SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1102

Karar No

2024/1208

Karar Tarihi

2 Eylül 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 02/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/11/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI : ... - -... - ...

VEKİLİ : Av. ... [

DAVALILAR : 1-... - ... -

	2. ... .  ... 

VEKİLİ : Av. ... [1

DAVALI : ... L

VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

KARAR TARİHİ : 02/09/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 02/09/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara ilişkin davalı vekilinin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.06.2015 tarihinde davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı araç ile davacı ...’a çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiğini, davacının ağır şekilde yaralandığını, davalı ... şirketinin 16.10.2019 tarihinde 34.620 TL ödeme yaptığını, bu ödemenin davacının zararını karşılamadığını, davacının kalıcı maluliyetinin oluştuğunu, kazanın oluşumunda davacının kusurunun bulunmadığını, kaza yapan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinin davalı ... şirketinde olduğu, davacının uğradığı geçici iş göremezlik(maluliyet) sebebiyle 1.000 TL, faturaya bağlanan tedavi giderlerine karşılık 1.000 TL, fatura edilemeyen ve belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi giderlerine karşılık 1.000 TL olmak üzere şimdilik toplam 4.000 TL maddi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak, ayrıca 80.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 05/10/2023 tarihli dava değeri arttırım dilekçesinde sonuç olarak; davacının kalıcı maluliyeti, efor kaybı sürekli iş göremezliği sebebiyle uğradığı maddi zararlarına karşılık 234.279,96 TL, geçici maluliyeti ve geçici iş göremezliği sebebiyle uğradığı maddi zararlarına karşılık 3.894,32 TL, fatura edilemeyen, belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi giderlerine karşılık 3.551,72 TL, geçici bakıcı giderlerine karşılık 2.462,94 TL, fatura edilen tedavi giderlerine karşılık 1.000,00 TL olmak üzere toplam 245.516,94 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketi yönünden sigorta limiti dahilinde) davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 80.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ile ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kusura ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, bilirkişinin kusur yönünden değerlendirme yapması gerektiğini, davacı tarafın %100 oranında kusurlu olduğunu, sürekli iş göremezlik tazminatından sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, fahiş miktarda manevi tazminat talep edildiğini bunu kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... şirketi cevap dilekçesinde özetle; davacının maluliyeti ile kaza arasında illiyet bağının tespitini ile maluliyet oranı arasındaki çelişkinin giderilmesi adına kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik mevzuatına göre tanzime yetkili olan en yakın adli tıp kurumu 3.ihtisas kuruluna veya üniversite hastanesine sevk edilerek maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, maluliyet raporuna itiraz ettiklerini belirterek Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Yukarıda izah edilenler, bilirkişi raporları, adli tıp raporları, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/12/2021 tarihli 2017/1179 E. Ve 2021/1563 karar sayılı ilamı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı araç ile davacı ...’a çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiği, davacının ağır şekilde yaralandığından bahisle mahkememizde tazminat davası açıldığı, davalı tarafların ise davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Söz konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in %20, davacı yaya ...'ın %80 oranında kusurlu olduğunun alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının dava konusu trafik kazasına bağlı olarak maluliyetine ilişkin rapor aldırıldığı, davacının maddi zararının aktüer bilirkişi marifetiyle hesaplamasının yapıldığı, kazaya karışan .... plakalı sayılı aracın davalı ....'ye .... poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğu, davalı ...'in ise kazaya karışan ....plakalı sayılı aracın işleteni konumunda olduğu, davacının maddi zararlarının tazmininde davalı ....'nin ZMMS poliçesi uyarınca sigortacı sıfatı ile müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla; davacının ve davalıların ekonomik ve sosyal durumu ve kazaya karışan tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat yönünden davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğine göre (Trh2010 Yaşam Tablosuna göre) alınan aktüer raporu doğrultusunda, maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklinde davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 13.06.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda meydana gelen yaralanmadan dolayı, 234.279,96 TL sürekli iş göremezlik zararı tazminatı, 3.894,32 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatı, 2.462,94 TL bakıcı gideri zararı tazminatı, 1.800,00 TL Faturalandırılmayan ve 1.000,00 TL Faturalandırılan tedavi gideri zararı tazminatı olmak üzere toplam 243.437,22 TL maddi tazminatın davalı ... şirketlerinin olay tarihi itibariyle geçerli olan kaza başına ölüm ve sakatlık teminatı ile tedavi giderleri teminat klozu limiti ile sınırlı olarak, davalı ... Şirketinden 04.09.2019’den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı ... ve ...’den kaza tarihi olan 13.06.2015 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte olmak üzere, davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 50.000 TL’nin ... ve ...’den kaza tarihi olan 13.06.2015 tarihindin itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalılar ... ve ... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafça açılan davanın kısmi dava olduğunu, bu nedenle bedel artırım dilekçesi sunulamayacağı, kaza tarihinin 13/06/2015 olması nedeniyle dava tarihi itibariyle alacakların zaman aşımına uğradığını, ayrıca ıslah dilekçesinin hukuka aykırı bir bilirkişi raporuna dayandığını, bilirkişi raporunda yer alan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ve PMF 1931 Yaşam Tablosu seçeneğine göre karara çıkarılması gerekmekte iken; davacı tarafın Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki yönetmeliğine TRH 2010 Yaşam Tablosu seçeneğine göre ıslah ettiği miktar yönünden kısmen kabul kararı verilmesi usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacı tarafın faturalandırılan tedavi giderine ilişkin taleplerinin müvekkillerinin sorumluluğunda olmamasından dolayı reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının maluliyetine ilişkin alınan raporun da hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davacının göz rahatsızlıklarının izah edildiğini ancak bu hususun dava konusu kazayla illiyet bağı bulunup bulunmadığına dair bir izahın bulunmadığını, bu nedenle bu raporun hükme esas alınamayacağını, yerel mahkeme dosyasında maluliyete ilişkin aldırılan raporun kesin sonuçlar barındırmayan bir rapor olduğunu, ilgili rapora göre manevi tazminata hükmedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen fahiş miktardaki manevi tazminatın davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili katılma yolu ile başvurduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; faturalandırılan tedavi gideri zararlarının mahkemece hüküm altına alınmadığını, tedavi ve ameliyat için karşı tarafın yaptığı ödemelerin kalıcı maluliyete bağlı sürekli iş göremezlik tazminatından mahsup edilmesi ve buna göre hesaplama yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, ödemelerin faturalandırılan tedavi giderlerinden mahsup edilerek sürekli iş göremezlik tazminatından düşülmeden hesaplama yapılması gerektiğini, hüküm altına alınan maddi tazminata esas alacak kalemlerinin eksik hesaplandığını, ayrıca hükmedilen manevi tazminat miktarının müvekkilinin zararını karşılamaktan uzak olmakla düşük olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Islaha karşı zamanaşımı itirazı

2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesinde "motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK.'nun 72. maddesi gereği, haksız fiil nedeniyle tazminat talebiyle açılacak davada zamanaşımı, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıllık süreye tabidir. Eylemin aynı zamanda suç oluşturması durumunda uzamış (ceza) zamanaşımı uygulanacaktır. Davaya esas eylem suç niteliğinde değildir.

Zamanaşımı bir defidir. İtirazlardan farklı olarak, diğer savunma sebeplerinden olduğu gibi Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi söz konusu değildir. Bir borcun, alacaklısı tarafından zamanında ileri sürülmemesi yine de borçlunun borcu ifasına engel değildir. Çünkü hukuk sistemimizde zamanaşımı borcu sona erdirmez, yalnızca alacaklıya bir def’i hakkı verir. Bu nedenle hakim zamanaşımını, hak düşürücü sürenin söz konusu olduğu durumlardaki gibi kendiliğinden göz önünde bulundurmaz (6098 sayılı TBK m. 161).

TBK'nın 154.maddesinde (mülga BK 133/2md.) zamanaşımını kesen nedenler düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin 1. Fıkrası uyarınca; borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse zamanaşımı kesilir.

İstinaf eden davalıların 01.10.2015 tarihinden 30.09.2016 tarihleri arasında ödeme yaptığı ve son ödeme tarihi olan 30/09/2016 tarihine göre 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi dolmamıştır

Kaldı ki

7226 sayılı Kanunun geçici 1. Maddesi uyarınca

Geçici Madde 1 - (1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;

a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikayet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dahil) tarihinden,

b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hakim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 13/3/2020 (bu tarih dahil) tarihinden,itibaren 30/4/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durur.

Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmi Gazete'de yayımlanır.hükmünü taşıdığı,

Cumhurbaşkanlığının 30/04/2020 tarih ve 2480 karar sayısı ile

"Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar"m yürürlüğe konulmasına, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası gereğinc Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 1/5/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/6/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.

Islah süresindedir

Davalı vekilinin Faturalandırılmayan Tedavi giderlerinin istenemeyeceğine ilişkin yapılan istinaf incelemesinde:

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Yasa ile değiştirilen 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi kapsamında tüm tedavi giderlerinden değil ancak söz konusu madde kapsamında kalan belgeli tedavi giderlerinden sorumludur. Kanunun 98. maddesi kapsamında olmayan tedavi giderleri yönünden ise işleten ve işleten hukuki sorumluluğunu yüklenen sigortacının sorumluluğu devam etmektedir.

TBK 50 maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Sağlık kuruluşunda yapılan sağlık hizmeti harcamaları rahatlıkla fatura ve benzeri belgeler ile ispatlanabilir. Ancak bazı giderler var ki her zaman belge temin edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlardaTBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 11, Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)

Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlanması yeterli olup ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulunup getirilmesi şart değildir. Hiç bir belge sunulmasa bile ,hakim ,görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK .26/04/1995 ,1995/11-122 E 1995/430 K)

Davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle, davacının kalıcı maluliyetinin bulunduğu , saptanmış olup, bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır.

2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.

Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.

Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)

Somut olayda dava 2017 yılında 6111 sayılı Yasa’nın yürürlüğünden sonra açılmış,kaza 17/11/2015 de gerçekleşmiş,poliçenin de 14.04.2015 ile 14/04/2016 tarihleri arasını kapsadığı anlaşılmış, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacılar tarafından faturalandırılmayan tedavi giderleri tespit edilmiş ve bu kapsamda karar verilmesinde herhangi yanlışlığın olmadığı,belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam ettiği,bu halde davalı vekilinin buna yönelen istinaf sebeblerinin yerinde olmadığı, kanaatine varılmıştır.

Davalı vekilinin Maluliyet raporuna ve aktüerya yönelik istinaf itirazı ile ilgili olarak;

Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ile bir talepte bulunulması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından malûliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi esaslı unsurdur.

Bu belirlemenin ise; haksız fiilin gerçekleştiği tarih ile bu tazminata esas poliçelerin düzenlenme tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği,01.06.2015 tarihinden sonra ise, karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarının A.5 maddesinin (c) bendi ikinci paragrafındaki "Sürekli sakatlık tazminatına ilişkin sakatlık oranının belirlenmesinde, sakatlık ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporlarına ilişkin mevzuat doğrultusunda hazırlanacak sağlık kurulu raporu dikkate alınır" hükmü gereğince 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Buna göre, eldeki dosyaya baktığımızda davacının yaralanmasına neden olan kaza da kaza tarihi 13/06/2015 tarihi olmasına rağmen,tazminata esas olacak ZMSS poliçesinin 12/12//2014 ile 12/12/2015 tarihlerini kapsadığı,

Adli tıp kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;

11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.

Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.

Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği anlaşılmakla ALTERNATİFLİ BU RAPORA GÖRE KARAR VERMEK GEREKİRKEN AKSİ KARARDA isabet olmayıp davalı tarafın istinaf itirazı yerindedir.

KEZA

Davacı taraf, trafik kazası sonucu malul olduğunu açıklayıp tazminat talep etmiş buna göre de hükme esas alınarak karar verilen bilirkişi tarafından trh 2010 tablosu ve % 10 şeklinde düzenlenen rapor mahkemece hükme esas alınmıştır.

Ancak karara esas alınan hesaplama, Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 esas,1990/199 sayılı kararı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun değildir. Tarafların bilirkişi raporunda kullanılan yaşam tablosuna açık itirazları olmasa dahi TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamı hakim tarafından belirleneceğinden, tazminat hesabında Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacıların ve desteğin muhtemel yaşam süresi belirlenmelidir.

O halde davalı ... şirketinin ve bu kapsamda diğer davalıların sorumluluğunun Poliçe düzenleme ve başlangıç tarihinin 01/06/2015 tarihinden önce olması nedeniyle Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak ve % 10 artırım % 10 eksiltim şeklinde eski genel şartlardaki uygulamaya göre rapor alınmalıdır

Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/16921 Esas, 2018/11076 Karar sayılı ilamı)

Bu halde ilk derece mahkemesince yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda düzenlenen ALTERNATİFLİ PMF 1931 E göre karar vermek gerekirken TRH 2010 a göre düzenlenen rapora göre karar vermesi doğru olmayıp itiraz yerindedir.

Davacının fatura itirazı

Davacı tarafça fatura ve makbuzların toplam tutarı 8.228,00 TL'dir. Oysa mahkeme 1.800,00 TL faturalandırılamayan 1.000,00 TL faturalandırılan tedavi giderinin ödenmesine karar verildiğini belirterek istinaf etmiş ise de faturasız tedave giderinin 17.758,62 tl hesaplandığı ancak davacının %80 kusuru nedeniyle indirim yapılması nedeniyle giderin bu şekilde belirlendiği görülmekle itiraz yersizdir.

ANCAK

İki tarafın da kabulünde olduğu üzere tedavi giderine ilişkin olarak davalı tarafından davacıya toplam 6.900,00-TL ödeme yapıldığı ihtilafsız olduğuna göre söz konusu tedavi ve ameliyat için karşı tarafın yaptığı ödemelerin kalıcı maluliyete bağlı sürekli iş göremezlik tazminatından mahsup edilmesi ve buna göre hesaplama yapılmış olması hukuka aykırıdır. Söz konusu ödemelerin faturalandırılamayan tedavi giderlerinden mahsup edilerek sürekli iş göremezlik tazminatından düşülmeden hesaplama yapılması gerekir.

Manevi tazminatın az veya çok taktir edildiği istinafı yönünden;

Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.

O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

KUSUR DURUMU NETLEŞMEMEKLE BİRLİKTE MEVCUT KUSUR DÜZEYİ DOĞRU KABUL EDİLDİĞİNDE

Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle % 30,2 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 18 ay olduğu gözetilip,davalının kusur durumu (%20 kusur) ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

KUSURA İTİRAZ

Dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağında davacı tam kusurlu olduğu tespiti yapılmış,, mahkemece alınan raporda ise her iki tarafa kusur izafe edilmiştir

Mahkemece kaza tespit tutanağında isnat edilen kusur durumu ile aldırılan raporda isnat edilen kusur durumları arasında çelişki mevcut olmasına rağmen bu çelişki giderilmeden karar verilmiştir.

Bu durumda Trafik kaza tespit tutanağı ve alınan bilirkişi raporu arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir. (Nitekim Yargıtay 17. Hd nin 2016/19917 esas 2017/10871 karar sayılı emsal ilamı)

Bu halde mahkemece, İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek 3 kişilik uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin, çelişkilerin giderilmesi yönünde denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmediğinden davalılar istinaf başvurusunun yerinde olduğu değerlendirilerek HMK 353/I-a-6. maddesi kapsamında kararın kaldırılmasına dair aşağıdaki hükmün kurulmasına dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle KABULÜ ile Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1. a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,

  2. Dosyanın, gerekçede belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden yargılama yapılması için HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  3. İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ile davalılar ... ve ... tarafından peşin olarak yatırılan başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harçlarının talep halinde bu taraflara ayrı ayrı iadesine,

  4. Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

  6. Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 02/09/2024

...

Başkan

...

E imza

...

Üye

...

E imza

...

Üye

...

E imza

...

Katip

...

E imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınvermekTazminatkonusu(ÖlümkararAçılanraporaVedeğerlendirilmesigerekçealternatifliZararkarardakonyavekilituztaşCismanigerekirkenancakkesindelillerinSebebiylenumarasıTazminat)

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim