SoorglaÜcretsiz Dene

Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1007 E. 2024/300 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2016/1007

Karar No

2024/300

Karar Tarihi

7 Mayıs 2024

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :

KARAR NO :

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

VEKİLİ :

DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ :

KARAR TARİHİ :

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan "Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda:

HEYETİMİZCE GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili 27.10.2016 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, uzun yıllardır Zonguldak ili Karadeniz Ereğli bölgesinde bir çok saygın yerli ve yabancı şirketin bayisi olarak uzun yıllar başarı ile faaliyet gösterdiğini, başta ... içecek, ... ve ... sigaralarının olmak üzere birçok tanınmış markalı ürünün Karadeniz Ereğli, Zonguldak ve ilçelerinde çok uzun süre bayiliğini yürüttüğünü, üretici ve distribütör firmalardan dağıtıcılık teklifleri alan müvekkilinin ... Çay, ... , ... gibi markaların da dağıtıcılığını üstlendiğini, akabinde müvekkili şirketin 2013 yılında davalı ile çalışma kararı aldığını ve davalı yanın tüm ürünlerinin Bartın, Zonguldak, Kocaeli, Karabük bayiliğini aldığını ve söz konusu ürünleri davalının ... Sisteminde bayisi olarak 5 yıl boyunca anlaşmanın süreceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin yaygın dağıtım ağından faydalanmak isteyen davalı yanında bu ilişkide ... (maliyet artı kar) olarak adlandırılan yeni bir sistem ile müvekkiline distribütörlük verdiğini, davalı tarafın, ... sistemi uyarınca müvekkili şirketten yalnızca bu bayilik sistemi konu ürünlerin satışı ve pazarlanmasına tesis edilmek üzere Bartın, Zonguldak, Kocaeli, Karabük illerinde depolar, soğuk hava depoları, ekipman ve iş gücü temin etmesini talep ettiğini, buna göre müvekkili şirketten sözleşmeye konu ürünlerin Bartın, Zonguldak, Kocaeli, Karabük illerinde perakende satışını yapmak üzere davalının belirlediği ekipmanı, satış temsilcisi ve dağıtım araçları, forklift, transpalet gibi makine teçhizatı, depoları, iş gücünü, sistem ve organizasyonu temin etmeyi taahhüt ettiğini, davalının ise müvekkili şirketin işbu ... sistemini kurmak ve devam ettirmek için üstleneceği maliyetler ile sözleşmeye konu ürünlerin satışından elde edilecek ciro üzerinden hesaplanacak en az %2,5 oranında primi ödemeyi taahhüt ettiğini, davalının müvekkili şirket tarafından ... sistemine münhasır olarak sağlanacak ekipman, araç, teçhizat, iş gücü, depo gibi unsurların tamamının kendi belirleyeceği standartlara uygun olması için bu temin sürecinin her aşamasında aktif ve dominant bir şekilde rol aldığını ve bu sisteme münhasır olarak çalışacak işçilerin sayılarını ve alacakları aylık ücretleri ve primleri dahi kendi belirleyeceği rakamlara uygun olmasını zorunlu kıldığını, bu ilişkide davalı yanın gönderilen malların sayısını, tipini, ne sıklıkta gönderileceğini kendisinin belirlediğini, diğer bir deyişle stok yönetiminin davalının elinde olduğunu, müvekkilinin ise davalının gönderdiği ürünlerin sadece dağıtımını, piyasa alacakların risk ve tahsilinden sorumlu olduğunu, müvekkilinin bu sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülüklerini harfiyen yerine getirdiğini, sözleşmeye konu ürün grubu için ve davalının talepleri doğrultusunda tamamen yeni bir satış ve pazarlama ağı kurduğunu, depolar kiraladığını, finansal kiralama yoluyla borçlanarak taşıt filosu temin ettiğini, lojistik yapılanma (raf, forklift, soğuk hava deposu) sağlamış ve personel istihdam ettiğini, taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin davalının belirlediği ... sistemi çerçevesinde ilerleme ve genişlemeye başladığını, müvekkilinin, davalı ile arasındaki büyüyen ticarete ve davalının bu yöndeki telkin ve hatta yönlendirmelerine itibar ederek depo, iş gücü ve ekipman anlamında çok ciddi yatırımlar yaptığını, nitelim davalının 2013 yılında müvekkili ile girdiği ... sistemine dayanan bayilik ilişkisinden sürekli artan bir memnuniyet, fayda ve ciro ve kar elde ettiğini, davalının bu süreçte müvekkiline ilettiği sözlü ve yazılı övgüler ile müvekkilinin bölgesindeki ürün satış rakamlarındaki 2013 ve 2015 yılları arasındaki istikrarlı artışın bunun açık göstergesi olduğunu, hal böyleyken davalı yanın müvekkilinin bölgesinde bayi olarak 40 yılı aşkın zamandır oluşturduğu ilişki ve portföyünü suiistimal edercesine müvekkiline dayattığı taleplerinin 2015 yılı sonlarında doruk noktaya ulaştığını, davalının 2013 yılından 2015 yılına kadar kendi ürünlerinin satışı için kullanılan araçların kiralama bedellerini kendisi karşılıyorken 2015 yılında taşıt filosunun finansal kiralama bedellerinin tamamının %25'inin müvekkili şirket tarafından ödenmesi yönünden bir sözleşme değişikliği talep ettiğini, dahası davalının müvekkili şirketin bu konuda onayı olmamasına rağmen bu bedellerin tahsili zımnında finansal kiralama sözleşmelerinin akdedildiği tarihlere kadar geriye dönük olarak faturalar keşide ettiği ve bu fatura bedellerini müvekkili şirkete yaptığı prim ödemelerinden mahsup ettiğini, diğer bir ifadeyle davalının müvekkili şirketin onayını almaksızın tamamen tek taraflı olarak bayilik sözleşmesinde müvekkili şirket aleyhine esaslı fiili değişiklikler yaptığını ve bu şekilde keşide ettiği faturaları müvekkili şirkete yapacağı prim ödemelerinden mahsup ederek tahsil ettiğini, müvekkili şirketin ise bayilik sözleşmesinin ayakta tutulabilmesi, ticari ilişkinin devamını sağlamak ve ... sözleşmesinin en az 5 yıl süreceğine ilişkin davalının verdiği taahhütler sebebiyle yapmış olduğu yatırımların yok olmaması amacıyla bu tek taraflı fiili değişikliğe rağmen sözleşme ilişkisine devam ettiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırı uygulamalarının sürekli surette devam ettiğini, davalının aynı zamanda çalışma koşullarının da ağırlaştırarak müvekkilinin aynı masrafları iki kere ödemesine vesile olduğunu, müvekkilinin maddi-manevi kaybına sebep olduğundan bahisle; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının haksız ticari uygulamaları ile müvekkilin teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevirdiğinin tespitine, davalının ... sistemine aykırı davranışları ve müvekkilinin teminat mektuplarını paraya çevirmesi nedeniyle meydana gelen müvekkili şirketin tüm zararlarından sorumlu olduğunun tespitine ve bu çerçevede; Bankalar ve üçüncü kişiler tarafından başlatılan icra takiplerinden ve açılan davalardan kaynaklanan faiz, vekâlet ücreti, icra tahsil harcı ve icra masrafının tespiti ile HMK. 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı şirket, müvekkilin distribütörlük anlaşmalarının feshine sebep olduğundan, müvekkilinin bu nedenle mahrum kaldığı kârın en az 20 yıl süre ile davalının sorumlu olduğunun bilirkişi marifetiyle tespiti ile HMK.107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı şirketin, müvekkilin çalışanlarının iş akitlerinin feshine sebebiyet verdiğinden, bu sebeple ortaya çıkan kıdem ve ihbar tazminatları, izin ücretleri ve sair tüm masraflardan davalının sebep tutarın bilirkişi marifeti ile tespitine ve HMK. 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı şirketin ... sözleşmesine devam etmemesi sebebiyle oluşan müvekkilin kâr kaybının, HMK md. 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı şirketin iade almayı kabul etmiş olduğu ürünleri iadeden daha sonra imtina etmesi sebebiyle meydana gelen müvekkil zararının bilirkişi marifeti ile tespitine ve HMK md. 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’nin davalından dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, müvekkilinin ... sistemi için yapmış olduğu depo ve ekipmanlar gibi harcamaların tamamı masraflarının tamamı nedeniyle uğramış olduğu zararın tespiti ile HMK md. 107 uyarınca asgari 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalının ... sistemine aykırı davranışları ve teminat mektuplarını paraya çevirmesi nedeniyle müvekkili şirketin piyasa değerinde meydana gelen toplam azalmanın bilirkişi marifeti ile tespitine ve HMK md. 107 uyarınca 1.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı’nın kötü niyetli ve eylemleri nedeniyle iflas etme aşamasına gelen müvekkil şirket için 10.000,00 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekilinin UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyasına sunmuş olduğu 08.12.2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ticari ilişkileri sebebiyle zararının nedeninin davalı müvekkilinin olmadığını, davacı tarafın, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşme hükümlerine uymayarak, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, davalı şirkete haksız ve dayanaksız giderler göstererek ödemesini talep etmeye başladığını, davalıya olan borçlarını ödememeye başladığını, davalıya da büyük zararlar verdiğini, davacının davasının haksız ve dayanaksız olup davasının reddinin gerektiğini, davacının iptal davası açmamışsa, hiçbir dava sebebi nedeniyle davasının dinlenilemeyeceğini reddedilmesinin gerektiğini, taraflar arasında her iki tarafın da karşılıklı ve uygun irade beyanlarıyla imzalanmış sözleşmelerinin bulunmadığını, nitekim davacı tarafın da bu şekilde imzalanmış yazılı bir sözleşme sunmadığını, davanın iki tarafının da tacir olması sebebiyle, her iki tarafta basiretli bir tacir gibi davranmak zorunda olduğunu, davacının iddiaları sebebiyle TBK ve TTK hükümlerine göre hareket etmediğini, davalı müvekkili şirket tarafalar arasındaki sözleşmeye aykırı bir davranışının olmadığını, kaldı ki davacının eğer borca batmış ve iflas erteleme talebi yapacak düzeye gelmişse hem bu durumundan, hem de kendilerine yönelen davasında dava sebebi olarak ileri sürdüğü diğer hususların hiç birinden davalı müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, nitekim, davacı tarafın, hasımsız olarak KDZ Ereğli . Asliye Hukuk Mahkemesine 31.03.2016 tarihinde açtığı ... Esas sayılı davada, davacı şirketle birlikte aile şirketi olan diğer " şirketlerinin borca batık olduğu"ndan bahisle iflas ( iflasın ertelenmesi ) talep edildiğini ve mahkemesince 05.04.2016 tarihinde davacının ihtiyati tedbir talebi kısmen kabul edildiğini, davacının Kdz Ereğli Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı dava dosyası incelediğinde, o davaya konu borçlarının kaynağı ve muaccel olduğu tarihlerin görüldüğünü, dosya içeriğine göre de davalı şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinin açık olduğunu, davacının, müvekkili şirkete olan borçları ile ilgili olarak keşide ettiği çekler ve cari hesaptan doğan diğer borçlarını da ödemediğini, davacı şirketin müvekkili şirket lehine keşide ettiği her biri 1.500.000,00 TL lik 06.04.2016, 30.04.2016, 15.04.2016 ve 25.04.2016 tanzim tarihli 4 adet çek ile; 28.04.2016 tanzim tarihli 500.000,00 TL lik çeklerin süresinde muhatap bankaya ibraz edildiğini ve karşılıksız oldukları için ödenmediğini, davacı şirketin cari açık hesaptan doğan borçların dışında, bu çekler sebebiyle davalıya muaccel olmuş 6.500.000,00 TL daha borcunun bulunduğunu, borca batık olan davacı şirketin davalıya olan ve muaccel olmuş borçlarını ödemediğinde, davalı alacaklı şirketin alacağını tahsil etmek için icra takibine başlaması ya da başka tedbirler almasında kanuna ve ticari teamüllere aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, davalıya olan muaccel olmuş borçlarını bile ödemeyerek davalının da mahvına sebep olacak davranışlar içerisine giren davacının eldeki davada kendisinin basiretli bir tacir gibi davranmayıp zarar görmesine neden olan davranışlarının sorumluluğunu davalı şirkete yüklemeye çalışmasının kabul edilebilir izahının bulunmadığını, kabul etmediklerini, sözleşmeye göre edimlerini gereği gibi ifa etmeyen davacının davalıya olan borçlarını da ödememekte ısrar etmesi karşısında, davalının davacıya dağıtımını yapması için daha fazla ürün göndermesi ve kendisinin daha fazla zarar görmesine sebep olmasının da beklenemeyeceğini, davacı şirketin dava dilekçesinde açıkça kabul ve beyan ettiği gibi, sadece davalı şirketin bayisi olmadıklarını, ... , ... , ... , ... Çay, ... , ... gibi markaların da dağıtım ve pazarlamasını yaptığını açıkça beyan ve ikrar ettiğini, bayiliğini yaptığı diğer şirketlerin de, bayilik sözleşmelerini feshederek kendilerinden olan alacaklarını talep ettiklerini, dolayısıyla bankaların da kredi alacakları sebebiyle işlemler başlattıklarını beyan ettiğini ve bundan davalı şirketin sorumlu olduğunu beyan ettiğini, oysa davacı şirketin, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, müvekkili şirkete olan borçlarını ödemediği gibi diğer şirketlere ve bankalara da borçlarını ödemediğini, borca battığını, sözleşme gereği olan edimlerini sözleşmede belirtildiği şekilde ifa etmediğini, bu halinin tamamen kendi kusurundan kaynaklandığını görmezden geldiğini, davacı tarafın, yaptığı işler için tuttuğu veya sahibi olduğu depoları, arabaları, diğer araç gereçleri, personeli ve diğer herşeyi sadece davalı şirketin ürünlerinin pazarlama ve dağıtımında kullanmadığını, bunları diğer tüm ticari faaliyetleri ve ihtiyaçları için kullandığını, fakat bunların giderlerini kötü niyetli olarak davalı şirketten talep etmeye çalıştığını, davalı şirketin bu durumu fark ettiğinde, davacının bu tür davranışlarına izin vermediğinden bahisle; Davacının haksız ve dayanaksız davasının reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.

Tarafların bildirmiş oldukları delilleri ilgili yerlerden dosyamız içerisine celbedilmiş, Kdz.Ereğli . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas (Eski Esas No:..., Eski Esas No:...) sayılı UYAP dosyası, davacı ve davalı şirketin ticari kayıtları ilgili kurumlardan dosyamız içerisine celbedilmiş, tanık beyanları alınmış ve dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Talimat mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davacı tanığı ... BEYANINDA: Ben davacı şirkette muhasebe bölümünde çalışmaktaydım. Davalı şirket hiçbir ihbar yapmadan teminat mektuplarını bozdurdu. Daha sonra bayiliğimiz bitti. Biz aynı zaman ... bayisiydik. Daha sonra iflas erteleme davası açılınca diğer bayiliklerimiz de sona erdi. Davalı ile olan bayiliğimizde aynı nedenlerlede dolayı sona erdi, Benim bilgim bundan ibarettir. Tanıklık ücreti istemiyorum, demiştir.

Talimat mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davacı tanığı ... BEYANINDA: Bende davacı şirkette ön muhasebe elemanı olarak çalışıyordum. Biz davalı şirket ile ... sisteminde çalışacak şekilde 5 yıllık anlaşma yapmıştık. Ancak davalı şirketin yeni yönetimi ... sisteminden vazgeçip iskonto sistemi ile çalışacağını söyleyince aradaki anlaşma davalı şirket yüzünden bozulmuş oldu. Biz yazılı olarak yaptığımız Cos Plus sistemine görer bir çok yatırım ve masraf yaptık. Bu nedenle davalı şirketin beyan üzerine tek taraflı olarak ... anlaşmasını bozması nednei ile şirket zarara uğramış olup teminatların bir çoğu bozulmuştur, Benim bilgim bundan ibarettir. Tanıklık ücreti istemiyorum, demiştir.

Talimat mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davacı tanığı ... BEYANINDA: Ben davacı firmada satış müdür olarak görev yapıyordum. Ben firmada yaklaşık 1 yıl çalıştım. Bir yıl sonra şirket iflas ertelemeye girdim. Ben başladığımda Panek ile ilgili anlaşmaları kontrol ettiğimde ... sistemi ile anlaşma yapılmıştı davalı şirket ile. Daha sonra davalı şirket KdzEreğlide ki ve Karabükteki bazı depolardaki giderleri karşılamadı. Anlaşmaya dayalı olarak karşılaması gereken giderleri karşılamadı. Kendi içlerinde birkaç yönetici değiştiği için anlaşmazlıklar oldu. Ancak yazılı anlaşma bunu bağlar dedik. Davacı şirkette Paneke benim sizden dönmediğiniz rakamlardan dolayı alacağım var bunu paradan mahsup edin anlaşalım diyorlardı. Bunun sonucunda karşı taraf siz önce parayı ödeyin dediler. ... Türkiyedeki yapıyı değiştiriyoruz ... sisteminden vazgeçiyoruz iskontolu sisteme geçiyorz deyince. Bizde kurumsal bir yapıda bunu takip edemediyseniz bizim yapmız size göre kurumsal değil biz hiç takip edemeyiz bu şartlarda bunu yapamayız dedi. Ancak harcama yaptığımız için ... bırakamadık. Ancak bu arada bir sürü de harcama yapmıştık. Davalı şirket yazılı olarak daha önceki yapmış olduğumuz anlaşmaya uymayınca bu şekilde bir ihtilaf söz konusu oldu. Benim bilgim bundan ibarettir. Tanıklık ücreti istemiyorum, demiştir.

Talimat mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davalı tanığı ... BEYANINDA: Ben davalı şirketin Zonguldak Bölge sorumlusuyum. Davacı ... LTD ŞTİ davalı şirketin bölge dispiratörüydü. Çalışma yaklaşık 2,5yıl kadar sürdü. 2015 yılının Aralık ayında davalı şirkette bir sistem değişikliği oldu. Bu sistem değişklşiğinden yaklaşık 3-4 ay önce davacı şirketin ekonomik olarak bozulmuştu. 2015 yılının sonundaki bu sistem değişikliğinden sonra davalı şirketin üst yönetici kadrosu davacı şirkete bu sistem değişikliğini tebliğ ettiler ve bunu anlattılar. Ancak bu görüşmeler sırasında ne tür bir konuşma ne tür bir anlaşma yapıldığını tam bilmiyorum. Çünkü ben bu görüşmedeyoktum. Daha sonra davacı şirketin müdürü bana bir altı ay kadar devam edeceklerini altı aydan sonra duruma tekrar bakacaklarını söyledirler. Zaten 2016 yılından itibaren de davacı şirketin ödemelerinde sıkıntılar meydana gelmeye başladı. Daha sonra davacı şirket iflasını açıkladı daha sonra da dispratörtük sonlandırıldı. Kendisi de zaten devam etmeyeceğini bildirdi, demiştir.

Talimat mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davalı tanığı ... BEYANINDA: Benim bildiğim tek husus, ben .. A.Ş'de çalışırken demirkollar bayisi idik. Aralarında bir bayilik sözleşmesi vardı. Ben orada Batı Satış Direktörüydüm. Yazılı olarak hiçbir farklı anlaşma yapılmadı. Sadece bayilik sözleşmesi imzalandı fakat Demirkollar İflas Erteleme kararı aldığı gün vadesi gelen çeki vardı. Aynı gün uzatması gereken bir teminat mektubu vardı. Hem çeki karşılıksızdı hem de teminat mektubu uzatılmamıştı. Bu yüzden ... şirketi sıkıntıya düştü. Teminat mektuplarını bozdurmak zorunda kaldı. Ben sadece buna şahit oldum. Bunun dışında başka bir bilgim yoktur, demiştir.

Talimat mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davalı tanığı ... BEYANINDA: Ben o aralıkta panek ziraat aletlerinde denetleme müfettişiydim. Bir buçuk sene evvel üç sene çalıştım. Hala panek ziraat aletlerinde bölge müdürüyüm. Araçlar tek şirkete değil pek çok şirkette kullanıldığını gözümle gördüm. Çünkü fazla faaliyette kullanılmasından dolayı giderileri çoktu bu da panek ziraate zarar veriyordu. Biz yazılı evrak üzerinden anlaşma yapıyorduk, her iki taraf da sözleşmenin şartlarını biliyordu. Biz belli periyotlar arasında denetleme yapıyorduk, ben müfettiş olduğum için sadece gittiğim zamanlarda tespitte bulunuyorduk. Benim bildiğim demirkolların paneke 466 bin TL borcu var. Bunu biliyorum bunun dışında daha ayrıntılı bilgiye sahip değilim, yalnız biz anlaşma yaparken araçların hangi işte çalıştığını belirliyoruz, ne kadar gider olacağını tespit ediyoruz bu çerçeve dahilinde çalışmasını istiyoruz beyan ettikleri hususları belgelendirmelerini istiyoruz sonra kontrol edip ödemelerini yapıyoruz, fahiş rakam çıktığında ödeme yapmıyoruz, biz bir takım ödemelerin belgelendirmediği için kabul etmiyorduk, fakat bu anlaşma yapılırken teminat mektubu şeklinde bankadan mektup alınıyordu, bildiğim kadarıyla sıkıntı da bundan kaynaklandı. İflas ettiği anda da zaten biz ödemelerimizi alamadık dolayısıyla davalı panek ziraatin zararı olmuştur, demiştir.

Talimat mahkemesi kanalıyla beyanı alınan davalı tanığı ... BEYANINDA: Ben 2014 Şubat ayı ile 2016 Şubat ayı arasında 2 yıl davalı .. A.Ş 'de Bölge Müdürü olarak çalıştım. Çalıştığım süre boyunca davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu biliyorum. Davacı, davalının bayiisiydi aralarında bayilik sözleşmesi vardı. Bu bayilik sözleşmesi kapsamında davacı davalıya teminat mektupları vermişti. Teminat mektuplarının neden paraya çevrildiği konusunda bilgim yoktur. Ben çalıştığım dönem boyunca taraflar arasındaki ticari ilişki ve bayilik sözleşmesi kapsamında davalının davacıya yönelik haksız bir ticari uygulaması olduğunu görmedim. Teminat mektuplarının neden ve ne şekilde paraya çevrildiği konusunda bilgim yoktur. Ben taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini bilmediğim için davalı tarafın sözleşmeye aykırı durumları oldu mu davacıyı haksız ticari uygulamalarla iflasın eşiğine getirdiği mi bilmiyorum. Benim Bölge Müdürü olarak görevim bayiye fatura edilen malların piyasada satışını gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Ben davalının alacakları muaccel hale gelmeden ve herhangi bir ihtarda bulunmadan teminat mektubunu paraya çevirip çevirmediklerini bilmiyorum. Bu zaten benim sorumluluk alanım dışında kalmaktadır. Benim taraflar arasındaki ilişki kapsamında bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebimde yoktur, demiştir.

Mahkememizin 07.02.20218 tarihli duruşmasında dinlenen davalı tanığı ... BEYANINDA; Ben davalı şirkette muhasebe şefi olarak 11 yıldır çalışmaktayım, firmamız satmış olduğu ürünleri Türkiye genelinde çeşitli firmalarla anlaşmalar yapmak suretiyle pazarlamaktadır, davacı şirketle de kendi bulunduğu bölgesinde davalı şirketin ürünlerinin pazarlanması için bayilik sözleşmesi yapmışlardır, sözleşme gereğince ürünler davacı tarafa teslim edilmiştir, davalı şirketin anlaşma yapmış olduğu firmalarla genelde teminat mektubu alarak ticari faaliyette bulunmaktadır, yine satmış olduğu ürünlerin tahsilatını da çek, post, kredi kartı ve havale yolu ile tahsil etmektedir, 2015'in sonu 2016 yılı başlarında davacı taraf bizden almış olduğu malların bedellerini ödemede gecikmeye başladı, hatta zaman zaman ödeme yapmadılar, ciddi anlamda borçları birikti, Üç milyon altıyüz almışaltı bin civarında vadesi geçmiş borçları vardı, biz davacı şirketle görüştük, borçlarına vade farkı uygulanması konusunda mutabık kalındı ve davalı şirkete 6.500.000,00 TL miktarında sıralı çek alındı. bu sıralı çeklerden ilkinin vadesi 06/04/2016 vadeli 1.500.000,00 TL bedelli çekti, aynı gün ... bankasına ait 300.000,00 TL'lik bedelli teminat mektubunun da son günü idi, biz davacı tarafa teminat mektubunun süresinin uzatılması için talepte bulunduk, yine çeki takasa verdik, teminat mektubunun uzatılmasına yönelik talebimize davacı taraf cevap vermedi, çekte karşılıksız çıktı, bunun üzerine biz teminat mektuplarını nakde çevirmeden önce ilgili firmanın ekonomik durumu ile ilgili bankalarla görüşerek bilgi alırız, bu firmanın da yapmış olduğumuz araştırmada ekonomik sıkıntıya girdiğini, hakkında dava açıldığını, borçlarını ödemediğini tespit ettik, bunun üzerine 300.000,00 TL'nin teminat mektubu ve diğer teminat mektuplarını nakde çevirmek için ilgili bankalardan talepte bulunduk, sadece ... Bankası vermiş olduğu teminat mektubu bedelini davacı şirkete kayyum atandığından dolayı ödenemeyeceği yönünde cevap verdi, bunun dışında diğer bankalar teminat mektubunu nakde çevirerek tarafımıza ödediler, buna rağmen halen 466.000,00 TL şirketin alacağı mevcuttur, bahsetmiş olduğum çeklerin de tamamı karşılıksız çıktı, resmi olarak bayilik sözleşmesinin fesh edilip edilmediğini bilmiyorum, ancak davacı tarafın borcunu ödememesi nedeniyle mal vermedik, bayiliği sonlandırdık, ilk başlarda sözleşmenin yapıldığında davacı şirketin ekonomik durumunun ne olduğunu bilmiyorum, zira sözleşme işlemlerini Pazarlama Bölümü yapmaktadır, ben Finans Bölümündeyim, bildiğim kadarıyla davalı Firma 2013 yılından itibaren Costplast Sistemine geçti, bu sistemde de davalı firma bayilerin yapmış olduğu tüm giderleri kendisi karşılıyordu, bayinin toplam cirosundan yapmış olduğu giderler düşürüldü, daha sonra hatırladığım kadarıyla kalan miktara %2,5 çarpanla belirlenen miktar bayiliğe kar olarak ödenirdi, bu sistemde şirketin zarara uğratıldığı tespit edildi, bu sistemden vazgeçildi ve tüm bayilerle bu durum görüşüldü, 2015'in sonu 2016'nın başı olabilir, farklı sisteme geçildi, burda da bayilere fatura kesilirdi, bayilerin almış olduğu mallardan iskonto yapılırdı, bayi kendi karını ekleyerek diğer müşterilere malları pazarlardı, bayilere iskonto dışında farklı bir ödeme yapılmazdı, bahsetmiş olduğum bu sistem iskonto sistemidir, halen davalı şirket bu sistemi kullanmaktadır, bildiğim kadarıyla bu sisteme geçiş tüm bayilerle paylaşıldı, ancak ben davacı ile bu sisteme yönelik görüşme yapılıp yapılmadığını bilmiyorum, sistem geçişi gerek maliyet anlamında, gerekse davalı şirketin cirosu da dikkate alındığında tüm bayilerle bu hususun görüşüldüğünü biliyorum, ancak tek tek ne şekilde görüşüldüğünü bilmiyorum, içeriğini bilmiyorum, ama görüşmelerin tebliğ edildiğini biliyorum, Costplast Sistemi yürürlükte iken kiralanan depoların ve pazarlama araçlarının maliyetlerini davalı şirket karşılardı, yani bayinin yapmış olduğu depo giderleri, pazarlama için kullanılan araç giderleri, çalışan personel giderleri, mutfak giderleri dahil tüm giderlerini davalı şirket karşılardı, bu sistemde yapılan tüm giderler bayiler tarafından davalı şirkete fatura edilir, davalı şirket de alacağından yani bayinin borcundan mahsup ederdi, davacı şirket depo giderlerini şayet fatura etmiş ise borcundan mahsup edilmiştir, bu kayıtlarda vardır, depo giderlerini fatura etmedi ise de mahsup edilmemiştir, yapılacak depo v.s.yatırımları bayimiz yapar, yapmış olduğu bu yatırımın giderlerini bize fatura eder, biz de bahsettiğim gibi borcundan mahsup ederiz, davacı tarafın yaptığını söylediği deponun giderlerinin fatura edilip edilmediğini ben bilmiyorum, edilmiş ise borcundan mahsup edilmiştir, sözleşmelerde belirlenen şartlarda depolar yapılmış ise ve kullanılıyor ise bahsettiğim şekilde tüm giderler davalı şirket tarafından karşılanmaktadır, şirkette disbiritör hizmetlerini yöneten Disbiritör Koordinasyon Merkezi diye bölümümüz vardır, yine bayilerimizde kullanmış olduğumuz ve bizim temin ettiğimiz Pansis diye pazarlama programımız vardır, faturalar kesilmeden önce bayilerimizde şirkette bahsetmiş olduğum görevliler karşılıklı olarak teyitleşirler, görüşürler, herşeyi netleştirdikten sonra rakam belirlenir, bundan sonra bayi faturasını keser, davacı firma sözleşme gereklerine benim bölümüm yönünden riayet etmedi, çünkü her dönem davacı şirketten davalı şirketin alacağı oldu, bunu da kesmiş olduğumuz vade farklarını kabul ederek teyit etti, ilk kullanmış olduğumuz Costplast sisteminden iskonto sistemine geçtikten sonra davacı şirketle 2016 yılının 4.ayına kadar çalıştık, zaten 2015'in sonu 2016 yılının başında sistem değişikliğine gittik, bu da yaklaşık 3,5-4 ay kadar etmektedir, Türkiye Genelinde sistem değişikliği gerek bayi yönünden, gerek bizim yönümüzden faydalı oldu, önceki sistemle çalışmış olduğumuz bayilerin yaklakış %80'i ile sistem değişikliğinden sonra da çalışmaya devam ettik, halen de ediyoruz, davacı şirketin gerek depo, gerekse diğer araçların tarafımızdan giderleri karşılanmasına rağmen başka firmaların ürünlerinin dağıtımını yaptığını, yani giderleri bizim tarafımızdan karşılanan araçlarla, başka firmaların bayiliğini yaptığı ürünlerin dağıtımını yaptığını ben davalı firmanın pazarlama müdürlerinden ve yöneticilerinden bizzat duydum, istihbarat çalışmaları sonucu bu şekilde davacı şirketin başkasının ürünlerini pazarladığını tespit ettiklerini söylediler, ancak bizzat benim kendimin böyle bir tespiti yoktur, demiştir.

Davacı tarafça 03.05.2024 tarihinde dava talep arttırım dilekçesi sunduğu ve aynı tarihte tamamlama harcını mahkememiz dosyasına yatırdığı görülmüştür.

Dava, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının, davaya konu davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının haksız ticari uygulamaları ile davacının teminat mektuplarının haksız olarak paraya çevirdiğinin tespitine, davalının ... sistemine aykırı davranışları ve davacının teminat mektuplarını paraya çevirmesi nedeniyle meydana gelen davacı şirketin tüm zararlarından sorumlu olduğunun tespitine ve bu çerçevede; Bankalar ve üçüncü kişiler tarafından başlatılan icra takiplerinden ve açılan davalardan kaynaklanan faiz, vekâlet ücreti, icra tahsil harcı ve icra masrafının tespiti ile HMK. 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı şirket, davacı şirketin distribütörlük anlaşmalarının feshine sebep olduğundan, davacı şirketin bu nedenle mahrum kaldığı kârın en az 20 yıl süre ile davalının sorumlu olduğunun bilirkişi marifetiyle tespiti ile HMK.107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı şirketin, davacı şirketin çalışanlarının iş akitlerinin feshine sebebiyet verdiğinden, bu sebeple ortaya çıkan kıdem ve ihbar tazminatları, izin ücretleri ve sair tüm masraflardan davalının sebep tutarın bilirkişi marifeti ile tespitine ve HMK. 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı şirketin ... sözleşmesine devam etmemesi sebebiyle oluşan müvekkilin kâr kaybının, HMK md. 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı şirketin iade almayı kabul etmiş olduğu ürünleri iadeden daha sonra imtina etmesi sebebiyle meydana gelen davacı şirketin zararının bilirkişi marifeti ile tespitine ve HMK md. 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL’nin davalından dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davacı şirketin ... sistemi için yapmış olduğu depo ve ekipmanlar gibi harcamaların tamamı masraflarının tamamı nedeniyle uğramış olduğu zararın tespiti ile HMK md. 107 uyarınca asgari 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalının ... sistemine aykırı davranışları ve teminat mektuplarını paraya çevirmesi nedeniyle davacı şirketin piyasa değerinde meydana gelen toplam azalmanın bilirkişi marifeti ile tespitine ve HMK md. 107 uyarınca 1.000,00 TL’nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı’nın kötü niyetli ve eylemleri nedeniyle iflas etme aşamasına gelen davacı şirket için 10.000,00 TL manevi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafın davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Kdz.Ereğli/Zonguldak Nöbetçi Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesine talimat yazılarak; Davacı tarafın 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin ticari defterlerini sunması veya bilirkişi incelemesi yapılması halinde ne şekilde hazır edileceğine yönelik beyanda bulunması durumunda dosyanın re'sen seçilecek mali müşavir bilirkişisine tevdi edilerek; Taraflar arasındaki uyuşmazlık konularıyla sınırlı olmak üzere davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak ve davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu tazminat talepleri konusunda zararına yönelik rapor tanzim edilmesinin istenildiği, SMMM bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 15.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı işletmenin sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğunu, davacı işletmenin, davalı işletmenin sözleşmeyi feshi nedeniyle 2015 yılında, yani sözleşmenin feshinden önce 34.549.845,01 TL hasılatının mevcut olduğunu, sözleşmenin feshi ile birlikte 2016 yılında 10.706.434,52 TL hasılat elde ettiğinin ve iflas sürecine girdiği (iflasın ertelenmesi davasının açılmış olduğunun dosyadaki verilerden görüldüğünü), davacı işletmenin davalı işletmenin sözleşmeyi feshi ile zarar ettiği iddiasının kaydı olarak mevcut göründüğünü, davacı işletmenin 2015 yılında 588.963,07 TL kâr elde etmişken, 2016 yılında sözleşmenin feshi ile birlikte ( -) 6.715.304,54 TL zarar elde ettiğini, enflasyon farkı ile birlikte sözleşmenin feshi olmasaydı (enflasyon ve satış artışı oranı olarak paçal %10 alındığı) 6.715.304,54 TL zarar etmeyeceğini, + (588.963,07x%10) 647.859,30 TL kârdan mahrum kaldığını, dolayısı ile = toplam 7.363.163,84 TL zarar ve kâr mahrumiyetinin kaydı olarak mevcut olduğunu, davacı işletmenin sözleşmenin feshi nedeniyle oluşan ve TTK.'nun 122/2 maddesinde belirtilen hak ettiği yasadaki ifadeyle portföy tazminatı tutarının son yıl komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasına tekabül eden gayrisafi kazanç tutarı olan 4.156.725,91 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Kdz.Ereğli/Zonguldak Nöbetçi Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesine talimat yazılarak; Dosyanın önceki SMMM bilirkişisi ... tevdii edilerek; Davacı ve davalı tarafın itirazları doğrultusunda ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, SMMM bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 24.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda; Hem davacının hem de davalının 15.02.2019 tarihli bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlarının somut verilere dayanmadığını, 15.02.2019 tarihli bilirkişi raporundaki görüşlerinin aynı olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Mahkememiz dosyasının SMMM bilirkişisi ..., SMMM bilirkişisi ... ve sözleşmeler konusunda uzman bilirkişi Av....'e tevdi edilerek; Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenerek daha önceki bilirkişi SMMM bilirkişisi ... raporuda değerlendirilmek suretiyle rapor düzenlenmelerinin istenildiği, SMMM bilirkişisi ..., SMMM bilirkişisi ... ve sözleşmeler konusunda uzman bilirkişi Av.... tarafından düzenlenen 06.10.2020 havale tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davalı şirketin 2013-2014 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığını, 2015-2016 yılları ilgili dönem ticari defterlerinin e-defter olduğunu, e-defter uygulamasında açılış tasdikinin aranmadığını, e-defter kapanış beratlarının süresinde yapıldığını, bunun dışında incelenen ticari defterlerin muhasebe usul ve esaslarına uygun şekilde tutulduğunu, ticari defterlerin kendi içerisinde birbirini teyit eder nitelikte olduğunu, davalı şirkete ait incelenen 2013-2014-2015-2016 yılları ticari defterlerine göre taraflar arasında mal alım satımından kaynaklanan bir ticari ilişkinin var olduğunu, dava tarihi itibari ile davacının davalıya 466.078,57 TL tutarında borcunun bulunduğunu, davacı şirket ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan 15.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında da davacının davalıya dava tarihi itibariyle 466.078,57 TL tutarında borcunun bulunduğunun tespit edildiğini, taraf ticari defterlerinin birbirini teyit eder nitelikte olduğunu, davacı şirketin talep etmiş olduğu maddi tazminat kalemlerinin tamamının, davacı şirket ticari defterlerinin incelenmesi sonucu tespit edilecek kalemler olduğunu, davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda söz konusu maddi tazminat kalemleri ile ilgili bazı tespitlerin yapıldığını, mahkemenin söz konusu tespitleri yeterli görebileceği gibi, daha kapsamlı bir rapor almak için davacı şirket ticari defterlerinin bulunduğu Karadeniz Ereğli'deki mahkemeye talimat yazılabileceğinin bildirildiği görülmüştür.

Mahkememiz dosyası içerisine celbedilen Karadeniz Ereğli . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası içerisinde bulunan bilirkişi raporları ile dosyamızın bilirkişi heyetine tevdi edilerek; Tarafların bilirkişi raporuna yönelik itirazları değerlendirilerek teminat mektuplarının nakde çevrildiği tarih ile iflas erteleme dosyası içerisinde bulunan raporlar, davacının ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda alınan raporlardaki tespitlerde davacının talepleri yönünden tek tek inceleme yapılarak davalının savunmaları da değerlendirilerek ek rapor düzenlenmelerinin istenildiği, SMMM bilirkişisi ..., SMMM bilirkişisi ... ve sözleşmeler konusunda uzman bilirkişi Av.... tarafından düzenlenen 18.01.2022 havale tarihli bilirkişi heyet ek raporunda; 06.10.2020 Tarihli Bilirkişi Kurul Raporlarında detaylı olarak belirttikleri gibi davalı şirkete ait incelenen 2013-2014-2015-2016 yılları ticari defterlerine göre taraflar arasında mal alım satımından kaynaklanan bir ticari ilişkinin var olduğunu, dava tarihi itibari ile davacının davalıya 466.078,57 TL tutarında borcunun bulunduğunun tespit edildiğini, davacı şirket ticari defterlerinin incelenmesi sonucu hazırlanan 15.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında da davacının davalıya dava tarihi itibari ile 466.078,57 TL tutarında borcunun bulunduğunun tespit edildiğini, taraf ticari defterlerinin birbirini teyit eder nitelikte olduğunun, mahkemenin tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatinde olursa, davacı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu oluşturulan bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat kalemlerine hükmedebileceğini, zira söz konusu kalemlerin, davacının portföyü ve satış hacmi ile ilgili olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Karadeniz Ereğli Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılarak 2 mali müşavir, 1 sözleşme uzmanı bilirkişiden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti ile davacı şirketin merkezinde, gerekmesi halinde diğer eklentilerinde keşif yapılmak suretiyle taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olup olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin hangi nedenle ve kim tarafından fesih edildiği ve fesih tarihi itibariyle feshin haklı olup olmadığı, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle zararının bulunup bulunmadığı varsa sözleşmenin feshi nedeniyle davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu her bir zarar kalemine ilişkin ayrı ayrı değerlendirme yapılarak ve davalının ticari defterlerinde bilirkişilerce tespit edilen kayıtlar ile davacı tarafından Karadeniz Ereğli . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından görülen iflas erteleme dosyasındaki rapor ve kayıtlar ile davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlar da incelenmek suretiyle ayrıntılı rapor düzenlenmesinin istenildiği, SMMM bilirkişisi ..., SMMM bilirkişisi ... ve sözleşmeler konusunda uzman Av.... tarafından düzenlenen 25.10.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Raporda ayrıntıları belirtilen hesaplamalar neticesinde dönemler itibariyle (2023 dönemi sonu itibariyle 14.713,115,95 TL kâr) hesaplandığını, davalının davacının çalışanlarının iş akitlerinin feshine sebebiyet verdiğinden bu fesihler nedeniyle doğan işçi talepleri ve zararlarının bilirkişi marifet tespiti istenildiğini, davacının 2016 dönemi defter kayıtları tetkikinde ... hesap kodunda İşçi Tazminatları hesabında 58.676,85 TL kayıt yapıldığının, davalının, ... sözleşmesinin devam etmemesi sebebiyle oluşan davacının kâr kaybının 1.000,00 TL'nin işleyecek faiziyle birlikte tahsili talep edildiğini, bu hususta işletmenin 2016 dönemi oluşan zararının 6.715.305,54 TL + 647.859,38 TL (588.963,07 TL + %10 kâr 58.896,31TL kâr eklenerek hesaplanan tutar) = 7.952.127,99 TL kâr kaybının tespit edildiğini, davalı şirketin iade almayı kabul etmiş olduğu ürünleri iadeden daha sonra imtina etmesi sebebiyle meydana gelen zararın bilirkişi marifeti ile tespiti ve şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek faiziyle birlikte tahsili hususunda bir tespit yapılamadığını, davalı şirketin ... sistemi için davacının yapmış olduğu masraflardan doğan zararı tespiti ve şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek faiziyle birlikte tahsili hususunda bir tespit yapılamadığını, davacı şirketin piyasa değerinde meydana gelen azalmadan davalını sorumlu olduğu, meydana gelen zararın bilirkişi marifeti ile tespiti ve şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek faiziyle birlikte tahsili konusunda işletmenin aktif varlıklarının piyasa değeri ve marka değeri bilinmemekte olup taraflarınca tespitinin de mümkün olmadığını, mevcut veriler kapsamında işletmenin değerleme yapılması ve işletmenin dğerindeki azalmanın tespitinin mümkün olmadığını, davalının kötü niyetli ve eylemleri nedeniyle iflas etme aşamasına gelen davacı şirket için 10,000,00 TL manevi zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte talebi konusunun mahkemenin takdirinde olduğunun bildirildiği görülmüştür.

Karadeniz Ereğli Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak, dosyanın önceki bilirkişilere tevdi edilerek tarafların itirazları doğrultusunda ek rapor düzenlenmesinin istenildiği, SMMM bilirkişisi ..., SMMM bilirkişisi ... ve sözleşmeler konusunda uzman Av.... tarafından düzenlenen 26.02.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; Kök raporda belirtilen hususlar dışında farklı bir hususun tespit edilemediğini, kök raporun tekrar ettiklerini beyan etmiştir.

Davacı taraf davalı ile yapılan münhasır bayilik sözleşmesi kapsamında davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle dava dilekçesinde belirttiği hususlarda uğradığı maddi manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın taraflar arasında yapılan sözleşmelerin bayilik sözleşmesi veya tek satıcılık sözleşmesinden hangisi olduğu, davalının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı, sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle veya haksız olarak feshedilip edilmediği, buna göre davacı tarafın maddi manevi tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı noktalarında toplanmıştır.

Bayilik sözleşmesi; sağlayıcı ile bayi/satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen, çerçeve nitelikte ve süreklilik arz eden öyle bir sözleşmedir ki sağlayıcı mallarının tamamını veya bir kısmını satmak üzere bedeli mukabilinde bayiye göndermeyi, bayi de üreticinin veya sağlayıcının dağıtım ağına dahil olarak sözleşme kapsamındaki mal veya hizmetleri kendi adına ve hesabına satıp bu mal veya hizmetlerin sürümünü artırıcı faaliyetlerde bulunmayı üstlenmektedir. Bayilik sözleşmesi, kanunda düzenlenmeyen atipik bir sözleşme olup, geçerliliği herhangi bir şekle bağlı değilse de ispatı yazılı delille mümkündür. Eş söyleyişle, şekil sözleşmenin ispatı için aranmaktadır. Çerçeve sözleşme mahiyetindeki bayilik sözleşmesi bünyesinde farklı unsur ve sözleşmeleri barındırabilir. (Yargıtay .Hukuk Dariresi'nin 28/02/2024 tarih ve : ... Es... Kar.)

Tek satıcılık sözleşmesi; Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir. (Yargıtay .Hukuk Dairesi7nin 28/09/2016 tarih ve ... Es... Kar. Sayılı ilamı)

Her iki sözleşmede belirsiz süreli sözleşmelerden olduğundan dürüstlük kuralına uymak suretiyle taraflarca tek taraflı irade beyanı ve herhangi bir sebebe dayanmak zorunda olmaksızın ileriye dönük olarak feshi mümkündür. Olağan fesih yolu denilen bu halde taraflar olağan fesih hakkının nasıl kullanılacağı ve ihbar süresini kanunda düzenlenmediğinden sözleşmeye hüküm koymak suretiyle düzenleyebileceği gibi dürüstlük kuralına uygun makul bir fesih ihbar süresi verilmek suretiyle kullanılabilecektir. Sözleşmeyi fesheden tarafın karşı tarafa fesih ihbar süresi olarak verdiği sürenin, verilmesi gereken süreden kısa olması halinde fesih haksız hale gelir ve sözleşme hemen sona ermiş olur. Olağanüstü fesihte ise, belirli veya belirsiz süreli sözleşmelerin haklı sebeplere dayanılarak ileriye etkili şekilde ve ihbar süresi verilmeden derhal sona erdirilmesidir.

Taraflar arasında iki adet ve davalı tarafın imzasının bulunmadığı sözleşme bulunduğu, tarafların beyanları dikkate alındığında birinci sözleşmenin Aralık 2013 tarihli olduğu, 2. Sözleşmenin Aralık 2015 tarihli olduğu, her iki tarafında her iki sözleşme kapsamında akdi ilişkiyi ve sözleşme içeriklerini inkar etmedikleri, sözleşmelerin vasıflandırılmasına gelince davalı şirketin benzer sözleşmeleri nedeniyle davacıları farklı benzer davaların görüldüğü Konya Bölge Adliye Mahkemesi .Hukuk Dairesin'in 03/01/2024 tarih ve ... Es... Kar. sayılı ilamında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin bayilik sözleşmesi olarak değerlendirildiği, mahkememizce de taraflar arasındaki ilişkinin "bayilik sözleşmesi" olduğu, bayilik ilişkisi doğrultusunda davacının taleplerinin incelenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Taraflar arasında yapılan ikinci sözleşme ile ilk sözleşmenin hükümlerinin ortadan kaldırıldığı, ikinci yapılan sözleşmenin 12.10.maddesinde; "alacakların vadesinde ödenmemesi hali temerrüt halidir. Temerrüt halinde, başkaca bir ihtar ve uyarıya gerek olmaksızın şirket bayinin teminata vermiş olduğu varlıkları re'sen dilediği fiyat üzerinden ve dilediği şekilde nakde çevirme yetkisine sahiptir." şeklinde, sözleşmenin 24. Maddesinde; "bayi, iş bu sözleşmede belirtilen taahhüt ve yükümlülüklerini kısmen veya tamamen ihlal eder veya kendisine düşen edimlerden herhangi birini kısmen veya tamamen yerine getiremezse, herhangi bir ihtar veya ihbara veya hüküm almaya gerek kalmaksızın şirket sözleşmeyi tek taraflı olarak derhal fesih etmeye yetkilidir. Bayi, bu fesihten dolayıı şirketten hiç bir hak, alacak ve tazminat talebinde bulunamaz....ı) Şirket, yukarıdaki fesih sebepleri dışında, iş bu sözleşmeyi üç ay öncesinden yazılı bildirimde bulunmak kayıt ve şartı ile tek taraflı olarak ve hiçbir gerekçe göstermeden fesih hakkına sahip olup, bu durumda bayi tazminat,yoksun kalınan kar ve benzeri hiçbir nam ve ad altında herhangi bir talepte bulunmamayı kabul ve taahhüt eder." şeklinde düzenleme yapıldığı, anılan hükümler gereğince taraflar sözleşmenin 12.10.maddesinde hangi halde temerrüdün oluşacağının ve teminatların nakde çevrileceğinin, 24.maddesinde de olağan ve olağanüstü fesih sebepleri ile ihbar süresini düzenledikleri, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucundun her iki tarafın ticari defter kayıtlarının örtüştüğü ve 2016 yılı itibariyle davalının davacıdan 466.078,57 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporları kapsamından 2015 yılı dönem sonunda davacının davalıya 5.091.103,37 TL, 2014 yılı dönem sonunda davacının davalıya 2.580.232,94 TL, 2013 yılı dönem sonunda davacının davalıya 329.502,15 TL borcunun olduğu, yine 12/04/2016 tarihinde davalının davacıya ait 6.500.000,00 TL tutarda teminat mektubunu nakde çevirdiği, 2016 yılı teminat mektuplarının nakde çevrildiği tarihde davacının davalıya 6.448.776,14 TL tutarında borcunun bulunduğu, davalı tarafından sözleşmenin olağan veya olağanüstü feshine dair herhangi bir ihtar, bildirim gönderilmediği ancak davacıya ait teminat mektuplarının nakde çevirerek, mal göndermeyerek sözleşmeyi eylemli-fiili olarak tek taraflı ileriye dönük feshettiği, feshin geçerli olduğu, (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi'nin19/11/2020 tarih ve ... Es. ... Kar. sayılı ilamı ve Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 20/10/2022 tarih ve ... Es. ... Kar. sayılı onama ilamı benzer.) her ne kadar fesih tarihi tam olarak tespit edilemese de davalı tarafça 18/05/2019 tarihli dilekçesinde taraflar arasındaki sözleşmenin davacıdan kaynaklı nedenlerle 2016 mart ayında sona erdiğini beyan ettiği, davacının 31/03/2016 tarihinde Karadeniz Ereğli Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Es.... Kar. Sayılı dosyasından iflas erteleme davası açtığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 24.maddesinde iflas erteleme davası açmasının fesih sebebi olarak öngörüldüğü gibi sözleşme gereğince yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi halinin de sözleşmenin feshi sebebi olarak öngörüldüğü, davacının iflas erteleme davası açarak ve sözleşme gereğince ödemesi gereken borçlarını ödemeyerek davalı tarafından tek taraflı sözleşmeninin feshedilmesine sebep olduğu, olağanüstü fesih halinde herhangi bir ihbar süresine gerek bulunmadığı, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmaması nedeniyle davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği gibi davacı şirketin davalı tarafça haklı nedenle sözleşmenin feshetmesine sebebiyet verdiğinden dava dilekçesinde belirtilen her bir kalem yönünden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davanın REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 290,32 TL harç ve 388.017,00 TL ıslah harcı toplamı 388.307,32 TL harçtan mahsubu ile davacı tarafça fazladan yatırıldığı anlaşılan 387.879,72 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya İADESİNE,

  3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

  4. Davalı tarafça sarfına mecbur kalınan 245,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

  5. a)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat yönünden reddedilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/4.maddesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

b)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden manevi tazminat yönünden reddedilen miktar üzerinden AAÜT'ne göre hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

  1. Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansı bulunması halinde ilgilisine İADESİNE,

Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/05/2024

Başkan Üye Üye Katip

  • Bu evrak UYAP-DYS üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

asliyeuyapdysticaretmahkemesiKaynaklanan)(SözleşmedenbeyanındaverilmesinekonyaTazminat

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:40:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim