Kayseri BAM 6. HD 2024/1142 E. 2024/1234 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1142
2024/1234
29 Mayıs 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1142
KARAR NO: 2024/1234
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/02/2024
ESAS NO: 2022/433
KARAR NO: 2024/198
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/05/2024
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/02/2024 tarih ve 2022/433 E - 2024/198 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... ile birlikte ... Limited Şirketi’ni kurduklarını ve 28/03/2012 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığını, 05/03/2012 tarihli karar ile şirket ana sözleşmesinde aynı zamanda şirket ortağı olan... isimli davalının şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunun belirlendiğini, bu tarihten itibaren şirket müdürü olarak görevde bulunan davalının şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatı başlarda başarıyla gösterdiğini, ancak son 2 yıllık süreçte yaşanan tartışmalar ve adli mercilere de yansıyan husumet sebebiyle şirket faaliyetlerine ilişkin bilgi paylaşımı, şirket işlerine ilişkin karar alma süreçlerinde ve özellikle şirket sermayesinin kullanılması noktasında şirket borçlarının ödenmesi, şirkete ait taşınmaz ve sicile kayıtlı taşıtların devrine ilişkin müvekkili ve müvekkilinin ailesini zarara uğratacak şüpheli işlemler yaptığını, bununla beraber departmanlarının görevlendirilmesi ve denetlenmesi, üretim süreçlerine ilişkin rapor tutulması ve bunların yönetime sunulması, finansal planlamanın oluşturulması, genel kurulda alınan kararlarının uygulanması gibi asli görevlerini aksattığını, tarafların çocukları arasında çıkan tartışma nedeniyle davalının oğlu ... 'un kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ceza aldığını, bu olayın hemen sonrasında yine davalının oğlu ... 'un müvekkilini araca ile ezdiğini, bu olay nedeniyle de ceza aldığını, bu olaylar sebebiyle davalı ... 'un şirket ortağı müvekkil ... ile şirket faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belge paylaşımını kestiğini, müvekkili tarafından müdür olan davalı ... 'un sözlü olarak defalarca uyarıldığını, ayırca Bünyan Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yazılı uyarıda bulunduğunu, ancak davalı şirket müdürü ... tarafından T.C. Bünyan Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkilinin söz konusu çözüm taleplerinin reddedildiğini, şirket müdürü ... 'un müvekkil ortak ve aileleri arasında ağır ve ciddi sonuçlar doğuran ve doğuracak türden husumet bulunması sebebiyle şirket menfaatine hareket etme görev ve yükümlülüğünü ihlal etmesi ayrı bir tüzel kişiliği bulunan limited şirketin öz varlığına zarar veren bir durum teşkil etmekte olup davalının söz konusu şirket müdürü olarak görevini gereği gibi yerine getiremeyeceğini gösterir açık hususlar olduğunu, TTK m.5/f.4 hükmü gereğince işbu davanın asliye hukuk mahkemesinde asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiğini, davalının ... Limited Şirketi'ndeki müdürlük görevinden alınmasına, yargılama süresince davalının öncelikli ve ivedi olarak tedbiren müdürlük görevinden alınarak, yargılama süresince şirket ortağı olan davacı müvekkili ... 'un veya mali müşavir bir kimsenin kayyım olarak görevlendirilmesine, her koşulda yargılama süresince şirkete ait taşınmazlar ve sicile kayıtlı araçların üçüncü kişilere devrine ilişkin tedbir konulmasına yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Limited Şirketi’ni idare etmek için kuruluş safhasında (1997 yılı) tek başına müdür olarak atandığını ve halihazırda bu görevini devam ettirdiğini, bu zamana kadarki süreç boyunca müvekkilinin şirket yöneticisi olarak görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirdiğini, şirketin menfaatlerini her zaman gözettiğini, davacının şirket faaliyetlerine ilişkin bilgi paylaşılmadığını, şirket işlerine ilişkin karar alma süreçlerinde ve özellikle şirket sermayesinin kullanımı noktasında şirket borçlarının ödenmesi, şirkete ait taşınmaz ve sicile kayıtlı taşıtların devrine ilişkin olarak kendisini ve ailesini zarara uğratacak şüpheli işlemler yapıldığını, departmanların görevlendirilmesi, denetlenmesi, üretim süreçlerine ilişkin rapor tutulması, bunların yönetime sunulması, finansal planlamanın oluşturulması, genel kurulda alınan kararların uygulanması gibi asli görevlerin aksatıldığını, şirket müdürü olan müvekkilinin görev ve yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirttiğini, ancak bu hususlara ilişkin olarak ispat yükü kendisinde olan davacının tek bir delil dahi sunmadığını, davacı tarafın şirketin içini boşaltma, şirketi stoksuz ve sermayesiz bırakma çabası içinde olup son derece iyi durumdaki şirketin bizzat davacı tarafından zor duruma düşürüldüğünü, nitekim şirkete ait taşınmazların davacı tarafından, şirket müdürü olan müvekkilinin bilgisi dışında üçüncü kişilere kiraya verildiğini ve şirketin araçlarının da davacının ve ailesinin şahsi kullanımında bulunduğunu, davacının haksız bir şekilde şirket araçlarını kişisel yararı için kullanmakta olduğunu ve şirketin taşınmazlarını fiilen başkalarına kiraya vererek şirketi zarara uğrattığını, ancak öte yandan şirketin iyi yönetilmediğini iddia ederek işbu davayı açtığını, bu durumun davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, şirket müdürü olan müvekkilinin temsil ve idare yetkisini özen ve bağlılık yükümü içinde yerine getirdiğini, mali açıdan da şirketin iyi bir durumda ve faaliyetlerine devam ettiğini belirterek davacı tarafından yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde açılan davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Yapılan açıklamadan anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı davalı şirket müdürünün azlini gerektiren haklı sebeplerin varlığını usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Yargılama sonunda toplanan deliller, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ile tüm dosya içeriği değerlendirildiğinde; tarafların ... Limited Şirketi'nin kurucu ortağı olduğu, davalının şirketi tek başlarına temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğu, davacının şirket faaliyetlerine ilişkin bilgi paylaşılmadığını iddiasının ve taraflar ile aileleri arasında ceza mahkemesine yansıyan husumetin bulunmasının şirket müdürünün azlini gerektirmediği, şirket işlerine ilişkin karar alma süreçlerinde ve özellikle şirket sermayesinin kullanımı noktasında şirket borçlarının ödenmesi, şirkete ait taşınmaz ve sicile kayıtlı taşıtların devrine ilişkin olarak davalıyı ve onun ailesini zarara uğratacak şüpheli işlemler yapıldığı, departmanların görevlendirilmesi, denetlenmesi, üretim süreçlerine ilişkin rapor tutulması, bunların yönetime sunulması, finansal planlamanın oluşturulması, genel kurulda alınan kararların uygulanması gibi asli görevlerini aksattığı, şirket menfaatine hareket etme görev ve yükümlülüğünü ihlal ettiği, davalının limited şirketin öz varlığına zarar verdiği, davalının şirket müdürü olarak görevini gereği gibi yerine getirmediği konularına yönelik davacı iddialarının ise usulünce ispatlanamadığı, davalı şirket müdürünün şirkete ait taşınmazı piyasa rayicinde sattığı ve satış bedelinin şirket kayıtlarına girdiğinin yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları ise sabit olduğu, şirketin pandemi koşullarında yeterli kar edememesinin kötü yönetim olarak değerlendirilemeyeceği, şirketin borçlarında ise ciddi azalışlar olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla; açılan davanın reddine..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu karar, eksik inceleme ile verilmiş olup usul ve yasaya aykırılık taşıdığını, dosyada yer alan 19/12/2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınacak nitelik taşımadığını, dosya kapsamında ek rapor talebinin mahkemece reddedilmiş olması eksik inceleme niteliği taşıdığını, rapora konu taşınmaz, her ne kadar müfrez tarla niteliği taşıyor olsa da, imar planı kapsamında konut ve yol olarak planlandığını, bilirkişi raporunda söz konusu taşınmaza ilişkin salt tarla niteliği üzerinden değer tespiti yapılması, söz konusu raporu eksik ve hükme esas alınamaz hale getirdiğini, bu sebeple komşu ve yakın çevredeki E=1.00 Yençok=5 Kat şeklinde planlanmış ve çok katlı apartman yapılanması tamamlanmış taşınmazların değerlerinin de yer aldığı ve rapora konu taşınmaz bakımından kıyaslanabilir içerik ve nitelikte bir bilirkişi raporu düzenlenmesi davanın konusu bakımından elzem olduğunu, dosyada yer alan 03/07/2023 tarihli bilirkişi raporu, açıkça lehe delil niteliği taşımaktayken tamamen eksik inceleme ve hukuki dayanaktan yoksun şekilde değerlendirilerek aleyhe bir rapor gibi gerekçeli kararda hükme esas alındığını, dosyada yer alan 03/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda açıkça yer alan zararların ve garip şekilde şirket ana faaliyetinin neredeyse hiç yapılmadığını gösteren tespitlerin var olma sebebi; müvekkil ve aile üyelerinin mağdur olduğu, davalı ve aile üyelerinin sanık sıfatıyla yargılandığı ceza dava dosyaları olduğunu, dava dilekçesinde ve yargılamanın her aşamasında dile getirdiği üzere müvekkilinin, davalı ... Limited Şirketi’ni kurduklarını, şirketin kuruluşunun, 28/03/2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayınlandığını, 05/03/2012 tarihli karar ile şirket ana sözleşmesinde aynı zamanda şirket ortağı olan ... isimli davalının şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğu belirlendiğini, şirketin 2019-2020-2021 yıllarında zarar etmiş olmasının, husumetin ve kesinleşen mahkumiyet kararlarının mahkemece tamamen yok sayılarak yalnızca pandemi dönemi ile ilişkilendirilmesi herhangi bir hukuki dayanak ya da temele dayanmadığını, tüm bu olaylar sebebiyle, davalı ... 'un şirket ortağı müvekkil ... ile şirket faaliyetlerine ilişkin bilgi ve belge paylaşımını kesmesi üzerine; şirket müdürü davalıya müvekkil ... tarafından defalarca kez sözlü, bir kez de T.C. Bünyan Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile yazılı uyarıda bulunulduğunu, ancak davalı şirket müdürü Hakkı Paksoy tarafından T.C. Bünyan Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu çözüm talepler reddedilmiş, başkaca çözüm girişimleri de ne yazık ki karşılıksız kaldığını, devam eden süreçte söz konusu çözüm girişimleri ve uyarılara rağmen davalının işine karşı umarsız tutumu, şirket bünyesindeki idari ve mali bilgileri şirket orağı müvekkil ile paylaşmaması, ilgili departmanlara ilişkin görev paylaşımı ve bunların denetimini yürütme görevini ihmal etmesi, durumun süreklilik kazandığını gösterdiğini, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/433 E., 2024/198 K. numaralı ve 26/02/2024 tarihli davanın reddine dair kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurduğunu, ilgili kararın davanın kabulü yönünde kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26.02.2024 tarih ve E. 2022/433, K. 2024/198 sayılı kararı hukuka ve usule uygun olması sebebiyle 6100 s. K. m. 353/1-b-1 hükmü doğrultusunda davacının haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dava, limited şirket müdürünün haklı nedenle azli talebine ilişkindir.Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davalı şirket müdürünün haklı nedenlerle azli için gerekli yasal koşulların bulunmaması nedeniyle davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 27/02/2024 tarih ve 2022/433 E . 2024/198 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile, HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 29/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45