Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/691 E. 2024/582 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/691
2024/582
19 Eylül 2024
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACILAR : 1-
2-
3-
4-
5-
6-
DAVALILAR : 1-
2-
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : ...
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ..... A.Ş ... Ltd Şti yaptığı anlaşma gereği hakediş bedeli olarak ... Bankasının 20/01/2017 tarihli 140.000,00TL bedelli ve 08/02/2017 tarihli 133.500,00 TL bedelli çekleri aldığını, çeki faktoring firması diye gittiği ofiste elinden çaldırdığını, çalınan çeklerden 140.000,00TL bedelli çek için icra takibi başlatıldığını ve Konya. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, dava konusu 33.5000,00 TL tutarlı çeki ise takas merkezine ibraz edildiği, davalılar tarafından bu çekin ciro edildiği çekin çalıntı bir çek olup bu çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespiti ve çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/05/2021 tarihli 1 Celse Numaralı duruşma tutanağında Davacı ... Vekilinin beyanında; Dosyamız davalılarından ... yönünden dava yetkisizlikle gittiği Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olduğunu, Birleştirme hususunda takdir mahkemenin olduğunu söylemiş olduğu anlaşılmıştır.
Diğer Davacılar vekili beyanında; Dosyamız davalılarından ... yönünden dava yetkisizlikle gittiği Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olduğunu, birleştirme hususunda takdir Mahkemenindir dediği anlaşılmıştır.
Dosya incelenip araştırılacak başka bir husus kalmadığı ve açık yargılamaya son verildiği anlaşılmakla; Hükmün 1. maddesinde, Usulün 166. Maddesi uyarınca iş bu dava dosyasının Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirme kararı verildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce ... E. Sayılı dosyasında tefrik kararı verilerek ... E. Kaydına almış olduğu görülmüştür.
Dava; Menfi Tespit davasıdır.
Mevcut deliller ve Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; ..... A.Ş ... Ltd Şti yaptığı anlaşma gereği hakediş bedeli olarak ... Bankasının 20/01/2017 tarihli 140.000,00TL bedelli ve 08/02/2017 tarihli 133.500,00 TL bedelli çekleri aldığını, çeki faktoring firması diye gittiği ofiste elinden çaldırdığını, çalınan çeklerden 140.000,00TL bedelli çek için icra takibi başlatıldığını ve Konya. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığını, dava konusu 33.5000,00 TL tutarlı çeki ise takas merkezine ibraz edildiği, davalılar tarafından bu çekin ciro edildiği çekin çalıntı bir çek olup bu çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespiti ve çekin istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 166. Maddesinde; " Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar. (2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir. (4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. (5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır. Aynı kanunun 167. Maddesinde; Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder. Yine aynı kanunun 168. Maddesinde; (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez" şeklinde düzenlemeler yapıldığı,
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Bilim Dalı, Medeni Usul Hukukunda Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması, ... , İstanbul 2015).
"Medeni yargılama, temelde her bir davanın tek başına yürütülüp sonuçlandırdığı yargılama faaliyetidir. Ancak kanun koyucu, ayrı ayrı davalara konu olabilecek uyuşmazlıkların da yine ayrı dava şeklinde fakat bir yargılama içerisinde yürütülebilmesine imkan tanımıştır. Böyle durumlarda dava konusu uyuşmazlıklar arasında ilişki esas alınmış ve tek yargılamada bu davaların sonuçlandırılmasında hem tarafların hem de kamunun menfaati gözetilmiştir.
Davaların Birleştirilmesi Kavramı
Hukuk yargılamasında her bir dava kural olarak ayrı ayrı görülür. Çünkü her bir dava çoğu zaman detaylı bir incelemeyi gerektirir. Davaların farklı olduğunu da düşünürsek bu davaların ortak yürütülmesi olanaksız hale gelir. Fakat bazı davaların hayat olaylarının (vakıalarının) aynı veya benzer olduğunu göz önüne alırsak, bu davaların ayrı görülmesinden çok, birlikte görülmesi yargılama hukuku bakımından daha münasip olacaktır. Bu bağlamda örneğin, davalar arasında bir bağlantının olduğu hallerde bu davaların farklı mahkemelerde görülmesine devam etmek, başka bir ifade ile bu davaların birleştirilmesi kurumuna imkan tanımamak, söz konusu davalar için usul ekonomisi ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde fazla masraf yapılmasına sebebiyet verebileceği gibi, benzer olan bu davalar yönünden farklı kararların ortaya çıkmasına yol açabilecektir. Bu da hukuk güvenliğini tehdit edecektir. Bu gibi durumlar için ve yukarıda belirtilen olumsuzlukların bertaraf edilmesi adına kanun koyucu, ayrı ayrı açılan davaların birlikte incelenmesine imkân tanımıştır. Farklı mahkemelerde birbirinden bağımsız olarak görülmekte olan davaların tek bir mahkemede görülmesine olanak tanıyan usul kurumuna davaların birleştirilmesi adını vermekteyiz. Birleştirilmekten kasıt, davaların iç içe geçmesi değil, sadece aynı tahkikata tabi olmasıdır. Birleştirilen davalar birbirinden bağımsız olma vasfını sürdürmektedirler. Yargılama sonunda ise her biri için ayrı ayrı hükümler verilir. ve “kanunilik” unsurları söz konusu iken, kanuni hâkim ilkesine anlam katan öğe “kanunilik”tir. Doğal hâkim ilkesi, ceza yargısı bakımından öne çıkarılmış olsa da medeni yargılama bakımından da geçerliliği olan bir ilkedir. Anayasa tarafından güvence altına alınması, bu ilkenin tüm mahkemeleri kapsayacağı konusunda şüphe yoktur. Ancak doğal hâkim ilkesi, yasamanın ve yürütmenin yargıya olan olası müdahalesini frenleyen bir ilke olduğundan ve bu devlet otoritesinin de en fazla hissedildiği yer ceza yargısı olduğundan bu ilke ceza yargısı bakımından daha bir önemli olmaktadır.Doğal hâkim ilkesini medeni yargılamada açısından HMK m. 1’de somut olarak görmek mümkündür. HMK m.1’de mahkemelerin görevinin kanunla belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Maddenin gerekçesinde ise göreve ilişkin yapılacak belirlemenin AY m.37 ile güvence altına alınmış doğal hâkim ilkesi uygunluk arz edeceği ifade edilmiştir.Doğal hâkim ilkesinin etki ettiği en temel usul konularında biri mahkemelerin göreve ilişkin düzenlemeleridir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin kurallardır ( HMK m.1). Dolayısıyla taraflarda görev kuralları üzerinde tasarrufta bulunamazlar. Ayrıca görev kuralları bir dava şartı olduğundan mahkeme tarafından da görevli olup olmadığı resen incelenmesi gerekecektir (HMK m. 114/1/c). Bunlara ek olarak görev kurallarını ihlal mutlak bozma sebebi olarak sayılmıştır. Neticede tüm bu hususlar göstermektedir ki mahkemelere ilişkin görev kurallarının doğal hâkim ilkesi ile aralarında “organik açıdan son derece sıkı ve katı bir bağ ya da bağlantının” olduğu görülmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi görev kurallarında taraflarında iradesi söz konusu değilken yetki meselesinde durum görev kuralları kadar katı değildir. Bundan dolayı doğal hâkim ilkesini mahkemenin yetkiye ilişkin kurallarına olan etkisi görevdeki gibi değildir. Yetki kuralları üzerinde kural olarak tarafların bir serbestisi olduğundan bu ilkenin etkisi görülememektedir. Ayrıca yetkiye ilişkin kurallar mahkemelerin yargı yetkisini doğrudan ilgilendiren kurallar değildir. Sadece kişilere davalarını nerde açabileceklerini belirleyen kurallardır. Burada istisna olarak kesin yetkiye ilişkin kuralların doğal hâkim ilkesi ile bağlantısının olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü kesin yetki kuralları da aynı göreve ilişkin kurallar gibi kamu düzenindendir. Ayrıca dava şartıdır ve mahkemece resen dikkate alınırlar. Bu nedenle kesin yetkiye ilişkin kurallarda doğal hâkim ilkesi etkisini gösterir. Genel yetki kuralı ve kesin olmayan yetki kurallarında doğal hâkim ilkesini göremeyiz. Çünkü bu yetki kurallarının mahkeme tarafından resen incelenmesi söz konusu değildir. Ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebilmesi halinde mahkeme tarafından inceleme konusu yapılabilir. Bunun yanında kişiler bakımından sınırlı olsa da bu yetki kuralları yetki sözleşmesi ile değiştirilebilmektedir. O halde, kesin yetki kuralları hariç olmak üzere yetkiye ilişkin kurallarını taraf iradeleri ile değiştirmek mümkün olduğundan yetkiye ilişkin kuralların kanun tarafından belirlenmesi sadece dava açacak kişilere tanınmış bir tercih imkânıdır. Bu nedenle yetkiye ilişkin kurallarda doğal hâkim ilkesini aranmaması yetki kurallarının niteliği gereğidir.
Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılmasının Bakımından Doğal Hâkim İlkesi
Davaların birleştirilmesi meselesinde doğal hâkim ilkesi, ayrı yargı çevresindeki mahkemelerde yapılan birleştirmelerde tartışma konusu olabilir. Ayrı yargı çevresindeki mahkemelerde yapılan birleştirmede, birleştirme kararı üzerine görülmekte olan dava başka bir mahkemeye gönderilmekte ve yargılaması orada yapılmaktadır. Burada esasında açılan bir dava için yetkisini kazanmış olan bir mahkemede yargılama sona ererek başka bir mahkemede yargılamaya devam edilmektedir. Burada belki doğal hâkim ilkesine aykırılığın söz konusu olup olmayacağı sorusu akla gelebilir. Yukarıda yaptığımız açıklamalar çerçevesinde cevap verecek olursak; davaların birleştirilmesinde ister aynı ister ayrı yargı çevresindeki mahkemelerde olsun görev bakımından ayniyet aranır. Yani her iki mahkemenin de aynı düzey ve sıfatta olması gerekir. Bu açıdan davaların birleştirilmesinde görev kurallarının ihlali söz konusu değildir. Ancak yetki Davaların ayrılması açısından baktığımızda, böyle bir sorun hiç gündeme gelemeyecektir. Çünkü davaların ayrılmasına karar verildiğinde ayrılan davalar yine ayrılmaya karar veren mahkemede görülmeye devam edecektir (HMK m.167).
DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NUN ÖNGÖRDÜĞÜ DÜZENLEME VE GEREKÇESİ
Davaların birleştirilmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.166’da “davaların birleştirilmesi” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin HUMK m.45’e göre daha ayrıntılı bir düzenleme olduğu dikkat çekmektedir. HMK m.166/1’de aynı yargı çevresinde yer alan mahkemelerdeki birleştirmeye ilişkin düzenleme yapılmıştır. Buna göre birinci fıkraya göre yapılacak birleştirmeler için davaların aynı yargı çevresindeki mahkemelerde görülmesi gerekir.Yine HMK m.166/1’de, birleştirmenin “aynı düzey ve sıfattaki” mahkemelerde yapılabileceğine ilişkin düzenleme getirilmiştir. HMK m.166’da “aynı düzey ve sıfat” ifadesi HMK’nın yeni göreve ilişkin anlayışına uygun bir ifade olmuştur. Ayrıca HMK m.166/1’de, HUMK m.45/1’de yer almayan, birleştirme kararının ikinci mahkemece verileceğini ve diğer mahkemeyi bağlayacağına ilişkin yerinde bir düzenleme olmuştur.
DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ AMACI
HMK m.166’nın gerekçesinde bu düzenlemenin neye hizmet edeceği vurgulanmıştır. Gerekçeye baktığımızda temel olarak, aralarında bağlantı bulunan davaların birleştirilmesinin “usul ekonomisi” açısından önem arz edeceği haklı olarak ifade edilmiştir73. Bunun yanında, HUMK’taki birleştirme talebinin ilk itiraz olmaktan çıkarılmasının sebebinin de davaların uzamasını engellemek düşüncesi olduğu, yine maddenin gerekçesinde belirtilmiştir. Böylece madde gerekçesinden davaların birleştirilmesindeki amacın usul ekonomisi olduğu net bir şekilde görülmektedir.
Davaların birleştirilmesinin bir diğer amacı da aynı veya benzer konulara ilişkin çelişkili kararların çıkmasına engel olmaktır.
DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ ŞARTLARI
Davaların Aynı Yargı Çevresinde Yer Alan Aynı Düzey ve Sıfattaki Hukuk Mahkemelerinde Açılmış Olması
Davanın Aynı Yargı Çevresinde Açılmış Olması
Davanın Aynı Düzey ve Sıfattaki Hukuk Mahkemelerinde Açılmış Olması
Davalar Arasında Bağlantı Bulunması
Aynı veya ayrı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde birleştirmenin olabilmesi için en önemli şart, davalar arasında bağlantı olmasıdır. Davalar arasında bağlantı bulunmaması halinde davaların birleştirilmesi mümkün değildir. Ayrıca HMK m.166/4’te bağlantıdan ne anlaşılması gerektiğini ifade edilmiştir.
Bağlantı Kavramı
Esasında birden fazla davanın birleştirilebilmesi için kanun, davalar arasında bağlantı olmasından söz etmiştir. Diğer bir ifadeyle, davalar ister aynı yargı çevresinde ister ayrı yargı çevresinde olsun birleştirilebilmesi için aralarında bağlantı olması gerekir. Kanun aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise bağlantı kavramından ne anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. HMK m.166/4’e göre, davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olması durumunda bağlantı varsayılır.
HMK m.166/4
Davaların birleştirilmesi için de davalar arasında bağlantı bulunması gerekir. Kanun hangi durumlarda davalar arasında bağlantı olacağını ifade etmiştir (HMK m.166/4). Buna göre, davaların aynı veya benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantıdan söz edilir.
Aynı veya benzer sebepten doğan davalar arasında bağlantı olduğunu kanun açıkça ifade etmiştir.
Aynı veya benzer sebepten anlaşılması gerekeni, hem vakıalar hem de hukuki sebepler olarak kabul edecek olursak, hükmün uygulama alanını daraltmış oluruz.
Kanaatimizce, aynı veya benzer sebepten anlaşılması gerekenin sadece vakıalar (maddi sebep) olması gerektiğidir. Çünkü davaların birleştirilmesindeki amaç, davaların tahkikat aşamalarının ortak yürütülmesi ve bazı işlemlerin tekrarının önüne geçilmek istenmesidir. Bu sebeple ortak bir yargılama yapılmaya elverişli olan davalar da aynı veya benzer vakıalara dayanan davalardır. Örneğin, vakıanın aynı olduğu davada, hukuki sebepler farklı olsa bile, mahkeme bilirkişiye başvuracak olması veya keşif yapması halinde birden fazla davacı veya davalı bu delilden yararlanmış olacaktır. Dolayısıyla HMK m.166/4’te “davaların…sebeplerle doğması…” ifadesi ile anlaşılması gerekenin aynı veya benzer maddi sebebe dayanan, yani vakıaları aynı veya benzer olan davaların aralarında bağlantı olduğu kabul edilerek birleştirilebilmesine imkan tanımak gerekir.
Davanın Birbirine Benzer Sebeplerden Doğması
Davaların benzer sebeplerden doğması durumunda davalar arasında bağlantı olduğu ifade edilmiştir (HMK m.166/4). Benzer sebeplerden doğması demek, davaların dayandıkları vakıalarda (maddi sebeplerde/hayat olayında) benzerlik olmasıdır.
BİRLEŞTİRMENİN İKİNCİ DAVANIN AÇILDIĞI MAHKEMECE YAPILMIŞ OLMASI
Hem aynı hem de ayrı yargı çevresinde yer alan mahkemelerde yapılacak birleştirmede, birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı mahkeme tarafından verilecek ve birleştirme birinci davanın açıldığı mahkemede gerçekleşecektir. Kanun koyucunun “birinci davanın açıldığı mahkeme” ve “ikinci davanın açıldığı mahkeme” ifadeleriyle mahkemeler arasında “birinci” ve “ikinci” ayrımını neye göre yaptığı anlaşılamamaktadır. Yargıtay bir kararında, davaların açıldığı tarihlere göre birinci dava ve ikinci dava ayrımı yapmıştır. YARGITAY . HDE. ... K. ... T. 20.11.2012
DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ USULÜ
I- Aynı Yargı Çevresinde Yer Alan Mahkemelerdeki Birleştirme
Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Aynı yargı çevresinde yer alan mahkemelerde verilecek birleştirme kararı, talep üzerine olabileceği gibi resen de verilebilir. Birleştirme, ilk davanın açıldığı mahkemede yapılacaktır(HMK m.166/1 ilk cümle). Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, ilk mahkemeyi bağlar(HMK m.166/1 son cümle). İkinci mahkemedeki dava dosyası, birleştirme kararı ile birlikte derhal ilk mahkemeye bildirilir ve ilk davanın açıldığı mahkemeye gönderilir160. Aynı yargı çevresindeki yer alan mahkemelerdeki, ikinci mahkemenin birleştirme kararı bir ara karardır (nihai karar değildir)161. Bu nedenle birleştirme kararına karşı kanun yoluna gidilemeyecektir (m.168). Aynı yargı çevresinde yer alan mahkemelerdeki birleştirme kararında, ikinci mahkemenin verdiği birleştirme kararı, kesinleşmesine gerek olmadan birinci mahkemeyi bağlar. İkinci mahkemenin birleştirme kararı üzerine, birinci mahkeme, sadece, aralarında düzey ve sıfat(görev) bakımından bir farklılık olması halinde dosyayı iade edilebilecektir. Fakat kendisine dosya gönderilen mahkeme, birleştirme kararının yerinde olmadığını(davalar arasında bağlantı olmadığı) düşünüyorsa, iki davanın ayrılmasına karar verebilir162. Bunun yanında davalar arasında bağlantı olsa dahi ikinci mahkeme, yargılamanın daha iyi yürütülebilmesi için davaların ayrılması karar verebilir (m.167)"
"AYRI YARGI ÇEVRELERİNDE YER ALAN AYNI DÜZEY VE SIFATTAKİ HUKUK MAHKEMELERİNDE AÇILAN DAVALARDA BİRLEŞTİRME TALEPLERİ, HER ZAMAN İLERİ SÜRÜLEBİLİR, FAKAT RE'SEN BİRLEŞTİRME KARARI VERİLEMEZ. BİRLEŞTİRME TALEBİ ÜZERİNE, MAHKEME, İLK DAVANIN AÇILDIĞI MAHKEMEDEN BİLGİ İSTER VE DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ ŞARTLARININ OLUŞTUĞU KANAATİNE VARIRSA, DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİNE, DAVANIN BİRİNCİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİNE KARAR VERİR" (YETKİN YAYINLARI - 14. BASI MEDENİ USÜL HUKUKU - Prof Dr. ... , Prof Dr. ... , Prof Dr. ... ).
Yargıtay . HD'nin ... E. ... K. Sayılı ilamı özü: Birleştirme kararı ikinci davanın açıldığı Mahkemece verilir ve bu karar diğer mahkemeyi bağlar. (HMK 166/1)
Somut olayda; her ne kadar dosyalar birleştirilmişse de sayın Mahkemece yanılgıyı değerlendirme ile usul ve yasaya apaçık aykırı karar verilmiştir. Şöyle ki; Konya . Asliye ticaret Mahkemesi ilk davanın açıldığı Mahkeme DEĞİLDİR.
İlk davanın açıldığı Mahkeme Bakırköy . Asliye Ticaret mahkemesidir.
Ayrı yargı çevrelerinde açılan davalarda, 2. Davanın açıldığı mahkemeden birleştirme TALEP EDİLEBİLİR. Bu durumda birleştirme kararı veren Bakırköy .Asliye Ticaret mahkemesi hem 2. Davanın açıldığı mahkeme DEĞİL hem de verilen Birleştirme kararında TALEP unsuru yoktur.
Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesi Mahkememize birleştirme konusunda görüş (BİLGİ) sormamıştır.
Sonuç itibariyle HMK usul hükümlerine apaçık aykırı verilen birleştirme kararı ile Mahkememizce bağlı olmadığından Birleştirme kararı veren Bakırköy 7. Asliye Ticaret mahkemesine (2020/704E) iadesine, Mahkememizce oluşan vicdani kanaat ile karar verilip esas bu şekilde kapatılmıştır.
HÜKÜM : GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE;
-
Mahkememizin ... E. Sayılı dosyasına birleştirme kararı verilmişse de yukarıda izah edildiği gibi apaçık usul hukukuna aykırı birleştirme kararı verilen dosyanın mahkemesi olan Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesine(... E.) İADESİNE,
-
Esasın bu şekilde KAPATILMASINA,
-
Kararın birleştirme kararı veren Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinde incelemekle KESİN olarak karar verildi. 19/09/2024
Katip Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58