SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1507

Karar No

2024/1683

Karar Tarihi

12 Eylül 2024

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/1502

KARAR NO: 2024/1686

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/04/2024

ESAS NO: 2022/1109

KARAR NO: 2024/382

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024

İSTİNAF KARAR

YAZIM TARİHİ: 13/09/2024

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2024 tarih ve 2022/1109 Esas - 2024/382 sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ihtiyati haciz kararı almak suretiyle müvekkil aleyhine, 01.04.2014 tanzim tarihli, 01.09.2019 vade tarihli, 490.000,00 TL tutarlı bono dayanak yapılarak Pınarbaşı İcra Müdürlüğünde ... E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığını ve takip şeklen kesinleştiğini, Senette ve takipte ...isimli bir şahıs da borçlu taraf olduğunu, Ancak müvekkil kendisinin 2019 yılından önce ...le müştereken davalı şirkete herhangi bir senet kesinlikle vermediğini, senette müvekkile atfen atılan imza kesinlikle sahte olduğunu, müvekkili ile ilgili telafisi güç veya imkansız zararların doğmaması açısından senetle ilgili sahtelik iddiasının da bulunması ve senetteki imzanın ve yazıların müvekkiline aidiyetinin saptanamadığına ilişkin bilirkişi raporu da olması nazara alınarak hmk. 209 ve ilgili diğer maddeler gereği pınarbaşı icra müdürlüğü ... e. sayılı dosyadaki tüm işlemleri durduracak ve satışı engelleyecek yönde ihtiyati tedbir kararı verilmesini; müvekkilin Pınarbaşı İcra Müdürlüğü... E. dosyasındaki senetle davalıya 490.000,- TL. borçlu olmadığının tespitine, kötüniyetli alacaklının %20den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkili tarafından davacı borçlu aleyhine Pınarbaşı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, bu takip işleminin üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra davacı tarafından menfi tespit davası açıldığını, davacının müvekkili şirkete borcunun olduğunu, davacının müvekkili şirkete takip dayanağı belgede yazan tutar miktarınca borcu olduğunu, davaya konu bono miktarının 490.000 TL olduğunu belirterek davanın reddini, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Davacı yan öncelikle takibe konu bonodaki keşideci imzasının kendisine ait olmadığını iddia etmiş olup sözkonusu mutlak definin yani taraflar arasında kambiyo senedi ilişkisinin var olup olmadığının belirlenmesi kesin biçimde yapılacak sahtelik incelemesi neticesinde ortaya çıkacaktır. Bu belirlemeden sonra davacının bedelsizlik ya da diğer borçlu olmadığı iddialarının incelenmesi sözkonusu olacaktır. Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, sahtecilik ve grafoloji uzmanı bilirkişi ... 16/11/2023 tarihli raporunda özetle;İncelemeye konu, alacaklısı ... Ltd. Şti., borçlusu ..., ... olan 01/04/2014 tanzim ve 01/09/2019 vade tarihli “490,000 TL. (Dörtyüzdoksanbin)” değerindeki senedin ön yüzünde borçlu adına atılı bulunan imzaların ...'in elinden çıktığı kanaatine varıldığını bildirir yönde rapor sunulmuştur. Davacı, dava konusu senedin davalı ile olan ticari ilişkiler kapsamında boş olarak verilen senetlerden bir tanesi olduğunu, senedin sonradan doldurulduğunu iddia etmiş ise de bono kambiyo senetlerinden olup, illeten mücerrettir. Bu ilke gereğince, senedi elinde bulunduran hamilin, ayrıca ticari defterlere göre alacaklı olduğunu ispat etmesi beklenemeyecektir. Somut davaya konu senet incelendiğinde, unsurlarının tam olduğu, davacının senetle borç altına girdikleri, davalının ise senette alacaklı olduğu, senedin ihdas kısmında ''nakden'' kaydının bulunduğu, davalının savunmasında borç karşılığında senedi aldığını beyan etmesi sebebiyle senedin veriliş sebebini talil etmediği (Yargıtay 11. HD 2022/2815 E., 2023/6569 K.), aksine ispat yükünün, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacıda olduğu( 17/02/2020 tarihli davacının savcılık ifadesinde senedi imzalayıp verdiğini ifade etmiştir.), miktar itibariyle senetle ispat kuralının uygulanması gerektiği, bu kapsamda davacının iddialarını ispata yarar dosyaya yansıyan kesin bir delilin bulunmadığı, davacının açıkça yemin deliline dayandığı, mahkememizce davacıya yemin teklif etmek üzere süre verildiği ancak senedi davalının talil ettiğini ispat yükünün davalıda olduğunu iddia ederek yemini icra etmediği anlaşılmakla ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından alınan 15.11.2023 tarihli bilirkişi raporu ile müvekkilinin kendisine ait olmadığını düşündüğü imzanın müvekkiline ait çıktığını, bu durumda menfi tespitle ilgili diğer iddiaların incelenmesi gerektiğini, zira senet metninde talil mevcut olup, bu nedenle ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, bu nedenle taraflarınca yerel mahkemeden dava ve delil dilekçelerinde belirttiği üzere, davalı şirketin ticari defterlerinin HMK 219 vd. Maddeleri gereği ibrazı istenerek incelenmesi ve ayrıca hububat ürünleri alım-satım listelerinin davalı taraftan HMK 219 vd. maddelerine göre ibrazı istenerek incelenmesi talebinin yerel mahkemece reddedildiğini, ancak, davalı tarafın dava dilekçesi ekinde örneğini sunduğu 04.03.2020 tarihli polis ifadesinde "nakden" kaydı bulunan senedin metnini talil edip 2017 yılında müvekkiline tohum ve gübre verdiğini senedin de buna karşılık verildiğini iddia etmekle, ispat yükünün kendisine geçtiğine, bu iddiasını gerek hububat ürünleri alım-satım listeleri gerekse müvekkilini imzasını taşıyan gübre ve tohum teslim belgeriyle ispat etmesi gerektiğini, (Esasen senet 2014 tanzim tarihi taşıyıp davalının 2017'de yapılan alışveriş için bu senedin verildiği yolundaki savunması senedin tanzim tarihi ile de çelişmektedir.) yine davalının bankadan müvekkiline veya ...'e 490.000,- TL. NAKİT havale ettiğine ilişkin varsa havale-EFT dekontu veya elden ödediğine dair ödeme makbuzunun senet metninde nakten dendiği için davalı tarafça HMK 219 vd. maddelerine göre ibrazı istenmesi gerektiğini, bu hususlarla ilgili emsal kararlardan bahsedecek olursak; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5737 E. 2021/5785 K. Sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.12.2003 tarihli 2003/19-781 E, 2003/768 K. sayılı ilamları olduğunu, müvekkiliyle aynı durumda bulunan ve Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/22 E. 2023/31 K. sayılı dosyası ile görülen davacısının ...davalısının yine işbu davadaki davalı olan ...Ltd. Şti. olan davada müvekkilinin icra dosyasına konu edilen bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Kararının gerekçesi olarak da; "(...) Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (YİBK'nın 12.4.1933 gün ve 1933/30-6 sayılı ilamı). Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Somut olayda icra takibine konu yapılan dava konusu bono üzerindeki vade tarihi 01.09.2019, düzenleme tarihi ise 25.12.2001 olup senet üzerinde yazı ile “DürtyüzdoksanBin” yazdığı, rakamla 490.000TL yazıldığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda İhtilaf, senet üzerinde yazı ile belirtilen miktarın belirlenmesinde Türk Lirasından altı sıfır atılmasına ilişkin yasal düzenlemenin dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır. 25.12.2001 tarihinde 490.000TL bedel üzerinden düzenlenen senedin, para biriminde yapılan değişiklik nedeniyle aynı bedel üzerinden takibe konulması mümkün değildir. Nitekim 31.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca 01.01.2005 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere Türk Lirasından altı sıfır atılmış bulunmaktadır. Dolayısıyla takibe konu senedin tanzim tarihi anılan yasanın yürürlüğünden önce olup, senede dayanılarak takip tarihi itibariyle talep edilebilecek miktar, senet bedeli olan“DürtyüzdoksanBin” 490.000 TL’den altı sıfır atılmak suretiyle bulunan (0,49 kuruş) rakama tekabül edeceği anlaşılmıştır." şeklinde belirtildiğini, dolayısıyla senedin talili söz konusu olduğundan ispat yükünün davalı tarafa geçtiğini, tüm bunlara karşılık bahsettiği deliller toplanmadan taraflarına yemin teklifi için süre verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu doğrultuda da taraflarına yemin teklifi için süre verildiğini ancak taraflarınca 30.01.2024 tarihli dilekçede belirttiği üzere ara karara itiraz edilerek yemin metni sunulmadığını belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah ettiği sebeplerle usul ve yasaya aykırı olarak verilen Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1109 E. 2024/382 K. Sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak, davanın kabulü yönünde gerekli incelemelerin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.

Dava; İİK'nun 72 maddesi kapsamında, kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine konu bonodan dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.

Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 05/02/2019 tarih, 2017/19-821 esas ve 2019/58 karar sayılı ilamı, benzer nitelikteki Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 08/07/2020 tarih, 2019/153 esas ve 2020/1370 karar sayılı ilamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 26/03/2019 tarih, 2017/5082 esas ve 2019/2013 karar sayılı ilamı) Bonoda nakden kaydı olması halinde her iki tarafın söz konusu bononun malen verildiğini veya malen kaydı olması halinde her iki tarafın söz konusu bononun nakden verildiğini kabul etmesi ve talil sebeplerinin uyuşması halinde de çift taraflı talil vardır.

Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).

Kambiyo senedi ve bononun hukukî niteliğine değinmek gerekirse; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden ya da malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Yerleşik Yargıtay kararlarında ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de, temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik "bedel kaydı"dır. Yinelemek gerekirse "bedel kaydı" kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo hukuku yönünden bu kayıtların bir anlam ve önemi yoktur. Çünkü, kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, soyut bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'î nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır. Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (YİBK'nın 12.4.1933 gün ve 1933/30-6 sayılı ilamı). Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Ancak, bir defa bir mal alışverişine dayandığı "malen" kaydıyla ya da bir alacak borç ilişkisine dayandığı "nakten" kaydı ile senede yazılmışsa, artık buna uyulmak gerekir. Bu kayıtların aksinin savunulması senedin ta'lili (nedene, illete bağlanması) anlamına gelir ki, böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Senedi ta'lil eden, savını kanıtlamak yükümlülüğü altına girer. Senette borcun nedeni "mal" ya da "nakit" olarak belirtilmişse, tarafların yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, lehine olan senet karinesi çürümüş sayılacak, bunun sonucu olarak da, iddiası paralelinde ispat yükünü de üstlenecektir. Buna senedin ta'lili denmektedir. Bu anlamda ta'lil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir. Nihayet, “malen” ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edilmiştir. Bu husus yasal karinedir. Alacaklının malı teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü yoktur. Yazılı ikrarın yani bu husustaki karinenin aksini diğer bir deyişle, malın teslim edilmediğini borçlu kanıtlamak yükümlülüğündedir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.04.2015 tarihli ve 2013/19-1622 E., 2015/1238 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa, yani senedin malen düzenlendiğini iddia eden davalıya aittir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 Esas 2019/58 Karar) Davalı şirketin yasal temsilcisi ...04.03.2020 tarihli soruşturma aşamasındaki ifadesinde davacıya mal ve gübre verdiğini, bunun karşılığında bonoyu aldığını beyan etmekle senedi talil etmiş olup davacıya gübre ve tohum verdiğini, teslim ettiğini ispatlaması gerekmektedir. Davalı, ispat yükünü üzerine almış olmakla bu durumda ticari defter ve kayıtları getirtilerek mali müşavir bir bilirkişi atanarak aralarında gübre ve tohum satışının olup olmadığı, malın tesliminin incelenmesi ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken davanın reddi yerinde görülmemiştir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;

  2. HMK'nın 353/1. a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/04/2024 tarih ve 2022/1109 Esas . 2024/382 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,

  3. HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

  4. Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,

  5. İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  6. Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

  7. HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 12/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinTespit(KambiyoSenetlerindenkonusunakitMenfikayseriKaynaklanan)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim