SoorglaÜcretsiz Dene

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/730 E. 2024/515 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Daire / Kategori

Mahkeme Kararı

Esas No

2019/730

Karar No

2024/515

Karar Tarihi

10 Temmuz 2024

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K.

T.C.

KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR

ESAS NO :

KARAR NO :

BAŞKAN : ... ...

ÜYE : ... ...

ÜYE : ... ...

KATİP : ... ...

DAVACI : ... - (T.C. Kimlik No: ...)

VEKİLLERİ :

DAVALI : ... - (T.C. Kimlik No: ...)

VEKİLLERİ :

DAVA : ADİ ORTAKLIĞIN TASFİYESİ

DAVA TARİHİ :

KARAR TARİHİ :

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

Davacı vekili 17/12/2019 tarihli dilekçesiyle; taraflar arasında 24/10/2014 tarihinde, Konya . Noterliği'nin 24/10/2014 gün ve ... yevmiye numaralı işlemiyle 5 yıl süreli adi ortaklık sözleşmesi kurulduğunu, sürenin 24/10/2019 tarihinde sona erdiğini, davalı ortağın ortaklıktan ayrılmak için davacı üzerinde kurduğu yoğun baskı, davacının ekonomik sıkıntıları ile ortaklığın satışını yaptığı bazı taşınmazların tapularını davalının ilgili kişilere devretmemesi karşısında, davalı tarafın istediği şekilde 10/06/2018 tarihli ayrılma protokolü düzenlendiğini, düzenlenen bu protokolün 6098 s. TBK.'nin 28. maddesinde tanımlanan aşırı yararlanma hükümleri gereğince geçersiz olduğunu, ortaklığın fiilen de tasfiye edilmediğini, ortaklık adına kayıtlı olan ... plakalı aracın halen tasfiye edilmeyip ortaklık adına kayıtlı bulunduğunu, ortaklığın çalışanlarının dahi kıdem tazminatı davalarının bulunduğunu, davacının ekonomik olarak batması sonucu 10/06/2018 tarihli sözleşme ile kendisinin yanıltıldığını, davalının aşırı yararlanmasının bulunduğunu ve ortaklığın tüm borçlarını kendisinin ödemek zorunda kaldığını anladığını, davacının ortaklık hesapları nedeniyle davalıdan yaklaşık 11.000.000 TL. civarında alacaklı olduğunu, ortaklığın yaptığı bir kısım işlerin de halen tamamlanmadığını, davalının ortaklıktan çıktığının tespiti için Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sırası üzerinden dava açtığını, Borçlar Kanunu hükümlerine göre usulüne uygun tasfiye yapılmadığını beyan ederek, davacı ile davalı arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine, davacının adi ortaklığa verdiği avanslar ile adi ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payının bilanço hesabı yapıldıktan sonra en yüksek yasal faizi ile davacıya iadesine, 2014 - 2019 yıllarına ait kâr paylarının her yıl için ayrı ayrı en yüksek reeskont faizi işletilerek davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davacı vekili 30/09/2020 tarihli duruşmadaki tavzih beyanlarıyla da; diğer taleplerinin fesih ve tasfiye talepleri içerisinde yer alan talepler olduğunu, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi dışında ayrı bir davalarının bulunmadığını beyan etmiştir.

Davacı vekili 13/02/2020 tarihli dilekçesinde de davalarının adi ortaklığı tasfiyesi davası olduğunu beyan etmiştir.

Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.

Davalı vekili, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazı ile (tasfiye protokolüne rağmen davacının bu davayı açamayacağı gerekçesiyle) aktif husumet yokluğu, nispi harç alınması gerektiği itirazlarında bulunmuş, bu davanın Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı davası ile birleştirilmesini veya ilgili davanın sonucunun beklenilmesini istemiş, taraflar arasında önce 07/06/2018 tarihli protokol düzenlendiğini sonra 10/06/2018 tarihli fesih ve tasfiye protokolü ile ortaklığın sonlandırıldığını, adi ortaklığın herhangi bir faaliyetinin de kalmadığını, aşırı yararlanma iddialarının doğru olmadığını, davalının geriye dönük olarak ortaklık adına bonolar düzenlemesi nedeniyle kendisi hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığına ... soruşturma sayılı dosya üzerinden şikayetçi olduklarını beyan ederek davanın esastan da reddini istemiştir.

Taraflarca, (Mahkememizce ihtiyari sayılan) arabuluculuk son tutanağı sureti, Konya . Noterliği'nin 24/10/2014 gün ve ... yevmiye nolu adi ortaklık sözleşmesi ve 10/06/2018 tarihli adi ortaklığın tasfiyesi sözleşmesi, 07/06/2018 tarihli adi ortaklığın tasfiyesi sözleşmesi fotokopileri, aşırı yararlanma iddiasına dayanak teşkil eden Konya, ... , ... Mah. ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ait tapu senedi fotokopisi, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyalarına sunulan uzman görüşleri fotokopileri dosyamıza sunulmuş, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı davasına ilişkin ilgili belge suretleri ve Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasına ilişkin ve bu dosya üzerinden açılan Konya . Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı davasına ilişkin ilgili belge suretleri dosyamıza getirtilmiş, tarafların tacir olup olmadığı araştırılmış, davacının bildirdiği ... plakalı aracın UYAP trafik kaydı çıkartılmış ve taraf tanıkları dinlenilmiştir.

İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;

Dava, "Adi Ortaklığın Tasfiyesi" davasıdır.

Somut olayda ; taraflar arasında Konya . Noterliği'nin 24/10/2014 gün ve ... yevmiye nolu işlemiyle 5 yıl süreli adi ortaklık sözleşmesi düzenlenmiş, sürenin de dava açılmadan önce 24/10/2019 tarihinde sona erdiği, taraflar arasında 10/06/2018 tarihli adi ortaklığın tasfiyesi sözleşmesi yapılarak, taraflar arasındaki akdedilmiş olan ortaklığa ve ibralara ilişkin önceki sözleşmelerin de geçersiz hale geldiğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.

Dava dilekçesinde davanın "adi ortaklığın tasfiyesi" davası olarak vasıflandırılması, dava dilekçesinde fesih talebinin bulunmaması, davacı vekilinin 30/09/2020 tarihli duruşmadaki tavzih beyanları ve 13/02/2020 tarihli dilekçesindeki beyanları, davadan önce düzenlenen 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolü içeriği ve adi ortaklığın süreli olup sürenin davadan önce sona ermesi göz önünde bulundurularak Mahkememizce de davanın sadece "adi ortaklığın tasfiyesi" davası olduğu, ayrıca fesih talebinin bulunmadığı kabul edilmiştir.

Her iki tarafın tacir olup olmadığı araştırılmış, her iki tarafın bilanço esasına göre ticari defter tutan tacir olmaları nedeniyle mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

Davalı taraf, zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, davaya uygulanması gereken zamanaşımı bulunmadığından zamanaşımı itirazı reddedilmiştir.

Davanın maktu harca tabi olması nedeniyle, davalının eksik harç bulunduğu ve tamamlattırılması gerektiği yönündeki savunmaları kabul edilmemiştir.

Davalı taraf, taraflar arasındaki 10/06/2018 tarihli sözleşmenin davacı tarafından da imzalanmış olması nedeniyle davacının bu davayı açamayacağını (aktif husumet sıfatının bulunmadığını) savunmuş ise de, taraflar arasındaki adi ortaklığın tarafı olarak davacının, adi ortaklığın tasfiye davasını açmakta aktif husumet sıfatının bulunduğu kabul edilerek, bu itiraz da kabul edilmemiştir.

Davacı tarafın, tasfiye davasına ilişkin iddialarını; 1) aşırı yararlanma nedeniyle 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolünün geçersizliğine ve 2) tasfiyenin fiilen tamamlanmamış olmasına dayandırdığı görülmüştür.

Davalı tarafından Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sırası üzerinden davalıya karşı adi ortaklığın feshedildiğinin tespiti için dava açılmış, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2020 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamıyla davacının davasının kabulüne karar verilmiş, karara karşı istinaf yoluna gidilmesi üzerine Konya BAM . HD.'nin 19/10/2022 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamıyla davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı da temyiz yoluna gidilmesi üzerine Yargıtay . HD.'nin 09/11/2023 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamıyla BAM kararı onanmış ve 09/11/2023 tarihinde kesinleşmiştir.

Davalının, bu dava açılmadan önce 03/07/2019 tarihinde, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sırası üzerinden taraflar arasındaki adi ortaklığın feshedildiğinin tespiti (dava mahkemesince bu şekilde vasıflandırılmış ise de, ilgili dava dilekçesinde davacının taraflar arasındaki adi ortaklıktan taraflar arasında düzenlenen protokol tarihi olan 10/06/2018 tarihinde çıktığının tespiti) davası açtığı görülmüş, davalının mahkememizdeki dava ile bu davanın birleştirme talebi yerinde görülmemiş ancak, taraflar arasında düzenlenen 10/06/2018 tarihli protokolün geçerli olup olmadığı yönünden sonucu beklenilmiş, ilgili mahkeme tarafından da hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.

Sonucu beklenilen Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı ilamında, tasfiye protokolünün geçerli olup olmadığı verilen kararın mahiyeti gereğince değerlendirilmediğinden, Mahkememizce tasfiye protokolünün geçerli olup olmadığı değerlendirilmiş, 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolündeki imzaların taraflarca inkar edilmemesi bu protokolün geçersizliğine dair aksi yönde kesinleşmiş bir ilamın bulunmaması karşısında 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolünün geçerli olduğu kabul edilmiştir.

Davacı vekiline, aşırı yararlanma nedeniyle 10/08/2018 tarihli sözleşmenin geçersizliğine ilişkin iddialarının gerekçesi sorulmuş, davacı vekili 16/12/2020 tarihli dilekçesiyle, adi ortaklık tarafından dava dışı ...'e satılan dükkanın tapusunun davalı tarafından bu kişiye devredilmemesinin, 10/06/2018 tarihli sözleşmenin davacı tarafından imzalanmasının en büyük nedenlerinden birisi olduğunu beyan etmiştir.

Davalı vekili ise ... ait taşınmazın tapu kaydını ibraz etmiş ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuştur. Aşırı yararlanma iddiasına gerekçe gösterilen ...'e ait taşınmazın tapu senedinin incelenmesi sonucu, Konya, ..., ... Mah. ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 11/06/2018 tarihinde davacı ve davalı tarafından ...'e satış yoluyla devredildiği anlaşılmıştır. 6098 s. TBK'nin 28/2. maddesine göre de, aşırı yararlanma halinde bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak 1 yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak 5 yıl içinde aşırı yararlanmadan doğan hakların kullanılabileceği belirlenmiştir. ...'e devredilmesi gereken dükkanın tapu devrinin 11/06/2018 tarihinde yapıldığı, aşırı yararlanmaya ilişkin hakların bu tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde kullanılması gerekirken, mahkememizdeki davanın bu süre geçtikten sonra 17/12/2019 tarihinde açıldığı görüldüğünden, aşırı yararlanma iddiasına ilişkin hak düşürücü sürenin geçtiği kabul edilmiş, davacının aşırı yararlanma iddiaları kabul edilmemiştir.

Davacı vekiline, mahkememizdeki bu davanın gerekçesi olarak ileri sürdüğü tasfiyenin tam olarak bitirilmemesinin gerekçeleri (adi ortaklığa ait hangi malvarlıklarının 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolünde yer almadığı) sorulmuş, davacı vekili dava dilekçesinde, 16/12/2020 ve 21/12/2021 tarihli dilekçeleri ile 10/07/2024 tarihli duruşmadaki beyanlarıyla, taraflar arasındaki adi ortaklık adına kayıtlı ... plakalı aracın ve ... sitesinin 10/06/2018 tarihli protokolde yer almadığını beyan etmiştir.

... plakalı aracın UYAP trafik kaydı çıkartılmış, davacı ve davalı adına kayıtlı olduğu belirlenmiştir.

Davalı vekili ise, 03/05/2021 ve 01/06/2022 tarihli dilekçeleri ve duruşmalardaki beyanlarıyla, davalının bu araç üzerinde herhangi bir mülkiyet iddiasının bulunmadığını, bu araç üzerindeki davalının hissesini davacıya devretmeye hazır olduklarını, daha önce de devretmek istemelerine rağmen davacının devralmadığını, taraflar arasındaki 10/06/2018 tarihli sözleşmenin 2/h ve 2/i maddeleri başta olmak üzere, diğer sözleşme maddelerinden de 10/06/2018 tarihli protokol gereğince davalıya bırakılması gereken taşınmazlar dışında davalının hiçbir hak talebinin bulunmadığının açıkça belirtildiğini, kaldı ki ... sitesinin tarafların yaptığı ilk inşaatlardan olup tamamen bitirildiğini ve dairelerin satıldığını hatta, davacı adına kayıtlı olan aynı bina ve site içerisindeki ... nolu bağımsız bölümün de 29/09/2017 tarihinde davalıya devredildiğini, tarafların ... sitesi nedeniyle herhangi bir hak ve alacaklarının kalmadığını, herhangi bir hak ve alacağın bulunmadığı sitenin 10/06/2018 tarihli protokolde yer almasının da beklenmeyeceğini beyan etmiştir.

Davacı taraf, davalının bu beyanına karşı ... sitesinin hangi sebeplerle tasfiyeye dahil olması gerektiğini, tamamlanmayan tasfiye işlemlerinin neler olduğunu, bu sitenin neden 10/06/2018 tarihli ortaklık protokolünde yer alması gerektiğini ortaya koyamamış, bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. Diğer yandan ... plakalı araca yönelik olarak davalı tarafın kendi hissesini davacıya devretmeye hazır olduğunu beyan etmesi, bu aracın tamamen davacıya ait olması gerektiği konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmaması, yine taraflar arasındaki 10/06/2018 tarihli tasfiye sözleşmesinin 2/h, 2/i, 5 ve 6. maddeleri hükümleri göz önünde bulundurulduğunda ... plakalı aracın tasfiye protokolünde yer almamasının tasfiyenin tamamlanmadığı anlamına gelmeyeceği kabul edilmiştir.

Yargıtay . HD.'nin 24/12/2018 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadı ile benzer nitelikteki emsal içtihatlarına göre de, "Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleriyle alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır."

6098 s. TBK.'nin 644. maddesine göre de kural olarak, "Ortaklığın sona ermesi hâlinde tasfiye, yönetici olmayan ortaklar da dâhil olmak üzere, bütün ortakların elbirliğiyle yapılır." 6098 s. TBK'nin 644/2. maddesine göre ise, "...Bu konuda anlaşamamaları hâlinde, ortaklardan her biri, tasfiye görevlisinin hâkim tarafından atanması isteminde bulunabilir."

Yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadından ve benzer nitelikteki içtihatlar ile yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, adi ortaklığın tasfiyesi; adi ortaklığa ait malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkartılmasıdır. Dolayısıyla 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolünü her iki ortak birlikte düzenlemiş, önceki tasfiye sözleşmesinin geçersiz olduğunu kararlaştırmış ve adi ortaklığa ait olan malvarlığını, borç ve alacakları kendi aralarında paylaşmışlar ve birbirlerini tamamen ibra etmişlerdir.

Taraflar arasındaki 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolünün 5. maddesine göre, "... adi ortaklık sözleşmesi ve harici ortaklıklar ve vekaleten satışlardan kaynaklı olarak taraflar birbirini ibra ederler." sözleşmenin 6. maddesine göre de, "ortakların sözleşmedeki inşaat imalatlarından kaynaklı olarak ortaklık sözleşmesinde belirtilen ve taraflarca tedarik edilen sermaye hususunda tarafların birbirlerinden alacakları da mevcut değildir." Sözleşmenin 2/e, 2/g, 2/h, 2/i, 3. maddelerinde de davalının bu tasfiye protokolünde yazılı hakları dışında başka bir talebinin bulunmadığı belirtilmiş, borçlardan hangi tarafın sorumlu olacağı kararlaştırılmıştır.

Davalının sunduğu ve davalı ile dava dışı kişi arasındaki, davacının ciro ettiği çek nedeniyle, davalının sorumlu olmadığına ilişkin Konya . İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı takibin iptaline ilişkin kararının gerekçesinde ve bu karara ilişkin Konya BAM . HD.'nin ... E. ... K. sayılı ilamının gerekçesinde taraflar arasındaki 10/06/2018 tarihli adi ortaklık tasfiye sözleşmesi ile adi ortaklığın tasfiye edildiği kabul edilerek takibin iptali davası kabul edilmiş, bu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş, tasfiyenin yapıldığına dair Mahkememizde de delil teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.

Davalının sunduğu 2 ayrı uzman görüşü, davalı ile dava dışı 3. kişiler arasındaki başka bir mahkemedeki ihtilafa ilişkin olduğundan doğrudan davamız ile ilgili olmadığı kabul edilmiş, hükme esas alınmamıştır.

Taraflar arasındaki 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolü ile taraflar arasındaki adi ortaklığa ait bütün mal, hak ve borçların paylaştırılıp tasfiyenin yapıldığı, paylaştırılan malların resmi devirlerinin yapılmamasının (örneğin ... plakalı aracın, davalıya ait hissesinin noterde davacıya devredilmemesinin) sadece paylaşmanın bile tasfiye olarak kabul edilmesi karşısında, tasfiyenin yapıldığını kabule engel teşkil etmediği, tasfiye protokolüne göre davacıya verilmesi gereken taşınmazlar ve araç konusunda davalının herhangi bir itirazının bulunmadığı, davacının makul süre tanıyıp, karşı tarafa ihtar göndererek resmi olarak yapılmayan araç devri ile varsa diğer taşınmaz devirlerini sağlayabileceği sonucuna varılmıştır.

Kaldı ki, mahkeme aracılığıyla yapılan tasfiyelerde de nasıl ki adi ortaklığın borçlarının malvarlığından fazla olması halinde, borçlardan hangi ortağın hangi oranda sorumlu olduğu belirlenip, borç fiilen ödenmediği halde tasfiyenin sona erdiği kabul edilmekte ise, tarafların yaptığı tasfiyeye yönelik paylaşımda da fiilen bir kısım devirlerin yapılmaması ve 3. kişilere olan borçların bitmemesi tasfiyenin tamamlanmadığı anlamına gelmeyecektir.

Mahkememizce 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolü ve tasfiyeye dahil olup, tasfiye protokolünde yer almayan ... plakalı araca yönelik davalının devre hazır olduklarına dair beyanları ve bu protokolde davalının protokolde yazılanların dışında başka bir hak ve alacağının bulunmadığına dair genel beyanları ile Sözleşmedeki ibra beyanları göz önünde bulundurularak, taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin tamamen tasfiye edildiği kabul edilmiştir.

Taraflar arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin, davadan önce düzenlenen 10/06/2018 tarihli tasfiye protokolü ile tamamen tasfiye edildiğinin kabul edilmesi karşısında da, davacı tarafından tekrar bu adi ortaklığın tasfiyesi davasının açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olup, her aşamada ve re'sen değerlendirilmesinin gerektiği sonucuna varılmış, davacının davasının hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;

1-DAVACININ DAVASININ HUKUKİ YARAR DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,

  1. Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL. maktu ret karar ve ilam harcından, peşin alınan 44,40 TL. harcın mahsubu ile kalan 383,20 TL. harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

  2. Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan yargılama giderlerinin davacının kendi üzerinde bırakılmasına,

  3. Davalı tarafından yapılan 76 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  4. Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı vekilleri için 17.900 TL. maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  5. (Mahkememizce ihtiyari de sayılan) Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.320 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

  6. Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen ilgili taraflara iadesine,

Dair ; davacı ve vekilleri ile davalı ve vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/07/2024

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

(T.C.Kimlik...asliye...)Noticaretmahkemesidavacı-hükümdavalıkonya

Kaynak: karar_mahkeme

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:36:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim