SoorglaÜcretsiz Dene

KİK Kararı: 2026/UH.II-491

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kamu İhale Kurumu Kararı

Karar No

2026/UH.II-491

Karar Tarihi

11 Şubat 2026

Başvuru Sahibi

Türk Philips Tic. A.Ş.

İdare

URLA DEVLET HASTANESİ

İhale

2025/2354388 İhale Kayıt Numaralı "36 AYLIK BT GÖRÜNTÜLEME HİZMET ALIMI" İhalesi

KAMU İHALE KURULU KARARI

Toplantı No : 2026/007

Gündem No : 56

Karar Tarihi : 11.02.2026

Karar No : 2026/UH.II-491


BAŞVURU SAHİBİ:

Türk Philips Tic. A.Ş.,

İHALEYİ YAPAN İDARE:

Urla Devlet Hastanesi Başhekimliği,

BAŞVURUYA KONU İHALE:

2025/2354388 İhale Kayıt Numaralı “36 Aylık BT Görüntüleme Hizmet Alımı” İhalesi

KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:

Urla Devlet Hastanesi Başhekimliği tarafından 27.01.2026 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen “36 Aylık BT Görüntüleme Hizmet Alımı” ihalesine ilişkin olarak Türk Philips Tic. A.Ş.nin 06.01.2026 tarihinde yaptığı şikâyet başvurusunun, idarenin 12.01.2026 tarihli yazısı ile reddi üzerine, başvuru sahibince 21.01.2026 tarih ve 206268 sayı ile Kurum kayıtlarına alınan 21.01.2026 tarihli dilekçe ile itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuştur.

Başvuruya ilişkin olarak 2026/251 sayılı itirazen şikâyet dosyası kapsamında yapılan inceleme neticesinde esas inceleme raporu tanzim edilmiştir.

KARAR:

Esas inceleme raporu ve ekleri incelendi.

İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle,

  1. Teknik Şartname’de yer alan “1.8: Spiral moddaki 360 (üçyüzaltmış) derecelik tam rotasyonda, en kısa zamanı en fazla 0.35 (sıfırotuzbeş) saniye olacaktır.” düzenlemesinin, 12.01.2026 tarihli ve 2 no’lu zeyilname ile “1.8: Spiral moddaki 360 (üçyüzaltmış) derecelik tam rotasyonda, en kısa zamanı en fazla 0.35 (sıfırotuzbeş) veya derin öğrenmeli cihazlarda 0.48 (sıfırkırksekiz) saniye olacaktır.” şeklinde değiştirildiği, anılan düzenlemenin mevcut halinin Canon firmasının Aquilion Serve model cihazına işaret ettiği, şöyle ki; kardiyak çalışmalar için olmazsa olmaz alt sınır olarak literatürde yer edinen 0.35 saniyelik rotasyon süresinin, Canon Markasının Aquillon Serve model cihazına avantaj sağlayacak şekilde 2 no’lu zeyilname ile ifadenin başına “derin öğrenmeli sistemlerde” ifadesi eklenerek 0.48 saniye olarak revize edildiği, dolayısıyla daha yavaş dönen bir sistemin kabul edildiği, fakat, derin öğrenmenin, x-ışın tüpünün daha yavaş dönmesinin eksikliğini nasıl kompanse edeceğinin belirsizliğini koruduğu, yüksek seviyede tüp gücü ve bunun getirdiği daha az dozda daha hızlı çekim ve derine nüfuz etme kabiliyetleri ile de bir alakası bulunmadığı, diğer marka ya da markaların talepleri değerlendirilerek söz konusu talepler doğrultusunda yapılan değişiklikler neticesinde cihaz segmentinin düşürülmesi gerçekleştirilirken daha üst bir segmentte olan ve çok daha fazla klinik fayda sağlayabilecek olan tüm 128 kesit Philips CT sistemleri portföyünün anılan madde ile ihaleden dışlandığı,

  2. Anılan Şartname’nin 2.1’inci maddesinde yer alan “derin öğrenmeli sistemler” ifadesi ile bir yanıltmaca yapıldığı, kardiyak için gereken hızlı rotasyon süresi ve tüp gücünden feragat edildiği, bunun da hastaların güncel standart hale gelmiş kardiyak çekim hizmetinden hakkıyla faydalanamama ve klinik tanıyı olumsuz etkileyecek bir seviyeye düşüş anlamına geldiği, anılan maddenin Canon firmasının diğer firmalara nazaran daha düşük özelliklere sahip cihaz ile ihaleye katılmasını sağladığı, oysaki aynı markanın 0.35 sn ve hatta daha hızlı rotasyon sürelerine sahip 7.5 MHU’luk tüp kullanan gerçekten kardiyak çekimlerine uygun sistemlerinin de bulunduğu, fakat maddenin bu hali ile 5 MHU’luk tüp kullanan ve rotasyonu 0.48 saniye olan CT sistemlerinin diğer üreticilerin 0.35 rotasyon süreli ve yüksek tüp kapasiteli sistemlerinden avantajlı olmalarının önünün açıldığı, derin öğrenme algoritmalarının tüm üretici markalarda olmakla beraber bazı çekimler için altın standart olmuş yüksek tüp kapasitesi ve hızlı rotasyon sürelerine fiziki anlamda bir katkı sunamadığından konuyla alakasız olan bu husus nedeniyle haksız rekabetin önünün açıldığı, kaldı ki, düşük anot ısı kapasiteli ve düşük akım (mA) değerli BT cihazlarının kardiyak çekimlerde koroner damarların artefaktsız olarak görüntülenmesi, obez hastaların detaylı biçimde taranabilmesi ve çok fazlı (örneğin karaciğer trifazik) dinamik incelemelerin etkin şekilde yapılabilmesi için teknik olarak yetersiz olduğu, bu tür işlemlerin tek seferde, kesintisiz ve güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesi için BT sistemlerinin en az 128 kesit alabilmesi ve anot ısı kapasitesinin 7 MHU veya üzerinde olması gerektiği, maximum akım değerinin en az 600mA olması gerektiği aksi halde cihazın tüp ısısının hızla yükselmesi, ardışık çekimlerde sistemin otomatik olarak duraklamasına veya görüntü kalitesinin düşmesine yol açtığı, bu itibarla daha düşük anot ısı kapasiteli cihazların kullanılmasının hasta güvenliği ile tanısal doğruluğu olumsuz etkileme riski taşıdığı, koroner BT anjiyografi tetkikleri gibi yüksek enerji gerektiren incelemelerde de düşük anot ısı kapasitesi nedeniyle görüntü kalitesi ve işlem sürekliliğinin olumsuz etkileneceği, öte yandan “derin öğrenmeli sistemler”in isminden de anlaşılacağı üzere öğrenmeye devam eden teknolojiler olup kullanılan derin öğrenme ağlarının sürekli olarak yeni veriyle beslenmeye devam etmek zorunda olduğu, dolayısıyla derin öğrenme teknolojisi halen eğitilmeye devam ettiği için hasta güvenliği açısından endişe oluşturduğu, Teknik Şartname’nin muhtelif maddelerinde yer alan ‘’derin öğrenmeli’’ ifadesinin Canon markasının Aquilion Serve sistemine işaret ederek bu sisteme avantaj sağladığı, Canon markasının Aquilion Serve sisteminde kullanılan Pure Vision dedektör, 0,35 saniye rotasyon süresinin, yalnızca 50 kW jeneratör gücü ve 5 MHU düşük tüp anot ısı kapasitesi ile sınırlı olan ve ihalelerde avantaj elde etmek için çıkarılmış bir ara model olduğu, ayrıca anılan maddede en az ibaresinin olmasının rekabeti kısıtlayıcı bir unsur olmaktan maddeyi çıkarıyor gibi görünse de hastaların gerekli seviyede tanı almasını engelleyecek bir cihaza avantaj sağlanmasına ve diğer markaların (Philips, GE ve Siemens) daha üstün modelleriyle yarıştırılıp avantaj elde etmesine sebep olduğu,

  3. Anılan Şartname’de “2.3: Röntgen tüpü anod ısı kapasitesi 128 kesit sistemlerde en az 7.0 MHU, veya derin öğrenmeli 160 kesit sistemlerde en az 5 MHU olmalıdır.” düzenlemesinin yer aldığı, modern 128 kesitli BT sistemlerinde anot kapasitesinin yaygın olarak 7 MHU ve üzeri olduğu, 5 MHU değerine izin verilmesinin yoğun merkezlerde ısınma, bekleme ve görüntü kalitesinde düşüş riski doğurduğu, anılan maddede yer alan en az ibaresi ile rekabeti daraltacak bir durum söz konusu değilmiş gibi gözükse de Philips, GE ve Siemens gibi değerli markaların daha üstün modelleriyle, Canon markasının 16 kesitli bilgisayarlı tomografi sistemlerinde kullandığı tüp ve jeneratör gücü değerleri ile aynı özelliklerde olan ve ihalelerde avantaj elde etmek için piyasaya çıkarılmış bir ara model ile yarıştırılmasının söz konusu olduğu ve haksız rekabete yol açıldığı, zira 128 kesitli sistemlerin ihaleleri incelendiğinde kardiyak yapabilme kriterleri de göz önünde bulundurularak güçlü x-ışın tüpü ve olabildiğince hızlı (0.35 sn rotasyon süreli) sistemlerin yarıştırıldığının görüleceği, mevcut pazarda bu nitelikte ve eşit rekabet koşullarında yarışabilecek her markada modeller varken “derin öğrenmeli” sistemler ifadesi ile daha düşük x-ışın tüpü güç oranına sahip bir markaya avantaj sağlandığı, derin öğrenme algoritmaları ile tüp gücünün sağlayacağı daha derine nüfuz ederek daha temiz görüntü elde edebilme kabiliyeti arasında bir bağlantı bulunmadığı, aynı şekilde derin öğrenme algoritması ile tüpün rotasyon hızının kardiyak görüntülemeler için gerekli olan 0.35 saniye rotasyon süresinin 0.48 saniyeye çekilmesiyle oluşacak kaybın telafisini nasıl sağladığının da tartışma konusu olduğu, kaldı ki, düşük anot ısı kapasiteli BT cihazlarının kardiyak çekimlerde koroner damarların artefaktsız olarak görüntülenmesi, obez hastaların detaylı biçimde taranabilmesi ve çok fazlı (örneğin karaciğer trifazik) dinamik incelemelerin etkin şekilde yapılabilmesi için teknik olarak yetersiz olduğu, bu tür işlemlerin tek seferde, kesintisiz ve güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesi için BT sistemlerinin en az 128 kesit alabilmesi ve anot ısı kapasitesinin 7 MHU veya üzerinde olması gerektiği, aksi halde cihazın tüp ısısının hızla yükselmesi, ardışık çekimlerde sistemin otomatik olarak duraklamasına veya görüntü kalitesinin düşmesine yol açtığı, bu itibarla, ihalede talep edildiği şekliyle daha düşük anot ısı kapasiteli cihazların kullanılmasının hasta güvenliği ile tanısal doğruluğu olumsuz etkileme riski taşıdığı, özellikle ihale konusu kurum gibi yoğun BT çekimlerinin yapıldığı merkezlerde, bu tür cihazlarda ısınma problemleri ve çekim aralıklarında zorunlu beklemelerin kaçınılmaz hale geleceği, nitekim, koroner BT anjiyografi tetkikleri gibi yüksek enerji gerektiren incelemelerde de düşük anot ısı kapasitesi nedeniyle görüntü kalitesi ve işlem sürekliliğinin olumsuz etkileneceği, Canon markasının Aquilion Serve sisteminde kullanılan Pure Vision dedektör, 0,35 saniye rotasyon süresinin, yalnızca 50 kW jeneratör gücü ve 5 MHU düşük tüp anot ısı kapasitesi ile sınırlı olan ve ihalelerde avantaj elde etmek için çıkarılmış bir ara model olduğu ve 5 MHU tüp anot ısı kapasitesi ve 50 kW jeneratör gücünün Canon markasının 16 kesitli bilgisayarlı tomografi sistemlerinde kullandığı tüp ve jeneratör gücü değerleri ile aynı olduğu, diğer ana üreticilerin gerçek 128 kesit ve 7,0-8,0 MHU aralığında tüp kullanan, 38-40 mm dedektör mimarisine sahip gerçek kardiyak kabiliyetindeki cihazları ile yarıştırıldığı ve Canon Marka Aquillon Serve model cihazın bariz avantajlı konuma geçmesine sebebiyet verildiği,

  4. Anılan Şartname’de yer alan “Madde 4.34.3: Sistemle birlikte 1 adet bağımsız tanı konsolu verilecektir. Bağımsız tanı konsolu: Yazılım, retrospektif olarak elde edilmiş koroner anjiyo görüntülerini derin öğrenme teknolojisini kullanarak koroner vasküler ağacı otomatik olarak görselleştirmeli ve damar etiketleme işlemini yapabilmelidir. RCA, CX, LAD damarlarına ait reformat çizimlerini ve vasküler segmentasyon işlemini otomatik olarak yapabilmelidir. Elde edilen reformat görüntüler üzerinden stenosu otomatik olarak saptayabilmeli ve alan darlık/çap darlık oranını ve lezyon boyutunu kantifiye edebilmelidir. Elde edilen sonuçlar PDF formatında çıktı olarak verebilmeli ve PACS a gönderebilmelidir. Yazılım, BT cihazı için verilen garanti süresince kurulacak ve güncellemesi yapılacaktır.” düzenlemesi ile söz konusu konsolun son derece ayrıntılı ve bütünleşik fonksiyonları sağlamasının şart koşulduğu, bu düzenlemenin, teknik ihtiyaçların fonksiyonel ve performans esaslı tanımı niteliğinde olmayıp; belirli bir yazılım mimarisini, belirli bir otomasyon seviyesini ve fiilen sınırlı sayıda üretici tarafından sağlanabilen entegre bir ürün yapısını tarif eder nitelikte olduğu ve eşdeğer klinik sonuçlar üretebilen ancak farklı mimarilerle çalışan yazılım çözümlerinin ihale kapsamı dışında bırakıldığı, Koroner BT anjiyo analizinde; damar segmentasyonu, stenoz değerlendirmesi, kantifikasyon ve raporlama işlemleri, piyasada farklı üreticiler tarafından farklı teknik yaklaşımlar, yarı otomatik veya modüler yazılımlar aracılığıyla sağlanabilmekte olup, bu çözümlerin klinik açıdan eşdeğer sonuçlar sunabildiği, buna rağmen, yazılımın mutlaka derin öğrenme tabanlı, tam otomatik ve tek bir iş akışı içinde çalışan bir yapıda olması yönünde şart konulmasının ihtiyacın tanımlanması sınırlarını aşarak, belirli marka veya ürünlerin tarif edilmesi sonucunu doğurduğu, anılan maddede istenilen özelliklerin mevcut pazarda hangi firma tarafından satıldığı veya nereden ne şekilde temin edilebileceği ile ilgili de çelişkiler ve bilinmezlikler bulunduğu,

  5. Aynı Şartname’de “Madde 5.1.5. İş istasyonunda ve cihaz konsolunda retrospektif olarak elde edilmiş koroner anjiyo görüntülerini derin öğrenme veya akıllı yazılım teknolojisini kullanarak koroner vasküler ağacı otomatik olarak görselleştirmeli ve damar etiketleme işlemini yapabilmelidir. RCA, CX, LAD damarlarına ait reformat çizimlerini ve vasküler segmentasyon işlemini otomatik olarak yapabilmelidir. Elde edilen reformat görüntüler üzerinden stenozu otomatik olarak saptayabilmeli ve alan darlık/çap darlık oranını ve lezyon boyutunu kantifiye edebilmelidir. Elde edilen sonuçlar PDF formatında çıktı olarak verilebilmeli ve PACS’a gönderilebilmelidir. Çekim sonrası elde edilen görüntüler, tüm postprosesing işlemleri, yüklenici firma teknisyenleri tarafından tam ve eksiksiz yapılmış olarak raporlamaya hazır şekilde, rutin çekimler anında, çekim sonrası işlem gerektiren çekimler için acil ve yatan hastalarda çekimden en geç 1 (bir) saat sonra, poliklinik hastaları için çekimle aynı gün içinde hastane pacs, hbys sistemlerine ve raporlama entegrasyon sistemine aktarılacaktır.” düzenlemesinin yer aldığı, söz konusu düzenlemenin teknik ihtiyaçların fonksiyonel ve performans esaslı tanımı niteliğinde olmayıp; belirli bir yazılım mimarisini, belirli bir otomasyon seviyesini ve fiilen sınırlı sayıda üretici tarafından sağlanabilen entegre bir ürün yapısını tarif eder nitelikte olduğu, anılan düzenlemenin bu derece detaylandırılması suretiyle, eşdeğer klinik sonuçlar üretebilen ancak farklı mimarilerle çalışan yazılım çözümlerinin ihale kapsamı dışında bırakıldığı, koroner BT anjiyo analizinde; damar segmentasyonu, stenoz değerlendirmesi, kantifikasyon ve raporlama işlemlerinin, piyasada farklı üreticiler tarafından farklı teknik yaklaşımlar, yarı otomatik veya modüler yazılımlar aracılığıyla sağlanabildiği ve bu çözümlerin klinik açıdan eşdeğer sonuçlar sunabildiği, buna rağmen, yazılımın mutlaka derin öğrenme tabanlı, tam otomatik ve tek bir iş akışı içinde çalışan bir yapıda olması yönünde şart konulmasının ihtiyacın tanımlanması sınırlarını aşarak, belirli marka veya ürünlerin tarif edilmesi sonucunu doğurduğu, anılan maddede istenilen özelliklerin mevcut pazarda hangi firma tarafından satıldığı veya nereden ne şekilde temin edilebileceği ile ilgili de çelişkiler ve bilinmezlikler bulunduğu, 1 no’lu zeyilname ile maddeye eklenen “veya akıllı yazılımlar kullanarak” ifadesinin halihazırda rekabeti önler nitelikte olduğu ve maddede belirtilen özelliklerdeki ürünlerin bulunması ve teminini kısıtladığı,

  6. “1.2. Gantri öne ve arkaya doğru en az ± (artı/eksi) 30° (otuz derece) eğim (tilt veya dijital tilt) yapacaktır.” düzenlemesinin “1.2. Gantri öne ve arkaya doğru en az ± (artı/eksi)24°(yirmidört derece) eğim (tilt veya dijital tilt) yapacaktır.” şeklinde değiştirilmesi gerektiği, idare tarafından söz konusu talebin pozisyon verilemeyen immobil hastalarda gantriye verilebilen eğim açısının klinik açıdan önem arz ettiği gerekçesiyle uygun görülmediği, ancak anılan maddede “dijital tilt” ifadesinin “fiziksel tilt” ile eşdeğer bir alternatif olarak düzenlenmiş olmasının teknik ve mantıksal açıdan açık bir çelişki oluşturduğu, zira fiziksel gantri tilti; gantrinin mekanik olarak eğilmesini sağlayan, hasta pozisyonlandırmasını ve ışın geometrisini doğrudan etkileyen donanımsal bir özellik iken, dijital tilt yalnızca görüntü rekonstrüksiyonu aşamasında uygulanan yazılımsal bir işlem olup, özellikle immobil hastalarda fiziksel gantri tiltinin sağladığı klinik fonksiyonları ikame edebilecek nitelikte olmadığı, kaldı ki, güncel tüm sistemlerde çekim sonrasında görüntüler üzerinde istenilen açılanmanın yazılımsal olarak yapılabilmesinin mümkün olduğu, dolayısıyla fiziksel gantri tiltinin klinik gereklilik olduğu yönündeki gerekçe ile taleplerinin reddedilmesi ve aynı maddede dijital tilt seçeneğinin kabul edilmesinin GE Markasının Maxima model sistemini uyumlu kıldığı, firmalarını açık olarak rekabetin dışında bıraktığı, maddenin mevcut hali ile kalması üzerine sadece Philips ürünlerinin ihale dışı bırakıldığı, Teknik Şartname’nin iç tutarlılığını ortadan kaldırarak belirsiz ve yoruma açık hale gelmesine neden olduğu,

  7. Anılan Şartname’nin “1.7…Toplam dedektör eleman sayısı en az 47.000 olmalıdır.” düzenlemesinin “1.7. Toplam dedektör eleman sayısı en az 43.000 olmalıdır.” şeklinde değiştirilmesi gerektiği, söz konusu talebin “dedektör eleman sayısının görüntü çözünürlüğünü doğrudan etkilediği” ve “birden fazla firmanın yeni teknolojide iştirakine uygun olduğu” gerekçeleriyle uygun görülmediği, ancak dedektör eleman sayısının, görüntü çözünürlüğünü tek başına ve mutlak olarak belirleyen bir parametre olmadığı, eleman boyutu, dedektör geometrisi, z-ekseni kolimasyon, fokal spot boyutu ve kullanılan rekonstrüksiyon algoritmaları gibi birçok teknik unsurun birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle yalnızca toplam eleman sayısına dayalı bir eşik belirlenmesi ve bu değerin düşürülmesinin çözünürlüğü doğrudan ve kaçınılmaz biçimde düşüreceği yönündeki değerlendirmenin, teknik olarak objektif ve ölçülebilir bir gerekçeye dayanmadığı, öte yandan, teknik şartnamenin farklı maddelerinde benzer nitelikteki teknik kriterlere ilişkin yapılan bazı taleplerin, rekabeti artırdığı ve teknik olarak kabul edilebilir toleranslar içerdiği gerekçesiyle uygun görüldüğü; buna karşın anılan maddeye ilişkin olarak sunulan ve benzer teknik mahiyete sahip zeyil talebinin, aynı yaklaşım uygulanmaksızın reddedildiği, söz konusu durumun eşit muamele ilkesine aykırılık teşkil ettiği, diğer marka ya da markaların talepleri değerlendirilerek söz konusu talepler doğrultusunda yapılan değişiklikler neticesinde cihaz segmentinin düşürülmesi gerçekleştirilirken daha üst bir segmentte olan ve çok daha fazla klinik fayda sağlayabilecek olan tüm 128 kesit Philips CT sistemleri portföyünün anılan düzenlemedeki dedektör eleman sayısı değeri sebebi ile ihaleden dışlandığı iddialarına yer verilmiştir.

Başvuru sahibinin iddialarının değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.

  1. Başvuru sahibinin 1, 2, 3, 4 ve 5'inci iddialarına ilişkin olarak:

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhalelere yönelik başvurular” başlıklı 54’üncü maddesinde "İhale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabilecekler, bu Kanunda belirtilen şekil ve usul kurallarına uygun olmak şartıyla şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabilirler.

Şikâyet ve itirazen şikâyet başvurulan, dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yollarıdır.

Şikâyet başvuruları idareye, itirazen şikâyet başvurulan Kuruma hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle yapılır.

Dilekçelerde aşağıdaki hususlara yer verilir:

d) Başvurunun konusu, sebepleri ve dayandığı deliller.

…Başvurular üzerine ihaleyi yapan idare veya Kurum tarafından gerekçeli olarak;

…c) Başvurunun süre, usul ve şekil kurallarına uygun olmaması, usulüne uygun olarak sözleşme imzalanmış olması veya şikâyete konu işlemlerde hukuka aykırılığın tespit edilememesi veya itirazen şikâyet başvurusuna konu hususun Kurumun görev alanında bulunmaması hallerinde başvurunun reddine, karar verilir…” hükmü,

Anılan Kanun’un “İdareye şikâyet başvurusu” başlıklı 55’inci maddesinde “Şikâyet başvurusu, ihale sürecindeki işlem veya eylemlerin hukuka aykırılığı iddiasıyla bu işlem veya eylemlerin farkına varıldığı veya farkına varılmış olması gereken tarihi izleyen günden itibaren 21 inci maddenin (b) ve (c) bentlerine göre yapılan ihalelerde beş gün, diğer hallerde ise on gün içinde ve sözleşmenin imzalanmasından önce, ihaleyi yapan idareye yapılır…” hükmü,

Aynı Kanun’un “Kuruma itirazen şikâyet başvurusu” başlıklı 56’ncı maddesinde “İdareye şikâyet başvurusunda bulunan veya idarece alınan kararı uygun bulmayan aday, istekli veya istekli olabilecekler tarafından 55 inci maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen hallerde ve sürede, sözleşme imzalanmadan önce itirazen şikâyet başvurusunda bulunulabilir…

Kurum itirazen şikâyet başvurularını başvuru sahibinin iddiaları ile idarenin şikâyet üzerine aldığı kararda belirlenen hususlar ve itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesinin ihlal edilip edilmediği açılarından inceler..." hükmü,

İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelik’in “Başvuru süreleri” başlıklı 6’ncı maddesinde “ (1) İdareye şikâyet süresi; ihale sürecindeki şikâyete konu işlem veya eylemlerin farkına varıldığı veya farkına varılmış olması gerektiği tarihi izleyen günden itibaren Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine göre yapılan ihalelere yönelik başvurularda beş gün, diğer hallerde on gündür.

(3) Kuruma itirazen şikâyet süresi; şikâyet veya itirazen şikâyet üzerine idare tarafından alınan iptal kararına karşı yapılacak başvurularda beş gün, diğer hallerde on gündür. ” hükmü,

“Sürelerle ilgili genel esaslar” başlıklı 7’nci maddesinde “ (1) Süreler;

b) Ön yeterlik veya ihale dokümanının ilana yansımayan hükümleri için dokümanın EKAP hesabına giriş yapılarak indirildiği tarihi, zeyilnameye yönelik başvurularda ise zeyilnamenin bildirildiği tarihi,…izleyen günden itibaren başlar... ” hükmü,

“Başvuruların şekil unsurları” başlıklı 8’inci maddesinin onuncu fıkrasında “ İdarenin şikâyet üzerine aldığı kararda belirtilen hususlar hariç, şikâyet başvurusunda belirtilmeyen hususlar itirazen şikâyet başvurusuna konu edilemez. ” hükmü,

İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğ’in “Kurum tarafından yapılacak işlemler” başlıklı 12’nci maddesinin ikinci fıkrasında “ …İdareye başvuru konularının yanı sıra yeni konular da eklenerek Kuruma başvurulması halinde ise, itirazen şikâyet başvurusunun incelenmesinde idareye başvurusu konusu edilmeyen hususlar dikkate alınmaz. ” açıklaması yer almaktadır.

İhale işlem dosyası incelendiğinde başvuru sahibinin söz konusu iddialarının 06.01.2026 tarihinde idareye yapmış olduğu şikâyet başvurusuna konu edilmediği, anılan iddialara ilk kez 21.01.2026 tarihinde Kurum kayıtlarına alınan itirazen şikâyet başvurusunda yer verildiği, idarece şikâyet başvurusuna verilen cevapta da bahse konu hususlara ilişkin herhangi bir ifadenin bulunmadığı tespit edilmiştir.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhalelere Yönelik Başvurular” başlıklı 54’üncü maddesinde, ihale sürecindeki hukuka aykırı işlem veya eylemler nedeniyle bir hak kaybına veya zarara uğradığını veya zarara uğramasının muhtemel olduğunu iddia eden aday veya istekli ile istekli olabileceklerin anılan Kanunda belirtilen şekil ve usul kurallarına uygun olmak şartıyla şikâyet ve itirazen şikâyet başvurusunda bulunabileceği belirtilmiş ve şikâyet ve itirazen şikâyet başvurularının, dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yolları olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanun’un “İdareye şikâyet başvurusu” başlıklı 55’inci maddesinde ihale sürecindeki işlem veya eylemlerin hukuka aykırılığı iddiasıyla idareye şikâyet başvurusu yapılabileceği, anılan Kanun’un “Kuruma itirazen şikâyet başvurusu” başlıklı 56’ncı maddesinde ise idareye şikâyet başvurusunda bulunan veya idarece alınan kararı uygun bulmayan aday, istekli veya istekli olabileceklerin Kuruma itirazen şikâyet başvurusunda bulunabileceği belirtilmiştir.

Bahse konu Kanun maddeleri bir arada değerlendirildiğinde, ihale sürecinde hukuka aykırı olduğu iddia edilen işlem ve eylemlere karşı olarak dava açılmadan önce genel olarak iki aşamalı bir idari başvuru yolunun öngörüldüğü, aday, istekli veya istekli olabileceklerin öncelikle ihaleyi yapan idareye başvuru yapması gerektiği, şayet şikâyet üzerine alınan karar uygun bulunmaz veya şikâyet üzerine idarece herhangi bir karar alınmaz ise Kamu ihale Kurumu’na başvuruda bulunulabileceği anlaşılmaktadır.

Nitekim İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelik’in “Başvuruların şekil unsurları” başlıklı 8’inci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan hüküm ile İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğin “Kurum tarafından yapılacak işlemler” başlıklı 12’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan açıklaması 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda Kurum’a verilen yetki çerçevesinde şikâyet başvurusunda belirtilmeyen hususların itirazen şikâyet başvurusuna konu edilemeyeceğini açıkça ifade etmektedir.

Dolayısıyla; söz konusu mevzuat hükümleri uyarınca, başvuru sahibi tarafından öncelikle idareye şikâyet başvurusunda bulunulması gerektiğinden ve bu iki aşamalı idari başvuru yolunda şikâyet yoluna başvurulmadan itirazen şikâyet yoluna başvurulamayacağından, şikâyet başvurusunda ileri sürülmeyen iddiaların da itirazen şikâyet başvurusunda ileri sürülmesi mümkün olamayacaktır.

Bu çerçevede şikâyet başvurusu; Kurul kararının alınmasından önceki süreçte uyuşmazlık konusu hususla ilgili tarafların haklarını veya mevcut hukuki durumlarını sınırlayan ya da değiştiren bir zorunlu idari başvuru yolu olup; idarelere kendi vakıa, gerekçe ve delillerini ileri sürme fırsatı tanıyarak Kurul kararına ilişkin idari usulün bir parçası olması nedeniyle, önemli bir usûlî güvence teşkil etmektedir.

Netice itibarıyla, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca idareye şikâyet başvurusunda dile getirilmeyen hususların; şikâyet başvurusu üzerine idare tarafından alınan kararda belirtilen hususlar hariç, itirazen şikâyet başvurusuna konu edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Buna göre, başvuru sahibinin iddialarının şekil yönünden reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Diğer taraftan uyuşmazlık konusu olan iddianın bunu ileri süren istekliler tarafından, iddia konusu hususun farkına varıldığı veya farkına varılmış olması gerektiği tarihi izleyen 10 gün içerisinde bu iddiaları incelemek ve sonuçlandırmakla yetkili makamlar nezdinde ileri sürülmesi de gerekmektedir.

Buna göre, idareye şikâyet başvurusunda dile getirilmeyen hususların itirazen şikâyet başvurusuna konu edilemeyeceği anlaşılmakla birlikte, idareye sunulan şikâyet dilekçesinde bulunmayan ancak Kuruma sunulan itirazen şikâyet dilekçesinde yer alan iddiaların incelenmesinin Kamu İhale Kurumunun yetkisi dâhilinde olduğu ileri sürülse dahi, söz konusu iddianın, farkına varıldığı veya varılmış olması gerektiği tarihi izleyen günden itibaren 10 gün içerisinde ileri sürülme zorunluluğu bulunmaktadır. Dolayısıyla süresinde ileri sürülmeyen iddiaların da süre aşımı sebebiyle Kurum tarafından incelenmesi mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla, başvuru sahibinin 2, 3, 4 ve 5’inci iddialarının, uyuşmazlığa konu hususun öğrenilmiş olduğu 06.01.2026 tarihini izleyen günden itibaren on gün içinde yazılı şekilde şikâyet başvurusuna konu etmesi gerekirken bu süre geçtikten sonra 21.01.2026 tarihinde Kuruma itirazen şikâyet başvurusunda bulunduğu anlaşıldığından başvuru sahibinin anılan iddialarının süre yönünden de reddedilmesi gerektiği,

Netice itibarıyla, başvuru sahibinin 1’inci iddiasının şekil yönünden, 2, 3, 4 ve 5’inci iddialarının ise hem şekil hem de süre yönünden reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

  1. Başvuru sahibinin 6’ncı iddiasına ilişkin olarak:

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel İlkeler” başlıklı 5’inci maddesinde “ İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur. ” hükmü,

Anılan Kanun’un “Şartnameler” başlıklı 12’nci maddesinde “ İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin teknik kriterlerine ihale dokümanının bir parçası olan teknik şartnamelerde yer verilir. Belirlenecek teknik kriterler, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olacak, rekabeti engelleyici hususlar içermeyecek ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlayacaktır.

Teknik şartnamelerde, varsa ulusal ve/veya uluslararası teknik standartlara uygunluğu sağlamaya yönelik düzenlemeler de yapılır. Bu şartnamelerde teknik özelliklere ve tanımlamalara yer verilir. Belli bir marka, model, patent, menşei, kaynak veya ürün belirtilemez ve belirli bir marka veya modele yönelik özellik ve tanımlamalara yer verilmeyecektir. ” hükmü,

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Teknik şartname” başlıklı 16’ncı maddesinde “(1) İşin teknik ayrıntılarını ve şartlarını gösteren bir teknik şartname hazırlanarak ihale dokümanına dahil edilir. Teknik şartnamelerde belirlenecek teknik kriterlerin, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olması, rekabeti engelleyici hususlar içermemesi ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlaması zorunludur. Bu şartnamelerde yerli isteklilerin katılımını engelleyici düzenlemelere yer verilemez.

(2) Teknik şartnamede, varsa ulusal ve/veya uluslararası teknik standartlara uygunluğu sağlamaya yönelik düzenlemeler de yapılır. Bu şartnamede teknik özelliklere ve tanımlamalara yer verilir. Belli bir marka, model, patent, menşei, kaynak veya ürün belirtilemez ve belirli bir marka veya modele yönelik özellik ve tanımlamalara yer verilemez. Ancak, ulusal ve/veya uluslararası teknik standartların bulunmaması veya teknik özelliklerin belirlenmesinin mümkün olmaması hallerinde "veya dengi" ifadesine yer verilmek şartıyla marka veya model belirtilebilir.” hükmü,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: 36 AYLIK BT GÖRÜNTÜLEME HİZMET ALIMI

ç) Miktarı: 36 AYLIK BT GÖRÜNTÜLEME HİZMET ALIMI;

BİLGİSAYARLI TOMOGRAFI GÖRÜNTÜLEME HIZMET ALIMI -89910000 PU…

Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: Urla Devlet Hastanesi” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin “Sistemin Ana Ünitelerinin Detaylı Tanımlanması ve Teknik Özellikleri” başlıklı kısmının “Tarama Ünitesi ve Dedektör Sistemi” başlıklı bölümünde “…

1.2) Gantri öne ve arkaya doğru en az ± (artı/eksi) 30° (otuz derece) eğim (tilt veya dijital tilt) yapacaktır…” düzenlemesi yer almaktadır.

İtirazen şikayete konu ihalenin “36 Aylık BT Görüntüleme Hizmet Alımı” olduğu, söz konusu ihalede 28 adet ihale dokümanı indirildiği, 27.01.2026 tarihinde yapılan ihaleye 8 isteklinin katıldığı anlaşılmaktadır.

Teknik Şartname’nin “Tarama Ünitesi ve Dedektör Sistemi” başlıklı bölümünde gantrinin öne ve arkaya doğru en az ± (artı/eksi) 30° (otuz derece) eğim (tilt veya dijital tilt) yapması gerektiği anlaşılmakta olup başvuru sahibi tarafından söz konusu eğimin en az ± (artı/eksi) 24° (yirmi dört derece) olarak değiştirilmesi gerektiği iddia edilmektedir.

Başvuru sahibi tarafından Teknik Şartname’nin “Tarama Ünitesi ve Dedektör Sistemi” başlıklı bölümünün 1.2’nci maddesinde yer alan düzenlemesi için idareye yapılan şikayet başvurusu incelendiğinde; şikayet dilekçesinde anılan iddiaya ilişkin olarak “Klinik pratikte ±24° eğim beyin (ör. orbito-meatal düzlem hizalaması), sinüs, servikal vertebra veya lomber bölge gibi çekimlerin tamamı için yeterli kabul edilmektedir. 30°ye kadar olan açı, teorik olarak biraz daha fazla pozisyonlama esnekliği sunsa da günlük kullanımda gerek duyulmamaktadır. Örneğin, beyin BT’de OM düzlemini hizalamak için genellikle ±20° eğim yeterli olduğu klinik olgularda bilinmektedir. Sonuç olarak klinik anlamda 30° yerine 24° olması, hiçbir görüntü kalitesi veya protokol kaybına yol açmayacaktır.” ifadelerine yer verildiği,

İdare tarafından söz konusu şikayete verilen cevabi yazıda “Mevcut teknik şartnamede belirtilen özellik, özellikle pozisyon verilemeyen inmobil hastalarda gantriye verilebilen eğim açısı önem teşkil etmektedir. Bu nedenle, talep edilen özellik bu hizmeti kısıtlayacağından talebiniz uygun görülmemiştir.” ifadelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıya aktarılan hükümlerden, idarelerin ihtiyaçlarını belirleme ve bu yönde ihale dokümanı hazırlama hususunda 4734 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde sayılan temel ilkelere bağlı kalmak kaydıyla serbest olduğu, bu bağlamda, idarelerin yapılacak ihalelerde saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu olduğu, teknik şartnamelerin idarenin alım konusu ihtiyacına göre hazırlanacağı ve bu ihtiyacı karşılayacak ürünlerin teknik kriterlerine ihale dokümanının bir parçası olan teknik şartnamelerde yer verileceği, belirlenecek teknik kriterlerin, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olması, rekabeti engelleyici hususlar içermemesi ve bütün istekliler için fırsat eşitliğini sağlaması gerektiği, teknik şartnamede belirli bir marka veya modele yönelik özellik ve tanımlamalara yer verilemeyeceği, teknik şartnamedeki düzenlemelerin, ihale komisyonu ile muayene ve kabul komisyonunca yapılacak inceleme ve değerlendirmelerde tereddüt oluşturmayacak şekilde açık olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Başvuru sahibinin şikayet dilekçesinde belirttiği ±24° eğimin ihale konusu işin gerçekleştirilmesi için yeterli olduğu, 30°ye kadar olan açı, teorik olarak biraz daha fazla pozisyonlama esnekliği sunsa da günlük kullanımda gerek duyulmadığına yönelik ifadelerinden anılan 30° eğimin ihale konusu işin gerçekleştirilmesine engel nitelikte olduğunun anlaşılmadığı, idarenin şikayete cevabından da anılan düzenlemenin söz konusu işin gerçekleştirilmesi, özellikle de pozisyon verilemeyen inmobil hastalar açısından önem arz ettiği, ayrıca itirazen şikâyet başvurusu kapsamında yer alan iddiaların kendi firmalarının farklı segment/cihaz/sistemiyle ihaleye katılabilmesi için Teknik Şartname maddelerinde değişiklik yapılması gerektiğine yönelik olduğu, itirazen şikâyet başvuru dilekçesinde de bunun “maddenin mevcut hali ile kalması üzerine sadece Philips ürünlerinin ihale dışı bırakıldığı…” şeklinde açıkça ifade edildiği, anılan düzenleme kapsamında, isteklilerin Teknik Şartname’de belirtilen özellikleri karşılayan veya daha üst özelliklere sahip farklı model cihazları teklif etmesinde bir engel olmadığı,

Teknik şartnamelerin, idarelerin ihtiyaçlarını karşılama noktasında hazırlandığı ve idarelerin ihtiyaçlarını belirlemesi açısından takdir yetkisi bulunduğu, her firmanın farklı teknik özelliklerde cihazlara sahip olabileceği, idarenin farklı cihazlara ilişkin özellikleri dikkate alarak ihtiyacını belirleme zorunluluğunun bulunmadığı, farklı cihazların şartname maddelerine uygun olup olmaması kriterlerinin göz önünde bulundurulmasından önce esas olanın kamu ihale mevzuatına aykırı olmamak kaidesiyle idarenin kendi ihtiyaçlarını en etkili ve verimli şekilde temin etmesine imkân sağlayacak düzenlemelerin olması gerektiği, kaldı ki başvuru sahibinin iddialarında 30° eğimin ihale konusu işin gerçekleştirilmesini engeller nitelikte olduğunun ifade edilmediği, kendisine ait ürünlerin ihale dışı bırakıldığının iddia edildiği, diğer bir deyişle söz konusu iddiaların isteklinin teklif etmek istediği farklı segment/model cihazının Teknik Şartname’ye uygun hale getirilmesini sağlamak amacıyla ileri sürüldüğünün anlaşıldığı, ayrıca, başvuru sahibinin idarenin cevabı üzerine itirazen şikayet dilekçesinde belirttiği dijital tinte yönelik iddiaları incelendiğinde ise söz konusu düzenlemede “ tilt veya dijital tilt” ifadelerine yer verildiği, diğer bir deyişle veya ifadesi kullanılarak iki farklı seçenek sunulduğu, dolayısıyla dijital tint ifadesinin rekabeti kısıtlamadığı, aktarılan nedenlerle başvuru sahibinin iddialarının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Ayrıca başvuru sahibinin, anılan düzenlemenin GE Markasının Maxima model sistemini uyumlu kıldığına yönelik iddiasının ise şikâyet başvurusuna konu edilmediği, anılan iddiaya ilk kez 21.01.2026 tarihinde Kurum kayıtlarına alınan itirazen şikâyet başvurusunda yer verildiği, idarece şikâyet başvurusuna verilen cevapta da bahse konu hususlara ilişkin herhangi bir ifadenin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Netice itibarıyla, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca idareye şikâyet başvurusunda dile getirilmeyen hususların; şikâyet başvurusu üzerine idare tarafından alınan kararda belirtilen hususlar hariç, itirazen şikâyet başvurusuna konu edilemeyeceği anlaşılmakta olup, söz konusu iddianın şekil yönünden reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

  1. Başvuru sahibinin 7’nci iddiasına ilişkin olarak:

Teknik Şartname’nin “Sistemin Ana Ünitelerinin Detaylı Tanımlanması ve Teknik Özellikleri” başlıklı kısmının “Tarama Ünitesi ve Dedektör Sistemi” başlıklı bölümünde “…

1.7. Detektörlerin tüm özellikleri (eleman sayısı, boyutları, tipi-adaptif aıray, matriks tipi gibi-, yapısı-solid state veya seramik- vb.) ayrıntılı olarak açıklanacaktır. Alçak ve yüksek kontrast rezolüsyonu değerleri sayısal olarak belgelenecektir. Toplam dedektör eleman sayısı en az 47.000 olmalıdır…” düzenlemesi yer almaktadır.

Teknik Şartname’nin aktarılan düzenlemesinden toplam dedektör eleman sayısının “en az 47.000” olması gerektiği anlaşılmakta olup, başvuru sahibi tarafından söz konusu sayının “en az 43.000” şeklinde değiştirilmesi gerektiği iddia edilmektedir.

Teknik Şartname’nin “Tarama Ünitesi ve Dedektör Sistemi” başlıklı bölümünün 1.7’nci maddesinde yer alan düzenlemesi için idareye yapılan şikayet başvurusu incelendiğinde; şikayet dilekçesinde anılan iddiaya ilişkin olarak “Teklif ettiğimiz sistemin ürün kataloğunda, toplam dedektör sayısı 43.008 olarak ifade edilmektedir. İlgili maddedeki “47.000” dedektör eleman sayısı ifadesi ihaleye katılımımızı engellemektedir…” ifadelerine yer verildiği,

İdare tarafından söz konusu şikayete verilen cevabi yazıda “Dedektör eleman sayısı çözünürlüğünü direkt etkileyen bir parametre olup, talep edilen değişiklik görüntü çözünürlüğü düşürecektir. Ayrıca, ilgili özellik incelenmiş olup birden fazla firmanın yeni teknolojide iştirakine uygun olması sebebiyle itiraz kabul edilmemiştir.” ifadelerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Teknik şartnamelerin idarelerin ihtiyaçlarını karşılama noktasında hazırlandığı ve idarelerin ihtiyaçlarını belirlemesi açısından takdir yetkisi bulunduğu, her firmanın farklı teknik özelliklerde cihazlara sahip olabileceği, idarenin farklı cihazlara ilişkin özellikleri dikkate alarak ihtiyacını belirleme zorunluluğunun bulunmadığı, farklı cihazların şartname maddelerine uygun olup olmaması kriterlerinin göz önünde bulundurulmasından önce esas olanın kamu ihale mevzuatına aykırı olmamak kaidesiyle idarenin kendi ihtiyaçlarını en etkili ve verimli şekilde temin etmesine imkân sağlayacak düzenlemelerin olması gerektiği, bu kapsamda, idare tarafından başvuru sahibinin söz konusu talebinin görüntü çözünürlüğünü düşüreceği gerekçesi ile reddedildiği, başvuru sahibinin şikayet dilekçesinde yer alan iddiaları ile itirazen şikayet dilekçesinde belirtmiş olduğu “…daha üst bir segmentte olan ve çok daha fazla klinik fayda sağlayabilecek olan tüm 128 kesit Philips CT sistemleri portföyünün anılan düzenlemedeki dedektör eleman sayısı değeri sebebi ile ihaleden dışlandığı” iddialarında da kendisine ait farklı segmentteki cihazın şartnameyi karşıladığının ifade edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, isteklinin teklif etmek istediği farklı segment/model cihazının Teknik Şartname’ye uygun hale getirilmesini sağlamak amacıyla ileri sürülen iddiaların/değişiklik taleplerinin idarece reddedilmesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının dördüncü paragrafında “ İtirazen şikâyet başvuru bedelinin, itirazen şikâyet başvuru dilekçesinde yer verilen iddialar dikkate alınarak belirlenecek haklılık oranına karşılık gelen kısmının Kurul kararı ile başvuru sahibine iadesine karar verilir. Ancak Kurum tarafından 54 üncü maddenin onbirinci fıkrasının (c) bendi uyarınca başvurunun reddine veya eşit muamele ilkesi yönünden yapılan inceleme sonucunda 54 üncü maddenin onbirinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca ihalenin iptaline veya düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmesi halinde başvuru bedeli iade edilmez…” hükmü yer almaktadır.

Bu çerçevede yapılan incelemede, başvuru sahibinin ileri sürdüğü iddialarında haklı bulunmadığı tespit edilmiş olup, Kanun’da öngörülen şekilde bir haklılık oranı oluşmamıştır. Bu nedenle, 4734 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının dördüncü paragrafı uyarınca itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

Anılan Kanun'un 54'üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikâyet başvurusunun reddine,

Oybirliği ile karar verildi.




****| ****| ****


****| ****| ****


****| ****| ****


10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim