SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1559

Karar No

2024/1633

Karar Tarihi

11 Eylül 2024

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/1558

KARAR NO: 2024/1634

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/03/2024

NUMARASI: 2022/460 E. 2024/256 K.

DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/09/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 11/09/2024

KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 11/03/2024 tarih ve 2022/460 E - 2024/256 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacının Kayseri İli'nde faaliyet gösteren konut yapı kooperatifi olduğunu, bugüne kadar 192 üyeye 196 arsa sahibine konut teslimi yapıldığını, davalının ise davacı kooperatif üyesi olup davacı kooperatiften ferdileşme suretiyle taşınmaz temin ettiğini, Kayseri Asliye Ticaret Mahkemeleri'nde görülen 160'dan fazla davada davalarının kabulüne karar verildiğini, söz konusu kararların istinaf mahkemesi tarafından da onandığını, istinaf kararlarının davalılar tarafından temyiz edildiğini ve 107 dosyanın şu an temyiz incelemesinde olduğunu, bu aşamada temyiz incelemesinde bulunan dosyalardan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/819 Esas ve 2021/648 Karar sayılı ilamına ilişkin yapılan temyiz başvurusunda karar çıktığını ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/6290 Esas 2022/521 Karar sayılı 20/01/2022 tarihli ilamı ile kooperatif inşaatlarının tamamı bitmeden kesin maliyet talep edilemeyeceği gerekçesi ile erken dava sebebiyle davaların kabulü yönündeki yerel mahkeme kararlarının bozulduğunu, Yargıtay ilgili ilamında "İnşaatlar devam ederken başkaca aidat alınmayacağına ilişkin taahhütlerin kooperatif açısından geçerli kabul edilemeyeceği, maliyetin artması halinde bu bedelin kooperatif ortaklarından talep edilebileceği yerleşmiş Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir." şeklindeki ifadeyle kooperatifin üyelerden aidat talep edebileceği, aksi yöndeki taahhütlerin geçersiz olduğunun belirtildiği, söz konusu Yargıtay kararının ardından verilen istinaf mahkemesi kararlarından da anlaşılacağı üzere davalının, istifa edip etmediğine bakılmaksızın aidat borcunu ödemek zorunda olduğunu, davacı kooperatif açısından, davalının 2003

yılından bu yana her yıl alınan genel kurul kararları ile davalıdan zaten muaccel aidat alacağının bulunduğunu, kooperatifin söz konusu aidat alacağını tüm üyelere karşı talep ettiğini, koperatiften taşınmaz temin edip her türlü istifa, ilişik kesme belgesi olsada söz konusu aidatı ödemesi gerektiği, davalının, kooperatiften 150 m² ev temin etmiş olduğundan 150 m² evler için genel kurulda düzenlenen aidat borcundan sorumlu tutulacağını, davalının 2003 yılı Ocak Ayından dava tarihinde temerrüde düşen son aidat borcu olan 2023 yılı Haziran ayına kadar ödemesi lazım gelen aidat borcunun, değeri tam olarak hesaplanıncaya kadar şimdilik 100,00-TL'nın davalıdan tahsilini talep ettiklerini, açılacak tasarrufun iptali davalarında tapuları devralan üçüncü kişilerin mağduriyetinin oluşmaması açısından davalının kooperatiften temin ettiği taşınmaz olan ... İli, ...İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel,... Blok, ...Bölüm No:...'de kayıtlı bulunan mesken vasfındaki taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine "davalıdır şerhi" konulmasını talep ettiklerini belirterek dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 9.000,00-TL aidat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %18, aylık %1,5 faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacı kooperatife ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının açtığı davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı kooperatifin müvekkiline 2009 yılında hesap çıkardığını, müvekkilinin bahse konu toplu hesabı ödedikten sonra tapusunu alarak davacı kooperatiften ayrıldığını, müvekkilinin yıllarca ne genel kurula ne de kooperatifin herhangi bir faaliyetine katılmadığını, müvekkilinin o günki şartlarda kendisine çıkarılan miktarı ödeyip tapusunu aldıktan 14 yıl sonra borçlandırılmaya çalışılmasının kötü niyetli olduğunu, öncelikle mahkemece müvekkilinin üyeliğinin tespiti gerektiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2012/6266 Esas ve 2012/691 Karar sayılı ilamında "Bu durumda davacı ve dava dışı ..'nın tüm üyeliklerine, dava konusu üyeliğine ve ...bağımsız bölgeye ilişkin bütün bilgi ve belgeler dosya arasına celbedilerek, davalı kooperatiften davalının üyeliği devrettiği savunulan tarihten sonra 2000-2003 yıllarına aidat tahsilatına ilişkin belgelerde davacının isminin bulunma sebebi konusunda açıklama alındıktan sonra, kooperatif kayıt ve belgeleri üzerinde kooperatif konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılıp ..-ın ..tarihli istifasının tam olarak hangi üyelik ile ilgili olduğu, dava konusu üyelik için ..'ın aidat ödemesinde bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınarak davacının söz konusu üyelik için kooperatif üyesi olup olmadığının tereddütte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, üye olduğu sonucuna varılması halinde, bu üyeliğe bağlı ödemelerini yapmış olduğunun tespiti gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir." şeklinde hüküm kurulduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/6265 Esas ve 2019/4276 Karar sayılı ilamında "davalıdan üyelik esnasında peşin bedelin alınması, davalının kooperatife ortak olarak kaydedilmesi, davalıya bağımsız bölümün teslim edilmesi nedeniyle genel kurulca alınmış bir bulunmasa bile geçen süre içerisinde herhangi bir talep olmaması nedeniyle ve birden çok dairenin aynı şekilde teslim edilmesi nedeniyle, paralar tahsil edildikten sonra yeniden üyeler arasında eşitlik esası gerekçe gösterilerek para talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine.." şeklinde hüküm kurulduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2011/2623 Esas ve 2012/1728 Karar sayılı ilamında "Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak, davalı kooperatife, muhtıra tebliğ edilerek, bilirkişi incelemesi yapılmak üzere kooperatif defter ve kayıtlarının istendiği, muhtırada defterlerin ibraz edilmemesi halinde davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tüm aidat ödemelerini yapmış bir üye sayılarak buna göre davanın sonuçlandırılacağının tebliğ edildiği, buna rağmen kooperatife ait defter ve kayıtların mahkemeye sunulmadığı, bu nedenle davacının kooperatif üyeliğinden kaynaklanan tüm aidat ödemelerini yapmış bir üye sayıldığı..." ilamının da mahkemece değerlendirilerek müvekkilinin üyeliğinin tespiti için davacıdan davaya ilişkin iddiasını kanıtlar nitelikte defter ve kayıtların sunulmasının mahkemece istenilmesinin gerektiğini, 2009 yılında müvekkiline davacı kooperatif tarafından hesap çıkarıldığını ve müvekkilinin işbu hesabı ödeyerek ibraname ile tapusunu aldığını, kooperatif üyeliğinden çıktığını, davacının dava dilekçesinde talep ettiği harcama kalemleri, aidat ve ara ödemelerin hukuken dönemsel borç ve edim statüsünde olup TBK'nun 147. maddesi çerçevesinde 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, talep edilen harcama kalemlerinin zaman aşımı itirazları doğrultusunda değerlendirilerek reddedilmesini, kesin maliyet hesabı adı altında isnat edilen borç ve diğer giderlerin müvekkili tarafından davacıya ödendiğini, davalı müvekkilinin davacı kooperatiften alacaklı olduğu bir icra dosyası bulunduğundan bu miktarın dava konusu borçtan haksız yere mahsup edildiğini belirterek müvekkilinden haksız olarak mükerrer ödeme talep edildiğinden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkeme kararında;...Mahkememizce dosya arasına celbedilen tüm kayıt ve belgeler, alınan uzman bilirkişi kurulunun rapor ve ek raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının üyesi olan davalıdan kooperatif üyeliğinden kaynaklı kooperatif aidat ve ara (ek) ödeme alacağını talep edebileceği, benimsenen kooperatif aidat ve ara (ek) ödeme alacağının en geç dava tarihinde (ıslah ile artırılan tutar yönünden ıslah tarihinde) muaccel olduğu, davanın kabulü ile taleple bağlılık kuralı gereğince 100.030,00-TL aidat alacağının 9.000,00-TL'na dava tarihi olan 01/06/2022 tarihinden itibaren ve bakiye 91.030,00-TL'na ıslah tarihi olan 18/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının %18 faiz işletilmesi isteminin reddi

ile hükmedilen meblağa yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Davanın KABULÜ ile taleple bağlılık kuralı gereği 100.030,00-TL aidat alacağının 9.000,00-TL'na dava tarihi olan 01/06/2022 tarihinden itibaren ve bakiye 91.030,00-TL'na ıslah tarihi olan 18/09/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının %18 faiz işletilmesi isteminin reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının hatalı bilirkişi raporunun esas alınarak eksik inceleme ve değerlendirme sonucu verildiğini, yerel mahkeme dosyası kapsamında yer alan beyanlarını tekrarla ve davacı tarafın müvekkilinden olan herhangi bir alacağı olduğu iddiasını kabul etmemekle birlikte var ise dahi davacı tarafça talep olunan alacaklar bakımından zamanaşımı süresinin dolmuş olup, öncelikli olarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi talep edilmişse de mahkemece bu hususun dikkate alınmaksızın hüküm kurulduğunu, dosyanın ilk derece mahkemesi aşamasında zamanaşımı yönünden itirazlarını tekrar etmekle birlikte, davacı tarafça müvekkili aleyhine daha önce Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/674 Esas Sayılı dosyası ile kesin maliyet hesabı yönünden alacak talebi ile dava açıldığını, gerek dava şartı olan zorunlu arabuluculuk aşamasında ve gerekse işbu davanın ikame edildiği tarih itibariyle yukarıda bahsedilen dosyanın derdest olup, söz konusu dava dosyası incelendiğinde davacı tarafça o dosyada kesin maliyet hesabına göre müvekkilinden alacak talebinde bulunulduğunun açıkça görüleceğini, kesin maliyet hesabı içerisinde hesaplanan alacak kalemleri doğal olarak içerisinde aidat alacağını da barındırdığından, çoğun içerisinde azı da olacağından ve davacı kooperatifin müvekkilinden de başkaca bir hukuki ilişkiye dayanılarak alacak talebi olamayacağından, halihazırda görülmekte olan bir davanın mevcut olması karşısında davacı kooperatifçe işbu davanın ikame edilmiş olmasının derdestlik yönünden usul ve yasaya aykırı olup, derdestlik yönünden de işbu davanın reddi gerekmekte iken mahkemece kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, derdestlik itirazlarına konu Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/674 E. 2021/237 K. sayılı dosyası, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 23.03.2022 tarihli 2021/6008 Esas, 2022/1594 Karar sayılı ilamı ile bozulduğunu ve ilk derece mahkemesine gönderildiğini, İlk derece Mahkemesi olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/514 E. sayılı dosyası üzerinden mevcut yargılamanın devam etmekte iken devam eden yargılamanın sonucu beklenilmeksizin zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulması ve mahkemede görülen işbu davanın 01.06.2022 tarihinde ikame edilmiş olmasının derdestlik itirazlarını kanıtlar nitelikte olduğunu, dosya kapsamında yer alan kök raporda ve gerekse de ek raporda müvekkili tarafından yapılan ödemelerin herhangi bir değerlemeye tabi tutulmadığını, yerel mahkeme dosyasından alınan raporlara karşı itiraz dilekçelerinde önemle belirttikleri üzere bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporda müvekkili tarafından davacı kooperatife ödenen tutarın 121.420,00 TL olduğunun belirtildiğini, ancak daha önce Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/674 E. sayılı dosyasına sunulan raporda ise endekslenmiş hali ile müvekkili tarafından davacı kooperatife yapılan ödeme toplamı o davanın dava tarihi itibariyle 229.287,00 TL olarak belirlendiğini, bu yönüyle taraflarının aynı ve konuları benzer mahiyette davalarda müvekkili tarafından yapılan ödemelerin toplamı tamamıyla birbirinden farklı olarak belirlendiğini, bu yönüyle bilirkişi tarafından yapılan müvekkilinin yaptığı ödeme tutarına ilişkin hatalı değerlendirmenin kesinlikle kabul edilemez olup, mahkemece hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, dosya kapsamında belirtildiği üzere müvekkili tarafından yapılan ödemelerin tapu devrinin yapıldığı 2012 tarihine kadarki süreçte yapıldığını, yani 2012 yılından sonra tahakkuk eden aidat bedellerinin çok çok öncesinde müvekkili tarafından davacı kooperatifin talebine göre toplu olarak ödeme yapılmış olup, müvekkili alacaklı konumda olduğunu, buna göre müvekkilinin yaptığı toplu

ödemeye istinaden alacaklı olduğu tutarın her bir ay bazında değerlemesinin yapılarak değerlenmiş tutarının içerisinden kooperatif adına tahakkuk eden aidat bedelinin düşülmesi ve bu silsile ile hesaplama yapılmasının gerekli olduğunu, oysa raporda müvekkilinin tapu devri tarihine kadar yaptığı ödemelerin herhangi bir değerlemeye tabi tutulmadan olduğu gibi örneğin 2022 yılında tahakkuk eden aidat alacağına mahsup edildiğini, bu yönüyle hükme esas alınan rapor yeterli olmayıp kararın bu yönüyle kaldırılması gerektiğini, 2011 yıl sonu itibariyle Türk lirası cinsinden olan alacağın herhangi bir değerlemeye tabi tutulmaksızın olduğu gibi 7-8 yıl sonraki aidat bedeli ile mahsuplaştırmasının yapılmasının hukuka, ahlaka ve de vicdana uygun olmayacağını, mahkemece ek rapor alınması gerekirken rapor alınmaksızın tesis edilen hükmün yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılması gerektiğini, müvekkili tarafından, davacı kooperatife karşı tüm ödeme yükümlülüklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmiş olup, yapılan kura neticesinde müvekkiline isabet eden taşınmazın bedelinin o tarih itibariyle müvekkili tarafından toplu ödeme yapılmak suretiyle yerine getirildiğini, bu yönüyle de davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü yönünde karar verilmesinin isabetli olmadığını, yerel mahkemede yürütülen yargılama süresince ayrıntılı izah ettikleri üzere müvekkili tarafından kendisine kurada tahsis edilen taşınmazın tapudan devredildiğini, bir kooperatifte üyenin kura çekimine katılabilmesi için o tarihe kadarki aidat borçlarının olmaması gerektiğini, bilirkişi raporunda üyelik tarihinden itibaren kura ve tapudan devir tarihine kadar sanki müvekkili aidatlarını ödememiş gibi aidat hesaplanması ve borç çıkarılmasının bu yönüyle kabul edilemeyeceğini, ayrıca kura çekiminden sonra müvekkiline isabet eden taşınmazın toplam maliyet bedelinin de ödenmeden müvekkiline taşınmazın tapudan devir edilmesi gibi bir durum da söz konusu olamayacağından bu yönüyle de müvekkiline aidat borcu tahakkuk ettirilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki izah ettikleri üzere, müvekkili tarafından davacı kooperatife yapılan aidat ve peşin ödeme dahil tüm ödemelerin günümüze endekslenmesi ile birlikte müvekkilinin, davacı kooperatife aslında sözde hesaplanıp tahakkuk ettirilen aidat bedeli toplamından çok daha fazla bedeli davacı kooperatife ödediğini, müvekkilinin davacı kooperatife karşı olan aidatlarını düzenli olarak ödediğini ve davacı tarafça daha önceki yıllarda bizzat davacı kooperatife belirlenen kesin maliyet hesabına göre tüm borçlarını ödemek suretiyle kendisine kura yoluyla tahsisi yapılan taşınmazın tapusunu 2012 yılında devraldığını, o tarih itibariyle müvekkilinin davacı kooperatifle olan ilişiğinin kesilmiş ve müvekkilinin hiçbir şekilde üye olarak kooperatif genel kurul toplantılarına davet edilmediği gibi hazirun listelerinde de adı geçmediğini, bu yönüyle müvekkilinin davacı kooperatif nezdindeki üyeliğinin son bulduğunu, müvekkilinin kooperatife olan tüm borçlarını ve kesin maliyet hesabına göre belirlenen borçlarını ödeyip tapusunu devir aldıktan sonraki yıllara ilişkin davacı kooperatifin genel kurul tutanakları ve hazirun cetvellerinin celp edildiği takdirde müvekkilinin kooperatifle ilişiğinin kesildiğinin açıkça görüleceğinin taraflarınca dosya kapsamında yer alan beyanlarında belirtildiğini, davacı kooperatif nezdinde ilişiği kalmayan, üyeliği son bulan ve ayrıca sonradan da üye olma yönünde yeniden bir talebi bulunmayan müvekkilinden geriye dönük olarak aidat talep edilebilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek istinaf itirazları doğrultusunda yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme dosyasına ilişkin, davalı tarafça yazılan istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; kooperatif tarafından ibraname verilmek suretiyle bağının koptuğunu, kooperatife üye olmadığını, yine davalı tarafından ödeme dekontlarının sunulduğunu ve davacı müvekkiline borcunun olmadığını belirtilerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasının talep edildiğini, söz konusu hususların gerçeği yansıtmadığını, eldeki dosyada istinaf mahkeme tarafından TBK 100 vd. Maddelerine atıf yapıldığını, 27.10.2015 tarihinde çıkartılan maliyet hesabı ile geçmiş aidat borçlarının davalıdan tahsil edildiğini, bu sebeple 27.10.2015 tarihinden dava tarihine kadarki aidat miktarının bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını, davacı müvekkilinin mükerrer tahsilat isteyip istemediği hususlarının aydınlatılması hususuna karar verildiğini, söz konusu hususun bilirkişi marifetiyle hesaplandığını, istinaf mahkemesinin kaldırma kararı uyarınca yeniden hesaplama yapıldığını, davalıların tapusunu teslim aldığı tarihe kadarki aidat borcunu ödediğini, davalının tapusunu teslim aldığı dönemde müvekkili kooperatifin 1600'den fazla üyesinin bulunduğunu, davalının tapusuna kavuştuğu dönemin diğer tüm üyeler gibi aidat borcunu ödediğini, ancak yalnızca kendi yaptığı ödemelerle değil, davalının, 1600 üyenin yaptığı ödemelerle konutuna kavuştuğunu, davalıdan tapusunu teslim aldıktan sonra geçici maliyet ismiyle ödeme alındığını, bu ödemenin alındıktan sonra davalıya

ibraname verildiğini, mahkemece tanzim edilen kaldırma kararında, ibraname verdikten önceki döneme ilişkin talepte bulundukları için bu dönemin hesaplanmaması gerektiğini, tapusunu teslim aldıktan sonraki döneme ilişkin aidat hesabı yapılması gerektiği yönünde hüküm tesis edildiğini, bu doğrultuda dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, dosya kapsamında yeniden inceleme hesaplama yapıldığını, mahkemece verilen kaldırma kararı sonrasında davalıya tapusunu teslim aldığı tarihe kadar aidat borcun hesaplandığını, davalının fazla ödemesinin hesaplandığını, dava tarihine kadarki aidat borcunun hesaplandığını, fazla ödenen tutarın TBK 100 vd. Maddeleri gereği mahsup edildiğini ve müvekkili kooperatifin davalıdan alacağı olduğu yönünde kanaat bildirildiğini, davalının üye olmadığı yönündeki iddialarını kabul etmediklerini, müvekkili kooperatifiun, tapusunu teslim alamayan üyelerin gayreti ve emeğiyle ayakta kaldığını, ancak bu durumda 4 senedir süren hukuk mücadelesiyle müvekkili kooperatif aleyhine 30 yıllık yargıtay içtihatından dönüldüğünü, davalarına özel kanun maddesi çıktığını ve müvekkili kooperatifin halen ihtiyacı olan geliri elde edemediğini, ancak bu süreçte dahi hakkında yıkım kararı verilen ... a blok ve b blok inşaatının yıkım kararının kaldırıldığını ve bu blokların tamamlandığını, bunun yanında 3 blok inşaatı da yarım durumda olup söz konusu blokların tamamlanması için de yoğun çaba gösterildiğini, ancak 4 seneyi aşkındır ödenen yargılama giderleri, sair masraflar ve davalının da arasında bulunduğu tapusunu teslim alan üyelerin ödeme yapmaması sebebiyle inşaatlarin durmuş vaziyette olduğunu, yüksek enflasyon ve artan masraflar sebebiyle yalnızca tapusunu alamayan üyelerin değil tapusunu teslim alan üyelerin de ödeyecekleri bedelin arttığını. bu sebeple hukuki mücadelerinin uzadıkça herkesin zararına olan bir durum oluşacağını, defter kayıtları hakkında iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davalı ile aynı nitelikte olan başkaca bir davanın, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2024/583E. 2024/705K. Sayılı ilamıyla kesinleştiğini, İstinaf mahkemesinin söz konusu ilamında kaldırma ilamı gereği ek rapor aldırılarak raporun dairenin kaldırma gerekçelerine uygun hazırlandığı görüldüğüne hükmedildiğini, bu sebeple davanın kabulü yönündeki hükmün kesinleştiğini ileri sürerek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini. yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:

H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı vekili, davalının kooperatifin üyesi olduğunu, Ocak 2003 ile Mayıs 2022 tarihleri arasında birikmiş aidat borcu bulunduğunu ileri sürerek, 9.000,00 TL'nin faiziyle tahsilini talep etmiş, talebini yargılama sırasında ıslah ederek 100.030,00 TL'ye çıkarmıştır.

Davalı, alacağın zamanaşımına uğradığını, borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, üyelik ilişkisi devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyeceği gerekçesi ile ileri sürülen def'inin reddine, 100.030,00 TL'nin ıslah tarihi itibariyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yolunu baş vurulmuştur.

Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D 2011/933 Esas 2011/936 Karar)

Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir.

Davalı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD 2016/7545 Esas 2019/5329 Karar)

Somut olayda davalının sabit ücretli üye olduğuna yada istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair dosyada delil bulunmadığı gibi davalını kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği genel kurul kararlarının iptal edilmediği sabittir.Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu

iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/871 Esas 2021/1256 Karar) Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi 2017/391 Esas 2020/1615 Karar) (Benzer Kayseri BAM 6. H.D 2024/583 Esas 2024/705 Karar, 2024/584 Esas 2024/710 Karar, 2024/142 Esas 2024/224 Karar, : 2023/2395 Esas 2024/31 Karar, 2023/2396 Esas 2024/88 Karar...)

Tüm bu açıklamalar ışığında dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, özellikle somut olayın özelliklerine ve dairemiz emsal kararlarına uygun hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitlere delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 11/03/2024 tarih ve 2022/460 E . 2024/256 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınması gerekli olan 6.833,04. TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 1.708,20 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 5.124,84 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,

  3. İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(KooperatifkesinAidatasliyekabulüAlacakticaretkonusukayseriKaynaklanan)Borcundanhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim