KİK Kararı: 2011/UM.I-2550
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kamu İhale Kurumu Kararı
2011/UM.I-2550
25 Temmuz 2011
KAMU İHALE KURULU KARARI
Toplantı No : 2011/054
Gündem No : 62
Karar Tarihi : 25.07.2011
Karar No : 2011/UM.I-2550
BAŞVURU SAHİBİ:
BMC SANAYİ VE TİCARET A.Ş., KEMALPAŞA CAD. 32 35060 PINARBAŞI İZMİR
İHALEYİ YAPAN İDARE:
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı - İhale İşleri Şube Müdürlüğü, Karabas Mah. Oramiral Salim Dervişoglu Cad. No:80 41040 KOCAELİ
BAŞVURUYA KONU İHALE:
2011/56924 İhale Kayıt Numaralı "Otobüs Alımı" İhalesi
KURUM TARAFINDAN YAPILAN İNCELEME:
18.07.2011tarih ve B.07.6.KİK.0.06.00.00-101.04-.M.[15.46].(0217)./2011-36Esayılı Esas İnceleme Raporunda;
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı - İhale İşleri Şube Müdürlüğütarafından 20.05.2011tarihinde açık ihale usulüile yapılan “Otobüs Alımı” ihalesine ilişkin olarak BMC Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 25.04.2011tarihinde yaptığı şikayet başvurusunun, idarenin 05.05.2011tarihli yazısı ile reddi üzerine, başvuru sahibinin 12.05.2011tarih ve 24172sayı ile Kurum kayıtlarına alınan 12.05.2011tarihli dilekçe ile itirazen şikayet başvurusunda bulunduğu,
İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
4734 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendi gereğince, ihalenin iptaline,
Karar verilmesinin uygun olacağı hususlarına yer verilmiştir.
KARAR:
Esas İnceleme Raporu ve ekleri incelendi:
İtirazen şikayet dilekçesinde özetle;
1 ) İdari şartnamenin 7.5.3.1 inci maddesinde yer alan; ” Kalite yönetim sistem belgesi ve çevre yönetim sistem belgesi Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen belgelendirme kuruluşları veya Uluslararası Akreditasyon Forumu Karşılıklı Tanınma Antlaşmasında yer alan ulusal akreditasyon kurumlarınca akredite edilmiş belgelendirme kuruluşları tarafından düzenlenmesi zorunludur. ” şeklindeki ifadenin; “ Kalite yönetim sistem belgesinin Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen belgelendirme kuruluşları veya Uluslararası Akreditasyon Forumu Karşılıklı Tanınma Antlaşmasında yer alan ulusal akreditasyon kurumlarınca akredite edilmiş belgelendirme kuruluşları tarafından düzenlenmesi zorunludur ” şeklinde değiştirilmesi gerektiği, nitekim, ISO 14001 çevre yönetim sistem belgesinin ihaleye ilişkin otobüslerin kalitesini tanımlayan bir standart olmadığı, üreticilerin çevre ile olan etkileşimini düzenleyen bir belge olduğu, şehir içi toplu taşımacılıkta kullanılan otobüsler ve diğer taşıt araçları için ulusal ve uluslar arası standartları tanımlayan yönetmelik ve düzenlemelerin başka başlıklar altında bulunduğu, ISO 14001 belgesinin bunların arasında yer almadığı ve firmalarınca üretilen otobüslerin tüm bu ulusal ve uluslararası standartlara uygun olduğu, ihale konusu teklif etmiş oldukları otobüslerin standart bir üretiminin bulunduğu, özel imalat süreci gerektirmediği, bu sebeple ISO 14001 belgesinin idari şartnameden çıkarılması gerektiği,
2 ) Teknik şartnamenin “Süspansiyon Sistemi” başlıklı 7.10 uncu maddesinde yer alan “ Süspansiyon sistemini azami ölçüde arttırabilmek için ön aks bağımsız süspansiyon olacaktır ” şeklindeki ifadenin “ Süspansiyon sistemini azami ölçüde arttırabilmek için ön aks bağımsız veya rijit körüklü tip olacaktır ” şeklinde değiştirilmesi veya bu cümlenin tamamen çıkarılması gerektiği, teklif etmiş oldukları otobüslerde kullanılan rijit körüklü ön süspansiyon sisteminin; istenen konfor şartlarını, garanti süresini, yasal zorunlulukları uygunluk ve fren testlerini, karayolu yönetmeliklerine uygunluğu karşıladığı, ayrıca idarenin rijit körüklü ön süspansiyon sisteminin eski teknoloji olduğu, yeterince konfor ve emniyete sahip olmadığı, yeterli süspansiyon ve bakım kolaylığı sağlamadığı yönündeki iddialarını kanıtlayacak teknik ve bilimsel verinin de bulunmadığı,
İddialarına yer verilmiştir.
Başvuru sahibinin iddialarının değerlendirilmesi sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir:
1 ) Başvuru sahibinin 1 inci iddiasına ilişkin olarak:
İnceleme konusu ihalenin, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 20.05.2011 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan, “ 25 adet CNG Yakıt Sistemine Sahip Solo Tip Toplu Taşıma Otobüsü Alımı” işi olduğu, 20.04.2011 tarihinde ihale dokümanını satın almak suretiyle istekli olabilecek sıfatını kazanan başvuru sahibi tarafından ihale dokümanına yönelik itirazen şikayet başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Başvuru sahibinin iddiaları arasında, şikayete konu ihaleye ilişkin bir dinlenme toplantısı yapılması yönünde talebin de bulunduğu, ancak bu hususa ilişkin Kurul tarafından 30.05.2011 tarihli toplantısında, dinleme toplantısı yapılmasına gerek bulunmadığına karar verildiği görülmektedir.
Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 42 nci maddesinin 1 inci fıkrasında; özel imalat süreci gerektiren mal alımı ihalelerinde, kalite yönetim sistem belgesi ve çevre yönetim sistem belgesinin istenebileceği hükme bağlanmıştır.
Dolayısıyla, kamu ihale mevzuatı usul ve hükümleri dahilinde gerçekleştirilen bir mal alım ihalesinde, çevre yönetim sistem belgesinin bir yeterlik kriteri teşkil edebilmesi aynı zamanda o ihalenin kamu ihale mevzuatı anlamında özel imalat süreci gerektiren bir alım olması (ön) koşuluna bağlanmıştır.
İhale konusu alıma ait idari şartnamenin 7.5.3.1 maddesinde ise idare tarafından kalite yönetim sistem belgesi ile çevre yönetim sistem belgesinin bir yeterlik kriteri olarak belirlendiği görülmektedir.
Bu durum da idare tarafından ihale konusu otobüs alımının, özel imalat süreci gerektiren bir mal alımı olarak değerlendirildiğini göstermektedir.
26.05.2011 tarih ve 1186 sayılı yazımız ile ihaleyi gerçekleştiren idareden, söz konusu alımın bu şekilde değerlendirilmesine sebebiyet veren hususlar konusunda görüş talep edilmiştir.
İdarenin 27.05.2011 tarih ve 1911 sayılı cevabi yazısında, idare ihtiyaçları göz önüne alınarak alımını planladıkları, 25 adet CNG Yakıt Sistemine Sahip Solo Tip Toplu Taşıma Otobüslerin, standartları önceden belirlenmiş piyasada hazır halde satılan bir ürün olmadığı, belli bir üretim tekniği gerektirdiği, idare olarak, emniyet aksamlarının ve yolcu konforunun en üst seviyede tutulması, araçların yaşam boyu maliyetlerinin minimum seviyede olması konusunda bazı özel isteklerde bulunulmuş olduğu ve alımın özel imalat süreci gerektirdiğinin öngörüldüğü ifade edilmiştir.
Ayrıca, cevabi yazıda, idare tarafından alım konusu otobüslere özgü olduğu belirtilen söz konusu özel istekleri somutlaştırmak amacıyla bazı teknik şartname maddelerine (md. 7.1.i eksilen motor yağ ikmalini kendinden yapabilecek motor yağı otomatik tamamlama sistemi, md 7.1.a motor odasında otomatik yangın söndürme sistemi, md. 7.14 CNG yakıt dolum ucu NGV-1 standartına uygun çift dolum ucu, md. 7.28 iç aydınlatma tavan lambaları ledli tip, md. 7.5 şoförlerin görüş alanının daha rahat olabilmesi için aracın direksiyon simidi ayarlanması esnasında gösterge paneli direksiyon ile birlikte entegre hareket eden tip gibi) atıfların yapıldığı görülmektedir.
Söz konusu alımın kamu ihale mevzuatı anlamında özel imalat süreci gerektiren bir mal alımı niteliği taşıyıp taşımadığı hususunun çözüme kavuşturulabilmesi amacıyla Kurum tarafından hem Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan hem de bir akademik kuruluştan görüş talep edilmiştir.
Akademik Kuruluşun 24.06.2011 tarih ve 337-11827 sayılı teknik görüş yazısında bu hususa yönelik; “ CNG yakıt sistemine sahip solo tip otobüsler, günümüz otomotiv sanayiinde seri olarak üretilebilen ve AB normlarına göre homologasyon testleri yapılan, ayrıca birçok ülkede kullanımı çok yaygın olan araç tipleridir. Yakıt sisteminin CNG olması üretim sonrası münferit projelendirme veya seri tadilat projelendirmesi yolu ile yapılmaktadır. Ancak bazı otomotiv üreticilerinin özellikle bu konuda üretim projeleri bulunmakla birlikte üretim kapasiteleri de oldukça yüksektir. Bu bağlamda bu tür araçların üretimleri özel imalat süreci gerektirmeyen mal alımları statüsünde değerlendirilebilir.” ifadelerine yer verilmiştir.
Öte yandan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 09.06.2011 tarih ve 003741 sayılı, 30.06.2011 tarih ve 004306 sayılı yazılarında sırasıyla;
“ Bilindiği üzere Bakanlığımız araçların üretiminde uyulması gereken teknik mevzuatı hazırlamakta ve uygulamaktadır. Bu kapsamda, araçlara tip onayı belgesi verilmektedir. Üretici firmalar, Bakanlığımızdan tip onayı belgesini aldıktan sonra seri üretime başlamaktadır. Diğer taraftan, trafikte seyreden araçlara da sonradan yapılan tadilatlar 28.10.2008 tarih ve 27068 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Araç İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliği çerçevesinde yapılmakta ve firmalara seri tadilat tip onayı veya münferit onay verilmektedir.
Yakıt sisteminde CNG kullanılan araçlar doğrudan fabrikasında üretileceği gibi bu araçlar trafiğe çıktıktan sonra da yakıt sistemi CNG kullanılacak şekilde tadilat görebilir …”
“ Bilindiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca araçların yapım safhasında uyması gereken teknik hususlar Bakanlığımızca hazırlanmakta ve uygulanmaktadır. Bu bağlamda, çerçeve Yönetmeliklerden biri olan Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliği (2007/46/AT) 28.06.2009 tarih ve 27272 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, araçların trafikteki can ve mal güvenliğinin sağlanması bakımından uyması gereken teknik gereklilikleri belirlemektedir. Bu kapsamda, araçlara Tip Onayı belgesi Bakanlığımız tarafından verilmekte olup, üretici firmalar söz konusu belgeyi aldıktan sonra seri üretime başlamaktadır. Bu nedenle, Tip Onayı Belgesine sahip bir araç standartları önceden belirlenmiş piyasada hazır halde alınıp satılabilen bir ürün niteliği taşımaktadır.
İlişikte 2007/46/AT Yönetmeliği Ek IV’de Araçların AT Tipi Onayı için Gereken Şartları Koyan Düzenleyici Mevzuatın Listesi verilmiştir.
Bu bağlamda, söz konusu şartname kapsamındaki M3 kategorisi araçların anılan listede belirtilen mevzuat hükümlerine göre üretilmesi gerekmektedir.” hususlarına yer verilmiştir.
Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde, özel imalatın; “piyasada hazır halde alınıp satılmayan, projelendirme veya bir talep üzerine üretimi yapılacak olan, özel ihtisas ve üretim tekniği gerektiren işler” şeklinde tanımlandığı görülmektedir.
Kamu ihale mevzuatı anlamında, bir özel imalatın varlığından söz edilebilmesi yukarıda değinilen 3 şartın bir arada bulunması şartına bağlanmış olup, bir alımın özel imalat gerektiren mal alımı olarak adlandırılabilmesi de bu koşulların, her somut olay bazında ve her somut ihalenin (teknik) niteliği göz önüne alınarak ayrı ayrı değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Ayrıca, alım konusu alanda sınırlı sayıda firmanın faaliyette bulunuyor olması sebebiyle özel imalatın varlığı için aranılan bu koşulların somut ihalede gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin de sektörel çerçeve dahilinde (örneğin; alımın özel ihtisas ve üretim tekniği gerektirmesi koşulunun; sektör dışında faaliyette bulunan bir firma bakış açısıyla değil tamamıyla sektör içerisinde yer alan firmaların standart imalat koşullarına göre malın özel ihtisas ve üretim tekniği gerektirip gerektirmediğine göre değerlendirilmesi) yapılması şarttır.
Bu bağlamda, bir alımın bütünüyle birlikte özel imalat süreci gerektirmesi ile salt bu alımı oluşturan parçalardan veya aksamlardan biri ya da birkaçının özel imalata tabi olmasının aynı kategoride değerlendirilemeyeceği açıktır.
Alımın bütününde nitelik ve nicelik olarak sınırlı ve az bir alan işgal eden bu özel imalat gerektiren (standart dışı) parça veya aksamların, büyük bir çoğunluğu seri (standart) üretime konu olan alımın tümüyle özel üretim süreci gerektiren bir mal alımı olarak nitelendirilmesine sebebiyet vermeyeceği ve bu noktada, göz önünde bulundurulması gereken hususun, kamu ihale mevzuatı anlamında özel imalatın varlığından söz edilebilmesi için zorunlu kılınan koşulların, alımın bir bütünü veya nitelik olarak çoğunluğu için gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulabilmesi olduğu anlaşılmaktadır.
İncelemeye konu otobüsler açısından ise esas itibariyle üretimin seri üretime dayandığı ancak kısmen Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilen tip onay belgesi ile belirlenmiş asgari standartları aşan münferit ve ek aksamların da bulunduğu (idarenin cevabi yazısında sayılmıştır) ancak bu aksamların da ihale konusu alımda cüzi bir imalat/alan teşkil ettiği görülmektedir.
Bununla birlikte, somut ihalede, otobüslerin üretiminin bir projelendirme veya bir talep üzerine yapılacağı hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte standart dışı bu ek aksamlar sebebiyle, ihale konusu otobüslerin nihai haliyle piyasada hazır halde alınıp satılamayacak nitelikte olduğundan söz edilebilse bile nitelik olarak işin bütününde sınırlı bir yer işgal eden bu standart dışı ek aksamların, esas itibariyle seri üretime konu olan otobüslerin, sektörel alan dahilinde özel ihtisas ve üretim tekniği gerektiren işler kapsamında değerlendirilmesine sebebiyet vermeyeceği anlaşılmaktadır.
Başka bir deyişle, ihale konusu alımla iştigal eden firmalar açısından alımın kamu ihale mevzuatı anlamında özel imalat olarak adlandırılabilmesi için aranılan son koşulun (özel ihtisas ve üretim tekniği gerektirmesi) gerçekleşmemiş olduğu görülmektedir.
Bu çerçevede, idarenin belirleme ve uygulamasının aksine, ihale konusu otobüsler için öngörülen teknik niteliklerin, alımın bir bütün olarak özel imalat süreci gerektiren mal alımı olarak nitelendirilebilmesi için yeterli ve elverişli bir düzeye ulaşmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, gelen görüş yazıları da dikkate alındığında, özel imalat sürecine tabi olmayan bir mal alım ihalesinde, idare tarafından temelde kamu ihale mevzuatında özel imalat süreci gerektiren mal alımlarına münhasır belirlenmiş yeterlik kriterlerine yer verilmiş olması özelde ise çevre yönetim sistem belgesinin yeterlik kriteri olarak belirlenmiş olması sebebiyle şikayete konu ihalenin iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
2 ) Başvuru sahibinin 2 nci iddiasına ilişkin olarak:
Kamu İhale Kanununun 12 nci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkralarında, ihale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin teknik kriterlerine ihale dokümanının bir parçası olan teknik şartnamelerde yer verileceği, belirlenecek teknik kriterlerin, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olması, rekabeti engelleyici hususlar içermemesi ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlaması gerektiği ayrıca teknik şartnamelerde, varsa ulusal ve/veya uluslararası teknik standartlara uygunluğu sağlamaya yönelik düzenlemelerin de yapılacağı, bu şartnamelerde teknik özelliklere ve tanımlamalara yer verileceği, belli bir marka, model, patent, menşei, kaynak veya ürün belirtilemeyeceği ve belirli bir marka veya modele yönelik özellik ve tanımlamalara yer verilmeyeceği hükme bağlanmıştır.
Teknik şartnamenin 7.10 maddesinde, süspansiyon verimini azami ölçüde arttırabilmek için ön aksın bağımsız süspansiyon tipinde olacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
Başvuru sahibinin süspansiyon sistemine yönelik söz konusu iddiasının teknik olarak kabulünün mümkün olup olmadığı hususunda bir akademik kuruluştan görüş talep edilmiştir.
Bu konuya ilişkin akademik kuruluş tarafından ayrıntılı bir teknik değerlendirme yapılmış olup 24.06.2011 tarih ve 337-11827 sayılı anılan teknik görüş yazısında bu konuya yönelik olarak;
“ Ticari araçlarda kullanılan süspansiyon sistemleri genel olarak yük odaklı ve konfor odaklı olarak tasarlanmaktadır. Ağır vasıta ticari araç olarak adlandırılan N2-N3 sınıfı araçlarda genellikle yük taşıması yapıldığı için kullanılan süspansiyon sistemlerinde dayanım ve yük dağılımı faktörleri göz önünde bulundurulur. Ancak yolcu taşımacılığında kullanılan M2-M3 sınıfı taşıtlarda ise konfor ve sürüş rahatlığı daha çok tercih edilen faktörlerdir. Serbest bağlantılı bağımsız ve sabit dingil uygulamalarında kullanılan rijit körüklü süspansiyon sistemleri bu bağlamda değerlendirildiğinde yolcu taşımacılı yapılan araçlarda bağımsız süspansiyon sistemi, yük taşımacılığı yapılan taşıtlarda ise genellikle sabit (rijit) körük uygulamaları görülmektedir. Farklı uygulamalar ve istisnalar da mevcuttur, ancak günümüz taşıt teknolojilerinde genel durum böyledir. Her iki sistemi yapısal ve teknik yönden aşağıdaki şekilde ele alabiliriz.
Bağımsız Süspansiyon Sistemi Uygulamaları
Ticari taşıt süspansiyon sistemlerinde, özellikle konforun ön planda olduğu araçlarda bağımsız süspansiyon sistemleri (bağlantıları dingil üzerinden olmayan salıncak kol mekanizmaları) tercih edilmektedir. Gerek yük taşıma özelliği gerekse yol darbelerini azaltmadaki fonksiyonu yönünden bağımsız süspansiyon sistemleri yaygın kullanıma sahiptir. Otobüslerde (M3 sınıfı) ön tekerleklerde (ön aks) bağımsız süspansiyonun oluşturulmasında etkin olarak kullanılan kol yapıları kendisinden önceki eski nesil sabit dingil uygulamalarına göre oldukça fazla avantajlara sahiptir. Ayrıca şasi ile karoser (gövde) arasında süspansiyon sistemi parçaları bağlantı elemanı olarak kullanıldığından, hem şasinin karoseriye sağlam bir şekilde bağlanmasını hem de yol koşullarında yoldan kaynaklı sarsıntıların, kullanıcı ve yolcular tarafından hissedilmemesini sağlamaktadır.
Çeki kolları, şasi ile aks arasındaki bağlantı parçaları olup yanal hareketlerin kısıtlanmasını sağlamakla birlikte ivmelerime esnasında çekiş gücünün tekerlerde oluşturduğu olumsuz etkiyi, frenleme sırasında oluşan ters yönlü kuvveti, yoldan kaynaklanan olumsuzlukları ve tekerleklerde oluşan kontrolsüz hareketleri, sönümleyerek aracın güvenli hareket etmesini sağlamaktadır. Rotil desteği ile çapraz kontrol kolundaki gerilmeler ve düşey kuvvetler şasiye aktarılabilmektedir. Sürtünme önleyici rotil pim desteği, süspansiyon hareketlerini germe hareketlerinden ayırmaktadır. Bu yük dağıtımı optimal süspansiyon ve germe kesinliği sağlamaktadır. Bu durum sürücüler ve yolcular için çok daha yüksek konfor ve güvenlik anlamına gelmektedir. Bu özelliklerinden dolayı bağımsız süspansiyon sistemleri özellikle konforun öne çıktığı yolcu taşımacılığında kullanılan ticari araçlarda tercih sebebidir.
Şehiriçi ve şehirlerarası yolcu taşımada etkin otobüslerde kullanılan bağımsız süspansiyon sistemlerinde genellikle araçlar alçak tabanlı, alçak girişlidir. Bu sistemler diğer bağımsız süspansiyon sistemlerinden farklı olarak çift süspansiyon çatalına sahiptir. Daha fazla konfor, daha küçük dönüş yarıçapı, daha az yan eğilim faktörlerinden dolayı özellikle bozuk yol şartlarında sarsıntıları daha iyi sönümlemektedir. Süspansiyon sisteminin ağırlığı ve ataleti göz önünde bulundurulduğunda hafif yapısı ile bu sistemler yakıt tasarrufuna da katkıda bulunmaktadır.
Birçok araçta ön akslarda tercih sebeplerinin başında aracın iç tekerleklerinde 55 derece, dış tekerleklerinde ise 45 derecelik bir dönüş açısına kadar müsaade etmesidir. Bu sayede belirtilen değerlerdeki araçlarda dönüş yarıçapı daha düşük değerlere kadar azaltabilmektedir.
Sabit (Rijit) Körüklü Süspansiyon Uygulamaları
Dingil üzeri sabit körük uygulanılan, özellikle yük taşımacılığında kullanılan araçlarda (N2-N3 sınıfı) yük miktarları fazla olduğu için tercih edilmektedir. Dingil ile karoseri arasında değişik hava basınçlarında sabit duran bir körük sistemi kullanılmaktadır. Tekerleklerden her birisine gelen yol darbeleri sabit dingil üzerinden diğer tekerleğe aktarılarak darbeler azaltılmakta ve değişik süspansiyon sistemi elemanlarına dağıtılmaktadır. Süspansiyon sisteminin özelliği olan absorbe şartı, hava körükleri ve dingilin karoseriye bağlantısındaki hareketli elemanlar ile sağlanmaktadır. Yük dağılımı açısından bağımsız süspansiyon sistemine göre daha fazla yük dağılımı görülürken, konfor açısından daha fazla darbe ve salınımları taşıt gövdesine hissettirebilmektedir. Özellikle arka aks veya 3. dingil sistemlerinde yol kararlılığı açısından tercih edilmekle birlikte manevra tekerleği olan ön tekerleklerde kullanımları gittikçe azalmaktadır. Bağımsız süspansiyon sistemlerine nazaran manevra tekerleklerinde dönüş açısı kabiliyetleride oldukça sınırlıdır. Bağımsız süspansiyon kontrolünde, araç sınıfına ve araç dinamiğine bağlı olarak dönüş açısı değerleri artırılabilmektedir. Rijit süspansiyon uygulamalarında bu değişim sınırlı kalmaktadır.
Günümüz trafik ve yol şartları göz önünde bulundurulduğunda serbest salınım hareketi yaparak münferit hareket kabiliyetine sahip süspansiyon sistemleri, sınırlılıkları olan rijit dingil bağlantı ve körük sistemlerine göre daha yaygınlaşmakta ve tercih edilmektedir.
İlgi yazınızda belirtilen ve tarafımızdan görüş istenilen hususlarda yukarıda belirtilen teknik durumlar göz önünde bulundurularak;
- "Rijit körüklü ön süspansiyon sisteminin eski teknoloji olduğu yeterince konfor ve emniyete sahip olmadığı, yeterli süspansiyon ve bakım kolaylığı sağlamadığı" iddiaları kısmen doğrudur. Konfor ve eski teknoloji konusunda doğruluğu bulunan durumun aksine rijit körüklü süspansiyon sistemleri ile bağımsız süspansiyon sistemleri emniyet açısından aynı güvenilirliği sağlamaktadır.
b) İdarece uygun görülen bağımsız süspansiyon sistemi tercih sebebi olacak bir özelliktir. Rijit körüklü sistemden istenilen nitelikler kullanım amacına hizmet edemeyeceği veya yetersiz kalacağı için teknik şartnamede belirtilecek bir husus olup, rekabeti engelleyici ve katılımı daraltıcı bir nitelik değildir. Birçok ticari araç üreticileri istenildiği taktirde her iki sistemi de üretebilecek yeterliliktedir. ” ifadelerine yer verilmiştir.
Bu bağlamda, idare tarafından alım konusu otobüsler için sadece bağımsız süspansiyon sisteminin tercih konusu yapılmasının altında kabul edilebilir nitelikte teknik argümanların bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca teknik şartnamenin 7.10 maddesinde istenilen bağımsız süspansiyon sisteminin başvuru sahibinin iddiasında belirtilen rijit körüklü sisteme nazaran daha verimli ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olduğu gibi aynı zamanda rekabeti engelleyici ve ihaleye katılımı daraltıcı nitelik taşımadığı da göz önüne alındığında idare tarafından bu şekilde bir tercihte bulunulması işlemine hukuki bir engelin de bulunmadığı görülmektedir.
Netice itibariyle, teknik şartnamenin 7.10 maddesinde öngörülen süspansiyon sistemi sebebiyle olmasa da özel imalat süreci gerektirmeyen bir mal alım ihalesinde kamu ihale mevzuatı gereği istenmesi mümkün olmayan çevre yönetim sistem belgesinin bir yeterlik kriteri olarak belirlenmiş olması sebebiyle şikayete konu ihalenin iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanunun 65 inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 60 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere;
Anılan Kanunun 54 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (a) bendi gereğince, ihalenin iptaline,
Oyçokluğu ile karar verildi.
Kazım ÖZKAN
Başkan V.
II. Başkan
Ali Kemal AKKOÇ
Kurul Üyesi
Ali KAYA
Kurul Üyesi
Hakan GÜNAL
Kurul Üyesi
Adem KAMALI
Kurul Üyesi
Abdullah DÜNDAR
Kurul Üyesi
Erkan DEMİRTAŞ
Kurul Üyesi
KARŞI OY
Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin “Kalite ve standart ile ürünlerin piyasaya arzına ilişkin belgeler” başlıklı 42 nci maddesinde; “ _(1) Özel imalat süreci gerektiren mal alımı ihalelerinde, kalite yönetim sistem belgesi veçevre yönetim sistem belgesi istenebilir…” _hükmü yer almaktadır.
İncelenen ihale, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 20.05.2011 tarihinde açık ihale usulü ile yapılan, “ 25 adet CNG Yakıt Sistemine Sahip Solo Tip Toplu Taşıma Otobüsü Alımı” işidir.
İhaleye ait idari şartnamenin 7.5.3.1 maddesinde, idare tarafından kalite yönetim sistem belgesi ile çevre yönetim sistem belgesinin bir yeterlik kriteri olarak belirlendiği, dolayısıyla, idare tarafından ihale konusu otobüs alımının, özel imalat süreci gerektiren bir mal alımı olarak değerlendirildiği görülmektedir.
Çevre yönetim sistem belgesinin bir yeterlik kriteri olarak istenebilmesi için, yapılan ihalenin kamu ihale mevzuatı anlamında özel imalat süreci gerektiren bir alımı olması yeterlidir.
Söz konusu hususa ilişkin olarak idareden alınan 27.05.2011 tarih ve 1911 sayılı yazıda, idare ihtiyaçları göz önüne alınarak alımını planladıkları, 25 adet CNG Yakıt Sistemine Sahip Solo Tip Toplu Taşıma Otobüslerin, standartları önceden belirlenmiş piyasada hazır halde satılan bir ürün olmadığı, belli bir üretim tekniği gerektirdiği, idare olarak, emniyet aksamlarının ve yolcu konforunun en üst seviyede tutulması, araçların yaşam boyu maliyetlerinin minimum seviyede olması konusunda bazı özel isteklerde bulunulmuş olduğu ve alımın özel imalat süreci gerektirdiğinin öngörüldüğü ifade edilmiştir.
Ayrıca, idarenin yazısında, idare tarafından alım konusu otobüslere özgü olduğu belirtilen söz konusu özel istekleri somutlaştırmak amacıyla bazı teknik şartname maddelerine (md. 7.1.i eksilen motor yağ ikmalini kendinden yapabilecek motor yağı otomatik tamamlama sistemi, md 7.1.a motor odasında otomatik yangın söndürme sistemi, md. 7.14 CNG yakıt dolum ucu NGV-1 standartına uygun çift dolum ucu, md. 7.28 iç aydınlatma tavan lambaları ledli tip, md. 7.5 şoförlerin görüş alanının daha rahat olabilmesi için aracın direksiyon simidi ayarlanması esnasında gösterge paneli direksiyon ile birlikte entegre hareket eden tip gibi) atıfların yapıldığı görülmektedir.
Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinde, özel imalatın; “piyasada hazır halde alınıp satılmayan, projelendirme veya bir talep üzerine üretimi yapılacak olan, özel ihtisas ve üretim tekniği gerektiren işler” şeklinde tanımlandığı görülmektedir.
İdarece, teknik şartnamenin yukarıda sayılan maddelerinde, bazı hususlar özel olarak düzenlendiğinden, idarenin bu hususlara ilişkin standart dışı isteklerde bulunduğu, söz konusu ihalede, özel imalat gerektiren parça veya aksamların yer aldığı, bunların üretiminin özel bir imalat süreci sonunda gerçekleştirilebileceği anlaşılmaktadır.
Kurul kararının dayanakları arasında gösterilen, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın 09.06.2011 tarih ve 003741 sayılı - 30.06.2011 tarih ve 004306 sayılı yazılarında sırasıyla;
“ Bilindiği üzere Bakanlığımız araçların üretiminde uyulması gereken teknik mevzuatı hazırlamakta ve uygulamaktadır. Bu kapsamda, araçlara tip onayı belgesi verilmektedir. Üretici firmalar, Bakanlığımızdan tip onayı belgesini aldıktan sonra seri üretime başlamaktadır. Diğer taraftan, trafikte seyreden araçlara da sonradan yapılan tadilatlar 28.10.2008 tarih ve 27068 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Araç İmal, Tadil ve Montajı Hakkında Yönetmeliği çerçevesinde yapılmakta ve firmalara seri tadilat tip onayı veya münferit onay verilmektedir.
Yakıt sisteminde CNG kullanılan araçlar doğrudan fabrikasında üretileceği gibi bu araçlar trafiğe çıktıktan sonra da yakıt sistemi CNG kullanılacak şekilde tadilat görebilir …”
“ Bilindiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 29. maddesi uyarınca araçların yapım safhasında uyması gereken teknik hususlar Bakanlığımızca hazırlamakta ve uygulamaktadır. Bu bağlamda, çerçeve Yönetmeliklerden biri olan Motorlu Araçlar ve Römorkları Tip Onayı Yönetmeliği (2007/46/AT) 28.06.2009 tarih ve 27272 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, araçların trafikteki can ve mal güvenliğinin sağlanması bakımından uyması gereken teknik gereklilikleri belirlemektedir. Bu kapsamda, araçlara Tip Onayı belgesi Bakanlığımız tarafından verilmekte olup, üretici firmalar söz konusu belgeyi aldıktan sonra seri üretime başlamaktadır. Bu nedenle, Tip Onayı Belgesine sahip bir araç standartları önceden belirlenmiş piyasada hazır halde alınıp satılabilen bir ürün niteliği taşımaktadır.
İlişikte 2007/46/AT Yönetmeliği Ek IV’de Araçların AT Tipi Onayı için Gereken Şartları Koyan Düzenleyici Mevzuatın Listesi verilmiştir.
Bu bağlamda, söz konusu şartname kapsamındaki M3 kategorisi araçların anılan listede belirtilen mevzuat hükümlerine göre üretilmesi gerekmektedir.” hususlarına yer verilmiştir
Bununla birlikte, idarenin yukarıda belirtilen yazısında sayıldığı üzere, incelemeye konu otobüslerin, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilen tip onay belgesi ile belirlenmiş asgari standartları aşan münferit ve ek aksamlarının da bulunduğu, ihale konusu otobüslerin üretiminin bir projelendirme veya bir talep üzerine yapılacağı hususunda tereddüt bulunmadığı, standart dışı bu ek aksamlar sebebiyle, ihale konusu otobüslerin nihai haliyle piyasada hazır halde alınıp satılamayacak nitelikte olduğu da açıktır.
Açıklanan nedenlerle, özel imalat sürecine tabi olan söz konusu mal alım ihalesinde, idare tarafından kamu ihale mevzuatında özel imalat süreci gerektiren mal alımlarına münhasır belirlenmiş yeterlik kriterlerine yer verilmiş olması, bu kapsamda, çevre yönetim sistem belgesinin de yeterlik kriteri olarak belirlenmiş olmasının mevzuata aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, inceleme konusu ihalede 4734 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin onuncu fıkrasının (c) bendi gereğince,“itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmesi gerektiği yönündeki düşüncemle, ihalenin iptaline ilişkin karara katılmıyorum.
Kazım ÖZKAN
Başkan V.
II. Başkan
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.