Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2024/912
2024/1175
2 Eylül 2024
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ : 02/09/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/01/2024
NUMARASI : Esas Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :1-
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR :2-
:3-
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 02/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/09/2024
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara ilişkin davalı vekilinin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; 14.08.2021 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile müvekkiline ait araca çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalılardan ...'ın kazaya karışan ... plaka sayılı aracın sürücüsü, davalı ...'ın ise aracın ruhsat sahibi olduğunu, ... Sigorta Anonim Şirketi'nin ise kazaya karışan ... plaka sayılı aracın ZMMS poliçe no:.... poliçesi ile sigortalısı olduğunu, kaza neticesinde, müvekkilinin yaralandığını, alınan doktor raporunda müvekkilinin hayati tehlikesinin olmadığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilebileceği şeklinde rapor düzenlendiğini, ancak müvekkilinin gerçekte kaza neticesi vücudunda kırık/lar ve raporunda belirtilen diğer yaralanmalar oluştuğunu, bu durumun da 15/08/2021 tarihli Ereğli Devlet Hastanesinin tetkik ve tedavi evrakları ile kanıtlandığını, müvekkilinin birden fazla kez ameliyat olduğunu, halen düzenli olarak muayeneye gittiğini, halen kolunu ve ayağını tam olarak kullanamadığını, kazadan sonra 22/10/2021 tarihli dilekçe ile; davalı sigorta şirketinden müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini için başvuru yapıldığını, başvurunun 26.10.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiğini, ancak davalı şirket tarafından cevap verilmediğini, uzun tedavi süreci, tedavi süresince yaşadığı acılar ve sağlığının sürekli olarak bozulması nedeniyle müvekkilinin psikolojisinin bozulmasına neden olduğunu, bu nedenlerle azlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik geçici iş göremezlik nedeniyle 100,00TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle 100,00TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri nedeniyle 100,00TL, bakıcı giderleri nedeniyle 100,00TL maddi tazminatlar olmak üzere şimdilik toplam 400,00TL maddi tazminatın ve ilerde mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu H.M.K. 107. madde uyarınca belirlenecek maddi tazminatların olay tarihi olan 14/08/2021 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta bakımından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı sigorta şirketi bakımından sigorta poliçesinde belirtilen sigorta limitiyle ve maddi tazminat ile sınırlı olmak kaydıyla) tazmin ve tahsili ile davacıya ödenmesine, duyulan acı ve üzüntü sebebiyle 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 14/08/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... ve ... dan tazmin ve tahsili ile davacıya ödenmesine, ileride hüküm altına alınacak tazminatın tahsilinin muvazaalı girişimler sonucu sonuçsuz kalmaması için davalı ... ve ... adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarına ve adına kayıtlı araçların trafik kayıtları üzerine ihtiyati haciz nev'inden ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı Sigorta vekilinin davaya cevap dilekçesi özetle; davası konusu trafik kazasında anılan zamanaşımı sürelerinin geçtikten çok sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, başvuran tarafın, genel şartlarda belirtilen belgeler ile müvekkilli şirkete resmi bir başvuru yapmadığını, hasar başvurusu yapılmadığını, bu nedenle dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, sadece dosyaya sunulan sağlık raporu üzerinden doğru bir maluliyet değerlendirmesinin yapılması mümkün olmadığından Adli Tıp 3. İhtisas Dairesi tarafından davacıda meydana gelen maluliyet oranının belirlenmesinin gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin, poliçe kapsamında davacı tarafın tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş görmezliğe ve bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu olmadığından, geçici iş göremezlik giderleri ve geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat talepleri 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu, Söz konusu Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesi itibariyle geçici iş göremezlik tazminat talepleri tedavi giderleri kapsamında olup; 6111 sayılı yasa uyarınca müvekkili Şirketin’in tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenlerle öncelikle zamanaşımı def’i ve gerekçeli itirazları dikkate alınarak davanın reddine, kazaya karışan araç sürücüsünün kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden kusur raporu alınmasına; varsa derdest ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasına, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre rapor alınmasına, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Sicili’ne kayıtlı aktüer bilirkişiden TRH 2010 Mortalite Tablosunda yer alan verilere göre rapor düzenlenerek gerçek zararın tespit ettirilmesine, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkili Şirket’in sorumluluğundan tenziline, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin başvurana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekilinin cevap dilekçesi özetle;14.08.2021 tarihinde ... plaka sayılı davacı ....'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile müvekkil ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı Wolsvagen Jetta otomobilinin çarpışması sonucu trafik kazasının meydana geldiğini, Emniyet Müdürlüğünün kaza raporunda bulunan kusur oranını kabul etmediklerini, kazanın oluşumu sırasında müvekkilinin kusursuz olduğunu, kaza anında 52 yaşında bulunan ....'ın motor ekipmanlarına ilişkin tedbirinin de bulunmadığını, bununla birlikte kaza fotoğraflarından ve video kayıtlarından da anlaşılacağı üzere .... hız sınırlarını aşmış olduğunu, davacı .... müvekkillinin, ...'dan şikayetçi olmadığını, bu sebeplerle davacının müvekkillerinden tazminat talep edemeyeceğini, huzurdaki davanın zaman aşımı süresi geçtikten sonra açıldığından davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın maluliyeti varsa bile bunun hem kazadan önce hem kazadan sonra yeterli tedbirleri alıp almadığının , gerekli özeni gösterip göstermediğinin, bir ihmali olup olmadığının tespitinin, ayrıca tedavi sürecinde doktor hatası olup olmadığının tespitinin gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre,Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, tarafların kusur oranları, meydana gelen zararın mahiyeti ve ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, eylem tarihinde paranın satın alma gücü bir arada değerlendirildiğinde, davacının davalılar ... ve ... aleyhine manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00TL'nin davalılar ... ve ...'dan, kaza tarihi olan 14/08/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde davanın maddi tazminat talebi yönünden feragat nedeniyle reddine, davacının davalılar ... ve ... aleyhine manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 15.000,00TL'nin davalılar ... ve ...'dan (sigorta şirketi hariç) kaza tarihi olan 14/08/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemece hükmedilen miktarın düşük olduğunu, manevi tazminatın caydırıcılık unsuru taşımadığını, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, göz önünde tutulduğunda davacı müvekkilini tatmin etmekten çok reddedilen kısım yönünden çıkan vekalet ücreti de dikkate alındığında müvekkilini cezalandırıcı nitelikte bir karar olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Manevi tazminatın az taktir edildiği istinafı yönünden;
Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacının kaza nedeniyle % 4,3 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 3 ay olduğu gözetilip,davalının kusur durumu (%80) ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın az olduğu 30.000 TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olduğu anlaşılmıştır.
HMK'nin 355. maddesinde, “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek manevi tazminatın 30.000,00 TL olarak belirlenip, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda manevi tazminat açısından kabulüne, incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;
-
Davanın maddi tazminat talebi yönünden FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
-
Davacının davalılar ... ve ... aleyhine manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE; 30.000,00TL'nin davalılar ... ve ...'dan (sigorta şirketi hariç) kaza tarihi olan 14/08/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;
-
Alınması gereken 2.049,30 TL harçtan peşin alınan 342,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.706,38 TL harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından sarfına mecbur kalınan toplam 435,12 TL'lik ilk yargılama harcının davalılar ... ve ...'dan (sigorta Şirketi hariç) kaza tarihi olan 14/08/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı tarafından sarfına mecbur kalınan toplam 800,00 TL bilirkişi ücreti, 2.905,00 TL tebligat ve posta gideri ile 1.400,00 TL maluliyet raporu alınması için hastaneye ödenen makbuzlar, 1.560,00 TL ATK raporu olmak üzere toplam 6.665,00 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.999,50 TL'nin davalılar ... ve ...'dan (sigorta şirketi hariç) kaza tarihi olan 14/08/2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.360,00 TL arabulucu ücretinden kabul red oranına göre hesaplanan 408,00 TL'sinin ... ve ...'dan (sigorta Şirketi hariç) müştereken müteselsilen, geri kalan 952,00 TL'sinin ise davacıdan 6235 sayılı Kanunu 18/A. 13.maddesi gereğince tahsili ile hazineye irad kaydına,
-
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
-
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red edilen miktar üzerinden, AAÜT'nin 10/2 maddesi gereğince davacı vekili lehine belirlenen vekalet ücretini geçemeyeceğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin istek halinde davacıya iadesine, karar kesinleşinceye kadar iade alınmaz ise gider avansının artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacıya iadesine,
İstinaf Yargılaması Yönünden;
10-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,
11-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru gideri ile 50,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.219,40 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'dan tahsili ile davacıya iadesine,
12-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
13-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.
Başkan
E imza
Üye
E imza
Üye
E imza
Katip
E imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52