Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1441
2024/1555
11 Temmuz 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1441
KARAR NO: 2024/1555
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/04/2024
ESAS NO: 2022/157
KARAR NO: 2024/373
DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:11/07/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:18/07/2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2024 tarih ve 2022/157 Esas 2024/373 Karar sayılı ilamına karşı ,davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Limited Şirketi'nin Kayseri İli'nde unlu mamulleri üretimi yapan bir şirket olduğunu, davalı Limited Şirketi ile ... tarihinde makine alım-satımı konusunda sözleşme yapıldığını, sözleşme içeriğinde tüm hususların ayrıntılı olarak kararlaştırıldığını, ... Limited Şirketi'nden satın alınan makinelerin bedellerinin yarısı olan 22.500,00-Euro'nun 20/05/2021 tarihinde müvekkili şirket tarafından peşin olarak ödendiğini, ancak ... Ltd. Şti.'nden alınan makinelerin taahhüt edilen şekilde çalışmadığını, müvekkili şirketi maddi olarak zarara uğrattığını, ... Ltd. Şti. ile müvekkili şirket arasında sözleşme öncesi yapılan görüşmeler gereğince yufkaların soğutma bandından geçmesinin akabinde düz olarak, buruşmadan çıkacağı ve yufkaların her biri 24 tane olmak üzere sayım işlemi yapılmış bir şekilde paketlenmeye hazır vaziyette olacağının taahhüt edildiğini, bu hususlar dışında makinenin daha bir çok taahhüt edilen çalışma mekanizmasının olacağını, karşı taraf ... Ltd. Şti.'nden alınan makinelerin tüm bu donanımlara sahip olmadığının ortaya çıktığını, müvekkili şirketin müşteri portföyü gereği günlük çok sayıda üretim yapılması gerekmekte iken makinelerin çalışmalarında problem olduğundan dolayı yeterli üretimin yapılamadığını, bu durumlar nedeniyle müvekkil şirketin işlerinin aksadığını, maddi-manevi zarara uğradığını, bu konuda karşı tarafa ihtarname çektiklerini, gönderilen bu ihtarnamenin 10/12/2021 tarihinde tebliğ edildiğini, taraflarına herhangi bir cevap verilmediği gibi talep edilen bedellerinde ödenmediğini, dava konusu makinede Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/71 D. İş sayılı dosya ile delil tespiti yapıldığını, bilirkişinin taahhüt süresi gecikmesinin 212-75-137 gün olduğu, satıcı ... Ltd. Şti.'nin satış sonrası hizmet bakımından sorumluluklarını yeterince yerine getirmediği, dolayısıyla satış sonrası hizmetin ayıplı hizmet niteliğinde olduğunu tespit ettiğini, yapılacak yargılama neticesinde davalı tarafa ödenen tüm bedellerin iadesi yönünde karar verilmesinin gerektiğini, halihazırda müvekkili şirkette demonte vaziyette duran makineyi teslime hazır olduklarını, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında yapılan sözleşmenin feshi yönünde karar verilmesini talep ettiklerini, bu konuda arabulucuya gittiklerini bir netice alınmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereğince davalı şirket sözleşme gereklerini yerine getirmediğinden dolayı, müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklarının mevcut olduğunu, bu sebeple iş bu davayı açma zarureti doğduğunu, davalı şirketin malvarlıklarını tasfiye etme ve üçüncü şahslara aktarmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı şirket nezdindeki alacaklarının yüksekliği göz önünde bulundurularak, karar kesinleşinceye kadar davalı şirket adına kayıtlı olan tüm mal varlıklarına yönelik ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, davalı şirket ile müvekkil şirket arasından 18/05/2021 tarihinde yapılan "makine alım-satım sözleşmesinin" feshine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve bilirkişi incelemesi neticesinde artırılmak üzere; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre müvekkili şirket tarafından ödenen bedellerin bilirkişi incelemesi neticesinde belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 100,00-Euro'nun davalı şirketten ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiziyle taraflarına iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİNCE İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNULAN CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: Davacının iddialarının mevcut duruma ve sözleşme hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yasal sürede yetki itirazında bulunarak davalı müvekkili şirketin yerleşim yeri mahkemesi olan Ankara mahkemelerinin yetkili olduğunu, dosyanın Ankara mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, davacı taraf sözleşme öncesi yapılan görüşmelerde müvekkil şirketin makinenin çalışma mekanizmasına ilişkin birçok taahhütte bulunduğunu, bu kapsamda makinelerin çalışma şeklinin yufkaların soğutma bandından geçmesinin akabinde düz olarak buruşmadan çıkacağının ve yufkaların her biri 24 tane olmak üzere sayımı yapılmış şekilde paketlenmeye hazır vaziyette olacağının da taahhüt edildiğini, ancak makinelerin bu donanımlara sahip olmadığını ve ayrıca makinenin diğer birçok taahhüt edilen mekanizmasının da mevcut olmadığını iddia ettiğini, bu soyut iddianın gerçek dışı olduğunu, taraflarca imza altına alınan 18/05/2021 tarihli sözleşme incelendiğinde anlaşmanın hiçbir bölümünde makinenin yufkaları düz bir şekilde çıkaracağı veya yufkaların her biri 24 tane olarak sayımı yapılmış şekilde hazır olacağı taahhüdü veya bu anlama gelebilecek hiçbir hüküm bulunmadığını, davacının aldığı makineler otomatik hat sistemi olarak sözleşme ekinde tek tek belirtildiğini, sözleşmenin son sayfasındaki tabloda, sözleşme konusu tüm makine parçaları ve bunların nitelikleri açıkça belirtildiğini, davacı sözleşmede teknik özellikleri belirtilen (ve sözleşmedeki tüm teknik özellikleri taşıyan) makineleri müvekkili şirketin işyerinde görüp beğenerek satın almak istediğini, 18/05/2021 tarihinde yapılan sözleşme akabinde makinalar davacı adresine sevk edilmiş ve montajı da yapılarak makineler çalışır vaziyette davacıya teslim edildiğini, davacı şirket sözleşme hükümlerine göre satış bedelinin %50'si tutarında ödemeyi makinelerin çalıştırılması akabinde 20/05/2021 tarihinde ödediğini, bakiye ödemenin 20 deneme sonrası ödeneceği kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin tüm şifahi taleplerine rağmen bakiye %50 ücretin ödenmediğini, davacının soyut iddiasının aksine sözleşme öncesi yapılan görüşmelerde müvekkilinin yufkaların düz çıkacağına ve sayısına ilişkin hiçbir taahhüdünün bulunmadığını, davacının da bu soyut ve afaki iddiasına ilişkin hiçbir delil sunmadığını, davacının makineleri iade etmek istemesinin sebebinin döviz kurundaki artışın olduğunu, müvekkilinin 07/10/2021 tarihinde makinenin faturasını e-fatura olarak davacıya gönderdiğini, davacı bu faturayı 13/10/2021 tarihinde iade ettiğini, bu arada makinenin satıldığı tarihte 10,21-TL olan Euro kuru 15,50-TL'ye çıktığını, bu sebeple davacı gerçek dışı iddialarla 06/12/2021 tarihinde Kayseri 13. Noterliği'nden ihtar göndererek sözleşmeyi fesih ettiğini makineleri teslime hazır olduğunu bildirdiğini, davacının bu ihtarı TMK'nun 2. ve 3. maddelerin ihlali niteliğinde olduğunu, davacının makinelerin tesliminden sonra uzunca bir süre makineleri kullanıldığı döviz kurundaki aşırı tırmanma üzerine makinelerin tesliminden 7 ay sonra ihtar gönderdiği dikkate alındığında da iddiasının dürüstlük kurallarına uymadığı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacının iddia ettiği gibi makineler taahhüt edilen nitelikleri taşımasa (ayıplı olsaydı) davacının bu ihtarı çok daha erken bir tarihte göndermesinin gerektiğini, davacının ayıp iddiası ve bu kapsamdaki taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı müvekkil şirketin 06/12/2021 tarihinde keşide ettikleri ihtara cevap vermediğini ifade etmiş ise de susmanın kabul anlamına gelmeyeceği, dolayısıyla ihtarnameye cevap vermemenin ihtardaki iddiaların kabul edildiği gibi bir sonuç doğurmayacağını, hukukta ihtara cevap vermemenin ihtar içeriğini kabul etme anlamına geldiğine ilişkin hiçbir düzenleme bulunmadığını, sadece mahkeme tarafından hukuki sonuç yaratacak şekilde davetiyeye derç edilen ihtarın hukuki sonuç doğuracağını, buna karşın davacının makinelerin tesliminden 7 ay süre sonra gönderdiği bu ihtarın ayıp iddiası gerçek olsa bile (ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla) hak düşürücü sürede keşide edilmediğinin sabit olduğunu, davacı şirket, Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/71 D. İş sayılı dosyasından delil tespiti yaptırıldığını, bu tespitte makinenin ayıplı mal olarak nitelendirildiğini iddia ettiğini, dava dilekçesi ile öğrendikleri bu tespite ilişkin olarak müvekkili şirkete ulaşmış herhangi bir tebligat bulunmadığını, bu nedenle tespit raporuna yönelik itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili şirketin yokluğunda, tek taraflı şekilde ve davacının beyanlarına dayalı olarak yapılan bu tespit raporunun da (dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarıyla) hatalı değerlendirmeler içerdiğini dava dilekçesine aktarılan bilirkişi raporunda bilirkişinin değerlendirmelerini Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun (TKHK) hükümlerine göre yaptığının anlaşılmakta olup, somut uyuşmazlığın tacirler arası uyuşmazlık olduğu bu nedenle bu uyuşmazlıkta işin niteliği gereği TTK hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından kurulumu yapılarak çalıştırıldığı (video kaydı ile) sabit olan makinenin demonte halde olduğunun belirtilmesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin makineleri çalıştırarak teslimi sırasında (20/05/2022 tarihinde) çekilen video kaydında “yufkaların soğutma bandından düz olarak geçmediği” açıkça görülmekte olup, davacının makineleri bu şekilde teslim alıp kabul ettiğini, davacının iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla iddia ettiği ayıbın (yani yufkaların düz çıkmaması ve sayı hususunu karşılamaması) açık ayıp niteliğinde olduğu, dolayısıyla makinenin teslimi akabinde olağan gözden geçirme süresi içinde ortaya çıkacağını, buna rağmen bilirkişinin somut hiçbir dayanakta olmadığı halde "dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden” sözleşmeye göre sürenin 212 gün geçtiğini, yine “makinenin muadili olan başka malların kullanım maksatlarını taşımadığını" belirtmesi anlaşılır ve kabul edilebilir olmadığını, somut olayda tespitin yapılmasından önce müvekkile hiçbir tebligat yapılmadığı, tespitte hazır bulunmasına olanak sağlanmadığı, tespitten sonra dahi müvekkile bilirkişi raporu veya diğer belgelerin tebliğ edilmediği, bu şekilde itiraz imkânının (dolayısıyla savunma hakkının) ortadan kaldırıldığını, müvekkilin yokluğunda gerçekleştirilen tek taraflı delil tespitinin taraflarınca kabul edilmesi mümkün olmadığını, yeniden keşif yapılmasının ve rapor alınmasının gerektiğini, davacı taraf işbu davada dava değerini 100,00-Euro olarak gösterdiğini, bu noktada davacının davasının belirsiz alacak niteliğinde mi yoksa kısmi dava niteliğinde mi olduğunun açıklanmasının gerektiğini, somut durumda davacının müvekkili şirkete yaptığı ödeme 22.500,00-Euro tutarında olduğunu, bu durumda davacı tarafın belirsiz alacak davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, yargılama sırasında ortaya çıkacak hususlar karşısında; öncelikle yetki itirazımızın kabulü ile işbu davada davalı müvekkil şirketin yerleşim yeri mahkemesi olan Ankara mahkemelerinin yetkili olduğuna karar verilmesini, mahkemenizin aksi kanaatte olması ve esasa girmesi halinde davacının davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...davacının satış sözleşmesini davadan önce Kayseri 13. Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshetmiş olması karşısında eldeki davada mahkememizce davacı tarafından daha önce zaten feshedilmiş olan sözleşmenin feshi konusunda yeniden hüküm tesisinde yarar olmadığı değerlendirilerek davanın kabulü ile ... tarihli sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğinin tespiti ile birlikte ifa kuralı gereği bu sözleşmenin konusu olan otomatik yufka hat sistemi makinelerinin davacı tarafından davalıya iadesi kaydı ile davacının eldeki davayı kısmi dava olarak açtığı ve yargılama süreci içinde sözleşme bedeli tutarı üzerinden tamamlama harcı yatırdığı, ancak bedel iadesi yönünden harç yatırmasına gerek olmaksızın talep ettiği satış bedeli miktarını ıslah etmediği dikkate alındığında davacının talebi ile bağlılık kuralı gereği 100,00-Euro'nun yukarıda sözü edilen makinelerin davacı tarafından davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre Devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıllık mevduata uyguladıkları en yüksek oranda mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yine birlikte ifa kuralı gereği koşulları bulunmadığından davacının ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminin birlikte ifa kuralı gereği reddine karar vermek gerekmiştir.1-Davanın KABULÜ ile 18/05/2021 tarihli sözleşmenini davacı tarafından feshedildiğinin tespiti ile bu sözleşmenin konusu olan otomatik yufka hat sistemi makinelerinin davacı tarafından davalıya iadesi kaydı ile davacının talebi ile bağlılık kuralı gereği 100,00-Euro'nun yukarıda sözü edilen makinelerin davacı tarafından davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre Devlet bankalarının Euro cinsinden açılmış bir yıllık mevduata uyguladıkları en yüksek oranda mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Davacının ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi isteminin birlikte ifa kuralı gereği reddine..." dair karar verilmiştir.
İş bu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinden özetle;Karara dayanak alınan bilirkişi raporlarında sözleşme incelenmediğini, davacının iddiaları nazara alınarak değerlendirme yapıldığını, davacı ile müvekkil şirket arasında yapılan sözleşmede satışa konu ürünler ve özellikleri tek tek belirtildiğini, davacının görüp beğenerek aldığı ürünler sözleşmede belirtilen niteliklere sahip olarak (satış sözleşmesine uygun olarak) teslim edildiğini, buna karşın dosyadan alınan ve karara dayanak yapılan bilirkişi raporlarında makinelerin sözleşmede belirtilen niteliklerde olup olmadığına yönelik teknik ve bilimsel hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, davacının "işçi tasarrufu sağlama" şeklindeki kişisel ve sözleşmeye de yansımayan amacı, istediği performansı sağlayamadığına ilişkin iddiası kapsamında davacının maldan beklediği faydayı sağlayamadığı belirtilerek malın ayıplı olduğu değerlendirildiğini, bu değerlendirme yapılırken ise davacının maldan beklediği faydanın makul olup olmadığı bile dikkate alınmadığını, mahallinde yapılan keşifte davacının kullanmakta olduğu diğer hat sistemlerinin de aynı çalışma prensibi ile çalıştığını, taahhüt edilen tüm özelliklerin mevcut olduğunu, davacının beklediği faydanın ise bu sistemlerin çalışma şekli dikkate alındığında makul bir beklenti ve fayda olmadığını dikkate almayan bilirkişiler makinenin ayıplı olduğunu değerlendirildiğini, sözleşmeye aykırı ifa söz konusu olmadığı halde, davacının teknik ve bilimsel olarak makul sayılmayacak beklentilerinin karşılanmadığı belirtilerek malın ayıplı olduğunun değerlendirilmesi yerinde olmadığını, somut olayın özellikleri dikkate alındığında bu değerlendirmenin açıkça hakkın kötüye kullanılmasının himayesi niteliğinde olduğunun görüldüğünü, teslim edilen ürünlerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğu dikkate alınmadan, davacının üstelik teknik ve bilimsel olarak da yerinde olmayan (makul olmayan) iddiaları doğrultusunda malın istenen faydayı sağlamadığından bahisle ayıplı olduğunun kabulünün doğru olmadığını, sözleşmedeki "garanti" şartına ilişkin değerlendirme de somut olayın özelliklerine uygun olmadığını, Yerel Mahkeme, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesine göre müvekkil şirketin makineye 2 yıl süre ile garanti verdiğini, davacının istediği performansı sağlamayan makine için 2 yıllık garanti süresi içerisinde ihtarname keşide ettiğini, delil tespiti yaptırdığını ve işbu davayı açtığını belirterek ayıp ihbarına yönelik hak düşürücü süre itirazlarının somut olayda uygulanamayacağını değerlendirmiş ise de; garanti süresine yönelik bu değerlendirme de hatalı olduğunu, makinede gerçekten ayıp olması, taahhüt edilen özelliklerin bulunmaması halinde garanti süresinin dikkate alınması mümkün ise de, somut olaydaki gibi davacının "işçi tasarrufu sağlama" şeklindeki sözleşmeye yansımayan ve müvekkil şirketçe taahhüt edilmeyen amacı ve yine davacının istediği performansı sağlayamadığına yönelik göreceli iddiasının işin niteliğine uygun ve makul olmadığı dikkate alınmadan, somut olayın özellikleri de göz ardı edilerek sözleşmedeki "garanti" hükmünün davacıya keyfi olarak sözleşmeyi fesih yetkisi verdiğinin kabulünün de hatalı olduğunu, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmadığını, bu nedenle makinenin ayıplı olduğunun kabulünün yerinde olmadığı dikkate alınmadan sözleşmedeki parça, bakım ve onarım garantisinin davacıya sözleşmenin feshi konusunda keyfilik ve sözleşmeyi fesih yetkisi vereceğinin kabulü somut olayın özelliklerine, hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin ayıp ihbarı ve hak düşürücü süreye ilişkin değerlendirmeleri hatalı olduğunu, Davacının 18.05.2021 tarihli sözleşmede teknik özellikleri belirtilen (ve sözleşmedeki tüm teknik özellikleri taşıyan) makineleri müvekkil şirket işyerinde görüp beğenerek satın aldığını, makinelerin 20.05.2021 tarihinde davacı adresine sevk edilerek montajı da yapılarak çalışır vaziyette davacıya teslim edilmiş olduğu hususları ihtilafsız olduğunu, davacının makinelerdeki ayıp iddiasının dayanağı olan "yufkaların soğutma bandından geçmesinin akabinde düz olarak, buruşmadan çıkmaması ve yufkaların her biri 24 tane olmak üzere sayım işlemi yapılmış bir şekilde paketlenmeye hazır vaziyete gelmemesi" şeklindeki ayıp iddiasının da (ayıp iddiasının kabulü anlamına gelmemek üzere) niteliği itibariyle olağan bir gözden geçirme ile görülebilecek nitelikte (açık ayıp niteliğinde) olduğu kuşkusuz olduğunu, dosyaya sunulan fotoğraf ve CD görüntülerinden makine ünitelerinin montajı akabinde çalıştırılarak teslim edildiği açıkça göründüğünü, davacının hat sistemini çalışır halde iken teslim aldığını, teslim sırasında da makinenin aynı şekilde çalıştığını, davacının teslimden sonra TTK 23. Maddede belirtilen sürede ayıp iddiasında bulunmadığını, hat sistemini 7 ay kullandıktan sonra (kurdaki artış nedeniyle müvekkil şirket ile yaşadığı ihtilaf üzerine) makineyi demonte hale getirerek makinenin ayıplı olduğunu iddia ettiğinin ortada olduğunu, tacirler arasında gerçekleşen bir ticari satışta malın ayıplı olduğu kolaylıkla anlaşılabilir nitelikte ise, durumun satıcıya iki gün içerisinde noter kanalıyla, iadeli taahhütlü mektupla, telgrafla veya elektronik imza kullanılmak suretiyle kayıtlı elektronik posta üzerinden ihbar edilmesi gerektiği açıkça anlaşıldığını, davaya cevap dilekçesinde hak düşürücü süreye tabi ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının ayıba bağlı haklarının ortadan kalktığını, satılanı mevcut hali ile kabul etmiş sayılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, hak düşürücü süre itirazımızın nazara alınmamasının hatalı olduğunu, Yargıtay‘ın süresinde ayıp ihbarında bulunmamanın sonucuna ilişkin birçok kararında olduğu gibi Yargıtay 19. HD.’sinin 15.09.2014 tarihli 2014/326 E., 2014/13494 K. sayılı kararından da bahsedildiğini, öncelikle müvekkil şirketin davalı şirkete, yufkaların soğutma bandından düz olarak buruşmadan çıkaracağına, düzgün şekilde istifleme ve dizme yapacağına, yufkaların her biri 24 tane olmak üzere sayımı yapılmış şekilde paketlenmeye hazır vaziyette olacağına ilişkin bir taahhüdü bulunmadığını, taraflar arasında imza altına alınan sözleşmede de bu anlama gelecek bir ifade yer almadığını, davacının beklediğini iddia ettiği faydanın da işin niteliği nazara alındığında makul bir beklenti olmadığını, müvekkilin davacının bu beklentisini bilmediği ve bu yönde bir taahhüdü de bulunmadığını, davacının davaya konu makineyi müvekkil şirkette görüp beğenerek satın aldığını, makinaların montajı ve çalıştırılarak teslimi sırasında 20.05.2022 tarihinde çekilen CD görüntülerinde de yufkaların soğutma bandından geçmesinin akabinde düz olarak buruşmadan çıkmadığı ve yufkaların her biri 24 tane olmak üzere sayımı yapılmış şekilde paketlenmeye hazır vaziyete gelmediğinin açıkça görüldüğünü, müvekkilin davacının iddia ettiği şekilde bir taahhüdü bulunmadığı için de davacının makineleri teslim alıp kullanmaya başladığına ve teslim akabinde yasada belirtilen hak düşürücü süre içinde ayıp iddiasında bulunulmadığını, taraflar arasındaki ihtilafın gerçek nedeninin sözleşmenin yabancı para üzerinden yapılması ve kurdaki aşırı yükselmeden (anlaşma tarihinde 10,21.-TL olan Euro kurunun 15,50.-TL'ye çıkmasından) kaynaklandığını, davacının bakiye satış bedelini ödememesi üzerine müvekkil şirketin 07.10.2021 tarihinde anlaşma gereği Euro kuru üzerinden fatura düzenleyerek davacıya gönderdiğini, bu faturayı iade eden davacının bakiye borcunu ödememek için gerçek dışı iddialarda bulunarak ve teslim aldıktan 7 ay sonra makineleri demonte hale getirerek (sökerek) müvekkil şirkete sözleşmeyi fesih ettiğini bildirerek makineleri geri almasını istediğini, ayrıca makinelri demonte hale getirdikten sonra müvekkil şirket gıyabında tespit yaptırdığını, davacının tüm bu davranışlarının dürüstlük kurallarına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunı, davacının hak düşürücü süreden sonra ve gerçek dışı ayıp iddiasının HMK 29. Madde gereğince taraflara yüklenen doğruyu söyleme yükümlülüğüne de aykırı olduğuna dikkat çekilerek davanın reddine karar verilmesi talep edildiği halde, yerel mahkemenin sözleşmedeki garanti süresi içinde davacının sözleşmeyi fesih ettiğini belirterek feshin tespitine ve bedelin iadesine karar vermesi somut olayın özellikleri ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında açıkça hakkın kötüye kullanılmasının himayesi niteliğinde olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmek zorunlu olduğunu, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.04.2024 tarih, 2022/157 E. ve 2024/373 K. sayılı eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler içeren mevcut duruma, hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf cevap dilekçesinden özetle;davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkil ... Ltd. Şti. Kayseri ilinde unlu mamulleri üretimi yapan bir şirket olduğunu, davalı ... Ltd. Şti. İle ... tarihinde makine alım – satımı konusunda sözleşme yapıldığını, sözleşme içeriğinde tüm hususlar ayrıntılı olarak kararlaştırıldığını, dosya içerisinde yer alan sözleşme gereğince ... Ltd. Şti.den satın alınan makinelerin bedellerinin yarısı olan 22.500 Euro 20.05.2021 müvekkil şirket tarafından peşin olarak ödendiğini, dekontu da dosya içerisinde olduğunu, ... Ltd. Şti den alınan makineler taahhüt edilen şekilde çalışmadığını, müvekkil şirketi maddi olarak zarara uğradığını,... Ltd. Şti. İle müvekkil şirket arasında sözleşme öncesi yapılan görüşmeler gereğince makinelerin çalışma şeklinde, yufkaların soğutma bandından geçmesinin akabinde düz olarak, buruşmadan çıkacağı ve yufkaların her biri 24 tane olmak üzere sayım işlemi yapılmış bir şekilde paketlenmeye hazır vaziyette olacağı taahhüt edildiğini, makinenin daha bir çok taahhüt edilen çalışma mekanizması var olduğunu, karşı taraf ... Ltd. Şti.'den alınan makinelerin tüm bu donanımlara sahip olmadığı ortaya çıktığını, müvekkil şirketin müşteri portföyü gereği günlük çok sayıda üretim yapılması gerekmekte iken makinelerin çalışmalarında problem olduğundan dolayı yeterli üretim yapılmadığını, tüm bu durumlar nedeniyle müvekkil şirketin işleri aksadığını, müvekkil şirketin maddi – manevi zarara uğradığını, iş bu davayı açmadan önce yapılan delil tespitinden de görüleceği üzere, davalı şirketten alınan makine ayıplı mal olarak nitelendirildiğini, bu sebeple de davalı tarafın iddiaları gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi tarafından da tespit edilmiş olduğu üzere, davalı tarafça satılan makine sisteminin yararlanmaya elverişli, kullanılmaya uygun olmadığını, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı tarafça satılan makine taahhüt edilen şekilde çalışmadığını, ayıplı olarak tespit edildiğini, davalı taraf ile müvekkil şirket arasında sözleşme öncesi yapılan görüşmeler gereğince makinelerin çalışma şeklinde, yufkaların soğutma bandından geçmesinin akabinde düz olarak, buruşmadan çıkacağı ve yufkaların her biri 24 tane olmak üzere sayım işlemi yapılmış bir şekilde paketlenmeye hazır vaziyette olacağı taahhüt edildiğini, mahkeme tarafından verilen ara karar gereğince, makine montajı, bilirkişi nezaretinde yapıldığını, yufkaları banttan banta aktarırken yığdığını, en son bantta sayarak üst üste sıralayarak vermediğini, dosya konusu otomatik hat sisteminde mevcut bu hali ile üretim yapmanın mümkün olmadığını da önceki raporlarda da tespit edildiğini, bu nedenle de iş bu dosyadaki haklılığın ortaya çıktığını, tüm bu nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin gerektiğini, açıklanan nedenler doğrultusunda, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, satın alınan (yufka) makinesinin ayıplı olması nedeniyle sözleşmenin feshi ile ödenen bedelin iadesi talebine ilişkindir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile eldeki dosyada mahkemece hükme esas alınan ve konusunda uzman bilirkişilerden aldırılan ana ve ek raporlardaki tespitler nazara alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüş, davalının istinaf itirazlarının hiç birinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen 01/04/2024 tarih ve 2022/157E . 2024/373K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353 /1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
İstinaf eden davalıdan alınması gerekli olan 56.295,09. TL istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış (427.60 . TL+13.646,17. TL = 14.073,77. TL ) harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 42.221,32TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile,HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52