SoorglaÜcretsiz Dene

Kayseri BAM 6. HD 2024/300 E. 2024/412 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/300

Karar No

2024/412

Karar Tarihi

14 Şubat 2024

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/300

KARAR NO: 2024/412

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 15/11/2023

ESAS NO: 2022/443

KARAR NO: 2023/1012

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:14/02/2024

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:19/02/2024

Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2023 tarih ve 2022/443 Esas 2023/1012 Karar sayılı ilamına karşı ,taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davalı şirket temsilcileri arasında ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, Kat: ..., No: ... adresinde tapuya kayıtlı olan dairenin satışı konusunda, 15/10/2014 tarihinde müvekkilinin bacanağı ... ve eşi ... ile birlikte gidilerek, 240.000,00 TL karşılığında sözlü anlaşma sağlandığını, söz konusu evin, müvekkilinin üzerine satışı 31/10/2014 tarihinde yapıldığını, müvekkilinin, 240.000,00 TL bedel ile 31/10/2014 tarihinde satın almış olduğu taşınmaz bedelini teminat amacıyla, dairenin satış tarihi olan 31/10/2014 tarihinde müvekkilinin sadece imzasının yer aldığı üst kısmı boş olan ve Türk Lirası ibaresi bulunan bir adet boş senedi ... bulunan ...'ta sadece boş olarak imzalayarak ...Firması temsilcilerine verdiğini, Davacı müvekkilinin, senet bedelini peyderpey tanıklar ile birlikte davalı şirket temsilcisi olan ...(Yönetim Kurulu Başkanı) ve ...'e (Yönetim Kurulu Üyesi) Kazancılar Çarşısı'nda bulunan ...ta 17/11/2014 tarihinde 140.000,00 TL, Mart 2017 tarihinde 30.000,00 TL, Mart 2018 tarihinde emekli tazminatı gelince 40.000,00 TL ve Ağustos 2018 tarihinde müvekkilinin eşinin kardeşinden borç para alınarak 30.000,00 TL şeklinde ödediğini, bu bakımdan 2018 yılı Ağustos ayında söz konusu dairenin satış bedeli olan 240.000,00 TL borcun tamamını kapattığını, Müvekkilinin ödemeyi tamamlayıp senedini geri almak istediğinde ise; davalı firma yetkilisi ..., ödemenin tamamlandığını doğrulayarak "Abi senet şuan yanımızda değil sonra sana veririz, borç zaten bitti kafana takma, biz senedi yırtıp atarız" diyerek senedi vermekten kaçındığını, daha sonra söz konusu senedin anlaşmaya aykırı doldurularak, boş olarak imzalanan senedin üzerindeki Türk Lirası ibaresinin üzeri çizilerek ve Avro yazılarak 15.500,00 Avro üzerinden icraya konulduğunu, bunun üzerine müvekkilinin bu durumu görüşmek üzere ... isimli iş yerine gittiğinde, söz konusu daire satışının Türk Lirası üzerinden yapıldığını yine şahitler önünde söylemesine ve şikayet olunanlar tarafından anlaşmanın Türk Lirası üzerinden sağlandığı kabul edilmesine rağmen, borcun o günkü (evin satış tarihindeki) kur üzerinden avroya çevrilerek icraya konulduğunu, artık icraya ödenmesi gerektiği şeklinde bir geri dönüş aldığını, Müvekkili tarafından evin satışı sırasında teminat amacıyla ve Türk Lirası cinsinden verilen boş senedin üzeri, davalı şirket yetkilileri tarafından anlaşmaya aykırı şekilde Türk Lirasının üstü çizilerek, Avro üzerinden doldurularak, 12/07/2019 tarihinde davalı firma adına Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe konu edildiğini, Müvekkilinin meskenine haciz konulduğu bildirilince; müvekkili tarafından Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/365 E. 2021/173 K. sayılı meskeniyet iddiasında bulunulmuş; Yerel Mahkeme tarafından kısmen kabul kararı verildiğini, kararın istinafı üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2021 tarih ve 2021/1117 E. 2021/1115 K. sayılı ilamıyla "İstinaf Başvurusunun Esastan Reddine" karar verildiğini, söz konusu kararın bu defa temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/8850 Esas 2022/2795 Karar sayılı 07/03/2022 tarihli kararı ile onanmasına karar verildiğini, Müvekkili tarafından açılan Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/365 Esas 2021/173 Karar sayılı dosya içeriğinde de; müvekkili tarafından açılan meskeniyet iddialı davada, davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinin 2 nolu bendinde; "Müvekkil şirket, ... ili, ... İlçesi, ... Mah., ...Ada, ... parsel Kat: ... No: ...da tapuya kayıtlı taşınmazı karşı tarafa satmıştır. Satış bedelinden bakiye borcunu ödemek için icra takibine konu 05.07.2018 düzenleme, 05.04.2019 vade tarihli, 15.500,00 Euro bedelli bonoyu teslim etmiştir. Bono bedelinin ödenmemesi üzerine taşınmazın satışı nedeniyle tanzim edilen işbu bono icra takibine konu edilmiştir. İşbu takip sırasında borçlu adına kayıtlı olan taşınmaza haczi konulmuş, borçlu taşınmazın haline münasip ev olduğundan bahisle dava açmış bulunmaktadır." şeklinde beyanda bulunulduğunu, bu beyan da söz konusu senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, senedin teminat senedi olarak verildiğini ve Mahkeme içi ikrar mahiyeti taşıyan kesin bir delil niteliği taşdığını, çünkü davalı vekili tarafından söz konusu İcra Hukuk Mahkemesine sunulan cevap dilekçesinde ' ... ili, ...İlçesi, ... Mah., ... Ada, ... parsel Kat: ... No: ...da tapuya kayıtlı taşınmazı karşı tarafa satmış olduklarını ve söz konusu satış bedelini teminat altına almak amacıyla icra takibine konu bononun müvekkil tarafından teslim edilmiş olduğunu' kabul edildiğini, satışın 31/10/2014 tarihinde gerçekleştiğini, Menfi tespit istemine konu senedin yine 31/10/2014 tarihinde evin tapudaki devri esnasında boş olarak Türk Lirası üzerinden imzalanıp davalı şirket yetkililerine verildiğini, bu süreçte, evin ödemeleri taksitler halinde davalı şirket yetkililerine ... isimli işyerinde ödendiğini, karşılığında belge istenildiğinde ise, müvekkilinin askeri kuruluşta çalıştığını, birbirlerine güvenmeleri gerektiği belirterek ve müvekkilinin herhangi bir sıkıntı olmayacağı yönünde inandırılarak; söz konusu şirket ve yetkilileri tarafından müvekkiline yazılı bir belge ya da herhangi bir makbuz verilmediğini, bu bakımdan Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/365 Esas 2021/173 Karar sayılı dosya içeriğinde yer alan davalı vekilinin "Bono bedelinin ödenmemesi üzerine taşınmazın satışı nedeniyle tanzim edilen işbu bono icra takibine konu edilmiştir." şeklindeki dilekçe içeriği dikkate alındığında müvekkilinin Türk Lirası üzerinden boş bir senedi imzalayarak alacaklıya evin satımı hususunda Türk Lirası olarak teminat verdiği kabul edilerek, kesin bir yazılı delil ile de ispatlanmış durumda olduğunu, zaten taşınmaz satışlarında döviz üzerinden satış yapılmasının devlet tarafından yasaklandığını, bu beyanın açık ve kesin şekilde icra takibine konu edilen senedin teminat senedi olarak düzenlendiğini ispatlar mahiyette yazılı delil, ikrar ve kabul mahiyeti taşıdığını, dolayısıyla teminat senedi olarak verilen, anlaşmaya aykırı olarak doldurulan senedin kullanılması ile açılan takibin geçersiz bir takip olduğunu ve evin bedelinin ödenmesi hususunda karine teşkil eden tapu senedi ve müvekkilin taksitler halinde yapmış olduğu ödemeler sonucu şikayet olunanlara herhangi bir borcu kalmaması hususları dikkate alındığında ise bedelsiz kalan senedin kullanılması ile takip başlatıldığı kesin bir yazılı delil ile de ispatlanmış şekilde olduğunu, ayrıca davalı şirket yetkilileri tarafından taşınmaz satışı sırasında müvekkilde güven duygusu oluşturularak, kendisinden aldıkları Türk Lirası üzerinden tanzim edilen bedelsiz senedi ödemediği iddiasıyla anlaşmaya aykırı şekilde Türk Lirasının üzeri çizilerek ve Avro üzerinden doldurularak icraya konulması hususu da dikkate alındığında senedin geçersizliği ve müvekkilinin, davalı şirkete hiçbir borcu kalmadığının ortaya çıkacağını, teminat senedi olarak verilen senedin icraya konularak tahsilinin mümkün olmadığını, TTK’nun 776/b maddesinde öngörülen mücerret borç ikrarını içermediğini, dolayısıyla TL cinsi borcu yönünden edimini yerine getiren müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcu olmadığının tespiti gerektiği hususunun düzenleme altına alındığını, davacı vekilinin Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/365 Esas 2021/173 Karar sayılı dosyasında sunmuş olduğu cevap dilekçesinde "taşınmazın satışı nedeniyle tanzim edilen işbu bono" şeklindeki Mahkeme içi ikrar mahiyeti taşıyan kesin bir delil niteliğindeki kabul beyanı da dikkate alındığında söz konusu bononun teminat senedi olduğu hususunda bir tereddüt bulunmadığını, dolayısıyla söz konusu dosya ve senet yönünden müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığının sabit olduğunu, Bu hususta T.C Yargıtay 12.Hukuk Dairesi Esas: 2016/ 31887 Karar: 2018 / 3546 Karar Tarihi: 24.04.2018 ilamın dikkate alındığında davalıların kabulü bulunduğundan senedin teminat senedi olarak kabul edilerek teminat senedinin dayanağı olan evin satış bedelinin ödenmediği hususunun davalı tarafından ispatlanması gerektiğini, zira davalı şirketin söz konusu evin müvekkilinin üzerine satışını 31/10/2014 tarihinde yaptığını ve tapudaki resmi senette yer aldığı şekilde satış bedelini aldığını kabul ettiğini, Müvekkili tarafından evin satış bedelinin taksitler halinde ödendiğine ilişkin iddianın aksini ispata yarar delil sunulması ve alacağın varlığının ispatlanması davalı tarafın yükümlülüğünde olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında yazılı daire satım sözleşmesi yapılmadığını, sözlü olarak anlaşma sağlandığını, söz konusu evin Türk Lirası üzerinden alındığı hususunda tanıklarının mevcut olduğunu, ülkemizde ev alım satımlarının Türk Lirası üzerinden yapılması bir karine ve yasal bir yasal bir zorunluluk olduğunu, davalı vekili tarafından Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/365 Esas 2021/173 Karar sayılı dosyasına sunulan 25/11/2020 tarihli cevap dilekçesinde takip dayanağı senedin ev satışına ilişkin teminat senedi olarak verildiğini kabul ve ikrar edildiğini, ayrıca davalı şirket ile davacı müvekkil arasında başkaca hiçbir ticari ya da tüketici ilişkisi bulunmadığını, söz konusu evin bedelinin taksitler halinde ödendiğine ilişkin tanıklarının da olduğunu, ayrıca tapu devri esnasında düzenlenen resmi senet içeriğinde de evin Türk Lirası üzerinden satıldığı ve satış bedelinin davalı satıcı tarafından teslim alındığını, davacı alıcı tarafından ödendiği de taraflarca kabul edildiğini, bu bakımdan, teminat senedi olarak verilen senetten dolayı alacağı bulunduğunun davalı tarafça ispat etmeleri gerektiğini, ayrıca davalı şirketin söz konusu dairenin yasal mevzuatın aksine Avro üzerinden satıldığına ilişkin yazılı delil bildirmesi gerektiğini, zira icra takibine konu senedin taraflar arasında ev satışı ilişkisi kapsamında teminat senedi olarak verildiğini ve davalı tarafça kabul de edildiğini, satım sözleşmesi kapsamında verildiği çekişmesiz olan bononun teminat amaçlı olarak alacaklıya teslim edildiğinin kabulü gerektiğini, bunun için senet veya fatura üzerinde senedin satım sözleşmesinin teminatı olarak verildiğine ilişkin bir kaydın bulunmasına gerek olmadığını, bu bakımdan senedin TTK’nun 776/b maddesinde öngörülen mücerret borç ikrarını içermediği, tarafların sözleşme doğrultusunda edimlerini yerine getirip getirmedikleri dolayısıyla alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiğinin ortada olduğunu, bu durumda herhangi bir alacağı olduğu hususunu da davalının ispat etmesi gerektiğini, davalının talep edilen alacağın varlığını kanıtlaması gerektiğini, bu hususta T.C Yargıtay 19.Hukuk Dairesi esas: 2015/ 5218 karar: 2015 / 13291 karar tarihi: 21.10.2015 ilamının olduğunu, davalı şirketin bir Anonim şirketi olduğunu, bu bakımdan söz konusu senedin ticari defterlerine kaydedilmesi de gerektiğini, ticari şirket kayıtlarına işlenmemiş senet icra takibine konu edilemeceğini, davalı şirketin ticari kayıtlarının incelenerek icra takibine konu senedin alacak kalemi olarak girilmediğinin tespiti durumunda da iddialarının ispatlanmış olacağını, zira senedin teminat senedi olarak ve boş şekilde davalı şirkete verilmiş olduğunu, iddialarının bu kapsamda davalı şirketin ticari defterleri ile ispatlanmış olacağını, nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 06.03.2017 tarihli bir kararında bu görüşü istikrar kazandığını bu konuyla alakalı birçok emsal kararın mevcut olduğunu, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesini talep ettiklerini, ticari defterler incelendiğinde senedin ticari defterlere de usulüne uygun şekilde işlenmemiş olduğunu, sonradan üzeri haksız ve hukuksuz şekilde doldurularak icraya konulduğu hususunun ortaya çıkacağını, Müvekkili tarafından Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması (TCK 209 ve 210), Bedelsiz Senedi Kullanma (TCK 156), Resmi Belgede Sahtecilik (TCK 204), Dolandırıcılık (TCK 157) ve Nitelikli Dolandırıcılık (TCK 158/d-h-i, 158/3) suçlarından davalılar hakkında üzerilerine atılı suçlarından cezalandırılmaları için kamu davası açıldığını, söz konusu şikayetlerinin Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/32104 Soruşturma sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, taleplerinin dayanağını teşkil eden deliller incelenerek ve hakimin hukuk yaratması ile vicdani kanaati kuralları da dikkate alınarak menfi tespit talebinin kabulüne, ayrıca tarafların daire satım resmi senet örneği ile satıma konu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, Kat: ..., No: ... adresinde tapuya kayıtlı olan dairenin 135.000,00 TL'ye satıldığı ve söz konusu paranın alındığı hususunda anlaştıklarını bildirdikleri sabit olduğunu, Tapu resmi senetlerinin kesin ve yazılı delil olarak dikkate alınması gereken belgelerden olduğunu, bu belge içeriğinin dikkate alındığında satışın Türk Lirası üzerinden yapıldığı, zira Avro üzeriden satış yapılmasının yasaklanmış olduğunu, davalı tarafça söz konusu senedin daire satışına ilişkin alındığı şeklindeki kabulü hususları hep birlikte dikkate alındığında teminat senedi olarak verilen senetten ötürü borcu bulunduğunu davalı tarafın ispatlaması gerektiğini, Yargıtay İçtihatlarından ve kanuni düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere belirli bir tarzda Türk Lirası üzerinden doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı teminat senedini, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran ve bedelsiz kalmasına rağmen icra takibi başlatan şahsın açmış olduğu icra takibine ilişkin ve senede ilişkin borçlu olmadıklarını tespitini, açıklanan nedenlerle öncelikle söz konusu evin satış aşamasında olması ve icra dosyasına devam edilmesi, müvekkilinin mahvına sebebiyet vereceğinden; İİK 72 uyarınca teminatsız veya uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyaten tedbir kararı verilmesini, icranın ve satış işlemlerinin durdurulmasını, müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatması nedeniyle senette yazılı miktar olan 15.500 Avro'nun % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:

Müvekkili aleyhine açılan dava usul ve esas yönünden yasaya açıkça aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesini, davanın öncelikle zamanaşımı bakımından reddine karar verilmesine, davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapıldığını, davacı tarafından da dosyaya ödeme yapıldığını, Müvekkilinin davacıdan olan alacağının tahsili için, Kayseri Genel İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ... Esas ( ... Eski Esas) sayılı dosyasından Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu İle Takip yapıldığını, ödeme emrinin, 19.07.2019 tarihinde karşı tarafa tebliğ edildiğini ve takibe herhangi bir itiraz olmaksızın kesinleştiğini, takibin kesinleşmesi üzerine borçlu adına ...İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Ada, ... Parsel, Kat: ..., No: ...'da tapuya kayıtlı taşınmaza haciz konulduğunu, vaki haciz üzerine davacının Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/365 E sayılı dosyası ile İİK 82. Md uyarınca Meskeniyet İddiasına dair dava açtığını, davanın kısmen kabul kısmen red ile sonuçlandığını, yine Kayseri 4. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/224 E sayılı dosyasından kıymet takdirine itiraz davası açıldığını, işbu davanın da sonuçlandığını, Kıymet takdirinin kesinleşmesi üzerine taşınmazın satışı ile ilgili işlemlere başlandığını, davacının takibe ve borca itiraz etmemiş iken, taşınmazın satışı ile ilgili işlemlerin başlaması üzerine satışı durdurmak amacı ile iş bu davayı açtığını, icra takibine konu borç için icra takip dosyasına 344.424,47 TL ödeme yapıldığını, icra takip dosyasına konu borcun kapanmamış olmakla birlikte davanun konusuz kalmış olduğunu, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça senedin teminat senedi olduğu iddia edilmekte ise de takibe konusu senedin teminat senedi olmadığını, davacı tarafın müvekkilinden 240.000 TL karşılığı taşınmaz aldığını, senedin teminat amacı ile verildiğini, icra takibine konu senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu ileri sürdüğünü, ayrıca bu hususta taraflarınca da senedin teminat senedi olduğunun kabul edildiğini, icra mahkemesi nezdinde açıkça ikrar edildiği iddia edildiğini, mevcut senedin incelenmesinde teminat senedi olmadığının açıkça anlaşılacağı gibi, taraflarınca da takibin ve yargılamaların hiçbir aşamasında senedin teminat senedi olduğu ya da teminat amacı ile alındığına dair bir açıklama/ikrar bulunmadığını, zira söz konusu senedin teminat senedi olmadığını, bir senedin teminat senedi olabilmesi için gerekli koşullar ekli Yargıtay kararları ile sabit olmakla, davacının icra takibi sırasında borca ve senede itiraz etmediğini, aksine zaman zaman borcun ödenmesi ile ilgili müvekkil olan şirket yetkilileri ile görüştüğünü, ancak ödeme konusunda aksiyon alınamadığını, bu noktada davacının senedi taşınmaz satışı nedeniyle teminat senedi olarak verdiği iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini ve icra takibine konu senedin teminat senedi olmadığını, ayrıca ve açıkça Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları da bu yönde olduğunu, mevcut davanın niteliği gözetildiğinde tanık ile ispatın mümkün olmadığını, tanık dinlenmesine muvafakatlarının bulunmadığını, davacının müvekkiline borcu olmadığını, bu hususun tanık ile ispatlanacağını beyan ettiğini, HMK 200. maddesi "Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz." bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceğini, kanunda belirlenen parasal sınır, 6.640,00 TL olduğunu, dava konusu uyuşmalığın çözümü için tanık dinlenmesi mümkün olmadığını, bu hali ile tanık dinlenmesine de muvafakatlarının bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları da bu yönde olduğunu, davacının iddiasının aksine davayı ispat külfeti davacıda olduğunu, HMK 190. maddesi " İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde olduğunu, davacı tarafın, dava konusu uyuşmazlıkta ispat yükünün davalıya ait olduğunu ileri sürdüğünü, dava konusu uyuşmazlıkta, davacı senedin teminat senedi olduğunu ve borcu olmadığını iddia etmekte olduğun, davacının iş bu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, Müvekkilinin davacıdan alacaklı olmakla, borcun ödendiği ve senedin teminat senedi olduğunu iddia eden davacının davanın menfi tespit davası olduğu gözetildiğinde ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacının hukuki ilişkiyi inkar etmemekle senedin teminat senedi olduğunu, borcun bulunmadığını iddia ettiğini, ispat külfetinin tarafına ait olduğu yasa ve yüksek yargı kararları gereği olduğunu, davacının kötüniyetli olmakla takibin üzerinden 3 yıldan fazla zaman geçtikten sonra yapılan şikayet ve açılan davanın takibi akamete uğratmak amacıyla yapıldığının açık olduğunu, davacı tarafın, müvekkil şirket yetkilileri hakkında TCK 209 md, 210 md, 156 md, 204 md, 157 md, 158/d-h-i ve 158/3 md ne konu suçlardan dolayı şikayet dilekçesi verdiğini ileri sürdüğünü, Müvekkiline bu konuda herhangi bir talep, bilgi ve belgeye ulaşılmadığını, işbu başvurunun borcun ödenmesini engellemek için yapıldığını, 2019 yılında açılan takip nedeniyle takibe dayanak senetten ve borçtan yapılan bütün işlemlerden 2019 yılından bu yana haberi olmasına rağmen taşınmazın satış aşamasına geldiğinde şikayet yapılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, bu noktada karşı taraf hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkını saklı tutuklarını, açıklanan nedenlerle davanın reddine, icra takibine konu ihtiyati tedbir karar verilmesi halinde takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak karşı taraf aleyhine tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, takibe konu olup taşınmazın alımında verildiği iddia edilen senet nedeni ile davacının davalıya borçlu olup olmadığı ve takibe konu senedin teminat senedi olup olmadığına ilişkin olarak deliller toplanmış, davalı tarafça Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2020/365 E sayılı dosyasında senedin evin satışı nedeni ile bakiye borca ilişkin verildiği iddia edilmiş olup, davacı tarafça ise evin tüm satış bedelinin ödendiği belirtilmiştir. Dava değeri gereği senetle ispat kuralı nedeni ile davacı tarafın tanık dinletme taleplerinin reddi gerekmiş, davalının tacir olması nedeni ile defterleri üzerinde yapılan incelemede dava konusu senede ilişkin herhangi bir kayıt olmadığı ile davacının borcu bulunmadığının 03/04/2023 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği görülmüş, yukarda açıklandığı üzere evin satış bedelinin tamamen tahsil edildiği resmi senet olan tapu satış belgesi ile tespit edilmesi karşın halen bakiye alacak olması nedeni ile senet düzenlediğini iddia eden davalının iddiasını yazılı deliller ile ispat edemediği ve yemine de başvurulmadığı görülmüş ve böylece davacının davasında haklı olduğu ve takip nedeni ile dava tarihinden sonra yaptığı ödemenin davacıya iade edilmesi gerektiği anlaşılmış ve böylece, Davanın KABULÜNE, a-)Davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E. sayılı takip dosyasına konu senet nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, b-) Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E.sayılı takip dosyası nedeni ile ödenip harçlandırılmış bedel olan 344.424,47 TL’nin 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve hüküm kurulmuştur. 1-)Davanın KABULÜNE, a-)Davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E.sayılı takip dosyasına konu senet nedeni ile borçlu olmadığının tespitine,b-)Kayseri Genel İcra Dairesinin ... E.sayılı takip dosyası nedeni ile ödenip harçlandırılmış bedel olan 344.424,47 TL’nin 21/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine..." dair karar verilmiştir.

İş bu kararı taraf vekilleri süresinde istinaf etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekilinin istinaf dilekçesinden özetle; menfi tespit davasında ispat külfetinin davacı / borçluda olduğunun göz ardı edilerek karar tesisi yapıldığını, senedin teminat senedi olduğunun ispat edilemediği gibi ödeme hususunun da ispat edilebilmiş olmadığını, takibe konu senedin kambiyo senedi vasfında olduğunu, ticari deftere kayıt zorunluluğu bulunmadığını, ispat külfetinin davacıya ait olduğunun gözetilmeden yemin teklif edilmemesi nedeniyle davanın reddinin mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle tehiri icra talepli olarak usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılarak davacının davasının reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi ile yargılama gideri ve avukatlık ücretinin de davacıya yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin istinaf ve istinafa cevap dilekçesinden özetle; yargılama sırasında taraflarınca 30/05/2022 tarihinde açılmış olan menfi tespit davasında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosya yönünden müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatılması nedeniyle senette yazılı asıl alacak miktarı olan 15.500 Avro'nun %20 si üzerinden kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama sırasında davalı firmanın ticari firmanın ticari defterlerinde inceleme yapılması için bilirkişinin görevlendirildiğini, bilirkişilerin detaylı bir inceleme yapmadığını, bu kapsamda davalarının haklılığı davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelemesi sonucunda açıkça ispat edildiğini, istinafa konu mahkeme ilamında kötü niyet tazminatı talepleri hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm tesis olunmadığını, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddi, kendi istinaf taleplerinin usul ve esas yönünden kabulü ile, yerel mahkeme kararının kötü niyet tazminatı ve Avro cinsiden iade kararı verilmesi talepleri yönünden kaldırılmasını, davalarının kabulü ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini, davalı tarafın usul ve yasaya aykırı haksız ve yersiz tüm talepleri ile istinaf talebinin reddini, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Dava, İİK'nun 72 maddesi uyarınca açılan menfi tespit talebine ilişkindir.

Davacı eldeki davada davalıdan taşınmaz satın aldığını satış bedelinin bir kısmını peşin bir kısmını ise daha sonra ödediğini, bir yandan da davalıya dava ve takibe konu bonoyu teminat olarak verildiğini belirterek söz konusu bononun teminat bonosu olması nedeni ile borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı ise davacıya sattığı taşınmazını satım bedelinin bir kısmının satım anında ödendiğini geri kalanı içinde bono düzenlendiğini takibe konu bononun teminat senedi olarak verildiği hususunda ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Kural olarak menfi tespit davalarında ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak davalı alacaklı senede dayanmakta ise ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden tarafa (davacıya) düşecektir. Diğer taraftan kambiyo senetleri illetten mücerret olup ticari defter ve kayıtlara işlenmesi zorunluluğuna dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu tür bir belgeyi hüküm ve kuvvetten düşürecek her türlü iddianın da eşdeğer yazılı bir belgeyle ispatı gerekir. Somut olayda davalı tarafça söz konusu senedin teminat senedi olduğu kabul edilmediği gibi dosya sunulan belgelerde davacının takip konusu senedin teminat senedi olduğuna yönelik iddiasını ispata yeterli değildir.

Bu durumda, mahkemece davacının dava dilekçesinin deliller kısmında yemin deliline de dayanmış olması nedeniyle , davacıya iddiasını ispat için yemin teklif etme hakkının bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

Bu itibarla; davacı tarafça yapılan istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığı görülmekle, davalı vekillinin istinaf başvurusu yerinde görülerek 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜ ile;

  1. Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2023 tarihi 2022/443 Esas. 2023/1012 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1. a,6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,

  2. HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

  3. Taraflardan tahsil edilen istinaf karar harçlarının istekleri halinde kendilerine iadesine,

  4. İstinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

  5. Duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

  7. Davalı tarafın istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

Dair,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olarak oybirliğiyle karar verildi. 14/02/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinkabulüneTespit(KambiyokabulüSenetlerindenkonusuMenfikayseriesastanKaynaklanan)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim