Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1440
2024/1530
10 Temmuz 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1440
KARAR NO: 2024/1530
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/04/2024
ESAS NO: 2022/926
KARAR NO: 2024/375
DAVANIN KONUSU: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 11/07/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/04/2024 tarih ve 2022/926 Esas - 2024/375 sayılı kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı sigorta şirketi arasında tamamlayıcı ve özel sağlık sigorta hizmet sözleşmesi ve ek protokolleri adı altında sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca sözleşme kapsamında tarafların bir takım yükümlülükleri bulunduğunu, davalının bu yükümlülüklere aykırı davrandığını ve davacının bir takım alacaklarının doğduğunu, davacı ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmeler, davalı şirket sigortalılarının mevzuat hükümleri kapsamında anlaşmalı sağlık kurumlarında yapılan tanı veya tedavi işlemleri için önce Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan onay alınması şartına dayalı olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket arasında düzenlenmiş işbirliği esas ve usullerini kapsadığını, özel sigortalıların anlaşmalı sağlık kurumlarından sağlık hizmeti alma talebine istinaden davacı tarafından bir takım incelemeler yapılacağı ve akabinde sigortalının talep ettiği hizmetleri alması sağlandığı, davacı, davalı kurum tarafından özel sigortalı olduğunu söyleyen ve sağlık hizmeti almayı talep eden kişilerin, şirket kartı ve/veya kimlik kartları ile kimlik kontrollerini yaptığını ve Özel Sağlık Sigortası Hasta Bilgi formuna işleyerek, Port- ALL'a başvuruda bulunduğunu, Port - ALL üzerinden davacı kurumca yapılan başvurular ön incelemeye tabi tutulmasının ardından provizyon onayı verildiğini, provizyon onayının ardından da davalı kurum tarafından onay alınan hastalara ilişkin verilen sağlık hizmeti ardından, hizmet bedelleri taraflar arasında yapılan sözleşmeler ve protokoller doğrultusunda davacı kuruma ödendiğini, davalı kurum ile imzalanan sözleşme uyarınca da provizyon sisteminde hata olduğunda, onay verilme işlemi yapılamadığında da davalı kurum müvekkil şirkete tanımlanan sistem üzerindeki sorunları çözmeye ve provizyon onaylarının düzeltilmesi işlemlerini yapmakla da yükümlü olduğunu, ancak davalı kurum tarafından dilekçe ekinde listesi yer alan sağlık hizmeti sunulan hastalara ilişkin olarak, hizmet bedelleri talep ettiğini, davalı kurum tarafından bu bedellerin ödenmediğini, bu sebeple davacının maddi olarak kayıp altında olduğunu, davacı tarafından 2019 yılı başından itibaren davalı şirket provizyon sisteminden hata alındığına ilişkin olarak, sigorta şirketine defalarca mail ve telefon ile bildirim yapıldığını, yapılan bildirime rağmen sorun çözülmediğinden dolayı, bu hastalara ait ödenmeyen hizmet bedelleri bulunduğunu, defalarca provizyon sisteminden hata alındığı, sağlık hizmeti sunulan ve davalı kurumla anlaşmalı sağlık sigortası olan hastalara ait faturaların kesilemediği belirtilmesine rağmen 1 yıl sonra müvekkil kuruma dönüş yapıldığını, davalı sigorta şirketinden uzun süre sonra dönüş yapılmasına rağmen sorun kalıcı olarak çözülemediğini, Davalı taraf ile müvekkil kurum arasında yapılan sözleşme gereği, provizyon sisteminde meydana gelen tüm sorunları derhal tespit etme ve düzeltme sorumluluğu davalı şirkete ait olduğunu, provizyon sisteminde meydana gelen hatanın sebebi davacı şirket olmayıp, sorunun davalı kuruma bildirildiği halde uzun süre boyunca düzeltilmesi için hiçbir girişim yapılmaması, karşılıklı kontrol edilmemesi ve davalı şirketin bilgi işlem sisteminden kaynaklanmış olduğundan, davalı kurum tarafından tüm bu bedellerin ödenmesi gerekmektiğini, Taraflar arasından imzalanan sözleşmelerden 2018 yılı Özel Sağlık Sigortası kapsamında; 2018 yılı ve öncesinde hizmet verilen bazı hastaların hizmet bedelleri, muayene eden bazı doktorların hastaneden ayrıldıkları gerekçesiyle ödenmediğini, davalı kurum anlaşmalısı hastalara hizmet verildiğini, ilgili doktor tarafından da hizmet en iyi şekilde yeterli ve gerekli şekilde uygulanmış olmasına rağmen, sistemde "doktorun ayrılmış" olması gerekçesiyle hizmet bedellerinin ödenmemesi ve bu hususunda ileri sürülmesi de iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, Hayatın olağan akışı içerisinde de düşünüldüğünde doktorun hastaneden ayrılmış olması, davalı kurumun özel sigortalısı olan hastasına hizmet verilmediği anlamına gelmediğini, 2018 yılı ve öncesinde hizmet verilen bazı hastaların hizmet bedelleri, hastaların ilgili dönemlerde sigortalarının olmadığı gerekçesiyle ödenmemiş olup, halen bu bedellere ilişkin davacının alacağı bulunduğunu, söz konusu dönemlere ilişkin olarak hastalarla yapılan görüşmelerde ve haricen yapılan araştırmalarda da sağlık hizmetinden yararlanan kişilerin o dönemlere ilişkin davalı kurum nezdinde sigortalı oldukları tespit edildiğini, taraflar arasından imzalanan sözleşmelerden 2019 yılı tamamlayıcı sağlık sigortası kapsamında; Müvekkil şirket ile yapılan tamamlayıcı sağlık sigortası katsayıları için 22.07.2019 tarihli anlaşmada revizyon yapıldığını, davalı kurum tarafından 03.03.2020 tarihinde SUT fiyatlarında gerçekleşen artış gerekçe gösterilerek bu revizyonun değil bir önceki fiyatın ödeneceği belirtilmişse de bu husus da sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, bu nedenler doğrultusunda davacının kurum alacaklarını talep etmek ve sıkıntıları gidermek için davalı kuruma defalarca mail attığını, iş bu davanın öncesinde de 28.04.2020 tarihinde davalı kuruma ihtar çekildiğini, davalı kurum tarafından 05.06.2020 tebliğ tarihli ihtarname ile dönüş yapıldığını, davalı ... A.Ş. Tarafından Kadıköy 29. Noterliği ... tarih, ... yevmiye numaralı cevap ile tarafımızca gönderilen ihtarnameye itiraz edilmiş ve talplerinin karşılanmayacağının bildirildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle şimdilik 100,00-TL'nin davalıdan işleyecek faizi ile tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Davacının 2019 yılında sistemden hizmet alan ... sigortalıları için güncel provizyon onay talebini yapmadığını ve hizmet alımından 45 günden daha uzun zaman sonra davalı şirkete mail ile dönüş yaparak geriye dönük provizyon onay talebinde bulunduğunu, iletilen mailde provizyon sisteminin çalışmadığının belirtildiğini, süreç incelendiğinde sistemin çalıştığı ancak dosyalarda kurumun medula provizyon sonlandırma işlemini tamamlamadığı için provizyon talebinde bulunamadığının görüldüğünü, davacıya aynı mail üzerinden bu bilgi aktarıldığını, eğitim verilmek istendiğini, telefonla iletişim kurulamayınca mail üzerinden eğitim dökümanı paylaşıldınığını, 2019 yılında davacı tarafından provizyon alınabilen dosyalarında olduğu görüldüğünü, iletilen gerekçenin ile davalı şirket tarafından ret yanıtı oluşturulan bir provizyon yanıtı bulunmadığını, sigortalıların hastane başvurularında sözleşmede belirtilen madde 4.4.2 ‘’ sigortalı kimlik bilgilerini , medula takip numarasını ve Şirket tarafından talep edilen ek bilgi alanlarını TSS-Provizyon’a kayıt ederek başvuruda bulunur ‘’ istinaden davacı tarafından yapılan provizyon başvurları incelendiğini, sigortalılara kurum tarafından hizmet sunulan tarihte sigortalıların aktif poliçesi ( alınan hizmet poliçe dönem aralığında değilse ) bulunmuyorsa onay verilemediğini, ek olarak güncel provizyon alınmayan durumlarda, sigortalıların poliçesinin 1.yıl sonunda veya ara dönemde sigortalının/sigorta ettirenin isteğiyle sonlanması durumunda pasif hale gelebilmekte ve yine kurumlar ... provizyon sisteminden bu tarih sonrası provizyon talebinde bulunduğunda onay alamayacalarını, davacıya iletilen yanıt içeriklerinde 45 günlük süre nedeniyle olumsuz değerlendirme sağlandığı hakkında herhangi bir bilgi aktarılan yanıtlarda bulunmadığını, sağlık hizmeti alındığında iletilmesi gereken provizyon başvurlarının hiç yapılmaması nedeniyle geriye dönük olarak işlemlere onay verilemeyeceği belirtildiğini, mailde oluşturulan yanıtın ‘’Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl sizlere bekleyen dosyalarınız için onay verilmesi için provizyon merkezimiz destek oldu. Ancak süreçte sizlerin de TSS onayları için geliştirmelerinizin yapılması gerekli idi. Provizyon alamama ile ilgili sorununuz ekiplerimiz tarafından değerlendirildi. Aldığımız bilgiye göre , ödeme sorgusu bulunamadı hatası olarak ifade ettiğiniz bilginin , bir hata olmadığı ve Medulladan hizmet kaydı sonlandırması yapılmadığı için bu açıklamanın uyarı olarak geldiği belirtildi. Ekiplerimiz bu bilgiyi de sizlerle paylaşmışlar. Bu durumda dosyalar için ,uygun olarak onay almak yerine manuel destek almak için dönüş yaptığınızı görüyoruz. Talep ettiğiniz son listedeki 2172 adet hiç alınmamış dosyanın manuel destek verilmesi mümkün görünmüyor. Takip numaraları olmadan onay alınamayacağı sizlere daha öncede aktarılmıştı. Halen onaylarınızı bu şekilde aldığınız bilgisi de iletildi. ‘’ ifadelerini içerdiğini, bu nedenlerle davanın reddini, talep edilen yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "......Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, mahkememizce toplanmış usulüne uygun deliller olarak değerlendirilmiş buna göre, taraflar arasındaki geçerli olarak kurulan doğrudan ödeme sözleşmesi çerçevesinde davacının sigortalılara gerekli sağlık hizmetini sunduğu, sunulan bu hizmet kapsamında sözleşme gereği kararlaştırılan hizmet bedeline hak kazandığı, davacının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter ve belgeler ile alacağın varlığının ve miktarının tam ve kesin olarak ispat ettiği, ticari defterlerin dayanağını oluşturan belgelerin fatura ve provizyon sistemi gereği davalıya tebliğ edilen faturalar çerçevesinde dayanak belgelerin dosyaya sunulduğu, fatura düzenlenen ve düzenlenmeyen kısımlar yönünden sağlık hizmetlerinin ilgili sigortalılara sunulduğuna ilişkin kanıtların dosyada mevcut olduğu, fatura düzenlenemeyen sağlık hizmetlerinden dolayı provizyon sistemindeki yaşanan aksaklığın davacı tarafa yükletilemeyeceği, sistemden davalının sorumlu olduğu, davalı tarafça sunulan hizmetlere ilişkin davalıya gerekli onayların verildiği, tüm bu sebeplerle sigortalılık sıfatı sona ermiş ve geçersiz olan hastalara ilişkin gerekli bildirimleri yapmak ve sigorta teminatı kapsamı dışında kalan hizmetlere ilişkin davalının yükümlülük sahibi olarak davacıya bu işlemleri yerine getirmesi ve hizmet onayı vermemesi gerektiği, davalının böyle bir onaydan kaçınma ve davacıya sigortalı olmayan kimselere ilişkin sağlık hizmeti verilmemesi yönünde açıkça bildirimde bulunmamış olması dolayısıyla davacının kendi ticari defter ve kayıtları, hasta takip çizelgeleri, hasta listesi ve diğer belgelerle kanıtlamış olduğu, BAM kaldırma kararı uyarınca davalının ticari defter ve belgeleri incelenmiş, ayrıca davacının ticari defter ve belgelerini inceleyip rapor düzenleyen bilirkişilere dosya yeniden tevdi edilerek tarafların ticari defter ve belgeleri arasında defter karşılaştırılması yaptırılmış olup davalının ticari defter ve belgelerinde de davacının davalıdan alacaklı olduğu, ancak alacak tutarı üzerinde ticari defterlerdeki kayıtların birbirini tutmadığı, ancak davacının yalnız ticari defter ve belgeler ile değil diğer delil ve belgeler ile sunulan sağlık hizmetleri çerçevesinde davalının payına düşen ödemeyi kanıtladığı anlaşılmakla, bu alacağı davalıdan talep etmesinin ve dolayısıyla açılan davanın yerinde olduğu anlaşılmakla davanın ıslah dilekçesi ile birlikte arttırılan tutar üzerinden kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiş......" gerekçesiyle Davanın Kabulü ile 89.706,31-TL alacağın karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İşbu kararı davacı vekili ve davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşme uyarınca süresi içerisinde provizyon talebinde bulunmayıp daha sonra geriye dönük provizyon talebinde bulunduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere müvekkili şirket tarafından sözleşme uyarınca provizyon verilmesi gereken sağlık hizmetlerinin reddedilmesinin söz konusu olmadığını, işbu nedenle hükmün bozulması gerektiğini, davacı kurum ile fesih mutabakatı sağlanmış olup bakiye alacak bulunmadığını, dosyanın daha önce taraflarınca istinaf edildiğini, davanın kabulü yerinde görülmeyerek ilk derece mahkemesi kararı ile kaldırıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun sigorta hukuku alanında uzman bilirkişiler tarafından hazırlandığını, banka ve sigorta hukuku alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından rapor alınmamasının eksik inceleme sonucu hüküm tesis edildiğinin göstergesi olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin faiz ödeme borcu bulunmadığını, davacının yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini, doğrultusunda, sözleşme uyarınca provizyon verilmesi gereken sağlık hizmetlerinin reddedilmesinin söz konusu olmayıp sözleşme uyarınca süresi içerisinde provizyon talebinde bulunulmadığını, geriye dönük provizyon talebinde bulunulamayacağı, problemin kullanıcı hatasından kaynaklandığı, mutabakat uyarınca müvekkili şirketin bakiye borcunun bulunmaması, bir hesaplama yapılacaksa dahi 43.531,50-TL’nin tenzilinin gerektiğini, sigorta ve bankacılık hukuku alanında uzman bilirkişi tarafından inceleme yapılmamış olması eksik değerlendirme neticesinde karar verildiğini belirterek; istinaf dilekçesinde belirttiği haklı istinaf sebeplerinin kabulü ile, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/926 E. sayılı davada vermiş olduğu 18.04.2024 tarih ve 2024/375 K. sayılı kararının kaldırılmasını, Müvekkil şirket aleyhine başlatılan Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı icra takibinin durdurulması için tehir-i icra kararı verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında yapılan araştırmalar neticesinde müvekkili şirketin davalı sigorta şirketinden alacaklı olduğunun tespit edildiğini, ara karar gereği alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalı sigorta şirketi tarafından yukarıda yazılan usullere uygun davranılmadığından dolayı müvekkili şirketin toplamda 89,706.31 tl alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple de davacı tarafın istinaf başvuru nedenleri yerinde olmayıp, reddine karar verilmesi gerektiğini, provizyon sisteminde meydana gelen hataların düzeltilmesi, davalı sigorta şirketinin yükümlülüğünde olduğunu, müvekkili şirket tarafından provizyon onayı alınmadan faturalandırma yapılamadığını belirterek; istinaf dilekçesinde açıklamış olduğu nedenler doğrultusunda, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, alacak davası olup davacı ile davalı arasında 16.06.2014 tarihinde tamamlayıcı ve özel sağlık sigorta hizmet sözleşmesi, sözleşmenin eki olmak üzere ek protokoller ve uygulama esaslarının belirlenerek imzalandığı, davacının alacak talebinin bu sözleşmeye dayandığı anlaşılmıştır. Davacı yaptığı hizmetin karşılığında iş bedelini alamadığını belirtmiş, davalı ise borcunun olmadığını savunmuştur.Davacı hizmet verdiği yönündeki iddiası karşısında davalının provizyon sisteminin yerinde ve zamanında kullanılmadığı savunmasında bulunduğu, davacı tarafından hizmetin verilmediğine yönelik bir savunmasının bulunmadığı anlaşılmakla davacının alacağının sübuta erdiğine kanaat edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde alacağa faiz talebinde bulunmuş, fakat faizin başlangıç tarihini belirtmemiştir. Davacı ıslah dilekçesinde yine alacağa uygulanacak faizin başlangıç tarihini belirtmemiş, fakat en yüksek faiz talebinde bulunduğu görülmekle bu durumda faizin dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğine kanaat edilmiştir. Taleple bağlılık ilkesi gereği davacının dava dilekçesinde ihtar tarihinden itibaren faiz talebi olmadığından ihtar tarihinden faiz başlatılmamış, ilk derece mahkemesince karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi ise davacının dava dilekçesinde faiz talep etmiş olduğu nazara alındığında yerinde görülmemiştir. Tarafların tacir oluşu nedeniyle uygulanan faizin türü yönündeki ilk derece mahkemesi kararının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık konusu olan iş tarafın ticari faaliyetleri ile ilgili olduğundan, TTK'nın 19. maddesi gereğince ticari iştir. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince taraflardan birisi için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri içinde ticari iş sayılır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/II. maddesi hükmünce davacı avans faizi talep edebileceğinden kabul edilen alacağa davacının ıslah dilekçesi kapsamında avans faizi işletilmesi gerekmektedir.Davalı istinaf dilekçesi ekinde ödeme evrakları sunmuş olduğu görülmüştür. Ödeme savunması her zaman ileri sürülebilecektir. Borcu sona erdiren sebepler, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve değerlendirilebilir, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi değildir. Bu nedenle davalının ödemesi olup olmadığı var ise ne kadar olduğu hususunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken davanın tam kabulü yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekili ve Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ ile;
-
HMK'nın 353/1. a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 18/04/2024 tarih ve 2022/926 Esas . 2024/375 sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
-
HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
Davacı ve Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde yatırana iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davacı ve Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.10/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52