SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri BAM 6. HD 2024/481 E. 2024/653 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/481

Karar No

2024/653

Karar Tarihi

7 Mart 2024

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/481

KARAR NO: 2024/653

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/01/2024

ESAS NO: 2021/738

KARAR NO: 2024/24

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/03/2024

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/01/2024 tarih ve 2021/738 Esas - 2024/24 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... hakkında ... tarafından 08/10/2020 tarihinde Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin halen derdest olduğunu, icra takibine konu olan Kambiyo senedi 23/10/2019 tanzim, 15/11/2019 vade ve 60.000 TL bedelinin keşidecesinin ... , alacaklısının ise ..., kefilinin ise ... olduğunu, bono bedelinin müvekkili ... bononun vade tarihinden 5 gün sonra 20/11/2019 tarihinde ekte sunulan dekont ile davalı ...'in hesabına 60.000-TL olarak ödendiğini, 07/10/2020 tarihinde davalı ... müvekkiline karşı elinde bulunduğu senedi icraya koyarak takip talebi başlatıldığını, müvekkili ...'in bu işleminden dolayı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2020/56372 esas ile suç duyurusunda bulunduğunu, 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2021/783 esas sayılı dosyası ile halen devam ettiğini, davalı ...'in eski eşi tarafından müvekkiline tehdit ve hakarette bulunulduğunu, 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yağma ve hakaretten dava açıldığını, borçlarının olmadığının tespiti ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasının teminatsız takip ve icra işlemlerinin durdurulmasını, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibinden davalıya borcunun bulunmadığının tespitini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafından cevap dilekçesi verilmediği görülmekle HMK 128.maddesi gereği bütün vakıaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "......Somut davada, davacı vekili tarafından takip konusu senet bedelinin, senet alacaklısı olan davalıya, senet keşidecisi olan ... tarafından ödendiği, senedin bedelsiz kaldığı ve bedelsiz senedi kullanmak suçundan davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu beyan edilmiştir.Davacının şikayeti üzerine açılan ve Kayseri 9.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/783 esas 2022/1919 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda davalı hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan açılan davada, davalı ...'in beraatine karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.İspat yükü üzerinde olan davacı vekilinin duruşmada alınan beyanında yemin deliline başvurmayacaklarının beyan edildiği görülmekle" gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece huzurdaki davada ispat yükünün taraflarında olması, davalının ceza dosyasında beraat kararı verilmesi ve taraflarınca davanın ispatlanamaması gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin kararının kabulünün mümkün olmadığını, ceza yargılaması sonucu verilen kararın hukuk mahkemelerini bağlamayacağını, özellikle de delil yetersizliğine dayalı beraat kararlarının hukuk hakimlerini bağlamayacağını, nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/5490 E. , 2017/16423 K. Sayılı İlamının emsal olduğunu, gerek soruşturma aşamasında gerek kovuşturma aşamasında verilen ifadelerin, müvekkilinin, işbu davaya ve icra takibine konu senetten dolayı davalı ...'ya bir borcunun bulunmadığını gösterdiğini, davalı ...'nın hakkındaki suçu tevil yoluyla ikrar ettiği gerekçesiyle iddianame düzenlenmiş olup ceza yargılamasında gerek davalı ... gerekse de tanık ... çelişki dolu anlatımlarda bulunduğunu, sonuç olarak gerek davalı ...'nın gerekse de senedin asıl borçlusu ... 'in ceza yargılamasındaki gerçeğe aykırı, çelişki, dolu tutarsız beyanlarının da göstermektedir ki müvekkilinin büyük bir tuzağın içine çekilmiş ve hiç bir borcu olmamasına rağmen son derece mağdur edildiğini, davalı ... lehine verilen beraat kararının delil yetersizliği sebebiyle verildiğini, bu durumun hukuk hakimini bağlamayacak olup yerel mahkeme tarafından eksik ve yetersiz inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından davanın ispatlanamadığı gerekçe gösterilse de dosyaya sunmuş olduğu dekontun ispat noktasında yeterli olacağı kanaatinde olduklarını, zira işbu dekontta borçlu ... tarafından açıklamasız şekilde alacaklı Seda'ya 60.000 TL gönderildiğini, Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğu üzere açıklamasız gönderilen havale ödemeleri borcun ödenmesi anlamına gelmekte olup bu ödeme davaya konu senedin vadesinden 5 gün sonra yapılmış, senet bedeline yeter miktarda bir ödeme olduğunu, her ne kadar davalı ... ile tanık ... çelişki dolu beyanlarla bu dekonttaki ödemenin araç satışına yönelik olduğunu iddia etselerde, işbu iddialarını ispata yarayacak yazılı bir delil sunmadığını, netice itibariyle müvekkilinin Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında takibe konu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmekte olup usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararını istinaf etme zarureti hasıl olduğunu belirterek; istinaf dilekçzesinde izah edilen ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/738 E., 2024/24 K. Sayılı ilamının kaldırılmasına, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... dosyasında takibe konan 60.000,00 tl bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının her ne kadar ceza yargılamasındaki beraat hükmünün delil yetersizliği nedeniyle verilmesinin işbu hukuk yargılamasını bağlamayacağından bahsetmişse de bu iddianın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ceza mahkûmiyetinin, kesin ve açık bir ispata dayanması gerekmekte olup müvekkili hakkında bedelsiz senedi kullanma iddiasıyla açılan ceza davasında bu suç unsurlarının müvekkili bakımından gerçekleştiğine ilişkin yeterli herhangi bir delil veya emare bulunamamış/sunulamamış dosya kapsamında dinlenen tanıklar ve sair hususlar müvekkilinin haklılığını ispatlar nitelikte olduğundan tüm bu hususlar değerlendirildiğinde müvekkiline karşı işbu suçtan isnatta bulunamayacağı müvekkilinin suçsuz olduğu kanaatine varıldığını, yine hukuk davasının görüldüğü Yerel mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere davacının borçlu olmadığının tespiti istemiyle ikame etmiş olduğu işbu davada iddialarını ispatlayamamış yeterli ve geçerli bir delil sunamadığını, işbu gerekçeler bakımından davacının iddialarının haksız, mesnetsiz olduğu kanaatine varılması gerektiğinin de aşikar olduğunu, davacının istinaf dilekçesinde her ne kadar dosyaya 60.000,00 TL gönderildiğine dair dekont sunduklarını ve bunun davanın ispatı bakımından yeterli olduğunu iddia etmişse de işbu iddiaların kabul edilemeyeceğini, T.C. Yargıtay 13. H.D. 2013/11284 E. 2013/24182 K 03.10.2013 tarihli ilamında, nitekim davacının, söz konusu senedin kefili durumunda olup senedin asıl borçlususun ... ' olduğunu, ceza dosyasında dinlenen tanık ... 'in beyanlarına bakıldığında, müvekkilinin hesabına yatırılan 60.000 TL'nin senetteki borca karşılık ödenmediğinin sabit olduğunu, senedin asıl alacaklısının ceza dosyasında tanık olarak dinlenildiğini ve ödenen paranın senet borcuna ilişkin olmadığı konusuna açıklık getirdiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2011/4055 E., 2011/15051 K. Sayılı ilamı;, Hukuk Genel Kurulu 2017/969 E. , 2021/866 K. Sayılı ilamında; mevzuat ve yerleşik içtihat gereği hukuki ilişkinin varlığını kabul edip başka neden ileri süren davacının ispat külfeti olduğu sabit olup davacı kendi soyut beyanlarından başka delil sunamamı iddialarını ispatlayamadığını, asıl borçlunun ... 'in dahi davaya konu senet borcuna ilişkin ödeme yapılmadığını ikrar etmiş olup bu gerekçeler ışığında davacının yerel mahkemenin eksik ve yetersiz yargılama yaptığına ilişkin iddiası bittabi haksız olduğunu, nitekim davacının ikame etmiş olduğu işbu davada soyut beyanlarını destekler nitelikte tek bir delil sunamadığını, iddialarını ispatlayamadığını belirterek, istinafa cevap dilekçesinde arz ve izah olunan sebeplerle davacının haksız istinaf başvurusunun reddi ile davanın reddine ilişkin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/738 E., 2024/24 K. sayılı ilamın onanmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava; İİK'nun 72 maddesi kapsamında, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine konu bonodan dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davacı, senedin bedelinin senet alacaklısı davalıya keşideci tarafından ödendiğini, senedin bedelsiz kaldığını iddia etmektedir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, eş söyleyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s.370 ilâ 372). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça TBK’nin 133/2 maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Keşideci ve lehdarın ödemenin senede mahsuben yapılmadığını, başka nedenle yapıldığı yönündeki ceza dosyasındaki birbiriyle çelişen beyanlarından bu ödemenin senede mahsuben yapıldığını kabul etmenin mümkün olmadığı, bu durumdan davacı lehine bir sonuç çıkarmanın mümkün olmadığı, nitekim ceza yargılaması neticesinde bedelsiz senedi kullanma suçundan beraat kararı verildiği, kesinleştiği, davalının neticeten davacının iddiasını kabul etmediği, bu suretle davacının senedin bedelsiz kaldığını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/01/2024 tarih ve 2021/738 E. . 2024/24 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

  3. İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 07/03/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(KambiyoTespitkonusutaraflarınMenfiKaynaklanan)Senetlerindensavunmalarınınistinafderecesebeplerininhukukinitelendirmekararınınkesindelillerinkayseriiddiamahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim