SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 3. HD 2023/2254 E. 2024/122 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2254

Karar No

2024/122

Karar Tarihi

6 Şubat 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 06/02/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 08/06/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACILAR : 1-S

2-

VEKİLİ :Av.

DAVALILAR : 1-

VEKİLİ :Av.

: 2-

VEKİLİ :Av.

: 3-

VEKİLİ : Av.

:4-

VEKİLİ : Av.

: 5-

VEKİLİ : Av

MÜTEVEFFA : 6-; (Mirasçıları; hakkında mirasın reddine karar verildiği ve tereke temsilcisi olarak atanan)

VEKİLİ :Av.

DAVA :Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

DAVA TARİHİ : 20/09/2018

BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN E. K. SAYILI DOSYA

DAVACI :

VEKİLİ :Av.

DAVALILAR : 1-

VEKİLİ :Av.

: 2-

VEKİLİ : Av.

:3-

VEKİLİ : Av.

: 4-

VEKİLİ : Av.T

MÜTEVEFFA : 5-; (Mirasçıları;ş hakkında mirasın reddine karar verildiği ve tereke temsilcisi olarak atanan)

VEKİLİ :Av.

DAVA :Tazminat(Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

BİRLEŞEN MAHKEMEMİZİN E. K. SAYILI DOSYA

DAVACILAR : 1-

2

VEKİLİ :Av.

DAVALILAR : 1-

VEKİLİ :Av.

:2-

VEKİLİ : Av.

: 3-

VEKİLİ : Av.

:4-

VEKİLİ :Av.

: 5-

VEKİLİ : Av.

MÜTEVEFFA : 6-; (Mirasçıları; hakkında mirasın reddine karar verildiği ve tereke temsilcisi olarak atanan)

VEKİLİ :Av.

DAVA :Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 06/02/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 06/02/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Mahkememizin.... Esas sayılı dosyasında davacılar vekilinin dava dilekçesi özetle; 05/10/2017 tarihinde saat 13:30 civarında Konya Afyon Karayolunda Afyon istikametine doğru seyretmekte olan mülkiyeti müvekkili .... ...'e ait .... plakalı, sürücü .... (Ölü) sevk ve iadesindeki araç, Pınarkaya köyü kavşağına geldiğinde, davalı .... sevk ve idaresindeki ... plakalı traktör aniden kontrolsüz şekilde ana yola çıkmış ve müvekkilinin gelini ...., oğulları .... ve torunları ....'nin içinde bulunduğu araca traktörün ön sol tekerlek ve ön kısmında bulunan ağırlık denge demiri ile sağ arka kapı kısmından vurduğunu, çarpmanın etkisi ile sürücü ....'in araç direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, aracın savrulduğunu, karşı şeride geçtiğini, arada bariyer olmadığını, davalılardan....Taşımacılık şirketine ait sürücüsü .... .... sevk ve idaresindeki .... plakalı çekiciye ön kısmından çarptığını, meydana gelen kazada müvekkilinin gelinleri ....'nın, oğulları ....'ın ve torunları ....'nin feci şekilde can verdiklerini, konu ile alakalı Bolvadin Ağır Ceza Makemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile ceza yargılamasının yapıldığını ve traktör sürücüsü ....'un cezalandırılmasına karar verildiğini, bu nedenlerle Fazlaya ilişkin her türlü talcp ve dava haklarımız saklı kalmak ve davamız belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmek (manevi lazminat taleplerimiz belirsiz alacak değildir, bu nevi tazminat bakımından ZMMS poliçelerinden talebimiz yoktur) tahsilde tekerrür olmamak ve davalı sigorta Şirkellerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olmak, bilirkişi raporları doğrultusunda net rakamlar belli olduğunda HMK 107 gereği harç tamamlama hakkımız saklı kalmak kaydı ile ; Müvekkil .... .... İçin; ve babası .... ...'ın ölümü nedeni ile şimdilik 5000- TL, kardeşi .... ...'ın ölümü nedeni ile 3000-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte,(sigorta şirketleri bakımından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari (sizi ile birlikte) davalılardan Müştereken ve müteselsilen tahsiline ve müvekkilimize verilmesine, 1/b-annesi .... ...'ın ölümü nedeni ile 50.000-TL, babası .... ...'ın ölümü nedeni ile 40.000-TL, ablası .... ...'ın ölümü nedeni ile 30.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalılardan Müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkilimize verilmesine, Müvekkil .... ... için annesi .... ...'ın ölümü nedeni ile 40.000.TL, babası .... ...'ın ölümü nedeni ile 30,000-TL , kardeşi .... ...'ın ölümü nedeni ile 20.000-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren İşleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalrlardan mMüştereken ve Müteselsilen tahsili ile Müvekkilimize verilmesine » (Müvekkilimiz ....'in ....plakalı aracı nedeni ile lazminat talep etmek, dava açmak ve birleştirme talep etmek hakkı saklıdır),Sigorta şirketleri hariç olmak üzere davalılardan .... adına kayıtlı ... plakalı aracın , ... Tic Ltd Şti adına kayıtlı .... plakalı aracın, ve var ise bu davalılar ve .... .... adına kayıtlı başkaca araç, menkul, gayrimenkul mallar ile 3. Şahıslardaki hak ve alacakları üzerine yukarıdaki belirtilen konularda uzun sürecek yargılama sonunda alınan kararın infaz edilebilmesi için müraafasız ve koruma tedbiri olan ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir konulmasına, bu şekilde mahkeme kararının temtinat altına alınmasına , kararın kesinleşmesine kadar devamına, (bu talebimiz ile ilgili olarak Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 2016/18144 E ve 201771 1201 KT sayılı kararı eklidir), delillerimizin toplanmasına, davamızın kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkememizin.... Esas sayılı dosyasında davalılardan .... Sigorta vekilinin cevap dilekçesi özetle; İş bu yargılamaya konu mezkur olayın gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia olunan .... plaka sayılı aracın Müvekkil Şirket tarafından, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, ancak aracın söz konusu poliçe teminatı altına alınmış olması, teminatın tamamen ve otomatik olarak ödeneceği anlamına gelmediğini, Müvekkil Şirket, 2918 sayılı kanuna göre, işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitleri dahilinde teminle mükellef olup, işletenin sorumluluğunun bulunmadığı hallerde, Müvekkil Şirketin sorumluluğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, mezkur olayda, Müvekkil Şirketin sorumluluğunun varlığı kanaatine varılmış olsa dahi, Davacı tarafların, vefat eden murislerin desteğinden yoksun kalıp kalmadığını, desteğinden yoksun kalmış ise bunun miktarının ne kadar olduğunu ispat etmek zorunda olduklarını, yine yargılamaya konu olayda hatır taşımacılığının varlığı açık ve net bir şekilde ortada olduğunu, hatır taşımacılığına ilişkin indirimlerinde Sn. Mahkemenin takdirinde olmak üzere uygulanmasını talep etmekteyiz. Hatır taşımacılığı ile birlikte zaman aşımı itirazlarını da bildirdiklerini, Davacılardan destekten yoksun kalma tazminatı talep edilen .... ...., 1998 doğumlu olup hem kaza tarihi itibariyle hem de dava tarihi itibariyle reşit olduğunu, destekten yoksun kalma tazminatından bahsedilebilmesi mümkün olmadığını, Ayrıca Davacının ileride okuma ihtimali olması gibi farazi bir sebebe dayalı olarak tazminat talebinde bulunulması, tazminat hukukunun munzam zarar varlığı temeline aykırı olduğunu, Bu nedenlerle alınacak bilirkişi raporu ile öncelikle olaydaki kusur durumunun tespit edilmesi, Şayet Müvekkil Şirketin sorumluluğunun varlığı düşünülecek ise, alınacak bilirkişi raporu ile ve vefat edenlerin sosyo-ekonomik durumunun araştırılması ile birlikte Davacı tarafın gerçekten destekten yoksun kalıp kalmadığının tespit edilmesi, Davacı taraf, destekten yoksun kalmış ise, yine yukarıda belirttiğimiz esaslar doğrultusunda alınacak bilirkişi raporu ile ve vefat edenlerin sosyo-ekonomik durumunun araştırılması ile birlikte destekten yoksun kalınan değerin hesaplanması, SGK ya müzekkere yazılarak Davacılar için yapılan ödemelerin sorulması ve muhtemel tazminatlardan tenzili ile Sn. Mahkemenin takdirinde hatır taşımacılığı tenizlatının yapılması, Neticeden haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesi ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

Mahkememizin.... Esas sayılı dosyasında davalılardan....Taşımacılık vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacılar vekilinin, davalı müvekkil şirket araç sürücüsü .... ....’ın alt düzeyde tali kusurlu olduğunu ileri sürmüş ise de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davacı taraf davaya konu uyuşmazlığın temelini oluşturan trafik kazası sebebiyle açılmış bulunan ceza davasında alınmış olan kusur raporuna göre müvekkilin sorumlu olduğundan bahsetse de söz konusu rapor ve içeriğini reddettiklerini, kazanın meydana gelmesinin hemen akabinde olay yerine intikal eden kolluk ekiplerince düzenlenen kaza tespit tutanağına göre müvekkil şirket araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde kural ihlalinin olmadığı ve buna bağlı olarak kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, Olay mahallinde kazaya doğrudan tanıklık eden ekiplerce tanzim edilen bu tutanak kazayı ve kusur oranlarınını doğru tespit ettiğini, Buna karşın daha sonra alınan raporda tespit edilen kusur oranlarını kabul etmediğini, bu nedenlerle Kazanın oluş şeklini ve maddi vakaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan kusur raporu alınmasına; Davacıların tüm delillerini sunmalarına, tarafımıza tebliğ ettirmelerine ve buna göre ek savunma hakkımızın saklı tutulmasına; Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan davacılar lehine yapılan ödeme olup olmadığının sorulmasına; Son derece abartılı ve olağanın çok üzerinde manevi tazminat isteklerinin reddine; Davacıların davalı Sigorta Şirketi’nden tazminat almaları konusunda ne zaman ve ne tür bir başvuruda bulunduklarının; Davalı Sigorta Şirketi’nin de tazminat ödemeyi reddetmişse ne sebeple reddettiğinin ve bugüne kadar neden tazminat ödemediğinin açıklatılmasına; Mahkemece, müvekkil şirket aracı üzerine tedbir konulmuş olup, açıklanan nedenlerle şartları oluşmayan tedbirin kaldırılmasına Karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizin.... Esas sayılı dosyasında davalılardan .... .. vekilinin cevap dilekçesi özetle; Davacı tarafın, kazanın oluşumunda davalı müvekkilin hız limitlerini aşar şekilde seyretmesinin etkili olduğunu, davalı ....’un hız limitine uygun olarak seyretmiş olması halinde davacılar murislerinin hayatta olabileceğini iddia ettiklerini, davacıların bu şekilde varsayıma dayalı iddialarının fiili ve hukuki dayanağının bulunmadığını, olay nedeniyle alınan kusur tespitlerine ilişkin rapor içeriğinden de anlaşıldığı üzere, olayda asli kusurlu olan aracın .... plaka sayılı traktör sürücüsü olduğu ,ikinci kusurlu tarafın ise .... olduğu , davalı müvekkilimizin bu olaya karışmasının ise tamamen dış nedenler sonucu olduğuna, özellikle davacılar murislerinin bulunduğu .... plaka sayılı aracın hız limitlerinin çok üzerinde seyrettiği ve araç içindeki şahısların emniyet kemerlerini takmamış olmalarının davacılar murislerinin vefatına neden olduğu hususunda bir şüphe söz konusu olmadığını, bu nedenlerle davalı müvekkil aleyhinde açılan davanın fiili ve hukuki dayanaktan yoksun olduğuna inanıyoruz. Davalı müvekkilin iradesi dışında meydana gelmiş bir olay söz konusu olup, olayda davalı müvekkilin dikkatsiz ve tedbirsizliği veya meslekte acemiliği sonucu meydana gelmiş bir olay söz konusu olmadığını, bu itibarla, öncelikle dava konusu kazanın meydana geldiği olay yerinde tatbiki bir keşif yapılmasına, akabinde itirazlarımız doğrultusunda davalı müvekkilimizin olayda kusurunun bulunup bulunmadığını tespit etmek üzere dava dosyanın Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilerek kusur yönünden rapor aldırılmasını ve netice itibariyle haksız davanın davalı müvekkil yönünden reddini talep etmiştir.

Mahkememizin.... Esas sayılı dosyasında davalılardan .... Sigorta vekilinin cevap dilekçesi özetle; müvekkile isnat edilen tazminata konu olayda henüz kesinlemiş bir kararın mevcut olmadığını, iş bu dava yetkisiz mahkemede ikame olunmuştur ve talepleri hukuki dayanaktan ve yoksun kalınan destekten öte bu eylemden yüksek gelir elde etme maksadıyla ikame olunduğunu, maddi tazminat ve diğer taleplerin tamamı hem Sigorta hem de Sosyal Güvenlik Kurumunun ödeme limitleri içinde ve onların sorumluluğunda olduğundan müvekkil yönünden reddini talep ettiklerini, manevi tazminat taleplerinin de hukuki dayanaktan yoksun olması ve çok yüksek olması iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı, iyi niyet ilkesiyle bağdaşmayan iş bu davada öncelikle yetki itirazımızın değerledirilerek Mahkemenizce yetkisizlik kararı verilmesine; ceza davasının kesinleşmemiş olması, özellikle maddi tazminatların da resmi kurumlarca ve Sigorta şirketince karşılanmış/ karşılanacak limitler içinde olması, taleplerinin iyi niyetli olmaması durumları da değerlendirilerek tedbir talebinin telafisi imkansız zararlara sebebiyet verecek olması nedeniyle ilk olarak ihtiyati taleplerinin reddine; yapılacak yargılama ve alınacak bilirkişi raporlarıyla da görüleceği üzere Maddi Tazminat Taleplerinin ve tazminat dışı diğer alacak taleplerinin müvekkil yönünden reddine; Manevi Tazminat taleplerinin ise fahiş ve yüksek olması, iyi niyetten uzak kalması hususları da değerlendirilerek reddine, Mahkeme aksi kanaateyse makul miktarlara indirilmesine, yargılama giderleri ve Avukatlık Ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizin.... Esas sayılı dosyasında davalılardan....Sigorta A.Ş vekilinin cevap dilekçesi özetle; davaya konu talepler zamanaşımına uğradığına, davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesinin gerektiği, davacı vekili tarafından, 05/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda oluştuğu iddia edilen maddi tazminatın tahsili amacı ile müvekkil şirket aleyhine huzurda görülmekte olan davanın açıldığını, Davaya konu kazaya karışan .... plaka sayılı araç müvekkil....Sigorta A.Ş nezdinde .... poliçe numarasıyla Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, Müvekkil şirketin Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, bu nedenle kabul anlamına gelmemekle beraber kazaya sebep olan olayda öncelikle kusur durumunun tespitinin gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne raci kusur ve zararın kanıtlanamaması halinde müvekkil şirketin sorumluluğunun olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; müteveffa açısından destekten yoksun kalma tazminatı talep eden davacı, müteveffanın ölmeden önceki sürekli ve düzenli desteğini maddi olgularla ispat etmelidirler. yine aktüerya hesaplamasında dikkat edilmesi gereken husus ölüm 'tarihi itibariyle müteveffanın yaşıdır. müteveffanın gelir durumunun ispatı ise davacı tarafın ispatlamasının gerektiğini, davacı vekilinin iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla sayın mahkemenizce faize hükmedilmesi halinde, hükmedilecek faiz yasal faiz olup faiz başlangıcı olarak dava tarihinin esas alınması gerektiğini, aleyhimize açılan asıl ve birleşen davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizin.... Esas sayılı dosyasında müteveffa tereke temsilcisinin cevap dilekçesi özetle; Müteveffa ....'un kendisinin babası olduğunu ve vefat ettiğini, babasının vefatından sonra kendisinin mirası reddettiğini, Mirası reddettiği için kendisinin sorumluğu ve mirasçılık sıfatının olmadığını, bu nedenle davanın kendi açısından reddinin gerektiğini, tarafına gönderilen dava dilekçesinin de mirası reddettiği için kabul etmediğini, bu nedenle kök davalının mirasını reddettiği için davanın kendi yönümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi.... Esas... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle, "Dosya incelendiğinde; Mahkememizin kök dosyası olan.... Esas sayılı dosyasında davacı olarak dava dışı davaya konu trafik kazasında vefat eden .... ... ile .... ... ve .... ...'ın varisi olan davacılar .... .... ile .... ... ...'ın 05/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan ,destekten yoksun kalmaya ve ölüm nedeniyle manevi yönden uğramış oldukları zararın tazmine ilişkin davayı davalılar aleyhine açmış oldukları anlaşılmıştır.

Mahkememizin ana dosyası olan.... devam ederken, yine mahkememizde açılan davacı .... ... ...'ın tek başına söz konusu kazaya ilişkin sahibi olduğu araçta oluşan maddi hasar, araç mahrumiyeti ve ilgili masraflara ilişkin ayrı bir dava açmış olduğu açılan bu davanın ana dava.... ile birleştirildiği, yargılama esnasında mahkememizce alınan aktüerya raporundan sonra, yine Mahkememizde .... Esas sayılı dosya ile davacı ... ... ile .... ...'ın ana davadaki müteveffalar ile olan akrabalık ilişkisine dayanan destekten yoksun kalmaya ilişkin dava açmış oldukları görülmekle , söz konusu davanın Mahkememizde görülen.... Esas sayılı dosya ile bağlantılı olduğu anlaşılmakla söz konusu.... Esas sayılı dosya da mahkememiz ana dosyası çatısı altında birleştirilmiştir.

Yukarıda bahsedilen farklı davalar, mahkememiz kök dosyası olan.... Esas sayılı dosya içerisine tekrar incelemeye alınarak yargılama yapılmış, davaya ilişkin kaza tutanakları, ceza dosyaları, bilirkişi raporları bir araya getirilerek hem maddi yönden, hem de manevi yönden değerlendirme yapılarak maddi tazminat açısından hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan ve mahkememizce denetime elverişli olduğu kabul edilen rapor doğrultusunda ve manevi açıdan mahkememizin kanaatiyle, davacıların veraset durumuna göre davalılardan davalı sigorta şirketleri açısından, davalı araç sürücüsü bakımından ve araç maliki bakımından ve bununla birlikte yargılama esnasında davalılardan ....'un ölmesi nedeniyle ve murislerinin mirası reddetmesi dolayısıyla oluşturulan tereke temsilcisinin temsili ile yargılama tamamlanarak, sigorta şirketlerinin limitleri, tarafların kusurları dikkate alınarak ,

Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;

A)1- Kök dava olan.... Esas sayılı dosya açısından davacı .... .... için 05/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan davacının uğramış olduğu baba .... ...'ın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı olarak 5.912,45 TL ile abla .... ...'ın ölümü nedeniyle oluşan 3.199,38 TL'nin destekten yoksun kalma tazminatları olmak üzere toplam 9.111,83 TL 'nin davalılardan....sigorta, .... ...., ....'un terekesinden tekerrüre esas olmamak kaydıyla kaza tarihi olan 05/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile diğer davalı sigorta şirketleri açısından sigorta şirketi olan .... Sigorta açısından 03/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere, .... Sigorta açısından 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere, .... Sigorta açısından 27/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere bütün davalılardan tahsilde tekerrür etmemek üzere müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine"

  1. Davacı .... ....'in kök dosya olan.... esas sayılı dosyasındaki manevi tazminat açısından; annesi .... ...'ın ölümü için 40.000,00 TL, babası .... ...'ın ölümü nedeniyle 30.000,00 TL, ablası .... ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketleri hariç davalılar .... .., .... terekesi ve....Taşımacılıktan 05/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine

  2. Davacı .... ... ... için talep edilen manevi tazminat olarak anne .... ... ölümü için 30.000, 00 TL , baba .... ... ölümü nedeniyle 30.000,00 TL, .... ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketleri hariç davalılar .... .., .... terekesi ve....Taşımacılıktan 05/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,

B-Birleşen .... Esas sayılı dosyasındaki talepler açısından;

  1. Davacı .... ... ...'ın 05/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan aracında meydana gelen maddi tazminat talebi açısından tespit edilen 46.000,00 TL'nin davalılardan şahıslar ve şirket açısından kaza tarihi olan 05/10/2017 diğer davalı .... Sigorta ve....Sigorta açısından temerrüte düştükleri tarih olan .... Sigorta açısından 03/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere, .... Sigorta açısından 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere, tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine;" şeklinde,

  2. Araç mahrumiyetinden doğan zarar olan 2.000,00 TL'nin ( Taleple bağlılık ilkesi gereğince) sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılardan kaza tarihi olan 05/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine,

  3. Davacının talep etmiş olduğu Konya .. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş dosyasından kaynaklı 663,30 TL'nin davalılardan şahıslar ve şirket açısından kaza tarihi olan 05/10/2017 diğer davalı .... Sigorta ve....Sigorta açısından temerrüte düştükleri tarih olan .... Sigorta açısından 03/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere, .... Sigorta açısından 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere tahsilde tekerrür olmamak koşulu ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,"

C-Birleşen .... Esas sayılı dosyadaki talepler açısından;

  1. Davacı baba ... ... açısından 05/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ölen .... ... açısından uğramış olduğu destekten yoksun kalma tazminatı olarak 70.839,68 TL'nin davalılar şahıs ve şirket açısından kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketleri açısından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketleri açısından sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine,"

  2. Davacılardan Baba ... ... Açısından 05/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ölen oğlu .... ... için 15.000,00 TL, gelini .... ... için 5.000,00 ve torun .... ... için 5.000,00 TL olmak üzere 25.000,00 TL'nin sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılardan kaza tarihi olan 05/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,

  3. Davacılardan Anne .... ... için 05/10//2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı olan 273.548,75 TL'nin davalı şahıs ve şirket açısından kaza tarihinden itibaren, diğer davalı sigorta şirketleri açısından sigorta limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihi olan 24/12/2020 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,"

  4. Davacılardan anne .... ... Açısından 05/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ölen oğlu .... ... için 15.000,00 TL, gelini .... ... için 5.000,00 ve torun .... ... için 5.000,00 TL olmak üzere 25.000,00 TL'nin sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılardan kaza tarihi olan 05/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı .... Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında tespit edilen kusur oranının fahiş olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigorta şirketi sigortalısının kusuru oranında gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu, bu nedenle dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığının ve kusur oranının belirlenmesinin önem taşıdığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigortalı aracın %20 kusuru olması durumunda dahi yapılan aktüer hesabının hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle usul ve yasalara aykırı ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına, kaldırılmasına , yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı....Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece maddi meselenin takdirinde hata yapıldığını, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda müteveffa .... ...'ın vefatı dolayısıyla davacı kardeş bakımından tazminata hükmedilmişse de davacının müteveffanın desteğine ihtiyaç olduğunu ispat etmesi gerektiğini, Yerel mahkeme kararına dayanak olan delil tespitine ilişkin dosya incelendiğinde görüleceği üzere müvekkil şirket taraf olmayıp dayanak bilirkişi raporu müvekkil şirkete tebliğ de edilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece tazminata hükmedilmesi durumunda müvekkil şirketin sorumluluğunun Karayolları Trafik Kanunun 85/1 ve trafik poliçesi genel şartlarının 1. Maddesi gereğince sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, tüm bu nedenlerle ;Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin.... E. – ... K. sayılı ve 08/06/2023 tarihli usule ve yasaya aykırı asıl ve birleşen davalar yönünden ilamların kaldırılarak davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı .... Sigorta A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacılardan .... .... için ablası .... ...'ın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, kardeşin destekten yoksun kalma tazminatı alma hakkına sahip olup olmadığı hususu Yerel Mahkeme tarafından incelenmediğini, müteveffanın oğlu için ön lisans eğitiminin sonuna dek destek verildiğini, ancak erkek çocukları için desteklik yaşının 18 olduğunu, dolayısıyla müteveffanın oğlu için verilen destek süresinin yaklaşık 2,5 yıl fazla olduğunu, bu hususlarda yargılama aşamasında gerekli itirazlarını yasal süresi içerisinde yapmış oldukları halde dikkate alınmadığını, Yerel Mahkeme tarafından müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken bu hususa da dikkat edilmediğini, tüm bu nedenlerle eksik inceleme neticesinde verilmiş olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, öncelikle davanın reddini ve akabinde diğer istinaf sebeplerinin değerlendirilmesini, Bölge Adliye Mahkemesinden gelecek sonuca kadar mehil vesikasının ibrazına binaen icranın geri bırakılmasına karar verilmesini ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerine yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı .... .... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; Davacı taraf, kazanın oluşumunda davalı müvekkilin hız limitlerini aşar şekilde seyretmesinin etkili olduğunu, davalı ....’un hız limitine uygun olarak seyretmiş olması halinde davacılar murislerinin hayatta olabileceğini iddia ettiklerini, davacıların bu şekilde varsayıma dayalı iddialarının fiili ve hukuki dayanağının bulunmadığını, davacı tarafın varsayıma dayalı yorumları ile davalı müvekkile kusur izafesinin kabulünün mümkün olmadığını, davacılar murislerinin ölümü ile müvekkilin hız sınırları üzerinde seyretmesi arasında illiyet bağı bulunmadığını, bilirkişi raporlarında müteveffa .... ...'ın vefatından dolayı davacı kardeş bakımından tazminata hükmedilmişse de davacının müteveffanın desteğine muhtaç olduğnu ispat etmesi gerektiğini, araç hasar bedeli yönünden Bilirkişi Raporu aldırılması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, yerel mahkeme tarafından müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken bu hususa da dikkat edilmediğini, hiçbir suretle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; işletilecek yasal faiz dava tarihinden itibaren olması gerekirken hukuka ve yasaya aykırı bir şekilde kaza tarihinden itibaren faize hükmedildiğini, mahkemelerin hak ve nısfetle hükmetmeleri gerektiğini, tüm bu nedenlerle haklı ve hukuka uygun istinaf taleplerinin kabulüne, Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin.... E. – ... K. sayılı ve 08/06/2023 tarihli hukuka ve yasaya aykırı asıl ve birleşen davalar yönünden ilamların kaldırılarak davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Davalı...... Ltd. Şti vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini, müvekkile ait araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, meydana gelen kaza ile müvekkil araç sürücüsünün fiilleri arasında illiyet bağının mevcut olmadığını, müvekkile ait aracın hızının hukuk hakimi tarafından görevlendirilen bir bilirkişi tarafından tespit edilmesi ve kaza ile hız arasındaki illiyet bağının değerlendirilmesinin gerektiğini, kaza tespit tutanağının resmi bir belge olduğunu, ATK raporu ile çelişmekte olup bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin mümkün olmadığını, taraflarınca meydana gelen mezkur kaza için 07/07/2023 tarihinde eksper raporu düzenlettirildiğini, kabul etmemekle beraber kusurlu atfedilmesi halinde müvekkilin alacak bedelinin sadece %10 'dan sorumlu olacağını, iddiaları kabul etmemekle beraber, bilirkişilerce hesaplanan destekten yoksul kalma tazminatının fahiş hesaplanmış olup, tarafların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının bulunmadığını, kusuru olmayan müvekkilin maddi ve manevi tazminattan sorumlu tutulamayacağını, bilirkişi raporlarının karar vermeye elverişli olmadığını, dava konusu otomobil üzerinden hesaplanan tazminatlarda hukuka aykırı olduğunu, hükmün tashihinin hukuka aykırı bir biçimde yapıldığını, hüküm tebliğ edildikten sonra tarafların dinlenmeden karar verildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilmiş olan kararın icrasının geriye bırakılması, Konya .. İcra Müdürlüğü.... E. sayılı icra takibinin geri bırakılmasına, istinaf başvurularının kabulü ile Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin.... E. , ... K. sayılı ve 08/06/2023 tarihli usule ve yasaya aykırı asıl ve birleşen davalar yönünden ilamların bozularak davanın reddine karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahmiline karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Dava trafik kazası nedeniyle maddi manevi tazminat talebine ilişkin olup mahkemece verilen karar davalı ...., .... ve .... Sigorta ile diğer davalılar .... .... ve....Taşımacılık tarafından istinaf edilmiştir.

-Davalıların, asıl davadaki davacı .... ....'in maddi tazminatı yönünden kesinlik sınırının altında kaldığına dair;

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlığı altında düzenlenen 341. Maddesinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

(2) Miktar veya değeri 2023 için 17.830 geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.

(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.

(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 2023 için 17.830 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz" denilmektedir.

Mahkemece hükmedilen toplam maddi tazminat miktarına göre, alacağın tamamı nazara alındığında asıl davadaki davacı .... ....'in kabul edilen maddi tazminat miktarın HMK'nın 341/2. maddesi gereğince, karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı altına kaldığından, kabul edilen maddi tazminat miktar açısından istinaf eden davalılar yönünden de karar kesin olduğundan, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda istinaf eden davalıların istinaf başvuru dilekçesinin maddi tazminat yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

-Davalı ....'un, ıslaha karşı zamanaşımı itirazda;

818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu’nun “Müteselsil mesuliyet” ana başlığını, “Haksız fiil halinde” alt başlığını taşıyan 50’nci maddesinin birinci cümlesi “Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer'an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar.” şeklinde düzenlenmiştir.

Benzer açıklama 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Müteselsil sorumluluk” ana başlığını, “Dış ilişkide” alt başlığını taşıyan 61. maddesinde de yer almaktadır. Madde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.

Yine TBK 62. Maddede "Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.

Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur." düzenlemesi bulunmaktadır.

Böylece kanun koyucu birden fazla kimsenin müşterek kusurlarıyla bir zarara sebebiyet vermesi halinde, bu kimselerin zarara uğrayana karşı müteselsilen sorumlu olmalarını öngörmüştür. Aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri zarar nedeniyle davacıya karşı müteselsil (zincirleme, dayanışmalı) olarak sorumlu durumundadırlar. Alacaklı, müteselsil borçluların tümünden veya birinden (veya birkaçından) borcun tamamının veya bir kısmının ödenmesini isteyebilir.

2918 sayılı KTK.nun 109. maddesinin 1. fıkrasında haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerlerinin,zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenirken, 2. fıkrasında ise, davanın, cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş olması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri içinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. 2918 sayılı kanunun anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Sözkonusu yasa hükmü, ceza zamanaşımı uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.

Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; trafik kazası nedeniyle üçüncü kişilerin oluşan zararından müteselsil sorumluların, ölümlü kaza kazada vefat nedeniyle, Türk Ceza Kanunu çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması (taksirle ölüm), eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın türü ve süresi itibariyle 15 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması, bu itibarla davanın uzamış ceza zamanaşımı süresinde açılmış bulunmasına göre, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi yerinde olup, zamanaşımı itirazı yersizdir. (Bkz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/17-27 Esas, 2015/1530 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2009/7346 Esas, 2010/4703 Karar sayılı ilamı)

  • Davalıların müteselsilen sorumluluğa ve kusura ilişkin istinafı yönünden;

Müteselsil sorumluluk, Kanundan doğan müteselsil borçluluğun bir türü olup aynı zararın oluşumunda rolü olan birden fazla kimsenin tazminatın tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu ve zarar görenin dilediği sorumludan tazminatın tamamını veya bir kısmını talep edebileceği sorumluluk türüdür.

Zarar gören, zararın tamamını veya bir kısmını dilediği sorumlu veya sorumlulardan talep edebilir.

Bu husus HGK'nın 24.6.1983 tarih 1981/9-533 Esas 1983/724 Karar sayılı kararı ile "Birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK.'nun 61.maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen maddesi uyarınca ve aynı Yasanın 163.maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir.

Ancak, aynı Yasanın 141.maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Zarara uğrayan (alacaklı), bu hakkını kullanmadıkça, yani müteselsilen tahsil isteğinde bulunmadıkça, mahkeme re'sen onun yararına teselsül kuralını uygulayamaz. Çünkü Hakim istek ile bağlı olup, istek dışı karar veremez. HMK 26.maddesi buna engeldir" şeklinde kabul edilmiştir.

Birden fazla kimseyi müteselsil sorumlu tutmak isteyen zarar gören, bu kimselere karşı dava açarken bu niyetini göstermesi, dava dilekçesinden müteselsil sorumlu tutmak istediği kişiyi göstermesi gerekir. Hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olup teselsülden yararlanma hakkı zarar görene ait olduğundan zarar gören bu hakkı kullanmadıkça mahkeme onun yararına teselsül kuralını kendiliğinden uygulayamaz.

Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.

Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan doğabilir.

Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.

Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.

Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.

Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E,2019/3209 K )

Bu bilgiler ışığında somut olayı incelediğimizde; Davacılar, dava dilekçesinde açıkça davalı tarafın kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, karşı araç sürücülerinin de kusurunun bulunması halinde, bu durum davalının müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.Bu durumda mahkemece; davaya konu kazada davacı tarafın davalının kusur oranından da sorumlu tutulmalarını istemediğine, desteklerin kendisi araçta yolcu olup kusursuz olmasına, içinde bulundukları aracın ZMMS'na karşı da dava dilekçesinde davalı olarak gösterildiğine göre, davacı zararın tümünü davalılardan talep etmesi TBK.'da öngörülen teselsül kurallarına açık bir şekilde dayandığının kanıtı olduğu (HGK 24.06.1983 gün 1981/533E.-1983/724K) hususları gözetilmek suretiyle müteselsil sorumluluk esasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, hükme esas alınan ATK raporu ile olay sonrası düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı arasında davalılardan sürücü .... .... yönünden kusur yönünden çelişki bulunmakla, bu çelişkinin ise Karayolları Fen veya İTÜ uzman bilirkişi heyetince giderilmesi gerektiğinden, buna ilişkin davalıların istinafının kabulüne karar vermek gerekmiştir.

-Kamu düzeni yönünden aktüer hesaplamasına yönelik yapılan incelemede;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.

Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.

Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”

Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

T.C Anaysası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.

Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.

Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.

Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.

Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından;

Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği (ancak Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre rapor düzenlenmesi teknik olarak mümkün olmadığı bu dönem için de yine 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanacak) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları.

Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.

Bu halde, mahkemece AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre, PMF yaşam tablosu ve Progressif Rant sistemine göre tazminat bilirkişisinden yeniden rapor alınarak, alıncak kusur raporu da gözetilmek suretiyle sonucuna karar verilmesi yerine TRH yaşam tablosu hükme esas alınarak karar verilmesi isabetsiz olup, buna yönelik kamu düzeni ve istinaf sebepleri gereği kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.

Bunun dışında kabule göre de; her ne kadar bir kısım davalılarca desteklik süresi, desteklik payları, destek gelirine ilişkin itirazlarda bulunulmuş ise de, hükme esas alınan raporda yukarıda belirtilen husus dışında, anılan itiraz konularında bir hata bulunmadığı, hükme esas alınan bu verilerin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, buna ilişkin itirazların reddi gerekmiştir.

-Birleşen .... Esas sayılı dosya davalılarının araç hasarına ilişkin itirazın incelenmesinde;

Davalı oluşan gerçek zarardan sorumludur. Hasar yönünden hükme esas alınan raporda davacı aracının modeli, yaşı, özellikleri, hasarlı kısımları v.s. gözönünde bulundurularak olay tarihi itibariyle aracın 2.el piyasa rayiç değeri tesbit edildiği , tamirinin ekonomik olup olmadığı ve hurdaya ayrılmasının gerekip gerekmediğinin tespit edildiği,Yargıtay 17.HD İçtihatlarına göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı değerlendirildiği, hasar bedelinin piyasa rayiç değeri belirlendiği ve akabihde bu duruma göre tamirinin ekonomik olup olmadığı belirlendiği, tamiri ekonomik olmadığı için piyasa koşullarına göre kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedelinin ve kazadan sonraki hurda (sovtaj) değeri belirlenmiş belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmiştir.

Bilirkişi raporunda kaza tarihi itibariyle aracın marka model, yılı ve kullanım şekline göre aracın onarımının ekonomik olup olmayacağı ve değişen parçalar nedeniyle, hurda amortisman ve kıymet kazanma tenzili uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilmiş ve aracın onarımının ekonomik olmadığı, sovtaj bedeli ve değişen parçalar nedeniyle kıymet kazanma tenzili, hurda ve amortisman uygulanması gerektiği, davacı aracının pert total işlemi görmüş olması nedeniyle belirtilen şekilde belirlenen hasar miktarının usul ve yasaya uygun olması, alınan raporun tespit dosyasındaki bilirkişi raporu ile aynı mahiyette de olması nedeniyle, hasar tazminatına yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür.

Ayrıca; araç mahrumiyet zararına ilişkin olarak da;

Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanılış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir.

Bu durumda mahkemece, araç tamir edilmiş ise tamir süresince araç mahrumiyeti bedelinin, pert kabul edilmiş ise kaza tarihinden yeni bir araç satın alınmasına kadar geçecek makul süre için ikame araç bedelinin hesaplanması yönünden bilirkişi kurulundan rapor alınmalı, araç mahrumiyetine ilişkin belge sunulamaması halinde, B.K.’nun 42. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak mahkemece tayin ve takdir edilmeli, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 17. HD 2012/6990 Esas, 2012/13761 Karar sayılı ilamı)

Eldeki dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda uzman bilirkişi tarafından aracın objektif olarak hasara uğrayan aracın yerine ikamesinin temini için gereken süre usule uygun belirlenmiş olmakla, buna yönelik istinafların reddi gerekmiştir.

Ancak; birleşen .... Esas sayılı dosya, davacı .... ...'in kazaya karışan aracındaki hasara ilişkin olmakla, en yukarıda belirlenecek kendi aracın sürücüsüne isabet edecek kusur miktarı nispetinde zarardan indirim yapılması gerektiği halde, kendi araç sürücüsünün kusuru gözetilmeksizin, zararın tamamına hükmedilmesinde isabet bulunmadığından, buna yönelik birleşen dosya davalılarının istinafının kabulüne karar verilerek, bu sebeple de kararın kaldırılarak mahkemesine gönderilmesi gerekmiştir.

  • Bir kısım davalının, emniyet kemerine dair müterafik kusura yönelik itirazda;

Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.

Somut olayda, davacıların desteklerinin emniyet kemerinin takılıp olması konusunda belirsiz olduğu işaretlenen kaza tespit tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre bunu iddia eden davalı tarafça ispatı gereken emniyet kemerinin takılı olmadığı hususunun ispatlanmamış bulunduğu anlaşıldığından, buna yönelik itiraz yerinde görülmemiştir.

  • Bir kısım davalının, faiz ve başlangıcına dair (kabule göre);

Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.

Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, "belirsiz alacak" davası müessesesinin getirildiği 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerektiğinden mahkemece isabetsiz şekilde dava ve ıslah tarihlerine göre ayrı ayrı faiz işletimesi usule uygun olmadığından davacı tarafın buna yönelik itirazları yerindedir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır.

Ancak, davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğü davacı tarafça ispatlanmaması, davalı sigortanın da başvuru yapıldığı hususunu kabul etmemiş olması, 6100 Sayılı HMK ile birlikte 17. Hukuk Dairesinin süreklilik arz eden kararlarına göre de daha sonra ıslah yapılmış olması halinde dahi tüm tazminat miktarına kaza (veya dava/temerrüt) tarihinden itibaren faiz işletilmek gerekmektedir. Bu sebeple, daha önce başvuru tarihi ve gerekli süre nazara alınarak oluşan temerrüt nedeniyle, faiz başlangıcının belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, buna yönelik itirazlar da yersizdir.

-Kaldırma sebep ve şekline göre, bir kısım davalının manevi tazminat itirazları ve sair hususlar konusunda şimdilik bir değerlendirme yapılmasına gerek ve yer bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle davalılar .... Sigorta, .... Sigorta, .... Sigorta, .... .... ve..... San. Vekilinin asıl davadaki .... ....'ın maddi tazminatına yönelik istinafının kesinlikten dolayı usulden REDDİNE, davalıların sair istinafları yönünden istinaf başvurusunun kabulüne; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalılar .... Sigorta, .... Sigorta, .... Sigorta, .... .... ve..... San. Vekilinin asıl davadaki .... ....'ın maddi tazminatına yönelik istinafının kesinlikten dolayı usulden REDDİNE,

  2. Davalılar .... Sigorta, .... Sigorta, .... Sigorta, .... .... ve..... San. vekilinin sair istinafları yönünden istinaf başvurusunun KABULÜNE; ilk derece mahkemesi kararının HMK.nın 353/1. a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

  3. Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

  4. İstinaf eden taraflarca yatırılan, başvurma harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde yatıranlara iadesine,

  5. İstinaf eden taraflarca istinaf aşamasında yapılan masrafların İlk Derece Mahkemesi tarafından verilecek nihai kararda hüküm altına alınmasına,

  6. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  7. Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

  8. Konya..İcra Dairesinin.... Esas sayılı dosyasına davalı...... Tic. Ltd. Şti tarafından sunulan; ... numaralı, 1.258.265,12 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,

  9. Konya ..İcra Dairesinin.... Esas sayılı dosyasına davalı .... Sigorta A.Ş tarafından sunulan; .... numaralı, 850.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,

10-Konya ..İcra Dairesinin.... Esas sayılı dosyasına davalı .... Sigorta A.Ş tarafından sunulan; ... numaralı, 1.000.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,

11-Konya ..İcra Dairesinin.... Esas sayılı dosyasına davalı....Sigorta A.Ş tarafından sunulan; .... numaralı, 850.000,00 TL bedelli teminat mektubunun İİK 36/5 maddesi gereğince talep halinde ilgilisine iadesine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK m.353 uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.06/02/2024

Başkan

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Katip

e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kaldırılmasınaTazminathukukkişiye(ÖlümmüteveffareddiaçılanreddineAçılanolmakvurgulandığıişletendurumundaveuygulanacakZararüzeredavalıkonyagerkçesindevekiliCismanikısmenyargıtayfiiliolmasıkabulyapanilgilikesinSebebiyleiptalnumarasıdairesiyöneliksigortanın

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim