SoorglaÜcretsiz Dene

Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/479 E. 2024/494 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/479

Karar No

2024/494

Karar Tarihi

8 Temmuz 2024

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :

KARAR NO :

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ...

VEKİLİ :

DAVALILAR : 1-...

  2.  ... .  ... ...

VEKİLİ : Av. ... -

AVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak

DAVA TARİHİ :

KARAR TARİHİ :

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :

Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı kararı kesinleşmiş ise de, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin karar ve 6216 sayılı Kanunun 50/2 maddesi uyarınca dosya re'sen mahkememizin yukarıda belirtilen yeni esas sırasına kaydedilmekle, yapılan açık yargılaması sonunda,

HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

TALEP :

Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 09/12/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı tarafın yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa para verdiğini, müvekkili davacı tarafa yatırdığı para karşılığı belge verildiğini, bu parasının müvekkili davacı tarafa iadesinin gerektiğini ancak müvekkili davacı tarafın verdiği paraları geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkili davacı tarafın parasının iade edilmediğini, davalı tarafın Bankacılık Kanunu 'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK 'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin vs. cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak vs. suçlarından değişik ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, birçok devlet kuruluşunca davalı tarafın denetlendiğini ve denetlemelere ilişkin birçok rapor düzenlendiğini, davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığından bahisle müvekkili davacı taraf ile davalı taraf arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve ayrıca davalı tarafa verilen para nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik aynen ödenmesi kayıt ve şartıyla 1.000 EURO nun faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalılar vekili mahkememize vermiş olduğu 09/01/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin mümkün olmadığı gibi şirketin de kendi paylarını temellük etmesinin (edinmesinin) de mümkün olmadığını, davacı tarafın şirket ortağı olduğuna dair elinde halen varsa hamiline hisse senetlerini üçüncü şahıslara devretme hakkının olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, bu iddianın bağlayıcı yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, davacı tarafın dayandığı belge veya belgelerdeki imzaların müvekkili şirketle veya şirketlerle hiç bir ilgisinin olmadığını, belge veya belgelerdeki imza veya imzaların müvekkili şirket veya şirketlerin yetkililerine ait olmadığını, belge veya belgelerin içeriğini kabul etmediklerini, bu belge veya belgelerde dahi şirket hisse senedi alındığının yazılı olduğunu, bu belge veya belgelerin delil değerinin olmadığını, davacı tarafın hata veya hileye maruz kaldığı ile ilgili talep ve beyanlarının Borçlar Kanununun 31. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dinlenemeyeceğini, kaldı ki müvekkili şirketin veya şirketlerin davacı tarafa yönelik hata veya hile olgusu içerir bir davranışının olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her hangi bir para vermediğini, sunulan delillere göre davacı tarafın şirket paylarını üçüncü kişilerden edindiğini, davacı tarafın iyi niyet kurallarına aykırı davranarak işbu davayı açtığını, davacı tarafın üçüncü kişilerden aldığı şirket hisseleri nedeniyle şirketin kâr ve zararına ortak olduğunu, iyi niyet kurallarına aykırı davranamayacağını, ayrıca Borçlar Kanununun 126. maddesi gereğince şirket ile ortaklar arasındaki davaların 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, varsa davacı tarafın dayandığı belgelerde geçen düzenleme tarihinden veyahut bir an için iddianın doğruluğu halinde bile iddiaya konu paranın verildiği tarihten dava tarihine kadar zaman aşımı süresinin geçtiğini, hatta olayda uygulanması mümkün olmayan sebepsiz zenginleşme ile ilgili Borçlar Kanununun 66. maddesindeki bir yıllık ve on yıllık zaman aşımı sürelerinin de geçtiğini, yine haksız fiiller ile ilgili zaman aşımı süresinin dahi geçtiğini, davacı tarafın iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkili şirketten veya şirketlerden döviz olarak para istenemeyeceği gibi faiz de istenemeyeceğini, davacı tarafın tüm iddia ve taleplerinin hak düşürücü süre ve zaman aşımına uğradığından bahisle davanın öncelikle hak düşürücü süre veya zaman aşımı yönlerinden bunlar olmadığında esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLER, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE :

Dava, şirket ortağı olunmadığının tespiti ile verilen paraların istirdadı istemine ilişkindir.

Mahkememiz 03/07/2020 tarih, ... Esas ... karar sayılı ilamı ile;

"...Resmi Gazete 'nin 07/12/2019 tarih ve 30971 sayılı nüshasında yayınlanan 7194 Sayılı Kanunun 41. maddesi ile 25/03/1987 tarihli ve 3332 Sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması Ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna eklenen geçici 4. maddesindeki "(1)31/12/2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. (2)Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü gereğince;

İŞBU DAVA HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA.

... " şeklinde karar verilmiştir.

Verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmiş, Ankara BAM . Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "... davacının yatırım maksadı ile davalı şirkete para verdiğini, verilen para karşılığında kendisine "ortaklık durum belgesi" ve hisse senetleri verildiğini istenmesine rağmen parasının iade edilmediğini verdiği paranın faizi ile tahsilini, davalı tarafın ise; davacı tarafından davalı şirkete para verilmişse; şirkete ortak olmak maksadıyla verildiğini, kendisine verdiği para karşılığında nominal bedelli hisse senedi verildiğini , davacının şirket pay sahibi olarak şirket kayıtlarına kaydedildiğini Anonim şirket olan davalının 6762 sayılı TK'nın 329 ve 405. maddelerindeki düzenleme gereğince kendi hisselerini temellük etmesinin ve bunun sonucu olarak yatırılan paranın iadesinin mümkün olmadığını aksinin kabulü durumunda ise; davanın süresinde açılmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Yukarıda yapılan açıklama ve tespitler nazara alındığında; taraflar arasında görülmekte olan davanın 05/12/2019 tarihinde 3332 sayılı yasaya eklenen geçici 4. madde kapsamında olduğu göz önünde bulundurulduğunda;

Davacı tarafın; Anayasaya aykırılık itirazları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 152. maddesi ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesi gereğince gerek ilk derece mahkemesince ve gerekse dairemizce ciddi bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesince yasal düzenleme doğrultusunda açılan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik delilleri takdir ve değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatiyle, davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine..." şeklinde karar verilmiştir.

İstinaf mahkemesinin kararı taraf vekillerince temyiz edilmiş, Yargıtay . Hukuk Dairesinin 15/02/2021 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile;

"...taraflar arasında görülmekte olan davanın 05.12.2019 tarihinde 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesiyle 3332 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 4. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle açılan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun bulunduğundan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına..." şeklinde karar verilmiştir.

Yargıtay onama kararı gereği mahkememiz 03/07/2020 tarih, ... Esas ... karar sayılı kararının 13/04/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı kararı kesinleşmiş ise de, Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesinin 03/04/2024 tarih ve ... başvuru sayılı kararı ile;

"...A.Mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B.Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C.Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi (E... , K... ) ile Konya . Asliye Ticaret Mahkemesine (E... , K... ) GÖNDERİLMESİNE,

D.Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE..." şeklinde karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesince verilen karar ve 6216 sayılı Kanunun 50/2 maddesi uyarınca, dosya re'sen mahkememizin yukarıda belirtilen yeni esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.

DAVALI ... YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE; Mahkememizin 13/09/2017 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında davanın kısmen kabulü ile 1.567,93 TL nın faiziyle tahsiline ilişkin kararımız davalı ... yönünden kesinleştiğinden ve bu konuda yeniden yargılama yapılmadığından DAVALI ... YÖNÜNDEN YENİDEN BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, dair karar verilmesi gerekmiştir.

DAVALILAR ... VE ... YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMEDE;

Mahkememizin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına konu olan önceki kararında, 7194 sayılı Kanunun 41. maddesiyle 3332 sayılı kanuna eklenen geçici 4. maddesi gereğince, davanın esası ve bu arada zamanaşımı def'i incelenmeksizin, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Söz konusu kararın istinafı üzerine yine İstinaf Mahkemesince esasa ve zamanaşımına yönelik bir değerlendirme yapılmaksızın istinaf başvurusu reddedilmiştir. İstinaf Mahkemesi kararının temyizi üzerine ise, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda yer verilen ilamı ile, Mahkememiz kararının onandığı ve Mahkememiz kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.

Hukukumuzda kesinleşen mahkeme kararı ile dava taraflarına tanınan hakların ve yüklenen borçların kural olarak kaldırılamayacağı ve değiştirilemeyeceği benimsenmiştir. Fakat, bunun bir istisnası niteliğinde olan ve bireysel başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesince hak ihlaline ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi halinde hak ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için kesinleşen dosyanın yeniden ele alınarak dava hakkında yeniden hüküm tesisine cevaz veren düzenleme, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin 2. fıkrasında yer almaktadır.

6216 sayılı “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun”un 50. maddesinin 2. fıkrasına göre; “Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir... Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.” Yine Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde de aynı yönde bir hüküm öngörülmüştür.

Söz konusu yasal düzenlemelerden anlaşıldığı üzere, kanun koyucu, Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yargılama yapmasına hükmedebilmesi için başvurucunun talepte bulunmuş olmasını aramamıştır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapılmasına re’sen karar verebilmektedir.

6100 Sayılı HMK'nun 374 ve devamı maddelerinde düzenlenen “yargılamanın yenilenmesi” kurumu, talep halinde ve başvurunun yapıldığı derece mahkemesinin kararına bağlı olarak gerçekleşebilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin “yeniden yargılama” yapılmasına karar vermesi halinde ise, talep konusunda ne 6216 sayılı Kanun’da ne Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nde ne de HMK'nda açık herhangi bir hüküm öngörülmemiştir. Ancak T.C. Anayasası'nın 153. maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve “yeniden yargılama” kararına direnilmesinin mümkün olmamasından yola çıkılarak Mahkememizce dava taraflarından herhangi bir talep aranmaksızın dosya yeni esasımıza kaydedilmiş, davanın niteliği gereği dosya üzerinden karar vermek mümkün görülmediğinden duruşma açılarak dava taraflarına tebligat çıkartılmış ve kendilerine iddia ve savunma hakkı tanınmıştır. İş bu davanın Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru üzerine verilmiş olan mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin karar sebebiyle kesinleşen davanın devamı niteliğinde yeniden yargılama yapılmasına yönelik bir dava olması sebebiyle taraf vekillerinin dosyaya yeniden vekaletname ibrazına ve vekaletnamelerini harçlandırmalarına gerek görülmediğinden tebligatlar, varsa tarafların vekillerine yapılmıştır.

Davalı vekili tarafından her ne kadar Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilmesi için adli yargı mercilerinde tüm kanun yollarının tüketilmesinin gerektiği, buna rağmen dosyada Yargıtay ilamına yönelik olarak karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulduğu ve bu sebeple bireysel başvurunun kabul edilemez olduğu belirtilerek davanın usulden reddi savunulmuş ise de, yukarıda belirtildiği gibi Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve “yeniden yargılama” kararına direnilmesinin mümkün olmaması nedeniyle davalı vekilinin savunması yerinde görülmemiştir.

Öte yandan davalı vekili tarafından, başvuru harcı ve peşin karar ilam harcının davacı tarafından dosyaya yatırılması için kendisine ihtaratta bulunulması ve bunun neticesine göre davaya devam edilmesi savunulmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin yeniden yargılamaya yönelik resen karar verebilmesi, davanın yeniden yargılama yapılmak üzere yeni esasımıza kaydı öncesinde davacının talebinin aranmamış olması ve resen yargılamaya başlanması, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nda Anayasa Mahkemesi'nin yeniden yargılama kararı gereğince yargılamaya devam edilmesi halinde davacıdan yeniden başvuru harcı ve peşin karar harcının alınması gerektiği yönünde açık bir düzenleme bulunmaması karşısında, harçlar konusunda davacıya bir ihtar yapılmasına ve davanın yeniden harçlandırılmasına gerek duyulmamıştır.

Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu 13/06/2024 tarihli feragat dilekçesinde özetle; müvekkilinin talebi doğrultusunda davadan feragat ettiklerini, dosyanın kapatılmasına karar verilmesini talep etmiş, duruşmadaki beyanında da feragat beyanını tekrarla feragat doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davadan feragatin karşı tarafın rıza ve onayına gerek duymaksızın davayı esastan sonlandıran bir taraf işlemi olması, davacı vekilinin vekaletnamesinde feragat özel yetkisinin bulunması karşısında, davalı vekilinin başta zamanaşımı olmak üzere diğer savunma ve itirazları değerlendirilmeksizin davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekli olmuştur.

Yargılama Giderleri ve Vekalet Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirme;

Mahkememizin kesinleşen önceki kararı ile, Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararı ile sonradan iptal edilen 7194 sayılı Kanun'un 41. Maddesinde yer alan: "...nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” düzenlemesi gereğince, karar verilmesine yer olmadığına dair kararlar verilerek, tüm harç ve yargılama giderlerinden davalı şirket sorumlu tutulmuş ve maktu vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. İş bu davanın yeniden esas alınarak görülmesine sebep olan Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu kararında, yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmalarını işletme hakkından mahrum bırakılan başvurunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yeniden yargılama yapılmak üzere bu ve buna benzer birçok dava ilgili yargı mercilerine gönderilmiş ve bunun neticesinde davalar re'sen yeni esasa kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.

İlk derece Mahkemeleri, İstinaf Mahkemeleri ve Yargıtay ilgili hukuk dairelerinin benzer davalara ilişkin önceki kararlarında, ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle zamanaşımı def'ileri reddedilmekte iken, özellikle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 22.04.2022 tarih, ... E. ve ... K. sayılı kararı üzerine Yargıtay uygulamasında değişikliğe gidilerek, yukarıda yer verilen yakın tarihli Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere; bu davaların haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğu, zamanaşımı süresinin başlangıç tarihinin şirkete para yatırılan tarih olarak belirlenmesi gerektiği ve para yatırılan tarihten dava tarihine kadar uzamış ceza zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçeleriyle davaların zamanaşımından reddinin gerektiği görüşü benimsenmiş ve bu görüş ilgili İstinaf Mahkemelerince de benimsenerek uygulamada istikrar kazanmıştır. Mahkememizce de benzer davalarda bu görüşe itibar edilerek davanın zamanaşımından reddinin gerektiği kanaatine varılmıştır.

İş bu davanın ve benzer birçok davanın yargısal süreç içerisinde izlediği seyir, davanın Yargıtay'ın yukarıda sözü edilen önceki uygulaması döneminde açılması, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve direnmenin mümkün olmaması nedeniyle Mahkememizce re'sen davanın yeniden esasa alınarak yargılamaya devam edilmesi ve bunun öncesinde davacının herhangi bir talep ve başvurusunun aranmaması, Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuru üzerine vermiş olduğu kararında yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle davacının hukuki mekanizmalarını işletme hakkından mahrum bırakıldığı gerekçesine yer verilmesi, bireysel başvurucunun talebi o yönde olmasa bile Anayasa Mahkemesince hak ihlalinin giderimi için re'sen yeniden yargılama yapılmasına karar verilebilmesi hususları dikkate alındığında; davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesinin hukuki güvenlik ilkesi ile adalet ve hakkaniyete uygun düşmeyeceği vicdani kanaatine varıldığından yargılama gideri ve vekalet ücreti buna göre tayin edilerek, aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Mahkememiz 03/07/2020 tarih ve ... esas, ... karar sayılı kesinleşen kararının 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun'un 50/2. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. Davanın davalılar ... ve ... yönünden FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,

  3. Davalı ... yönünden mahkememizin 13/09/2017 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında davanın kısmen kabulü ile 1.567,93 TL nın faiziyle tahsiline ilişkin kararımız davalı ... yönünden kesinleştiğinden ve bu konuda yeniden yargılama yapılmadığından DAVALI ... YÖNÜNDEN YENİDEN BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

  4. Harçlar Kanununun 22.maddesi gereğince alınması gerekli maktu 285,07TL karar ilam harcının peşin alınan 823,18TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 538,11TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine,

  5. Suçüstü ödeneğinden karşılanan 10,00TL tebligat masrafı terkin sınırının altında kaldığından bu giderin davacıdan tahsili için harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına,

  6. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  7. Davanın niteliği ve yukarıda açıklanan gerekçeler dikkate alınarak davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, yaptığı yargılama masraflarının kendisi üzerinde bırakılmasına,

  8. Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalanın karar kesinleştiğinde kendilerine iadesine,

Dair; Taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/07/2024

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararyapılanedilebilirkabul-konyaolduğunaihlal...olmadığınayönündendavalıvekilicevapgönderilmesinedeğerlendirmedeyenidenreddine"edildiğineverilmesine

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim