Kayseri BAM 6. HD 2024/751 E. 2024/845 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/751
2024/845
3 Nisan 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/751
KARAR NO: 2024/845
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/02/2024
ESAS NO: 2020/65
KARAR NO: 2024/98
DAVANIN KONUSU: İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/04/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 04/04/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2024 tarih ve 2020/65 Esas - 2024/98 sayılı kararı davacılar vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ... , davalı ... A.Ş ile kendi aralarında 27/04/5016 ve 16/05/2016 tarihlerinde müvekkili murisi müteveffa ... 'e ipotek sözleşmesi imzalattığını, müteveffa'nın birçok arsası üzerinde davalı lehine ipotek tesis ettiğini, müteveffanın 1 mayıs 1940 doğumlu olduğunu, ipotek belgesini imzaladığı tarih de 76 yaşında olduğunu, müteveffanın söz konusu ipotek tarihinde ileri derecede alzheimer hastası olduğunu ve 26/05/2019 tarihinde alzhemier tanısı ile vefat ettiğini, işbu ipoteğe konu olan taşınmazların müteveffanın kendi mülkü olduğunu, müvekkiline düşecek paylar da dahil, müteveffanın malvarlığının diğer mirasçıları... ve ... ve davalı şirket tarafından kötü niyetli olarak tasarruf işlemine konu edildiğini, ipoteklerin davalılar yararına kullanıldığını, müvekkillerinin mağdur edildiğini, işbu taşınmazların 08/03/2019 tarihinde icra takibine konu olduğunu, Kayseri 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibinde ... İli, ... İlçesi, ... Pafta, ... Ada, ... parselde bulunan 1/8 hissesine müteakip 225.625,00-TL bedelli ipotek, ... İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Pafta, ... parsel ile ... İli ... İlçesi, ... Mah. ... pafta, ... parsel de bulunan 1/8 hissesine müteakip 247.968,75-TL bedelli ipotek aynı Müdürlüğün ... , ... İli ... İlçesi ... Mah. ... pafta, ... parselde bulunan 3/32 hissesi oranında 138.750,00 TL bedelli ipotek ile aynı müdürlüğün ... dosya esas numaralarını aldığını, müvekkilinin icra takiplerinden haberdar olmadığını, işbu icra takiplerinden 28/08/2019 tarihinde 14/07/2019 tarihli satışa hazırlık aşamasında bilgi sahibi olduklarını, tasarruf tarihinde temyiz kudretine sahip olmayan müteveffa ... 'in hisselerine konan ipoteğin butlanla batıl olması nedeniyle fekkini ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan Kayseri 2. İcra Müdürlüğü'nün ... , ... ve ... esas sayılı dosyası ile icra takiplerinin müteveffa yönünden tedbiren durdurulmasını ve ardından iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği hususların doğru olmadığını, davacıların annesi olan müteveffa ... ile müvekkili şirket arasında kendisinin de yakın zamana kadar yönetim kurulu üyesi olduğun bir ticari şirketin borçlarının ödenmesinin teminatı kapsamında 16/05/2016 tarihinde gayrimenkul ipotek sözleşmesi tesis edildiğini, müvekkilinin şirketin çok büyük oranlı alacaklarının zamanında ödenmemesi üzerine uzlaşma görüşmeleri gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin o tarih itibariyle 6.000.000,00 TL anapara alacağına haiz alacaklarını yeni bir ödeme takvimi üzerinden yapılandırıldığını, bunun üzerine aralarında müteveffa ... 'in de bulunduğu borçlu şirket ve yakınları tarafından gayrimenkul ipotekleri tesis edildiğini, davacıların iddia ettiklerini tam aksine söz konusu işlemlerin yapılması ve ipotek sözleşmesinin imzalanması için müvekkili şirkete bizzat başvuru yapıldığını ve görüşmelerde yer alan müteveffa ... 'in vaki vefatı sonrası ve bir kısım davacılar tarafından açılan işbu davanın kabul edilebilir olmadığını, müteveffa ... , diğer ortakların ve yöneticilerin de evlatları olduğu şirketin müvekkili şirkete yaklaşık 6.000.000,00-TL ana para tutarlı borçlarını ödemediklerini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/928 esas sayılı dosyası üzerinden iflas ertelenmesi talebinde bulunulduğunu, iflas erteleme davasının sonuçsuz kaldığını, bunun üzerine müvekkili şirketin ticari ve hukuki haklarının korunması adına 08/03/2019 tarihinde Kayseri 2. İcra Dairesi'nin ... - ... - ... esas sayılı dosyası ile icra takiplerini başlatıldığını, ancak taşınmazların satışına ilişkin bir işlem yapılmadığını belirterek, davacıların kardeşlerinin ve özellikle davacılardan ... 'in de ortağı olduğu şirketin müvekkili şirkete olan borçlarının ye bir ödeme takvimiyle yapılandırılmasını sağlayan ipotek işlemlerinin geçersizliğine yönelik işbu haksız ve geçersiz, aynı anda her türkü hukuki dayanak ve iyi niyetten uzak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "......İpotek alacaklı ... A.Ş. yönünden yapılan incelemede ise; Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi'nden ... hakkında 27/04/2016 ve 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine sahip olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi'nin 21/07/2023 tarihli raporunda;"Kayseri Şehir Hastanesi’nin 10/10/2016 ve 04/04/2017 tarihlerinde baş ağrısı tanısıyla nöroloji muayene kayıtlarının olduğu, Erciyes Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 17/08/2015 tarihli raporunda ginko ekstresi yazıldığının, akit tarihinden 19 ay sonra 24/11/2017 tarihinde “Alzheimer Hastalığı” tanısı ile rapor çıkarılmış ve bahsedilen hastalıkta yaygın kullanılan “ memantin ve donepezil” isimli ilaçların reçete edildiği ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünün reçete kayıtlarından sonrasında ilaçları kullanmaya devam ettiğinin anlaşıldığı, 17/08/2015 ve 24/11/2017 tarihli tıbbi kayıtlarda ayrıntılı muayene kayıtları olmaması sebebi ile Kurulumuzca kişinin işlem tarihlerinde fiil ehliyeti hususunda tıbbi bir kanaate varılamadığı, bu duruma göre; ... 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığı hususunun bilinemeyeceğini kabulünün uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde kanaat bildirilmiştir. ATK raporunda da izah edildiği üzere akit tarihinden 19 ay sonra müteveffa hakkında alzheimer tanısı bırakılmış olup aradaki zamanın uzunluğu gözetilerek müteveffanın akit tarihinde fiil ehliyetinin olmadığına ilişkin bir kanaat oluşmamıştır. Bu hususta en yetkili sağlık kurulu olan Adli Tıp Kurumundan alınan raporunun aksinin tanık beyanları ile ispatlanması mümkün olmadığında tanık beyanlarının dosyaya katkı sağlamayacağı gözetilerek davacı tarafın tanık dinletme talepleri yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça ifa edilen yemin HMK'nın 226/1-a maddesi uyarınca hükme esas alınmayarak davacı tarafın işlem tarihinde ... 'in fiil ehliyeti olmadığına ilişkin iddiası yerinde olmadığına yönelik iddiasını ispatlayamadığı gözetilerek davalı ... A.Ş. yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.Gerekçeli karar yazılırken kısa kararda davalı ... 'in isminin ... şeklinde yazıldığı farkedilmekle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşmaması için ismindeki maddi hatanın tashihine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiş......" gerekçesiyle Davalılar... ve ... 'e karşı dava açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Davalı ... A.Ş.'ye açılan davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İşbu kararı davacılar vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Adli Tıp Kurumu (4) üncü İhtisas Dairesi raporunun içeriğinde açıkça Erciyes Üniversitesi Sağlık Uygulama Ve Araştırma Merkezinin erken başlangıçlı alzheimer tanısının 17.08.2015 tarihinde konduğu belirtilmişse de, mahkemece tanının ipotek tesis tarihinden 19 ay sonra konduğu yönünde kurulan gerekçenin hatalı olduğunu, hakimlik mesleği dışında özel ve teknik bilgi gerektiren bu konuda, mahkeme tarafından en yetkili sağlık kurulu olarak adlandırılan ATK, kesin bir hükümde bulunmadığını, raporda, tıbbi açıdan kesin olarak bilinemeyeceği ifade edilen akıl hastalığı ile ilgili müvekkillerinin tanık deliline dayanmasının da mümkün olduğunu, yerel mahkeme tarafından tanıkların dinlenmemesi nedeniyle de kararın kaldırılmasını, yerel mahkeme kararında ATK raporu aleyhine tanık dinletmenin mümkün olmadığına hükmedildiğini, oysa ATK raporunda, müvekkillerinin iddialarının aksine bir kesin görüş ileri sürülmüş olmadığını, raporun açıkça, ... 'in 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığı hususunun, dosya arasındaki mevcut tıbbi tetkiklerle bilinemeyeceği yönünde görüş bildirdiğini, müvekkillerinin annesi olan ... 'in 27/04/2016 ile 16/05/2016 tarihlerinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığı hususunun ATK raporu gereği bilinemeyeceği belirtilerek verilen hükmün, hastalığın niteliği değerlendirildiğinde de hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının gerekçesinde tarafların gösterecekleri tüm delillerin toplanması ve tanıklardan bu yönde açıklayıcı ve doyurucu bilgiler alınmasının zorunlu olduğundan bahsedilmesine rağmen davanın başından itibaren tanık anlatımlarından sonra dosyanın rapora gönderilmesi talebin reddedilerek eksik inceleme ile verilen yerel mahkeme kararının bir de bu nedenle istinaf incelemesi ile bozulmasını, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılan Yargıtay'ın bir kararında da tarafların gösterdikleri tüm delillerin toplanmasını ve tanıkların dinlenmesinin öneminden bahsedildiğini, (Yarg. 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2005/5986 Karar No: 2005/6703 Karar Tarihi: 02.06.2005), (Yarg. 19. HD., 04.12.2018 t., 2017/5139 E., 2018/6306 K.), müteveffa ... 'in ipotek akit tarihlerinde, alzehimer hastalığından bağımsız yaşı dahi dikkate alınmadan hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, buna karşılık, eksik inceleme ile işlem yapan tapu müdürlüğü'nün beyanının esas alındığını, bir de bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulmasını, (Yarg. 19. HD., 20.10.2014 t., 2014/9053 E., 2014/15398 K.) tüm bu nedenlerle müteveffa ... 'in en başta ipotek akit tarihindeki yaşı ve alzheimer hastalığına ilişkin ilaç kullanmaya başlamış olduğu tarih dikkate alınmaksızın hatalı ve eksik değerlendirme ile verilen Yerel Mahkeme kararının Dairenizce yapılacak istinaf incelemesi ile bozulmasını istinaf başvurusunun kabulüne, Kayseri (2) inci Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06.02.2024 tarih, 2020/65 E., 2024/98 K. sayılı kararının bozulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. Vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinafa cevap dilekçeside arz ve izah ettiği açıklamalar doğrultusunda olmak üzere, davacıların dava dilekçesindeki iddialar gibi istinaf dilekçelerindeki iddiaların da hukuken ve vicdanen kabul edilemezliği karşısında, tamamen resmi makamlar huzurunda yasal unsurlara haiz olarak düzenlenmiş ve müvekkili şirketin iyi niyetine bağlı olarak uzun yıllardır davacıların kardeşlerinin ve özellikle davacılardan ... 'in de ortağı olduğu şirketin, müvekkili şirkete olan borçlarının yeni bir ödeme takvimiyle yapılandırılmasını sağlayan ipotek işlemlerinin geçersizliğine yönelik iş bu haksız ve geçersiz, aynı anda her türlü hukuki dayanak ve iyi niyetten uzak istinaf taleplerinin reddi hususunda kararın ittihazını talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Uyuşmazlık, ehliyetsizlik hukuki nedenlerine dayalı ipoteğin fekki isteğine ilişkindir. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir” biçimindeki 9. maddesi, şahsın hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış. 10. maddesi de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı Yasa'nın 13. maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu Yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.Hemen belirtmek gerekir ki, TMK'nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. Bu ilke 11.06.1941 tarihli ve 4/21 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da aynen benimsenmiştir.Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında; bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve malvarlığı hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar.Bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması önem arz etmektedir.Taraflar; davanın başında, dilekçeler aşamasında somutlaştırma yükümlülüğü uyarınca, tanıkları hangi vakıa için dinletmek istediklerini açıkça belirtmek zorundadırlar. Hakim, tanıkların hepsini dinleyebilir veya vakıa hakkında yeterli derecede bilgi edinmiş ise, geri kalan tanıkları dinlemeden hüküm verebilir (Umar Bilge, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2011 s. 727.). Bu husus “Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi" başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241 inci maddesinde "Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Bazı tanıkların dinlenmesi ile, yeter derecedeki bilgi ile vakıa aydınlanmış ise, diğer tanıkların dinlenmesine gerek kalmayacaktır. Somut olaya gelince; davacılar vekili tarafından mütevaffanın fiil ehliyetinin olmadığı iddiaları hususunda tanık doktor ... ,... , ... dinlenmesi talep edilmiştir. Ancak sonraki duruşmalarda tanık dinlenmemiştir. Taraflarca ilgili tanığın dinlenmesinden feragat edilmemiştir. Fakat tanık ... ve ... 'nun Müteveffanın doktoru olması, genel durumunu bilmeleri sebebiyle somut olayın aydınlatılması yönünden tanığın dinlenmesinin gerekli olduğu kuşkusuzdur. O halde mahkemece tanıklar dinlenip tanık beyanlarından sonra davacı yanın Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu'nun raporuna yönelik itirazlarını da karşılar nitelikte ipotek tesis tarihinde murisin fiil ehliyetinin olup olmadığı yönünde Adli Tıp Genel Kurulu'ndan (üst kurul) rapor alınarak hüküm tesisine gidilmesi gerekirken davanın reddi yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nun 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacılar vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
-
HMK'nın 353/1. a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 06/02/2024 tarih ve 2020/65 Esas . 2024/98 Karar sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
-
HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacılara iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 03/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01