Kayseri BAM 6. HD 2024/1091 E. 2024/1201 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1091
2024/1201
23 Mayıs 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1091
KARAR NO: 2024/1201
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/03/2023
ESAS NO: 2022/370
KARAR NO: 2023/185
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Vekâletsiz İş Görmeden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 24/05/2024
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 14/03/2023 tarih ve 2022/370 E - 2023/185 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimi nedeniyle çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile kayyuma devredilen şirketlerden olduğunu, şirketin yönetim ve denetiminin devlet eliyle sürdürüldüğünü, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yapılan ticari faaliyet sonucunda takip dayanağı olan cari hesap ekstresi gereğince müvekkili şirketin davalı şirketten 614.759,97-TL alacağı bulunduğunu, davalı şirketin bu ödemeyi yapması için defalarca görüşüldüğünü, ancak bu görüşmelerden hiçbir sonuç alınamaması üzerine müvekkili şirket tarafından borcun tahsili için icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirketin borcun bulunmadığı ve daha önce yapılan mutabakat ile alacaklı olduğu gerekçesi ile takibe itiraz edildiğini, müvekkili şirketin davalı şirket ile hiçbir mutabakatı bulunmadığını bildirerek itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına ve alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili şirketin 2015 yılından bu tarafa çalıştıklarını, müvekkili şirketin ürettiği kumaşların, davacı şirketten alınan ve ... diye tabir edilen yuvarlak kağıt makaralar üzerine sarıldığını, önceleri davacı şirketin güven ortamını temin etmek amacıyla 2015 yılında ve 2016 yılındaki teslimatlar ile ilgili hiç olumsuzluk tespit edilmediğini, ...lerin ürün maliyeti içindeki payının çok çok düşük olması nedeniyle dikkat çekmediğinden davacı şirketin 2017 yılı ocak ayından itibaren müvekkili şirkete teslim ettikleri ... ilgili aldıkları kantar fişlerini bir kısmını ikiye ayırıp birinci nüshayı fatura ekinde gönderdikten birkaç gün sonra ikinci nüshayı da ayrıca mal teslim etmemiş olmalarına rağmen müvekkili şirkete fatura ederek haksız kazanç sağladıklarını, faturalar incelendiğinde aynı tartıma ait kantar fişlerinin farklı tarihlerde düzenlenen faturalar arasına sıkıştırılarak tahsil edildiğinin görüleceğini, davacı şirketin elindeki üç nüsha kantar fişlerini farklı tarihlerde farklı fişlerin olduğu faturalar arasında mükerrer olarak kullanarak tahsilat yaptıklarını, olayın fark edilmesi üzerine geriye doğru bütün alış veriş tek tek kontrol edilerek faturaların çıkartıldığını ve 2017 yılı ocak ayından sonra düzenlenen faturalarda mükerrer kantar fişlerinin farklı faturalar ekinde kullanıldığının anlaşıldığını, bunun üzerine davacı şirket ile defaatle yapılan görüşmeler neticesinde en son yapılan 23/03/2020 tarihli görüşmede, davacı taraf ile mutabık kalınan konular ve müvekkili şirketten yapılan fazla tahsilat miktarlarının bir protokole bağlandığını, buna göre davacı tarafın müvekkili şirketten 2017/2018/2019/2020 yıllarında toplam 2.779.512,40 kg karşılığı 5.994.121,59-TL fazla tahsilat yapıldığının tespit edildiğini bildirerek davanın reddine ve %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; her ne kadar davacı tarafça davalı hakkında takip konusu cari hesap alacağı nedeni ile alacaklı olunduğu iddia edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra taraf defterlerinin incelenmesi ile 28/11/2022 tarihli bilirkişi raporu alındığı, alınan raporda davacının mükerrer faturalandırması olduğunun belirtildiği, davacının taraflar arasında düzenlenen 23/03/2020 tarihli protokoldeki imzasını inkar etmediği ancak bu imzanın baskı altında verildiğini belirtmesine rağmen buna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu konuda davacı şirket yetkilisinin bir şikayeti olmayıp soruşturmanın da bulunmadığı görülmekle, mükerrer fatura olduğunu davacı bu protokoldeki kendi imzası ile kabul ettiğinden mahkememizce bilirkişi raporundaki mükerrer fatura düzenleme durumuna göre olan değerlendirmeye itibar edilmiş olup, 23/03/2020 tarihli protokol ile davacının mükerrer faturalandırması hep birlikte dikkate alındığında davacının takip nedeni ile alacaklı olmadığı anlaşılmakla davanın reddine, davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK Mad. 67/2 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın REDDİNE, Davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin İİK Mad. 67/2 gereğince reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme vermiş olduğu kararın gerekçesinde taraflar arasında imzalanan protokole göre bir değerlendirme yaparak hataya düştüğünü, söz konusu protokolün içeriği incelendiğinde görüleceği üzere bu protokolde tespit edilen hususlar davalı şirketin tek taraflı hazırladığı gerek davalı şirketin yönetim şekline gerekse ticari hayatın olağan akışına aykırı olaylardan bahsettiğini, bu şirkete elini kolunu sallayarak girilmesi ve hiç teslim edilmeyen malların teslim edilmiş gibi tahsilat yapılması mümkün bulunmadığını, davalı şirket çapındaki firmalarda ürün giriş-çıkışını kontrol etmek amaçlı belirli proğramlar kullanıldığını, bu proğramlar sayesinde satın alma biriminin açmış olduğu siparişin fazlası, mükerrer sipariş veyahut olmayan siparişin faturalandırılması bu proğram marifeti ile tespit edildiğini, bu çaptaki tüm şirketlerin kullandığı sistem olduğunu, yani insan kontrolü haricinde sistemsel bir kontrol de olduğunu, taraflar arasında imzalanan protokolün geçersizliğine ilişkin davalı şirket aleyhine Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/257 E. Sayılı dosyası ile dava açılmış ve bu davada verilen karar hali hazırda Yargıtay incelemesinde olduğunu, bu dosya kapsamanda alınan beyanlar ve toplanan deliller uyarınca adı anılan protokolün geçersizliği ortaya çıktığını, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı maddi ve somut itirazlarımız yerine getirilmeden red kararı verildiğini, bu itibarla bilirkişi raporuna karşı yapmış olduğu; somut itirazlarında da belirttiği üzere bilirkişi raporunun içeriğinden de anlaşılacağı üzere davalı şirket tedarikçilerden mal alımını günlük sipariş ile yaptığını, mal teslimi sonunda şirketin düzenlediği kantar fişlerinin ek olarak faturaya eklendiğini, bu belgelerin depo çalışanına teslim ettiği, depo çalışanın bu faturaları ile kantar fişlerinin uyumlu olduğunu kontrol ettikten sonra onaylanıp muhasebe birimine verdiği, muhasebe biriminin kontrol sonrası kayıtlara işlendiği belirtildiğini, Bu onaylama işlemleri dosyada mevcut bulunan faturalar üzerine konulan "tik" işareti ve "sipariş yok" ibareleri ile de sabit olduğunu, davalı şirketin kurumsal yapısı gözönüne alındığında gerek 3568 Sayılı Kanun kapsamında hem yıllık hem de aylık denetimden geçtiği ayrıca Kamu Gözetimi Kurumu tarafından bağımsız denetçiler ile denetlendiği, ayrıca kendi iç denetimi olduğu konusunda tereddüt bulunmadığını, hal böyle iken davalı şirketin gerekçe olarak sahte kantar fişine dayalı olarak düzenlenen faturalar ile mükerrer tahsilat yapıldığı hususu gerek şirketin denetim ve yönetimi, gerek ticari hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, zira bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere aylık ve yıllık denetime tabi olan bir şirketin 4 yıl sonra kendi beyanları ile oluşturulan GEKAP gerekçesi ile yapılan kontrollerde bu hususun ortaya çıktığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, kaldı ki sahte olarak tabir edilen kantar fişlerinde sahtelik söz konusu olmayıp davalı şirketin kendi düzenlediği ve onayladığı kantar fişlerine karşı sahtelik iddiası dinlenemediğini, davalı şirket her ne kadar kantar fişleri üzerinden savunmasını yapmakta ise de; ısrarla belirttiği üzere müvekkil şirket tarafından kantar fişleri düzenlenmemekte bu kantar fişleri davalı şirket tarafından düzenlenip faturaya eklenerek muhasebeselleştirildiğini, bilirkişi raporunda ek tablo halinde sunulan tablo incelendiğinde belirtilen kantar fişleri ve fatura içerikleri mükerrer olduğu iddia edilen faturaların içeriğinde yazılı malların cins ve ebatları farklı olduğu görüleceğini, bahse konu kantar fişlerinin üzerinde belirtilen faturalara ait herhangi bir bağlayıcı yazı, işaret, rakam ve bilgi olmaması bu kantar fişlerinin bahse konu faturalara ait olup olmadığı veya sonradan eklenip eklenmediği tartışma konusudur. Bununla ilgili savcılık bilirkişi raporunda da aynı şekilde beyan olduğunu, kantar fişlerindeki toplam ağırlık fatura içeriğindeki toplam ağırlıktan kimi zaman fazla kimi zaman ise eksik geldiğini, bu hususların faturalandırma yapıldığı anda ortaya çıkmaması mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından mal alımlarında birden fazla aşamada mal teslimi ve fatura kontrolü de yapıldığı ve sistemsel olarak kontrol edildiği düşünüldüğünde, protokolde geçen hususların doğru olmadığını, böyle kurumsal bir yapıda olan davalı şirkete 1100 adet sahte kantar fişine dayalı fatura kesilmesi ve bu faturaların birden fazla denetim sonucunda kayıtlara işlenmesi mümkün olmadığını, davalı şirket baskın olma özelliği ve yönetiminden kaynaklı kamu gücünü de kullanarak tek taraflı hazırlanan protokolü ve ekindeki bonoları müvekkile imzalattığını, bu hususları içeren itirazların mahkemece değerlendirilmeyip denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığını, belirtilen hususların yerel mahkemece dikkate alınmayarak tek kişiden oluşan bilirkişi raporuna dayanarak vermiş olduğu kararın ortadan kaldırılması için işbu başvuruyu yapma zorunluluğu doğduğunu, istinaf talebinin kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/370 E. 2023/185 K. Sayılı kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafın süresinde itirazı üzerine İİK 67.maddesi uyarınca 1 yıllık yasal süresi içinde açılmış itirazın iptali talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, takibe konu alacağın davacı tarafından yeterli ve kesin delillerle ispat edilememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılığın bulunmadığı ayrıca HMK 355. Md uyarınca resen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususun da tespit edilmediği, bu nedenlerle davacının yukarıda ayrıntıları yazılı olan istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 14/03/2024 tarih ve 2022/370 E . 2023/185 K sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gerekli olan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Kararın dairemiz tarafından taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02