Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/909
2024/1271
2 Eylül 2024
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 02/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 12/12/2023
NUMARASI : Esas Karar
DAVACILAR : Müteveffa ...
1. ... . (T.C. Kimlik No: ...)
2. ... . (T.C. Kimlik No: ...)
3. ... . (T.C. Kimlik No: ...)
4. ... . (T.C. Kimlik No: ...)
VEKİLİ : Av. ... - [
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ : Av. ... - [
DAVALI : 2- ... - (T.C. Kimlik No: ...)
VEKİLİ : Av. ... - [
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/09/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 02/09/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin davacı ve davalı vekilinin ayrı ayrı istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23/06/2017 tarihinde meydana gelen kazada, ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile yayalar ... ve ...'a çarpması sonucu ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, sanık/davalı ...'in tali derecede kusurlu olduğunu, kaza sonucu ...'ın vefat ettiğini, ...'ın ise yaralandığını, ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talebi; davalı .... Sigorta A.Ş ve ...'den müştereken ve müteselsilen, Muris ... için; 50,00 TL bakım ve tedavi giderleri, 50,00 TL cenaze masrafları, 50,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının (eşi ... için ), yaralamalı trafik kazası nedeniyle ve ...'ın sakat kalması nedeniyle maddi tazminat talebi; davalı... Sigorta A.Ş ve ...'ten müştereken ve müteselsilen, kazada yaralanan ... için; 50,00-TL geçici iş göremezlik, 50,00-TL sürekli iş göremezlik 50,00-TL bakım ve tedavi giderlerinin, araç sürücüsü ... yönünden olay tarihinden, sigorta şirketi yönünden sigorta limitleri aşılmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile tahsiline, ... için eşinin ölümü ve kendisinin sakat ve özürlü kalmasından dolayı 50.000 TL, ... için 30.000 TL, ... için 30.000 TL, ... için 30.000 TL toplam 140.000 TL manevi tazminatın (...'ın sakat kalması ve muris ...'ın vefat etmesi nedeniyle) olay tarihinden işletilecek yasal faizi ile birlikte sürücü Hüseyin Çelik'ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 16/11/2023 tarihli ıslah dilekçesinde sonuç olarak; Geçici iş görmezlik talebini davalı ... yönünden 50 TL' den 2.387,16-TL' ye, sürekli iş görmezlik talebimizi tüm davalılar yönünden 50 TL' den 48.980,96-TL' ye, bakım ve tedavi giderlerini ise tüm davalılar yönünden 50 TL' den 2.266,50 TL' ye yükselttiklerini, 53.634,62-TL'nin araç sürücüsü ... yönünden olay tarihi olan 23.06.2017 tarihinden itibaren, 51.297,46 TL'nin (Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde geçici iş görmezlik tazminatının sigorta kapsamında olmadığını belirtmiş olması nedeniyle) sigorta şirketi için ise temerrüt tarihi olan 18.12.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, davanın öncelikle dava şartı yokluğu sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacılara ödeme yapılıp yapılmadığının geçici iş göremezlik zararı ile geçici bakıcı giderlerinin teminat dışında kaldığını, davacı tarafın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiz talebinin haksız olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "...Yukarıda izah edilenler, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/12/2021 tarihli 2017/1179 E. ve 2021/1563 karar sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... idaresindeki ... plakalı otomobil ile yayalar ... ve ...'a çarpması sonucu ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, davacıların manevi zararının oluştuğu, davacı ...'ın yaralandığı ve destek ...'ın desteğinden yoksun kalındığından bahisle mahkememizde tazminat davası açıldığı, davalı tarafların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücü ...'in %20, yaya ...'ın %80, yaya ...'ın %80 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacıların maddi zararlarının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı .... Sigorta şirketine ...poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, ...'in ise kazaya karışan ... plakalı sayılı aracın işleteni konumunda olduğu, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı .... sigorta şirketinin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; Konya İl Müftülüğünden gelen yazıda, cenaze ve defin hizmetlerinin ücretsiz yapıldığı bildirildiğinden, davacının cenaze masraflarına yönelik bir alacak talebinde bulunamayacağı, davacıların ve davalının ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacıların davasının kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin değer artırım dilekçesindeki talepleri ile bağlı kalınarak ve 28/08/2023 tarihli aktüer raporu dikkate alınarak, ...'ın maluliyet ve destekten yoksun kalma zararına yönelik maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı ...’ın Maluliyetine yönelik davasının KABULÜ ile; 23.06.2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 48.980,96 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 2.387,16 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı (Davalı .... sigorta yönünden 50,00 TL ile sınırlı olarak), 1.066,50 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 1.200,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 53.634,62 TL maddi tazminatın (Davalı .... sigorta yönünden 51.297,46 TL ile sınırlı olarak), davalı sigorta şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık ile sağlık teminat klozu limiti ile sınırlı olarak, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 27.12.2017’den, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 23.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Davacının ...’ın desteği ...’ın vefatı nedeniyle davacının davasının KABULÜ ile; 23.06.2017 tarihinde trafik kazası sonucu davacı ...’ın desteğini kaybetmesi nedeniyle, 36.029,25 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 82,95 TL ...’ın tedavi sürecinde bakıcı giderinden doğan maddi zararına yönelik tazminatın, 400,00 TL ...’ın kaçınılmaz tedavi giderlerinden doğan maddi zararına yönelik tazminat olmak üzere toplam 36.512,20 TL’nin (davalı sigorta şirketinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık ve sağlık teminat klozu limiti ile sınırlı olarak), davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 27.12.2017’den, diğer davalı ... yönünden kaza tarihi olan 23.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
Davacı ...’ın cenaze masraflarına yönelik davasının reddine,
Davacıların manevi tazminat davasının KABULÜ İLE; davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 23.06.2017 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’ten tahsili ile DAVACILARA VERİLMESİNE" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı .... Sgirota A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava öncesinde yapılan ödeme ile davacının tüm zararı karşılandığından davanın reddi gerekirken aleyhe hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan işbu ödemenin ibraname bulunmaması sebebiyle değerlendirmeye alınmadığını, ödeme yeterliliği yapılmadan verilen hükmün kabulünün söz konusu olmadığını, ödeme tarihi itibariyle zararın karşılandığını, davacıların zararının ödeme ile karşılandığını, ödeme tarihindeki verilere göre rapor alınması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesinin haksız olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın müvekkili sigorta şirketi yönünden reddine, reddedilen miktar yönünden taraflarına vekalet ücreti hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde de değer arttırım dilekçesinde de davacılardan maddi tazminatın avans faizi ile birlikte tahsili talep edilmiş olup yerel mahkeme tarafından verilen kararda maddi tazminata avans faizi işletmek yerine yasal faiz işletilmesine karar verildiğini, davalılardan ...’in kazanın meydana gelmesine ticari aracı ile sebep olması, davalının aracını ticari işleri için kullanması ve de davalılardan .... Sigorta A.Ş’nin ticari ehliyetinin olması nedenleriyle yerel mahkeme tarafından verilen kararda maddi tazminata avans faiz işletilmesine hükmedilmemiş olup kararın bu yönüyle kaldırılması ve maddi tazminata talepleri doğrultusunda avans faizi işletilmesi yönünde karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, hükmün diğer yönleri ile onanmasını, maddi tazminat taleplerine avans faizi işletilmesi yönünde hüküm kurulmasını ve sigorta şirketinin temerrüt tarihinin 19.12.2017 tarihi olarak belirlenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından alınması gereken harçların yatırılmaması nedeniyle Yerel Mahkemece 05/03/2024 tarihinde verilen ek karar doğrultusunda davalı vekilinin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava; ölümlü, yaralanmalı trafik kazası sebebiyle destekten yoksun kalma, geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi bakıcı giderlerine ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede :
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”
Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.
Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.
Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.
Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.
Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından;
Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmemktedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları.
Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.
Bu halde mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre Çukurova Üniversitesi ATK 01/02/2022 tarihli raporundaki maluliyet dikkate alınarak daha önce rapor tanzim eden tazminat bilirkişisinden yukarıdaki esaslara uygun ek rapor tanziminin istenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
2. Ödeme itirazının incelenmesinde :
Dosya kapsamına göre davacının yaralanmasına neden olan kazanın23/06/2017 tarihinde meydana geldiği, davacı tarafından zararının karşılanması için kazaya neden olduğu belirtilen aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalıya yapılan başvuru üzerine sigorta şirketi tarafından hesaplama yapılmış ve 14/03/2018 tarihinde belirtilen tazminat davacıya banka aracılığı ile ödenmiştir.
2918 sayılı KTK’nun 111. maddesinde, “ Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da,yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” Düzenlemesi yapılmıştır. Bu maddede düzenlenen sürenin hukuki niteliği zamanaşımı süresi olmayıp, “hak düşürücü süre” olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK’nin 109.maddesindeki zamanaşımı sürelerinden yararlanamayacak, iki yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir.
Somut olayda; davacıya 14/03/2018 tarihinde dava konusu kaza nedeniyle, 14.659,72 TL ödenmiştir. Ancak dosya kapsamında davalı tarafından KTK md. 111 kapsamında bir anlaşmanın (ibra vs.) olduğu ispat edilememiştir. Buna göre; davalı tarafından ibraname olmaksızın tek taraflı olarak davacının maddi zararına ilişkin ödediği miktar göz önünde bulundurularak varsa bakiye kalan zararını isteyebileceği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olup davalı sigorta şirketinin itirazı yerinde değildir.
3. Faiz türü itirazının incelenmesinde :
Davacı vekilince temerrüt faizi olarak avans faizi istenilmiş, mahkemece yasal faize hükmedilmiştir. Zarara neden olan araç hususi otomobil olup yasal faize hükmedilmesi yerindedir.
4. Faiz başlangıcı itirazının incelemesinde :
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.
Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Davacının dava açmadan önce davalı sigortacıya başvuruda bulunduğuna ilişkin bir iddiasının bulunmaması, davalı sigortacının da davadan önce başvuru olmadığını savunmuş olmasına göre, sigortacının en erken dava tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilerek, davalı sigortacı için temerrüt faizinin dava tarihinden işletilmesini talep edebilir.
(Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/25016 Esas 2017/5136 Karar sayılı ilamları)
Bu bakımdan davalı sigorta şirketi açısından daha önce temerrüde düşürüldüğü anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı ve davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.nın 353/1.a.6.maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1. Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1. a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2. Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3. İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan, istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine,
4. Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5. İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6. Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
7. Konya .. İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyasına davalı .... Sigorta A.Ş tarafından sunulan; Tc Zıraat Bankası / Konya Şubesine ait; 05/02/2024 tarih, ... numaralı, 185.165,68 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,
HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi.02/09/2024
...
Başkan
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Üye
...
e-imzalı
...
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52