihinde henüz 18 yaşında olduğu dikkate alınarak, hesaplamada askerlik dönemi, evleneceği, evlendikten sonra 2 çocuk sahibi olacağı gibi veriler ile destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasının yapılması gerekmekte olduğunu, dava dışı ...’in alkollü olup olmadığı kaza tespit tutanağından anlaşılamamakla, ceza dosyasının ve otopsi raporlarının dosyaya kazandırılmasının ardından dava dışı sürücünün alkollü olması halinde tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davanın davacının zararın karşılanmış olması ihtimaline karşı davanın sigortalı ... ve sürücü ....’e ihbar edilmesini talep ettiklerini belirterek; davanın öncelikli olarak başvuru şartı eksikliğinden usulden reddine, davanın sigortalı ve araç sürücüne ihbarına karar verilmesine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Kazaya karışan ... plakalı araç müvekkili şirket nezdinde 05.02.2019/2020 tarihlerini kapsayan Zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, sorumluluğu poliçe teminatı ve sigortalı araç sürücülerinin kusuru oranı ile sınırlı olduğunu, kusur raporunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınmasının gerektiğini, müteveffanın babası vefat etmiş olduğundan destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakkının bulunmadığını, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitinin gerektiğini belirterek; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "İzah edilenler, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, Konya Bölge Adliye Mahkemesi Kaldırma Kararı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... Sigorta A.Ş. tarafından Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalanan ... plaka sayılı otomobil ile davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalanan... plaka sayılı otomobilin karşılıklı çarpışmaları sonucu meydana gelen trafik kazasında, .... plaka sayılı otomobilde yolcu olarak bulunan ...'in vefat ettiği, ... ..in vefatı nedeniyle destekten yoksun kalındığından bahisle mahkememizde tazminat davası açıldığı, davalı tarafların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücü ....'in %15 oranında, sürücü ...'in %85 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının maddi zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı,kazaya karışan .... plaka sayılı otomobilin, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 18.06.2020 bitiş tarihli ve ... nolu, ... plaka sayılı otomobilin ise davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından 05.02.2020 bitiş tarihli ve....nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalandığı, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı sigorta şirketinin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; Adli Tıp Kurulu İhtisas Dairesinin 29.06.2022 tarihli raporunda, vefat edenin mevcut verilerle emniyet kemeri takıp takmadığı ve takılmış olması durumunda ölümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususunda değerlendirme yapılmadığı yönünde mütalaada bulunulması ve dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, emniyet kemerinin takılı olup olmadığı "belirsiz" olarak işaretlendiğinden, vefat edenin kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp, takılı olmadığının ispatının davalı taraf üzerinde bulunması nedeniyle müterafik kusur indiriminin yapılmadığı (Konya Bölge Adliye Mahkemesi ..Hukuk Dairesinin .. Esas .... Karar Sayılı ilamı), davalılar tarafından cevap dilekçesi ile birlikte hatır taşıması itirazında bulunulmadığından, hatır taşıması iddiasının değerlendirilmediği, açıklanan nedenlerle kazaya karışan sigortalıların araçlarının sürücülerinin kusur oranı ve son alınan aktüer bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının davasının ... Sigorta yönünden kabulüne, ... Sigorta yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş ve;

Davacının davasının ... Sigorta yönünden KABULÜ ile; 390.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi itibariyle geçerli ZMMS ölüm klozu kişi başı teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigortadan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,

Davacının davasının ... Sigorta yönünden KISMEN KABULÜ ile; 120.852,69TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi itibariyle geçerli ZMMS ölüm klozu kişi başı teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigortadan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı ... Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Bozma öncesi yerel mahkeme kararında, 1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiğini, istinafa konu son yerel mahkeme kararında ise aleyhe bozma yasağına aykırı davranılarak prograsif rant hesap yöntemi kullanılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiğini, yerel mahkeme kararından kusur oranlarının yanlış tespit edilmiş olup, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, müvekkil sigorta şirketinde sigortalı ... plaka sayılı araç sürücüsü, müteveffa ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın kendi şeridine girmesi nedeniyle etkin direksiyon tedbirine başvurmuş ve karşı şeride geçmişken, karşı araç sürücüsünün tekrardan kendi şeridine geçmesi nedeniyle kazanın meydana geldiğini, sigortalı araç sürücüsü gerekli tüm tedbirleri almış olmasına rağmen kazanın meydana geldiğini, tüm bu nedenlerle Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/05/2023 tarih ... E, ... K. Sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırı bulunarak istinaf taleplerinin kabulüne karar verilerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve icranın geri bırakılmasına karar verilmesini, yargılamada eksik inceleme yapılması nedeniyle usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını, gerekli görülmesi halinde yeni bir yargılamayı gerektirmesi sebepleriyle, öncellikle davanın baştan itibaren bakılması ile duruşma günü verilmesi ile davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, istinaf vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yargılama safhalarında görüleceği üzere davacı tarafın ıslah müessesine aykırı şekilde hareket etmiş olmakla birlikte bu hususun hukuki mesnetten uzak olduğunu, yerel mahkeme tarafından istinaf dilekçelerindeki taleplerine bağlı kalınmadan aleyhe hükmün açıkça hukuka aykırılık teşkil etmekle birlikte müvekkil şirketin kazanılmış haklarını ihlal ettiğini, tazminatın tam kusur üzerinden hesaplandığını, aynı kazada vefat eden babanın payının annenin payına eklendiğini, kaza sonrasında kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağı ile her ne kadar Müvekkil Şirket nezdinde sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu tespit edilmiş olsa da söz konusu tespitin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı trafik zabıtaları tarafından düzenlenmiş denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bir rapor olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. ...K. sayılı ve 23.05.2023 tarihli usul ve yasaya aykırı olan kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta A.Ş yönünden kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, daha önce hükme esas alınmış olan 10.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporu’nda, müvekkil anne yönünden yetiştirme gideri tenzili yapılmadığı ve bu rapora karşı davalıların itirazda bulunmadığı, ayrıca bu yönden bir istinaflarının da olmadığı, üstelik 01.02.2023 tarihli Bilirkişi (2.Ek) Raporu'na ... Sigorta A.Ş.'nin itiraz etmemesi nedeni ile lehlerine kazanılmış hakkın oluştuğu dikkate alındığında ... Sigorta A.Ş. yönünden de talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, kısmen kabule karar verilmesi hatalı olduğunu, eldeki dosyada iki ayrı dava olduğu dikkate alınarak her bir dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken bu gereğe uyulmayarak usuli hata yapıldığını, tazminat hesabında TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanmamasının hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle davalı vekillerinin istinaf itirazlarının tümden reddine, istinaflarının kabulü ile Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında verilen 23/05/2023 tarihli kararın, hukuka ve kanuna aykırı olması nedeni ile kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dairemizin ilamı ile verilen kaldırma ve gönderme kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen kararın davacı ve davalı sigortalarca istinafı üzerine yapılan inceleme sonunda;

Aşağıda belirtilen husus dışında, kaldırma kararında belirtilen biçimde araştırma yapılarak PMF yaşam tablosu ve progressif rant sistemi esas alınarak tazminat miktarının belirlenmesinde; ATK trafik uzman heyetinden kusur raporu alınarak davalı sigortaların sorumlu oldukları araçların sürücülerinin kusurlarının sabit olup dava dilekçesi ile müteselsilen talepte bulunulduğundan kusur oranlarının değişmesinin tazminat miktarında etkili olmaması nedeniyle yeniden kusur raporu alınmasına gerek olmamasına; emniyet kemeri takılı olmadığının ve aksi halde dahi bunun ölümde etken olduğunun ispat yükü kendisinde olan davalı tarafça ispatlanmamış olmasına; sair itirazların Dairemizin önceki kaldırma kararında değerlendirilerek reddedilmiş olup yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, bu konulara ilişkin davacı ve davalıların yerinde bulunmayan itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

-Davalıların, daha önceki karara davacının istinafının bulunmamasından bahisle usuli kazanılmış hak itirazlarında;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.

Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.

Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Bunun yanında;

Yeniden aktüer raporu alınması gerekir ise, ancak bu durumda güncel veriler varken faraziyeye dayalı veriler esas alınamayacağından, AYM kararı nedeniyle, yeniden rapor alınması gerekli ise mahkemece güncel asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerekmektedir. (Bkz. Aynı yönde Yargıtay Genel Kurulu 2021/(21)10-188 Esas, 2022/87 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/(21)10-595 ESAS, 2022/639 Karar sayılı ilamları)

Bu nedenle yukarıdaki ilkeler ve açıklamalar kapsamında, Dairemizce Anayasa Mahkemesi iptal kararı nedeniyle aktüer raporu alınması istenilmiş olmakla, oluşursa güncel veriler gözetilerek buna göre karar verilmesi gerekli olduğundan, davalıların buna ilişkin itirazları yerinde değildir.

-Kamu düzeni yönünden usule ilişkin;

Davacı tarafından açılan maddi tazminat istemlerinin irdelenmesi gerekir. Kural olarak alacaklı, alacağının tümü için dava açmak zorunda olmayıp, alacağının belli bir bölümünü dava konusu yapabilir. Zira; hiç kimse kendi lehine olan davayı (tam dava) açmaya zorlanamaz.(HMK m.24/2) Bu bağlamda davacının alacağının şimdilik belli bir kesimi için açtığı davaya, kısmi dava denilir. Kısmi dava 6100 sayılı HMK’nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrasında; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” denilmiştir.

Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (mesela, ödünç veya satış sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu (aynı hukuki ilişkiden doğan) alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir.Dava konusu alacak, bir alacağın belli bir kesimi değil (bilakis bağımsız bir alacak) ise, o zaman dava, kısmi dava olarak nitelendirilemez.

Davacının kısmi dava mı yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden (talep neticesinden) anlaşılır. Davacı, dava sebebi olarak gösterdiği vakıalardan doğan alacağının tümünü mü, yoksa yalnız bir kesimini mi istediğini açıkça bildirmelidir. (m.119, 1/ğ). Aksi halde, yani davacı alacağının yalnız bir kesimi için dava açtığını bildirmemiş ise, dava, kısmi dava değil tam dava sayılır.Davacının davasını açıkça kısmi dava olarak nitelendirmesi zorunlu değildir. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının alacağının dava edilenden daha fazla olduğunun ve bunun yalnız bir bölümünün dava edildiğinin açıkça anlaşılması gerekli ve yeterlidir.

HMK 107.maddede belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup, 107/2.fıkrada "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." esası kabul edilmiştir. Buna göre davacı taraf talep artırım dilekçesi ile talebini artırabilecektir. Talep artırım, niteliği itibari ile davalı taraf aleyhine esaslı bir değişiklik olup, davalı tarafın, duruşmada bulunmadığı durumlarda tebligat yolu ile bu istemden haberdar edilmesi zorunludur.

Belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda davacı talep sonucunun belirlenmesi talep sonucunun artırılması şeklinde olmaktadır. Belirsiz alacak davasında talebin belirlenmesinde karşı tarafın iznine veya ıslah yoluna başvurulmasına gerek bulunmaz. Ancak davacı tarafından talep sonucu belirlendikten sonra alacağının daha fazla olması halinde davacının talep sonucunu artırmak için ıslah yoluna başvurması yani ıslah suretiyle talep sonucunu artırması mümkün olacaktır.

Somut olayda, dava dilekçesinin istem sonucu ve dilekçe içeriği tümüyle değerlendirildiğinde davasının “kısmi dava” olarak açtığı sonucuna varılmaktadır.

6100 sayılı HMK'nın 176 ve devamı maddelerinde ıslah kurumu ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. HUMK'nın 83. (6100 sayılı HMK m. 176), maddesinde ise ıslah, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir. Islahın amacı, yargılama süresinde, şekli ve süreye aykırılık sebebi ile ortaya çıkacak maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmaktır. Bununla birlikte talep miktarı ıslah ile arttırılabilecektir. Ancak taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Islahın kısmen veya tamamen olduğuna bakılmaksızın taraflar aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Buna göre tarafların, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ancak aynı dava içerisinde bu yola sadece bir kez başvurabileceği belirtilmiştir.

Somut dosyamızda;davacı tarafça, dava dilekçesinden açıkça görüleceği üzere kısmi dava açıldığı sabit olduğu halde, ancak bir kez ıslah talebinde bulunulabileceği yerde, davacı tarafça iki kez ıslah talebinde bulunulduğu, talep miktarının fazla tutulduğu ilk ve geçerli kaldırma kararından önceki ıslah dilekçesinde tazminat miktarının müştereken ve müteselsilen 213.730-TL olarak belirtilmesine rağmen, mahkemece kaldırma kararından sonra sunulan geçersiz olan ikinci ıslah (artırım denilen) dilekçesi nazara alınarak kusur oranlarına göre ayrı ayrı davalıların tazminatla sorumlu tutulmaları usul ve yasaya aykırı olup, kamu düzeni nedeniyle davalıların istinaflarının bu sebeple kabulü ile kararın kaldırılarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesisi gerekmiştir.

Ancak; ikinci kere yapılan ıslah geçersiz ve yok hükmünde olduğundan ve ilk ıslah dilekçesine göre hüküm kurulması gerektiğinden, bu kapsamda davacı aleyhine aradaki farktan dolayı yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden, kurulan hükümde bu husus gözetilmesi gerekmiştir.

Kabule göre de; mahkeme ilk kararına esas aktüer raporunda davacı için yetiştirme gideri hesaplanmamış ve bu husus kaldırma kapsamı dışında kalarak kesinleşmekle yeniden alınan raporda yetiştirme gideri indirimi yapılamayacağından buna yönelik davacı itirazı ise yerinde görülmüştür.

Bu nedenle, davacı ve davalılar ... Sigorta A.Ş ve ... Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davacı ile davalılar ... Sigorta A.Ş ve ... Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;(İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)

  1. Davacının davasının KABULÜ ile; 213.107,78 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi itibariyle geçerli ZMMS ölüm klozu kişi başı teminat limitiyle sınırlı olmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,

İlk Derece Yargılaması Yönünden;

  1. Karar tarihi itibariyle alınması gereken 14.557,39 TL. nispi karar ve ilam harcından, ıslah ve peşin harcı olarak alınan 1.790,21 TL. harcın mahsubu ile kalan 12.767,18 TL. harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

  2. Davacı tarafından yapılan peşin ve ıslah harcı dahil 1.790,21 TL harç gideri, 44,40 TL başvuru harcı gideri, 1.700 TL bilirkişi ücreti gideri, 864,70 TL posta ve tebligat gideri, 2.994,80 TL adli tıp fatura gideri olmak üzere toplam 7.394,11 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

  3. Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

  4. Davacı vekili için A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 33.966,17 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

  5. Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320 TL. yargılama giderinin, davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

  6. Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

İstinaf Yargılaması Yönünden;

  1. İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı ve davalılara ayrı ayrı iadesine,

  2. Davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru gideri ile 80 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 572,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,

10-Davalı ... Sigorta tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,

11-Davalı ... Sigorta tarafından yapılan 492 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine,

12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

13-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.06/02/2024

.

Başkan

.

e-imzalı

.

Üye

.

e-imzalı

.

Üye

.

e-imzalı

.

Katip

.

e-imzalı

.

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yenidenTazminatdavacıya(ÖlümkabulüneAçılandereceVedüzeltilerekmahkemesiZararkonyavekiliverilmesinehakkındaCismanikısmenkesinkaldırılmasıkabulüSebebiylenumarasıdairesikurulmakTazminat)hukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim