Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/830 E. 2024/463 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Mahkeme Kararı
2023/830
2024/463
27 Haziran 2024
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin enerji sektörü ve enerji sektöründeki ürünlerin ticareti ile uğraşmakta olduğunu, davalı tarafından verilen farklı tiplerde tüp siparişi ve bu siparişlerin depozito ücretleri hususunda müvekkil şirketin alacağının bulunduğunu, bu alacağa ilişkin müvekkil ... Tic. Ltd. Şti. tarafından 31.07.2023 tarihli, ... belge numaralı ve 66.548,16 TL bedelli fatura tanzim ederek davalı ...'na teslim ettiğini, davalının sözü geçen fatura kapsamında bakiye borcunun 66.548,16 TL (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) olduğunu, davalının müvekkil şirketin bakiye borcunu tahsil istemine olumlu dönüş sağlamadığını, defalarca uyarılmasına rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını ve davalı aleyhine, Konya . İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, izah edilen hususlara binaen davalının, Konya .İcra Dairesi'nin ... E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli takibe itirazının iptali ile icra takibinin devamını, alacağın likit olması nedeniyle asıl alacağın %20' sinden az olmamak kaydıyla davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilin bugüne kadar davacı şirket ile yapmış olduğu tüm alım satımlardan kaynaklanan ödemelerini tam ve zamanında yerine getirdiğini, herhangi bir borcunun bulunmadığını, ancak davacı tarafın 31.07.2023 tarihli, ... numaralı faturaya dayanarak müvekkilin borcu olduğunu iddia ettiğini ve yine bu faturaya dayanarak müvekkil aleyhine icra takibi başlattığını, kendilerinin icra takibine haklı olarak itiraz ettiklerini ve icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkilin 31.07.2023 tarihli, ... numaralı faturaya 05.08.2023 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiğini, ancak davacı tarafın kötü niyetli olarak fatura itiraz sistemi üzerinden bu itirazı almadığını, açıklanan sebepler neticesinde; davanın reddi ile davacının % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİLİMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 66.548,16 TL asıl alacak ve 621,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.169,43 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 31/07/2023 tarihli 66.548,16 TL bedelli faturanın gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın asıl alacak üzerinden hükümden düşürülmesi için de eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya ve takibe konu faturadaki malların davalıya teslim edilip edilmediği, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin davalıdan alacaklı olup olmadığı, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin davalıdan olan alacaklarını davacıya temlik edip etmediği, davacının temlikten kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, davacı tarafça davalıya mal teslimi yapılıp yapılmadığı, davacının mal tesliminden kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı, davacının hem alacağın temlik alınmasından hem de mal tesliminden kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı ile varsa takip tarihi itibariyle tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Davacı vekili, 07/03/2024 tarihli tavzih dilekçesi ile davaya ve takibe konu faturanın 56.400,00 TL'lik kısmının dava dışı ... Ltd. Şti.'den temlik alınan alacağa, bakiye 10.148,16 TL'lik kısmının ise mal satışına dayalı olduğunu belirtmiştir.
Davacının alacağın temlikine dayalı olarak alacak isteminde bulunabilmesi için temlik edilen alacağın gerçek bir alacak olması gerekir. Temlik edilen alacağın gerçek bir alacak olmadığı durumlarda temlik sözleşmesi üçüncü kişiye karşı temlik alana hak bahşetmez. Dolayısıyla davacının temlik edenin davalıdan 56.400,00 TL tutarında alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir. Temlik edenin davalıdan alacaklı olup olmadığının tespiti amacıyla temlik eden ticari defterlerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmiş ise de ihtarname tebliğine rağmen defter ibraz edilmediğinden bu konuda inceleme yaptırılamamıştır.
Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 18/04/2024 tarihli bilirkişi raporu ile takibe konu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, yine davalının dava dışı temlik edene borçlu olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı tespit edilmiştir.
Takibe konu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmaması karşısında davacının fatura nedeniyle alacaklı olduğu iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Ancak davacı bu yönde yazılı bir delil ibraz etmediği gibi davalı tarafa yemin teklifinde de bulunmamıştır. Dolayısıyla davacının faturaya konu hizmetin davalıya sunulduğunu usulünce ispatlayamaması nedeniyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davanın reddine karar verilmesi karşısında takibe itirazın haksız olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davacının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Alacağın varlığının ispatlanamaması tek başına kötüniyet göstergesi olamayacağından davalının tazminat isteminin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davanın REDDİNE,
-
Tarafların tazminat istemlerinin ayrı ayrı REDDİNE,
-
Peşin alınan 800,63 TL harçtan alınması gereken 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,03 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
-
Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
-
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-
Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden, A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
-
Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/06/2024
Katip Hakim
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_mahkeme
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09