Kayseri BAM 6. HD 2024/1019 E. 2024/1108 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
bam
2024/1019
2024/1108
15 Mayıs 2024
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/1019
KARAR NO: 2024/1108
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/02/2024
ESAS NO: 2021/843
KARAR NO: 2024/200
DAVANIN KONUSU: Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/05/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 16/05/2024
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2024 tarih ve 2021/843 Esas - 2024/200 sayılı kararı davalı ... vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıların dilekçede belirtilen adreste iş yeri faaliyetine devam ederken 15.07.2020 tarihinde ek de sundukları yangın raporundan da anlaşılacağı üzere davacının yan iş yeri komşusu olan davalı ...'a ait ... firmasında çıkan yangının davacının dükkanının da yanmasına sebep olmuş olduğunu, bu yangın sebebiyle davacının firmasında bir takım hasarlar meydana gelmiş olduğunu, olay sonrası Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca 2020/29409 soruşturma numarası ile soruşturma başlatılmış olup dosyada alınan 15/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda iş yeri sahibi davalı ...''nün tali kusurlu, dükkan komşusu davalı ... ... Mobilyanın iş yerinde yangına karşı gerekli önlemleri almaması sebebiyle asli kusurlu olduğu belirtilmiş olduğunu, olayda davacı şirket kusursuz bulunmuş olduğunu, yapılan tahkikat neticesinde Kayseri 1.Asliye Ceza Mahkemesinde 2021/1379 esasla kamu davası açılmış olup dava halen derdest olduğunu, iş yerinde meydana gelen yangın sonrası taraflarından 21/01/2020 tarihinde Kayseri 4.Sulh Hukuk Mahkemesinde 2020/46 Değişik İş dosyası ile kusur ve zarar tespiti talep edilmiş olup tespit neticesinde sadece davacının zararları belirlenmiş ancak tespitte belirlenen zarar bedelleri davalılara tebliğ edilmediği için kesin delil niteliği kazanmamış olup bu sebepten davacının tam zararı tespit edilememiş olduğunu, taraflarından ceza soruşturması bilirkişi raporu 08/01/2021 tarihlinde öğrenilmiş olup 2021/58-2021/2832 arabuluculuk dosya numaraları ile arabuluculuk başvurusu yapılmış olduğunu, 03/02/2021 tarihinde görüşmeler tamamlanmış olup davalılar ile anlaşma mümkün olmamış olduğunu, olayın meydana gelmesinde davalılardan ...'nün dükkan sahibi olarak 6098 sayılı Borçlar kanunu 69. maddesi kapsamında kusursuz sorumluluğu bulunmakta olduğunu, davalı ...'nün dükkan sahibi olarak kusursuz sorumlu olduğu gerçeği açıklananlar gereği ortaya çıkmakta olduğunu, konuyla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/226 esas ve 2015/1766 karar sayılı 16/09/2015 tarihli genel kurul kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, ilam dikkate alındığında da davalının kusursuz sorumluluğu sabit olup ayrıca ilgili ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporunda da davalının tali kusurlu olduğu belirlenmiş olduğunu, bu nedenle davalı ...'nün olayda sorumluluğu kuşku götürmez bir şekilde mevcut olduğunu, davalılardan ... ... ise yangının çıkmasında gerekli önlemi almayıp davacının iş yerine sıçmasına sebep olduğu için sorumlu olduğunu, yangın sonrası davacının iş yeri kullanılamaz hale gelmiş olup olayda hem mallarının zayi olması neticesinde hem de iş yapamaması neticesinde zararı ortaya çıkmış olduğunu, davalı taraflarla yapılan görüşmeler neticesinde davacı şirketin zararlarını ödemeye yanaşmayan davalılar hakkında iş bu davayı açma zarureti hasıl olmuş olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla davacının iş yerinde ve kullandığı malzemeler ile makinelerde meydana gelen diğer tüm zararlarının tazmini için olay tarihi olan 15/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte 10.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava dilekçesinin 3. Bendinde 6098 sayılı Borçlar Kanununun 69. Maddesine dayalı dava açtıkları bildirilmekle söz konusu uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin maliki olduğu dava konusu taşınmaz iki bölümden oluşmakta olduğunu, bölümlerin arası oluklu sac malzeme ile bölünmüş halde olup giriş kapıları farklı olduğunu, davacı dava konusu taşınmazın küçük bölümünü 15/05/2016 tarihinden itibaren kiracı olarak kullandığını, sonrasında taşınmazın tamamını kiralamak istemiş olduğunu, sonrasında halihazırda kullanmakta olduğu bölüme 01/05/2020 tarihinde geçerek taşınmazın tamamını kullanmaktan vazgeçmiş ve küçük olan bölümü tahkiye ettiğini, söz konusu taşınmanın bölümlere giriş çıkış kapıları vasıtası ile gerçekleştirilmesi gerekmekte iken davacı şirket kendisine kolaylık sağlamak adına ortadaki bölmenin kesilmesi suretiyle aradan geçit açmış olduğunu, taşınma işleminden sonra da bölümleri ayıran malzemeyi derme çatma bir şekilde açıklıklar kalması nedeniyle deforme oluştuğunu, davacı tarafından yapılan bu işlem öncesinde yangının kendi alanına sirayet etmesine neden olduğunu, dava konusu olayda zarar gördüğünü iddia eden davacının kendi kusuru ve diğer davalının kusuru ile uygun illiyet bağı kesildiğini, zira davacı şirket yetkilisi tarafından savcılık dosyasında iki bölüm arasında bölmenin yapı denetimine uygun yapmadığını ve tehlike arz eden sektör diğer davalı kiraya verildiği gerekçesi ile müvekkili sorumlu tutulmuş ise de söz konusu iddialarının kötü niyetli olduğunu, söz konusu kiralananın teslimi anında mevcut olduğunu, bu haliyle davacı tarafından kabul edildiğini ve kiralandığını, yangının çıkış sebebi yapıdaki herhangi bir kusurdan kaynaklanmadığını, bu nedenle yangın çıkmasına sebebiyet veren müvekkiline ait taşınmazdaki yapısal bozukluk veya bakım eksikliğinin olmadığını, bu nedenle müvekkilinin bina maliki olarak sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu yangına ilişkin itfaiye raporunda yangının diğer davalıya ait iş yerinde çıktığının belirtildiğini, dolayısıyla diğer davalının kusur ile müvekkili bakımından illiyet bağı kesildiğini, çıkan yangın neticesinde müvekkili büyük zarara uğradığını, müvekkiline ait yapı kullanılmaz hale geldiğini, neticesinde müvekkili taşınmazın çatışını yeniden yaptırmak zorunda kaldığını, tüm duvarların tamir ve boya işlerini yaptırdığını, ayrıca davacının son olarak ödediği kira bedelinden yangın nedeniyle zararı olduğundan bahisle 14.000 TL eksik ödeme yapıldığını, arz ve izah ettikleri nedenlerden müvekkili aleyhine açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu görülmüştür.Davalı ...'un cevap dilekçesi sunmadığı ve böylece HMK madde 128 gereği bütün vakaları inkar etmiş sayılacağı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "......Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, delillerin toplanmasından sonra dava konusu tazminat alacağı nedeni ile davacının alacaklı olup olmadığının tespiti için bilirkişi heyetinden 02/09/2022 tarihli rapor alınmış, rapora itiraz edilmesi üzerine farklı bir heyetten 31/07/2023 tarihli rapor ile 28/11/2023 tarihli ek raporlar alınmış olmakla, her iki heyet raporunda ve Kayseri C. Başsavcılığı’nın 2020/29409 soruşturma sayılı dosyasında alınan raporda da davalıların davacının işyerinde zarara sebep olan yangından sorumlu oldukları değerlendirilmiş ve davacının zararı tespit edilmiş olmakla, son alınan rapor gereğince davacının olay tarihi itibari ile zararının 303.488,82 TL olduğu anlaşılmış, davacı vekilinin 28/12/2023 tarihli ıslah dilekçesi de dikkate alınmış, tarafların tacir olması nedeni ile avans faizi verilmesi gerektiği değerlendirilmiş......" gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile, 303.488,82-TL'nin olay tarihi olan 15/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İşbu kararı davalı ... vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usule ve yasaya aykırı olmakla birlikte aşağıda belirtmiş olduğu istinaf gerekçeleri yönünden kaldırılması gerekmekte olup asıl ve önemle belirtmek istediği gerekçenin ise olay sebebiyle meydana gelen zararın tamamının müvekkiline yükletilmesi kararın özellikle bu gerekçe yönünden incelenmesi gerektiğini, Bilirkişi heyetinden alınan 28/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda ise olay tarihi olan 15.07.2020 tarihinde meydana gelen zarar toplamı 303.488,82 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir." kararın bu yönüyle usul ve yasaya aykırılıklar oluşturduğunu, cevap dilekçesinde ve dosyadaki yazılı ve sözlü beyanlarında tekraren belirttiği üzere yangın olayı gerçekleştikten sonra fabrika hangarları müvekkili tarafından tamir ettirilerek, ortaya çıkan masrafların tamamı müvekkili tarafından karşılanarak, 500.000 TL'ye yakın harcama yapılarak kullanılabilir hale getirildiğini, ancak buna rağmen dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında elektrik tesisatı ve yapıdan kaynaklanan zarar hesabı yapılmış mahkemece bu doğrultuda karar verildiğini, demirbaş sınıfına giren harcamaların tamamının müvekkili tarafından yapılmış olup, taşınmazda kiracı olan davacının demirbaş niteliğindeki harcamaların bedelini talep etmesinin ve mahkemece söz konusu talep doğrultusunda karar verilmiş olmasının kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını, kaldı ki davacı tarafın dava dilekçesinde talep kısmında da davacının "işyerinde ve kullandığı malzemeler ile makinelerde meydana gelen diğer tüm zararların tazmini" yönünde talebi mevcut olup, demirbaş niteliğinde olan ve meydana gelen yangın neticesinde tüm masrafları müvekkili tarafından karşılanıp yenilenen elektrik tesisatı ve yapı hasarları yönünden hüküm kurulmuş olması da açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkemece talepten fazlaya yönelik hüküm kurulmuş olmakla verilen kararın sadece bu yönüyle bile taleple bağlılık ilkesi gereğince açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, 62.983,68 TL Elektrik Tesisatı Zararı ve 78.176,52 TL fabrika hangarında oluşan zararların tamamı yapı maliki olarak müvekkili tarafından karşılandığını, zaten bu tutarların taşınmazın sadece bir bölümünde kiracı olan davacı tarafından karşılanması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi davacı tarafça dava dilekçesinde de bu zararlar bakımından herhangi bir talep de olmadığını, tüm bu nedenlerle 62.983,68 TL Elektrik Tesisatı Zararı ve 78.176,52 TL fabrika hangarında oluşan zararlar bakımından hüküm kurulmasının kesinlikle ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkemece kararın gerekçesinde mülk sahibi olan müvekkilinin yangın konusunda yeterli önlemleri almadığı, zararın oluşmasında veya artmasında yapıda bozukluk ve bakım eksikliğinin etkili olduğu belirtilmişse de karar bu yönüyle de eksik inceleme ve değerlendirme içerdiğini, dava konusu olayda yangının çıkış sebebi yapıdaki herhangi bir kusurdan kaynaklanmamış, yangın çıkmasına müvekkiline ait taşınmazdaki yapısal bozukluk veya bakım eksikliğine sebebiyet vermediğini, bu nedenle müvekkilinin malik olarak sorumluluğu bulunmamasına rağmen mahkemece bu yönde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, yerel mahkeme dosyasına taraflarınca sunulan 12.04.2022 tarihli dilekçede delillerin ve tanıkların bilgilerinin bildirildiğini, mahkemece tanık dinletme talebinin bilirkişi raporu sunulduktan sonra değerlendirilmesine karar verildiğini, sonrasında da tanıkların dinlenilmediğini, taraflarınca bildirilen tanıkların dinlenmemesi neticesinde müvekkilinin savunma hakkının kısıtlanmış olup mahkemece bu hususta herhangi bir gerekçe de belirtilmediğini, yerel mahkemece yargılama esnasında bildirmiş olduğu tanıkların dinlenmesi ve tanık ifadelerinin tüm dosya içeriğiyle birlikte değerlendirilmesi neticesinde bir hüküm kurulması gerekirken söz konusu eksiklikler giderilmeden verilen hüküm eksik inceleme neticesinde verildiğini, taraflarınca bildirilen tanıkların dinlenilmemesi HMK’nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlali olduğunu, Yargıtay 17. HD. 2014/23734 Esas 2015/32 Karar 12.01.2015 tarihli kararı da Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihatları ile aynı doğrultuda olduğunu, yerel mahkeme kararının bu yönüyle de usule ve yasaya aykırı olup yapılacak inceleme neticesinde kaldırılması gerektiğini, mahkemece yapılan yargılama esnasında davacı tarafça her ne kadar dava konusu olay sonrasında Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/46 D. İş dosyasından yaptırılan kusur ve zarar tespiti neticesinde zararlarının belirlenmiş olduğu iddia edilmiş ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da doğrudan bu rapor esas alınmışsa da dosya kapsamında yer alan beyanlarında da önemle belirtmiş olduğu üzere müvekkilinin yokluğunda yapılan keşfin ve keşif neticesinde alınan raporun ve içeriğinin kabulü kesinlikle mümkün olmadığını, kabulü mümkün olmadığı gibi söz konusu delil tespiti neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunun hiçbir şekilde yargılamada değerlendirmeye alınmaması gerekirken, yargılama aşamasında dosyaya sunulan tüm bilirkişi raporları söz konusu D.iş dosyasında sunulan ve müvekkili hakkında herhangi bir hüküm ifade etmeyen rapor baz alınarak hazırlandığını, benzer uyuşmazlığı konu alan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.2010 tarih ve 2010/13-26 E- 2010/73 K sayılı içtihadı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/699 E., 2018/1867 K. sayılı ilamı HMK hükümleri ve yüksek yargı içtihatlarında karşı taraf hazır olmaksızın yapılan ve tebliğ dahi edilmeyen delil tespitinin davada delil olarak kullanılamayacağı açıkça belirlenmiş olmasına rağmen mahkemece yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarının tamamıyla Kayseri 4. SHM 2020/46 D. İş sayılı dosyasındaki müvekkilinin yokluğunda yapılan keşif neticesindeki tespitler üzerinden hazırlandığı göz önüne alındığında bu raporlarda yer alan değerlendirmelerin hükme esas alınabilmesinin mümkün olmadığının açık olduğunu, tüm bu gerekçelerle ve dosya kapsamında yer alan beyanlarını tekrarla mahkemece verilen kararın usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olması, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde verilmiş olduğu, hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması hususları dikkate alındığında kararın taraflarınca kabulü kesinlikle mümkün olmayıp yapılacak inceleme neticesinde kaldırılması gerektiğini belirterek; istinaf dilekçesinde arz ve izah etmeye çalıştığı nedenler ve mahkemece yapılacak inceleme neticesinde re'sen nazara alınacak sebeplerle istinaf başvurusunun kabulü ile usul ve yasaya aykırı olarak verilmiş olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yangının yaşandığı yerin müvekkilinin kullandığı alanla sınırlı olmayıp diğer alanlarla ilgili bir talebin söz konusu olmadığını, ancak davalı tarafça müvekkilinin kullandığı dükkanın yanması sonrası hiç bir demirbaş onarımı yapılmadığını, gerek hangar yapı gerekse elektrik tesisatındaki tüm onarımların müvekkili tarafından yapıldığını, davalı tarafın yargılama boyunca bu hususla ilgili bir iddiada bulunmamış olup ayrıca bir ödeme belgesi de sunamadığını, Kanun gereğince ilk derece mahkemesinde usulüne uygun bir şekilde ileri sürülmeyen vakıalar, istinaf incelemesini yapacak olan istinaf mahkemesi önünde de ileri sürülemeyeceğini, karşı tarafın muvafakati veya ıslah dahi yeni vakıa ileri sürme imkanı vermeyeceğini, tüm bu hususların davalının beyanlarının gerçeği yansıtmadığının göstergesi olup davalının bu istinaf gerekçesi de iyi niyet kuralı ile bağdaşmadığını, zira tüm dilekçeleri ve ıslah dilekçesinde açıkça ilgili yerlere ait onarımın müvekkili tarafından yapıldığı açıkça taraflarından ifade edildiğini belirterek; istinafa cevap dilekçesinde arz ve izah ettiği nedenlerden Kayseri 2. Asliye ticaret Mahkemesi 2021/843 esas 2024/200 karar sayılı 28/02/2024 tarihli kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava; davacının işyerine sıçrayan yangın nedeniyle, davacının uğradığı maddi zararın tazminine ilişkin bulunmaktadır. Dava, davalı ... yönünden TBK 69. maddesine dayanan bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna dayalı tazminat isteminden ibarettir. Davalı ..., yapının maliki olup davacı ve diğer davalı ... bu işyerinde kiracı konumundadır. Davalı ...'in işyerinde başlayan yangının davacının işyerine sıçraması ve zarar vermesi nedeniyle zararın tazmini talep edilmektedir. BK.nun 58/1.maddesi (TBK.nun 69.maddesi) gereğince imal olunan bir şeyin sahibi o şeyin korunmasındaki kusurundan dolayı oluşan zararlardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumludur. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin varlığı durumunda (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi ) sorumluluktan kurtulabilir.TBK. m.69'de öngörülen sorumluluğun söz konusu olması için, yapı eserinin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanan bir zararın doğması gerekir. Eş söyleyiş ile meydana gelen zarar ile yapı eserinin bozukluğu ve ya bakım eksikliği şeklindeki eylem arasında illiyet bağı olması gerekir. Yapı eseri sahibi ancak, davacının kusuru, üçüncü kişinin kusuru ve mücbir sebebin varlığı ile bu illiyet bağının kesildiğini ispatlaması halinde sorumluluktan kurtulabilecektir.Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığının çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran, bir başka deyişle, zarar ile yapımdaki bozukluk ve özen eksikliği arasında uygun “nedensellik bağı”nı kesen nedenler ise mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru ve üçüncü kişinin kusuru olarak belirlenmiştir.6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 69. (818 s. BK 58.) maddesinde düzenlenen bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türü olan özen (olağan sebep) sorumluluğudur. 6098 sayılı TBK'nun 69/1. maddesinde "Bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur" denilmektedir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu, yapı eserinin yapımındaki bozukluğa veya bakımındaki eksikliğe dayanmaktadır. Sorumluluğun doğmasında, yapılıştaki bozukluk-bakım eksikliği ayrımının bir önemi bulunmamaktadır. Zira, malikin sorumlu olması için bakım eksikliği veya yapılıştaki bozukluktan herhangi birinin varlığı yeterli görülmektedir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumlu tutulabilmesi için; yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden zararın doğması, yapım bozukluğu veya bakım eksikliği ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu bakımından bulunması zorunlu unsur olan illiyet bağı yönünden ise, bu bağın kesilmesine yol açacak sebeplerin somut olayda gerçekleşmemiş olması gereklidir. İlliyet bağını kesen sebepler ise; mücbir sebep, zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurudur. Zarar, aradaki illiyet bağını kesecek derecede bir mücbir sebepten, zarar görenin ya da üçüncü bir kişinin kusurundan doğmuş ise yapı malikinin sorumluluğu sözkonusu olmaz (HGK'nun 29.11.2017 tarih, 2017/3-439 Esas ve 2017/1463 Karar).Bina veya yapı eserlerinden doğan sorumluluk için; bina veya sair inşa eserinin maliki olmak ve zararın doğmasında bina veya sair inşa eserinin yapılmasındaki bozukluktan veya bakımındaki bir noksandan meydana gelmesi gerekir. Malikin bina veya sair inşa eserinin tehlike taşımayacak bir durumda bulunmasını sağlama yükümlülüğü, yalnız onu kullananlara karşı değil, herkese karşı mevcut olan bir yükümlülüktür.
Bina malikinin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bina maliki kusurlu ise üçüncü kişinin kusurunun illiyet bağını kesecek ağırlığa erişemeyeceği, öte yandan yangına sebep olan işyerinin davalının kiracısı olması karşısında davalı bina malikinin meydana gelen zarardan sorumluluğu bulunduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2019/11-603 Esas 2022/84 Karar)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında bu durumda, tarafların gösterecekleri, tüm delillerin toplanılması tanıklardan bu yönde açıklayıcı, doyurucu somut bilgiler alınması önem arz etmektedir.Taraflar; davanın başında, dilekçeler aşamasında somutlaştırma yükümlülüğü uyarınca, tanıkları hangi vakıa için dinletmek istediklerini açıkça belirtmek zorundadırlar. Hakim, tanıkların hepsini dinleyebilir veya vakıa hakkında yeterli derecede bilgi edinmiş ise, geri kalan tanıkları dinlemeden hüküm verebilir (Umar Bilge, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2011 s. 727.). Bu husus “Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi" başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 241 inci maddesinde "Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir" şeklinde düzenlenmiştir. Bazı tanıkların dinlenmesi ile, yeter derecedeki bilgi ile vakıa aydınlanmış ise, diğer tanıkların dinlenmesine gerek kalmayacaktır. Somut olaya gelince; davalı ... vekili tarafından tanıkların dinlenmesi talep edilmiştir. Taraflarca ilgili tanığın dinlenmesinden feragat edilmemiştir. Ancak sonraki duruşmalarda tanık dinlenmemiş, tanık dinletilmesi talebinin bilirkişi raporu sonrasında değerlendirilmesine karar verilmiş ve ardından talep red edilmiştir. O halde mahkemece tanıklar dinlenip tanık beyanlarından sonra son rapor sunan bilirkişi heyetine mali müşavirde eklenmek suretiyle davalı bina malikinin kusursuz sorumluluğu olup olmadığı, davacının ağır kusuru olup olmadığı hususları irdelenerek davacının defter ve kayıtlarında tazminini istediği zarar kalemlerinin herhangi bir envanter vs. kaydının olup olmadığı, demirbaş ve elektrik tesisatı zararının davacı tarafından istenip istenemeyeceği, bunların yapıya ait zarar kalemleri olup olmadığı, bunların davacı kiracı tarafından yapılıp yapılmadığı, davalının rapora itirazlarını karşılar mahiyette ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
-
HMK'nın 353/1. a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 28/02/2024 tarih ve 2021/843 Esas . 2024/200 Karar sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,
-
HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
-
İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
-
Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
-
HMK. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.15/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19