Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1717
2024/1799
25 Eylül 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1717
KARAR NO: 2024/1799
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/05/2024
ESAS NO: 2023/75
KARAR NO: 2024/499
DAVANIN KONUSU: Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 26/09/2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 tarih ve 2023/75 Esas - 2024/499 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Ltd. Şti'.den olan alacağının tahsili için Ankara 7. İcra Dairesi'nin ... E sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibi sonucunda, borçlunun üçüncü kişi ...A.Ş.'den olan alacağına haciz konulduğunu, bu alacağı nedeniyle 198.275,00 TL 'nin Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasına ödendiğini, borçlu hakkında başka borçlarından dolayı icra takibi yapıldığından sıra cetvelinin hazırlandığını, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı takip dosyası ile hazırlanan sıra cetvelinde davalının alacağına birinci sırada yer verildiğini, fakat davalının alacağı gerçek bir alacak olmayıp, borçlunun mallarını alacaklılardan kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak anlaşmalı bir şekilde düzenlenmiş bonolara dayalı bir alacak olduğunu, bono her zaman düzenlenebilir belge olduğundan, alacağın varlığına yarar delil olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı tarafından temel ilişkinin başka geçerli delillerle ispatının gerektiğini, davalının gerçek olmayan muvazaalı bonolara dayalı alacağı nedeniyle başlattığı icra takibine dayalı alacağı esas alınarak hazırlanan sıra cetvelinin birinci sırada yer verilse de , davalının alacağının muvazaalı olması nedeniyle 27/10/2021 tarihli sıra cetvelinde birinci sıradaki muvazaalı paydan müvekkilinin Ankara 7. İcra Dairesi'nin... E sayılı takip dosyasından başlatılan icra takip dosyasında mevcut alacağın ödenmesini, sıra cetvelinin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında doğrudan ticari ilişki bulunmadığını, Asliye Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu gözetilerek, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca mahkemenin görevine dair dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkilinin alacağı davacı alacağından önce doğduğunu, sonraki alacak bakımından muvazaa yaratılamayacağından davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin alacaklısı olduğu Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibi 13/06/2019 tarihli olup, takibe dayanak bonoların her biri 31/01/2018 tanzim tarihli ve sırasıyla 30/11/2018, 31/12/2018, 31/01/2019 ve 28/02/2019 vade tarihli olduğunu, davacı tarafın alacaklısı olduğu Ankara 7. İcra Dairesi'nin ... E sayılı takibi 16/07/2019 tarihli olup , takibe dayanak çekin keşide tarihi 30/06/2019 olduğu, karşılıksız işlemine tabi tutulduğu tarih de 08/07/2019 olduğunu, paylaşıma konu alacağın haczedildiği tarihin ise 28/01/2020 olduğunu, müvekkilinin mobilya, yatak ve kanepe malzemesi imalatı ve ticareti faaliyetini yürüttüğünü, taraflara ait ticari defter ve belgeler incelendiğinde takip borçlusunun ... Ltd. Şti. ile müvekkilinin ticaretinin çok uzun yıllara dayandığını, bu süre içerisinde açık hesaptan, ayrıca ödeme maksatlı olarak verilen çeklerin karşılıksız kalmasından kaynaklanan müvekkilinin alacağının ifasına yönelik olarak söz konusu bonolar ... Ltd. Şti. Tarafından müvekkili lehine keşide edildiği, müvekkili alacağın tahsili için 13/06/2019 tarihinde takibe başlandığını takibin kesinleşmesi üzerine haciz işlemlerinin uygulandığını, 19/08/2019 tarihinde borçlu tarafça Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/489 E sayılı dosyasında hükme bağlanan kesin mühlet ve konkordato talebinde bulunulduğunu, vade tarihlerinde bonoların ödenmemeleri üzerine de takibe konu edildiğini, taraflarınca takip ve haciz işlemleri uygulandıktan yaklaşık müvekkili ile dava dışı takip borçlusu ... Ltd. Şti. Arasında husumet bulunduğunu, davacının davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddia, kural olarak, borçlu müflis ile davalı alacaklının anlaşmalı (muvazaalı) biçimde borç ilişkisi oluşturarak, diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri noktasındadır. Bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarih önem taşır. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Diğer anlatımla, muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra veya yakın tarihlerde doğmuş olması gerekir. Takip işlemlerinin hızlandırılması, İİK'nun 20. maddesi uyarınca sürelerden feragat ve haczin borçlunun beyanı üzerine konulması, tek başına muvazaayı gösteren vakıalar değildir. Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, davalı alacaklıdadır. Davalı alacaklı alacağının varlığını ve miktarını, takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlamalıdır. Öte yandan, alacağın miktarına göre diğer tarafın açık muvafatı bulunmadığı sürece tanık dinlenemez ve tanık beyanını dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Bu bilgiler ışığında somut dosya yönünden yapılan değerlendirmede, az yukarıda açıklandığı üzere, davalının dayandığı bonoların gerek tanzim tarihi ve gerekse bonoya dayalı başlatılan takip tarihi ve haciz tarihinin davacının dayandığı alacağın dayanağını oluşturan icra takip tarihlerinden öncedir. Bu durumda davalı alacağının, davacı alacağından daha önce doğduğu ve sonraki alacak bakımından muvazaa yaratılamayacağından, davalı ile muflis arasında 2013 yılından beri devam bir ticaret olduğundan ve kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı zorunlu olmadığundan.... (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/04/2018 tarihli 2015/9668 Esas ve 2018/2681Karar sayılı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/12/2023 tarihli 2015/9668 Esas ve 2018/2681Karar sayılı emsal içtihatı)...." gerekçesiyle Davacının davasının reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece vadeli çeke dayalı yapılan takipte borcun doğum tarihi ile ilgili inceleme yapılmadan eksik araştırma sonucu karar verilmesinin doğru olmadığını, müvekkili şirketin alacağının doğum tarihinin daha sonra olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirktin başlattığı takibe dayanak senetlerin ticari defter ve kayıtlarda yer almaması da alacağın gerçek bir alacak olmadığının en büyük kanıtı olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın gerekçesinde, "davalının alacaklısı olduğu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takibini 13/06/2019 tarihinde başlattığı, takibe dayanak bonoların her birinin tanzim tarihinin 31/01/2018 ve vadelerinin sırasıyla 30/11/2018, 31/12/2018, 31/01/2019 ve 28/02/2019 olduğunu, bu alacağın haczedildiği tarihin ise 25/09/2019 olduğu görülmüştür." denilerek takibe dayanak senetlerden kaynaklanan alacağın doğum tarihinin, müvekkili şirketin takibe dayanak çeklerde yazılı alacağından daha önce doğduğu ve gerçek bir alacak olduğu kabul edildiğini, bu kabulün yerinde olmadığını, şöyle ki; dosyada mevcut 11.03.2024 tarihli bilirkişi raporunda "Davalı ile dava dışı ... Ltd Şti'nin arasındaki ticari ilişkilerin 17.03.2013 tarihinde başladığı ve 12.06.2020 itibari ile sonladığı, ticari ilişkinin sonlandığı tarihteki müflisin bakiye borcunun 935.442,14-TL olduğu ancak 09.11.2020 tarihinde 333.040,81-TL virmanın alacağa kaydedilerek müflisin bakiye borcunun 602.401,33-TL ye düştüğü, taraflar arasındaki ticari ilişkiye bağlı olarak iflas tarihi 06.12.2021 itibari ile davalının muflis şirketten açık hesap bakiye alacağının 602.401,33-TL olduğu, fakat cevap dilekçesinde belirtilen 12 adet çekten 11 adet çek bedelinin dahil edilmesi ile (1 adet çekin bilgileri bankada yer almamaktadır) davalının açık hesap bakiye alacağının çekler dahil 452.402,33 TL olacağı, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına dayanak yapılan 4 adet bononun Davalı ... Ltd. Şti'nin ticari defter kayıtlarında yer almadığı," şeklinde yapılan tespitle de açıkça görüleceği üzere davalı şirketin iflas sıra cetveline kaydedilen alacaklarına ilişkin Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına dayanak yapılan 4 adet bononun davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı dolayısı ile yasal olarak böyle bir alacağının bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, diğer yandan bu bonoların borçlu ... Ltd. Şti. tarafından sipariş avansı olarak verildiği, karşılığında mal teslimi yapılmadığı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/489 E sayılı dosyasında yer alan ... havale tarihli Geçici Konkordato Nihai Komiser raprunun 13 sayfasında ... Verilen Avanslar Kaleminde (...Madencilik 3.181.943,68 TL) olarak gösterildiği gibi sözkonusu raporun 12 nolu ekinde yer alan Yeminli Mali Müşavir tarafından onaylı mizanda da ... verilen sipariş avansları bölümünde (... Madencilik 3.181.943,68 TL) olarak görüldüğünü, bu durum da davalı şirketin alacağının gerçek bir alacak olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; istinaf talebinin kabulüne, eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/75 Esas 2024/499 Karar sayılı ilamının kaldırılarak; davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, İİK.142 mad dayalı olarak açılan sıra cetveline itiraza ilişkindir.Davacı, icra müdürlüğü tarafından düzenlenen sıra cetvelinde kendinden önceki alacaklının alacağının esasına itiraz etmektedir. Sıra cetveline itiraz, alacağın sadece esas ve miktarına ya da hem esas ve miktarına, hem de sıraya yönelik ise dava yoluyla genel mahkemede (İİK’nın madde 142/1), itiraz sadece sıraya yönelikse şikayet yoluyla İcra Mahkemesinde (İİK’nın madde 142/son) ileri sürülmelidir.
İcra takibinin kesinleşmesi halinde icra dairesi, alacaklının talebi üzerine borçlunun para, mal ve diğer hakları üzerine haciz koyar ve bunları yine talep üzerine paraya çevirerek bedelini alacaklıya öder. Eğer aynı borçludan alacaklı olan birden çok kimse varsa paranın ne şekilde paylaştırılacağına ilişkin özel düzenlemeler İcra ve İflas Kanunu'nun 138 ve devamı maddelerinde yer almaktadır. İİK 140. maddesi gereğince satış bedelinin bütün alacaklıların alacağını karşılamaya yetmemesi hâlinde icra müdürü, bir sıra cetveli düzenleyerek bu tutarı alacaklılar arasında paylaştırır. İİK 141. maddesi gereğince düzenlenen sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından ilgililere tebliğ edilir. Sıra cetvelinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ilgililer alacağın esas ve miktarına yönelik olarak itirazlarını genel mahkemede dava yoluyla, sadece sıraya yönelik itirazlarını ise icra mahkemesinde şikayet yoluyla ileri sürebilirler.
Sıra cetveline itiraz hakkı takip alacaklılarına tanınmış ise de her alacaklı bu hakkı haiz değildir. YHGK'nın 05.03.2008 tarih ve 19-161 E., 213 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; sıra cetveline itiraz eden alacaklının icra takibinin ve buna bağlı olarak geçerli bir haciz işleminin bulunması gerekir. Bedeli paylaşıma konu mal üzerinde haczi ya da rehni bulunmayan alacaklının, sıra cetveline itiraz istemekte de hukuki yararı yoktur. Sıra cetveli bedeli paylaşıma konu mal üzerinde, satış tarihi itibariyle haczi bulunan alacaklılar dikkate alınarak düzenlenir. Aksi halde satış bedelinden pay ayrılamayacağından, adı geçenlerin sıra cetveline itiraz etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre, "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, şikayet eden alacaklıdan sıra itibariyle önce olan ve kendisine pay ayrılan alacaklıları ifade eder. Şikayet, kural olarak şikayet edene göre sıra cetvelinde öncelikli olan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara, diğer anlatımla kendine pay ayrılan ve şikayet sonucundan etkilenecek olan alacaklılara yöneltilmelidir.
Dava, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraza ilişkindir. Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü alacağına itiraz edilen davalı alacaklıya ait olduğu, davalı alacaklı alacağının gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyid eden usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekmektedir.
Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ileri sürülen hukuki olgu, davalı ile dava dışı borçlunun muvazaalı borç yaratmak suretiyle alacaklı durumundaki üçüncü kişilerden mal kaçırma işleminin, davacıya karşı ileri sürülememesini sağlamaktır.
Bu davalarda alacağın gerçek bir alacak olduğunu davalı tarafın ispat etmesi gerekirse de, bunun için borçlandırıcı işlemin daha sonra ki tarihte yapılmış olup olmaması da önem taşır. Davalı alacağının, davacı alacağından daha önce doğup doğmudağı ve sonraki alacak bakımından muvazaa yaratıp yaratmayacağı önemlidir. Muvazaadan söz edilebilmesi için, kural olarak, muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın, kendisinden mal kaçırıldığı iddia edilen alacaktan daha sonra veya yakın tarihlerde doğmuş olması, diğer anlatımla kural olarak muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekir. Daha önce doğan alacak, daha sonra doğan alacak için muvazaa oluşturamaz.
İlk derece mahkemesince, davalının sıra cetvelinin 1. sırasında yer alan alacağının dayanağı olan Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu bono, en geç düzenlenebileceğinin kabulü gereken tarih olan ibraz tarihinin, 13.06.2019 takip tarihinin ve 25.06.2019 haciz tarihinin; davacının alacaklı olduğu Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki alacağın dayanağı olan 30.06.2019 keşide tarihli çekin 08.07.2019 ibraz tarihi, 28.01.2020 haciz tarihi ve 12.07.2019 takip tarihi kıyaslanarak hangi alacağın daha önce doğduğuna bakıldığında buna göre de sonraki tarihte doğan davacı alacağı olup muvazaa olmayacağının değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin delilleri takdiri ile davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik bulunmamış, davacının istinaf isteminin esastan reddi gerekmiştir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi : 2016/428 Esas 2016/725 Karar, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2018/1949 Esas 2018/5698 Karar)
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 09/05/2024 tarih ve 2023/75 E. . 2024/499 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15