Konya BAM 3. HD 2023/2095 E. 2023/2287 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/2095
2023/2287
2 Kasım 2023
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR TARİHİ : 02/11/2023
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : 26/04/2023
NUMARASI : Esas Karar
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ : Av.
2-
VEKİLİ : Av.
3-
VEKİLİ : Av.
4-
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/11/2023
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 02/11/2023
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ile özetle; 21/10/2017 tarihinde davalı ...sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile davalı ... sevk ve idaresindeki...plakalı aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında müvekkili ...' ın ağır bir şekilde yaralandığını, kazaya karışan ... plakalı otomobilin Karayolları Trafik Sigorta Poliçesinin davalı... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlendiğini, sözü geçen aracın sürücü...' na ait olduğunu,.... plakalı aracın ise Karayolları Trafik Sigorta Poliçesinin ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlendiğini, malikinin ise davalı ... Ltd. Şti. olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkilinin uzun bir süre tedavi gördüğünü, müvekkilinin belinden ve omur iliğinden ağır yaralanması sonucu halen tedavilerinin devam ettiğini, müvekkilinin Konya Numune Hastanesi, Konya Hospital Hastanesi ve Konya Meram Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedaviler gördüğünü, müvekkilinde herhangi bir iyileşme olmadığını, müvekkilinin kazadan sonra omurga eğriliğinin giderilemediğini, müvekkilinin ayakkabısını giyerken dahi desteğe ihtiyaç duyduğunu, müvekkilinin psikolojisinin de bozulduğunu, müvekkilinin kaza neticesinde maddi ve manevi olarak fazlasıyla yıprandığını, müvekkilinin ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğunu, tutulan kaza tespit tutanağında müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü .....' ün asli kusurlu, diğer araç sürücüsü davalı ...' un ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sözü geçen trafik kazası nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma neticesinde Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, sözü geçen ceza dosyasında alınan bilirkişi raporunda ... plakalı araç sürücüsü ....' ün asli kusurlu, diğer araç sürücüsü davalı ...' un ise tali kusurlu olduğunun bildirildiğini, yargılama sonunda davalı ...' un cezalandırılmasına karar verilerek kararın kesinleştiğini, müvekkilinin kalıcı sakatlığının tespiti için rapor alınmasını talep ettiklerini, kazadan sonra davalı sigorta şirketlerine başvuru yaptıklarını, başvuru neticesinde davalı ... Sigorta A.Ş.' nin 13/02/2019 tarihinde 40.892,72 TL tazminat tutarını müvekkiline ödediğini, diğer davalı... Sigorta A.Ş.' nin ise 12/03/2019 tarihinde 102.444,16 TL tazminat tutarını müvekkiline ödediğini, ancak taraflarınca yaptırılan hesaplamalar neticesinde müvekkiline eksik ödeme yapıldığını farkettiklerini, mahkemece aktüerya bilirkişisine yaptırılacak hesaplamada bu tutarların mahsup edilmesini talep ettiklerinden bahisle davalı......'na ait ... plakalı araç ve yine .....Tic. Ltd. Şti.'ne ait...plakalı araçlara ve diğer araçlarına tensip ile birlikte trafik kayıtlarına UYAP üzerinden teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması ile taşınmaz mallarına teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına, tensip ile davalı... Sigorta şirketine ait ... plakalı vasıtanın 21/10/2017 tarihli kazası nedeni ile açılan hasar dosyasının ve sigorta poliçesinin celbine, tensip ile davalı ... Sigorta şirketine ait...plakalı vasıtanın 21/10/2017 tarihli kazası nedeni ile açılan hasar dosyasının ve sigorta poliçesinin celbine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı Sigorta Şirketleri açısından başvuru tarihinden itibaren avans faizi ile, diğer davalılar için ise, kaza tarihinden itibaren yürütülecek faizi ile birlikte sigorta şirketlerinin poliçe teminatı ve limiti dahilinde sorumlu olmak üzere şimdilik kaydı ile müvekkili ... için 1.000,00 TL maddi tazminata müştereken ve müteselsilen hükmedilmesine, aktüerya bilirkişi hesabı ile ortaya çıkacak olan tazminattan sigorta şirketlerinin müvekkiline ödediği miktarın mahsubuna, müvekkili ...'a ödenmek üzere 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar ... ve ......Tic. Ltd. Şti.'den tahsiline, sigorta şirketleri ve....'nun manevi tazminattan sorumlu tutulmamasına, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına, fazlaya ilişkin her türlü hak ve istemlerinin saklı tutulmasına, yargılama sırasında daha yüksek bir tazminat çıkması halinde dava değerini bu miktara yükseltme veya ek dava açma haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında 14/10/2021 tarihli duruşmada 1.000,00 TL lik maddi tazminat taleplerini, 250,00 TL sürekli iş göremezlik, 250,00 TL geçici iş göremezlik, 250,00 TL tedavi masrafı ve 250,00 TL bakıcı giderine özgüledikleri yönünde beyanda bulunmuştur.
Davacı taraf vekili 29/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; dava dilekçesinde; 1.000,00 TL maddi tazminat, 50.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduklarını, dosyada alınan bilirkişi raporları gereğince 1.000,00 TL olan maddi tazminat taleplerinin aktüerya bilirkişi tarafından geçici iş göremezlik tazminatı olarak 13.970,24 TL, kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak 1.071.944,17 TL, bakıcı gideri olarak 5.508,90 TL ve tedavi gideri olarak 14.431,63 TL ve sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin güncellenmiş hali olan 193.655,30 TL nin mahsubu ile toplam 912.199,63 TL olarak hesaplanmış ise de; tedavi giderlerine ilişkin taleplerinin 06/03/2023 tarihli ek rapor doğrultusunda 19.800,60 TL olarak ıslah ettiklerini, neticeten 917.568,60 TL olarak ıslah edilen maddi tazminat taleplerinin müştereken ve müteselsilen davalıların kusurları oranında tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın ise kaza tarihi olan 21/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar ... ve .....Tic. Ltd. Şti.'den tahsiline, sigorta şirketleri ve.....'nun manevi tazminattan sorumlu tutulmamasına, her türlü yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına, fazlaya ilişkin her türlü hak ve istemlerinin saklı tutulmasına, yargılama sırasında daha yüksek bir tazminat çıkması halinde dava değerini bu miktara yükseltme veya ek dava açma haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesi ile özetle; müvekkili şirket tarafından davacıya 13/02/2019 tarihinde 40.892,72 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin poliçe teminatı dahilinde tüm sorumluluğunu yerine getirdiğinden davanın HMK 114. maddesi kapsamında hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin Trafik Sigorta Poliçesi Genel Şartları ve ilgili mevzuat gereği destekten yoksun kalma tazminatını, güncel TRH-2010 tabloları esas alarak yaptığını, sigorta sözleşmelerinden doğan tazminat taleplerinin kaza tarihinden itibaren işleyen 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davaya konu kazanın 21/10/2017 tarihinde gerçekleştiğini, bu nedenle iki yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın reddinin gerektiğini, ayrıca davanın arabuluculuğa başvurmadığından davanın usulden reddinin gerektiğini, dava konusu kazaya karışan...plakalı aracın müvekkili tarafından sigorta örtüsü altına alındığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, masraf ve vekalet ücreti sorumluluklarının da bu oranda olduğunu, bu nedenle sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması halinde müvekkilinin ödeyeceği herhangi bir tazminat sorumluluğunun olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte öncelikle kusur durumunun net olarak tespitinin yapılması gerektiğini, yapılacak tazminat hesaplamalarında TRH-2010 tablolarının esas alınması gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle geçici iş göremezlik ve mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren sürekli sakatlık raporu alınana kadarki süreçteki bakıcı ve tedavi giderlerinin sosyal güvenlik kurumunca karşılanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin ödeme yükümlüğünün başvuru tarihinde muaccel hale geldiğini, bu sebeple faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğundan bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...vekili cevap dilekçesi ile özetle; öncelikle müvekkili adına kayıtlı ... plakalı araç hakkında ihtiyati tedbir kararı talep edilmiş ise de söz konusu yasa hükmünde açıkça belirtildiği gibi ihtiyati tedbir kararı ancak ve ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğinden mahkemece bu talebin reddedilmesine ilişkin verilen kararın yerinde olduğunu, davacının tanık deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiğini, bu yönde davacıya verilen sürenin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu kaza nedeniyle davacının yaralandığını ancak mevcut durum itibariyle davacının büyük ölçüde iyileştiğinin müvekkili tarafından bilindiğini, davacının dava dilekçesinde belirttiği gibi durumunun vahim olmadığını, davacının kafelerde, restoranlarda gezerek moralinin ve sağlığının gayet yerinde olduğuna dair sosyal medya hesaplarında paylaşımlar yaptığını, kazadan sadece bir iki ay sonra davacının gezmeye başladığını, bu konuda müvekkilinin eşi olan...' nin ve ... . isimli şahsın görgü tanığı olduklarını, hatta davacının çalıştığı....Hizmetleri adlı işyerine reklam çekimi için gelen TV8 ekibi ile birlikte çektirdiği fotoğraflarını sosyal medya hesabında paylaştığını, davacının kazadan bir iki ay sonra çalışmaya başladığını, bu nedenle dava dilekçesindeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, ayrıca davacının araçtayken emniyet kemerinin takılı olmadığını, bu nedenle davacının müterafık kusuru gereği kendisinin de sorumlu olması gerektiğini, araç fotoğrafları incelendiğinde davacının oturduğu kısımda ön camda oluşan kafa çarpma izinin emniyet kemeri takılmadığının açık bir delili olacağını, davacının tüm tedavisinin tamamen bitmesinin ardından bütün tedavi evrakıyla birlikte adli tıp kurumuna sevkinin sağlanarak objektif bir kalıcı maluliyet raporu aldırılmasını ve... ve .....' nın davada tanık olarak dinletilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın reddine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Sigorta vekili cevap dilekçesi ile özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili tarafından sigorta örtüsü altına alındığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 330.000,00 TL ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, müvekkilinin davacıya 12/03/2019 tarihinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında 102.444,16 TL ödeme yaptığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun 227.555,84 TL bakiye teminat ile sınırlı olduğunu, bu tutarı bildirmelerinin bu miktarın mutlak surette ödeneceği veya davayı kabul anlamında olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, bu nedenle sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmaması halinde müvekkili sigorta şirketinin bir sorumluluğunun olmayacağını, kusur oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, ayrıca dava öncesi aktüerya bilirkişi hesabına göre davacıya ödeme yapıldığından davacının zararının karşılanmış olduğunu, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte tazminat tespitinde ödeme tarihi verilerinin dikkate alınması gerektiğini, yapılan ödemenin davacının zararını karşıladığını, davacıya yapılan ödemenin güncellenerek zarar hesabının yapılması gerektiğini, kaza esnasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, davacının kaza anında hatır için taşındığından lehine hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, ZMMM genel şartlarına göre geçici iş göremezlik zararının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bu zararın SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, bu nedenle davacının geçici iş göremezlik talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın bakiye kalıcı maluliyetinin söz konusu olması halinde davacı yanın maluliyetinin özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğine göre tespit edilmesi gerektiğini, işbu davada TRH-2010 tablosunun uygulanması gerektiğini, davacı tarafın ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğinden bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar ... Şirketi vekili ve ... davaya herhangi bir cevap dilekçesi vermemişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesinin kararı ile; "Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede; davacı vekilince davalılar aleyhine açılan bu davada 21/10/2017 tarihinde davalı...' nun sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...' nun sevk ve idaresindeki...plakalı araçların çarpışması sırasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle ... plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen... Sigorta A.Ş. ve...plakalı aracın ZMMS poliçesini düzenleyen ... Sigorta A.Ş., ..... plakalı aracı kullanan davalı ..., bu aracın maliki ...... Tic. Ltd. Şti. ile ... plakalı aracın sürücüsü......' ndan maddi tazminat, davalılar ... ve ...... Ltd. Şti.' nden manevi tazminat talep edilmiş olup, esasen kazaya karışan araçların davalı sigorta şirketleri nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalandığı ve kazanın poliçe teminat sürelerinde gerçekleştiği hususlarında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilince davada arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği ileri sürülmüş ise de; dosya kapsamında dava dilekçelerinde sunulan belgeler ile davacı tarafça davadan önce arabuluculuya başvurulduğu, arabulucu tarafından yürütülen süreç sonunda tarafların anlaşmadıklarına ilişkin son tutanağın düzenlendiği ve davada ticari uyuşmazlıklarında zorunlu dava şartı eksikliğinin bulunmadığı anlaşıldığından bu itirazın reddine karar verilmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilince davadan önce davacıya 40.892,72 TL ödeme yapıldığı sebebiyle davacının dava açmakla hukuki yarar bulunmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de; artan maluliyet veya yetersiz ödemeler nedeniyle zarar gören KYK' nun 111. Maddesinde belirtilen 2 yıllık hak düşürücü süre içinde eksik olan zararın tazminini isteyebileceğinden bu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilince davada 2 yıllık zamanaşımı süresini dolduğu iddia edilerek açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi talep edilmiş ise de; eldeki davada dava tarihi itibariyle TBK 72. Maddesinde belirtilen uzamış ceza zamanaşımı süresi olan 8 yıllık sürenin dolmadığı anlaşıldığından bu itirazın da reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı... Sigorta A.Ş. Vekilince davada önce müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığı ileri sürülerek başvuruya ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi talep edilmiş ise de; dosyaya davacı vekilince sunulan belgelerden davalı sigorta şirketine davadan önce 17/01/2019 tarihinde usulüne uygun olarak başvuru yapıldığı bu nedenle davada KTK 97. maddesinde öngörülen başvuruya ilişkin dava şartı eksikliğinin bulunmadığı tespit edildiğinden bu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
Esastan yapılan değerlendirmede; mahkememizce toplanan deliller ve dosya kapsamına göre 21/10/2017 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...' ın İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Üst Kurulunca düzenlenen 15/12/2022 tarihli rapora göre kaza tarihindeki yürürlükte olan 30/03/2013 tarih, 28603 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre yapılan tespite göre %23 oranında sürekli iş göremezliği (maluliyet) oluştuğu, kaza nedeniyle iyileşme süresinin (geçici iş göremezlik) 9 ayı bulabileceği, bu sürenin ilk 3 ayında bakıcıya ihtiyaç duyacağı, zorunlu tedavi giderinin 14.431,63 TL olacağının tespit edildiği, Adli Tıp Uzmanından alınan 15/11/2021 tarihli rapora göre davacının talep edebileceği bakıcı giderinin ise 5.500,50 TL olarak hesaplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce mahallinde yapılan keşif ve düzenlenen 26/07/2019 tarihli kusur raporu ile 15/10/2020 tarihli Ek kusur raporlarına göre; meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü davalı....' nun asli kusurlu ve %75 oranında, ..... plakalı araç sürücüsü davalı ...' nun ise tali kusurlu ve %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, alınan bu rapor kaza tespit tutanağı ve Konya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından alınan raporlarla uyuştuğundan hükme esas alınmıştır.
Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma ve Konya .. Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sırasında taraflar arasına uzlaşma sağlanamadığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafça oluşan kaza nedeniyle davacıda aynı zamanda psikolojik maluliyet oluştuğu ileri sürülmüş ise de; dosyamızda alınan raporlarla davacıda kaza neticesinde süreklilik arzedecek nitelikte psikolojik bir maluliyetinin tespit edilemediği anlaşılmıştır.
Aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen 02/02/2023 havale tarihli bilirkişi rapor ve mahkememizce yargıtay uygulamaları doğrultusunda hükme esas alınan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik, TRH-2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada; davacının meydana gelen ve yaralanmasıyla sonuçlanan bu kaza nedeniyle davalılardan talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının 13.970,24 TL, bakıcı giderinin 5.508,90 TL, tedavi giderinin 14.431,60 TL ve sürekli iş göremezlik tazminatının 925.705,22 TL ve toplam maddi tazminatın da 954.615,95 TL olarak tespit edildiği, bu miktardan davalı sigorta şirketleri tarafından davada önce yapılan ödemelerin güncel değeri olan 193.655,30 TL nin mahsubu ile bakiye talep edilebileceği maddi tazminatın 765.960,69 TL olduğu anlaşıldığından davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davalı ...ve... Sigorta A.Ş. vekilince davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmadığı ileri sürülmüş ise de: celbedilerek incelenen ceza dosyası kapsamı, dosyamızda toplanan delillerle bu hususun varlığı ispatlanamadığından ve trafik tespit tutanağında da yolcu olan davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirsiz olduğundan hükmedilen maddi tazminattan TBK 52. Maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılmasına yer ve gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.
Davalı... Sigorta A.Ş. vekilince davacının davalı...' nun aracında hatır için ücretsiz taşındığı ileri sürülerek hükmedilen tazminattan indirim yapılması talep edilmiş ise de; celbedilip incelenen ceza dosyası kapsamı, dosyamızda toplanan delillere göre davacı ile davalı.....' nun yakın arkadaş oldukları bu sebeple davacının arkadaşının arabasına binip dolaştıkları, davacının bu taşımadan kaynaklı elde edebileceği herhangi bir menfaatinin bulunmadığı, bu nedenle davacı yönünden hatır taşımasına ilişkin unsurların bulunmadığı kanaatine varıldığından bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
TBK 56. maddesinde; hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebileceği düzenlenmiştir. Tazminat miktarı belirlenirken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın mahiyeti, kişiler üzerinde bıraktığı etki, maluliyet ve kusur durumları, paranın ekonomik satın alma gücü gibi hususların nazara alınması gerekir. Hükmedilecek tazminat miktarı bir taraf için zenginleştirme aracı, diğer taraf için yıkım teşkil etmemelidir. Bu çerçevede davacı tarafın manevi tazminat talebi değerlendirilmiş ve heyetimizce oluşan vicdani kanaate göre davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ve davalılar ... ile ..... Tic. Ltd. Şti.' den tahsili ile davacıya verilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
DAVACININ DAVALARININ KISMEN KABULÜ İLE;
A-1)Davacının maddi tazminat talebinin dava dilekçesi, 14/10/2021 tarihli duruşmadaki beyanları ve talep artırım dilekçesi nazara alınarak KISMEN KABULÜ İLE; davalı sigorta şirketlerinin sorumlulukları sigorta poliçe limitleri olan 330.000,00 TL ile sınırlı olmak kayıt ve şartıyla;
13.970,24 TL geçici iş göremezlik,
5.508,90 TL bakıcı gideri,
14.431,63 TL tedavi gideri ve
925.705,22 TL sürekli iş göremezlik (maluliyet) olmak üzere toplam 954.615,99 TL maddi tazminattan davalı sigorta şirketlerinin yapmış olduğu ödemelerin güncel değeri olan 193.655,30 TL nin mahsubu ile bakiye kalan 765.960,69 TL maddi tazminatın davalılar..., ... ve ... Ltd. Şti. Yönünden talep gibi kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 30/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, davalı... Ltd. Şti. Yönünden temerrüt tarihi olan 30/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine.
- )Fazlaya ilişkin taleplerin reddine.
B-1)Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile;
20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ile ... Ltd. Şti.' den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine.
-
Fazlaya ilişkin talebin reddine.
-
Davalı ...yönünden manevi tazminat talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına." şeklinde hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... Limited Şirketi vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan bilirkişi raporları arasında açık çelişki mevcut iken bu çelişki giderilmeden karar verildiğini, hesaplanan maluliyet oranlarının afaki olduğunu, bunun yanında davacının kaza esnasında emniyet kemeri takmadığı hususu sabit ve dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken mahkemece bu husus tespit edilemediği gerekçesiyle nazara alınmadığını, hatır taşımacılığı hususunun net bir şekilde aydınlatılmadığını, davacının iyileşme süresinin fazla hesaplandığını, davacının kazadan sonra işine döndüğünün dosya kapsamı ile sabit olduğunu, buna rağmen hükme esas alınan sürelerin hakkaniyete aykırı düştüğünü, mahkemece talebe bağlılık ilkesine aykırı olarak tüm tutardan müşterek müteselsil sorumluluğa hükmedildiğini, bu hususun da hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece karar kurulurken sorumluluk oranları belirtilmediğinden ve karar başlangıcında şirketlerin poliçe limiti ile sorumlu olduğundan bahsedildiğinden verilen kararın müvekkili şirkete gereğinden fazla sorumluluk yüklemekte olup kurulan kararın hatalı olduğunu, kararın hüküm kısmının giriş cümlesinde "sigorta poliçe limitleri 330.000,00 TL ile sınırlı olmak kayıt ve şartıyla" denildiğinden lafzi olarak taraflarına ait sorumluluğun daha fazla olduğunun anlaşıldığını, işbu kararın icrasında ve takip eden süreçte büyük sorun oluşturabileceğinden kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca 184.461,31 TL olup sorumluluğun poliçe limitinin altında olduğunu, karar içerisinde harçlar ve yargılama giderlerinin paylaştırılmasına ilişkin hüküm kurulurken de hata yapıldığını, müteveffanın karşı araçta yolcu konumundayken emniyet kemerinin takılı olmadığını, bu sebeple kaza sonucu meydana gelen zararın artmasına kendisi sebep olduğundan ve emniyet kemerinin takılı olması halinde basit yaralanma gerçekleşebilecekken emniyet kemerini takmadığından hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, yerel mahkemenin hatalı hesap raporu üzerinden indirim yapılmaksızın karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusura toplamda %40 indirim uygulanmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından tazminata hükmedilirken TRH-2010 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamanın esas alınmasında isabet bulunmadığını, tazminat miktarı belirlenirken PMF-1931 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamaların esas alınması gerektiğini, yerel mahkemece tazminata hükmedilirken; sonradan dosyaya kazandırılan 06/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda toplamda 19.800,60 TL olarak hesaplanan tedavi giderinin dikkate alınmayıp önceden dosyada mevcut olan 02/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda 14.431,63 TL olarak hesaplanan tedavi giderlerinin esas alınmasının isabetsiz olduğunu, yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete aykırılık teşkil edecek derece düşük belirlendiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın ve taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının araç içindeki yolcuların uyması gereken en önemli kurallardan olan emniyet kemeri takma kuralına riayet etmediğini, davacının emniyet kemeri takmadığının kaza ile ilgili araç fotoğrafları incelendiğinde açıkça anlaşılacağını, maluliyet konusunda yeniden inceleme yapılmasını talep ettiklerini, bakıcı ve tedavi giderlerine yönelik taleplerin reddinin gerektiğini, manevi tazminatın da fahiş miktarda olup davacının zenginleşmesi, müvekkilinin ise ekonomik olarak yıkıma uğramasına neden olacağından tenzili ya da kaldırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden karar verilerek davanın reddine ya da tazminattan azami düzeyde indirim yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri ve belgelenmeyen tedavi gideri tazminatı istemine ilişkindir.
- Kamu düzeni ve davacının aktüer hesaplamasına yönelik itirazlarının incelenmesinde;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir.
Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.
Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.
Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler.
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usulî müktesep hakkın istisnası olduğu ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır.
Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında;
AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.
Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin konusu, karayolunda motorlu taşıt işletenin, motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin uğrayabileceği destekten yoksun kalma zararını, bedensel zararı ve/veya eşya zararını tazmin yükümlülüğünü teminat altına almaktır. Başka bir ifadeyle sigorta şirketinin bu sözleşme ile yüklendiği borç, işletenin motorlu taşıtın işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilere zarar vermesi hâlinde doğacak tazminat borcunu sigorta teminat limiti dâhilinde ödeme borcudur. Sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğan sorumluluğunun kapsamı düzenlenmemiş olup bu kapsamın idarenin düzenleyici nitelikte işlemi olan genel şartlar ile belirlenmesi öngörülmüştür. Böylece sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinden doğacak borcu, idare tarafından her zaman değiştirilebilir nitelikteki kurallar olan genel şartlara göre belirlenecektir. Borcun kapsamının tespiti hususunda temel çerçeve ve ilkelerin kanunda belirlenmediği, idareye geniş bir takdir yetkisinin tanındığı anlaşılmaktadır.
Mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin içeriğine ilişkin düzenleme öngören itiraz konusu kuralların, sözleşmenin tarafları olarak motorlu taşıt işleten ile sigorta şirketinin yanında motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle zarara uğrama riskine maruz kalan üçüncü kişilerin menfaatleri arasındaki dengenin dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Motorlu taşıt işletilmesi sebebiyle üçüncü kişilerin zarara uğraması hâlinde işletenin tazminat borcunun kapsamı 6098 sayılı Kanun’un gerçek zararın tazminini öngören kurallarına göre belirlenmektedir. Bu tazminat borcunun ödenmesini teminat altına almak amacıyla zorunlu kılınan mali sorumluluk sigortası uyarınca sigorta şirketinin borcunun kapsamı ise itiraz konusu kurallarda atıf yapılan genel şartlara göre belirlenmektedir. Bu da zarar gören üçüncü kişi ve işleten aleyhine buna karşılık sigorta şirketi lehine menfaat dengesinin bozulmasına yol açabileceği gibi aksi durum da söz konusu olabilecektir. İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir. Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması hâlinde tazmin edilebilecektir. Şeklinde tezahür eden AYM İPTAL GERKÇESİNDE VURGULANDIĞI ÜZERE AYNI KAZA İLE İLGİLİ OLMAK ÜZERE İŞLETEN VE FİİLİ YAPAN KİŞİYE YÖNELİK AÇILAN DAVA İLE SİGORTANIN DAVALI OLMASI DURUMUNDA UYGULANACAK Yönetmelik ve hesaplama tablolarındaki farklılık sorumlular arasında eşitsizliğe ve idarenin tek taraflı olarak düzenleyici olan işlemlerin sonucunda sorumlu olacak tazminat miktarlarında farklılık oluşturacaktır.
Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması , davacının veya müteveffanın asgari ücret üstünde kazancı olduğunun iddia edilmesi durumunda kaza tarihindeki gelirine dair delillerini ibrazının sağlanması, varsa; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından,vergi dairesinden, işyerinden kaza tarihindeki sürekli ve net kazanç durumunun sorulması, geriye doğru maaş bordrosu ve sosyal güvenlik kayıtlarının getirtilmesi, davacının veya müteveffanın kaza tarihinde fiili olarak çalışmadığının belirlenmesi halinde asgari ücretin gözönüne alınacağının düşünülmesi gerekmektedir.
Somut olayda aktüer bilirkişi tarafından alternatifli olarak hazırlanan raporda AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak ve daha önce sigorta şirketleri tarafından yapılan ödeme güncellenerek davacının bakiye sürekli işgöremezlik zararının 912.199,63 TL olduğu yönünde görüş bildirilmiş olup, bu yöndeki bilirkişi raporunun dosya içeriğine ve yukarıda belirtilen ilke ve esaslara uygun olduğundan mahkemece tespit edilen bu miktarın esas alınması gerekirken olayda uygulanma yeri bulunmayan TRH2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaba göre karar verilmesi yerinde olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kabulü gerekir.
- Davacı vekilinin tedavi giderlerine yönelik istinaf talebinin incelenmesi;
Adli Tıp Uzmanı bilirkişi tarafından sunulan kök raporda faturalandırılamayan zorunlu tedavi giderleri 14.431,63 TL olarak hesaplanmış olup söz konusu raporda bu hesaplamanın gerçek veriler esas alınmaksızın net asgari ücret bedeli üzerinden hesaplama yapıldığı belirtilmiştir. Mahkemenin 23/02/2023 tarihli ara kararı ile hesaplamanın reel veriler üzerinden yapılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine bilirkişi ek raporunda "hesaplamanın davacı tarafça sunulan belgeler üzerinden yapıldığında tedavi giderlerinin (özel hastane ücreti, muayene ve tedavi katılım ücreti, vb.) 12.340,60TL olduğu, tıbbi tedavi tarihlerinde makbuzlanan ulaşım ve konaklama ücretlerinin 6.460,00 TL olduğu belirtilmiş ve bu belgeli giderlerin dışındaki diğer giderlerinin (yaralı diyeti, özel bakım, yaraya uygun kıyafet, bandaj, tek kullanımlık sarf malzemeleri, kişisel hijyen sağlama, vb.) takribi olarak 1.000,00TL olabileceği ve toplam 19.800,60 TL tedavi masrafının bulunduğuna" dair görüş bildirilmiştir. Hal böyle iken mahkemece ek raporda belirtilen davacı lehine 19.800,60 TL zorunlu tedavi giderine hükmetmek gerekirken 14.431,63 TL'ye hükmedilmesi hatalı olduğundan bu yöndeki davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin de kabulü gerekir.
- Davacı vekili ile davalı...... vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf talebinin incelenmesinde;
Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesinde ; "Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir" hükmü düzenlenmiş madde metninden de anlaşıldığı üzere, haksız eylem sonucu bedensel zarar görenin yakınları yararına manevi tazminata karar verilebilmesi için, zarar görenin yaralanmasının ağır bedensel zarar niteliğinde olması gerekmektedir. Ağır bedensel zarar, kanunda tanımlanmamış olup, yaralanmanın özelliğine ve yarattığı sonuçlara göre mahkemece takdir edilecektir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili hükmedilen tazminatın düşük olduğunu ,davalı vekili ise yüksek olduğunu savunmuş olup, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacının kazada yolcu olup kusurunun bulunmaması ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalıların eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının AZ OLDUĞU, davacı vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinafının kısmen yerinde olduğu anlaşılmış olup somut olayın özelliklerine göre 40.000 TL manevi tazminatın dosya içeriğine ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin kısmen kabulü gerekmiştir.
Davacı vekilince davalı....'den manevi tazminat talebinde bulunulmamış ve mahkemece de adı geçen davalı hakkında manevi tazminata ilişkin hüküm kurulmamış olduğundan, davalı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf talebinde hukuki yarar bulunmadığından bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
- Davalılar ... vekilinin raporlar arasında çelişki bulunduğuna yönelik istinaf talebinin incelenmesi;
Davacı tarafça soyut olarak raporlar arasında çelişki bulunduğu iddia edilmiş ise de hangi raporlar arasında çelişki bulunduğu konusunda bir açıklık getirilmemiştir. Konusunda uzman bilirkişilerden kusur, aktüerya raporu ile adli tıp uzmanı bilirkişiden zorunlu (SGK tarafından karşılanmayan) tedavi giderlerine dair rapor alınmıştır. ATK'dan alınan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan maluliyet raporu ile Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak aktüer raporu alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, kusur, aktüerya ve adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan kök ve ek raporlar arasında da bir çelişki yer almadığı, delillerin ve bilirkişi raporlarındaki görüşler konusunda hukuki takdirin mahkemeye ait olduğundan raporlar arasında çelişki bulunduğu yönündeki davalı vekilinin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
- Davalı ... ve davalı....vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf talebinin incelenmesi;
Yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere ATK'dan alınan maluliyet raporu uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olup raporun dosya içeriğine uygun olduğu, maluliyet oranın ve iyileşme süresinin fazla hesaplandığına yönelik olarak rapora yapılan itirazların soyut nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
- Davalılar Vekillerinin emniyet kemeri takılı olmadığına yönelik istinaf talebinin incelenmesi;
Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6, 6100 s. HMK m. 190/l) ). Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. İleri sürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir.
Davacının emniyet kemeri takmadığı konusundaki ispat külfeti davalılara ait olup bu davalılarca konuda bir delil de ileri sürülmemiştir. Gerek dava dosyasından ve gerekse soruşturma ve ceza dosyasından davacının emniyet kemeri takmadığına dair bir bilgi ve belge yer almamaktadır. Davalı vekilince her ne kadar davacının başını cama çarpması nedeniyle yaralandığı ve bu hususta ceza dosyasında yer alan fotoğraflarda camdaki çarpma izinin emniyet kemeri takılmadığına delil olduğu ileri sürülmüş ise de ceza dosyasındaki fotoğrafların incelenmesinde kazaya karışan ön camında çarpma izi bulunmadığı anlaşılmakta olup, emniyet kemeri takılmadığına dair başka bir emare de bulunmadığından davacı hakkında müterafik kusur indirimi yapılmasına dair talebin reddine karar verilmesi doğru görülmüş olup davalıların buna yönelen istinafı yerinde görülmemiştir.
- Davalı ... vekilinin hatır taşımasına yönelik istinaf talebinin incelenmesi;
Dava 6100 sayılı HMK döneminde açılmış olup davalı vekilince cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. Hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği; alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı için de her aşamada ileri sürülemeyeceği hususları dikkate alınmak suretiyle; davalı tarafça süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması indirimi yapılmaması yerinde olup buna yönelik itirazın yerinde olmadığı görülmüştür. (Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/10102 esas 2019/4225 karar sayılı ilamı)
- Davalı ... vekilinin davacının sorumlulardan kusurları oranında tazminat talep ettiğine yönelik istinaf talebinin incelenmesi;
TBK 61. Maddesinde yer alan "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." düzenlemesi gereğince aksi hak sahibi tarafından talep edilmedikçe zarara birlikte sebebiyet verenler veya çeşitli sebeplerle zarardan birlikte sorumlu olanlar hakkında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacaktır. Dolayısıyla davacının yasadan kaynaklanan bu sorumluluk gereği davalılardan müştereken ve müteselsilen talepte bulunmasına dahi gerek yoktur.
Ancak davacının müteselsil sorumluların kusurları oranında tazminattan sorumlu tutulmasını talep etmesi halinde taleple bağlılık gereğince zarara sebep olanların kusurları oranında sorumlu tutulmaları gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E:2015/19206 , K:2018/11885)
Somut olayda davacı taraf dava dilekçesinde, davalıların zarardan müteselsilen sorumlu oldukları iddiası ile talep ettiği 1.000,00 TL'lik maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde müteselsil sorumluluğa dayanmış olsa da, maddi tazminat miktarını artırdığı 29.03.2023 tarihli ıslah dilekçesinde, ISLAH YOLUYLA ARTIRILAN TUTAR OLAN 916.568,60 TL MADDİ TAZMİNATA DAVALILARIN KUSURLARI ORANINDA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN HÜKMEDİLMESİNİ talep etmiş olduğundan 916.568,60 TL tazminat yönünden mahkemece davalıların kusurları oranında tazminattan sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerekirken talep edilen tüm alacak için müteselsil sorumluluğa karar verilmesi hatalı olduğundan davalının bu yöndeki istinaf talebi yerindedir.
- Davalı....Sigorta Vekilinin vekilinin infaza elverişsiz biçimde poliçe limitinin hatalı belirlendiği ve harcın yüksek hesaplandığına yönelik istinaf talebinin incelenmesi;
Davalı sigorta şirketince 13/02/2019 tarihinde davacıya 40.892,72 TL tazminat ödemesi yapılmış olup bu miktarın teminat limiti olan 330.000,00 TL'den düşülerek davalı ... Sigorta'nın 289.107,28 TL'den sorumlu olduğuna hükmedilmesi gerekirken infazda tereddüte neden olacak şekilde 330.000 TL ile sorumluluğuna hükmedilmesi yasaya aykırıdır. Bu yöndeki istinaf talebi yerindedir. Ancak davalı vekili her ne kadar davacıya yaptıkları 40.892,72 TL'lik tazminat ödemesinin güncellenmiş değeri düşüldükten sonra teminat limiti olarak 184.461,31 TL kaldığını ileri sürmüş ise de davalı sigortacı tarafından davadan önce yapılan ödeme, zararın belirlenmesinden sonra tazminatın tayininde dikkate alınması gereken bir husus olup, davalının sorumluluğu da hesaplanan tazminat miktarına göre ve poliçe teminat limitiyle sınırlı biçimde tayin edilecektir. Bu itibarla; davalının ödediği bedelin güncellenmiş değerinin poliçedeki teminat limitinden değil, davacı için hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiğinden (Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19311 esas 2019/7775 karar, 2015/13291 esas 2018/7268 karar sayılı ilamı) bu yöndeki istinaf talebi yerinde değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek,davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davalılar ... ve ... Sigorta vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, davalı.... vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
Yine 8.nolu bentte açıklanan nedenlerle ... dışındaki diğer davalıların müteselsil sorumluluğa ilişkin istinafları bulunmadığından davacının kazanılmış hakkı gereği diğer davalıların tazminattan müteselsil sorumlu tutulması gerekeceği, davalı ... Petrol Şti'nin ise ıslah dilekçesi ile artırılan miktara ilişkin tazminattan kusuru olan %25 oranında sorumlu tutulması gerektiği, davacı vekilinin 06.07.2023 tarihli dilekçesi ile davalı... Sigorta A.Ş, yönünden davadan feragat ettiğinden adı geçen davalı şirket yönünden davanın feragat nedeniyle karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılması ve yeniden hüküm tesis edilmesine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı.....i vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü, davalı ....Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1. b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;
A-1) Davacının davalı... Sigorta A.Ş'ye yönelik davasının feragat nedeniyle REDDİNE,
B-1) Davacının... Sigorta A.Ş dışındaki diğer davalılara yönelik maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE;
13.970,24 TL geçici iş göremezlik,
5.508,90 TL bakıcı gideri,
19.800,60 TL tedavi gideri ve
1.071.944,16 TL sürekli iş göremezlik (maluliyet) olmak üzere toplam 1.111.223,90 TL maddi tazminattan davalı sigorta şirketlerinin yapmış olduğu ödemelerin güncel değeri olan 193.655,30 TL nin mahsubu ile bakiye kalan 917.568,60 TL maddi tazminatın davalılar...,... ve ... Ltd. Şti. Yönünden talep gibi kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 30/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, (davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin bakiye teminat limiti olan 289.107,28 TL'sinden sorumlu tutulmasına, davalı ... Ltd. Şti'nin 229.142,15 TL ile sorumlu tutulmasına)
- )Fazlaya ilişkin taleplerin reddine.
C-1) Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile;
40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ile ... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
- Fazlaya ilişkin talebin reddine,
İlk Derece Yargılaması Yönünden;
- a)Maddi tazminat yönünden alınması gereken 62.679,11 TL harçtan peşin alınan 3.618,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 59.060,36 TL harcın davalı... Sigorta A.Ş. hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, (Davalı ... Sigorta A.Ş.nin 18.604,01 TL'sinden, davalı ... Ltd. Şti.nin 14.706,02 TL'sinden, bakiye kısmın tamamından... ve ...'nun sorumlu tutulmasına)
b) Manevi tazminat yönünden alınması gereken 2.732,40 TL harcın davalılar ... ile ... Ltd. Şti.den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-
Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 174,20 TL peşin harç, 3.130,55 TL ıslah harcı ve 314,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 3.663,15 TL'nin davalılar...., ... Sigorta A.Ş., ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacının yaptığı 1.488,75 TL taraf davetiye ve posta giderleri, 1.500,00 TL aktüerya bilirkişi ücreti gideri, 500,00 TL kusur raporu bilirkişi ücreti gideri, 500,00 TL adli tıp uzmanı bilirkişi ücreti gideri, 1.070,00 TL Adli Tıp Kurumu fatura gideri, 3.064,00 TL Meram Tıp Fakültesi Hastanesi adli tıp rapor giderleri, 166,00 TL keşif taksi ücreti gideri, 314,00 TL olmak üzere 8.602,75 TL yargılama giderinden davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 8.508,11 TL'sinin (davalı sigorta şirketinin 2.680,05 TL'sinden, davalı ... Ltd. Şti.'nin 2.365,25 TL'sinden, bakiye kısmın tamamından davalı... ve ...'nun sorumlu tutulmasına) davalı... Sigorta A.Ş. hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye miktarın davacı üzerine bırakılmasına,
-
Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 2019 yılı tarifesine göre iki saatlik görüşme nedeniyle taraf başına saati 330,00 TL den toplam 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin Arabuluculuk Kanununun 25/9. maddesi gereğince davanın kabul/talep oranına isabet eden 1.305,48 TL arabulucuk giderinin davalı... Sigorta A.Ş. hariç diğer davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), davanın ret/talep oranına isabet eden 14,52 TL arabulucuk giderinin ise davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına ve Harçlar Kanununun 28. ve 130. maddeleri, HMK'nun 302. maddesi ve Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 206. maddesi hükümleri kıyasen uygulanarak işbu kararın arabuluculuk ücreti yükümlüsüne tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmemesi halinde bir ayın bitiminden sonraki 15 gün içinde mahkememizce arabuluculuk ücretinin yükümlüsünden tahsili için müzekkere yazılmasına,
-
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen maddi tazminat nedeniyle 130.932,55 TL vekalet ücretinin davalılar...., ... Sigorta A.Ş., ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ... Sigorta AŞ.nin 41.243,73 TL'sinden, davalı ... Ltd Şti.nin 32.602,18 TL'sinden diğer davalılarla birlikte sorumlu tutulmalarına)
-
Davalı... Sigorta A.Ş. lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Manevi Tazminat yönünden; davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ile ... Ltd. Şti.' den alınarak davacıya verilmesine,
10-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10/2. maddesi gereğince reddedilen manevi tazminat nedeniyle 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ... Ltd. Şti.'ye verilmesine
11-HMK nun 323–333. maddeleri gereğince hükmün verilmesinden kesinleşmesine kadar olan dönemde tarafların sorumlu olduğu yargılama giderleri de ödendikten sonra varsa tarafların yatırdığı avanstan artanının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine
İstinaf Yargılaması Yönünden;
12-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,
13-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı.....Tic. Ltd. Şti. ve davalı ... Sigorta A.Ş.'ye iadesine,
14-İstinaf eden davalı....'den alınması gereken 52.322,77 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 13.422,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 38.900,52 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
15-İstinaf aşamasında davalı....i tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
16-Davacı tarafça yapılan 492,00 TL istinaf başvuru gideri ile 314,00 TL posta, tebligat masrafı olmak üzere toplam 806,00 TL yargılama giderinin davalılar..., ... Sigorta A.Ş., ... Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
17-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
18-Davalı . ...Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan 492,00 TL istinaf başvuru giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
19-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; maddi tazminat yönünden; HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere, manevi tazminat yönünden; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; (238.730,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 02/11/2023
Başkan
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Üye
e-imzalı
Katip
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:59:32