Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1611
2024/1698
18 Eylül 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1610
KARAR NO: 2024/1694
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/09/2022
NUMARASI: 2022/590 E . 2022/594 K.
DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Sermaye Şirketleri İle Kooperatiflerin İflası (İİK 179))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/09/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/09/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 01/09/2022 tarih ve 2022/590 E - 2022/594 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; borçlu kooperatif hakkında Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/44 Esas ve 2021/169 Karar sayılı dosyasında verilen ilam gereği hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyasından Örnek 4-5 ilamlı icra takibi başlatıldığını, dosya üzerinden yapılan araştırmada borçlunun herhangi bir taşınır, taşınmaz, mevduat hak ve alacağı olmadığı gibi borçlunun borcunu karşılayacak miktarda aidat alacağı da olmadığının 89/1 yazıları sonucunda öğrenildiğini, borçlu kooperatifin bu haliyle borca batık durumda olduğunu, borca batık olduğu halde kooperatif yetkililerince kooperatifin iflası da istenmediği gibi Kooperatifler Kanunu'nun 63. maddesi hükmü gereği borca batıklık hususunu Ticaret ve Sanayi Bakanlığına ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına da bildirilmediğini, bu kapsamda ilgili kooperatif yetkilileri hakkında Antalya 1. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2022/142 Esas sayılı dosyası üzerinden İİK'nun 345. maddesi gereğince kooperatifin iflasını istememe suçundan icra ceza şikayeti yapıldığını, yine kooperatif yetkilileri hakkında kooperatifin borca batıklığının ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmemesi, ara bilançonun düzenlenmemesi ve sair hususlardan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2022/32927 Soruşturma sayılı dosyası ile savcılık şikayetinin yapıldığını, anılan sebeplerle davalı borca batık kooperatif hakkında ayrıca İİK'nun 179. maddesi uyarınca doğrudan doğruya iflasının açılmasını talep etme gereğinin hasıl olduğunu, İİK'nun 179. maddesinde "...Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir..." düzenlemesinin bulunduğunu, davalı kooperatifin borca batık olduğunun tespitinin yapılması, gerekmesi halinde bu konuda bilirkişi raporu alınmasını ve kooepratifin iflasının açıklanmasını talep etme gereğinin hasıl olduğunu beyanla davanın kabulüne, davalı kooperatifin borca batık olunduğunun tespiti ile iflasının açıklanmasına, iflasın ticaret sicil müdürlüğüne bildirilmesine, vekalet ücreti, yargılama masrafı ve diğer tüm harçların davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Eldeki davada, davacı kendisine verilen kesin süreye rağmen iflas avansını yatırmamış ve bu nedenle HMK'nun 114. maddesindeki dava şartı gerçekleşmemiştir. HMK'nun 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Somut olayda davacı vekiline iflas avansını yatırması için usulüne uygun kesin süre verilmesine rağmen davacı tarafça iflas avansını yatırmamış ve bu nedenle dava şartı noksanlığı giderilememiş olmakla HMK'nun 114. ve 115. maddeleri gereğince iş bu davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'ni 27/04/2015 tarihli, 2014/7945 Esas ve 2015/2915 Karar sayılı, 17/01/2017 tarihli, 2016/2973 Esas ve 2017/56 Karar sayılı, 14/04/2016 tarihli, 2015/1364 Esas ve 2016/2405 Karar sayılı kararları, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2017 tarihli, 2017/1009 Esas ve 2020/370 Karar sayılı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli, 2020/1552 Esas ve 2020/248 Karar sayılı emsal kararı). Dava şartı yokluğundan HMK'nun 114/2. ve 115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından tensip zaptının 12 ve 13 numaralı ara kararlarına ilişkin olarak talep dilekçeleri göz ardı edilerek davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından istenen iflas masraflarının karar tarihi itibariyle oldukça yüksek olduğunu, taraflarınca bu kadar yüksek miktarda olan iflas masraflarının ne için, ne miktarda kullanılacağının bilinmesi ve buna ilişkin ara karar kurulmasının talep edilmesinin hakları olduğunu, yerel mahkeme tarafından üstün körü gerekçelerle talepleri ve işbu dava reddedilmek yerine hangi kalem için istendiği açıkça belirtilseydi bu durumun söz konusu olmayacağını, yerel mahkeme tarafından yapılan ihtaratın usulüne uygun olmadığını, yerel mahkeme tarafından istenen masrafın ne için olduğu hususunun açıkça belirtilmemesinin usul ve yasaya aykırı olup; verilen kararın taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.09.2022 tarihli 2022/590 E. Ve 2022/594 K. Sayılı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma zaruretinin hasıl olduğunu, yargılama sonucunda istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi sonucunda ortadan kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Uyuşmazlık, İİK 179. maddesi hükmüne dayalı doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir.
Mahkemece, iflas avansının kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle özel dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmış olup istinaf konusu edilen uyuşmazlık, İİK'nun 160. maddesi gereğince masrafların ve iflas avansının kesin süre içerisinde yatırılmasına ilişkin tesis edilen kararın yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İİK'nun 181. maddesinde, 159, 160, 164, 165 ve 166. maddelerin bu fasıl hükmüne göre vukua gelen iflaslara da tatbik olunacağına yer verilmiştir. Uygulanması gerektiği belirtilen 160. maddede ise "masrafların peşin verilmesi" üst başlığı ile iflas isteyen alacaklının ilk alacaklılar toplantısına kadar olan masraflardan sorumlu olduğu, Mahkemenin, bu masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarının peşin verilmesini isteyeceği düzenlenmiştir. İİK'nun 160. maddesi kamu düzenine ilişkindir. Bu giderler, iflas ilanı, defter tutulması, muhafaza tedbirleri ve iflasın açıldığının gereken yerlere bildirilmesi gibi birinci alacaklılar toplantısına kadar yapılacak işlemler için gerekli olan giderlerdir. İflas isteyen alacaklı, alacaklılar toplantısına kadar gerekli giderleri ödemek zorundadır. Mahkemenin, bu masrafların peşin verilmesini ara kararıyla istemesi, bu yükümlülük yerine getirildikten sonra ancak davaya devam edilmesi gerekecektir. Çünkü, yasanın öngördüğü bu yükümlülük davanın görülebilmesi şartıdır. Bir diğer anlamıyla dava şartıdır. Mahkemece, ihtara rağmen, gerekli masrafları karşılamayan davacı alacaklının açmış olduğu iflas davasının usülden reddine karar verilmesi gerekecektir.
HMK'nın "Sürelerin belirlenmesi" başlıklı 90. maddesinin "(1) Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. (2) Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler." ;
HMK'nın "Kesin süre" başlıklı 94. maddesinin ise "(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.
" hükmünü ihtiva ettiği, buna göre kanun ya da hakim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemi yapmayan tarafın, anılan yasal düzenlemeler uyarınca artık bu işlemi yerine getirmesine yasal olarak imkan bulunmadığı gibi belirtilen işlemi yapma hakkının da ortadan kalktığının kabulü gerekir.
Somut olayda, Mahkemece 30.06.2022 tarihli tensip zaptı ile, davacı vekiline, İİK'nun 160. maddesi gereğince ilk alacaklılar toplantısına kadar yapılacak masraflar ile kanun yolları için gereken masraflar için 18.000,00 TL iflas avansını yatırması için HMK 114/1-g maddesi gereğince iki haftalık kesin süre verilmiş olup kesin süre içinde iflas avansının yatırılmaması halinde davanın, HMK'nun 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca usulden reddine karar verileceği hususu da kararlaştırılmıştır. İşbu ara kararı ihtiva eden tensip zaptının davacı vekiline usulüne uygun olarak e-tebliğ ile tebliğ edildiği, tebligatın 01/07/2022 tarihinde teslim alındığı dikkate alındığında bu tarihten itibaren 5. günün sonunda 06/07/2022 tarihinde tebligatın yapılmış sayıldığı ne var ki davacı tarafından 01/09/2022 tarihine kadar ara karar gereğinin yerine getirilmeyerek iflas avansının yatırılmadığı anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunun 11. maddesi uyarınca, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğuna yönelik düzenleme dikkate alındığında davacı vekiline usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı sabittir.
İİK'nun 160. maddesi gereğince yatırılması öngörülen masraflar ve iflas avansı davanın görülebilmesini sağlayan bir dava şartıdır. Bu nedenle Mahkemece verilen kesin süre içerisinde iflas avansını yatırmayan davacının, kanuni düzenleme uyarınca artık bu işlemi yerine getirmesine yasal olarak imkan bulunmadığı gibi belirtilen işlemi yapma hakkının da ortadan kalktığının kabulü gerekir. Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olduğundan davacı tarafın istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.(Yargıtay 6. HD. Esas No : 2023/1456, Karar No : 2023/1669-23. Hukuk Dairesi Esas 2016/6781, Karar 2020/1455)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 01/09/2022 tarih ve 2022/590 E . 2022/594 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32