SoorglaÜcretsiz Dene

Konya BAM 3. HD 2023/2265 E. 2023/2518 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2023/2265

Karar No

2023/2518

Karar Tarihi

21 Kasım 2023

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO :

KARAR TARİHİ : 21/11/2023

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ : 17/07/2023

NUMARASI : Esas Karar

DAVACILAR : 1-

2-

VEKİLLERİ : Av.

DAVALI : 1-

VEKİLİ : Av.

DAVALI : 2-

VEKİLLERİ : Av.

DAVALI : 3-

VEKİLLERİ : Av.

DAVALI : 4-

VEKİLİ : Av.

DAVA : Tazminat (ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ : 21/11/2023

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 22/11/2023

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili 22/06/2018 tarihli dilekçesiyle; 08/07/2016 tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki .... plakalı traktör ve arkasına takılı arpa yüklü 3 römork ile seyir halindeyken davalı ...'in arkasında aynı istikamette seyretmekte olan...'ın sevk ve idaresindeki.... plakalı otomobilin traktörün en arkasındaki 3.römorka çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, otomobilde bulunan ve kaza sebebiyle hayatını kaybeden ...'ün davacılardan ...'ün eşi ve ...'ün annesi olduğunu, trafik kazasında müteveffanın kusursuz olduğunu ve ATK İhtisas Dairesinden alınan rapora göre sürücü...'ın kazada asli , şüpheli ...'in ise tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, kaza tarihinde...'ın sevk ve idaresindeki.... plakalı aracın...Sigorta A.Ş tarafından sigortalı olduğunu, kazaya sebebiyet veren diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın ise kaza tarihinde sigortasının bulunmadığını bu nedenle ... Hesabının zarardan sorumlu olduğunu, dava açılmadan evvel davalı ... Hesabı'na 22/05/2018 tarihinde, ... Sigorta A.Ş'ye ise 22/05/2018 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, ancak her iki şirketten de 15 günlük yasal süreler içerisinde cevap verilmediğini, bu nedenle davayı açtıklarını beyan ederek manevi tazminat açısından her iki davacı için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte...Sigorta A.Ş ile ... Hesabı hariç diğer davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, maddi tazminat açısından her iki davacı için şimdilik destekten yoksun kalma tazminatı olarak ayrı ayrı 50,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kazanın gerçekleştiği 08/07/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan ... Hesabı vekilinin 13/07/2018 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle ; Davacının maluliyet tazminatı için müvekkili kuruma başvuruda bulunduğunu, müvekkili kurum tarafından açılan hasar dosyası ile aktüerya bilirkişisine hesaplama yaptırılmış ve davacılara 36.525,00 TL destekten yoksun kalma tazminatını 18/04/2018 tarihinde ödediğini, böylelikle sorumluluğunu yerine getirerek davacının tüm zararının karşılamış olduğunu, davacıların müvekkili kuruma bakiye tazminat için başvuru yapmaksızın davayı açtıklarını bu nedenle başvuru şartı yerine getirilmeksizin açılan davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, müvekkil şirketin manevi tazminat yönünden bir sorumluluğunun bulunmadığını, müteveffanın kazaya karışan araçta yolcu konumunda olduğu , zararın doğmasını veya artmasını engellemek için gerekli önlemleri alıp almadığının ispat edilemediğini bu nedenle hesaplanan tazminat miktarı üzerinden müterafik kusur indirimine gidilmesi gerektiğini, ayrıca hatır taşıması indirimine de gidilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek davanın dava şartlarının eksikliği nedeniyle usulden reddine, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılardan ... ve ... vekilinin 18/12/2018 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle ; Meydana gelen kazada müvekkili ...'in bir kusuru olmadığını, ... plakalı araç sürücüsü...'ın seyir halindeyken müvekkili ... sevk ve idaresindeki traktör römorkunun arkasına çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, kaza tespit tutanağında müvekkili yönetiminde bulunan traktöre bağlı en arka römorkta iki adet reflektörün bulunduğu ve görünür durumda olduğunun belirtildiğini, ayrıca...'ın hiç fren izinin olmadığı son anda direksiyonu sola kırdığından aracının sağ önü ile römorka çarptığının belirtildiği, ayrıca arkadan çarpan...'ın olayda tam kusurlu olduğunun da trafik kaza tespit tutanağında belirtildiğini, beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılardan...Sigorta A.Ş.'ye dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş, davalı süresinde davaya cevap vermemiş, ancak kendisini bir vekil ile temsil ettirmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Dosya incelendiğinde; BAM doğrultusunda yeniden bilirkişi raporu alınmış, yapılan incelemede BAM'ın bozma gerekçesi olarak dava konusu kazaya ilişkin daha önceden Konya ..Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesi gerektiği, söz konusu feragata ilişkin ödemenin PMF1931 tablosuna göre düzenlenip davacının önceki elde etmiş olduğu tazminat bedelinde herhangi bir bakiye alacak hakkının kalıp kalmadığı konusunda irdeleme yapılması gerekçesi ile bozulduğundan, mahkememizce bilirkişilerce hazırlanan rapor doğrultusunda davalılardan ... hesabının 18/04/2018 tarihinde davacılara 32.152,00 TL ve 4.373 TL olmak üzere toplam 36.425,00 TL ile yine diğer davalı...Sigorta Tarafından taraflara 88.479,00 TL ve 9.131,00 TL olmak üzere toplam 97.610,00 TL ödeme yapıldığı, zaten Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından feragat nedeniyle davanın reddedildiği anlaşılmakla, davacının uğradığı zararın davalılar tarafından ödenmiş olduğu mahkememizce yapılan yargılamada ise yapılan ödemelerin yeterli olup olmadığı konusunda bir değerlendirilme yapılması gerektiği anlaşılmakla; yapılan incelemede...sigorta yönünden daha önceden bir yargılama yapıldığı ve hüküm kurulduğu için davalı...Sigorta açısından davanın reddine karar verilip, sadece diğer davalı ... hesabından yapmış olduğu ödemenin yeterli olup olmadığı konusunda karar vermek gerektiği anlaşılmakla, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda gerek...Sigortanın yapmış olduğu ödemenin bütün davalıları etkileyeceği ve ödediği miktar kadar diğer davalıların da sorumluluğunu ortadan kaldıracağı anlaşılmakla ve bununla birlikte diğer davalılardan ... hesabının da ödediği bedel davacının bütün alacak haklarını ortadan kaldıracağı bahisle, yapılan incelemeler, dosya kapsamındaki ödemeler ve bunların bilirkişi marifetiyle hesaplanması sonucunda yapılan ödemeler de göz önüne alındığında; davacıların maddi tazminatları yönünden ....Sigorta ve ... Hesabının ödemiş oldukları miktarlar nazara alınarak yapılan hesaplamalarda gerek .... Sigorta yönünden kesin hüküm, gerek ise ... hesabından yapılan ödemenin ifanın tamamını yerine getirdiği bahsi ile reddine karar verilmiş olup, manevi tazminat yönünden ise mahkememizin daha önceden vermiş olduğu miktarlar itibarile aynı miktarlar üzerinden davalı sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılar ... ve ...'den manevi tazminat tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş olup;

Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;

Davacıların 08/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı talep etmiş oldukları destekten yoksun kalma tazminatlarının daha önceden yapılan Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası üzerinden açılmış davada verilen feragat ve alınan ibranameler dikkate alınarak REDDİNE,

Davacıların 08/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı talep etmiş oldukları manevi tazminat talebine ilişkin;

Davacılardan ...'ün uğramış olduğu manevi zarar yönünden 25.000 TL'nin kaza tarihi olan 08/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

Davacılardan ...'ün uğramış olduğu manevi zarar yönünden 25.000 TL'nin kaza tarihi olan 08/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özet olarak; müvekkilleri için maddi tazminatın reddi yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut uyuşmazlıkta kusur dağılımı üzerinden yapılan hesaplama ve değerlendirmenin hatalı olduğunu, davalıların da sorumluluktan kurtarmadığını, bu nedenle mahkeme kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, dosyadaki feragatin ödeme nedeniyle yapıldığının anlaşıldığını, somut olayda yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, gerçek zararlar ödeme arasında fahiş bir fark olduğunu, süresi içinde huzurdaki davanın ikame edildiğini, müvekkilleri yönünden maddi tazminat taleplerinin kabulünün gerektiğini, davalı ... Hesabı yönünden de tarafların müteselsil sorumlulukları gereğince kusur nispetinde yaptıkları iddia edilen ödemenin kendilerinin sorumluluğunu bitirmeyeceğini, PMG 1931 Yaşam Tablosunun hükme esas alınması ve hesaplamaların buna göre yapılmasının da usule aykırı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulünü, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilleri aleyhine hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, müvekkili ....ın kazada kusurunun %25 olduğunu, kabul edilen manevi tazminat yönünden davacılara ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine karar verilmesine rağmen müvekkilleri lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, yargılama giderlerine itiraz ettiklerini, talepleri doğrultusunda karar verilmesini dilemiştir.

Davalı ... vekili Av. ....istinaf dilekçesinde; reddolunan dava değeri üzerinden tarafları lehine vekalet ücreti hükmedilmediğini, tüm yargılama giderlerinden müvekkilinin ve diğer davalının sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin söz konusu kazada kusurunun %25 olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini dilemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.

İlk derece mahkemesince verilen ilk karara ilişkin olarak Davacılar ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 24/03/2022 TARİH..Esas ... Kararsayılı dosyasında verilen kararının eksik araştırma nedeniyle HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Dava; ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

  1. Hesap raporuna ilişkin itirazın incelenmesinde:

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.

Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.

Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.”

Şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.

T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).

Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.

Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.

Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.

Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.

Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;

AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.

Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.

Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.

Aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden ,işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.

Dairemiz kaldırma kararı yerine getirilerek (PMF 1931) Tablosuna göre hazırlandığı anlaşılmıştır.

  1. Ödeme itirazının incelenmesinde :

Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111.maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır.

Somut olay nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından davacıya davadan önce ödeme yapılmış,ibraname imzalanmıştır. Eldeki davada KTK'nın 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmediği görülmektedir.

Tazminatı hesabında öncelikle ödeme tarihindeki verilere göre PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak hesaplanmalı, ödenmesi gereken miktarla ödenen miktar arasında KTK'nın 111. maddesinde belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmelidir. Şayet ödenmesi gereken maluliyet tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa, davacı tarafından daha önce verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilerek, rapor tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminat tutarından, davalı tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesi sonucunda oluşan duruma göre karar verilmesi gerekirken, aktüerya bilirkişisi tarafından ödemenin yeterli olup olmadığı belirlenmelidir.

Somut olayda; Davalı tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesi sonucunda ödemenin yeterli olduğu anlaşılmakla itirazın reddi gerekmiştir.

  1. Manevi tazminat miktarına ilişkin itirazın incelenmesinde:

Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup, yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, Ceza Mahkemesinin kararı,müterafik kusur ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlanının YERİNDE OLDUĞU anlaşılmıştır.

  1. Yargılama gideri ve vekalet ücreti itirazının incelenmesinde :

Davalı ... Hesabı tarafından mahkemeniz dosyasına sunulan 06.07.2018 tarihli hasar dosyasına göre; 18.04.2018 tarihinde %25 kusura denk gelen miktarlar olarak, davacı ... için 32.152,00 TL, ... için 4.373,00 TL olmak üzere toplamda 36.525,00 TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından mahkemeniz dosyasına sunulan 06.07.2018 tarihli hasar dosyasına göre; 06.03.2018 tarihinde %75 kusura denk gelen miktarlar olarak, davacı ... için 88.479,00 TL ... için 9.131,00 TL olmak üzere toplamda 97.610,00 TL ödeme yapıldığı bildirilmiştir.

Dairemiz kaldırma kararından sonra alınan ek raporla; davalı ... Sigorta tarafından 06.03.2018 tarihinde, davalı ... Hesabı tarafından 18.04.2018 tarihinde yapılan ödemelerle, davacıların zararı karşılandığından bakiye destekten yoksun kalma zararları kalmadığı, fahiş fark olmadığı anlaşılmıştır.

KTK'nın 111. maddesinde belirtildiği şekilde fahiş bir fark olmadığı anlaşılmıştır.

AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ 3/2 maddesi gereğince; Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.

Somut olayda davalılılar ... ile ... içinde davalı ... hesabı ile birlikte aynı ret sebebine dayalı olarak maktu ücreti vekalet takdiri gerekeceği anlaşılmıştır.

Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE ,

Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA,

HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA, (İnfazda tereddüt oluşmaması için itiraz edilmeyen ve kesinleşen kısımlar korunmak suretiyle)

1. Davacının davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;

A) Davacıların 08/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı talep etmiş oldukları destekten yoksun kalma tazminatlarının daha önceden yapılan Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası üzerinden açılmış davada verilen feragat ve alınan ibranameler dikkate alınarak REDDİNE,

  1. Davacıların 08/07/2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı talep etmiş oldukları manevi tazminat talebine ilişkin;

A) Davacılardan ...'ün uğramış olduğu manevi zarar yönünden 25.000 TL'nin kaza tarihi olan 08/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

B) Davacılardan ...'ün uğramış olduğu manevi zarar yönünden 25.000 TL'nin kaza tarihi olan 08/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketleri hariç olmak üzere diğer davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

İlk Derece Yargılaması Yönünden;

DAVACILARIN TALEP ETMİŞ OLDUKLARI DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATLARI YÖNÜNDEN;

  1. Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince alınması gereken 269,85 TL'nin peşin alınan 171,12 TL'den mahsubu ile bakiye 98,73 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

  2. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  3. Davalı...Sigorta tarafından yapılan 13,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı...Sigorta'ya verilmesine,

  4. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı sigorta vekili için 15,617,60 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı...Sigorta'ya VERİLMESİNE,

  5. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar ...,... ve ... Hesabı vekili için 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara VERİLMESİNE,

DAVACILARIN TALEP ETMİŞ OLDUKLARI MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİ YÖNÜNDEN;

  1. Harçlar Kanunu gereğince (kabul edilen 50.000,00 TL üzerinden) alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından ıslah ve tamamlama harcı olarak alınan 722,19 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.693,31 TL harcın davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad KAYDINA,

  2. Davacı tarafından sarfına mecbur kalınan toplam 758,09 ilk yargılama harcı, 2.873,00 TL bilirkişi ile posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 3.631,09 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,

  3. Davalılardan ... tarafından yapılan 65,20 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalılardan ... tarafından yapılan 6,50 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,

10-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminatın kabul edilen kısmı için (25.000 TL) davacı ... için 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e VERİLMESİNE,

11-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminatın kabul edilen kısmı için (25.000 TL) davacı ... için 17.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e VERİLMESİNE,

12-Davalı ..Sigorta tarafından yatırılan 2.800,00 TL istinaf karar harcının Konya Bölge Adliye Mahkemesi.. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 09/11/2022 tarih ve.. Esas ...Karar sayılı ilamı doğrultusunda davalı .. Sigorta'ya İADESİNE,

13-Davalı ... Hesabı tarafından yatırılan 2.849,70 TL istinaf karar harcının Konya Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 09/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda davalı ... Hesabına İADESİNE,

14-Davalı ... tarafından yatırılan 3.562,93 TL istinaf karar harcının Konya Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 09/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda davalı ...'e İADESİNE,

15-Davalı ... tarafından yatırılan 3.562,93 TL istinaf karar harcının Konya Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 09/11/2022 tarih ve ... Esas .. Karar sayılı ilamı doğrultusunda davalı ...'e İADESİNE,

16-Davacılar tarafından yatırılan 161,40 TL istinaf karar harcının Konya Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 09/11/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı doğrultusunda davacılara İADESİNE,

17-Taraflarca tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin istek halinde taraflara iadesine, karar kesinleşinceye kadar iade alınmaz ise gider avansının artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen taraflara İADESİNE,

İstinaf Yargılaması Yönünden;

18-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalılar ... ve ...'e ayrı ayrı iadesine,

19-Davalı ... tarafından yapılan 1.476,00 TL istinaf başvuru giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine,

20-Davalı ... tarafından yapılan 1.476,00 TL istinaf başvuru gideri ile 34,80 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.510,80 yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile bu davalıya ödenmesine,

21-Davacı tarafından yatırılan harcın yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

22-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

23-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

24-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.21/11/2023

Başkan Üye Üye Katip

e-imzalı e-imzalı e-imzalı e-imzalı

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

dairesiyenidenkaldırılmasınaticaretTazminathukukkişiyeavukaıkkurulmasınareddiaçılanreddineAçılandereceVedeğerlendirilmesiolmakiadesinegerekçevurgulandığıücretişletendurumundauygulanacakZararolduğuüzeredavalıkonyaasliyegerkçesindevekiliverilmesinehakkındavekilleriCismanikısmenfiilitarifesiolmasıyerindekabulyapanilgilidelillerinkesinkabulüasgariSebebiyleiptalnumarasımahkemesiyönelikTazminat)sigortanınhüküm(ölüm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:58:12

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim