SoorglaÜcretsiz Dene

Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/414 E. 2024/580 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/414

Karar No

2024/580

Karar Tarihi

16 Eylül 2024

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR

ESAS NO :

KARAR NO:

HAKİM : ... ...

KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ...

VEKİLİ :

DAVALI : ... - ... ...

VEKİLİ :

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ :

KARAR TARİHİ :

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

(I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle;davalı ... nezdinde 20/09/2020 başlangıç tarihli ... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile kayıtlı sigortalı ... İNŞ. SAN. LTD. ŞTİ. olarak müvekkili şirketin maliki olduğu, anılan sigorta poliçesi kapsamındaki ... plakalı araç 19.11.2020 tarihinde Zonguldak/ Filyos liman inşaatında hafriyat nakliyesi işi esnasında geçirdiği kaza neticesinde maddi zararlı ağır hasara uğradığını, müvekkilinin gerçek zararını karşılayacak miktarda ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. (... Eski Esas ... Eski Karar sayılı) sayılı davası ikame edildiğini, söz konusu davanın 27/10/2022 tarihinde kabulüne karar verilerek hasar bedeli olarak hesaplanan 56.702,27 TL’ nin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini ve 20/12/2022 tarihinde kesinleştiğini, karar gereği sigorta şirketince yapılan ödeme tarihi ile zararın meydana geldiği tarih arasında geçen 2 yılı aşkın süre gözetildiğinde müvekkilinin haklı alacağını geç tahsil ettiğini ve temerrüt faizini aşan bir zararı söz konusu olduğunu, müvekkilinin alacağının enflasyon ve diğer oranlar karşısında önemli şekilde değer kaybettiğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak müvekkilinin zararının giderilmediğini, arabuluculuğa başvuru yapıldığını anlaşma sağlanamadığını, kazanın 2020 yılında meydana gelmesi açılan davanın 2022 yılında kesinleşmesi nedeniyle davanın süresi içerisinde ikame edildiğini, munzam zararın asıl alacaktan bağımsız olduğundan ayrı dava ikamesi suretiyle talep edilebileceğini, davalının süresinde ödemediği tazminat sebebi ile müvekkilinin munzam zarara uğradığını, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi dosyası kapsamında tanzim edilen 06/08/2021 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın 64.702,27 TL olduğu hesaplandığını, bu tutarın kaza tarihindeki araç parça bedelleri ve onarım bedelleri göz önünde bulundurulduğunu, bu değerde sigorta şirketinin müvekkiline ödeme yaptığı tarihe kadar geçen 2 yılı aşkın sürede , temerrüt faizini ve normal enflasyon oranlarını geçen büyük bir artış meydana geldiğini, bu nedenlerle; davanın kabulü ile; öncelikle şimdilik 1.000,00TL munzam zararın belirsiz alacak davası olarak (Fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere) davalı ... şirketinden yasal faizi ile birlikte tahsili ile, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili Şirketin adresi “... Cad. ... Sitesi No: ... Kule:1 Kat: 0-6 Ümraniye/İSTANBUL” olup HMK genel yetki kuralları gereğince davaya bakmaya yetkili ve görevli Mahkeme İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, diğer yandan konu dosyadaki talep Kasko poliçesine ilişkin olduğundan görevli mahkeme tüketici mahkemeleri olduğunu, dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Anadolu Tüketici Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, hasar bedelinin davacıya ödendiğini, yapılan ödemenin kararda hükmedilen faize göre eksiksiz olarak ödendiğini ve Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı doysası borcunun tamamen kapatıldığını, kimse kanuni hakkını kullandığı için munzam zarar ödemekle yükümlü olamayacağını, kasko poliçesinin munzam zararı teminat altına almadığını, bu nedenlerle; açılan davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

(II) YARGILAMADA TOPLANAN DELİLLER:

Mahkememize ait ... Esas sayılı dosyası dosya arasına alınıp incelenmiştir.

(III) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İş bu dava; davacının Mahkememiz ... Esas ... Karar sayılı dosyası kapsamında tahsiline hak kazandığı tazminat bedellerinin asgari ücrette meydana gelen değişiklikler nedeniyle aşkın zararların tazminine ilişkin maddi tazminat davasıdır.

Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı ... nezdinde 20/09/2020 başlangıç tarihli ... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile kayıtlı sigortalı ... San. Ltd. Şti. olarak müvekkili şirketin maliki olduğu, anılan sigorta poliçesi kapsamındaki ... plakalı araç 19.11.2020 tarihinde Zonguldak/ Filyos liman inşaatında hafriyat nakliyesi işi esnasında geçirdiği kaza neticesinde maddi zararlı ağır hasara uğradığını, müvekkilinin gerçek zararını karşılayacak miktarda ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ... K. (... Eski Esas ... Eski Karar sayılı) sayılı davası ikame edildiğini, söz konusu davanın 27/10/2022 tarihinde kabulüne karar verilerek hasar bedeli olarak hesaplanan 56.702,27 TL’ nin müvekkiline ödenmesine karar verildiğini ve 20/12/2022 tarihinde kesinleştiğini, karar gereği sigorta şirketince yapılan ödeme tarihi ile zararın meydana geldiği tarih arasında geçen 2 yılı aşkın süre gözetildiğinde müvekkilinin haklı alacağını geç tahsil ettiğini ve temerrüt faizini aşan bir zararı söz konusu olduğunu, müvekkilinin alacağının enflasyon ve diğer oranlar karşısında önemli şekilde değer kaybettiğini, bu nedenlerle; davanın kabulü ile; öncelikle şimdilik 1.000,00TL munzam zararın belirsiz alacak davası olarak davalı ... şirketinden yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesiyle; hasar bedelinin davacıya ödendiğini, yapılan ödemenin kararda hükmedilen faize göre eksiksiz olarak ödendiğini ve Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı doysası borcunun tamamen kapatıldığını, kasko poliçesinin munzam zararı teminat altına almadığını, bu nedenlerle; açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememiz ... Esas ... Karar sayılı dosyasının yapılan incelemesinde; Davacının ... Şti, davalısının ... Sigorta A.Ş. olduğu, davanın Kasko poliçesinden kaynaklı alacak davası olduğu, davanın kabulüne karar verildiği ve 20/12/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

Ayrıntıları Yargıtay Genel Hukuk Kurulunun ... Esas, ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (... : 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.

Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.

Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.

Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.

Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (... , s. 816).

Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.

Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır.

Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar tarafından Beyşehir . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayısı ile 27/04/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davası açtığı, yapılan yargılama neticesinde; 11/05/2022 tarihli karar ile maddi tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmiş olup, ilgili karar derecattan geçerek 17/02/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Dava dilekçesinde; davacının mezkur mahkeme hükmünde belirtilen tazminatları tahsilatı ile müvekkilinin alacağının enflasyon ve diğer oranlar karşısında önemli şekilde değer kaybettiğini, meydana gelen değişiklikler kapsamında aşkın (munzam) zararlarının tazminini talep etmiştir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır.

Bu itibarla davacılar tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıları, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacılara bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz.

Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; temerrüt faiziyle birlikte davacıya ödenen anapara yanında temerrüt faizini aşan zararın, davacı tarafından kendi durumuna özgü şekilde somut olarak ispat edilememiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

(IV) HÜKÜM SONUCU, YARGILAMA GİDERLERİ VE KANUN YOLU:

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

  3. Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi göre belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

  4. Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından; buna göre 3.120,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).

  5. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  6. Davacı tarafından yatırılan ve dosyada bakiye kalan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nın 341-345 maddeleri uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.16/09/2024

Katip ... Hakim ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karar(SözleşmedenKaynaklanan)konyaTazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim