Kayseri BAM 6. HD 2024/870 E. 2024/962 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/870
2024/962
25 Nisan 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/870
KARAR NO: 2024/962
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/10/2023
ESAS NO: 2022/1173
KARAR NO: 2023/834
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/04/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 26/04/2024
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 04/10/2023 tarih ve 2022/1173 E - 2023/834 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı kooperatif tarafından çıkarılan kesin maliyet bedelini 20,04.2015 tarihinde ödemesi neticesinde kendisine 05.07.2014 tarihli *taahhütname' başlıklı belge verilmiş ve kendisine ... ili, ...ilçesi, ... ada,... parsel ... blok ... Kat ... numaralı daire isabet etmiş olduğunu, davacının kesin maliyet bedelini ödeyip tapusunu almasına rağmen davalı kooperatif tarafından haksız ve kanuna aykırı olarak yeniden kesin maliyet bedeli çıkarılmış olduğunu, Resmi Gazetenin ...tarihli ... yevmiye numaralı sayısı ile ilan edilen ve yürürlüğe giren 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. Madde ile "...inşaatların etaplar halinde yapılarak teslim edilmesi, terkin edilmemiş olması, yapımı tamamlanan etapta bağımsız bölüm malikine kooperatifçe tahakkuk ettirilen bedelin ödenmiş olması, kooperatif tarafından üyeye konutunun tapu devrinin yapılmış olması şartlarının birlikte sağlanmış olması -halinde konutun tapu devrinin yapılmasından sonraki dönemler için yapı kooperatifi tarafından yönetim giderleri hariç olmak üzere her ne ad altında olursa olsun yapılmış borçlandırmalar veya bu kapsamda üçüncü şahıslara kooperatif tarafından yapılan alacağın devrine ilişkin işlemler hükümsüzdür." şeklinde düzenleme yapılmış olduğunu, davalı kooperatif de etaplar halinde konutlarını yapıp kesin maliyet bedeli çıkarıp üyelerine tebliğ etmiş ve kesin maliyet bedelini ödeyen üyelere ise tapu devri yapılmış olup bu sebeple yasa kapsamında davacının davalı kooperatife 1163 sayılı yasa geçici 11. Madde kapsamında kesin maliyet ve aidat borcunun bulunmadığının tespitini talep etmek gerekmiş olduğunu belirterek, menfi tespit talebinin kabulü ile davacının davalı kooperatife 1163 sayılı yasa geçici 11. Madde kapsamında kesin maliyet ve aidat gibi herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK m. 114/1-h dava ikamesinde hukuki yararın varlığını aramakta olduğunu, davacının öncelikle huzurdaki davayı geçici 11. Maddenin birinci fıkrasına dayanarak genel bir menfi tespit davası mı yoksa aynı maddenin 2. Fıkrasına dayanarak açılan menfi tespit davası mı olduğu yönünde açıklama yapması gerekmekte olduğunu, davalı kooperatifin 09/07/2021 tarihli 2020 bilanço yılına ait olağan genel kurul toplantısının 8. Maddesinde kesin hesap maliyeti çıkarılmasına ilişkin karar almış olduğunu ancak yüksek mahkemece 2022 yılı başında verilen kararlarda inşaat maliyeti devam eden kooperatiflerin kesin hesap maliyeti çıkaramayacağı ve kesin hesap maliyetinin ne şekilde çıkarılacağını açıklayan ana sözleşme 61 ve 62. Maddelerinde yapılan değişikliğin yok hükmünde olduğuna karar vermesi nedeni ile davalı kooperatifçe alınan 10.3.2022 tarih ve 2022/9 sayılı YK kararı doğrultusunda maliyet hesaplarına ilişkin hukuki işlemlerden rücu edilmesine ve şartların tamamlanmasından sonra maliyet hesabı çıkartılmasına karar vermiş olduğunu, alınan bu karardan sonra davalı kooperatifin aidat borcu bulunmayan hiçbir kooperatif üyesine borçlandırıcı bir işlem yapmadığını, hal böyle iken davacının kendisine yönelik borçlandırıcı bir işlem tesis edilmeden açmış olduğu menfi tespit davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerekmekte olduğunu, 7410 sayılı Çevre Kanunun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa eklenen geçici 11. Madde ile yeni bir düzenleme yapılmış olduğunu, bu düzenleme ile Kooperatif Kanunun temeli olan eşitlik ilkesi yok sayılmış ve kooperatiflerin tüm finansal düzeni bozulmuş olup dairesini teslim alamayan kooperatif ortakları ise dairelerini alamayacak duruma gelmiş olduğunu, Kanun koyucu yapmış olduğu bu düzenleme birçok kişi ciddi anlamda mağdur edilmiş ve özel hukuk normlarının geçmişe etkili olmama ilkesi yok sayılmış olduğunu, Madde yazımında 4 unsuru birlikte taşıyan kooperatif üyelerinin genel yönetim giderleri hariç akçeli hükümlerden sorumlu olmayacağını emretmiş olduğunu, bu şartların; İnşaatların etaplar halinde yapılarak teslim edilmesi, Terkin edilmemiş olması, Yapımı tamamlanan etapta bağımsız bölüm malikine kooperatifçe tahakkuk ettirilen bedelin ödenmiş olması olarak belirlendiğini, davalı kooperatifin bu şartlardan ikisine uymadığını, bunlardan birincisi etap halinde inşaat yapılmamış olup tüm inşaatlar tek etaptan ibaret olduğunu, Ve kooperatifçe halen inşaatların yapımı devam etmekte olup tüm üyelere daireler teslim EDİLMEMİŞ olduğunu, ikinci hususun ise yapımı tamamlanan etapta bağımsız bölüm malikine kooperatifçe tahakkuk ettirilen bedelin ödenmiş olması şartının yerine getirilmemiş olması olduğunu, açıklandığı üzere davalı kooperatifçe 09/07/2021 tarihli 2020 bilanço yılına ait olağan genel kurul toplantısının 8. Maddesinde kesin hesap maliyeti çıkarılmasına ilişkin karar almış ancak yüksek mahkemece 2022 yılı başında verilen kararlarda inşaat maliyeti devam eden kooperatiflerin kesin hesap maliyeti çıkaramayacağı ve kesin hesap maliyetinin ne şekilde çıkarılacağını açıklayan ana sözleşme 61 ve 62. Maddelerinde yapılan değişikliğin yok hükmünde olduğuna karar vermesi nedeni ile davalı kooperatifçe alınan YK kararı doğrultusunda maliyet hesaplarına ilişkin hukuki işlemlerden rücu edilmesine ve genel kurulca kararlaştırılan aidatların üyelerden tahsiline yönelik işlem yapılmasına karar vermiş olduğunu, ilgili madde kanun yapım tekniğine aykırı olup, özel hukuk alanında değiştirilen kanunların geçmişe etkili olmayacağı yönündeki evrensel hukuk kuralına muhalefet etmekle birlikte üniter devlet yapımıza aykırı fedaratif bir devletmiş gibi bir coğrafyaya -Kayseri iline- özgü yapılması nedeni ile açıkça Anayasamıza aykırı olduğunu, Kanun koyucu iş bu madde ile yapılan değişik ile dairelerini alamayan ve istifa ederek çıkma payı alacağını tahsil etmeyi bekleyen bir çok kooperatif mağdurunu mağduriyetini çözümsüz hale getirmiş olduğunu, uygulamada kooperatifçe yapılan inşaatlar kat irtifak tapusunu geçtikten sonra üyelere tapu devri yapılmakta inşaatın bitip bitmediğine bakılmadığını, Kat irtifak tapusunun devredilmesi için inşaata başlanması dahi yeterli olduğunu, aynı miktarda ödeme yapan iki üyenin biri dairesini teslim almışken diğer üyenin inşaatına henüz başlamamış dahi olabileceğini ve bu durumda dairesini teslim alamayan üye diğer üyelerin ödeme yapmaması nedeni ile onların eksik ödediği kadar kendisinin ödemesi gerekecek olduğunu, ne yazık ki kanun koyucu kooperatif pratiğini hiçe sayarak bir değişikliğe gitmiş ve bir kısım kooperatifleri çözümü imkansız mağduriyetlere gebe bıraktığını, ilgili maddenin son fıkrasında ise mahkemelerce verilen kesin hükümleri ortadan kaldırmaya yönelik bir başvurunun önünü açarak hukuki güvenlik ilkesi de ihlal edildiğini, hatta mahkeme kararına riayet etmeyerek ödemede direnen şahısları korumuş bu şahıslara menfi tespit davası açması için yetki ve süre vermiş ancak mahkeme kararına riayet ederek ödeme yapan vatandaşların ödemesinin istirdatı için bir yol göstermemiş olduğunu, ilgili maddenin burada izah edilemeyen bir çok açıdan Anayasaya aykırı olup davalı kooperatif yönünden uygulama alanı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanuna eklenen geçici 11. Madde gereğince davacının davalıya borçlu olmadığı belirtilerek dava açılmış ise de, yargılama devam ederken davanın dayanağı olan söz konusu maddenin Anayasa Mahkemesinin 16/02/2023 tarih ve 2022/126 Esas 2023/29 Karar sayılı ilamı ile iptaline karar verilmiş olması ile yukarda açıklandığı üzere davanın konusuz kaldığı görülmüş, bu durumda esas hakkında karar verilemeyecek olması nedeni ile dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkilin davalı kooperatife borçlu olmadığına dair genel hükümler kapsamında talep hakkı bulunmakta olup bu kapsamda inceleme yapılması gerektiğini, zira 04.06.1958 gün 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların bu olguları hukuken nitelendirmek uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevi olduğunu, bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime ait olduğunu, anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olmasına göre uyuşmazlığın çözümüne dair hukuki nitelendirmeyi de yine hakim yapacak ve görevli olup olmadığını da taraflar ileri sürmese dahi gözeteceğini, müvekkil de davalı kooperatife karşı bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve tapusunu aldığını, tapusunu aldığı tarihten itibaren de genel kurullara davet edilmediğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu 4. maddesinde üyeliğin kazanılması ve kaybedilmesi ile ilgili hükümlerin ana sözleşmede yer alması mecburi hükümler arasında olduğunu, ana sözleşme; kooperatif ortaklarının birbiri ve ortaklarla kooperatif tüzel kişiliği arasında özel hukuk sözleşmesi olduğunu, ana sözleşmeye Kooperatifler Kanununa aykırı olmamak koşuluyla sözleşme serbestisi çerçevesinde istenen hükümler konabileceğini, davalı kooperatif de ana sözlemeye 61. Maddesi değişikli ile özel olarak çıkma nedeni düzenlediğini, müvekkil de tapusunu alırken kesin maliyet dahil değişen ana sözleşme gereği tüm parasal kooperatif anasözleşmesinin 61. maddesinde genel olarak çıkma nedenleri yanında “özel çıkma” nedeni kabul edildiğini, bu hüküm, genel kurul kararı ile anasözleşmeden çıkarılmadığı veya iptal edilmediği sürece kooperatifi ve tüm üyeleri bağlayıcı nitelikte olduğunu, kooperatifçilikte eşitlik ilkesi, eşit statüde olan ortakların aynı hakka sahip olması ve aynı borçlardan sorumlu tutulmalarını gerektireceğini, eşitlik ilkesini düzenleyen 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesindeki, “kooperatif ortakları, bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşittirler.” Hükmüne göre, örneğin yapı kooperatiflerinde; peşin bedelli üyeler kendi aralarında, normal statüde üyeler ise normal statüde olan üyeler arasında karşılaştırma yapılarak; her üyenin kendi statüsü içerisindeki emsal üyelere göre eşitligi gözetilir. Kooperatifler hukukunda çoğunlukla nispi eşitlik ilkesi geçerli olduğunu, somut olayda müvekkil kura neticesinde kendisine isabet eden konuta ilişkin çıkarılan kesin maliyet bedelini ödediğini, 61/e maddesi gereğince kesin maliyeti ödeyerek tapusunu aldığına ve istifasının kabulü ile ortalıktan çıkarıldığı ve genel kurullara davet edilmediğini, bu durumda özel çıkma nedeni olarak düzenlenen ana sözleşme 61/e bendinin nispi eşitlik kuralı gereği geçerli olması nedeniyle müvekkilden yeniden ortaklıktan kaynaklı talepte bulunulamayacağını, istinaf talebinin kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1173 E - 2023/834 K sayılı ilamının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. madde kapsamında davacının davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davanın hukuki sebebi ve konusu olan 7410 sayılı Çevre Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. Maddesi ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na eklenen geçici 11. Maddesinin Anayasa Mahkemesinin 16/02/2023 tarih ve 2022/126 E - 2023/29 K sayılı ilamı ile iptali nedeni ile konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 04/10/2023 tarih ve 2022/1173 E . 2023/837 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 25/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41