Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/963
2024/1185
2 Eylül 2024
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 02/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/11/2023
NUMARASI : Esas Karar
DAVACILAR : 1-
2-
3-
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 1 -...... -
VEKİLİ : Av.
DAVALI : 2 -....
VEKİLLERİ : Av.
Av.
İHBAR OLUNAN : 1 -
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN : 2 -
VEKİLİ : Av.
İHBAR OLUNAN : 3 -
İHBAR OLUNAN : 4 -
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle
Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 02/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/09/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara ilişkin davalı vekilinin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili 25.04.2017 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; 29.08.2016 günü saat 17:00 sıralarında Bosna Hersek Mahallesi Büyük Hizmet Caddesi üzerinde meydana gelen trafik kazasında ölen ..... sevk ve idaresindeki motosiklet ile sürücü ...... sevk ve idaresindeki ...... plakalı arac ile çarpıştığını, motosiklette yolcu konumunda bulunan ......'ın vefat ettiğini, Konya C.Başsavcılığı'nca kazadan ötürü soruşturma başlatıldığını, Savcılık tarafından iddianame hazırlanarak Konya...Ağır Ceza Mahkemesi'ne dava açıldığını, davalı sigorta şirketine maddi zararın karşılanması için başvuru yapıldığını, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, kazaya karışan ...... palakalı aracın 22.08.2016 tarihinde ...... Oto İnş. ve Turizm tarafından satın alındığını, daha sonra aracın 29.08.2016 tarihinde ......İnş. ve Turizm tarafından ......'ya satıldığını, kazanın 29.08.2016 tarihinde meydana geldiğini, aracın satın alınmasından sonra 22.09.2016 tarihinde ...... tarafından ...... olan plakanın ......şeklinde değiştirildiğini, kaza tespit tutanağında ise aracın önceki maliki tarafından sigorta şirketi bünyesinde .... poliçe numarası ile sigortasının bulunduğunu, bu poliçe numarasının yazıldığını, ......'nın ise işbu kazaya sebebiyet veren aracını yine şirketin bünyesinde .... poliçe numarası ile aracın sigortasını yaptırdığını, kazada vefat eden ......'ın babası müvekkili .....'ın kaza nedeni ile uzun bir süre derin üzüntü ve elem yaşadığını, kendisinin ve ailesinin geçimini sağlayamadığını, söz konusu durumun müvekkillerinin hayatında telafisi mümkün olmayan izler bıraktığını, çalışmak için yaşı ilerlemiş olan ve sağlık problemleri nedeni ile doğru dürüst çalışamayan müvekkili baba açısından, söz konusu kazanın büyük bir yıkımın başlangıcı olduğundan bahisle; Zararın Tam ve kesin olarak belirlenebildiği anda arttırılmak üzere ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; Müvekkili Devlet için 1.000,00 TL ve Hatice için 1.000,00 'er TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden (03.01.2017) itibaren ticari faizi ile beraber diğer davalılar açısında ise kaza tarihi (01.09.2016) itibariyle işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ve maddi tazminatla sınırlı kalmak kaydıyla) davacı müvekkilleri .... ve .....'ye ödenmesine, müvekkili ....için 100.000,00 TL ve müvekkili ... için 100.000,00 TL müvekkili ..... için 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 01.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...... vekilinin dosyasına sunmuş olduğu 19.06.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ......'nın, 29.08.2016 tarihinde ..... plakalı araç ile Bosna Hersek mahallesi Büyük Hizmet Caddesi üzerinden Sümeyye Caddesi istikametinde seyir etmekte iken trafik ışıklarında kırmızı yandığı için durduğunu, daha sonra yeşil ışık yandıktan sonra yaklaşık 60-70 metre ilerledikten sonra hız sınırını aşmadan, normal seviyede yola devam ettiğini, ancak tescilsiz motosiklet sürücüsü .....'nın, kasksız bir vaziyette ve arkasında yine kasksız bir vaziyette olan ...... olduğu halde karşı yönden gelerek dönüş kurallarına uymadan müvekkilinin aracına sol ön yandan çarptığını, olay yerinde kaza tespit tutanağı ve bilirkişi inceleme raporu aksine herhangi bir kavşağın mevcut olmadığını, mevcut olaya ilişkin Konya .. Ağır Ceza Mahkemesi ... Esas, .... Karar sayılı dosyada kaza tespit tutanakları, bilirkişi raporu dikkate alındığında motosiklet sürücüsü .....'nın birinci dereceden asli kusurlu, müvekkili ......'nın ikinci dereceden tali kusurlu bulunduğunu, müvekkillerinin Karayolları Trafik Kanunu'nun gereğince kusurlu sayılmasını kabul etmediklerini, kazanın oluşumunda motosiklet sürücüsü müteveffa .....'nın kendilerine göre %100 kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağı ve bilirkişi inceleme raporu aksine herhangi bir kavşağın mevcut olmadığını, kavşak varmış gibi kabul edilerek raporun hazırlandığını ve ortaya hatalı bir raporun çıktığını, kaza mahallinde müvekkilinin gidiş yönüne göre sağda bir sokak girişinin bulunduğunu, ancak ana yol üzerinde her hangi bir şekilde tali yol giriş ve çıkış tabelası veya uyarı levhasının bulunmadığını, müvekkilinin hızını azaltmasını gereken bir uyarı levhasının bulunmadığını, çok yakın mesafeden karşı tarafın müvekkilinin aracına çarptığını, müvekkilinin fren tedbirine müracaat etmesine fırsat bile kalmadığını, olay esnasında sürücü ..... ve ......'ın koruyucu kasklarının mevcut olmadığını, mahkemece herhangi bir tazminata hükmedilecek ise maddi ve manevi tazminat miktarı hesaplanırken zarar görenin müterafik kusurunun dikkate alınarak mahkemece verilebilecek olası bir tazminatta indirim yapılmasını, davacılarca talep edilen manevi tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu ve psikolojik onarım amacı değil ekonomik kazanç elde etme amacının olduğunun aşikâr olduğundan bahisle; Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı .... Sigorta A.Ş. vekili 16.05.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde bahsi geçen 29.08.2016 tarihli kazaya karıştığı belirtilen,..... plakalı aracın; müvekkili şirkete 15.07.2016 - 2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitlerinin kişi başı 310.000,00 TL olduğunu, trafik sigortacısı şirketin; Üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan, sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve işletenin veya işletenin eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında maddi tazminat ile sorumlu tutulabileceğinin, sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. ve 85. maddelerine göre trafik sigortaları, işletenlere düşen sorumluluklarını karşılamak üzere yapıldığını, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa, işletene düşen bir sorumluluğun da bulunmadığından bahisle; Kusur tespiti için dosyanın Adli Tip Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesini, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması halinde, davacıların ve dava dışı kimselerin destekten yoksun kalıp kalmadıklarının tespitini, destekten yoksun kalan kimselerin olması halinde, alanında uzman bilirkişilerce azami poliçe limitleri ve aktüeryal kurallar gözetilerek hesaplama yapılmasını, müvekkili şirket temerrüde düşmediğinden, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, kaza tespit tutanağı ve alkol raporunun taraflarına tebliğini, aleyhlerine hüküm kurulmaması halinde, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Mahkememiz dosyasının re'sen seçilen Aktüeryal Hesaplama Bilirkişisi Av........tarafından düzenlenen 02.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; 29.08.2016 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve medikal tedavi görmekte iken 01.09.2016 günü vefat eden ......'ın, babası .....'ın Destekten Yoksun Kalma Zararının 83.360,67 TL, annesi .......'ın destekten yoksun kalma zararının 166.637,09 TL olduğunun, temerrüt tarihinin, davalı sigortacı yönünden red cevabının verildiği 03.01.2017 tarihi, diğer davalı yönünden ise 29.08.2016 kaza tarihi olarak kabul edilmesinin gerektiğini, kazaya karışan araçların özel kullanım amaçlı otomobil ve motosiklet olduğundan faiz türünün, yasal faiz olarak kabul edilmesinin uygun olacağının bildirildiği görülmüştür.
Davanın konusu, kapsamı ve AYM'NİN 2019/40 E., 2020/40 K. Sayılı ilamı ile birlikte uygulanması gereken "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" de dikkate alınarak dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi ile; Davacıların davalılardan talebi mümkün geçici-sürekli iş göremezlik, bakıcılık gideri, SGK tarafından karşılanmayan ve belgeye de bağlanması mümkün olmayan kaçınılmaz tedavi giderleri tazminatı tespiti ile tespit edilen tazminatın davalıların sorumluluğunda kalıp kalmadığı ve davalıların faiz temerrüt tarihlerinin tespiti ile tüm deliller ve dosya kapsamı da dikkate alınarak hukuki denetime elverişli ek rapor düzenlenilmesinin istenildiği, aktüeryal hesaplama bilirkişisi Av....... tarafından düzenlenen 14.01.2021 tarihli ek raporunda; 29.08.2016 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve medikal tedavi görmekte iken 01.09.2016 günü vefat eden ......'ın, babası .....'ın Destekten Yoksun Kalma Zararının 153.329,05 TL, annesi .......'ın destekten yoksun kalma zararının 254.683,80 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce Güncel Yargıtay Kararlarına göre dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi ile ek rapor düzenlenilmesinin istenildiği, aktüeryal hesaplama bilirkişisi Av...... tarafından düzenlenen 08.11.2021 havale tarihli 2. ek raporunda; 29.08.2016 günü meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve medikal tedavi görmekte iken 01.09.2016 günü vefat eden ......'ın, babası .....'ın .... Sigorta A.Ş.'nin poliçe limitine göre sorumlu olduğu tazminat tutarlarının baba .....'ın Destekten Yoksun Kalma Zararının 101.918,93 TL, annesi .......'ın destekten yoksun kalma zararının 208.081,07 TL olduğunun, davalı ......'nın sorumlu olduğu tazminat tutarlarının baba .....'ın destekten yoksun kalma zararının 180.512,77 TL, anne .......'ın destekten yoksun kalma zararının 368.540,87 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Dosya kapsamına göre değerlendirildiğinde uzman görüş ile mahkememizce alınan raporlar arasında çelişki olması nedeniyle bu kez dosyanın aktüerya bilirkişisi .......'e dosyanın tevdi edilerek; Davanın konusu ve kapsamı da dikkate alınarak hukuki ve denetime elverişli çelişkileri giderici şekilde rapor düzenlenmesinin istenildiği, Aktüerya Hesap bilirkişisi Av......tarafından düzenlenen 02.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda; Davacıların trafik kazası sonrası vefat eden destekler için meydana gelen kazada vefatı nedeni ile TRH2010 yaşam tablolarına göre hesaplanan tazminatın, delillerin takdiri ve değerlendirmesinin terditli olarak; Pmf1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplanan tazminatın 310.000.00 TL Poliçe Limiti dahilinde; Davacı ..... için 17.639,00 TL Destekten yoksun kalma tazminatı, Davacı ....... için 292.361,00 TL Destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 310.000,00 TL, Poliçe Limiti dışında kalan; Davacı ..... için 11.013,82 TL Destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ....... için 182.967,38 TL Destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 193.981,20 TL, TRH2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplanan tazminatın; 310.000,00 TL Poliçe Limiti dahilinde davacı ..... için 12.462,00 TL Destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ....... için 297.538,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 310.000,00 TL, Poliçe Limiti dışında kalan davacı ..... için 16.190,82 TL Destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ....... için 387.086,26 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 403.277,08 TL, hesap tarihi olan 28.06.2022 tarihindeki veriler dikkate alınarak hesaplanan tazminat tutarlarının PMF1931 ve TRH 2010 Yaşam Tabloları esas alınarak, Yargıtay kararlarında belirlediği çerçeveye uygun olarak düzenlendiğinin bildirildiği görülmüştür.
Dava devam ederken davacı .....'ın 17.03.2022 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği görülmüştür.
Mahkememizin 09.11.2022 tarihli duruşması sırasında verilen 3 no'lu ara kararı ile; Davacı vekiline tüm talep artırım dilekçelerinde ve özellikle ikinci talep artırım dilekçeleri ve son artırım dilekçelerinde kim için kimden ne miktar talep edildiği (davacılar ve davalılar yönünden) hususunda taleplerini somutlaştırması için 2 hafta kesin süre verildiği, aynı celsenin 4 no'lu ara kararı ile; 3 nolu ara karar yerine geldikten sonra iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre veraset ilamı da dikkate alınarak özellikle 2. Değer Artırım dilekçesine göre ve son değer artırım dilekçesine göre davacı yanın 3 nolu ara karar gereği beyanda bulunması halinde bu beyanında dikkate alınarak tarafların sorumluluk miktarları da ayrı ayrı tespit edilip denetime elverişli ek rapor alınmasına karar verildiği, yine mahkememizin 08.03.2023 tarihli duruşmasının 1 no'lu ara kararı ile; Mahkememizin 09.11.2022 tarihli duruşmasının 4 no'lu ara kararının aynen yerine getirilerek; Davacı vekilinin duruşmadaki ve yazılı beyanlarının özellikle dikkate alınarak, denetime elverişli rapor alınmasının istenilmesine (Mahkememizin 09.11.2022 tarihli 4 no'lu ara kararı, iddia savunma ve tüm dosya kapsamına göre veraset ilamı da dikkate alınarak özellikle 2.değer arttırım dilekçesine göre ve son değer arttırım dilekçesine göre davacı yanın 3 no'lu ara karar gereği beyanda bulunması halinde bu beyanda dikkate alınarak tarafların sorumluluk miktarları da ayrı ayrı tespit edilip denetime elverişli ek rapor alınmasına) karar verildiği, ara karar doğrultusunda dosyanın aktüerya hesap bilirkişisi Av........'e tevdi edildiği, Av........ tarafından düzenlenen 30.04.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda; Davacıların trafik kazası sonrası vefat eden destekleri ......’ın için meydana gelen kazada vefatı nedeni ile TRH2010 yaşam tablolarına göre hesaplanan tazminatın, delillerin takdiri ve değerlemisinin mahkemeye ait olmak üzere terditli olarak; PMF1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplanan tazminatın; 310.000.00TL Poliçe Limiti dahilinde .....’ın Sigorta poliçe limitinde kalan 11.888,79TL alacağı ; ..... ..... 3/8 Payı için 11.888,79x3/8=4.458,30 TL, ..... 3/8 Payı için 11.888,79x3/8=4.458,30 TL, ....... 2/8 Payı için 11.888,79x2/8=2.972,19 TL, davacı ....... için 298.111,21 TL Destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 310.000,00 TL, Poliçe Limiti dışında kalan .....’ın Poliçe Limiti dışında kalan 16.764,03TL alacağın; ..... ..... 3/8 Payı için 16.764,03x3/8=6.286,51 TL, ..... 3/8 Payı için 16.764,03x3/8=6.286,51 TL, ..... 2/8 Payı için 16.764,03 x2/8=4.191,01 TL, davacı ....... için 420.357,71 TL Destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 437.121,74 TL ,TRH2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplanan tazminatın;310.000.00 TL Poliçe Limiti dahilinde .....’ın Sigorta poliçe limitinde kalan 8.248,67TL alacağının; ..... ..... 3/8 Payı için 8.248,67x3/8=3.093,25 TL, ..... 3/8 Payı için 8.248,67x3/8=3.093,25 TL, ..... 2/8 Payı için 8.248,67x2/8=2.062,17 TL, davacı ....... için 301.751,33 TL Destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 310.000,00 TL,Poliçe Limiti dışında kalan .....’ın Poliçe Limiti dışında kalan 20.404,15TL alacağının; ..... ..... 3/8 Payı için 20.404,15x3/8=7.651,56 TL, ..... 3/8 Payı için 20.404,15x3/8=7.651,56 TL, ..... 2/8 Payı için 20.404,15x2/8=5.100,95 TL, davacı ....... için 746.421,12 TL Destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 766,825,27 TL, hesap tarihi olan 30.04.2023 tarihindeki veriler dikkate alınarak hesaplanan tazminat tutarları PMF1931 ve TRH 2010 Yaşam Tabloları esas alınarak, Yargıtay kararlarında belirlediği çerçeveye uygun olarak düzenlendiğinin bildirildiği görülmüştür.
Davacılar vekili tarafından 18.12.2019, 16.03.2021, 16.11.2021, 28.07.2022 ve 16.05.2023 tarihli dilekçeleri ile; Dava değeri talep arttırımında bulunduğu, tamamlama harçlarını mahkememiz veznesine yatırıldığı,
Belirsiz alacak davası olarak açılan trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davalarında HMK'un 107.maddesi gereğince bir kez talep artırımında bulunulabileceği, mahkememizce davacının birinci talep artırımının talep artırımı, ikinci talep artırımının ıslah olarak değerlendirilmesi gerektiği, mahkememizce davacı tarafın 18.12.2019 tarihli talep artırımının talep artırımı, 16.03.2021 tarihli talep artırımının ıslah olarak değerlendirildiği, davacı tarafın 16.11.2021, 28.07.2022 ve 16.05.2023 tarihli dilekçeleri ile harcını yatırmak suretiyle talep artırımı talebinin ikinci ıslah yasağı kapsamında yapılmamış sayıldığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Davalı ......'nın davacı tarafın 02/10/2019 tarihli aktüerya raporuna davacı tarafın itiraz etmemesi nedeniyle kendi lehlerine usuli kazanılmış hak oluşturduğu yönünde itirazda bulunmuş ise de anılan raporun TRH 210 yaşam tablosuna göre 1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplamanın yapıldığı, TRH 210 yaşam tablosunun davacının lehine, 1,8 Teknik faiz oranının davalının lehine olduğu, AYM nin 09/10/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında; "Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” şeklinde kabul edildiği, aynı hususun Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 16/02/2021 tarih ve .... Es. ....Kar.sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere Uygulanması gereken bir kanun hükmünün karar kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi halinde usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği. TRH 2010 yaşam tablosu ile 1,8 teknik faiz oranının 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartlar kapsamında geldiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/12/2021 tarih ve 2017/(21)10-1179 Es. 2021/1563 Kar. Sayılı içtihadı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2020/2895 Es. 2021/3586 Kar. Sayılı ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 22/06/2021 tarih ve 2021/3089 Es.3441 Kar. Sayılı ilamları ile ve yerleşik uygulamaları kapsamında zarar hesabının 2010 TRH yaşam tablosu ve progressif Rant sisteminin uygulanacağının kabul edildiği, bu nedenle davalı tarafın usuli kazanılmış hakka yönelik itirazlarına itibar edilmediği, aktüerya bilirkişisi Av........ tarafından düzenlenen 30.04.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda yapılan ve TRH 2010 yaşam tablosu ve progressif Rant sistemi kapsamında yapılan hesaplamanın denetime açık, çelişkiyi giderici ve güncel Yargıtay kararlarına uygun olması nedeniyle hükme esas alınmıştır. Ayrıca her ne kadar rapor tarihinden sonra asgari ücret değişmiş ve hüküm tarihine en yakın asgari ücret esas alınarak zarar miktarı tespit edilmesi gerekmekte ise de davacı tarafın talep arttırımını 18/12/2019 da yaptığı, ıslahı ise 16/03/2021 tarihinde yaptığı, diğer talep artırımlarının ikinci ıslah yasağı kapsamında yapılmamış sayılması nedeniyle karar tarihine yakın asgari ücret esas alınarak rapor alınması halinde bile ıslah miktarını geçemeyeceği, bu durumun ileride dava açılması halinde değerlendirilebileceğinden, usul ekonomisi açısından yeniden rapor aldırma yoluna gidilmemiştir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 13/09/2023 tarih ve 2023/1288 Es. 2023/1678 Kar. Sayılı ilamı benzer)
Davalı ...... tarafından müterafik kusur itirazında bulunulduğu, dava konusu trafik kazasında ölen motosiklet sürücüsü .....'nın kasksız bir vaziyette ve arkasında yine kasksız bir vaziyette olan müteveffa ......'ın bindiği ve yolcu olduğu sırada vefat etmesinde, müteveffa ......'ın kaskını takmayarak zararın artmasında müterafik kusurlu olduğundan, mahkemece bu hususun re'sen dahi değerlendirilmesi gerekeceğinden davalı ......'nın müterafik kusur indirimi savunmasının yerinde görülerek her iki davalı yönünden de davacıların tazminat taleplerinden takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı, dava açılmadan önce davacılar ....... & Devlet .....'ın 16.12.2016 tarihlerinde davalı şirkete başvuru yaptıkları, KTK 97. Maddesi kapsamında başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirildiği, yine maddi tazminat yönünden davalı sigorta şirketinin red cevabının verildiği 03.01.2017 tarihinde temerrüde düştüğü, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinden feragat ettiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar mahkememiz dosyasının kısa kararının 1.maddesinde ve 3.maddesinde hüküm kurulurken "Davalı .... Sigorta A.Ş.yönünden temerrüt tarihinin 03.01.2016" şeklinde hüküm kurulmuş ise de; "Davalı .... Sigorta A.Ş.yönünden temerrüt tarihinin 03.01.2017" olduğu anlaşıldığından mahkememiz dosyasının kısa kararının 1. maddesinin ve 3.maddesinde "Davalı .... Sigorta A.Ş.yönünden temerrüt tarihinin 03.01.2017" şeklinde maddi hatanın giderilmesinin gerektiği, HMK.'nun304.maddesinde; (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." şeklinde düzenleme yapıldığı, mahkememizin kısa kararının hüküm kısmının 1. ve 3.maddelerindeki yapılan yanlışlığın maddi hatadan kaynaklandığı ve düzeltilmesinin kısa kararla çelişki oluşturmayacağı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " şeklinde davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı müteveffa ..... için 28.652,82 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminata 6098 sayılı TBK.'nun 52/1. maddesi gereğince takdiren % 20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı müteveffa ..... için hesaplanan 22.922,26 TL maddi tazminatın davalılardan ...... yönünden olay tarihi olan 29/08/2016 tarihinden, davalı .... Sigorta A.Ş.yönünden temerrüt tarihi olan 03.01.2017 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı .... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Konya 8.Noterliği'nin 21/03/2022 tarih ve 02354 yevmiye numaralı veraset ilamındaki payları oranında davacı müteveffa .....'ın mirasçılarına verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı ....... için 254.683,80 TL destekten yoksun kalma zararına bağlı maddi tazminata 6098 sayılı TBK.'nun 52/1. maddesi gereğince takdiren % 20'si oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davacı ....... için hesaplanan 203.747,04 TL maddi tazminatın davalılardan ...... yönünden olay tarihi olan 29/08/2016 tarihinden, davalı .... Sigorta Aş. yönünden temerrüt tarihi olan 03.01.2017 tarihinden itibaren işletilecek YASAL faizi ile birlikte (davalı .... Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin feragat nedeniyle reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ...... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazada kusurun tamamen tescilsiz motosiklet sürücüsü .....'ya ait olduğunu, kusur oranı değerlendirmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana geliş şekli ve müteveffanın kask takmaması nedeniyle künt kafa travmasına bağlı şekilde ölümün gerçekleştiğinin nazara alınarak müvekkilinin meydana gelen kazada sorumluluğunun olmadığını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre müteveffanın elde edeceği gelir yönünden hatalı değerlendirme yapıldığını, bilirkişiler tarafından Ticaret Odası kayıtlarının dikkate alınmadan fahiş şekilde bildirilen 4.282,69 TL üzerinden tazminatı hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, destekten yoksun kalma tazminat hesabında anne ve babaya müteveffanın destek olacağı kanaati ile hesaplama yapıldığını ancak müteveffanın ailesine destek olabilmesinin günümüz ülke şartları dikkate alındığında mümkün olmadığını, ret kararı yönünden vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, davanın ret oranına göre ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, Yerel Mahkemece usuli kazanılmış hakka ilşikin itirazlarına ilişkin değerlendirmenin de hatalı olduğunu, davacı tarafından açıkça bilirkişi raporuna itiraz edilmediğinden daha sonra alınan bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Sigorta AŞ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumluluğunun bulunduğunu, kusur oranlarının gözetilmeksizin müşterek müteselsil hüküm kurulmasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yapılan hesaplamada emsal ücretin esas alındığını poliçe tarihinde yürürlükte olan 01/06/2015 tarihli trafik sigortası genel şartları gereği vergilendirilmiş kazancın esas alınması gerektiğini, esas mahkemesinin savunmalarını dikkate almadan ve gerekçeli kararda savunmalarına neden itibar edilmediğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadan hüküm kurulduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen kararın usule, yasaya ve hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece ıslah dilekçesini dikkate almayarak müvekkilleri aleyhine karar verildiğini, davalılardan .... Sigorta AŞ için ticari faiz talepleri olmasına rağmen mahkemece bunun hakkında hiçbir gerekçe göstermeden usul ve yasaya aykırı olarak yasal faiz uygulanmasına karar verildiğini, yerel mahkemeye tanık listesi sunulmasına rağmen tanıklarının dinlenilmediğini, mahkemenin kısa karar ve gerekçeli kararı arasında da çelişkinin bulunduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın tam kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Kusura itiraz
Mahkeme dosyasının Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilerek; Tarafların kusur oranlarına yönelik ceza dosyası içerisinde bulunan raporlarda değerlendirilmek suretiyle rapor düzenlemesinin istenildiği, Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 05.01.2018 tarih ve .... - ...- .. / ....- ... sayılı raporunda; Sürücü ......'nın %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Mahkeme dosyasının İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek; Tarafların kusur oranlarına yönelik özellikle dosya içerisinde bulunan Ankara Adli Tıp Kurumu raporu, Ağır Ceza Mahkemesinden alınan raporlar ve davacı tarafın itirazları, dosya içerisine sunulan Yargıtay Kararları da dikkate alınmak suretiyle varsa raporlar arasındaki çelişkiler de giderilmek suretiyle rapor düzenlenmesinin istenildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 25.10.2018 tarih ve .....sayılı raporunda; Müteveffa ......'ın ölümüne etki eden faktörler dikkate alınarak kaza irdelendiğinde; Davalı sürücü ......'nın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu, müteveffa sürücü .....'nın %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 25.10.2018 tarih ve ..... sayılı kusur raporunun denetime açık, ayrıntılı ve kusur raporları arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olması nedeniyle hükme esas alınması doğrudur.
KEZA
Müteselsil sorumluluk, (zincirleme sorumluluk, birlikte sorumluluk) sorumluluk hukukunda önemli bir yeri bulunmaktadır. Müteselsil sorumluluk, aynı zararın oluşmasında rolü olan ancak zararın hangi kısmından sorumlu olduğu tespit edilemeyen birden fazla kimsenin, niteliği itibariyle bölünmeye elverişli başka bir deyişle çoğunlukla para ediminden oluşan tazminat ediminin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklı zarar görenin de dilediği sorumludan edimin tamamını veya bir kısmını talep yetkisine sahip olduğu, sorumlulardan biri ödeme yaptığı oranda diğerlerinin de sorumluluktan kurtulduğu bir birlikte sorumluluk türüdür. Sorumlulukta müteselsillik ilkesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk gerek zarardan sorumlu olanların zarar görene karşı sorumluluğunda gerekse zarardan sorumluların birbirlerine rücu ilişkisinde bazı ilkeler getirmiştir. İşte bu ilkeleri bir bütün olarak müteselsil sorumluluk ilkesi olarak kavramlaştırılmıştır.
Birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olmalarından doğan zarar aynı sebebe dayanan zarardır. Müteselsil sorumluluğu doğuran “aynı sebep” veya “birlikte sebep” kusur olabileceği gibi sözleşme veya kanundan doğabilir.
Müteselsil sorumluluk zarar görene karşı zarardan sorumlu olanların sorumluluğunun kapsamı ve niteliği yönünden kendine has ilkeler getirmiştir. Normal şartlarda bir zarar birden fazla kişinin fiili ve sorumluluğu ile doğuyorsa o kişilerin sorumluluğu kendi fiillerine yada kusurlarına isabet eden zarar miktarından sorumlu olmalarıdır. Ancak haksız fiilden zarar görenin zararını en kısa, en kolay yoldan tazminini sağlamak amacı ile müteselsillik ile kendine has sorumluluk ilkeleri benimsenmiştir.
Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup; motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu; ayrıca, birden fazla kişinin zararı tazmin ile yükümlü olması durumunda, zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir.
Yine 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, motorsiklette yolcu olarak bulunan davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (YARGITAY 17. Hukuk Dairesi 2016/7214 E, 2019/2775K-2016/7805 E, 2019/3209 K )
Bu bilgiler ışığında somut olayı incelediğimizde; davaya konu kazada davacının kusurlu olmadığı ve zarar gören kusursuz 3. kişi konumunda olduğu,olayda müteselsilen sorumluluk bulunduğundan davalıların tüm zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı vekillerinin buna yönelik itirazlar yerinde değildir.
Davacı vekilinin ıslah hakkının tanınması gerektiği istinafıx
HMK 107.maddede belirsiz alacak davası düzenlenmiş olup,
MADDE 107– (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda,hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.
Buna göre davacı taraf talep artırım dilekçesi ile talebini artırabilecektir. Talep artırım, niteliği itibari ile davalı taraf aleyhine esaslı bir değişiklik olup, davalı tarafın, duruşmada bulunmadığı durumlarda tebligat yolu ile bu istemden haberdar edilmesi zorunludur. Somut olayda davacı HMK 107. Madde gereği maddi tazminat talep etmiş, mahkememizce davacı tarafın 18.12.2019 tarihli talep artırımının talep artırımı, 16.03.2021 tarihli talep artırımının ıslah olarak değerlendirildiği, davacı tarafın 16.11.2021, 28.07.2022 ve 16.05.2023 tarihli dilekçeleri ile harcını yatırmak suretiyle talep artırımı talebinin ikinci ıslah yasağı kapsamında yapılmamış sayıldığı mahkememizce kabul edilmesi yerindedir. İtiraz yersizdir.
Davacı murisinin fiili destek olmadığı ve destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanamayacağı ve hesaplama miktarı yönünden
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
Borçlar Kanunu’nda sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
Genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı yetişkin bir insanın anne ve babasına her halükarda ve belirli bir düzeyde destek olacağını gösterir. Bu desteğin miktarı tarafların yaşam düzeyi, sağlık, sosyal ve ekonomik durumları ile orantılı olarak değişebilirse de çocuğun anne-babasına hiç destek olmayacağı kabul edilemez. Ölen çocuğun, gelecekte ana-babasına bakacağı yaşamın ve olayların normal akışı içinde beklenebiliyorsa, çocuk onlar için destektir.
Desteğin yardımının yalnızca para veya maddi katkı şeklinde bulunması zorunlu değildir. Çünkü, ölenin hizmet edebilme güç ve kabiliyeti de para ile ifadesi mümkün olan bir mali imkan teşkil eder. Eylemli ve düzenli olarak yapılan hizmet edimleri ve yardımlar da bir kimsenin destek sayılması için yeterlidir. Evladın bayram günlerinde anne ve babaya ziyareti ve evde ailesine yardımcı olması, her türlü hastalık ve sair sıkıntılarında yardıma koşma görevi de maddi desteğin kapsamında değerlendirilmelidir. (Emsal Yarğıtay 17 HD'nin 2015/4497 Esas 2018/331 Karar Sayılı İlamı)
Açıklanan nedenlerle; erkek evladı olan desteğin, baba olan davacıya muhtemel yaşamı boyunca para veya hizmet şeklinde destek olacağının kabulü ile talebin kabulüne karar verilmesi yönünden bir isabetsizlik bulunmamakta olup buna yönelik istinaf itirazı yerinde değildir.
Keza gelen bilgilere göre, desteğin mezun olduğunda yapacağı mesleğine göre elde edebileceği gelirin saptanması için emsal gelir araştırması yapıldığı,06/09/2016 tarirli cevabı yazılarda grafiker kadrosunda çalışan bir kişinin eylül 2019 tarihi itibariyle 4.282,69 tl maaş alacağının bildirilmesine göre itiraz yersizrir
Davalı vekilinin vekaletin eksik hesaplandığı istinafı
HMK’nın 176/2. maddesine göre, aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Somut olay incelendiğinde davacının talebi 2. ıslah niteliğinde olup talebini ıslah etmiştir. Bu durumda ıslah işlemi Kanun gereği ikinci kez yapılamayacağından, Kanun'un getirdiği sınırlamaya aykırı şekilde yapılan ıslah işleminin yok hükmünde sayılması gerekmektedir. Yok sayılan işlem hüküm ve sonuç doğurmadığından bu işleme dayalı olarak karar verilmesi imkanı da bulunmamaktadır.
Bu halde maddi tazminatın belirlenmesinde ikinci ıslah başvurusuna itibar edilmemesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirinde de bu ikinci ıslahın yok hükmünde olduğu kabul edilerek davalı lehine bu miktarın reddolan kısmı gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesinde gözetilemeyeceği dikkate alınarak, hüküm kurulması doğrudur.
Nitekim Yargıtay 3. HD'nin .... esas .... karar, 10 HD'nin ...esas ... karar sayılı ilamı.
Kısa kararla çelişki oluştuğu istinafı
Her ne kadar mahkememiz dosyasının kısa kararının 1.maddesinde ve 3.maddesinde hüküm kurulurken "Davalı .... Sigorta A.Ş.yönünden temerrüt tarihinin 03.01.2016" şeklinde hüküm kurulmuş ise de; "Davalı .... Sigorta A.Ş.yönünden temerrüt tarihinin 03.01.2017" olduğu anlaşıldığından mahkememiz dosyasının kısa kararının 1. maddesinin ve 3.maddesinde "Davalı .... Sigorta A.Ş.yönünden temerrüt tarihinin 03.01.2017" şeklinde maddi hatanın giderilmesinin gerektiği, HMK.'nun304.maddesinde; (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir." şeklinde düzenleme yapıldığı, mahkememizin kısa kararının hüküm kısmının 1. ve 3.maddelerindeki yapılan yanlışlığın maddi hatadan kaynaklandığı ve düzeltilmesinin kısa kararla çelişki oluşturmayacağı anlaşılmakla itiraz yersizdir.
Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davacılar vekili ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
-
Davacılar tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
-
Davalı ......'dan alınması gereken 15.483,77 TL harçtan peşin alınan 3.870,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.612,82 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Davalı .... Sigorta AŞ.den alınması gereken 15.483,77 TL harçtan peşin alınan 4.000,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.483,77 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 02/09/2024
Başkan
E imza
Üye
E imza
Üye
E imza
Katip
E imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52