Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1298
2024/1393
26 Haziran 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1298
KARAR NO: 2024/1393
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/03/2024
ESAS NO: 2023/237
KARAR NO: 2024/297
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2024
İSTİNAF KARAR
YAZIM TARİHİ: 27/06/2024
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/03/2024 tarih ve 2023/237 Esas - 2024/297 sayılı kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Kooperatifi ile davalı arasında üyelik aidatı ve kesin hesap maliyetinden kaynaklı alacak ilişkisi bulunduğunu, 133.000,00 TL bedelli alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, alacağın zaman aşımına uğradığını, aidat alacağının 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, müvekkili ile davacı kooperatif arasında 2022 yılına kadar herhangi bir fiili ya da hukuki bir ilişki olmadığını, kooperatif üyeliğine ilişkin herhangi bir faaliyette bulunulmadığını, bir borç ya da aidat adı altında maddi bir talepte de bulunulmadığını, usulüne uygun işletilmiş bir kesin hesap prosedürünün olmadığını, aidat alacağının neye göre belirlendiğinin ve hangi aylara ilişkin olduğunun belli olmadığını, alacağın olduğunu ispat yükünün tacir olan davacı tarafta olduğunu belirterek davanın reddine, davacının alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "....1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerinde eşit konumdadırlar. Yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça veya zımnen benimsemesi icap etmektedir. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (genel giderler ve devam eden inşaatların finansmanına katılım için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alımdaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve altyapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam eder. Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsenmedikçe 1163 sayılı Kanun'un 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz.Kooperatif hukukunda, peşin üyelik konusunda bir karar alınmışsa peşin bedelli üyenin kooperatifin amacına ulaşılıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumlu olacağı açıktır. Dolayısıyla peşin bedelli üyenin aidat borçlarından sorumlu olmayacağı açıktır.
Somut olayda, davacının kooperatif üyeliğinini statüsüne ilişkin bilgi ve kayıt bulunmadığı, davalının dosyaya sunduğu el yazılı "Satış Sözleşmesi" başlıklı belgeye davacının itiraz etmediği, her ne kadar taşınmaz satışı resmi geçerlilik şartına tabi olsa da dava konusu yerin satışı konusunda ihtilaf olmadığı, satış sözleşmesinin yan edimleri konusunda taraflar arası anlaşmazlık bulunduğu, ilgili sözleşme gereği davacının aidat borçlarından sorumlu olmadığı ve kooperatif üyeliğinin tespit edilmediği anlaşılarak ...." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İşbu kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davalı tarafın kooperatif üyesi olduğu delillerle ispat edilmesine rağmen eksik tahkikat neticesinde hüküm kurulduğunu, huzurdaki davanın, davacı müvekkili ile davalı taraf arasında üyelik aidatı ve kesin hesap maliyetinden kaynaklı alacak ilişkisi bulunması nedeni ile 133.000,00 TL bedelin tahsili amacıyla müvekkili tarafından başlatılan Kayseri Genel İcra Dairesi ... esas sayılı icra dosyasına davalının itirazı ile takibin durması neticesinde müvekkili tarafından ikame edildiğini, yerel mahkeme tarafından davalıya satışı yapılan kooperatif taşınmazının satışı konusunda ihtilaf olmadığı, ilgili sözleşme gereği davacının aidat borçlarından sorumlu olmadığı ve kooperatif üyeliğinin tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, işbu kararın eksik tahkikat neticesinde usul ve yasaya aykırı şekilde verildiğinden istinaf etme zururiyeti hasıl olduğunu, davalı tarafın, kooperatife üyelik kaydının olmadığını, üyeliğini kanıtlar tek bir delilin olmadığını ve dahi takip başlatılana kadar kooperatifle hiç bir ilişkisi olmadığını iddia etmiş sadece belirtilen meskenin kooperatifin müteahhiti olan ...Ltd. Şti tarafından kendisine satıldığını aralarında adi yazılı bir sözleşme yapıldığını ve bunun bedelini ödeyerek sözleşmeye ilişkin edimini ifa ettiğini iddia ettiğini, fakat taşınmazın alınması ile birlikte üyeliği 2018 yılında başlayan davalı tarafın, ev borcu adı altında davacı müvekkiline bir süre ödeme yaptığı 2019 tarihli dekont (ek-1) ile sabit olup, bakiye borcu bulunduğu için huzurdaki davaya mesnet takip başlatıldığını, davalı tarafın, bahse konu taşınmazı satış ile edindiği 01.03.2018 tarihinden itibaren davacı kooperatif ile arasında 2022 yılına kadar herhangi bir fiili ya da hukuki ilişki bulunmadığını, kooperatif üyeliğine dair bir faaliyette bulunulmadığını, genel kurullara davet edilmediğini ve katılım sağlamadığını iddia etmiş, bununla birlikte müvekkiline yönelik herhangi bir borç ya da aidat adı altında maddi bir talepte de bulunulmadığını ifade ettiğii, fakat dosya mündericatında 17.04.2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağının davalı tarafın 09/05/2022 tarihinde elden teslim aldığına ilişkin belge (ek-2) taraflarınca sunulduğunu, anılan nedenle davalının genel kurul toplantısına davet edildiği ve işbu davete binaen davalının kooperatif üyesi olduğu açıkça ispat edilmesine rağmen yargılama sürecinde gerek bilirkişi raporunda gerekse de gerekçeli kararda "davalının üye olduğuna dair belge ve bilgiye rastlanılmamıştır" şeklinde hüküm kurulmasının açıkça eksik tahkikat yapıldığını ortaya koyduğunu, ehemmiyetle belirtmekte fayda olacağı üzere davamıza mesnet olan ve bilirkişi raporunda da tespit edilen 11/03/2019 tarihli ...bank aracılığı ile 2.000₺ tutarın “ev borcu” açıklaması ile davalı tarafından müvekkili davacının... kooperatifi'ne gönderildiği göz önüne alındığında üyelik iddiasının ispatlanmakla birlikte davalı tarafın sorumluluktan kaçma saiki ile hareket ettiğinin aşikar olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında ”Somut olayda davacının kooperatif üyeliğininin statüsüne ilişkin bilgi ve kayıt bulunmadığını, kooperatif üyeliğinin tespit edilmediği anlaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. “ şeklinde hüküm kurduğunu, müvekkili ... kooperatifi ile davalı borçlu arasında üyelik aidatı ve kesin hesap maliyetinden kaynaklı alacak ilişkisi bulunduğu hususu sunmuş olduğu kooperatif başkan ve üyeleri tarafından imza altına alınan yönetim kurulu kararı ile şüpheye mahal vermeyecek şekilde kanıtlandığını, kaldı ki 1163 sayılı Kanun madde 23 kapsamında Konut Yapı Kooperatifi Örnek Anasözleşmesinin 23. maddesine göre, ortaklardan tahsil edilecek taksit miktar ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek yetkisi genel kurulun görev ve yetkilerinden olup, genel kurul kararı olmaksızın yönetim kurulu kararı ile ortaklardan herhangi bir ödemenin istenmesi mümkün bulunmadığını, dosya kapsamı incelendiğinde üye aidat ve ödemelerine ilişkin 17.04.2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağının davalı tarafın 09/05/2022 tarihinde elden teslim aldığına ilişkin belge dosya arasında bulunduğunu, ancak yerel mahkeme tarafından dosya arasında sunulan belge ve deliller göz ardı edilerek, davacı tarafın ifadeleri ve sunduğu resmi geçerlilik şartlarını dahi taşımayan adi yazılı sözleşme kapsamında karar verilmiş olup kararı istinaf etme zaruriyeti hasıl olduğunu, yine aynı şekilde yerel mahkeme gerekçeli kararında Kooperatifler Kanunu 23.maddesi hükmü uyarınca hareket ederek "peşin bedelli üyelik hakkında karar verilmiş ise üyenin kooperatifin amacına ulaşılıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumlu olacağı, dolayısıyla peşin bedelli üyenin aidat borçlarından sorumlu olmayacağına" karar verdiğini, belirtmekte fayda görüleceği üzere yerel mahkemenin dayandığı kanun maddesi ile davalı tarafın üyeliğini zımnen kabul ettiğini, bununla beraber dosya kapsamında davalı tarafa ilişkin harici olarak peşin bedelli üyelik statüsünün bulunduğunu ispatlar herhangi bir delil bulunmadığı göz önünde alındığında davalı tarafın daire satın almakla birlikte diğer tüm üyelerle eşit hak ve sorumluluklara sahip bir üyeliği olduğunun aşikar olduğunu, bu haliyle davalı tarafın üyeliğinin yerel mahkemenin kararında dayandığı kooperatifler kanunu madde kapsamına girmediği görüleceğini, tüm bu hususlar göz önüne alındığında davacı müvekkili kooperatif ile davalı taraf arasında bir üyelik ilişkisi olduğu izahtan vareste olup, davalının bakiye borcu bulunduğunu, söz konusu inşaate ilişkin yüklenici firmaya yapılan ödemeler üye aidatları ile sağlandığını, davalı tarafın inşaat maliyeti için kullanılan aidat ödemelerini gerçekleştirmeyerek yapı inşaatını geciktirmiş ve kooperatif ortaklarının hak gecikmesi yaşamasına sebebiyet verdiğini belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah ettiği nedenler ve Başkanlıkca resen gözetilecek nedenler çerçevesinde; öncelikle tehir-i icra talebinin kabulü ile, kayseri 1.asliye ticaret mahkemesi’nin 19/03/2024 tarihli 2023/237 esas ve 2024/297 karar sayılı ilamının bozularak ortadan kaldırılmasını ve yeniden yapılacak inceleme sonucunda müvekkil lehine davanın kabulüne karar verilmesini, davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili katılma yolu ile istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın aidat ödendiği yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafça sunulan istinaf dilekçesinde 17.04.2022 tarihli ve 2000TL bedelli dekont ile davalının kooperatife aidat ödemesi yaptığını ve kooperatif üyeliğinin olduğu yönünde iddialarda bulunulduğunu, söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, söz konusu ödemenin kooperatifçe yaptırılan ve müvekkilinin de yüklenici müteahhitten satın almış olduğu binanın bahçe düzenlemesine ilişkin bir ödeme olduğunu, Daire sahiplerinin çoğunun kooperatif üyesi olması sebebi ile davacı kooperatif söz konusu bahçe düzenlemesini yaptırmış daha sonra buna ilişkin daire başı 2000TL daire sahiplerine rücu ettiğini, aidat borcu olması için açıklamasında aidat borcu yazması, kooperatif mali kayıtlarında 2000TL nin aidat borcu olarak ilişkilendirilmesi ve tüm üyelerden aynı aylarda devamlı şekilde bu miktarların toplanması gerektiğini, fakat söz konusu olayın bu özelliklerin hiç birini taşımadığını, müvekkili tarafından davacı kooperatife sadece bir kez ödeme yapıldığını, o da açıklanan çevre düzenlemesine ilişkin olduğunu, başkaca hiç bir ödeme yapılmadığını, bu sebeple bu ödemenin aidat borcuna ilişkin olduğu yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, davalının genel kurullara çağırıldığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın cevap dilekçesinde belirttiği ve yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan davalının kooperatif kayıtlarında yer almaması, üye numarasına dahi sahip olmaması ve genel kurullara çağrılmaması ve hiç bir genel kurula katılmaması nedenlerini bertaraf etmek için istinaf dilekçesinde 09.05.2022 tarihli genel kurul toplantı tutanağını teslim aldığına ilişkin bir belge sunulduğunu, söz konusu belgede yer alan imzanın müvekkiline ait olmayıp müvekkilini bağlayan bir evrakta olmadığını, aksinin kabulü halinde bile söz konusu genel kurula ve bütün genel kurullara müvekkilinin çağrılmadığını ve genel kurullardan herhangi birine de katılmadığını, dolayısı ile söz konusu belgenin müvekkilinin kooperatif üyeliğine dair herhangi bir etkisi bulunmadığını, kötü niyet tazminatının hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, davacı ile davalı arasında hiçbir zaman kooperatif-üye ilişkisi meydana gelmediğini, müvekkili kooperatifin müteahhidi ... Ltd. Şti'den bedelini 150.000 TL peşin ödeyerek 01.03.2018 tarihinde daire satın alan kişi olduğunu, bu durumda kooperatifçe baştan beri bilindiğini, yani müvekkilinin Kooperatif üyesi olmadığını, hakkında icra takibi yapılana kadar Kooperatifle hiç bir ilişkisi olmadığını, üye numarasının dahi olmadığını, dikkat edilirse dava dilekçesine ekli olan ve avukata yetki verilen evrakta dahi üye numarası yazılmadığını, Kooperatifçe üyeliğinin bulunmadığı açıkça bilinen davalı müvekkiline haksız şekilde icra takibi yapılmış ve bu icra takibi nedeni ile müvekkilinin mağdur olduğunu, davalı Kooperatifin tacir ve kimlerin üye olup kimlerin üye olmadığını bilmek zorunda olduğunu, yerel mahkeme hükmü ile de üyeliğinin bulunmadığı kesinleşen müvekkiline davacı kooperatif, artan inşaat maliyeteri ve kooperatifin mevcut inşaatlerini bitirememesinin etkisi ile finansman arayışına girmiş ve kötü niyetle ya tutarsa saiki ile haksız icra takibi yaptığını, Kooperatifin davalı müvekkilinin üyesi olmadığını bilmekte ve bilme zorunluluğuna da sahip olduğunu, bu halde kötü niyetle icra takibine girişmiş fakat yerel mahkemece takibin haksızlığına hükmedildiğini, yerel mahkemenin hatalı bir şekilde kötü niyet tazminatının şartlarının oluşmadığından reddine karar verdiğini, mahkemenin gerekçeli kararından kötü niyet tazminatına ilişkin bir cümle dahi açıklama yapma gerekliliği duymadan kötü niyet tazminatının reddi yönünde karar verdiğini, Kooperatifin kimin üyesi olup olmadığını bilecek durumda ve tacir niteliğine sahipt olduğunu, Kooperatifin icra takibi yapması açıkça kötü niyetli olup takipte haksızlığı hüküm ile sabit olan kooperatife kötü niyet tazminatının yükletilmesi gerekirken aksi yönde verilen karar hukuk aykırılık teşkil ettiğini belirterek; dilekçede açıklanan nedenlerle; davacının istinaf talebinin reddine, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/237 esas ve 2024/297 karar sayılı ilamının sadece kötü niyet tazminatı yönünden kaldırılarak istinaf mahkemesince yeniden yargılama yapılarak davalı lehine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Uyuşmazlık, davalının kooperatif üyesi olup olmadığı ile kooperatifin davalıdan alacağının olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davacının kooperatif üyesi olmadığı tespit edilerek talebinin reddine karar verilmiş, bu hususta mahkemece, davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgelerinin kooperatiften istenildiği, ibraz edildiği, genel kurul tutanakları, hazirun cetvelleri istenildiği, konusunda uzman bir bilirkişi aracılığı ile incelendiği, genel kurul kararları, davacının davalıyı genel kurul toplantılarına çağırıp çağırmadığı, hazirun listelerinde isminin imzasının yer alıp almadığı, anasözleşme ya da alınan bir genel kurul kararı uyarınca davalının kooperatifle bağlantı kurmasını zorunlu kılan başka bir yükümlülüğü varsa yerine getirip getirmediği üzerinde durulduğu, tüm bunlar neticesinde davalının kooperatif üyesi olmadığı değerlendirilerek davacının davalıdan talep edebileceği bir aidat alacağının bulunmadığına kanaat edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi yerinde görülmüş, katılma yoluyla istinaf eden davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı ve katılma yoluyla davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 19/03/2024 tarih ve 2023/237 E. . 2024/297 K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından ayrı ayrı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 26/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25