KİK Kararı: 2014/UH.III-2548
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kamu İhale Kurumu Kararı
2014/UH.III-2548
9 Temmuz 2014
2014/54082 İhale Kayıt Numaralı "170 İşçi İle 0 ... 12/2015 Tarihleri Arası Genel Temizlik" İhalesi
KAMU İHALE KURULU KARARI
Toplantı No : 2014/046
Gündem No : 10
Karar Tarihi : 09.07.2014
Karar No : 2014/UH.III-2548
BAŞVURU SAHİBİ:
Durmaz Bir Pazarlama Sosyal Hizm. Bilg.Turizm İnş.Taah.Tem. Dan. San.Tic. Ltd. Şti., CEYHUN ATUF KANSU CAD. 1249 SOK. NO : 17/20 BALGAT ANKARA
İHALEYİ YAPAN İDARE:
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı, Yücetepe Mahallesı Necatıbey Caddesı No:114 06100 ANKARA
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2014/54082 İhale Kayıt Numaralı "170 İşçi İle 01/08/2014-31/12/2015 Tarihleri Arası Genel Temizlik" İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığıtarafından 12.06.2014tarihinde açık ihale usulüile yapılan “170 İşçi ile 01/08/2014-31/12/2015 Tarihleri Arası Genel TemizlikHizmet Alımı” ihalesine ilişkin olarak Durmaz Bir Pazarlama Sosyal Hizm. Bilg. Turizm İnş. Taah. Tem. Dan. San. Tic. Ltd. Şti.nin 06.06.2014tarihinde yaptığı şikâyet başvurusunun, idarenin 11.06.2014tarihli yazısı ile reddi üzerine, başvuru sahibince 23.06.2014tarih ve 19682sayı ile Kurum kayıtlarına alınan 23.06.2014tarihli dilekçe ile itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuştur.
Başvuruya ilişkin olarak 2014/1982sayılı şikâyet dosyası kapsamında yapılan inceleme neticesinde esas inceleme raporu tanzim edilmiştir.
KARAR:
Esas inceleme raporu ve ekleri incelendi.
İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle,
- İdari Şartname’nin 47.1, 47.2 ve 47.3’üncü maddesi, Teknik Şartname’nin 13.2 ve 13.3’üncü maddesi ile Sözleşme Tasarısı’nın 36.1, 36.2, 36.3, 36.4 ve 36.6’ncı maddesinde belirtilen durumlarda sadece yüklenicinin sorumluluğunun bulunduğunun belirtildiği, idare ile yüklenici firma arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu, 4857 sayılı Kanun uyarınca asıl işverenin alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu, söz konusu işte idarenin işin tamamını devretmediği, nihayetinde kontrol ve muayene vb. durumlar ile alımı yapılacak hizmetin denetlenmesi, personeli yönlendirmesi ve benzeri işlerin takip ve kontrolünün idarece yerine getirileceği, dolayısıyla idarenin üst işverenlik ilişkisinin devam ettiği, bu çerçevede işçilerle ilgili alt işveren şirket ile birlikte idarenin de müştereken ve müteselsilen sorumluluğunun olduğu,
2 ) Mevzuatta hangi hallerde yüklenicinin hakkedişinden/teminatından kesinti yapılacağının düzenlendiği, kıdem ve ihbar tazminatının yüklenici tarafından işçilere ödenmemesi halinin bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Kamu İhale Genel Tebliği’ndeki kabul nedeniyle, sözleşmenin yürütülmesi aşamasında kıdem ve ihbar tazminatı ve bu mahiyetteki diğer giderler için işçilik kalemleri üzerinden ödenecek %3’lük tutarın iddia konusu düzenlemeden kaynaklanacak parasal tutarı karşılayamayacağı ve ihale öncesinde yüklenici tarafından istihdam edilecek personelden kaç kişinin kıdem tazminatı hak ederek işten ayrılacağına ilişkin tespitin başlangıçta yapılmasının imkân dahilinde olmadığı hususları birlikte göz önünde bulundurulduğunda, idarece yükleniciye mevzuatta yer almayan bir külfet yüklendiği,
3 ) İdari Şartname’nin 47.2 ve 47.3’üncü maddesi ile Sözleşme Tasarısı’nın 36.2, 36.3 ve 36.4’üncü maddesinin 4721 sayılı Medeni Kanun’un 2 ve 3’üncü maddesine, 4735 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesine, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 159’uncu maddesine aykırı olduğu, yüklenicinin sözleşmeyi özgür iradesi ile imzalayacağının kabulünün mümkün olmadığı ve özel hukuk alanını ilgilendiren bir uyuşmazlık olmadığı, dolayısıyla söz konusu düzenlemelerin idarece kamu gücüne dayanılarak tek taraflı irade ile uygulanmasına yol açacağı,
4 ) Teknik Şartname’nin 5’inci maddesinin 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 55’inci maddesine aykırı olduğu,
5 ) Teknik Şartname’nin 4.1, 4.3, 4.4 ve 13’üncü maddelerinde yer alan düzenlemelerde yüklenicinin işçilerin iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasında sorumluluğunun olduğunun düzenlendiği, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınması gereken zorunlu önlemlerin uygulamalara konuluş tarihine bakıldığında bu önlemlerin Kamu İhale Genel Tebliği’ne göre %3 sözleşme ve genel giderler içerisinde yer almasının mantıksal ve matematiksel olarak mümkün olmadığı, ayrıca işveren sıfatını haiz olacak yüklenicilerin iş hijyeni, iş sağlığı ve güvenliği konularında alınacak önlemlerin uygulanmasında işbirliği yapılması ve koordinasyonun da idarede olması gibi konularda ihale dokümanında gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiği, idarece yapılan düzenlemenin sorumluluğun paylaşılmasından çok sorumluluğun üzerinden atılması olarak algılandığı,
- Sözleşme Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin 18 yaşına gelmiş olup çalışmak isteyen kişilerin çalışmalarını engeller bir mahiyette olduğundan, mevzuata ve Anayasaya aykırılık teşkil ettiği iddia edilmektedir.
Başvuru sahibinin iddialarının değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.
1 ) Başvuru sahibinin 1’inci iddiasına ilişkin olarak:
İdari Şartname’nin “Diğer Hususlar” başlıklı 47’nci maddesinde “ 47.1.Bu şartname hükümlerinin uygulanması sırasında ve uygulaması dolayısıyla yüklenici ve personeli tarafından idareye herhangi bir hukuki, fiili, maddi, cezai, mali bir zarar verildiği takdirde yüklenici zararı nakden ve defaten tazmin etmeyi kabul eder. İdarenin doğacak zararları yüklenicinin kesin teminat veya hakedişlerinden tevkif etme hakkı vardır. Yüklenici faaliyetinden doğan her türlü resim, harç, tazminat ve cezalar ile çalıştırılan personel ile ilgili doğabilecek tüm mükellefiyetler, ücret, vergi, SGK primi gibi tüm yasal haklar ve ayrıca doğabilecek bütün hukuki, idari, mali, cezai mesuliyetler tamamen yükleniciye aittir.
Ancak idare bu mükellefiyetler dolayısıyla ilgisi olmamasına rağmen bir ödeme de bulunmak durumunda kalırsa yüklenici bu meblağı idarenin talebi üzerine hiçbir ihtara ve hüküm almaya gerek kalmaksızın derhal, defaten ve nakit olarak idareye ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder. Talebe rağmen yüklenici tarafından ödeme yapılmaması halinde İdare bu meblağı yüklenicinin teminatından veya hakedişinden keser, tekrarı halinde aynı işlemi yaparak sözleşmeyi fesh eder.
47.2- Yüklenici kendisi ile imzalanacak sözleşme ile yüklendiği hizmetler dolayısıyla belediye ve diğer kamu kurumları tarafından yerine getirilmesi talep edilen ve meri iş, SGK ve vergi mevzuatı uyarınca ifa edilmesi gereken yükümlülüklerden doğrudan sorumlu olduğunu bu yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak idareden hiçbir talepte bulunmayacağını, anılan yükümlülüklerin İdare tarafından yerine getirilmiş olması halinde ise İdarenin talebi üzerine yüklenicinin İdarece yapılan ödemeyi cari en yüksek banka faizi ile birlikte itirazsız olarak nakten ve defaten İdareye ödeyeceğini, bahse konu yükümlülükleri yerine getirdiğine dair belgeleri istendiğinde İdareye veya göstereceği makama ibraz edeceğini kabul ve taahhüt eder.
47.3- Yüklenici İdarenin her türlü alacağını kendisine ödeyeceği istihkaktan mahsup edebileceğini kabul ve taahhüt eder.” düzenlemeleri,
Teknik Şartname’nin “Diğer hususlar” başlıklı 13’üncü maddesinde “…13.2- İş bu şartname hükümlerinin uygulaması dolayısıyla yüklenici ve personel tarafından idareye herhangi bir hukuki, fiili, cezai, mali bir zarar verildiği takdirde yüklenici zararı nakden ve defaten tazmin etmeyi kabul eder. İdarenin, doğacak zararları yüklenicinin kati teminat ve hak edişlerinden tevkif etme hakkı vardır. Yüklenicinin faaliyetinden doğan her türlü resim, harç, tazminat ve cezalar ile çalıştırılan personel ile ilgili doğabilecek tüm mükellefiyetler, ücret, vergi, SGK pirimi, pirime esas matrah artışı gibi tüm yasal yükümlülükler ve ayrıca doğabilecek bütün hukuki, idari, mali, cezai mesuliyetler tamamen yükleniciye aittir.
13.3- Yüklenici işveren sıfatıyla işçilere karşı muamele ve iş mevzuatından doğan görevlerden doğrudan doğruya sorumludur. Yüklenici bu sözleşme ile taahhüt ettiği faaliyetlerin yürütülmesi esnasında işvereni olduğu işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olan şartları hazırlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olup meydana gelecek iş kazalarında sorumlu olacağını kabul ve taahhüt eder.” düzenlemeleri,
Sözleşme Tasarısı’nın “Diğer hususlar” başlıklı 36’ncı maddesinde “36.2- Bu sözleşme hükümlerinin uygulanması sırasında ve uygulanması dolayısıyla yüklenici ve personeli tarafından idareye herhangi bir hukuki, fiili, maddi, cezai, mali bir zarar verildiği taktirde yüklenici zararı nakden ve defaten tazmin etmeyi kabul eder. İdarenin doğacak zararları yüklenicinin kesin teminat veya hakkedişlerinden tevkif etme hakkı vardır. Yüklenici faaliyetinden doğan her türlü resim, harç, tazminat ve cezalar ile çalıştırılan personel ile ilgili doğabilecek tüm mükellefiyetler, ücret, vergi, SGK primi gibi tüm yasal haklar ve ayrıca doğabilecek bütün hukuki, idari, mali, cezai mesuliyetler tamamen yükleniciye aittir.
Ancak idare bu mükellefiyetler dolayısıyla ilgisi olmamasına rağmen bir ödeme de bulunmak durumunda kalırsa yüklenici bu meblağı idarenin talebi üzerine hiçbir ihtara ve hüküm almaya gerek kalmaksızın derhal, defaten ve nakit olarak idareye ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder. Talebe rağmen yüklenici tarafından ödeme yapılmaması halinde İdare bu meblağı yüklenicinin teminatından veya hakkedişinden keser, tekrarı halinde aynı işlemi yaparak sözleşmeyi fesh eder.
36.3- Yüklenici kendisi ile imzalanacak sözleşme ile yüklendiği hizmetler dolayısıyla belediye ve diğer kamu kurumları tarafından yerine getirilmesi talep edilen ve meri iş, SGK ve vergi mevzuatı uyarınca ifa edilmesi gereken yükümlülüklerden doğrudan sorumlu olduğunu bu yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak idareden hiçbir talepte bulunmayacağını, anılan yükümlülüklerin İdare tarafından yerine getirilmiş olması halinde ise İdarenin talebi üzerine yüklenicinin İdarece yapılan ödemeyi cari en yüksek banka faizi ile birlikte itirazsız olarak nakten ve defaten İdareye ödeyeceğini, bahse konu yükümlülükleri yerine getirdiğine dair belgeleri istendiğinde İdareye veya göstereceği makama ibraz edeceğini kabul ve taahhüt eder.
36.4- Yüklenici İdarenin her türlü alacağını kendisine ödeyeceği istihkaktan mahsup edebileceğini kabul ve taahhüt eder.
…
36.6- İşten ayrılan çalışanların iş mevzuatı ile ilgili hakları yüklenicinin sorumluluğundadır.” düzenlemeleri yer almıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinin altıncı fıkrasında “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
İhale dokümanının şikâyete konu edilen yukarıdaki düzenlemeleri incelendiğinde;
Yüklenici ve personeli tarafından idarenin zarara uğratılması halinde bu zarar tutarlarının yüklenicinin kesin teminat veya hakedişinden mahsup edileceği, yine yüklenicinin faaliyetinden doğan yasal mükellefiyetleri ile ilgili tüm cezaların kendisine ait olduğu, idarenin ilgisi olmamasına rağmen bir ödemede bulunmak durumunda kalması halinde yüklenicinin bu zararları da idareye ödemekle yükümlü olduğu, bu yükümlülüklere uyulmadığı takdirde idarece sözleşmenin feshedilebileceği, yüklenicinin kendisi ile imzalanacak sözleşme ile yüklendiği hizmetler dolayısıyla belediye ve diğer kamu kurumları tarafından yerine getirilmesi talep edilen ve meri iş, SGK ve vergi mevzuatı uyarınca ifa edilmesi gereken yükümlülüklerden doğrudan sorumlu olduğuna yönelik düzenlemelerde; yüklenicinin kendi kusurundan kaynaklanan zararların yine kendisine ait olduğu, idarece bu zararların karşılanamayacağının düzenlendiği ve yüklenicinin iş mevzuatından kaynaklanan sorumluluklarının tekrarlandığı, ayrıca bu düzenlemelerin yüklenicinin kusursuz sorumluluğu sonucunu da doğurmayacağı göz önünde bulundurulduğunda söz konusu düzenlemenin mevzuata aykırı olmadığı veya herhangi bir isteklinin lehine ya da aleyhine sonuç doğuracak ve isteklilerin teklif vermesini engelleyecek bir nitelik taşımadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinin altıncı fıkrasında asıl işverenin, alt işveren işçilerine karşı sorumluluğu açıkça belirtilmiş olup, Kanunla getirilmiş “birlikte sorumluluk” hükmü mevcutken, “yüklenicinin işveren sıfatıyla işçilere karşı muamele ve iş mevzuatından doğan görevlerden doğrudan doğruya sorumlu olduğu”na yönelik düzenlemenin ise anılan Kanun hükmüne aykırı olduğu anlaşılmakla birlikte, ihale dokümanında yapılan düzenlemeyle, idarenin Kanun’dan doğan sorumluluğu kaldırılamayacağından, Kanun hükmüne aykırı düzenlemenin herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği, ayrıca bu durumun teklif hazırlanmasına etkili olmadığı sonucuna varıldığından, başvuru sahibinin iddiası yerinde görülmemiştir.
2 ) Başvuru sahibinin 2’nci iddiasına ilişkin olarak:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinde “…Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
…
Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu veya diğer kanun hükümleri çerçevesinde, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince, yüklenici aracılığıyla çalıştırılanlar, bu şekilde çalışmış olmalarına dayanarak;
a) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait kadro veya pozisyonlara atanmaya,
b) Bu kurum, kuruluş ve ortaklıklara ait işyerlerinin kadro veya pozisyonlarında çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre belirlenen her türlü malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya,
hak kazanamazlar…” hükmü,
4857 sayılı İş Kanunu’nun “Süreli fesih” başlıklı 17’nci maddesinde “Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
Feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir…” hükmü,
4857 sayılı İş Kanunu’nun Geçici 6’ncı maddesinde “Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.” hükmü,
1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan durumların gerçekleşmesi halinde her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenmesi öngörülmüştür. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise “İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır…” hükmü,
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin “Çalışanların özlük hakları” başlıklı 38’inci maddesinde “Yüklenici çalıştırdığı işçilerin, işin yapılmakta olduğu bir işkolu veya meslekte aynı tipteki bu iş için mevzuatla kabul edilenlerden daha az elverişli olmayan şartlarda çalışmalarını ve ücret almalarını sağlayacaktır. Ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarının toplu sözleşme veya mevzuatla tespit edilmemiş olması halinde yüklenici, en yakın ve uygun bir bölgedeki işkolu veya meslekteki aynı tip bir iş için mevzuatla tespit edilenlerden daha az elverişli olmayan ücret, yan ödeme ve çalışma şartlarını sağlayacaktır. Yüklenici, varsa alt yüklenicilerinin bu çalışma şartlarına uymalarını sağlamak için gerekli tedbirleri alacaktır.
Kontrol teşkilatı işyerinde çalışanlar arasında yüklenici veya alt yüklenicilerce ücretleri ödenmeyenlerin bulunup bulunmadığını, vasıflı personel çalıştırılması ihale dokümanında öngörülen işlerde bu personele asgari ücretin üzerinde bir ödeme yapılması istenmişse, belirlenen asgari ödeme tutarının ilgili personele ödenip ödenmediğini kontrol ederek veya bu konuda kendisine gelen talep ve ihbarları değerlendirerek, yükleniciden ve alt yüklenicilerden istenecek bordrolara göre bu ücretlerin yüklenicinin hakedişinden ödenmesini sağlar.
Bu amaçla yüklenicinin hakediş istemesi üzerine, bu istek ve hakedişin ödeneceği tarih (yaklaşık olarak), şantiye şefliği, işyeri ilan tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu yerler gibi işçilerin görebileceği yerlere yazılı ilan asılmak suretiyle duyurulur. İlanın yapıldığı, kontrol teşkilatının ve yüklenici veya vekili ile işçi temsilcisinin imzaladıkları bir tutanakla tespit edilerek bu tutanağın bir kopyası hakedişin ödeme yerine gönderilir.
Personel alacakları, hakediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki (işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez.
Bildirilen alacak iddiaları, yüklenici veya alt yüklenicinin kayıtları ile varsa puantaj ve daha önceki hesap pusulalarından incelenip anlaşmaya varılan miktarların (üç aylık ücret tutarını geçmemek üzere) yüklenici tarafından bordroya bağlanması sağlanır ve bu bordrolar hakediş raporu ile birlikte ödeme yerine gönderilir.
Yüklenicinin hakedişinin ödenmesi gereken kısmından indirilen bu bordro tutarı ayrı bir çekle ödeme biriminin ilgili mutemedine verilir ve bordroda gösterilen alacaklar ilgililere kontrol teşkilatı, yüklenici veya vekili ile işçi temsilcisinin önünde ödenir. Bu husus ayrıca bir tutanakla tespit olunur. Yapılacak tebligata rağmen yüklenici veya vekili ödemede hazır bulunmazsa bu husus tutanakta belirtilir.
Yüklenicinin iş verdiği alt yüklenicilerin gündelikçi, haftalıkçı veya aylıkçı olarak işyerinde çalıştırdığı işçi, personel ve teknik elemanların tamamı da yüklenicinin elemanları hükmünde olup, bunların ücretlerinin ödenmesinden de doğrudan doğruya yüklenici sorumludur. Yüklenici, bunların ücretleri hakkında da aynen kendi elemanları gibi ve yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapmak zorundadır.
Personel alacaklarının kontrol edilebilmesi için yüklenici, teknik ve yönetici personeli ile işçilerine yaptığı ödemelerin bordrolarından birer kopyasını, bordroların düzenlenmesi tarihinden başlayarak en çok bir ay içinde, kontrol teşkilatına verecek ve bu bordrolarda teknik ve yönetici personel ile işçilerin sanatları ve çalıştıkları yerler, ad ve soyadları ile doğum yerleri ve tarihleri belirtilecektir.
Bordrolarda yüklenicinin veya vekilinin imzası bulunacaktır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarda aktarılan Kanun hükümlerinden, hizmet akdinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektiren sebeplerle sona ermesi durumunda her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödemesinin söz konusu olacağı, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdeminin, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanacağı, işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işverenin de sorumlu olacağı anlaşılmaktadır. Ancak kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesine ilişkin olarak, idarenin bu sorumluluğunun daha çok takip, gözetim ve denetim niteliğinde olduğu, kıdem tazminatının ödenmesinde asıl sorumluluğun yükleniciye ait olduğu, yüklenici tarafından kıdem tazminatının ödenmemesi halinde idarenin sorumluluğunun doğduğunun kabulü gerekmektedir.
İhaleye ait ihale dokümanı incelendiğinde, İdari Şartname’nin 47.2’nci maddesinde ve Sözleşme Tasarısı’nın 36.4’üncü maddesinde yüklenicinin kendisi ile imzalanacak sözleşme ile yüklendiği hizmetler dolayısıyla belediye ve diğer kamu kurumları tarafından yerine getirilmesi talep edilen ve meri iş, SGK ve vergi mevzuatı uyarınca ifa edilmesi gereken yükümlülüklerden doğrudan sorumlu olduğunu, bu yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak idareden hiçbir talepte bulunmayacağını kabul ve taahhüt edeceği, Teknik Şartname’nin 13.3’üncü maddesinde yüklenicinin işveren sıfatıyla işçilere karşı muamele ve iş mevzuatından doğan görevlerden doğrudan doğruya sorumlu olduğu düzenlenmiştir.
Başvuru sahibinin itirazen şikâyet dilekçesinde, mevzuatta hangi hallerde yüklenicinin hakkedişinden/teminatından kesinti yapılacağının düzenlendiği, kıdem ve ihbar tazminatının yüklenici tarafından işçilere ödenmemesi halinin bu bağlamda değerlendirilmesinin mümkün olmadığı iddialarına yer verildiği görülmekte olup, ihale dokümanında başvuru sahibince belirtildiği şekilde bir düzenlemenin bulunmadığı tespit edildiğinden, bu kapsamda bir değerlendirme yapılmamıştır.
Yukarıda belirtilen düzenlemelerde ise yükleniciye mevzuatta yer almayan bir külfet yüklenmediği, yukarıda da açıklandığı üzere iş mevzuatından doğan görev gereği kıdem tazminatının ödenmesinde asıl sorumluluğun yükleniciye ait olduğu, idarenin bu konudaki sorumluluğunun daha çok takip, gözetim ve denetim niteliğinde olduğu, ayrıca söz konusu düzenlemelerin sözleşmenin uygulanması aşamasına ilişkin olduğu ve teklif hazırlanmasını etkileyecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79.1 maddesinde yer alan “Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde, tekliflerin değerlendirilmesinde;
İhale ve sözleşmeye ilişkin damga vergileri, Kamu İhale Kurumu payı ve noter masrafları gibi sözleşme giderleri ile amortisman, kıdem tazminatı, işyeri hekimliği ücreti, oryantasyon (ihale konusu işe uyum) eğitimi gideri, yaka kartı ve bu mahiyetteki genel giderleri karşılamak üzere birim fiyat teklif cetvelinde yer alan her bir işçilik kalemindeki (yol, yemek ve giyecek dahil brüt asgari ücret veya brüt asgari ücretin yüzde (%) fazlası üzerinden ücret hesaplanan işçilik kalemi ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ve fazla çalışma saatlerine ilişkin işçilik kalemleri) birim fiyatlar ile işçi sayısı üzerinden teklif alınması idarece uygun görülmeyen iş kalemi/kalemleri kapsamında çalıştırılacak olan her bir personelin işçilik maliyeti üzerinden % 3 oranında sözleşme giderleri ve genel giderler hesaplanacaktır.” açıklaması uyarınca kıdem tazminatı %3 oranındaki sözleşme giderleri ve genel giderler arasında kabul edildiğinden, başvuru sahibinin işçilik kalemleri üzerinden ödenecek %3’lük tutarın iddia konusu düzenlemeden kaynaklanacak parasal tutarı karşılayamayacağı yönündeki iddiasının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
3 ) Başvuru sahibinin 3’üncü iddiasına ilişkin olarak:
İdari Şartname’nin 47.2’nci maddesi ile Sözleşme Tasarısı’nın 36.3’üncü maddesinde yüklenicinin kendisi ile imzalanacak sözleşme ile yüklendiği hizmetler dolayısıyla belediye ve diğer kamu kurumları tarafından yerine getirilmesi talep edilen ve meri iş, SGK ve vergi mevzuatı uyarınca ifa edilmesi gereken yükümlülüklerden doğrudan sorumlu olduğunu bu yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ile ilgili olarak idareden hiçbir talepte bulunmayacağını, anılan yükümlülüklerin idare tarafından yerine getirilmiş olması halinde ise idarenin talebi üzerine yüklenicinin idarece yapılan ödemeyi cari en yüksek banka faizi ile birlikte itirazsız olarak nakten ve defaten idareye ödeyeceğini, bahse konu yükümlülükleri yerine getirdiğine dair belgeleri, istendiğinde idareye veya göstereceği makama ibraz edeceğini kabul ve taahhüt edeceği düzenlenmiştir.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Ceza İle Zarar Arasındaki Münasebet” başlıklı 159’uncu maddesi 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Ceza ile zarar arasındaki ilişki” başlıklı 180’inci maddesinde “Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.
Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.” şeklinde değişmiştir.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin “Mevzuata uygunluk” başlıklı 12’nci maddesinde “İlgili bütün bildirimlerin ve bütün ödemelerin yapılması da dahil olmak üzere yüklenici,
(a) İşlerin yürütülmesine, tamamlanmasına ve işlerde olabilecek kusurların düzeltilmesine ilişkin olarak bütün kanun, KHK, tüzük, yönetmelik, kararname, genelge, tebliğ ve diğer ilgili mevzuata,
(b) Malları veya hakları, işler dolayısıyla herhangi bir şekilde etkilenen veya etkilenebilecek olan kamu kurum ve kuruluşlarının düzenlemelerine uyacak ve bu hükümlerin ihlali nedeniyle ortaya çıkabilecek bütün sorumluluk ve cezalardan dolayı idarenin zararını karşılayacaktır.” düzenlemesi yer almıştır.
Başvuru sahibi tarafından itirazen şikâyete konu edilen düzenlemenin yüklenicinin mevzuata uygun davranma yükümlülüğüne yönelik olduğu, ayrıca söz konusu düzenlemenin teklif vermeye engel bir niteliğinin de bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
4 ) Başvuru sahibinin 4’üncü iddiasına ilişkin olarak:
Teknik Şartname’nin “Temizlik ve Taşıma İşi Yapılırken Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 5’inci maddesinde “ 5.1. Temizlik yapılırken sabit veya taşınır malzeme ve mefruşata zarar verilmemesi esastır. Sabit ve/veya taşınır malzeme ve mefruşata temizlik sırasında veya eşya taşınmasında zarar verilmesi halinde zarar yüklenici tarafından tazmin edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin “Yüklenicinin genel sorumlulukları” başlıklı 6’ncı maddesinde “Yüklenici, işleri gereken özen ve ihtimamı göstererek planlayacak, projelendirecek (sözleşmede öngörüldüğü şekilde), yürütecek, tamamlayacak ve işlerde olabilecek kusurları sözleşme hükümlerine uygun olarak giderecektir. Yüklenici, bu sorumluluklarının yerine getirilmesi için, ister kalıcı, ister geçici nitelikte olsun, gereken bütün denetim, muayene ve testleri yaptıracak ve işçilik, malzeme, tesis, ekipman vb. temin edecektir.
Yüklenici, işin görülmesi sırasında ilgili mevzuatın izin vermediği insan ve çevre sağlığına zarar verici nitelikte malzeme kullanamaz veya yöntem uygulayamaz. İlgili mevzuatın izin verdiği malzeme ve yöntemler ise, öngörülmüş tedbirler alınarak ve usulüne uygun şekilde kullanılabilir. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde yüklenici, idarenin ve üçüncü şahısların tüm zararlarını karşılamak zorundadır.
Yüklenici, bu Genel Şartnamede öngörülen yükümlülük ve yasakları ihlâl ederek idareye veya üçüncü kişilere verdiği zarardan dolayı bizzat sorumludur.” düzenlemesi,
“Mevzuata uygunluk” başlıklı 12’nci maddesinde “İlgili bütün bildirimlerin ve bütün ödemelerin yapılması da dahil olmak üzere yüklenici… (b) Malları veya hakları, işler dolayısıyla herhangi bir şekilde etkilenen veya etkilenebilecek olan kamu kurum ve kuruluşlarının düzenlemelerine uyacak ve bu hükümlerin ihlali nedeniyle ortaya çıkabilecek bütün sorumluluk ve cezalardan dolayı idarenin zararını karşılayacaktır.” düzenlemesi,
“Kamu düzenine ve mallarına zarar vermeme” başlıklı 15’inci maddesinde “Yüklenici işlerin yürütülmesi, tamamlanması ve işlerde olabilecek aksaklıkların giderilmesi için gereken bütün işlemlerde, sözleşme koşullarına uygun davranma yükümlülüğü içerisinde;
Kamu düzenine ve kamusal yaşamın gereklerine uygun davranacak,
(b) Kamunun mülkiyeti veya hüküm ve tasarrufu altındaki taşınır ve taşınmaz mallar ile özel kişilerin mülkiyetindeki taşınır veya taşınmaz mallara, kamusal kullanıma tahsis edilmiş veya bırakılmış yol, meydan, park gibi orta mallarına ve kamu hizmetinde kullanılan mallara zarar vermeyecek, bunların kullanımına ve bunlara ulaşılmasına engel olmayacaktır.
Belirtilen hükümlerin ihlal edilmesi nedeniyle idarenin maruz kalabileceği tüm zarar, ceza, tazminat ve benzeri sorumluluklar ile bunların mali sonuçlarından doğacak giderler yüklenici tarafından karşılanacaktır.” düzenlemesi,
“İş ve işyerlerinin korunması ve sigortalanması” başlıklı 19’uncu maddesinde “İşyerinde, işin başlamasından kabul belgesinin verilmesine kadar her türlü araç, malzeme, ihzarat, makine ve taşıtlar ile sözleşme konusu hizmet işinin korunmasından yüklenici sorumludur.
Yüklenici, kazaların, zarar ve kayıpların meydana gelmesini önlemek amacı ile gereken bütün önlemleri almak ve kontrol teşkilatı tarafından, kaza, zarar ve kayıp ihtimallerini azaltmak için verilecek talimatların hepsine uymak zorundadır.
Yüklenici, işin devamı süresince iş yerinde yapılacak çalışmalarda her türlü güvenlik önlemini almak zorundadır. İş sahasında veya çevresindeki bölgede, yeterli güvenlik önleminin alınmaması nedeniyle doğabilecek hasar ve zararın ödenmesinden yüklenici sorumludur. Ayrıca yüklenici, işyerinde kullanılan ekipmanın neden olabileceği kazalardan korunma usullerini ve önlemlerini çalışanlara öğretmek zorundadır. Bu konularda gerek kontrol teşkilatı tarafından istenen ve gerekse yüklenicinin kendi arzusu ile uyguladığı güvenlik ve koruma önlemlerine ilişkin giderlerin tümü yükleniciye aittir…” düzenlemesi,
“Yüklenicinin kusuru dışındaki hasar ve zararlar” başlıklı 20’nci maddesinde “Olağanüstü haller ve doğal afetlerin işyerlerinde ve yapılan işlerde meydana getireceği hasar ve zararlar ile sigortalanabilir riskler sigorta kapsamında olsun veya olmasın yüklenici bu hasar ve zararlar için idareden hiç bir bedel isteyemez. Ancak bu hasar ve zararlar nedeniyle meydana gelecek gecikmeler için yükleniciye gerekli süre uzatımı verilir.
Savaş, yurt içinde seferberlik, ayaklanma, iç savaş ve bunlara benzer olaylar veya yüklenici ve varsa alt yüklenici tarafından kullanılmadıkça bir nükleer yakıttan kaynaklanan radyasyonlar ve bunların gerektirdiği önlemler sonucunda meydana gelecek riskler gibi sigortalanması mümkün olmayan türden riskler ile idarenin işlerin tamamlanmış kısımlarını teslim alarak kullanmasından dolayı doğacak riskler idareye aittir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda aktarılan mevzuat düzenlemeleri uyarınca, yüklenicilerin Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde öngörülen yükümlülük ve yasakları ihlâl ederek idareye veya üçüncü kişilere verdiği zarardan dolayı bizzat sorumlu olacağı, idarenin ise takip, gözetim ve denetim sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Şikâyete konu edilen Teknik Şartname ve Sözleşme Tasarısı düzenlemelerinde yukarıda aktarılan Genel Şartname düzenlemelerine paralel olarak yüklenicinin sorumluluklarına yer verildiği görüldüğünden başvuru sahibinin iddiası yerinde görülmemiştir.
5 ) Başvuru sahibinin 5’inci iddiasına ilişkin olarak:
Teknik Şartname’de “Madde 4- Yüklenicinin Yapacağı İşler:
4.1. Temizlik: Yüklenici; Ana Bina, Ek Hizmet binası ile bunlara ait bahçelerin, 26 Bölge Müdürlüğü hizmet binaları ve 1 İl İrtibat bürosunun eklentilerinde bulunan bütün yerlerin bakımı ve temizliğini yapacaktır.
Yüklenici bunları yaparken de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunun yükümlülüklerini yerine getirmekle mükelleftir.
…
4.3. Dış Cephe Temizliği: … Cam temizliği ekibinin her türlü emniyet tedbirleri İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve uygulama mevzuatı çerçevesinde yüklenici tarafından sağlanacak ve bu konudaki bütün sorumluluk yükleniciye ait olacaktır. Yüklenici idareden ayrıca ücret talep etmeyecektir.
4.4 İlaçlama (Haşeratla Mücadele) : … Yüklenici hizmetin sunulması sırasında iş güvenliğine ilişkin her türlü tedbiri alacak, tedbirsizlik nedeniyle ilgili mevzuat gereği ortaya çıkabilecek her türlü zarardan sorumlu olacaktır.
…
13.3- Yüklenici işveren sıfatıyla işçilere karşı muamele ve iş mevzuatından doğan görevlerden doğrudan doğruya sorumludur. Yüklenici bu sözleşme ile taahhüt ettiği faaliyetlerin yürütülmesi esnasında işvereni olduğu işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olan şartları hazırlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olup meydana gelecek iş kazalarında sorumlu olacağını kabul ve taahhüt eder.” düzenlemeleri yer almıştır.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin “İş ve işyerlerinin korunması ve sigortalanması” başlıklı 19’uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında “Yüklenici, kazaların, zarar ve kayıpların meydana gelmesini önlemek amacı ile gereken bütün önlemleri almak ve kontrol teşkilatı tarafından, kaza, zarar ve kayıp ihtimallerini azaltmak için verilecek talimatların hepsine uymak zorundadır.
Yüklenici, işin devamı süresince iş yerinde yapılacak çalışmalarda her türlü güvenlik önlemini almak zorundadır. İş sahasında veya çevresindeki bölgede, yeterli güvenlik önleminin alınmaması nedeniyle doğabilecek hasar ve zararın ödenmesinden yüklenici sorumludur. Ayrıca yüklenici, işyerinde kullanılan ekipmanın neden olabileceği kazalardan korunma usullerini ve önlemlerini çalışanlara öğretmek zorundadır. Bu konularda gerek kontrol teşkilatı tarafından istenen ve gerekse yüklenicinin kendi arzusu ile uyguladığı güvenlik ve koruma önlemlerine ilişkin giderlerin tümü yükleniciye aittir.” düzenlemesi,
“Çalışanların sağlık işleri” başlıklı 39’uncu maddesinde “Yüklenici bütün giderleri kendisine ait olmak üzere hizmetinde çalışanlar için, gerek teker teker ve gerekse topluca yaşadıkları ve çalıştıkları yerler bakımından, yürürlükte olan sağlık ve güvenlik mevzuatı hükümlerine uygun olarak her türlü sağlık önlemlerini almak ve çalışanların yerel şartlara göre sağlıklı bir şekilde yiyip içmeleri, yatıp kalkmaları ve yıkanmaları, hastalıklardan korunmaları, hastalık veya bir kaza halinde tedavileri konularında ilgili mevzuat hükümlerine ve idare veya kontrol teşkilatının kendisine vereceği talimata uymak zorundadır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin yukarıda yer verilen düzenlemelerine göre yüklenicinin hizmetin yürütülmesi aşamasında ilgili mevzuatına göre alınması zorunlu olan güvenlik ve sağlık tedbirlerini almakla yükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
Teknik Şartnamenin itirazen şikâyete konu edilen maddelerinde de Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin yukarıda aktarılan düzenlemelerine paralel olarak yüklenici tarafından sözleşmenin uygulanması aşamasında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve diğer iş mevzuatına uyulması gerektiğinin düzenlendiği, mevzuat uyarınca bu konudaki asıl sorumluluğun yükleniciye ait olduğu, idarenin bu konudaki sorumluluğunun daha çok takip, gözetim ve denetim niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca ihale ilan tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79.1’inci maddesinde “ Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde, tekliflerin değerlendirilmesinde;
İhale ve sözleşmeye ilişkin damga vergileri, Kamu İhale Kurumu payı ve noter masrafları gibi sözleşme giderleri ile amortisman, kıdem tazminatı, işyeri hekimliği ücreti, oryantasyon (ihale konusu işe uyum) eğitimi gideri, yaka kartı ve bu mahiyetteki genel giderleri karşılamak üzere birim fiyat teklif cetvelinde yer alan her bir işçilik kalemindeki (yol, yemek ve giyecek dahil brüt asgari ücret veya brüt asgari ücretin yüzde (%) fazlası üzerinden ücret hesaplanan işçilik kalemi ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ve fazla çalışma saatlerine ilişkin işçilik kalemleri) birim fiyatlar ile işçi sayısı üzerinden teklif alınması idarece uygun görülmeyen iş kalemi/kalemleri kapsamında çalıştırılacak olan her bir personelin işçilik maliyeti üzerinden % 3 oranında sözleşme giderleri ve genel giderler hesaplanacaktır.” açıklaması yer almakta olup, yüklenici tarafından ilgili mevzuatına göre alınması zorunlu olan güvenlik ve sağlık tedbirlerine ilişkin giderlerin Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79.1’inci maddesinde sayılan örneklere benzerlik gösterdiği, dolayısıyla bu giderlerin söz konusu maddedeki “bu mahiyetteki genel giderler” kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır. Öte yandan 07.06.2014 tarihli ve 29023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İhale Genel Tebliği’nde bu husus açıklığa kavuşturulmuş ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanı ücreti ile çalışanlara verilecek eğitim giderlerinin sözleşme giderleri ve genel giderler arasında olduğu açıklamasına yer verilmiştir. Bu itibarla başvuru sahibinin bu iddiası da yerinde görülmemiştir.
- Başvuru sahibinin 6’ncı iddiasına ilişkin olarak:
Teknik Şartname’nin “İstihdam Edilecek İşçiler, Organizasyon, Çalışma Süresi ve Temizlik İşleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1- İstihdam: … Yüklenici çalışacak işçileri bulmak zorundadır. Çalıştırılacak işçiler 18 (on sekiz) yaşından küçük olmayacaktır. İş gücünü kaybetmemiş olacak. Yasal oranlarda belirtilen sayıda özürlü ve eski hükümlü çalıştırılacaktır.” düzenlemesi,
Sözleşme Tasarısı’nın “Cezalar ve sözleşmenin feshi” başlıklı 16’ncı maddesinde “16.1.2- …Yüklenicinin, idareye bildirdiği personel isim listesi dışında işçi çalıştırması, 18 yaşından küçük ve iş göremez durumda işçi çalıştırması halinde kişi başına günlük sözleşme bedelinin 1/10000 (onbinde biri)' oranında,” düzenlemesi yer almıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun “Çalıştırma Yaşı ve Çocukları Çalıştırma Yasağı” başlıklı 71’inci maddesinde yer alan “Onbeş yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. Ancak, ondört yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar, bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler.
…
Onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçiler bakımından yasak olan işler ile onbeş yaşını tamamlamış, ancak onsekiz yaşını tamamlamamış genç işçilerin çalışmasına izin verilecek işler, ondört yaşını bitirmiş ve ilk öğretimini tamamlamış çocukların çalıştırılabilecekleri hafif işler ve çalışma koşulları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından altı ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir…” hükmü bulunmaktadır.
18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin çalıştırılmasına yönelik düzenlemeler, yukarıda anılan Kanun hükmü doğrultusunda, Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik kapsamında yapılmış ve söz konusu Yönetmelik ile çocuk ve genç işçilerin çalıştırılabileceği ve çalıştırılamayacağı iş alanları ile çalıştırılmaları durumunda uyulması gereken hususlar belirlenmiştir. Gerek İş Kanunu ve gerekse de anılan Yönetmeliğe göre, 18 yaş altındaki çocuk ve genç işçileri iş yerlerinde çalıştırma zorunluluğuna dair bir hükme rastlanmadığından, başvuru konusu ihaleyi yapan idarenin 18 yaş altındaki işçilerin ihale konusu işte çalıştırılmayacağına dair Teknik Şartname’de yapmış olduğu düzenlemede mevzuata aykırılık görülmemiştir ve konunun idarenin takdirinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle 4734 sayılı Kanun’un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
Anılan Kanun'un 54'üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikâyet başvurusunun reddine,
Oybirliği ile karar verildi.
Mahmut GÜRSES
Başkan
Kazım ÖZKAN
II. Başkan
Ali Kemal AKKOÇ
Kurul Üyesi
Ahmet ÖZBAKIR
Kurul Üyesi
Mehmet Zeki ADLI
Kurul Üyesi
Hamdi GÜLEÇ
Kurul Üyesi
Mehmet AKSOY
Kurul Üyesi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.