SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/980

Karar No

2024/1138

Karar Tarihi

17 Temmuz 2024

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 17/07/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 14/02/2024

NUMARASI : Esas Karar

DAVACI :

VEKİLİ : Av.

DAVALI : HASIMSIZ

MÜDAHİLLER : 1-

VEKİLİ : Av.

2-

VEKİLİ : Av.

3-

VEKİLİ : Av.

4-

VEKİLİ : Av.

5-

VEKİLİ : Av.

6-

VEKİLİ : Av.

7-

VEKİLİ : Av.

8

VEKİLİ : Av.

9-

VEKİLİ : Av.

MÜDAHİLLİK TALEP EDENLER

: 1

VEKİLİ : Av.

2-

VEKİLİ : Av. C

KONKORDATO GEÇİCİ

KOMİSERİ :

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 17/07/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 17/07/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili 20/11/2023 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... -... Tarım şirketinin 2021 yılında kurulduğunu, şirketin gübre, tohum, tarım ilaçları ve tarımsal sulama malzemeleri alım satım işi yaptığını, bunun yanında şirketin ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) belgesinde yer alan 250 dekar alanda ve adi ortaklık kapsamında 400 dekar alanda sulu tarım işi yaptığını ve bu arazilere salçalık domates ekimi yaptığını, şirketin 31/10/2023 tarihi itibariyle sermayesinin 550.563,76TL olduğunu şirketin tam hisse sahibinin müvekkili ... olduğunu, müvekkili şirketin satışını yaptığı gübre ve ilaçların Nisan ayı itibariyle vadeli şekilde çiftçilere satıldığını ve ödemelerin hasat zamanı olan Ekim gibi tahsil edilmeye başlandığını, müvekkilinin ailesiyle birlikte geçimini yıllardır bu şirketten sağladığını, 2023 yılında görülmemiş bir şekilde yağışların az olması ve mevsimsel sebepler nedeniyle domates dekoltesinin düşük olduğunu, arz patlaması yaşandığını ve 2022 yılında 5,50TL olan kg fiyatının 2023 yılında 1,20TL'ye düştüğünü, bu düşüş nedeniyle de bölgede birçok çiftçinin domatesi toplamadan dahi tarlasını sürmek durumunda kaldığını, bu fiyat düşüşü nedeniyle müvekkilinin ekonomik olarak büyük zarara uğradığını, domates hasılatının işçi ücretlerini dahi karşılamadığını, aynı zamanda vadeli ilaç ve gübre satışı yapmış olduğu çiftçilerden bu durum nedeniyle alacaklarını tahsil etmekte de zorluklar yaşadığını, müvekkilinin borçlarını ödemek için kendisine ve ailesine ait mal varlıklarının bir kısmının satmak durumunda kaldığını, vadeli borçlarını ödemek için de arazilerde yapılacak üretimle elde edilecek gelirler ve gerekirse mizanda yer alan traktör ve mal varlıklarının satışı ile elde edilecek gelirlerle ödeme yapılmasının planlandığını, müvekkili adına yazılan çeklerin tahsili için başlatılan bir kısım icra takiplerinin yapılan kısmi ödemelerle şimdilik durdurulduğunu, kısa sürede tedbir alınmadığı takdirde büyük emeklerle oluşturulan işletme alacakları ve mal varlıklarının haciz yoluyla elden çıkma tehlikesinin söz konusu olduğunu, yine haciz baskısı nedeniyle şirket faaliyetinin de durma tehlikesinin olduğunu ayrıca şirketin vadeli alacaklarına kavuşamaması sebep olabileceğini, İİK'nun 285.ve devamı maddeleri uyarınca "Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altına bulunan" durumun gerçekleştiğini, müvekkilinin vadeli alacaklarına kavuşabilmesi ve iflasının önlenip ticari hayatına devam edebilmesinin konkordato taleplerinin kabulüne bağlı olduğunu, 31/10/2023 tarihi itibariyle bilanço ve finansal tablolar dikkate alınarak Konkordato Ön Projesi hazırlandığını beyanla müvekkili şirket hakkında şimdilik üç aylık geçici mühlet kararı verilmesine, geçici konkordato komiseri atanmasına, müvekkil şirketin mallarının muhafazası için gerekli tedbir kararlarının alınmasına, davacı lehine tedbirlere hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Somut olayda, davacı ... şahıs işletmesinin, tarımsal ürün üretimi ve çeşitli zirai alet ve ürünlerin pazarlanması alanlarında iştigalinin bulunduğu, dosyaya sunulan ön projenin, bir vade ve tenzilat konkordatosu olduğu, ön projede alacakların anaparasının, 2024 Aralık ayından başlayarak, iki yılda aylık taksitlerle faizsiz olarak eşit taksitler halinde ödenmesi şeklinde teklifte bulunulduğu, davacının dosyaya sunduğu 31/10/2023 tarihli mali verilerine göre 2023 yılı başından 31.10.2023 tarihine kadar olan 10 aylık dönemde toplamda 1.378.615,26 TL ciro elde edildiği, buna karşılık 2023 yılı Kasım ayında 16.000,00 TL tutarlı gelir getirici faaliyette bulunduğu, 31.12.2023 tarihi itibariyle ise net cirosunun 1.394.615,26 TL olduğu, sözün özü geçici mühlet sürecine denk gelen 01.11.2023-31.01.2024 tarihleri arasındaki dönemde toplam hasılatın 16.000,00 TL olarak gerçekleştiği, bu tutarın ön projedeki 320.000.00-TL lik hasılat beklentisinin oldukça gerisinde kaldığı, bu verilere göre davacı şahıs işletmesinin geçici mühlet döneminde öngörülen hedeflerine ulaşamadığı, davacının icra takibine konu ettiği kıymetli evrak vasfında alacak belgeleriyle ilgili icra takipleri devam etmekte ise de icra takiplerinden umulan tahsilatların da geçici mühlet döneminde gerçekleştirilemediği, öte yandan davacı şahıs işletmesinin geçici mühlet döneminde aktif bir ticari faaliyette bulunmadığı ve işletmede hali hazırda personel istihdam edilmediği, davacı tarafından söz konusu dönemde bir faaliyet olmamasının sebebi olarak işletmenin tarımsal faaliyet üzerine kurulu olması ve bu dönemde zira ürün pazarlanamaması gösterilmiş ise de; konkordato ön projesinde geçici mühlet döneminde öngörülen ciro hedefinin sadece %5'lik kısmının gerçekleştirilebilmesi nedeniyle projenin özensiz hazırlandığı sonucuna varıldığı, geçici konkordato komiserinin dosyaya sunduğu 12/02/2024 tarihli nihai raporun 15. ve 17. sayfalarında ayrıntılarıyla tespit edildiği üzere; konkordato süreci içinde talep edilen mali tablolar ile dava dosyasına sunulan aynı döneme ait tablolar arasında, kayıtlardaki özensizlik ve ciddiyetsizlik sebebiyle farklılıklar olduğu, kayıt güvenilirliği açısından olumlu kanaate ulaşılamadığı, öte yandan geçici komiserliğe sunulan mali tablolarda işletmenin 31.10.2023 ve 23.11.2023 tarihli gelir tablolarında kar ettiği beyan edilirken, sadece 7 gün sonraki 30.11.2023 tarihli gelir tablosunda zarar beyan edilmiş olması ve en son 31.12.2023 tarihli gelir tablosunda tekrar kar edildiğinin beyan edilmesinin davacının sunduğu verilerin güvenilirliğini ortadan kaldırdığı, bunun sebebi davacıya sorulduğunda ise; davacının, muhasebecisinin ücreti konusunda kendisiyle yaşadığı husumet sonucunda kasıtlı olarak hatalı veri girişi yaptığı ve çelişkinin bundan kaynaklı olduğu şeklinde mazeretler ileri sürdüğü, konkordato sürecinin davacı borçluyu olduğu kadar alacaklılarını da doğrudan ilgilendiren bir süreç olması ve verilen tedbir kararıyla alacaklıların haklarının kısıtlanması nazara alındığında, davacının ortaya koyduğu mazeretlerin kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki davacı işletmenin 2023 Aralık ve 2024 Ocak ayında elde edilmesi öngörülen projedeki ifadesiyle "çiftçilik gelirleri" niteliğinde bir gelir de üretemediği anlaşılmıştır.

Netice itibariyle; konkordato projesinin uygulanabilir bir proje olmadığı, projenin gerçekleşme ihtimalinin bulunmadığı, davacının teklifinin soyut vaatler içerdiği, bu vaadlerin gerçekleşebileceğine dair somut ve inandırıcı hiç bir veri elde edilemediği, geçici mühletin amacına uygun kullanılamadığı, davacının konkordato projesinin kaynaklarıyla orantılı olmadığı, kesin mühlet aşamasına geçilmesinin alacaklıları daha da mağdur edeceği, 2004 s. İİK.'nın 289/3. maddesi gereğince kesin mühlet verilmesinde bir fayda bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacı şirkete verilen geçici mühletin ve bütün tedbirlerin kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

Davanın reddi karşısında iflas kararının da verilmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinde ise;

2004 sSayılı İİK'nun 292/1-d maddesindeki şartların oluşması halinde davacı borca batık ise iflas kararı verileceği düzenlenmiş ancak, aynı maddenin a, b ve c maddeleri için açıkça borca batıklık şartı aranmamıştır.

2004 s. İİK'nin 292/1-b maddesi yönünden de kural olarak davacı şirketin borca batık olması aranmamalı ise de; iyiniyetli borçluların ya davanın kabulü ya da iflas seçeneklerinden birisi ile karşı karşıya bırakılması, mahkemeler önünde hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı gibi, iyiniyetli ancak projesi gerçekleşmeyebilecek borçluları cezalandırıcı bir uygulamaya dönüşebileceğinden, yasada açıkça belirtilmemesine rağmen sadece 292/1-b maddesindeki haller yönünden borca batıklık şartını aramak adalet ve hakkaniyet prensiplerinin bir gereği olacaktır.

2004 s. İİK'nın 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerin varlığı halinde ise, yasada 292/1-d fıkrasında olduğu gibi açık bir düzenleme veya (292/1-b maddesinde olduğu gibi) hakkaniyet gereği olmadığından, iflas için borca batıklık şartını aramak gerekmeyecek aksine, 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerde davacının iflası için borca batıklık şartını da aramak kötüniyetli borçluları ödüllendirici bir uygulamaya dönüşebilecektir.

Bu nedenlerle 2004 s. İİK'nin 292/1-c maddesi gereğince davanın reddine karar verilirken, iflasa tabi borçlu yönünden borca batıklık şartı aranmadan iflas kararının da verilmesi gerekir.

2004 s. İİK'nin 292/1-c maddesine göre iflas kararı verilebilmesi için diğer bir gereklilik de, davacı şirkete atfedilen kötüniyetli davranışın konkordato kesin mühletinin verilmesinden sonra (geçici mühlet de kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından dolayısıyla geçici mühletin verilmesinden sonra) gerçekleşmesidir.

Bu itibarla, davacı işletmenin borca batık olmaması ve geçici mühletten sonra kötü niyetli davranışta bulunduğuna dair bir delil veya emarenin olmaması gözetildiğinde davacı hakkında iflas kararı verilmemiştir.

Davacının konkordato davasının REDDİNE,

Kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin Mahkememiz tarafından konulan bütün ihtiyati tedbirlerin resen kaldırılmasına, gerekli müzekkerelerin yazılmasına ve UYAP işlemlerinin yapılmasına,

Davacının iflasına karar verilmesine yer olmadığına,

Mahkememizin 23/11/2023 tarihli ara kararı ile verilen GEÇİCİ MÜHLETİN, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,

Mahkememizin 23/11/2023 tarihli ara kararı ile verilen BÜTÜN İHTİYATİ TEDBİRLERİN ve KONKORDATO ŞERHLERİNİN kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal KALDIRILMASINA,

Geçici konkordato komiseri ...nin görevinin bugün (14/02/2024 tarihi) itibariyle son bulmasına ve kendisine bu tarihe kadar olan hizmetine yönelik olarak takdir edilen ücretin gün hesabıyla ödenmesine,

Konkordato davasının reddedilip, bütün ihtiyati tedbirlerin ve konkordato şerhlerinin de derhal kaldırıldığının ve konkordato komiseri ...'nin görevinin 14/02/2024 tarihi itibariyle son bulduğunun daha önce müzekkere yazılan ilgili yerlere müzekkereyle bildirilmesine ve ayrıca gerekli ilanların yapılmasına" şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesinin müvekkili davacıdan ziyade müvekkilden alacağı olan alacaklıları menfi manada etkilediğini, alacaklıların menfaati açısından müvekkilinin kesin mühlete geçirilmesi ve en az bu sezonun komiser gözetiminde geçirilerek elde edilecek karın alacaklılara ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin mevcut durumda bile borca batık olmadığı elindeki mal varlığı ile borçlarını ödeyebildiği komiser raporunda yer aldığına göre; müvekkilinin mal varlığının haraç mezat satılarak amiyane tabiri ile tutanın elinde kalmasına yerel mahkemece izin verilmemesi gerekmekteyken aksi yönde hüküm kurulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bu bağlamda mahkemenin tüm bu talepleri geçerli bir gerekçe olmaksızın göz ardı ettiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran tarafların dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda re’sen gözetilerek yapılmıştır.

Dava, borçlarını ödeme güçlüğü içinde olduğunu ileri süren davacının İİK'nun 285 vd. maddeleri gereğince geçici ve kesin mühlet kararı verdikten sonra ileri sürdüğü vade konkordatosunun tasdiki istemine ilişkindir.

Konkordato bir borçlunun alacaklılarının kanunda öngörülen çoğunluğunun kabulüyle borçlarını belirli bir oranda ve/veya vadelerle ödemesini öngören, borçların yapılandırılmasını sağlayan bir cebri icra türüdür. Borçlu ile alacaklılar arasındaki bir çeşit sulh sözleşmesi niteliğinde olan konkordato, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak amacıyla getirilmiş bir müessesedir. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkânı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkânları da korunmuş olur.

Konkordatonun tasdikinin şartları, talep tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın mülga 297 ve 298. maddesi hükümlerinde sayılmış olup, buna göre yasada açıkça belirtilmese de öncelikle borçlunun dürüst olması, daha sonra, teklif olunan meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordatonun 297/1. maddesi uyarınca alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunlukla kabul edilmesi, borçlunun konkordato işlemlerinin yerine getirilmesi, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ve mühlet sırasında komiserin onayı ile akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için yeterli teminatı göstermesi, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği, yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekir. (AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK DAİRESİNİN 2019/3021 ESAS , 2020/292 KARAR SAYILI İLAMI)

Konkordato, belli (nitelikli) bir alacaklı çoğunluğunun muvafakat etmesi halinde borçlunun ekonomik faaliyetine devam etmesine imkan vererek mallarının cüz’i veya külli icra yoluyla paraya çevrilmesine engel olan özel bir cebri icra alternatifi teşkil etmektedir. Öyle ki, bu cebri icra aracı, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklıları da bağlamakta ve resmi organların katılımıyla cereyan etmektedir. Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır.

Somut dosyamızda; 20/11/2023 tarihinde istemde bulunulduğu, mahkemece 23/11/2023 tarihinde 3 ay geçici mühlet kararı verildiği, konkordato komiserin verdiği raporlarında; “davacının ticari işletmesi beyan itibariyle tarım ürünlerinin üretimi ve zirai ürünlerin pazarlanması alanlarında yürütülmektedir, göreve başladıktan sonra davacının mali verilerinin tarafımıza aktarılması konusunda bir takım aksaklıklar ve gecikmeler olmuştur ancak bunun sebebinin kendisinden ziyade muhasebe işlemlerini yürütenlerden kaynaklanmış olabileceğini değerlendirmekteyim, konkordato ön projesinde geçtiğimiz Aralık ve Ocak ayında toplam 320.000,00TL çiftçilik geliri olarak bir hasılat elde edilmesi öngörülmüş ise de geçici mühlet süresi içerisinde bu mümkün olmamış yalnızca 16.000,00TL'lik bir hasılat elde edimi gerçekleşmiştir, davacı hali hazırda personel istihdam etmemekte ve aktif bir ticari faaliyette bulunmamaktadır, bunun dönemsel olabileceği değerlendirilecek olsa bile konkordato sürecinde alacaklıların menfaati, kamu yararı gibi hususlar gözetildiğinde faaliyetin olmaması tarafımca olumsuz olarak değerlendirilmiştir, ayrıca yine raporunda belirttiğim gibi 30/11/2023 dönemi için beyan edilen gelir tablosunda yaklaşık 150.000,00TL civarında bir zarar beyanında sonra faaliyet olmamasına rağmen bir ay sonraki 31/12/2023 tarihli gelir tablosunda yaklaşık 60.000,00TL civarında dönem karı bildiriminin inandırıcı ve gerçeği uygun olmadığı kanaatine vardım bu sebeple de davacının işletmesinin projede öngörülen bir potansiyele sahip olamayabileceğini tespit ettim, davacı objektif ve subjektif iyi niyet kurallarına uygun hareket etmekle birlikte projenin hazırlanması ve sonraki süreçte özensiz davrandığını, Davacı borçlu şirketin oluşturulan varlık — borç tablosunda borçlarının toplamının 19.593.584,14-TL, karşılığında varlıklarının 19.821.329,66-TL olduğunun hesaplandığı, mevcut durum itibariyle firmanın varlıklarıyla borçlarını karşıladığı ve 227.745,52-TL artı değere sahip olduğu, BUNA GÖRE FİRMANIN BORCA BATIK OLMADIĞI, nı belirtmiştir.

Mahkemece bu komiser raporu dayanak yaparak davacı şirketin konkordato isteminin REDDİNE karar verilmiştir. Gerekçeli karar Borçlu vekiline 13/03/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup İİK 308/a maddesi gereğince 10 gün içinde 25/03/2024 tarihinde istinaf edildiğinden istinafın süresinde olduğu anlaşılmıştır.

Yukarıda anılan Yasa'nın "Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması" başlıklı 292. maddesi gereğince:

"İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:

a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,

b)Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,

c)Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa,(Ek:06/12/2018-7155/m.16) ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.

d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse,

İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir.

Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmü emredicidir.

Yine İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” Hükmü gereğince . konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcisi katıldığı 14/02/2023 tarihli son oturumda beyanı alınmıştır.

Diğer bir anlatımla borçlunun konkordatoda DÜRÜSTLÜK koşulunun arandığı aşikardır. Aslında borçlunun alacaklılarını zarara uğratma amaçlarına yönelik hareketleri esasen kanunun amacı dikkate alındığında konkordatonun başarıya ulaşmasını engelleyecektir.Bu bendin varlığının mahkemece tespiti halinde kesin mühlet kararı kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun İİK'nin 292/1.c. maddesi gereğince iflasına re'sen karar verilir. İİK m. 292. madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. YANİ İİK’NIN 292. MADDESİ C BENDİ UYARINCA, İFLAS KARARI VERİLEBİLMESİ İÇİN ŞİRKETİN BORCA BATIKLIK ŞARTININ ARANMASINA GEREK YOKTUR. KONKORDATONUN TASDİK EDİLMEMESİ İLE BİRLİKTE DERHAL BORÇLUNUN İFLASINA KARAR VERECEK VE BU KARAR İLE BİRLİKTE İFLASA BAĞLANAN SONUÇLAR ORTAYA ÇIKACAKTIR.

Dosyamızda her ne kadar davacı şirket borca batık değilse de yukarıda izah edildiği üzere İİK 292 madde gereğince iflasa tabi olan borçlunun konkordato isteminin reddi ile yetinilip iflasına karar verilmemesi yerinde değil ise de ;(AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK DAİRESİNİN 2019/2690 ESAS, 2021/117 KARAR SAYILI İLAMI)

HMK 355. maddesi incelemenin istinaf sebepleri ile sınırlı yapılmasını amirdir. Ancak kamu düzeni bu kuralın istisnasıdır. Davacı borçlu şirketin konkordato projesinin tasdiki talebine ilişkin davası ilk derece mahkemesince reddedilmiş, istinafa Borçlu davacı vekili başvurmuştur. Davacı borçlu şirketin borca batık olmadığı sabittir. İİK 292 maddesinde sayılan iflas nedenleri konkordato kurumuna özgü olup bu sebepleri kamu düzeni ile ilişkilendirmek mümkün değildir. İstinaf mahkemesi istinaf sebepleri dışında inceleme yapamayacağı gibi istinaf edenin aleyhine de karar veremez.(Nitekim aynı mahiyette dairemizin kararını bozan emsal Yargıtay 6 HD nin 2022/5025 esas , 2022/6127 karar sayılı ilamı)

Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

  1. Davacı taraftan alınması gereken harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

  2. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  3. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK m. 308/a gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 GÜN İÇİNDE , kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYÇOKLUĞU ile karar verildi.17/07/2024

Başkan

e-imzalı

( MUHALİF)

Üye

e-imzalı

Üye

e-imzalı

Katip

e-imzalı

MUHALEFET ŞERHİ:

İİK 292 madde gereğince iflasa tabi olan borçlunun konkordato isteminin reddi durumunda bazı fıkralarında barca batık olma bazı fıkra halinde isi borca batık olmasa da iflasına karar verilmesi düzenlenmiştir. Dolayısıyla İİK 292 maddedeki düzenlemeyle hukukumuza yeni iflas sebepleri ihdas edilmiştir.

Saygıdeğer çoğunluk her ne kadar İİK 292 maddesi gereğince istem sahibi şirket borca batık olmasa da c fıkrası gereği şirketin iflasına karar verilmesi düzenlemesinden bahsederek sırf İstinaf incelemesinin istem sahibi davacı şirketin başvurduğu gerekçesiyle İflas halini kamu düzeni içinde saymayarak DAVACI ŞİRKETİN İFLASINA KARAR VERİLMEMESİNE KATILMAMAKTAYIM.

ŞÖYLE Kİ;

Türk hukukunda istinaf mahkemesi kural olarak istinaf talebinde bulunanın gösterdiği istinaf sebepleri ile bağlıdır. Bununla birlikte, istinaf incelemesini yapan mahkeme kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetecektir. Kamu düzenine aykırılık hallerinin Bölge Adliye Mahkemesince resen dikkate alınacak olması sebebiyle, kamu düzenine aykırılık halinden ne anlaşılması gerektiği hususunun tespiti önem taşımaktadır. Bununla birlikte, bir hukuka aykırılığın kamu düzeni kapsamında sayılıp sayılmayacağının tespitinden daha öncelikli olan husus, istinafta resen dikkate alınacak kamu düzeni kavramının sınırlarını belirlemektir.

Kamu düzenine aykırılık kavramı kamu düzeni düşüncesiyle konulmuş tüm hükümlere aykırılık olarak anlaşılmalıdır. Böylelikle, temelinde kamu yararı düşüncesi yatan bütün maddi hukuk kurallarına aykırılık hallerinde, Bölge Adliye Mahkemesi bu hukuka aykırılık halini resen dikkate alacak ve gerekli kararı verecektir. Örneğin, kişiler ve aile hukukuna ilişkin hükümler, İFLAS HUKUKU, sermaye şirketleri ve kooperatiflerin borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler ile KONKORDATO HÜKÜMLERİ büyük ölçüde KAMU DÜZENİ DÜŞÜNCESİYLE KONULMUŞTUR. Kamu yararı/ kamu düzeni düşüncesi ile ortaya çıkan tüm benzer hükümlere aykırılık hali de istinaf mahkemesince resen dikkate alınmalıdır. Bölge Adliye mahkemesinde istinaf sebepleri ile bağlılığın kural olarak benimsenmesinin yanı sıra kamu düzeninin de sınırlandırılarak sadece usûlî kamu düzeni kapsamında değerlendirme yapılması istinaf kanun yollarında yapılacak tahkikatı oldukça sınırlandıracaktır. Kamu düzeni kavramının sınırlarının daha geniş tutulması bu anlamda bir denge oluşturacaktır.

Dolayısıyla, İstinaf incelemesinin kural olarak sebebe bağlılık ilkesi çerçevesinde gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Bununla birlikte kamu düzenine aykırılık halinde taraflarca belirtilen istinaf sebepleriyle bağlı olmaksızın resen inceleme yapılabilecektir. HMK m.355 hükmü ile kamu düzeni, sebebe bağlılık ilkesinin bir istisnası olarak düzenlenmiştir. .Maddi hukuk hükümleri bakımından ise bir ayırım yapmak ve uyuşmazlığının kendisinin kamu düzenini ilgilendirdiği davalarda resen araştırma ilkesi uygulandığından, bu davaların sebeple bağlılık ilkesinin istisnasını oluşturduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Somut dosyamızda; İFLAS HUKUKU ve KONKORDATO HÜKÜMLERİ büyük ölçüde kamu düzeni düşüncesiyle konulmuştur. Kamu yararı/ kamu düzeni düşüncesi ile ortaya çıkan tüm benzer hükümlere aykırılık hali de istinaf mahkemesince resen dikkate alınmalıdır. İstinaf incelemesine sadece davacı şirket gelmiş olsa bile bu şirketten alacaklı olan kişilerin kamu yararı,kamu düzeni gereğince ilk derece mahkemesinin kaldırılarak İİK 292/c bendi gereğince barca batık olmasa bile iflasa tabi olan davacının iflasına karar verilmesi gerekeceğinden çoğunluk görüşüne KATILMIYORUM.

Başkan

e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

katılmıyorumçıkacaktırdairesiverilmemesineyöndeşirketinmühletinşartınınsonuçlarbatıklıkkaldırılmasınabirlikteilamıdürüsükesastan(İİKyokturderhaliflasaortayasayılışerhlerininbendikarartemyiziflastedbirlerinmaddesiuyarıncadavacıtasdikreddineKaynaklananaranmasınakonkordatonunkatılmamaktayımgerekKonkordatodanİla(Adigeçicibağlananiçindefirmanınkonyabakınızborçlununihtiyativekilikonkordatoiik’nınolmadığı308/h))kararıdüşüncesiylekonulmuşturyargıtayedilmemesiKonkordatohükümleriverecekverilebilmesibütünborca285hukukudairesininbatıknumarasıoyçokluğuhukukdüzeniiflasına

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim