SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 3. HD 2023/2792 E. 2023/2713 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2792

Karar No

2023/2713

Karar Tarihi

7 Aralık 2023

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 07/12/2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : İ

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 06/06/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACILAR : 1-

2-

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 1 -

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 2 -

VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 07/12/2023

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 08/12/2023

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacılar vekili dava dilekçesi ile özetle; 30.05.2022 tarihinde sürücü davalılardan ....

...’nın sevk ve idaresindeki ..... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken otobüs durağında

yaya olarak bekleyen müvekkiller .... ve ....'a çarpması sonucu yaralandıklarını, müvekkillerinin kusursuz olduğunu, bu nedenlerle haklı davalarının kabulü ile öncelikle hüküm altına alınacak alacağın tahsil edilememesi riskine karşılık olay esnasında davalı .... ...'nın kullanımında olan ..... plakalı aracın trafik kaydına ve sigorta şirketi dışındaki diğer davalı .... ...'nın tüm taşınır ve taşınmazları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacakları üzerine verilecek kararın kesinleşmesine kadar “ihtiyati haciz” şerhi konulmasını, trafik kazasında meydana gelen bedensel zarar nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 107. Maddesi uyarınca, toplanacak delillere göre davacı .... .... için şimdilik 100,00-TL geçici ve sürekli iş göremezlik, 100,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve bakıcı ihtiyacı gideri olmak üzere 200,00-TL maddi tazminatın davalı araç sürücüsü .... ...'dan olay tarihinden ve davalı ....Sigorta A.Ş’den temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, trafik kazasında meydana gelen bedensel zarar nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 107. Maddesi uyarınca, toplanacak delillere göre; davacı .... .... için şimdilik 100,00-TL geçici ve sürekli iş göremezlik, 100,00-TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri ve bakıcı ihtiyacı gideri olmak üzere 200,00-TL maddi tazminatın davalı araç sürücüsü .... ...'dan olay tarihinden ve davalı ....Sigorta A.Ş’den temerrüt tarihinden itibaren işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, davacı .... için 30.000,00-TL ve davacı .... .... için 10.000,00-TL manevi tazminatın davalı .... ...'dan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı .... ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; Dava konusu trafik kazasının

meydana gelmesinde müvekkilinin hız sınırlarını ihlal ettiğine dair herhangi bir tespitin bulunmadığını,

davalı araç sürücüsünün hız limitleri içinde olduğu, araç kontrolünü kaybetmesinden dolayı fren yaptığını

ancak kazanın önüne geçemediğini, davacının maluliyetine ilişkin herhangi bir delil yahut rapor

sunulmadığını, mahkemece yapılacak inceleme sonucunda tespit edilecek zarardan poliçe kapsamında,

davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, davacıları sağlık giderlerinin SGK tarafından karşılandığını,

davacıların kaza tarihinden sonra fiilen çalışıp çalışmadığı, maaş ödemesi ile sosyal güvenlik kurumundan

ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılması gerektiğini davalıların manevi zararının

bulunmadığını davaya cevaplarının dosyaya kabulü ile davacıların haksız ve hukuka aykırı davasının reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ....Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile özetle; Davanın yetkisiz mahkemede ikame

edildiğini, dosyaya erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe uygun düzenlenmiş,

uygun rapor düzenlemeye yetkili bir hastaneden alınmış bir rapor sunulmadığından başvurunun usulden

reddi gerektiğini, davacı tarafça Konya Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen sağlık kurulu raporunda her

iki davacının da maluliyetinin bulunmadığını, adli tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından veya yetkili bir

hastaneden yönetmeliğe uygun olarak rapor aldırılması gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe

teminatı ile sınırlı olup bedeni zarar halinde maddi tazminat talepleri şahıs başına sınırlı poliçe teminat

limitleri ile sınırlı olduğunu, davalı şirketin iş göremezlik tazminatı taleplerinden ve geçici bakıcı

masrafından poliçe gereği sorumlu olmadığını, dosya kapsamında hesaplama yapılacak ise söz konusu

hesaplamanın %1,8 teknik faizli peşin değer hesabı ile yapılması gerektiğini bu nedenlerle müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan (eksik belge) reddini, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddini, aksinin kabulü halinde ise sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasını, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesini, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğini, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "(a)Davacı .... .... Açısından Yapılan Maddi Tazminat Değerlendirilmesinde; 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralandığı, 31/01/2023 tarihli Adli Trafik Bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana gelmesinde ..... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, yaya olarak otobüs durağında bekleme halinde olan davacılara atfı mümkün bir kusur olmadığının rapor edildiği, T.C. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 29/12/2022 tarihli Heyet Raporunda 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirmede davacının sürekli maluliyetinin %4.2 oranında olduğu, iyileşme(geçici iş göremezlik) süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, bu sürenin 1 ayı boyunca bakıcıya ihtiyaç duyacağı ve SGK tarafından karşılanmayan, belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi giderinin ise 2.500,00 TL olduğunun rapor edildiği, Aktüerya bilirkişi tarafından hazırlanan 17/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının 173.559,26 TL, geçici iş göremezlik maddi zararının 14.082,38 TL olduğu, SGK tarafından karşılanmayan, belgeli ve belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi gideri maddi zararının 2.500,00 TL ve bakıcı gideri maddi zararının ise 5.004,00 TL olduğu anlaşılmakla davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 173.559,26 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının, 14.082,38 TL geçici iş göremezlik maddi zararının, 5.004,00 TL bakıcı gideri maddi zararının ve 2.500,00 TL belgeye bağlanan ve SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan maddi zararının davalı ....Sigorta A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalı .... ...'dan( Kaza Tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine karar verilmiş, davacının sürekli iş göremezlik maddi zararı açısından TRH-2010 yaşam tablosuna göre hesaplanan tutar üzerinden fazla talep ettiği kısmın reddine karar verilmiştir.

(b)Davacı .... .... Açısından Yapılan Manevi Tazminat Değerlendirilmesinde; 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 56/1 maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. " amir hükmü yer almaktadır.

Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarında ifade edildiği üzere; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, 6098 Sayılı TBK'nın 56/1. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, 4721 Sayılı TMK'nın 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.

Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükmü, bilirkişi raporları ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları çerçevesinde somut olayımız değerlendirildiğinde; 30/05/2022 tarihinde meydana gelen kazada kaza tarihi itibariyle davacının yaşı, davalı sürücüsünün kazanın meydana gelmesindeki kusuru, kaza sebebiyle davacıda meydana gelen kalıcı maluliyet oranı, davacının geçirmiş olduğu tedavi süreci, geçirmiş olduğu cerrahi müdahaleler, bu sürecin davacı üzerinde yaratacağı travma ve psikolojik etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın satın alma gücü de bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı lehine takdir edilecek 20.000,00 TL manevi tazminatın davacı için zenginleşme ve davalılar için de yıkım olmayacağına kanaat edilmiş davacının 25/02/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğradığı manevi zararların tazmini amacıyla 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı Selman Bayrak'tan kaza tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davacıya verilmesine karar verilmiştir.

(c)Davacı .... .... Açısından Yapılan Maddi Tazminat Değerlendirilmesinde; 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralandığı, 31/01/2023 tarihli Adli Trafik Bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana gelmesinde ..... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, yaya olarak otobüs durağında bekleme halinde olan davacılara atfı mümkün bir kusur olmadığının rapor edildiği, T.C. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 29/12/2022 tarihli Heyet Raporunda 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirmede davacının sürekli maluliyetinin olmadığı, iyileşme(geçici iş göremezlik) süresinin 20 gün olduğu, bu süre boyunca bakıcıya ihtiyaç duymayacağı ve SGK tarafından karşılanmayan, belgeli ve belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi giderinin ise 562,25 TL olduğunun rapor edildiği, Aktüerya bilirkişi tarafından hazırlanan 17/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının ve bakıcı gideri maddi zararının olmadığı, SGK tarafından karşılanmayan, belgeli ve belgeye bağlanamayan zorunlu tedavi gideri maddi zararının 562,25 TL olduğu, geçici iş göremezlik maddi zararının ise 2.663,33 TL olduğu anlaşılmakla zararı bulunmadığı anlaşılmakla davacının sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri maddi zararı taleplerinin reddine, davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 2.663,33 TL geçici iş göremezlik maddi zararı ile 562,25 TL belgeye bağlanan ve SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan maddi zararının davalı ....Sigorta A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalı .... ...'dan( Kaza Tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine karar verilmiştir.

(ç)Davacı .... .... Açısından Yapılan Manevi Tazminat Değerlendirilmesinde;

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 56/1 maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. " amir hükmü yer almaktadır.

Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarında ifade edildiği üzere; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, 6098 Sayılı TBK'nın 56/1. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, 4721 Sayılı TMK'nın 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.

Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükmü, bilirkişi raporları ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatları çerçevesinde somut olayımız değerlendirildiğinde; 30/05/2022 tarihinde meydana gelen kazada kaza tarihi itibariyle davacının yaşı, davalı sürücüsünün kazanın meydana gelmesindeki kusuru, kaza sebebiyle davacının geçirmiş olduğu tedavi süreci, bu sürecin davacı üzerinde yaratacağı travma ve psikolojik etki, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile paranın satın alma gücü de bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı lehine takdir edilecek 7.500,00 TL manevi tazminatın davacı için zenginleşme ve davalılar için de yıkım olmayacağına kanaat edilmiş davacının 25/02/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle uğradığı manevi zararların tazmini amacıyla 7.500,00 TL manevi tazminatın davalı Selman Bayrak'tan kaza tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davacıya verilmesine karar verilmiştir.

(d)Davacı .... ....'in Eşinin Yaralanması Sebebiyle Talep Ettiği Manevi Tazminat Açısından Değerlendirilmesinde;

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 56/2. Maddesinde; "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." amir kanun hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar, amir kanun hükmü, bilirkişi raporları ve T.C. Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 06/06/2016 Tarih ve 2016/6064 Esas-2016/9255 Karar sayılı ilamı çerçevesinde somut olayımız değerlendirildiğinde; Dosya içerisinde yer alan ve hükme esas alınan T.C. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin 29/12/2022 tarihli Heyet Raporunda 11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirmede davacı .... ....'in sürekli maluliyetinin %4.2 oranında olduğu, söz konusu maluliyet oranının emsal Yargıtay ilamı gereğince "Ağır Bedensel Zarar Mahiyetinde Olmadığı" anlaşılmakla, manevi tazminat takdir edilmesini gerektirir ağır bedelsel zarar koşulunun somut olayımızda gerçekleşmemesi sebebiyle davacının eşinin yaralanması sebebiyle açmış olduğu manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş ve Mahkememizce oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hükümler tesis edilmiştir. " şeklinde Davacı .... ....'in davasının kısmen kabulü ile; Davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 173.559,26 TL sürekli iş göremezlik maddi zararının davalı ....Sigorta A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalı .... ...'dan( Kaza Tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, davacının bu kalem yönüyle fazlaya ilişkin talebinin reddine, Davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 14.082,38 TL geçici iş göremezlik maddi zararının davalı ....Sigorta A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalı .... ...'dan( Kaza Tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, Davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 5.004,00 TL bakıcı gideri maddi zararının davalı ....Sigorta A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalı .... ...'dan( Kaza Tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, Davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 2.500,00 TL belgeye bağlanan ve SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan maddi zararının davalı ....Sigorta A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) İLE davalı .... ...'dan( Kaza Tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 20.000,00 TL manevi zararının davalı .... ...'dan kaza tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacı .... ....'in davasının kısmen kabulü ile; davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı sürekli iş göremezlik maddi zararı bulunmadığından bu kalem yönüyle açmış olduğu davasının reddine, Davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 2.663,33 TL geçici iş göremezlik maddi zararının davalı ....Sigorta A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalı .... ...'dan( Kaza Tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı bakıcı gideri maddi zararı bu kalem yönüyle açmış olduğu davasının reddine, Davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 562,25 TL belgeye bağlanan ve SGK tarafından karşılanmayan, zorunlu, belgeye bağlanamayan maddi zararının davalı ....Sigorta A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 22/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) ile davalı .... ...'dan( Kaza Tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle kendi yaralanması sebebiyle mahrum kaldığı 7.500,00 TL manevi zararının davalı .... ...'dan kaza tarihi olan 30/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili davacıya verilmesine, davacının 30/05/2022 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle eşinin yaralanması sebebiyle açtığı manevi tazminat davsının reddine, dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının çok düşük olduğunu, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda müvekkillerinin maddi zararlarına ilişkin TRH 2010 yaşam tablosuna göre hükmün kurulması gerekirken PMF 1931 yaşam tablosuna göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ....Sigorta vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan ve davacı .... .... için tanzim edilen maluliyet raporunda %4 sürekli maluliyetinin olduğunun tespit edildiğini, .... ....'in maluliyetinin koksiks ve sakrum kırıkları sonrasında oturma kısıtlılığına ilişkin olduğunun değerlendirildiğini, söz konusu arazın alt ekstremiteye ilişkin olduğunu, 1 yıllık iyileşme süresinin beklenmesi gerektiğini ancak raporun kazadan 6 ay sonra tanzim edildiğini, stabilizasyon süresinin tamamlanmadığını, davacının iyileşme ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle iyileşme süresinin dolması sonrasında dosyanın yeniden maluliyetinin değerlendirilmesi için ATK'ya gönderilmesi gerekirken mevcut haliyle hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hiçbir iş göremezlik tazminatı talebinden, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatından poliçe gereği sorumlu olmadığını, aktüer raporunda %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, hükmedilen kararda faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu beyan ederek Yerel mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

Davacı vekilinin ve Davalı vekilinin TRH 2010'un uygulanması, davalı vekilinin özürlülük yönetmeliğinin uygulanması gerektiği Aktüerya raporunun ve maluliyet raporu içeriğine istinafı yönünden

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.

Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.

Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.

Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmüktedir.

Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri, KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.

Bu halde Aym ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından

Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları

Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir.

Bu halde mahkemece Adli tıp kurumunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlendiği raporun AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre geçerli olduğu, Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de;

Adli tıp kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere;

11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir.

Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir.

Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği AYM iptal kararı sonrası dosyaya sunulan ATK raporunun 1 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre düzenlenen rapora ve aktüerya bilirkişisinden PMF 1931 e göre düzenlenen rapor alınarak karar verilmesi doğrudur.

Maluliyet oranlarının birbirinden farklı çıkmasının farklı yönetmeliğin değerlendirilmesinden kaynaklandığı,bu halde arada çelişki bulunduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davalının itirazı yersizdir.

Davalı sigorta vekilinin kabul edilen Bakıcı gideri, kaçınılmaz tedavi gideri ve Geçici iş göremezliğin teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;

2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür.

Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir.

Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)

01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar,

  1. Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri,

  2. Tedaviyle ilgili diğer giderler,

  3. Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler,

Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.

Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır.

Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki;

  1. Bakıcı giderleri

  2. Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları)

  3. Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir.

Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez.

Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)

Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali/Sorumluluk Sigortası poliçelerinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez.

ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.

Bu halde davalı vekilinin geçici iş görmezlik, kaçınılmaz tedavi gideri ve bakıcı giderlerinin sigorta teminatı kapsamı dışında olduğuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.

Faiz başlangıcına itiraz

Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.

Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.

Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.

Davacının dava açmadan önce davalıya başvuruda bulunduğu anlaşılmakla itiraz yersizdir.

Davalının faturasız tedavi giderinin içeriğine itirazı

TBK 50 maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Sağlık kuruluşunda yapılan sağlık hizmeti harcamaları rahatlıkla fatura ve benzeri belgeler ile ispatlanabilir. Ancak bazı giderler var ki her zaman belge temin edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlardaTBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 11, Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ)

Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlanması yeterli olup ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulunup getirilmesi şart değildir. Hiç bir belge sunulmasa bile ,hakim ,görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK .26/04/1995 ,1995/11-122 E 1995/430 K)

Davaya konu olayda davacının yaralanması nedeniyle, bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır.

Bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmayan giderin ilavesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla itiraz yersizdir.

Davalının kusura itirazı

Dosya içerisinde yer alan 31/01/2023 tarihli Adli Trafik Bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana gelmesinde ..... plakalı araç sürücüsünün ilimiz Fetih Caddesi üzerinden Tramvay hattına doğru seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek otobüs durağında yaya olarak bulunan davacılara çarptığı, bu haliyle kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında asli ve tam kusurlu olduğu, yaya olarak otobüs durağında bekleme halinde olan davacılara atfı mümkün bir kusur olmadığının rapor edildiği, söz konusu raporun dosya içerisinde yer alan Kaza Tespit Tutanağında yer alan tespitler ile örtüşmesi dikkate alındığından itiraz yersizdir.

Manevi tazminatın az taktir edildiği istinafı yönünden;

Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.

O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri,davacının tespit edilen sosyal ve ekonomik durumuna, davacı ....'nin kaza nedeniyle % 4,2 oranında meslekten kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşmesinin 3 ay olduğu gözetilip,davalının kusur durumu (tam kusurlu) ve olayın oluş şekli dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,

Davacı vekili ve davalı sigorta vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekili ile davalı ....Sigorta vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

  1. Davacı tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

  2. Davalı ....Sigorta AŞ tarafından alınması gereken 13.550,73 TL harçtan peşin alınan 3.388,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.162,73 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

  3. Davacı ve davalı ....Sigorta AŞ tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,

Dair, davacı .... .... Yönünden, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere, diğer taraflar yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 08/12/2023

Başkan Üye Üye Katip

E imza E imza E imza E imza

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkanununaçısındanuygulanmayacaktırcümlesindeTazminatkonusuesastan(ÖlümsayılımaddesiyleAçılandavacıreddinesözleşmesindekiyeralanVeşararda”değerlendirilmesianayasahazırlanangerekçemahkemesininkanunedilmişmaddesininZararkonyavekilituztaşTazminat)şarardaCismanisebebiyleolmasıgenelikincikesindelillerinbağlayıcıolmamasıbirincideğiştirilenşararınhaftaSebebiyleiptalnumarasıdairesiibaresininhukukçerçevesinde

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim