Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1612
2024/1874
9 Ekim 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1612
KARAR NO: 2024/1874
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/05/2024
ESAS NO: 2023/471
KARAR NO: 2024/481
DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/10/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ:14/10/2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/05/2024 tarih ve 2023/471 Esas 2024/481 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalının müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu ve kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin ettiğini, kooperatifin halen tasfiye sürecine giremediğini, 10 yıldan fazla süredir kooperatife üye olan kişilere ve 15 yıl önce arsasını kat karşılığı devreden arsa sahiplerine konutunu teslim edemediğini, kooperatifin iflasa sürüklendiğini, mağdur üyelerin bir araya gelerek konutların yapımı ve teslimi ile önceki dönemlere ait borçların ödenmesi için çabaladıklarını, kooperatiften taşınmaz temin eden üyelerden kesin maliyet bedelinin alınmadığının anlaşıldığını, buna ilişkin Asliye Ticaret Mahkemelerinde 160'dan fazla dava açıldığını ve davaların kabulüne karar verildiğini, davalının 2003 yılı ocak ayından 2023 yılı nisan ayına kadar ödemesi gereken aidat borcunun hesaplanmasını davalının kooperatiften temin ettiği ...ili ... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel ... blok ... bağımsız bölüm numaralı taşınmazın tapu kaydının beyanları hanesine davalıdır şerhi konulmasına, yapılacak yargılama neticesinde fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00-TL aidat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18, aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, şimdilik 100,00-TL ara ödeme (ek ödeme) alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık%18, aylık%1,5 faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ'NİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE:
Kooperatifin ana sözleşmede değişikliğe giderek 61/e maddesinde konutların tamamının yapımı tamamlanmadan önce kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ayrılmak istemesi halinde kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceğini belirttiğini ve bu kapsamda da yapımı tamamlanan konutların 2010,2011 ve 2012 yıllarında yapılan genel kurullarda alınan kararlar ile kesin maliyet bedellerinin çıkarılıp üyelere tebliği ve ödenmesi halinde tapularını alarak ilişiklerinin kesilebileceği yönünde genel kurul kararları alındığını ve müvekkilinin de buna dayanarak kesin maliyet bedelini ödediğini ve tapusunu aldığını, yasada aranan şartları sağladığını ve bu kapsamda müvekkilinden kesin maliyet talep edilemeyeceğini, müvekkilinin kooperatif üyeliğinin sona erdiğini, bu nedenle aidat alacağının talep edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin tapuyu aldıktan sonra davacı kooperatif tarafından hazırlanan hazirun cetvellerinde isminin bulunmadığını ve genel kurullara davet edilmediği için aidat alacağının muaccel hale gelmediğin, davanın esastan ve zaman aşımı sebebi ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Somut olayda; kooperatif ana sözleşmesinin kesin maliyete ilişkin 61. maddesi ve kur'a çekimine ilişkin 62. maddesinde değişiklik yapılarak kooperatifin etap etap yapılacağı, inşaat bittikçe biten binalar için kur’a çekileceği ve çıkarılan kesin maliyet hesabına göre % 10 fazla ödeyenlerin bağımsız bölümlerinin teslim edilerek kooperatiften istifa edebilecekleri ana sözleşme hükmü olarak belirlenmiştir. Bu ana sözleşme hükmü; gerek kanunla belirlenen kooperatiflerin ana ilkesine, gerekse eşitlik ilkesine aykırıdır. Her ne kadar ana sözleşme değişikliği ile ilgili iptal davası açılmamış ise de kanuna aykırı kararlar yok hükmünde olacağından her zaman göz önünde bulundurulur. Ana sözleşmenin 61 ve 62. maddelerindeki değişiklikler Kooperatifler Kanununda çerçevesi çizilen ana ilkelere ve eşitlik ilkesine aykırı olduğundan yok hükmünde oldukları eldeki davada da gözetilmelidir. Konut sahibi olmak isteyen kooperatif ortakları son bağımsız bölüm bitip teslim edilene kadar kooperatif ortağı olmaya devam etmelidir. Kooperatif, inşaatlar bitmeden bağımsız bölümü teslim alıp istifa eden üyelerden bağımsız bölümü geri alma hakkına sahiptir. İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Yine somut olaya gelindiğinde kooperatif yukarıda belirlenen gerekçeyle geçersiz olan ana sözleşmenin 61 ve 62. maddesi uyarınca kesin maliyet hesabı çıkartıp bu bedeli davalıdan talep etmiş ise de henüz tüm inşaatlar bitmeden yapılacak kesin maliyet hesabı hiçbir zaman kesin maliyet sonucunu vermeyecek, her genel kurul sonrasında yapılacak hesaplamaya göre ortaklardan yeniden talepte bulunma zorunluluğu doğacaktır. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2022 tarih, 2021/6310 Esas, 2022/185 Karar sayılı kararı)1163 sayılı Kanun'un 81/2. maddesinde düzenlen ve anılan maddede, "Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. (Ek cümle: 3/6/2010-5983/2 md.) Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar." hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla yapımı devam eden inşaatların finansmanı için gerekli bulunan kesin maliyet bedelinin hesaplanarak, taşınmazını devralan yahut henüz devralmayı bekleyen kooperatif üyelerinden tahsili istemi yerinde olduğu gibi, kesin maliyetin veya buna benzer inşaat finansmanı için zorunlu giderlerin aidat alacaklarına eşitlik ilkesi de gözetilerek yansıtılmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Yukarıda alıntılanan emsal Yargıtay kararında da belirtildiği gibi; taşınmazın, davalı kooperatif üyesine devredilmesi, genel giderlere ve inşaat finansmanı için zorunlu bulunan giderlere katılım borcunu ortadan kaldırmamaktadır. Bilirkişi raporunda davalı tarafından maliyet raporunun çıkarıldığı 23/12/2011 tarihinden 30/06/2023 tarihine kadarki aidatın 191.300,00-TL olduğu, yapılan ödemenin mahsubu ile davalının davacıya 96.312,72-TL eksik aidat ödemesi yaptığı, genel kurul kararları gereği ödenmesi gereken 121.000,00-TL ara ödemenin ise yapılmadığı tespit edilmiştir. Davalı vekili her ne kadar 5 yıllık zaman aşımı def'inde bulunmuşsa da davacı kooperatifte davalının üyeliğinin devam ettiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre üyelik ilişkisi devam ettiği sürece kooperatif ile üyesi arasında zaman aşımı süresinin işlemeyeceğinden (Yargıtay 23. HD. 2016/5683 esas 2019/4634 karar 11/11/2019 tarih) zaman aşımı def'ine itibar edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılarak açılan davada 96.312,00-TL aidat ve 121.000,00-TL ara ödeme olmak üzere toplam 217.312,00-TL alacağın ıslah dilekçesinde alacağın tümüne ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak ıslah tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesine dair hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür. DAVANIN KABULÜ ile, 1-96.312,00-TL aidat ve 121.000,00-TL ara ödeme olmak üzere toplam 217.312,00-TL alacağın taleple bağlı kalınarak ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 22/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18 faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine..." dair karar verilmiştir.
İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekilinin istinaf dilekçesi ile "...Davacı tarafından aidat alacağı talebi ile açılmış olan davada yerel mahkeme davanın kabulüne karar vermiş ve müvekkil aleyhine aidat alacağına hükmedilmiştir.Verilen karar hatalı olup kaldırılması gerekmektedir. Yerel mahkeme gerekçesinde '1163 sayılı Kanun'un 81/2. maddesinde düzenlen ve anılan maddede, "Konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılır. Ancak tescil tarihinden itibaren 6 ay içerisinde usulüne uygun şekilde anasözleşme değişikliği yapılarak kooperatifin amacının değiştirilmesi halinde dağılmaya ilişkin hüküm uygulanmaz. (Ek cümle: 3/6/2010-5983/2 md.) Amacına ulaşılarak dağılma sürecine girmiş olan kooperatiflerden çıkan veya çıkarılan ortağın konutu veya işyeri çıkma veya çıkarılma sebebiyle geri alınamaz; ancak, bu eski ortaklar daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılırlar." hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla yapımı devam eden inşaatların finansmanı için gerekli bulunan kesin maliyet bedelinin hesaplanarak, taşınmazını devralan yahut henüz devralmayı bekleyen kooperatif üyelerinden tahsili istemi yerinde olduğu gibi, kesin maliyetin veya buna benzer inşaat finansmanı için zorunlu giderlerin aidat alacaklarına eşitlik ilkesi de gözetilerek yansıtılmasında bir sakınca bulunmamaktadır. Yukarıda alıntılanan emsal Yargıtay kararında da belirtildiği gibi; taşınmazın, davalı kooperatif üyesine devredilmesi, genel giderlere ve inşaat finansmanı için zorunlu bulunan giderlere katılım borcunu ortadan kaldırmamaktadır. Davaya konu edilen aidat alacağı davacı kooperatifin 2003 ila 2022 hesap yıllarına ait olağan genel kurul toplantılarında alınan aidat istemlerine ilişkin genel kurul kararlarına dayalı olup, esasen alınan kararlar ve kararların geçerliliği tartışma konusu olmayıp bahse konu aidat alacağının belirlendiği, genel kurul toplantılarında alınan kararların geçersizliği yahut iptali yönünde açılmış bir dava da bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı taraf her ne kadar zamanaşımı def'i ileri sürmüş ise de, kooperatif ile üye arasındaki üyelik ilişkisi devam ettiği sürece üyelik aidat alacağına ilişkin taleplerde zamanaşımı işlemeyeceği, taşınmazın, davalı kooperatif üyesine devredilmesi, genel giderlere ve inşaat finansmanı için zorunlu bulunan giderlere katılım borcunu ortadan kaldırmayacaktır.' gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir. Yerel mahkeme kararı hatalı olup kaldırılması gerekmektedir. Şöyle ki müvekkiller genel kurula davacı kooperatif tarafından davet edildiği halde KATILMAMIŞ DEĞİL,DAVACI KOOPERATİF TARAFINDAN KESİN MALİYET BEDELİNİ ÖDEDİKTEN SONRA İLİŞİKLERİ KESİLECEĞİ TAAHHÜT EDİLDİĞİNDEN GENEL KURULLARA DAVET EDİLMEMİŞ HAZİRUNLARDA YER VERİLMEMİŞTİR. Yine davacı kooperatifin 02.02.2022 tarihli 1061 sayılı yönetim kurulu kararı ile istifa eden üyelerin ilişiklerinin kesilmesine karar verilmiş olup bu sebeple de pasif husumet yokluğundan da davanın reddi gerekir.Yerel mahkemenin dikkat etmediği şu husus vardır kesin maliyeti ödedikten sonra kooperatifin üye sayısı tapusunu alan kişi sayısı kadar azalmış ve genel kurula davet edilen kişi sayısı azaldığı için bu üye sayısı esas alınarak genel kurullar toplanmış ve bu üye sayısı dikkate alınarak aidat konusunda karar alınmıştır. Örneğin 24.01.2015 tarihinde yapılan genel kurula 166 ortak katılmış toplantı ve karar yeter sayısı bu ortaklar açısından sağlanmış fakat müvekkiller üye ise toplantı ve karar yeter sayısının bu sayıya göre sağlanması gerekeceğinden bu durumda toplantı ve karar yeter sayısı sağlanmamış olacaktır.Genel kurul kararının yeterli toplantı ve karar nisabı olmaksızın alınamayacağı hususu, Yargıtay kararlarında yoklukla malullük olarak değerlendirilmiştir. Nitekim Yargıtay HGK’nın 23.11.2011 tarihli, 2011/14-556 E. ve 2011/689 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, yeterli toplantı ve karar nisabı sağlanmaksızın alınan yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararı yok hükmünde kabul edilmelidir. (Doç. Dr. ... Kooperatiflerde organlar ve organ kararlarının hükümsüzlüğü). Kooperatifin genel kurula çağırması akabinde üyenin katılmaması ile üyenin genel kurula davet edilmemesi ve hazirunlarda üye olarak göstermemesi ayrı hukuki sonuç doğurur.Dolayısıyla müvekkillerin üye olarak isminin yer almadığı genel kurulda alınan aidat kararından sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu hususta ilgili genel kurul kararının yokluğunun tespitine dair bir dava açmaya dahi gerek olmayıp yokluğu mahkeme resen dikkate alarak değerlendirme yapabilmektedir.Davet edilmeyen bir genel kurulda aleyhine yükümlülük yüklenen kooperatif üyesinin her zaman kendisinden alacak talebinde bulunulan davada ileri sürebileceği ayrı bir dava açmaya gerek olmadığına dair Yargıtay'ın çok sayıda içtihadı mevcuttur.Zira yokluğun müeyyidesi işlemin hukuki varlık kazanmaması demektir.Genel kurul toplantısına davetin bütün pay sahiplerine veya temsilcilerine yapılması davetin geçerlik koşuludur.(MOROĞLU, Erdoğan: Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü,). Davacı kooperatif ana sözleşmede değişikliğe giderek 61/e maddesinde konutların tamamının yapımı tamamlanmadan önce kendisine konutu tahsis edilmiş ve tamamlanmış olan ortağın kat mülkiyeti tapusunu alarak ayrılmak istemesi halinde kesin maliyet bedelinin belirlenerek tapusunun verilebileceğini belirtmiş ve bu kapsa da da yapımı tamamlanan konutların 2010,2011 ve 2012 yıllarında yapılan genel kurullarda alınan kararlar ile kesin maliyet bedellerinin çıkarılıp üyelere tebliği ve ödenmesi halinde tapularını alarak ilişiklerinin kesilebileceği yönünde genel kurul kararları alınmış ve akabinde çıkarılan ve kendilerine tebliğ edilen kesin maliyeti ödeyen üyeler bir sonraki genel kurula davet edilmemiş isimleri hazirunlarda yer almamış ve üyeliğinin düştüğü kooperatif tarafından da eylemli olarak da kabul edilmiştir. Her ne kadar Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 e 2023/1472 ,K. Sayılı ilamında davalı üyeni istifa ettiği yahut istifasının kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı belirtilmişse de kooperatif en üst organı ve karar organı olan genel kurula davet edilmemenin hazirunlarda yer almamanın hukuki olarak ne anlama geldiği ve ne sonuç doğurduğu ne yerel mahkeme yargılamasında ne de emsal kaldırma kararında belirtilmemiştir. Yine emsal Kayseri Bam 6. Hukuk Dairesi 2023/1501 e 2023/1472 ,K. Sayılı sayılı ilamında üyelik devam ettiği sürece üyenin parasal yükümlülüklerinin ve dolayısıyla aidat alacağının zamanaşımına uğramayacağı belirtilmişse de yukarıda da belirtildiği üzere müvekkilin üye olmadığı kooperatifin genel kurula davet etmemesi ile de eylemli olarak ortaya koyduğu öncesinde genel kurul kararı aldığı defaatle bildirilmiştir.Kaldı ki yerel mahkemede yönetim kurulu kararları incelenmemiş istifaya dair bir karar alınıp alınmadığı hususu araştırılmamıştır. Aksi halde açık kapı ilkesinin de bir anlamı kalmayacaktır. Yargıtay kararları gereği ve kanun gereği de dönemsel edimlerde 5 yıllık zamanaşımı olduğu açıktır.Davacıın talebi gerek 1163 sayılı kanun gerek Borçlar Kanunu gereği zamanaşımına uğramıştır. Konuya ilişkin Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2018/108 e. 2020/3494 k. Sayılı ilamı da yöndedir. Davacı vekili, davalının müflis kooperatifin üyesi olduğunu ve iflas tarihinden önce, Nisan 2004 ile Ekim 2006 tarihleri arasında birikmiş aidat borcu bulunduğunu ileri sürerek, 10.000,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiş, talebini yargılama sırasında ıslah ederek 24.100,00 TL'ye çıkarmıştır. Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, üyelik ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyeceği gerekçesi ile ileri sürülen def'inin reddine, 24.100,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce 05.10.2015 tarihli, 2014/6427 Esas 2015/6255 Karar sayılı ilamıyla uyuşmazlık konusu olan aidat alacaklarının davacı kooperatifin genel kurullarında kararlaştırılan ödeme sürelerinin sonunda muaccel olup anılan tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlayacağından zamanaşımı def'inin tümüyle reddinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın 25.04.2011 tarihinde açıldığı, aidat alacaklarının 5 yıl içerisinde zamanaşımına uğradığı, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl gidildiğinde zamanaşımına uğramayan ve talep edilebilecek aidat alacağının 2006 yılı Nisan ayı ile iflas tarihi olan 2006 Eylül arasını kapsadığı, bu dönemdeki aidat alacağının aylık 350,00 TL olarak Genel Kurul Kararı ile tespit edildiği ve davalının toplam 2.100,00 TL aidat borcunun bulunduğu ve davacının dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 2.100,00 TL aidat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.'İzah edilen sebeplerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir.Yine yerel mahkeme tarafından %18 yasal faize hükmedilmişse de genel kurul kararlarında bu yönde bir faiz kararı alınmamış olup bu yönlerle de karar hatalıdır. Yine hükme esas alınan bilirkişi raporu ile aidat hesabı yapılmışsa da aidat alacağı içerisinde genel gider alacağı olup olmadığı hususu incelenmemiş olup kooperatif genel kurul kararlarında kabul edilen bilançolar ile kooperatifin yıllık genel giderleri belirli olup daire başına düşecek genel giderler de bilirkişi vasıtayı ile hesaplanabileceğinden kooperatif bilançolarının incelenmesi ile müvekkil aleyhine hesaplanan aidat alacağı içerisinde ne kadarının genel gider payı olduğunun tespiti gerekmektedir.Sayın mahkeme tarafından bu yönde bir inceleme yapılmamış olup davacı kooperatifin bütün genel giderlerinin tespiti için yönetim kurulu faaliyet raporları ve genel kurul toplantı tutanaklarının bilirkişi tarafından yerinde incelenmesi ile her yılın genel gider alacağı tespit edilebilecek iken yerel mahkemece bu yönde bir inceleme yapılmaması hatalı olup bu sebeplerle de kararın kaldırılması gerekir. NETİCE VE TALEP :Yukarıda izah edilen nedenlerle istinaf talebimizin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının davasının reddine , yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep etmiştir.
İstinafa cevap veren davacı vekilinin dilekçesinden özetle; davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, üyelik ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyeceği gerekçesi ile ileri sürülen def'inin reddine, 99.312,00 TL aidat ve 121.000,00 TL ara ödeme olmak üzere toplam 217.312,00 TL. alacağın taleple bağlı kalınarak ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 22.04.2022 tarihinden itibaren yıllık %18 faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yolunu baş vurulmuştur.
Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D 2011/933 Esas 2011/936 Karar)
Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir.
Davalı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD 2016/7545 Esas 2019/5329 Karar)
Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı gibi davalını kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği genel kurul kararlarının iptal edilmediği sabittir.
Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/871 Esas 2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.
(23. Hukuk Dairesi 2017/391 Esas 2020/1615 Karar)
Kooperatif genel kurul kararları bütün üyeler için bağlayıcı niteliktedir. Kooperatif genel kurulu tarafından usulüne uygun şekilde alınan kararlar neticesi üyeler ara ödeme taleplerinden sorumlu olacaklardır. ( Yargıtay 6. H.D Esas No : 2023/4418 Karar No : 2024/375)
Tüm bu açıklamalar ışığında davacının dilekçesinde aidattan başka bir de ara ödeme talebinde de bulunduğu anlaşıldığından , mahkemece öncelikle davacı vekilinden dava dilekçesinde talep ettiği ara ödemenin tam olarak neye ilişkin olduğu sorulup açıklattırılarak, davacı Kooperatifin somut olarak hangi genel kurul ya da kurullarında alınan hangi ara ödeme kararlarına dair olduğu ve içeriğinin de neye ilişkin olduğu (Kesin maliyet, ek maliyet,ek ödeme inşaat ve finansman gideri vs ) tam olarak belirlenerek kararın, ortakların mali sorumluluğunu arttırıcı ek ödeme/ek maliyet niteliğinde olup olmadığı,ilgili genel kurul kararlarına karşı açılan iptal davası olup olmadığı,varsa sonucunun ne olduğu, eşitlik ilkesine göre tüm üyelerden talep edilen bir alacak/ara ödeme olup olmadığı hususlarında ilgili tüm kooperatif kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle aynı bilirkişi kurulundan ek rapor da alınıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.(Yargıtay 6. HD 2023/361 Esas 2024/612 Karar; 2023/3162 Esas 2024/2432 Karar, 23. H.D 2021/271 Esas 2012/2407 Karar)
Açıklamalar ışığında davalının istinaf talebinin HMK 353/1-a-6 uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
-
HMK'nın 353/1. a.6 md. gereğince, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 08/05/2024 tarih ve 2023/471 E . 2024/481 K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
-
HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 09/10/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15