SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1605

Karar No

2024/1802

Karar Tarihi

26 Eylül 2024

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1605

KARAR NO: 2024/1802

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 08/05/2024

NUMARASI: 2024/163 E. 2024/488 K.

DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 26/09/2024

KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 08/05/2024 tarih ve 2024/163 E - 2024/488 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın davalılardan ... A.Ş.'nin %50 hissedarı olduğunu, bu şirketin diğer %50'sinin ise diğer davalı ...'a ait olduğunu ve ...'ın ise davalı ...Ltd. Şti.nin yalnız başına yetkilisi ve yöneticisi olduğunu,... A.Ş. ve ...'nın müvekkilinin ve dava dışı üçüncü şahısların arsa sahibi olduğu bir başka taşınmazı birlikte imal ettiklerini,... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ... ve ...ada ile ... ve... parsellerle ilgili olarak bu parsellerin arsa sahipleri ile...Ltd. Şti. arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini,...'nın ise mezkur inşaatların yapımı hususunda... A.Ş. ile 08.01.2019 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi düzenleyerek işin yapımını... A.Ş.ye devrettiğini, sözleşmeye göre iş yüklenici firma olan... tarafından yapılacağı ve 3 ayda bir düzenli olarak hakedişlerin düzenlenerek maliyet + %5 kar konulmak üzere hesap görüleceği hususunda anlaşıldığını ancak davalı ...'ın işin tamamen sona ermiş olmasına rağmen hiç hakediş düzenletmediğini, inşaatın yapımı sırasında işi yapan taşeron firmalara daire verilerek iş yaptırıldığını ve bu hususlarda müvekkilinin hiç bir bilgi ve belge verilmediğini, sözleşmenin 11. maddesi ile daire paylaşımlarının düzenlendiğini ancak müvekkilinin %50 ortak olduğu şirkete hiç daire verilmediğini, müvekkili tarafından işin yapımı esnasında bu ortaklığa 2.761.562-TL nakit ve ayrıca kendisine ait 2 adet daireyi verdiğini, müvekkili tarafından sağlanan katkının 700.000-Euro'nun üzerinde olduğunu ancak müvekkilini bu ortaklık sebebiyle kar verilmediği gibi verdiklerini de alamadığını, inşaatların maliyetininin doğrudan doğruya müvekkili ve ortağı olan ...'ın birlikte sermaye koymak suretiyle karşılandığını, inşaatların tamamen bitirildiğini ve halihazırda kullanılır duruma geldiğini, bu aşamada ...'ın tek başına temsil yetkisi bulunmayan ve yapılan bu işten dolayı inşaat yapımının maliyetinin yarısından daha fazlasını karşılayan müvekkiline bu iş sebebiyle hiç ödeme yapmadığını ve hesap da vermediğini, akabinde müvekkilinin alacaklı olduğu halde borçlu çıkarma gayretine girdiğininden bahisle öncelikle davalılardan ...'ın aynı iş kolunda faaliyet gösteren iki şirkette de yönetici olması durumunun TTK'nın 396/1 maddesinde yer alan rekabet yasağı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin ve ayrıca inşaatın yapımı için müvekkili ... ve ... tarafından ortaklığa yapılan katkıların ayrı ayrı tespiti ile 31.12.2022 tarihli ... A.Ş.'ye ait bilançoda ortaklar cari hesabının sıfırlanmasının sebebinin, inşaat yapımını üstelenen... A.Ş.'nin inşaat yapımına ilişkin olarak hakediş yapıp yapmadığının, hakedişlerde taşeronlara verilen dairelerin bedellerinin dahil edilip edilmediğinin, dahil edilmiş ise hakediş karşılıklarının ... A.Ş.'ye ödenip ödenmediğinin, bu ödemelere ilişkin olarak... A.Ş. tarafından...Ltd.Şti.'ne hakediş bedellerinin fatura edilip edilmediğinin, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşaatı yapan taşeronlara müvekkili tarafından verilen dairelerin tapularının devredilip devredilmediğinin, verildi ise daire bedellerinin ne kadar olduğunun, ayrıca yapılan tüm işler için KDV iadesi alınıp alınmadığının, alındı ise meblağının tespitlerini, bu ilişki sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararlardan şimdilik 112.500,00-TL'nin zimmet tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalılar vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafından dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde ''eser sözleşmesinden kaynaklanan nispi alacak'' hususunda tarafların arabuluculuk görüşmesi yaptığını ancak davacının talebinin eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak olmadığını, şirket ortaklığından kaynaklı kar payının tahsili talebine ilişkin olduğunu, arabuluculuk son tutanağında dava dilekçesindeki taleplerin yer bulmaması nedeniyle arabuluculuk görüşmelerinin bu hususta gerçekleştirilmediğini, bu nedenle davanın reddinini gerektiğini, davacının ortağı olduğu şirketin kar payı dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararı bulunmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, davacının ortağı olduğu ... A.Ş.'deki kar payının dağıtılmasını talep ettiğini ancak şirket ortaklarının genel kurul dışında açacakları bir dava ile kâr payının dağıtımını isteme hakkına sahip olmadığını, bu haliyle davacının işbu davayı açmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davalı ... Ltd. Şti. ile davalı ...'a husumet yöneltilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının ... Ltd. Şti. ile davalı ... A.Ş. arasında iş ortaklığı bulunduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu taraflar arasında yalnızca taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, bunun haricinde iki şirketin ortaklığının söz konusu olmadığını, taraflar arasında düzenlenen taşeronluk sözleşmesinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık olduğunu, davacı tarafın iş ortaklığı için para verdiği ve verdiklerini alamadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının müvekkillerinden kar payı veya başka ad ve nam altında alacağı bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, öncelikle usuli itirazları nazara alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkeme kararında; "... ihtiyari dava arkadaşı olan davalılara karşı açılan davada 3 davalının da aynı vekille temsil edildiği, ancak davalılar ... ve ... şirketi yönünden yukarıda açıklandığı üzere davacının aktif husumeti bulunmaması, davalı ... Şirketi yönünden ise genel kurul kararı alınmadan dava açılmasının mümkün olmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği, bu durumda ret sebebi ayrı olan davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine (AAÜT'nin 3/2 maddesi de gözetilerek) hükmedilerek aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür. Davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Davalı ... yönünden açılan davanın reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında yer alan arabuluculuk dosyası incelendiğinde de görüleceği üzere bu şirketin görüşmelere katılmadığını, görüşmelere katılmayan şirket lehine vekalet ücretinin hükmolunmasının yasaya açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkemenin davalı ...A.Ş.aleyhine açılan davanın reddine karar verdiğini, dava dilekçesinin incelendiğinde... Yapı aleyhinde ikame edilmiş bir dava ve talep bulunmadığının açıkça görüleceğini, yerel mahkemenin müvekkilinin sanki ... A.Ş.nin dağıtılmayan karlarını talep ettiğini düşünerek karar ihdas ettiğini, daha değişik ifadeyle yerel mahkeme davayı ve dava ettikleri hususları incelemek yerine dava dilekçesinden çıkardığı sonucu dava sebebi kabul ettiğini, bu kabulünde de yanıldığını, olay ve taraflar arasındaki ilişki yerel mahkemenin anladığından son derece farklı olduğunu, gerçekte ... ve ...'ın bu şirketin % 50-50 hissedarları olduklarını ve aralarında ihtilaf olması sebebiyle herhangi bir hususta karar almaları ve bu kararı uygulamalarının mümkün olmadığını, ... A.Ş.nin vekili sıfatı ile hareket eden davalılar vekilinin sürece diğer davalıların da vekili olduğu halde arabuluculuk safhasında iştirak etmediğini, müvekkili beyanına göre kendisi vekaletname verdiğini bile hatırlamadığını, bu itibarla şu aşamada ...A.Ş.nin vekili olan şahsın diğer davalıların da vekili olması itibariyle tarafsız kalabilmesi ve tarafsız davranabilmesinin mümkün bulunmadığını, bu itibarla mezkur bu dava bakımından bu şirket adına beyanları dikkate alınmaması gerektiğini, ...ve ... arasında bir iş ortaklığı sözleşmesinin mevcut olduğunu, bu iş ortaklığı sözleşmesine şahısların farklı katkılarının söz konusu olduğunu, dava dilekçesinin sonuç kısmında da belirtildiği üzere bu katkıların neler olduğu, kimin ne kadar katkı sağladığının tespitinin de talep edildiğinin görüleceğini, dava dilekçesinin incelendiğinde aslında davanın mahkemenin kabulünde olduğu gibi basit yargılamayı gerektirir bir durum olmadığı bilakis işin cidi anlamda ticari bir iş olduğunun görüleceğini, Ticaret Mahkemesi davayı hiçbir haklı gerekçe olmaksızın husumet ve esastan reddettiğini, bunu yaparken delil toplamış da olmadığını, bu itibarla... A.Ş.hakkında verilen ret kararının usul ve yasaya uygun ve yerinde olmadığını, diğer davalılar ... ve ... Ltd.Şti. Açısından yerel mahkemenin bu şahıslar açısından ikame ettikleri davayı ise aktif husumet yokluğu senediyle reddettiğini, ret gerekçesinin iş ortaklığı sözleşmesinin tüzel kişilikler arasında yapıldığı davacının şahsi olarak bu sözleşmelerde imzası bulunmadığı, taraf olarak yer almadığı, ilgili sözleşmeden kaynaklı olarak talepte bulunamayacağının belirtildiğini, dava dilekçesi incelendiğinde müvekkili ile davalılardan ...'ın ...A.Ş.nin %50'şer ortakları olduğu, iş sözleşmesinde ise davalı... Ltd.Şti.adına ...'ın ...A.Ş.adına ise yine ... ve müvekkil ...'ın imza attıklarının görüleceğini, ... ise hem ... Ltd.Şti.nin ve hem de ... A.Ş.nin yöneticisi olduğunu, bu durumda TTK'nun aynı iş kolunda menfaat çatışması bulunan şirketlerde söz sahibi ve yönetici ortak olarak bulunmayı yasakladığı halde yerel mahkemece bu durum dikkate alınmadığı gibi aralarında menfaat çatışması olan ve birbirleriyle hasım mahiyette olan müvekkili ve ...'ın %50 hissedar olduğu ... A.Ş.bakımından öncelikle mahkemece bu şirketi temsil etmek üzere kayyım tayin edilmesi gerekirken bu gerek de görmezden gelinerek davanın esasına girilmeden deliller de toplanmadan doğrudan karar verme yoluna gidildiğini, dava dilekçesinin incelendiğinde durumun çok daha açık bir biçimde görüleceğini ve anlaşılacağını ileri sürerek mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, istinaf başvuru giderleriyle vekillik ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosya ile davacı tarafından davalılar aleyhinde karın ve karın ortaklara dağılımının tespiti ile alacaklarının davalılardan tahsili talepli davayı ikame ettiğini, İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup davacı tarafça istinafa başvurulduğunu, İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olup davacı tarafından ikame edilen işbu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunarak davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı, davalılar ... Limited Şirketi ile ... arasında iş ortaklığı sözleşmesi imzalandığını bu sözleşme kapsamında oluşan kârın ortaklara dağılımının tespitiyle, karın davalılardan tahsili amacıyla eldeki davayı açmıştır.

Davacı 20.04.2024 tarihli cevaba cevap dilekçesi incelendiğinde; dava dilekçesinin sonuç kısmında taleplerinin "inşaatın yapımı için davacı ... ile davalı ... tarafından ortaklığa yapılan katkılarının ayrı ayrı tespiti ve 31.12.2022 tarihli... A.Ş.ye ait bilançoda ortaklar cari hesabının neden sıfırlandığının tespiti" olarak belirtiği görülmüştür.

Davacı ...nin ortaklık bilgileri incelendiğinde; Davacı ...'ın şirketin %50 hissesine ortak olduğu şirketin diğer ortağının ise %50 pay ile davalı ... olduğu anlaşılmaktadır.

... Limited Şirketinin ortaklık bilgileri incelendiğinde;Davalı ...'ın şirketinin tek ortağı ve sahibi olduğu görülmüştür.

Davalılar ... Limited Şirketi ile ... arasında:

a-) ...ili, ... ilçesi, ..., ... Ada ... Parsel Bina inşaatı

b-)... ili, ... ilçesi, ..., ... Ada ...Parsel Bina inşaatı

c-...ili, ... ilçesi, ..., ... Ada ... Parsel Bina inşaatlarının

anahtar teslimi yapılıp teslimi amacıyla 08.01.2019 tarihli sözleşme imzalandığı görülmektedir.

Davalı ...şirketi ile davalı bu sözleşme gereği teslimini öngördüğü binaların anahtar teslim şekilde yapılması amacıyla davalı ... şirketi ile 08.01.2019 tarihli sözleşmeyi imzalamıştır. Sözleşme uyarınca ... şirketi asıl yüklenici, diğer davalı ... şirketi ise taşeron firma konumundadır.

Bilindiği üzere Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.)

Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 470. maddesinde, “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620 ve devamı maddeleri uyarınca taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi değil 470 ve devamı maddeleri uyarınca eser sözleşmesi bulunmaktadır.

Davacı bu sözleşmede taraf olmayıp 08.01.2019 tarihli sözleşme uyarınca davalı yüklenici ...şirketinden talepte bulunabilecek kişi sözleşmenin tarafı olan ...Anonim şirketidir.

Davacı ... şirketinin ortağı olup 08.01.2019 tarihli eser sözleşmesi kapsamında ortağı olduğu asıl yüklenici ... şirketi tarafından alt yüklenici konumunda bulunan ... şirketine anahtar teslimli olarak devir edilen iş için katkıda bulunduğunu iddia ederek davalı şirketlerden alacak talebinde bulunmuştur.

Davacının bu talebi ortağı olduğu ... şirketi yönünden kar payı dağıtımı ve şirkete borç verme taleplerini birlikte barındırmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 408/2-d maddesi gereğince Anonim şirketlerde kâr payı dağıtımı konusunda münhasır yetkili organ genel kuruldur. Bu yetki genel kurulun devredilemez yetkileri arasındadır. Anonim şirketlerde şirketin kâr elde etmiş olması, kendiliğinden şirket ortağına kâr payı talep etme yetkisi vermeyecektir. Şirket ortaklarına kâr payı dağıtılabilmesi için, öncelikle ortaklara kâr payı dağıtılması yönünde ortaklar kurulunca bir kararın alınması gerekmektedir. Kâr payı, genel kurulda verilen dağıtım kararından sonra ortaklarca talep edilebilir hale gelir. Genel kurulda kâr payı dağıtımına ilişkin karar alınmadığı müddetçe kâr payı dağıtımının yapılması mümkün değildir. Genel kurul tarafından kâr payı dağıtılmamasına karar verilmesi halinde, genel kurul kararının iptali istemi ile dava açılması mümkün ise de, kâr payının tespiti ve ödenmesine yönelik olarak doğrudan dava açılması mümkün değildir.

İstinafa konu edilen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 mmd uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 08/05/2024 tarih ve 2024/163 E . 2024/488 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

  3. İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

  5. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınSözleşmesinden(EserasliyeAlacakticaretkonusukayseriKaynaklanan)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim