Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1634
2024/1760
19 Eylül 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1634
KARAR NO: 2024/1760
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/05/2024
ESAS NO: 2021/914
KARAR NO: 2024/494
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 23/09/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/05/2024 tarih ve 2021/914 Esas - 2024/494 sayılı kararı davalı... vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin “...Mah. ... Cad.No:..., ...-Kayseri” adresinde, Kayseri Yedinci Noterliği’nin ...tarih ... yevmiye numarası ile onaylanan ana sözleşmesi ile Kurucuları Ortak ..., ortak ... ve ortak ... olmak üzere üç kurucu ortak tarafından ... Limited Şirketi” ünvanıyla söz konusu davacı şirketin kurulduğunu, kurucuların/ortakların ..., ..., ... olduklarını, ...'in 500 adet hisse 50.000,00 TL nakdi sermeye, ... 500 adet hisse 50.000,00 TL nakdi sermaye, ...'in 5500 adet hisse 23.925,72 TL nakdi sermaye, 526.074,28 TL ayni sermaye olmak üzere şirkete pay ve hisse durumlarının kararlaştırıldığını, şirketi temsile yetkili kurucularının ... ve ...'in münferiden imzaya yetkili kılındığını, genel kurul kararı ile davacı Şirket’in merkezinin “... Mah.... Cad. No ... .../Kayseri adresinden,... Mahallesi ...,Cad.No:...,.../Kayseri adresine taşındığını, davalı ...'in davacı Şirket ve dolayısıyla da davacı Şirket’in diğer ortağı ...’den habersiz olarak davacı Şirket envanterinde-sermayesinde ayni sermaye olarak kayıtlı bulunan, ancak tapu kaydı halen eski Şirket ortağı ve davalı ... ile davacı Şirket ortaklarından ...’in anneleri olan ... adına,... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, Ada No:...,Parsel No:..., Pafta No:...’de kayıtlı bulunan taşınmazı, kendi adına veya kendi adına kurmuş olduğu ... ...Limited Şirketi adına tapudan devir yaptırmak suretiyle şirket ortaklarından ...'in şirketteki payını ... ve ...'e devrettiğini, davalı ...'in davacı şirket ve diğer ortağı ...'den habersiz şekilde şirket sermayesinde ayni sermaye olarak bulunan ancak tapuda halen eski şirket ortağı ...adına kayıtlı ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazı kendi adına tapudan devri yaptırmak suretiyle davacı şirketin malvarlığına zarar verdiğini belirterek bu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı şirket ... Ltd Şti adına tesciline karar karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava ehliyeti bulunmadığını, bu sebeple davanın dava şartı ve aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın devrinden önceki malikinin davalı ... olduğunu, davacı şirketin ise hiçbir zaman dava konusu taşınmazın mülkiyetini kazanmadığını, dolayısıyla bahse konu taşınmazın tapu iptal ve tescilini talep edecek kişinin ancak ... olabileceğini, bir taşınmaza hiçbir zaman malik olmamış ve hiçbir zaman o taşınmaz üzerinde herhangi bir hak iktisap etmemiş kişinin, taşınmazın tapu iptal ve tescilini talep etme yetkisi de olmadığını, işbu nedenle davacı şirketin eldeki davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, TBK 147/4 maddesi gereğince, eldeki davada 5 yıllık zamanaşımı süresi olduğunu ve davacının ayni sermayeye dayalı tapu iptal ve tescil davası açma hakkının zamanaşımına uğradığını, dava konusu şirketin 2012 yılında kurulmuş olup davalı ...'in ise 09.09.2015 yılında hisselerini diğer ortaklar... ve ...' e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davacı şirketin ise gerek 2012 yılından ...'in ortaklıktan ayrıldığı 2015 yılına kadar gerekse işbu 09.09.2015 tarihinden 09.09.2020 tarihine kadar geçen 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir alacak talebinde ve yahut tapu iptal ve tescil talebinde bulunmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettiğini, davacı tarafın dava konusu taşınmazın iddia edildiği üzere şirket sermayesinde ayni sermaye olarak bulunduğunu somut bir delille ispatlayamadığını, davacı tarafın talebi üzerine 5.000 TL teminat ile değeri çok yüksek olan taşınmaz üzerine tedbir konulduğunu, tapu kaydından da anlaşılacağı üzere taşınmazın değerinin yüksek olduğunu, bu sebeple öncelikle tedbirin kaldırılmasını, mahkemece bu talep kabul edilmediği takrirde teminatın yükseltilmesini, davanın öncelikle husumetten, bu mümkün değil ise zamanaşımının dolmasından ve yukarıda 2. Madde sayılan diğer şartların gerçekleşmemesinden dolayı esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Ticari şirketlerde taşınmazın ayni sermaye olarak taahhüdü halinde taşınmazın değerinin yahut taşınmaza karşılık verilecek payların itibari değerinin esas sözleşmede belirtilmesi gerekmektedir.Şirket alacaklılarının da korunması için belirtilen değerin gerçeğe uygun olması gerektiğinden değerin bilirkişi tarafından tespiti gerekmektedir. Bunun için de taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılacak tespit davası ile değerinin biçilmesi gerekmektedir TTK'nın 343. Maddesinde ; Konulan aynı sermayei le Kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular (...)43 ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.” Şeklinde düzenlenmiş olup madde metninden anlaşıldığı üzere şirkete ayni sermaye olarak taahhüt edilen taşınmazın değerinin belirlenmesi için TTK 343. Maddesi gereği taşınmazın değerinin tespiti istemli dava açılması gerekmektedir. Ancak hemen burada belirtmek gerekir davacı şirket TTK'nın yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olup TTK 343. Madde kapsamında ayni sermaye değerinin mahkeme kanalıyla tespit ettirilmesi düzenlemesine muhatap tutulamayacaktır. Kaldı ki kanunkoyucu TTK 343 ile şirket alacaklıların korumaya çalışmakta olup, ayni sermaye değerinin mahkemece belirlenmemiş oluşu bu malvarlığının şirkete intikal ettiği gerçeğini değiştirmez. Yukarıda açıklandığı üzere şirket esas sözleşmesinde belirtilen taşınmaz , şirketin tescili ile birlikte şirkete intikal etmiştir. Tapuya tescilin yalnızca şirketin taşınmaz üzerinde tasarruf edebilmesi için gerekli olacağı TTK 128/5. bendinde düzenlenmiştir. Yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı şirketin iş bu davayı açmakta aktif husumet ehliyeti bulunduğu açıktır. Davalı ... tarafından zamanaşımı definde bulunulmuş ise de TBK'nın 147/4 maddesinde, bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar yönünden zamanaşımı süresi öngörülmüş olup eldeki davada davacı şirketin kurulması ile birlikte malik olduğu taşınmaza ilişkin yolsuz tescilin iptali istendiğinden TBK 147/4 kapsamında zamanaşımı süresinin dolmadığı açıktır. Tüm bu açıklamaların yanında davalı ...şirketin kurulduğu tarihten ibaren davacı şirkete ortak olup şirkete ayni sermayesi olarak konulan taşınmazı bilmemesi mümkün değildir. Bu doğrultuda davalının taşınmazı iktisabında iyiniyetli olduğundan da bahsedilemeyeceği gözetilerek...." gerekçesiyle DAVANIN KABULÜ ile; Dava konusu ... ili,...ilçesi, ...Mahallesi, ... ada, ... parselda kain ... nolu bağımsız bölüm nolu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı ... vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ...vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle eldeki davada 5 yıllık zamanaşımı süresi olduğunu ve davacının ayni sermayeye dayalı tapu iptal ve tescil davası açma hakkının zamanaşımına uğradığını, TBK 147/4 maddesinde "Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar." olarak belirtilen alacak türlerinin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun ifade edildiğini, eldeki davada ise dava konusu şirket 2012 yılında kurulmuş olup davalı ...ise 09.09.2015 yılında hisselerini diğer ortaklar ... ve ...' e devrederek ortaklıktan ayrıldığını, davacı şirketin ise gerek 2012 yılından ...'in ortaklıktan ayrıldığı 2015 yılına kadar gerekse işbu 09.09.2015 tarihinden 09.09.2020 tarihine kadar geçen 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir alacak talebinde ve yahut tapu iptal ve tescil talebinde bulunmadığını, Yargıtay yerleşik uygulaması gereğince de, ortaklıktan çıkmış ve şirket ile hiçbir bağı kalmamış bir ortağın, şirketin kurulması esnasında ayni sermaye olarak göstermiş olduğu taşınmazın, şirket adına tescilinin hiçbir zaman istenmemesi durumunda, 5 yıllık zamanaşımı süresinin olaya uygulanabileceği kabul edildiğini, bu sebeple davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, muaccel olan sermaye borcunun, muaccel hale geldiği tarihten itibaren BK. m.126 uyarınca 5 yıl sonra zamanaşımına uğrayacağı ve 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi ile BK.m.131’e göre faiz ve diğer feri alacakların da zamanaşımına uğrayacağı su götürmez bir gerçek olduğunu, anılan kanun maddesinin açık ve net olduğunu, (Oğuz İMREGÜN, Sermaye Koyma Taahhüdünün Zamanaşımına Uğraması, Bilirkişi Raporları 1971-1982, İstanbul, Filiz, 2000, s.12-13; ARICI, Alacak Hakkının Taahhüdü, s.147148; DOMANİÇ, Anonim, s.1256; GÖLE, a.g.e., s.75; TD.22.06.1972 tarihli E.1628, K.3121, BATIDER, C.VI, s.730 vd.) davacının dava ehliyeti olmadığını, bu sebeple davanın dava şartı ve aktif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın devrinden önceki maliki davalı ... olduğunu, davacı şirketin ise hiçbir zaman dava konusu taşınmazın mülkiyetini kazanmadığını, dolayısıyla bahse konu taşınmazın tapu iptal ve tescilini talep edecek kişi ancak ... olabileceğini, bir taşınmaza hiçbir zaman malik olmadığını ve hiçbir zaman o taşınmaz üzerinde herhangi bir hak iktisap etmemiş kişinin, taşınmazın tapu iptal ve tescilini talep etme yetkisi de olmadığını, işbu nedenle davacı şirketin eldeki davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ve davanın husumetten reddi gerektiğini, zira Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/3977 E. 2015/3411 K. sayılı ilamı şeklinde emsal karar olduğunu, şirket tescil edilip tüzel kişilik kazanmış olsa ya da sermaye artırımı tescil edilmiş olsa dahi tapuda aynî sermaye taahhüdüne konu taşınmazın şirket adına tescil edilmemesi halinde şirketin, bu taşınmazın mülkiyetini kazanamayacağını, dava konusu taşınmazın ayni sermaye olarak gösterilmesinde hem eski ttk hem de yeni ttk'daki emredici şekil şartlarına uyulmadığını, hem eski ve hem de ttk da şirkete sermaye olarak konulacak taşınmazın bedelinin mahkeme kanalı ile tespit edilmesi gerektiğinin açıkça belirtildiğini, Kanunda belirlenen ve yargıtay yerleşik içtihatlarında da yerini alan şartların hiçbirinin eldeki davada gerçekleşmediğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydında da ayni sermaye olarak şirket sermayesine dahil edildiğine dair bir şerh olmadığını, ayrıca davacı tarafından, işbu taşınmazın değerinin tespitinin mahkeme kararıyla ve bilirkişi aracılığıyla belirlendiğine yönelik bir ilam alınmadığını, bu bağlamda şirket sermayesinde ayni sermaye olarak gösterilmeyen veya yukarıdaki şartları gerçekleştirmeden ayni sermaye olarak gösterilen bir taşınmazın, devredilmesinde de hukuken hiçbir engel olmadığını, davalı...'in 2015 yılında tüm hisselerini diğer ortaklara devretmiş olması, ...'in tüm malvarlığını şirkete bıraktığı anlamını taşımadığını, dolayısıyla ...'in kendi aktifindeki bir taşınmazı devretmesinde de hukuka aykırı bir durum söz konusu olmadığını, mahkemece taşınmazın ayni sermaye olarak taahhüt edildiği kanatine varılsa dahi (tarafımızca kabul edilmemekle birlikte) ...'in ortaklıktan ayrılmasının ardından geçen 5 yıl içinde taşınmazın şirket adına tescili talep edilmediğini, dolayısıyla davacı şirketin taşınmazın tescilini talep hakkının zamanaşımına uğradığını, sermayenin korunması ilkesinin eski ve yeni ttk'da yer aldığını, bu açıdan şirketin eski tkk döneminde kurulmasının bir fark yaratmayacağını, şirket ortaklarınca dava konusu taşınmazın ayni sermaye olarak konulmasından vazgeçildiğini belirterek; istinaf dilekçesinde açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle, ilk derece mahkemesinin 2021/914 Esas 2024/494 K. sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, limited şirket ortağının şirkete ayni sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği taşınmazın diğer ortak tarafından iktisabı sonrası şirketin açtığı taşınmazın tapu kaydının iptali ile şirket adına tescili istemine ilişkindir.
TTK'nın 128. maddesindeki düzenlemeye göre; her ortak, usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçludur. Limited şirketlere ilişkin TTK'nın 575. maddesinde şirket sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kurucular tarafından Ticaret Sicili Müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda imzalanması şartını aradığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Ticaret Sicilden davacı şirketin kuruluş sözleşmesinin istenilmesine, var ise ortağın ayni sermaye koymasına ilişkin taahhüdünün, sermaye arttırımına ilişkin evrakların da istenerek bu belgeler geldikten sonra ilgili TTK.128, 575,577,578 maddeler gereği değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken davanın kabulü yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
-
HMK'nın 353/1. a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 21/05/2024 tarih ve 2021/914 Esas . 2024/494 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
-
HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
Davalı ...tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davalı ...tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32