SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1343

Karar No

2024/1397

Karar Tarihi

26 Haziran 2024

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2024/1343

KARAR NO: 2024/1397

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 16/04/2024

ESAS NO: 2022/669

KARAR NO: 2024/379

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2024

İSTİNAF KARAR

YAZIM TARİHİ: 27/06/2024

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2024 tarih ve 2022/669 Esas - 2024/379 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takip konusu çekte lehtar adına atılmış gibi gösterilen imzanın lehtar olan ... 'a ait olmadığını, söz konusu çekte lehtar olan ... adına atılan imzanın sahte olduğundan davalı şirketin yetkili hamil olamayacağını, lehtara ait olması gereken imzanın sahte olması halinde ciro silsilesi koptuğundan lehtar olarak görünen davalının yetkili hamil olmadığını, dava konusu çekin, kambiyo senedi niteliğinde olmadığı için ciro silsilesi yolu ile devralınamayacağını, davalı şirketin yetkili hamil olmadığından takibin iptali gerektiğini, söz konusu çekle ilgili Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/399 Esas sayılı dosyası üzerinden çek iptali davası açıldığını, bu hususun çekin üzerine de kaşe edildiğini, dava konusu çek süresinde bankaya ibraz edilmediğinden ve usulüne uygun kaşe basılmadığından ve alacağın temliki hükümlerine göre devredildiğinden kambiyo vasfını taşımadığını, müvekkillerinin telafisi imkansız zararlara maruz kalmaması ve hak kaybına uğramaması için öncelikle icra takibinin tedbiren durdurulmasına ve icra dosyasına giren paranın davalı (alacaklıya) ödenmemesi için tedbir kararı verilmesine, müvekkillerinin davaya ve takibe konu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, kötü niyetli davalı aleyhine takip konusu alacağın %20 'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetki itirazlarının olduğunu, İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin davaya konu çekleri usul ve yasaya uygun şeklide ciro yoluyla iktisap ettiğini, iyi niyetli ve son meşru hamili olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu çeke ilişkin alacağının usul ve yasaya uygun bir şekilde faktoring sözleşmesi, alacak bildirim formu, fatura tavsik edilerek ciranta ... 'tan ciro yoluyla iktisap ettiğini, dava konusu çekin, teyit alındıktan sonra ticari ilişkiyi gösterir faturalarla birlikte ciro yoluyla devralındığını, ödeme yasağı olsa dahi müvekkili şirketin çeki fatura tavsik ederek devralan iyi niyetli meşru hamili konumunda olduğunu, tedbir kararının geçici bir hukuki koruma olduğundan ve müvekkilinin tedbir kararına taraf olmadığından takip konusu çek hakkında icra takibi başlatmasına ve ihtiyati haciz isteminde bulunmasına engel teşkil eden hiç bir sebebin bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini, kötü niyetle ikame edildiğinden davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davac tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....Davalı beyanlarından anlaşıldığı üzere bu davalı tarafından 6361 sayılı ... Şirketleri Kanunu'nun 9/2. maddesinin yollamasıyla somut olaya uygulanması gereken 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. maddesinde yazılı "Kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmaması gerekir. İstihbarat çalışması; ... c) Müşterilerin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişleri de dikkate alınmak suretiyle gerektiğinde fatura borçlusu ve kambiyo senedi veya diğer senedin keşidecisine de başvurularak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirilmesi ve ulaşılabilmesi mümkün olan ilgili veri tabanlarından yararlanılması yoluna gidilmesi hususları dâhil olmak üzere asgari olarak yukarıda belirtilen usul ve esasları içerecek şekilde yapılır ve bunların yetersiz kalması durumunda ilave yöntemlere başvurulur." hükmüne uygun davranmadığı görülmektedir. Yapılan izahatlara göre davalı faktoring şirketinin çeki iktisabında ağır kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Zira çekler hakkında, keşideci olan davacıya başvurması halinde davacının borcu teyit etmeyeceği, İmzanın kendisine ait olmadığı, bu nedenlerle de çekin bedelsiz kaldığını öğrenme imkanı varken anılan davalının bu araştırmayı yapmamış olması ağır kusurdur. Bu nedenle davanın kabulüne karar vermek gerektiği kanaatine varılmış....." gerekçesiyle DAVANIN KABULÜ ile, Dava konusu ... Şubesine ait keşide yeri Kayseri-30/06/2022 tarihli, 45.000-TL bedelli, ... seri numaralı çekden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile yargılama sırasında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasında davacı ... 'tan yapılan tahsilat nedeni ile İİK'nun 72/6. maddesi gereğince istirdata dönüşen işbu davada davacıdan tahsil edilen 3.500,00-TL 'nin ödeme/tahsil tarihi olan 03/01/2023'ten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile, 61.000,00-TL 'nin ödeme/tahsil tarihi olan 13/12/2022'ten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ... 'a verilmesine, (istirdadına) İİK'nun 72/5. maddesinin yasal koşulları bulunmadığından %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Yetki itirazlarının mevcut olduğunu, huzurdaki davada istanbul (çağlayan) mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı tarafından yetkisiz mahkemede ikame edilen işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, İİK madde 72/8'de belirtildiği üzere "Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir." müvekkili şirketin haklı alacağına kavuşması amacıyla İSTANBUL 28. İCRA MÜDÜRLÜĞÜ ... E. Numaralı dosyada icra takibi başlatılldığını, davaya konu icra takibinin yürütüldüğü icra dosyası İSTANBUL (ÇAĞLAYAN) 28. İCRA DAİRESİ olduğundan ve davalı müvekkilinin yerleşim yeri Şişli/İstanbul'da bulunmakta olup; işbu davanın ikame edilmesi gereken yetkili mahkeme İSTANBUL (ÇAĞLAYAN) ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ olduğunu, izah edilen nedenlerle; yetkisiz mahkemede ikame edilen işbu davanın öncelikle USULDEN REDDİNE karar verilmesini, davanın ikame edilmeden önce, davacı tarafından taraflarıyla gerçekleştirilen bir arabuluculuk görüşmesi mevcut olmadığından işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, ancak yerel mahkeme tarafından usule ilişkin beyanları göz önünde bulundurulmadan işu istinaf incelemesine konu kararın tanzim edildiğini, zorunlu dava şartı yerine getirilmediğinden öncelikle davanın usulden reddi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini 19.12.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun (“7155 sayılı Kanun”) ile Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. Yeni düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirildiğini, davacı tarafından zorunlu dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapılmaksızın; mahkemenin huzurunda işbu davanın ikame edildiğini, davacı tarafından başvurulmuş bir arabuluculuk görüşmesine ilişkin davet mektubunun taraflarına ulaşmamış olup; arabuluculuk görüşmesi yapılmadığını, davacı tarafın arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı ikame ettiğini, bu nedenle zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmaksızın açılan işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, huzurdaki davanın menfi tespit davası olup bir tespit davası olduğunu, davacının işbu tespit davasını açmakla hukuki yararı olduğunu ispat etmekle mükellef olduğunu, davacının huzurdaki davaya konu çekin yetkili yasal son meşru hamili olan müvekkiline karşı işbu davayı ikame etmiş olup; davanın ikamesindeki hukuki menfaatini kanıtlar hiçbir belge veya delil ibraz edemediğini, davacının işbu davada hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, izah edilen nedenle huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini, bu hususun Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/688 K.2019/1054 T.10.10.2019 ilamında şu şekilde açıklanıp hükme bağlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu tanzim edilmiş olup; hükme esas teşkil etmeye elverişli bir rapor olmadığını, kaldı ki; bilirkişi tarafından imza incelemesi sonucunda tanzim edilen raporun son inceleme mercii olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme de bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu hatalı olarak tanzim edildiğini, imza incelemelerinin usulüne uygun olarak gerçekleştirilmediğini, yerel mahkeme tarafından bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden söz konusu kararın tanzim edildiğini, Yargıtay 12. HD'nin 01.12.2016 tarihli ve 2016/5396 E. 2016/23561K. sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas : 2015/49 Karar : 2015/1022 Karar Tarihi : 13.03.2015 sayılı ilamının emsal olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk dairesi 2020/4965 E., 2021/2322 K., 11.03.2021 Tarihli ilamı, HGK., E. 2011/321 K. 2011/382 T. 1.6.2011 sayılı ilamı, müvekkilinin çeki ciro yoluyla iktisab etmiş olup çek üzerindeki lehtar FARUK UÇMAK'ın imzasının geçerliliğini bilebilecek durumda olmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatları da nazara alındığında çek üzerindeki keşideci imzasının sahteliği iddiasının iyiniyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceği açıkça görüldüğünü, bu husus Yargıtay 12 Hukuk Dairesi 2005/10098 Esas 2005/13394 Karar ve 21.6.2005 tarihli ilamı, Yargıtay 12. HD'nin 01.12.2016 tarihli ve 2016/5396 E. 2016/23561K. sayılı ilamı olduğunu, HGK., E. 2014/806 K. 2016/298 T. 9.3.2016 sayılı ilamı, Yargıtay 19. HD., E. 2015/2045 K. 2015/15263 T. 23.11.2015 ilamı, Yargıtay 19. HD., E. 2016/228 K. 2016/8801 T. 12.5.2016 sayılı ilamı, ödeme yasağı kararı; hasımsız verilen bir karar olup; müvekkilinin ödeme yasağı kararının verildiği davada taraf olmadığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD E.2018/3405 K.2018/2457 sayılı ilamı, Yargıtay 12. HD E.2004/22667 K.2004/27489 T.30.12.2004 ilamı İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ 2021/593 E. 2021/598 K. sayılı ilamı, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğu ve kötü niyetli olmadığı sabit olup; müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, zira bu hususta ispat yükü davacı tarafta olup; davacı müvekkilinin kötü niyetli olduğunu ispat edemediğini, müvekkilinin iyi niyetli son meşru hamil olup; müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, senede karşı senetle ispat kuralı gereği alacaklının kötü niyetinin kesin delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacının ispat edemediğini, bu sebepten alacaklı/davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini, Yargıtay Kararı - HGK., E. 2017/612 K. 2020/258 T. 5.3.2020 ilamı olduğunu, istinaf taleplerinin kabuli ile; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/669 E. ve 2024/379 K. sayılı ilamının ortadan kaldırılmasına; davacı tarafı ile işbu dava ikame edilmeden önce gerçekleştirdiği bir arabuluculuk görüşmesi mevcut olmadığından işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, işbu davada yetkili mahkemelerin İstanbul (Çağlayan) Asliye Ticaret Mahkemeleri olup; yetkisiz mahkemede ikame edilen işbu davanın öncelikle usulden reddine, başkanlık aksi kanaate olması halinde ise; davanın esastan reddine, haksız ve kötü niyetli olarak ikame edilen bu dava neticesinde davacı tarafa %20 'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; "...1)Öncelikle önemle belirtmek isteriz ki, davalı tarafın savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olan beyanlarını kabul etmiyoruz. Davalının savunmasını genişletmesine muvafakatimiz yoktur. 2)İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkiller aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatılmış olup takip konusu çekte lehtar adına atılmış gibi gösterilerek takip başlatılmış olup, çekte lehtar adına atılan imza sahte olduğundan davalı şirket yetkili hamil olamaz. Lehtara ait olması gereken imzanın sahte olması halinde ciro silsilesi kopmakta olduğundan lehtar olarak görünen davalı yetkili hamil değildir. Dava konusu çek, kambiyo senedi niteliğinde olmadığı için ciro silsilesi yolu ile devralınamaz. Nitekim bu husus yargılama ile de sübuta erdiğinden ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygun olup, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmelidir. 3)Kaldı ki; davalı yetkili hamil olmamakla birlikte, 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. Maddesi gereğince davalı faktoring şirketi çeki iktisabında ağır kusurludur. Zira çek hakkında araştırma yaparak müvekkiller ile irtibata geçmesi halinde borcun teyit edilmeyeceği, yine çekteki lehdar imzasının sahte olduğu için çekin bedelsiz kaldığını öğrenme imkanı varken anılan davalının bu araştırmayı yapmamış olması ağır kusurdur. Bu nedenle de ilk derece mahkemesi kararı hukuka uygun olduğundan davalının istinaf başvurusu reddedilmeli...." şeklinde davalı tarafın haksız ve kötü niyetli istinaf talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, borçlu bulunulmadığının tespitine ilişkindir. Dava konusu bonoda davacı Faruk 1. ciranta- lehdar, davacı keşideci ... .Ltd.Şti ve davalı faktoring şirketi ise son hamildir. Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyasında, davalı faktoring şirketi tarafından davacı lehdar- ciranta ve davacı keşideci hakkında uyuşmazlığa konu 45.000,00 TL bedelli bono nedeniyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221). Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz. Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir. Dava konusu çekte yer alan lehtara ilişkin imzanın lehdara ait olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile çekteki lehtarın cirosunun sahte olduğu anlaşıldığına göre, 6102 sayılı TTK’nın 684. ve 788. maddeleri uyarınca geçerli bir ciro bulunmadığından çek üzerinde bulunan hakkın çekte ciranta olarak görünen Mehmet Ruhbaş’a devrinin gerçekleşmediği böylece çek üzerinde hakkı olmayan ... ’ın yaptığı ciro ile de çekteki hakkın çeki elinde bulunduran davalı faktoringe geçmediği anlaşılmaktadır.Davalı faktoring şirketinin, 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edemediği, bir başka anlatımla lehtar cirosunun sahteliği ile ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığından ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkı bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle somut olayda, davanın kabulüne karar verilmesine yönelik ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/(19)11-2738 Esas 2021/1513 Karar)

Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/04/2024 tarih ve 2022/669 E. . 2024/379 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Alınması gerekli olan 3.073,95 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 427,60 TL İstinaf Karar Harcı (Maktu)+ 340,89 TL İstinaf Karar Harcı (Nispi) olmak üzere toplam 768,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.305,46 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,

  3. İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

  5. HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 26/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanındairesiTespitusuldenbölgeticaretkonusutaraflarınMenfi(KıymetliKaynaklanan)savunmalarınınEvraktanistinafreddinederecesebeplerininhukukimüdürlüğüistanbulmahkemelerisebeplerinitelendirmeasliyekararınınçağlayankesindelillerinkabulüadliyekayseriiddiamahkemesifarukhukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim