Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1773
2024/1910
10 Ekim 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1773
KARAR NO: 2024/1910
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/07/2024
ESAS NO: 2023/400
KARAR NO: 2024/710
DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 11/10/2024
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 09/07/2024 tarih ve 2023/400 E - 2024/710 K kararına karşı süresi içinde davacı / davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Davacı kooperatifin 2007 yılında kurularak faaliyete başladığını, bu kapsamda üyeler için 95, arsa sahipleri için 55 olmak üzere 150 konut hedeflendiğini, bunlardan 54 ortağa ve 14 arsa sahibine konutların tamamlanarak teslim edildiğini, bir kısım arsa sahipleri ile yaşanan sorunlar sebebiyle 41 ortağa tapu verilmesinin imkansız hale geldiğini, üyelerden 10 kişinin istifa ettiğini, bunun üzerine 31 ortağa konut tesliminin mümkün olmayacağının anlaşıldığını ve 14.08.2021 tarihli olağan genel kurulda tasfiyenin tamamlanarak konut kesin maliyet hesaplarının yapılması, ortaklara tebliğ edilmesi, tebliğden 15 gün sonra başlamak üzere 4 eşit taksitte ortaklardan bedelin tahsil edilmesi, ödemeyenlere aylık %1,5 oranında gecikme cezası uygulanması kararı alındığını, aynı genel kurulda tapu verilemeyen ortaklara Yargıtay'ın belirlediği yerleşik içtihat doğrultusunda tazminat hesaplanarak kesin maliyet hesabına borç olarak eklenmesi kararı alındığını, genel kurulun ya da alınan kararın iptaline yönelik bir dava açılmadığını ve kararların kesinleştiğini, ana sözleşme doğrultusunda 3 kişilik teknik heyet belirlendiğini ve hazırlanan raporun imzaların doğruluğu bakımından noterce onaylandığını ve davacı kooperatife teslim edildiğini, yapılan hesaplamaya göre davalının ödemesi gereken tutarın 116.654,23 TL olduğunu, kesin maliyet hesaplarının davalı dahil tüm ortaklara 21.09.2022 tarihinde taahhütlü olarak gönderildiğini, davalıya 23.09.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, tebliğden sonra davalı ya da diğer ortaklar tarafından itiraz edilmediğini ve ana sözleşme hükümleri uyarınca kesinleştiğini, davalının kendisine yapılan tebliğlere rağmen ödeme yapmadığını, genel kurul kararına göre 7.860,66-TL gecikme cezası borcu bulunduğunu, davalının ödemeyi yapmamasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve savunulabilir bir tarafı bulunmadığını, davalının peşin ya da sabit ödemeli ortak olmadığını, yapmış olduğu ödemelerin dosyaya sunulduğunu belirterek şimdilik kesin maliyet bedeli için 9.000 TL, gecikme cezası için 1.000 TL olmak üzere 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça dosya kapsamına cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Mahkememizce, dosyanın mali müşavir ile kooperatif hukukunda uzman bilirkişilerden oluşacak heyete tevdi ile kooperatif defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından sunulan 05/04/2024 tarihli raporda özetle; davalının davacı kooperatifteki ... numaralı (...-... pafta, ... ada... parselde kayıtlı ... kat ... nolu daire) üyeliğini dava dışı...'dan Kayseri 1. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye numaralı kooperatif hisse devir sözleşmesi ile devraldığı, davalıya ... numaralı üyeliğe kayıt yapıldığı ve kendisine ... ada ... kat ... numaralı bağımsız bölümün tapusunun 28.11.2012 tarihinde verildiği, kooperatife 157.100 TL ödeme yaparak borcunun kalmadığını ileri sürdüğü ve Kayseri 13.Noterliğinin ... tarihli ... numaralı istifanamesi ile üyelikten istifa ettiği görülmektedir. Hemen burada belirtmek gerekir ki konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir. Kooperatif, inşaatlar bitmeden bağımsız bölümü teslim alıp istifa eden üyelerden bağımsız bölümü geri alma hakkına sahiptir. İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Bu nedenle davalının istifa ettiğini ileri sürerek kesin maliyet bedelinden sorumlu olmadığı yönündeki savunması yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekindeki ödeme listesi (Ek-7) incelendiğinde davalının davacı kooperatife toplam 152.100 TL ödeme yaptığı, genel giderlerin ve diğer çeşitli gelirlerin nispi eşitlik ilkesine göre düzeltilmesi durumunda davalıdan talep edilebilecek tutarın 184.484,49 TL olarak hesaplandığı görülmektedir. Dosyadaki kesin maliyet raporu incelendiğinde gerek davalı tarafça yapılan ödemelerin gerekse inşaat maliyetlerinin herhangi bir endekslemeye tabi tutulmadığı görülmektedir. Maliyet raporunda bu hususa yönelik Yargıtay 6. H.D.'nin 2021/6329 E, 2022/522 K sayılı kararına atıf yapılmıştır. Söz konusu açıklamada ana sözleşmenin değişen 61, 62 ve 63 maddelerinin eşitlik ilkesine aykırı olduğu ve bu nedenle değişikliğin yok hükmünde bulunduğu, ana sözleşme değişikliği yapılmamış olsaydı nasıl yapılacak idiyse o şekilde hesaplama yapıldığı belirtilmiştir. Bu halde hesaplanın değişiklik öncesine göre yapılması gerektiği ve değişiklikle öncesinde endeksleme yapılacağına ilişkin bir hüküm yer almadığı görülmektedir. Davacı taraf davalıdan 1.000 TL tutarında gecikme cezası talebinde bulunmuştur. Davalıdan talep edilen tutara yönelik olarak tebligatın davalıya 23.09.2022 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Dosyadaki 14.08.2021 tarihli genel kurulun 7. Gündem maddesinde daha önce yapılmış geçici-kesin maliyetin iptal edilmesi, ana sözleşme ve kooperatifin fili durumuna uygun olarak tüm ortaklar için kesin maliyet bedeli hesaplarının yeniden yapılarak ortaklara tebliğ edilmesi, tebliğden 15 gün sonra başlamak üzere 4 ay eşit taksitlerle ödemelerin yapılması, ödemelerini belirtilen sürelerde yapmayanlara aylık %1,5 oranında gecikme cezası uygulanmasına ilişkin karar verilmiştir. Derdest davanın 27.04.2023 tarihli olduğu dikkate alındığında davalıdan dava tarihi itibariyle 183.165,470 TL anapara ve 18.065,64 TL gecikme cezası talep edilebileceği tespit edilmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 183.165,47-TL anapara ve 18.065,64 TL gecikme cezası olmak üzere 191.231,11-TL'ye yükseltmiş olduğu görülmektedir. Davalı tarafça ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davalının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/871 Esas 2021/1256 Karar) Bilindiği üzere Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen alacaklara zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi 2017/391 Esas 2020/1615 Karar) Yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın kabulü ile 183.165,47-TL anapara ve 18.065,64 TL gecikme cezası talebi yönünden davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Davanın KABULÜ ile, 201.231,11-TL'nin ( 9.000,00-TL kesin maliyet bedeli alacağı ile 1.000,00-TL gecikme cezasının dava tarihinden 174.165,47-TL kesin maliyet bedeli alacağı ile 17.065,64-TL gecikme cezasının ıslah tarihi olan 04/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ) davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'i tetkik edilmeksizin reddedildiğini, defaatle kooperatif-üye ilişkisinin sonsuz bir ilişki olamayacağı; kooperatifin tüzel kişi vasfında basiretli olarak bir noktadan sonra misyonunu tamamlayarak üyelerine verdiği söz gibi çekilmesi gerektiğini, buna istinaden kooperatif-üye ilişkisinin sona erdiği ve bu süre bitiminden sonra huzurdaki davanın ikâme edildiğini davacı, kooperatif üyelerini sonsuz bir borç/alacak ilişkisine zorladığını, içtihadın da dayanak noktası olan Kooperatifler Kanunu Madde 17/2 gereği, kooperatifteki tüm borcunu ödemesi ile 23.02.2012 tarihinde yapılan başvuru ile tapusunu alarak üyelikten çıkmış; nihayet 2017 yılı itibariyle dolan 5 yıllık zamanaşımı süresi nihayetinde bugün kendisinden talep edilebilecek hiçbir alacak kalmadığını, bu süreler müvekkilin hem ibra edildiği hem de tapusunun verildiği zamana isabet ettiğinden 2012 yılı itibariyle müvekkilin ne borç/alacak ne de başkaca üyelikten doğan hak ve ödevi kalmadığını ortaya koyduğunu, ödemelerin tamamlandığına ilişkin 05.12.2012 tarihli çift cidarlı ibraname bulunduğunu, yine daha önce belirttiğimiz üzere müvekkilin tüm şifahi talepleri cevapsız bırakıldığı; hatta ... tarihli dilekçe ile müvekkilin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'ne yaptığı yazılı başvuruya cevaben ''...Yaptığımız araştırma neticesinde; söz konusu kooperatifin en son yaptığı 13.06.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelinde isminize ve imzanıza rastlanmamıştır.'' dendiğini, o kadar ki güncel üye/ortak listesinde de müvekkilin ismi bulunmadığını, zira kendisi 2012 yılı itibariyle tapusunu alarak ortaklıktan ayrıldığını, nihayet üyelik/ortaklık temadi de söz konusu olmadığına ve zamanaşımını kesen herhangi bir olgu da bulunmadığına göre herhangi bir alacağın tahsil kabiliyeti olmadığından haksız davanın zamanaşımı yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi isabetsiz olduğunu, alacağın likit ve belirlenebilir olması karşısında usule aykırı şekilde ikâme olunan davada itirazın değerlendirilmediğini, "daire kesin maliyetleri" tablosunda konu kesin maliyetler olup daha önce mahkemeye sunulduğunu, buna göre davacının iddiası, tarafımızın 183.165,47 TL borçlu olduğunu, nihayet bu tespit edilen bedellerin hukuka aykırı olduğunun bilincinde olan davacı, kendi hukuka aykırılığından hak temin etmek üzere davayı, kısmi olması kabulünde de bu kere haksız şekilde bölümlemeyi amaçlamaktayken bir de usule aykırı olarak ıslah kurumunun taleple bağlılığın dışında bir şekilde değerlendirilmesi kabul edilemeyeceğini, davacı hem likit alacağını bildirmekte hem de hiçbir menfaati olmaksızın bölümleyerek kısmi dava açmakta; bununla da yetinilmeyerek alacağı olduğunu ikrâr ettiği 183.165,47 TL bedelin üzerinde bir tutara davayı ıslah ettiğini, buna ise usul ve yasanın bağladığı bir takım sonuçlar bulunduğunu, mahkeme içi ikrârın kesin delil olması karşısında ikrâr edilen tutarın üzerinde bir meblağa hükmedilmesi net bir şekilde hukuka aykırı olduğunu, bu davanın belirsiz alacak davası olarak da kısmi dava olarak da ikâme olunması olanaklı olmadığını, öyle ki alacak belirli olup davacı tarafından "kesin maliyet bedeli"'nin ödenmesi istendiğini, bu bedel adı üzerinde "kesin" olarak tespit edildiğini, o kadar ki bu hususun üyelere tebliğ dahi edildiğini, yine aynı şekilde Bu noktada davada konu alacağın öncelikle belirli olduğu şüphesiz olduğunu, davalı müvekkil, ... tarih,... yevmiye numaralı, Kayseri 1. Noterliği'nin Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi'ne istinaden ...' DAN (...) bünyesindeki üye/ortaklığı devraldığını, kalan borcu ödediğini ve 23.02.2012 tarihli müracaat sonrasında tapusunu almış; bu yolla koperatifle olan bütün ilişkisi sona erdiğini, her kooperatif eski üyesinden davacı olunması durumunda, önceki ortaklara da devir öncesi döneme ilişkin husumet yöneltilmesi gerekirken sadece son alıcılardan bir takım tahsilatlar yapılmaya çalışılmasının da hukuki menfaat ilkelerine aykırı olduğunu, zira bu iddia olunan borcun hangi döneme ait olduğu da muamma olduğunu, bu husus eski lehtarlara davanın ihbarı yoluyla da bildirilmediğinden kararın maddi vakıanın tespiti konusunda elverişli de olmadığını, tescilin borç ibrası olmaksızın yapılamayacağı; yapılması durumunda kooperatif yönetimini bu fiilinden ötürü şahsen sorumlu olacağını, öyle ki her ne kadar borcun tamamen ödenmemesi durumunda tapu tescilinin kooperatif tarafından yapılmayacağı bir gerçek olsa da yine de davacı tarafından müvekkil ibra edildiğini, maliyet bedelinin tamamının alındığı ve bu yollu tescil işleminin yapıldığı beyan verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu son derece hukuka aykırı olup rapor; bilirkişinin kooperatif kesin hesap maliyetine bakarak toplama çıkarma yapmasından ibaret olduğunu, asla ihtilaflı kesin hesap maliyet raporunun düzenlenebilir olup olmadığı, hesabın doğru yapılıp yapılmadığı ve önceki tahsilatların mahsup edilip edilmediği konusunda hiçbir işlem yapmadığını, müvekkilden sürekli olarak mükerrer tahsilatlar talep edildiğini, müvekkil, lehine ferdileştirme yapılmadan önce tarafına gösterilen tüm borçları kesin hesap bedeli adı altında ödediğini ve edimini yerine getirdiğini, edimler bilirkişinin iddia ettiği gibi karşılıksız olmadığını, müvekkil üzerine düşeni yapmış tarafına çıkarılan bedeli ödediğini, kesin maliyet hesabı adı altında ödenen bu bedelin ardından kooperatif bu hesabın yanlış olduğunu iddia ederek müvekkile borç ihdas etmiş ve bu yolla müvekkili sonsuz bir borç ilişkisi içine sürüklediğini, kooperatif açıkça kendi basiretsizliğinden faydalanmayı amaçlayarak bu davayı ikâme ettiğini ve aynı şekilde mahkemece de bu basiretsizliğe alacak olarak cevaz verildiğini, yine bilirkişi raporlarına mahsuba ilişkin hiçbir hesaplama yapılmadığını, müvekkilin sözde borcunun tespitinde incelenen kooperatif tahsilatları arasında görülen müvekkilin 152.000,00 TL ödemesi, 184.484,49 TL'den mahsup edilmediğini, hukuki mesnedi olmayan bu kararın kabulü mümkün olmadığını, kooperatif ilişkisinde temadinin 2012 yılında son bulduğu görülen bu halde davacının, başkaca müvekkilden talepte bulunulabilme hakkı bulunmadığını, an itibariyle müvekkilin hem güvenine hem de mülkiyetine haksız şekilde zeval geldiğini, istinaf taleplerimin kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/400 Esas 2024/710 karar sayılı ilamının davanın kül halinde reddi yolunda kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, davacı kooperatifin üyesine yönelik kesin maliyet alacağı talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince davacı ile davalı arasında aynı alacağa yönelik davalının açtığı başka bir menfi tespit davasında (Kayseri 2.Asliye ticaret mahkemesinin 2022/1262 esas sayılı dava dosyasında) taraflar arasında arabuluculuk görüşmesinin yapıldığı ve 2022/148412 sayılı arabuluculuk dosyasında anlaşma sağlanamadığı görülmekle eldeki davada da kesin maliyet alacağının tahsili istenildiğinden bahisle arabuluculuk dava şartının mevcut olduğu yani eldeki bu dava yönünden arabuluculuk dava şartının aranamasına gerek olmadığı ve dolayısıyla arabuluculuk dava şartının bu dava yönünden de yerine getirilmiş sayıldığı kanaatiyle davanın esasına ilişkin yargılama aşamasına geçilip devam edilerek esastan işbu nihai karar verilmiş ise de, her dava için dava koşullarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği çünkü sözkonusu diğer davanın türünün dahi bu davadan farklı olduğu gibi taraflarının da yer değiştirdiğinden diğer davada dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk görüşmesi sonunda düzenlenen arabuluculuk tutanağının eldeki bu dava için de geçerli ve yeterli sayılamayacağı,bunun usulen mümkün olmadığı,bu nedenlerle mahkemenin sözkonusu kanaatiyle davaya devam etmesinin işbu dava dosyası açısından arabuluculuk dava şartı eksikliği yönünden usul,yasa ve dosya kapsamına aykırı olduğu anlaşılmıştır.Bu husus, TTK 5/A md gereğince Usule ilişkin Arabuluculuk dava şartı yönünden HMK 355. Md uyarınca istinaf incelemesinde resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin aykırılık hallerinden olması nedeniyle resen incelenmiş ve gözetilmiştir.
Açıklanan sebeplerle ticari dava niteliğindeki işbu davada TTK 5/A md uyarınca dava açılmadan önce davacının arabuluculuk dava şartını yerine getirip getirmediği hususunda yasal ihtarat yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle davanın yargılamasına devamla esastan incelenerek kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiş, esasa ilişkin sair istinaf sebepleri bu aşamada incelenip değerlendirilmeksizin, HMK 355. Md gereğince davalı istinafının kabulüne ve HMK'nın 353/1-a.4.6. maddesi gereğince kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
-
HMK'nın 353/1. a.4.6 md. gereğince, KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 09/07/2024 tarih ve 2023/400 E . 2024/710 K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
-
HMK'nın 353/1.a.4.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri GÖNDERİLMESİNE,
-
Davalı tarafından yatırılan 3.436,50 TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
-
Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 10/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15