Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/386 E. 2024/544 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2024/386
2024/544
10 Eylül 2024
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACILAR :
1-
2-
3-
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizce verilen 25.01.2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararına taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, Konya Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 23.12.2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile istinaf başvuru taleplerinin esastan reddine karar verildiği, davacı tarafın temyiz başvurusuna istinaden dosyanın Yargıtay .Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderildiği, Yargıtay .Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 04.03.2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla bozularak dosya mahkememize iade edilmekle, davanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yapılıp bitirilen açık yargılaması sonucunda;
HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili 28.12.2020 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin murisi ... davalı tarafa para verdiğini, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, davalı tarafça yatırılan para karşılığında ortaklık durum belgesi ve hisse senetleri verildiğini, davacının yatırdığı paraları geri istediğinde paranın iade edilmediğini, beyan ederek, öncelikle 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de değişiklik yapılması hakkındaki torba kanunun 41. maddesi hükmünün Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle davanın Anayasa Mahkemesine götürülmesini, 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de değişiklik yapılması hakkındaki torba kanunun 41. Maddesi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldüğünü, Anayasa Mahkemesi'nin kararının bekletici sorun yapılmasını, müvekkillerinin murisi ... davalı şirketin ortağı bulunmadığının tespitine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 Euro'nun ihtarname ile borçlunun temerrüde düşürüldüğü 24/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... Holding A.Ş.vekili 21.01.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dosya kapsamındaki belgelere ve SPK listelerine göre davacının şirket ortağı olduğunu, bu nedenle ihtilafın 7194 sayılı Yasanın 41.madde kapsamına girdiğinden, Resmi Gazete'de 07.12.2019 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 7194 sayılı kanunun 41.maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, beyanla davalılar aleyhinde ikame edilen davanın 7194 SK.41 maddesi gereğince davanın esastan reddine, aksi takdirde davanın esastan reddine(zamanaşımı hak düşürücü süre)karar verilmesini talep etmiştir
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davacıların UYAP Mernis ve Takbis kayıtları çıkartılmış ve davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarına ilişkin Ticaret Sicil Gazetesi suretleri dosyamız arasına alınmıştır.
Ticaret Sicil Müdürlüğünden getirtilen kayıtlara göre; ... Holding A.Ş.'nin ünvanının ... Holding A.Ş. olarak değiştirilmesine karar verildiği görülmüştür.
Davanın açılmasından önce, 07/12/2019 gün ve 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile "25/03/1987 tarihli ve 3332 s. Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler ile 3182 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanunun da Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'a Geçici 4. maddenin eklendiği görülmüştür.
Mahkememizce verilen 25.01.2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, Konya Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 23.12.2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile; istinaf başvuru taleplerinin esastan reddine karar verildiği, davacı tarafın temyiz başvurusuna istinaden dosyanın Yargıtay .Hukuk Dairesi Başkanlığı'na gönderildiği, Yargıtay .Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 04.03.2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla; kararın bozularak dosyanın mahkememize iade edildiği ve bozma sonrası davanın Mahkememizin ... Es. sırasına kaydedilerek, duruşma açılmış ve duruşmada bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığı uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41.maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18/05/2023 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı iptal kararı ile Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Dava; Taraflar arasında geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve verilen paranın istirdadını sağlamaya yönelik alacak davasıdır.
Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacıların; 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de değişiklik yapılması hakkındaki torba kanunun 41. maddesi hükmünün Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle davanın Anayasa Mahkemesine götürülmesini, 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de değişiklik yapılması hakkındaki torba kanunun 41. Maddesi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldüğünü, Anayasa Mahkemesi'nin kararının bekletici sorun yapılmasını, müvekkillerinin murisi Selahattin DURMUŞ'un davalı şirketin ortağı bulunmadığının tespitine karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 Euro'nun ihtarname ile borçlunun temerrüde düşürüldüğü 24/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri, davalı tarafın, davacı taraftan para almadığını, bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, aynı şekilde SPK, TTK ve BK hükümlerini ihlal etmediğini, dosya kapsamındaki belgelere ve SPK listelerine göre davacının şirket ortağı olduğunu, bu nedenle ihtilafın 7194 sayılı Yasanın 41.madde kapsamına girdiğinden, davalılar aleyhinde ikame edilen davanın 7194 SK.41 maddesi gereğince davanın esastan reddine, aksi takdirde davanın esastan reddine(zamanaşımı hak düşürücü süre)karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Benzer davalara ilişkin olarak Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 24/06/2024 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı ilamı ile;"....1.Temyiz sebeplerinin incelenmesinden önce eldeki dosya ve aynı mahiyetteki davaların sebeplerinden ve yıllar içinde yaşanan yasal ve yargısal süreçlerden bahsetmek gerekmektedir. 1990’lı yıllarda özellikle yurt dışında yerleşik ve faizden imtina eden küçük yatırımcıların yoğun teveccühüyle, yüksek kâr vaat eden davalı şirket ve benzeri holdinglere ciddi bir sermaye akışı olmuştur. Ne var ki bir takım nedenlerden dolayı yeni para girişinin sekteye uğramasıyla birlikte bu tür şirketler kâr payı dağıtamaz duruma gelmiştir. Bunun üzerine hissedar niteliğindeki yatırımcılar gerek Türkiye’de gerekse sair ülkelerde davalı şirket ile benzer şirketler ve holdingler aleyhine açtıkları davalarla ödedikleri paranın geri verilmesini talep etmişlerdir. Bu davalar yerel mahkemelerde hükme bağlandıktan sonra temyiz denetimi için Dairemize intikal etmiştir. Anayasa Mahkemesinin, ... ( B. No:... , 14/12/2023) kararında kısmen değindiği “çelişkili yargı kararları” ise aşağıdaki sebeplerle meydana gelmiştir. 2.Davaların ilk açıldıkları ve şirketlere paraların yatırıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince şirkete sermaye olarak verilen paralar geri istenemeyeceği gerekçesiyle davalar retle sonuçlanıyordu. Ancak yabancı ülkelerde mukim yatırımcıların, bulundukları ülke mahkemelerinde açtıkları davalarda tahsil hükmü almaları ve bu hükümlerin tanıma ve tenfiz yoluyla ülkemizde uygulanmasıyla birlikte yerli yatırımcıyla yabancı ülkelerdeki yatırımcı arasında ciddi eşitsizlik meydana gelmekteydi. Dairemiz ise, gerek bu adaletsizliğe son vermek gerekse şirket yetkililerinin izinsiz sermaye toplamak ve dolandırıcılık suçlarından mahkum olmalarını dikkate alarak “para verenlerle şirket arasında ortaklık ilişkisi kurulmadığını ve bu nedenle iradesi fesada uğratılan yatırımcıların haksız fiil hükümleri çerçevesinde paralarını geri alabileceklerine dair” uygulamayı benimseme yoluna gitmişti. Bu arada benzer mahiyetteki birçok holding benzer mahiyette seri davalara muhatap olmuş, para yatıranların paralarını geri istemeleri ve bu yöndeki mahkeme kararlarının infazı neticesinde bu şirketlerin tamamen battıkları gözlemlenmiştir. Dava açmakta erken davrananlar, paralarını tamamen tahsil ederken, bilahare dava açanlar, haczi kabil mal bulamadıklarından hiçbir şey elde edememe gibi bir sonuçla karşılaşmışlardır.3.Neticede, tüm bu karmaşanın ortasında, halen faal olan şirketlerin yaşatılması ve gerek ortaklarının, gerekse bu şirketlere bağlı işletme ve fabrikalarda istihdam edilen iş gücünün mağduriyetlerinin önüne geçilmesi maksadıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi duruma el koyarak, hukuken meşru bir zemine çektiği şirketlere karşı açılan davalarla ilgili yürürlüğe koyduğu 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 inci maddesi ile sermaye koyan tüm ilgilileri ortak kabul eden anlayışı benimsemiştir. Şüphesiz bu yasal düzenleme bir tasfiye düzenlemesiydi. Tasfiye düzenlemeleri, tabiatı gereği ideal çözüm getiremezler. Bir şekilde meydana gelmiş vakıayı, en az hasarla atlatmayı, kanayan yarayı durdurup ihtilafları en aza indirgemeyi amaçlar. Anayasa Mahkemesi 12.09.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 18.05.2023 tarihli ve ... E. ... K. sayılı iptal kararı ile gerek bu düzenlemeye ilişkin iptal başvurusunu kabul ederken gerekse bireysel başvuru kapsamında mülkiyet hakkının ihlaline karar verirken menfaat dengesinin yeterince gözetilmediğini, düzenlemenin küçük yatırımcının aleyhine sonuçlar doğurduğu tespitinden hareketle iptal ve ihlal kararları vermiştir. 4.Hakimler ve dolayısıyla mahkemeler, laboratuvar ortamında hukukçuluk yapma lüksüne sahip değildir. Verecekleri kararların sahaya yansımasını, ekonomik ve sosyal sonuçlarını da hesaba katarak hareket etmelidirler. Daha da önemlisi hüküm şeklinde tezahür eden çözümleriyle mütakip uyuşmazlıkları çoğaltmayı değil en aza indirgemeyi amaçlamalıdırlar. Aksi halde somut örnekte görüldüğü üzere, bazen kaş yapayım derken göz çıkarma sonucuyla karşı karşıya kalınması mukadder hale gelebilmektedir. Ortada “menfaat dengesizliğinden” söz edebilmek için içeride hakim ortakların, dışarıda ise küçük yatırımcıların bulunduğu bir vasatın bulunması gerekir. Birbirleriyle benzer konumdaki binlerce küçük yatırımcıdan müteşekkil çok ortaklı bir şirkette “dileyen parasını geri çekebilir” mealindeki bir anlayışın, davalı şirketin de yok olan emsal şirketler gibi hayatiyetini devam ettirmesine imkan ve ihtimal bırakmayacağının idraki gerekirdi. Başvuran birkaç kişinin ferilere ilişkin mülkiyet haklarını koruyalım derken sair binlerce ortağın mülkiyet hakkının buharlaşmasına vesile olmak hukukun amaçladığı sonuçlardan biri olamaz. Kaldı ki hali hazırda sermaye koyma makbuzunu ibraz eden herkese değeri oranında hisse senedi verildiği ve şirketin borsaya kote olması hasebiyle ortak kalmak istemeyen kişilerin dilediği anda rayiç değer üzerinden hisselerini satarak nakde dönüştürebildiği bir ortamda hangi mülkiyet hakkının ihlal edildiği anlaşılamamıştır. 5.Bu iptal kararının ardından hukuken gerçekleşecek olan şey, 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin devreye girecek olmasıdır. Paraların yatırıldığı tarih ile davaların açıldığı tarihler nazara alındığında, somut vakıada gözlemlendiği üzere davalı tarafın zamanaşımı defi ile karşılaşan küçük yatırımcıların bu kez mülkiyet hakkının ihlali değil yatırdıkları paraların tamamen buharlaşması mevzu bahis olacaktır. Bunun başlıca müsebbibinin, özel hukuk alanının diğer kurum ve düzenlemelerinden bihaber anlayışın olacağı izahtan varestedir. 6.Açıklanan gerekçeler doğrultusunda somut temyiz sebeplerinin incelenmesine gelince; Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında zamanaşımına ilişkin hangi sürenin karara esas alındığı açıkça belirtilmişse de Dairemizin bu husustaki müstakar kararlarında belirtildiği üzere davalıların eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." şeklinde kabul edilmiştir. (Benzer şekilde Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 24.06.2024 tarih ve ... Es. ... Kar. sayılı ilamı, Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 08.07.2024 tarih ve ... Es. ... Kar. sayılı ilamı)
Dosya içerisinde bulunan belge ve davalı tarafından SPK'ya sunulan CD kayıtlarından davacıların murisi tarafından davalı şirkete en son 11/06/1999 tarihinde para yatırıldığı, davacılar tarafından 28/12/2020 tarihinde dava açıldığı, Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararları ve istikrar kazanmış uygulamaları kapsamından davalının eylemlerinin haksız fiil mahiyetinde olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı yararına karar tarihinde geçerli olan AAÜT gereğince nispi vekalet ücreti takdirine (Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı ilamı benzer mahiyettedir) karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 155,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 272,06 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad KAYDINA,
-
6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.360,00 TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A. 13.maddesi gereğince davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye İrad KAYDINA,
-
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Davacılar tarafından sarfına mecbur kalınan 179,90 TL temyiz karar harcının Yargıtay .Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 04.03.2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı gereğince talep halinde davacılara İADESİNE,
-
Davalı tarafça sarfına mecbur kalınan 5,50 TL tebligat ve posta gideri ile 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 167,60 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
-
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre hesaplanan 9.167,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
-
Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE,
Dair, davacılar vekilinin(e-duruşma) ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/09/2024
Başkan Üye Üye Katip
- Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:58