Kayseri BAM 6. HD 2024/641 E. 2024/769 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/641
2024/769
27 Mart 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/641
KARAR NO: 2024/769
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/02/2024
ESAS NO: 2024/132
KARAR NO: 2024/118
DAVANIN KONUSU: Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/03/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 28/03/2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2024 tarih ve 2024/132 Esas - 2024/118 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin n unvanı ... iken 25/3/2013 tarih ve 2013/4553 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “...” olarak değiştirildiğini, Kararname, ... tarih-... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve tadilli unvanının 3 Mayıs 2013 tarih-8312 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde neşrolunduğunu, davalı şahıs adına, ... Tescil NTescil No ile "..." markası 35. sınıfta; ... Tescil No ile "..." markası ise 29. sınıfta tescil edildiğini, davalının iş bu hükümsüzlüğünün istenen ve kurumlarına ait markalar ile iltibas taşıyan markaları; ... Mah. ... Sokak, ... İş Merkezi, No:..., .../... adresinde bulunan işletmede kullanıldığını, vaziyetin kurumlarınca tespit edilmesi üzerine, kurumlarıyla hiçbir hukuki bağı bulunmayan şüpheli firma yetkilisi hakkında işletme tabelasında “...” sözcük grubu ile yine aynı tabela zeminindeki dairesel logoda "..." ifadelerini (tescil suretiyle hak sahibi bulunduğumuz logo ile benzeşen bir simgeyi) tüketicileri yanıltıcı mahiyette kullanması; büyükbaş hayvan boynuzuna benzer figürü çevreleyen sözcüklerin diziliminin de tüketicileri yanıltması; logodaki figürün sığır boynuzu benzeri figür ve tarih üzerine yerleştirilen "K.E.B." harfleri ile alt ve üst kısmındaki "..." sözcüklerin diziliminin Kurumumuza tescilli logo ile benzeşmesi; işyerindeki ürün etiketlerinde doğudan doğruya "Et ve Balık Kurumu" sözcüklerinin teşhir edilmesi; işletmenin mali evrak metinleri (fiş ve pos cihazı çıktıları) ile poşetleri yüzeyinde geçen "..." ifadeleri ile işyeri tabelasında tercih edilen renk ve yazı karakterleri de hak sahibi oldukları markaları andırarak bu anlamda tüketicileri yanılgıya sevketmesi; işletmede kullanılan afiş, flama, reyon tabelası, etiketleri ve mağaza vitrin görsellerinde de benzer ihlaller mevcut olması, işyeri camekânında "MAĞAZAMIZIN KAYSERİDE BAŞKA ŞUBESİ YOKTUR" şeklinde kullanımların Marka Hakkına Tecavüz suçuna vücut vermesi sebebiyle şikayet dilekçesi v ile Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2021 tarih ve 2021/124 E.- 2021/496 K. sayılı kararıyla suça konu eylem sabit görülmüş ve sanık hakkında HAGB yönünde hüküm kurularak anılan kararın kesinleştiğini bu nedenle mevcut durumun korunması ve davanın etkinliğini temin etmek amacıyla ... Tescil No ve ...Tescil No ile davalı adına tescilli bulunan markalara, hüküm kesinleşinceye dek üçüncü kişilere devrini önleyecek şekilde teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, davalı marka sahibine ... Tescil No ve ... Tescil No ile tescilli markaların, kurumlarının maliki bulunduğu markalarıyla benzeşmesi sebebiyle kötüniyetli tescilinin kabulü ile tümden hükümsüzlüğüne;eğer mahkemeniz aksi kanaatte ise (HMK 111. maddesinde düzenlenen terditli dava hükmü dikkate alınarak) davalı markalarının kurumlarına ait markalar ile benzer mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, yargılama giderleri ve avukatlık vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Yukarıda açıklandığı üzere, davanın mutlak ticari dava olarak sayılan davalardan olmadığı, Fikri ve Sınai Hakların Hukuk Mahkemesi sıfatıyla Kayseri 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, bu nedenle mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin Fikri ve Sınai Hakların Hukuk Mahkemesi sıfatıyla Kayseri 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve davanın her aşamasında görev ile ilgili karar verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliği nedeni ile, HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince ..." gerekçesiyle HMK'nın 114/1-c. maddesi uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nın l15/2. maddesi gereğince davanın USULDEN REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) tevzi edilmesi için Kayseri Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Sınai Mülkiyet Kanunu'nda düzenlenen davaların mutlak ticari dava ve bu kanundan doğan davalarda Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, istinafa konu davanın, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 25. maddede düzenlenen markanın hükümsüzlüğü davası olduğunu, 6769 sayılı Kanun kapsamındaki davaların mutlak ticari dava olduğunun aşikar olup görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, nitekim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1 maddesi "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; ...d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,...öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır." şeklindedir. Ayrıca aynı kanunun 5. maddesi "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki
çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. (3) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır..." şeklinde düzenlemelerle mutlak ticari davaları ve bu davalarda görevli mahkemeyi belirlediğini, istinafa konu mahkeme kararında iş bu davanın mutlak ticari dava olarak sayılan davalardan olmadığı belirtilmişse de bu tespitin hatalı olduğunu, yukarıda açıkladığı üzere marka hükümsüzlüğü davaları, fikri mülkiyet hukukuna ilişkin Sınai Mülkiyet Kanunu'nda düzenlenmiş olup mutlak ticari dava olduğunu, yerel mahkemenin görevli mahkeme konusunda Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156 maddesi ve Hakimler ve Savcılar Kurulunun 30.05.2018 tarih ve 839 sayılı kararına dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu belirtmişse de; asliye hukuk mahkemelerinin genel görevli mahkeme olup bir yerde asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu durumda, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, bu sebeple fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren davalara, asliye ticaret mahkemesinin bulunması durumunda asliye ticaret mahkemesinin bakacağını belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah ettiği nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne ve Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 12/02/2024 tarihli ve 2024/132 E. 2024/118 K. sayılı davanın usulden reddine dair kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, 556 sayılı KHK hükümlerine dayalı olarak açılmış marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, medeni yargılamada ilk derece mahkemeleri genel mahkemeler ve özel mahkemeler olarak ikiye ayrılmışlardır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir. Genel mahkeme ile özel mahkeme arasındaki ilişkinin bir görev ilişkisi olduğu ve görevle ilgili kuralların kamu düzenine ilişkin bulunduğu konusunda öğretide ve uygulamada duraksama bulunmamaktadır.
Genel mahkemelerin bakacakları davalar belirli kişi ve iş gruplarına göre sınırlandırılmamış olup, aksi belirtilmedikçe medeni yargılama hukukuna giren her türlü işe bakmakla görevlidirler. Açık kanun hükmü ile özel mahkemelerde görüleceği belirtilmemiş olan bütün davalar genel mahkemelerin görevine girer (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt 1, s.164).
Buna karşılık özel mahkemeler, belirli kişiler arasında çıkan veya belirli uyuşmazlıklara bakmakla görevlidir. Diğer bir ifadeyle özel mahkemeler özel kanunlarla kurulmuş olup özel kanunlarda belirtilen davaları yürütür.
Genel mahkemelerin kuruluşunda olduğu gibi özel mahkemelerin (veya ihtisas mahkemelerinin) kuruluşu da mutlaka ayrı (özel) bir kanun hükmü ile düzenlenir. Özel mahkemelerin kuruluşunun tabii hâkim ilkesine aykırı düşmeyeceği 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 37’nci maddesinde belirtilmiştir.
Türk medeni yargılama hukukunda özel kanunlarla kurulmuş özel mahkemeler; kadastro mahkemeleri, icra mahkemeleri, tüketici mahkemeleri, aile mahkemeleri, fikri ve sınaî haklar hukuk mahkemeleri, denizcilik ihtisas mahkemesi ile iş mahkemeleridir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 136. ve 142’nci maddelerinde mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Mahkemelerin görevi kıyas veya yorum ile genişletilemez ya da değiştirilemez. Kanunda açıklık bulunmayan durumlarda görev genel mahkemelere aittir ( 5.12.1977 tarihli, 1977/4 E., 1977/4 K. sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı).
Usul hukukumuzda mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK m.1). Mahkemenin görevli olması aynı zamanda dava şartıdır (HMK m.11/1-c). Bu nedenle taraflarca yargılamanın her aşamasında görev itirazında bulunulabileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemenin de yargılamanın her aşamasında görevli olup olmadığını resen gözetmesi ve görevsiz olduğu kanısına varırsa kendiliğinden görevsizlik kararı vermesi gerekir (HMK m.115). Davaya bakan hüküm mahkemesi gibi kanun yolu incelemesini yapan üst mahkemelerin de görev hususunu resen gözetip, hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını incelemesi gerekir. Hatta bunun için tarafların hükme karşı görevsizlik nedeniyle kanun yoluna başvurmuş olmalarına dahi gerek yoktur.
Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki niteleme yapılmalı ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmelidir. Davanın görev nedeniyle reddi kararında görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmeli ve dava dosyasının bu görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir (HMK m.20).
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kanunî hâkim güvencesi” başlığını taşıyan 37’nci maddesi; “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.” hükmünü öngörmektedir.
Bilimsel çevrelerde ve uygulamada, kanunî hâkim güvencesi, uyuşmazlığı yargılayacak ve çözecek olan mahkemenin o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olması olarak kabul edilmektedir. 1982 tarihli Anayasa’yı kabul eden Danışma Meclisi’nin Anayasa Komisyonu’nun gerekçesinde “…bu suretle davanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne getirilmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Bu ise tarafsız yargı merciinin ilk gereğidir.” denilmektedir (Özbudun, E.: Türk Anayasa Hukuku, Ankara 2005, 8. Baskı, s: 118-119).
556 sayılı KHK'nın 71. maddesinde ve 554 sayılı KHK'nın 58. maddesinde, ''Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda, görevli mahkeme ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemeler tek hâkimli olarak görev yaparlar. Asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemesi olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini, Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler. '' şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olup bu düzenleme uyarınca 556 ve 554 sayılı KHK'lardan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünün ihtisas mahkemelerinin görevi dahilinde olduğu anlaşılmaktadır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile; fikri ve sinai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, iki asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye hukuk mahkemesinin, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin 5846 sayılı FSEK 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK'lardan kaynaklanan hukuk davaları için "yetkilendirilmesine" ilgili mahkemelerin yargı çevresinin ise adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. 556 ve 554 sayılı KHK'lardan kaynaklanan uyuşmazlık yönünden görevli olan ihtisas mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/7552 Esas 2016/8186 Karar, 2016/8368 Esas 2016/8195 Karar,
HSYK’nın 24/03/2005 tarih ve 188 sayılı kararıyla ihtisas mahkemeleri bulunmayan yerlerde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi birden fazla ise 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin Fikri ve Sınai Haklardan kaynaklanan davalarda görevli olduğu belirtilmiştir. Markanın hükümsüzlüğüne ilişkin davaya Fikri ve Sınai Haklar davalarına bakmakla görevlidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/2095 Esas 2017/3796 Karar) Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/02/2024 tarih ve 2024/132 E. . 2024/118 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-c bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.27/03/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01